Beyaz’ın evinde Ajda’yla Sezen düeti (Hürriyet Gazetesi / Cengiz Semercioğlu)
Beyazıt Öztürk’ün sanat müziği merakını bilirdim de bu kadar olduğunu bilmezdim; bazı akşamlar evinde oturup saz heyetini karşısına alırmış ve tek başına sanat müziği şarkıları söylermiş…
Fotoğrafı düşünün;
Beyazıt büyük bir salonda tek başına oturuyor, karşısında ud, kanun, darbuka, kemandan oluşan 6 kişilik Galata saz heyeti…
Onlar çalıyor Beyazıt söylüyor, sıra zor şarkılara geldiğinde hep birlikte icra ediyorlar.
Bu ’tek kişilik konser’ bir yalnızlık ya da can sıkıntısından kaynaklanmıyor, bu bir ders saati…
“Onlar bana sanat müziğini öğretiyorlar” diyor Beyazıt.
Hangi makamdan hangisine geçilir, hangi sesle söylenir gibi incelikler…
“Albüm mü çıkaracaksın?”
“Öyle bir niyetim yok, sadece sanat müziğini çok seviyorum…”
* * *
Bu kadarla da kalmıyor oturup şarkıların hikayelerini öğreniyor, ne için yazılmış, bestecisi kim, kime yazmış şarkıyı…
Özel hobisi olmuş sanat müziği…
Evde sanat müziği kitapları bile var, şarkı sözleri, makamları, bestecilerini anlatan…
Sezen Aksu kitabı görünce kahkahayı patlattı, kaldırıp şöyle bir kenara attı; “Burada kitap gibi ablan var gel öğretsin sana” diyerek…
Daha saat gece 12’ydi ve Sezen Aksu’nun kitap gibi olduğunu ilerleyen saatlerde öğrenecektik.
“Bu benim İzmir’deki ilk aşkımın en sevdiği şarkı”…
“Bu benim hocamın bestesi” diyerek Türk musikisinin en zor şarkılarını söyledi sabahlara kadar…
Bu kadın için “sesini kaybediyor” falan diyorlar ya, o gece muhabbet bölümlerini ayıklayıp sadece şarkıları kaydedecek bir teybim olsaydı, “gerçekten sesini kaybetmiş, buyrun bakın” diye önünüze koyardım…
Aslında Sezen’e değil Ajda Pekkan’a şaşırdım ben.
Türk popunun ilk büyük batılı prototipi, nihaventten girdi hicazdan çıktı.
Yeri geldi saz heyetine fırçayı bastı; “Erkek sesinden çalıyorsunuz” diye.
* * *
Gördüm ki hem Sezen’in hem Ajda’nın söylemeyi en az sevdiği şarkılar, kendi şarkıları…
“Ajda şarkısı dışında ne isterseniz çalın” dedi Pekkan…
Bir ara saz heyeti Ünzile’ye yeltendi.
Ayağa fırladı Sezen Aksu; “İstemem, doğduğumdan beri bu kadını dinliyorum ben” diyerek.
Tek bir Sezen tek bir Ajda şarkısı çalınmadı o gece…
Gördük ki Beyazıt’ın repartuarı da iyiymiş, en zor şarkılarda eşlik etti Aksu ve Pekkan’a…
Peki nereden çıktı böyle bir gece…
Dedim ya Beyazıt bazen tek başına bazen arkadaşlarıyla böyle sanat müziği geceleri yaparmış.
“Bu sefer Ajda ve Sezen gelecek” dedi…
Beyazıt’ın evindeki bu büyük konserin seyircileri de Meral Okay, ben ve İrfan Şahin…
* * *
Peki sadece müzik mi vardı gecede?
Valla nasıl göbek atıldığını, dedikoduları, anıları, geyikleri unuttum… Ama şu kadarcık bir olay anlatayım.
Bir ara Sezen Aksu çok havlayan komşu köpeğinin kulağını nasıl ısırdığını anlatıyordu bize.
Tam o sırada Beyazıt’ın köpeği Kızım havlamaya başlamasın mı?..
Fırladığı gibi Sezen Aksu ayağa, geçti Kızım’ın karşısına…
Hem havlıyor hem “Senin de mi kulağını ısırayım” diyor…
Kızım şaşırdı kaldı ve hızla alt kata dört yavrusunun yanına koştu.
Bu arada Mithatcan yeni bir köpek getirmiş Sezen Aksu’ya, “İlk başta Cano’ya ihanet ediyormuşum gibi oldu ama bu da çok manyak bir şey” diyor…
Belki konserlerde onu da görürüz yakında…
Böyle kah müzik, kah muhabbetle sabahı bulduk…
Geceden geriye şöyle bir fotoğraf karesi kaldı aklımda;
Ajda Pekkan kanepede oturuyor ve dilinde şu şarkı; “Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar”…
Sezen Aksu yere oturmuş, başını Ajda’nın dizlerine koymuş…
Ajda küçük bir kız çocuğu gibi Sezen’in saçlarını okşuyor…
Sezen’in gözleri kapalı, belli belirsiz şarkıya eşlik ediyor;
“Yeryüzünde sizin kadar yalnızım”…
Beyazıt kulağıma eğildi; “Şöyle bir manzara var mı, ömrünü uzatır insanın böyle anlar” dedi…
Hürriyet Gazetesi / Cengiz Semercioğlu
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/10345471.asp