Abdulbasit Abdussamed Fatır Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Fatır Suresi

Fatır suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. elhamdü lillahi fatıris
Semavati vel erdı caılil melaiketi
Rusülen ülı ecnihatim mesna ve
Sülase ve ruba’ yezıdü fil halkı
Ma yeşa’ innellahe ala külli
Şey’in kadır
2. ma yeftehıllahü lin nasi mir
Rahmetin fe la mümsike leha ve ma
Yümsik fe la mürsile lehu mim
Ba’dih ve hüvel azızül hakım
3. ya eyyühen nasüzküru
Nı’metellahi aleyküm hel mim
Halikın ğayrullahi yerzükulüm
Mines semai vel ard la ilahe illa
Hüve fe enna tü’fekun
4. ve iy yükezzibuke fe kad
Küzzibet rusülüm min kablik ve
İlellahi türceul ümur
5. ya eyyühen nasü inne va’dellahi
Hakkun fe la teğurrannekümül
Hayatüd dünya ve la
Yeğurranneküm billahil ğarur
6. inneş şeytane leküm adüvvün
Fettehızuhü adüvva innema yed’u
Hızbehu li yekunu min ashabis
Seıyr
7. ellezıne keferu lehüm azabün
Şedıd vellezıne amenu ve amilus
Salihati lehüm mağfiratüv ve
Ecrun kebır
8. e fe men züyyine lehu suü
Amelihı fe raahü hasena fe
İnnellahe yüdıllü mey yeşaü ve
Yehdı mey yeşaü fe la tezheb
Nefsüke aleyhim haserat innellahe
Alımüm bima yasneun
9. vallahüllezı erseler riyaha fe
Tüsıru sehaben fe suknahü ila
Beledüm meyyitin fe ahyeyna bihil
Erda ba’de mevtiha kezaliken nüşur
10. men kane yürıdül ızzete fe
Lillahil ızzetü cemıa ileyhi
Yas’adül kelimüt tayyibü vel
Amelüs salihu yerfeuh vellezıne
Yemkürunes seyyiati lehüm azabün
Şedıd ve mekru ülaike hüve yebur
11. vallahü halekaküm min türabin
Sümme min nutfetin sümme cealeküm
Ezvaca ve ma tahmilü min ünsa ve
La tedau illa bi ılmih ve ma
Tahmilü min ünsa la tedau illa bi
Ilmih ve ma yüammeru min
Müammeriv ve la yünkasu min
Umurihı illa fı kitab inne zalike
Alellahi yesır
12. ve ma yestevil bahrani haza
Azbün füratün saiğun şerabühu
Ve haza milhun ücacve min küllin
Te’külune lahmen tariyyev ve
Testahricune hılyeten telbesuneha
Ve teral fülke fıhi mevahıra li
Tebteğu min fadlihı ve lealleküm
Teşkürun
13. yulicül leyle fin nehari ve
Yulicün nehar fil leyli ve
Sehhareş şemse vel kamera küllüy
Yecrı li ecelim müsemma
Zalikümüllahü rabbüküm lehül
Mülk vellezıne ted’une min dunihı
Ma yemlikune min kıtmır
14. in ted’uhüm la yesmeu
Düaeküm ve lev semiu mestecabu
Leküm ve yevmel kıyameti
Yekfürune bi şirkiküm ve la
Yünebbiüke mislü habır
15. ya eyyühen nasü entümül
Fükaraü ilellah vallahü hüvel
Ğaniyyül hamıd
16. iy yeşe’ yüzhibküm ve
Ye’ti bi halkın cedıd
17. ve ma zalike alellahi bi azız
18. ve la teziru vaziratüv vizra
Uhra ve in ted’u müskaletün ila
Hımliha la yuhmel minhü şey’üv
Ve lev kane za kurba innema
Tünzirullezıne yahşevne rabbehüm
Bil ğaybi ve ekamus salah ve men
Tezekka fe innema yetezekka li
Nefsih ve ilellahil mesıyr
19. ve ma yesteil a’ma vel besıyr
20. ve lez zulümatü ve len nur
21. ve lez zıllü ve lel harur
22. ve ma yestevil ahyaü ve lel
Emvat innellahe yüsmiu mey yeşa’
Ve ma ente bi müsmiım men fil
Kubur
23. in ente illa nezır
24. inna erselnake bil hakkı
Beşırav ve nesıra ve im min
Ümmetin illa hala fıha nezır
25. ve iy yükezzibuke fe kad
Kezzebellezıne min kablihim
Caethüm rusülühüm bil kitabil
Münır
26. sümme ehaztüllezıne
Keferu fe keyfe kane nekır
27. e lem tera ennellahe enzele
Mines semai maa fe ahracna bihı
Semeratim muhtelifen elvanüha ve
Minel cibali cüdedüm bıduv ve
Humrum muhtelifün elvanüha ve
Ğarabıbü sud
28. ve minen nasi ved devabbi vel
En’ami muhtelifün elvanühu kezalik
İnnema yahşellahe min ıbadihil
Ulema’ innellahe azızün ğafur
29. innellezıne yetlune
Kitabellahi ve ekamus salete ve
Enfeku mimma razaknahüm sirrav va
Alaniyetey yercune ticaratel len
Tebur
30. li yüveffiyehüm ücurahüm ve
Yezıdehüm min fadlih innehu
Ğafurun şekur
31. vellezı evhayna ileyke minel
Kitabi hüvel hakku müsaddikal lima
Beyne yedeyh innellahe bi ıbadihı
Le habırum besıyr
32. sümme evrasnel
Kitabellezınestafeyna min ıbadina
Fe minhüm zalimül li nefsih ve
Minhüm muktesıdve minhüm sabikum
Bil hayrati bi iznillah zalike
Hüvel fadlül kebır
33. cennatü adniy yedhuluneha
Yühallevne fiha min esavira min
Zehebiv ve lü’lüa ve libasühüm
Fıha harir
34. ve kalül hamdü lillahillezı
Ezhebe annel hazın inne rabbena le
Ğafurun şekur
35. ellezı ehallena daral mükameti
Min fadlih la yemessüna fıha
Nesabüv ve la yemessüna fıha
Lüğub
36. vellezıne keferu lehüm naru
Cehennem la yukda aleyhim fe yemutu
Ve la yühaffefü anhüm min azabiha
Kezalike neczı külle kefur
37. ve hüm yastarihune fıha
Rabbena ahricna na’mel salihan
Ğayrallezı künna na’mel e ve lem
Nüammirküm ma yetezekkeru fıhi
Men tezekkera ve caekümün nezır
Fe zuku fe ma liz zalimıne min
Nesıyr
38. innellahe alimü ğaybis semavati vel
Ard innehu alımüm bi zatüs sudur
39. hüvellezı cealeküm halaife
Fil ard fe men kefera fe aleyhi
Küfruh ve la yezıdül kafirıne
Rüfruhüm ınde rabbihim illa makta
Ve la yezıdül kafirıne küfruhüm
İlla hasara
40. kul eraeytüm
Şürakaekümüllezıne ted’une min
Dunillah erunı maza haleku minel
Erdı em lehüm şirkün fis semavat
Em ateynahüm kitaben fehüm ala
Beyyinetim minh bel iy yeıdüz
Zalimune ba’duhüm ba’dan illa
Ğurura
41. innellahe yümsiküs semavati
Vel erda en tezula ve lein zaleta in
Emsekehüma min ehadim mim ba’dih
İnnehu kane halımen ğafura
42. ve aksemu billahi cehde
Eymanihim lein caehüm nezırul le
Yekununne ehda min ıhdel ümem
Felemma caehüm nezırum mazadehüm
İlla nüfura
43. istikbaran fil erdı ve mekras
Seyyi’ ve la yehıykul mekrus
Seyyiü illa bi ehlih fe hel
Yenzurune illa sünnetel evvelın fe
Len tecide li sünnetillahi tebdıla
Ve len tecide li sünnetillahi
Tahvıla
44. e ve lem yesıru fil erdı fe
Yenzuru keyfe kane akıbetüllezıne
Min kablihim ve kanu eşedde minhüm
Kuvveh ve ma kanellahü li yu’cizehu
Min şey’in fis semavati ve la fil
Ard innehu kane alimen kadıraw
45. ve lev yüahızüllahün nase
Bima kesebu ma terake ala zahriha
Min dabbetiv ve lakiy yüahhıruhüm
İla ecelim müsemma fe iza cae
Ecelühüm fe innellahe kane bi
Ibadihı besıyra
Meali
35 – fâtır sûresi
Mekkede indirilmiş olup 45
Âyettir. allah teâlanın
Yaratıcılığını bildiren ve ilk
Âyette geçen fâtır isminden
Dolayı bu isimle
Adlandırılmıştır.
Bu sûrede allah’ın varlığına,
Birliğine, hikmet ve kudretine
Delalet eden çeşitli deliller
Gözler önüne serilir. allah’ın
Yarattığı tabiatı iyi
İnceleyenlerin o’nu lâyıkıyla
Tanıyıp tazim edecekleri, bir
Sonuç halinde bildirilir (âyet:
28). şirk çürütülür. bu
Gerçekler, bazı meseller
Aracılığı ile de müşahhas hale
Getirilir. vahye kulak verip
Âhirete hazırlananları bekleyen
Mutluluk ile kâfirleri bekleyen
Kötü âkıbet hatırlatılır.
İnsanların çoğunun
Nankörlüğüne rağmen allah’ın
Onlara mühlet verdiği
Hatırlatılarak onlar, bu fırsat
Değerlendirmeye çağırılır.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – hamd, gökleri ve yeri yaratan
Ve melaikeyi ikişer, üçer,
Dörder kanatlı elçiler yapan
Allah’a mahsustur. o,
Yaratıklarından, istediğine,
Dilediği kadar fazla özellikler
Verir, çünkü o herşeye kadirdir.
Buradaki kanat sayıları, tahsis
İçin olmayıp, çokluğu beyan
Etmek için misal kabilindendir.
Zaten hemen peşinden gelen
‘yaratmada dilediği kadar fazla
Özellikler verir” kısmı da bunu
Teyid etmektedir.
Nitekim hadis-i şerifte, peygamber
Efendimizin cibril’i ufku kaplayan
Altıyüz kanadıyla gördüğü
Bildirilmiştir.
Âyet hilkatteki çeşitliliğe
İşaret buyurmaktadır: mesela:
Güzel yüzler, güzel sesler,
Güzel saçlar, güzel hatlar,
Gözlerde güzellik, boy ve endamda
Hoşluk, incelik, biçimde
Uyumluluk, organlarda tamamlık,
Güçte şiddet, akılda keskinlik,
Görüşte ve düşüncede
Verimlilik ve bereket, kalbde
Cesaret, ruhta hoşgörü, dilde
Güzel ifade, konuşmada yeterlilik,
Çeşitli kabiliyetler, işte
Beceriklilik ve maharet… ve daha
Bunlar gibi nice mükemmellikler
Sadece insan yaratılışıyla
İlgili çeşitliliğe misal
Kabilindedir. bunlara kuşlar,
Balıklar, kelebekler, atlar,
Aslanlardan, dünyayı yaldızlayan
Envaı türlü çiçekler ve
Bitkiler âlemini, zerrelerden,
Atomlardan galaksilere kadar
Makrokozmozu dolduran
Çeşitlilikleri ilave edersek bu
Âyetin ne geniş bir âleme pencere
Açtığını anlayabiliriz.
2 – allah’ın insanlara
Göndereceği herhangi bir nimeti
Engelleyip tutacak güç bulunmaz.
Onun vermediğini ise gönderecek
Kuvvet yoktur. o, öyle azîz ve
Hakîmdir (mutlak galiptir, tam
Hüküm ve hikmet sahibidir).
3 – ey insanlar allah’ın
Üzerinizdeki nimetlerini
Hatırlayın: düşünün:
Göklerden ve yerden sizi
Rızıklandıran allah’tan başka
Bir yaratıcı mı var?
Ondan başka tanrı yoktur. böyle
İken nasıl oluyor da (imandan
İnkâra) çevriliyorsunuz?
4 – eğer seni yalancı sayarlarsa
Buna üzülme. senden önceki
Peygamberler de yalanlandı. bütün
İşler nihai hüküm için allah’a
Götürülür.
5 – ey insanlar allah’ın vaadi
Elbette gerçektir, öyleyse sakın
Dünya hayatı sizi aldatmasın; o
Çok hilekâr şeytan da allah’ın
Kerem ve merhametini ileri sürerek
Sizi aldatmasın. [31,33; 57,14]
Şeytan birçok kere insanı: ‘allah
Kerîmdir, senin ibadetine ihtiyacı
Yoktur. o gafurdur, rahîmdir”
Diyerek günahlara veya ‘o herşeye
Vekildir” diyerek tembelliklere
Sürükleyip, imkânlarını
Kötüye kullanmaya sevketmek ister.
Gerçi allah’ın bu vasıfları
Vardır. fakat öyledir diye mağrur
Olup aldanmak, allah’a saygı
Göstermemek, onun izzet ve celalini
Hesaba katmamak, allah’ın
Cezasını tanımamak gibi bir
Cinayet işlemek olmaz. keza
Allah’ın iman edip makbul işler
İşleyen kullarına verdiği imkân
Ve derecelerden de göz göre göre
Bir mahrumiyete kimsenin razı
Olmaması gerekir.
6 – şeytan sizin düşmanınızdır,
Öyleyse siz de onu düşman kabul edin.
O kendi taraftarlarını, cehennemlik
Olmaya dâvet eder. [18,50; 36,60]
7 – kâfirlere şiddetli
Bir ceza vardır.
İman edip güzel ve makbul işler
Yapanlara ise bir mağfiret ve
Büyük bir mükâfat vardır.
8 – hiç kötü işleri kendisine
Güzel görünen kimse, iyilik edip
Dürüst işler işleyen kimse gibi
Olur mu?
Allah dilediğini sapıklık içinde
Bırakır, dilediğini doğru yola iletir.
O halde insanlardan ötürü
Üzülüp kendini mahvetme çünkü
Allah onların bütün
Yaptıklarını bilir.
9 – allah o yüce zattır ki
Rüzgârlar gönderir. onlar bulutu
Kaldırır, derken onu ölü bir
Beldeye sevkederiz ve onunla
Ölümünden sonra dünya yüzüne
Hayat veririz.
İşte ölülerin
Diriltilmesi de böyledir.
10 – kim izzet istiyorsa bilsin ki
İzzet tamamiyle allah’ındır.
Güzel ve temiz sözler o’na
Yükselir. amel-i salihi, güzel ve
Makbul işi de allah yükseltir.
Kötü işleri gizlice tasarlayıp
Kuranlara şiddetli azap vardır.
Onların kurdukları bütün tuzaklar
Mahvolur. [4,139; 10,65; 63;8]
Âyette muhtemel olan
Birkaç anlam vardır.
1-mealde tercih ettiğimiz durum:
Güzel söz doğrudan allah’ın
Katına çıkar amel-i salih ise
Allah’ın onu yükseltmesine
Bağlıdır. 2-güzel sözü
Yükselten amel-i salihtir. söz
Ancak eylemle değer kazanır.
Hadiste ‘allah sözü amelsiz kabul
Buyurmaz” buyurmuştur. 3-amel-i
Salih, amilini yükseltir. kim izzet
İstiyorsa, amel-i salih işlesin,
Zira kula şeref ve izzet veren,
Budur.
Kısacası, izzet elde etmek hem
Sözde, hem de işte ortaya çıkan
İtaatla olur, yoksa gurur,
Tembellik, şeytanlık ve
Kötülüklerle değil.
11 – allah sizi (atanız âdemi)
Topraktan, sonra(ki nesilleri de)
Nutfeden yarattı. sonra sizi çift
Çift yaptı.
Onun bilgisi dışında hiçbir dişi ne
Hamile kalır, ne de doğurur.
Herhangi bir canlının ömrünün
Uzaması veya kısaltılması da
Mutlaka bir kitapta yazılıdır.
Bütün bunlar, allah’a göre, elbette
Pek kolaydır. [6,59; 3,8-9]
12 – (allah sınırsız miktarda
Birbirinden farklı varlıkları
Yaratabilir. bu cümleden olarak)
İki denizin suyu bir olmaz: şu
Tatlı, içimi afiyetli, boğazdan
Kayıverir, o ise tuzlu, acıdır.
Bununla beraber her iki denizden de
Taptaze et yersiniz ve
Takındığınız inci gibi süs
Eşyası çıkarırsınız.
Allah’ın lütfundan nasip arayıp
Bulmak için gemilerin suları
Yardığını, denizlerde devamlı
Dolaştıklarını görürsün.
Umulur ki bütün bu nimetlere
Şükredersiniz. [55,22-23]
13 – o gâh gündüzü kısaltarak
Geceyi uzatır, gâh geceyi
Kısaltarak gündüzü uzatır.
Güneş ve ayı emri altında
Hizmete koşturan da o’dur.
Bunlardan her biri belirlenmiş bir
Vâdeye kadar akıp gider.
İşte bütün bunları yapan,
Rabbiniz olan allah’tır.
Hâkimiyet o’nundur. ey müşrikler
Sizin o’ndan başka
Yalvardığınız putlar ise bir
Çekirdek zarına bile
Hükmedemezler.
14 – şayet siz onlara
Seslenirseniz çağrınızı
İşitemezler, eğer işitseler bile
İcabet edemez, size cevap
Veremezler.
Kıyamet günü ise sizin
Kendilerini, ibadette allah’a ortak
Saymanızı reddedeceklerdir.
Hiç kimse sana, herşeyi bilen
Allah’ın gerçekleri bildirmesi
Gibi haber verilemez. [46,5-6;
19,81-82]
15 – ey insanlar siz hepiniz
Allah’a muhtaçsınız.
Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her
Türlü övgülere ve hamdlere
Lâyık olan ise ancak allah’dır.
İnsanın nazik bir yaratılışı
Olduğundan (4, 28) hangi mertebede
Olursa olsun allah’a muhtaç
Olmaktan kurtulamaz. emaneti
Taşıyan insan ruhunun duyduğu
İhtiyaçlar o kadar çoktur ki, onun
Yanında diğer mahlûklara fakir
Bile denmez. insanın bu
Sınırsız ihtiyaçlarını tatmin
Edecek allah’dan başka mabud
Bulunmaz.
16-17 – o dilerse sizi ortadan
Kaldırır ve yerinize başka
Mahlûklar yaratır. bunu yapmak
Allah’a zor değildir.
18 – hiç kimse bir
Başkasının günahını
Yüklenmez.
Eğer çok ağır bir yük altında
Ezilen biri, taşıma işinde
Başkasını yardıma çağırırsa,
Yükünden az bir kısmını bile
Taşımayı kabul etmez.
İsterse yardıma çağırdığı onun
Yakın bir akrabası olsun
Sen ancak rablerini görmedikleri
Halde o’nu tazim eden ve
Namazlarını hakkıyla ifa edenleri
Uyarırsın (yani senin uyarman,
Peşin hükümlü inatçılara
Değil, ancak böyle yapmaya yatkın
Olanlara fayda verir).
Kim günahlarından temizlenir,
Arınırsa kendi lehine olarak
Arınır. hepinizin dönüşü
Allah’adır.
‘bi’l-gayb” hakkında başka
Muhtemel tefsirler de vardır:
1.insanlardan uzak, yalnız iken de
Allah’ı tazim ederler. 2.azabını
Görmedikleri halde, rab’lerinin
Azabından korkarlar.
Bu âyet 29,13 âyetine aykırı
Değildir. çünkü o âyet sapmadan
Başka, başkalarını saptırmak
Günahının cezasını
Bildirmektedir. saptırma günahı
Da, sapma günahı gibi insanın
Kendi günahı olduğundan kendisine
Yüklenecektir.
19-22 – görenle görmeyen
(âma) bir olmaz.
Karanlıklarla aydınlık,
Gölge ile sıcak,
Dirilerle ölüler de bir olmaz
(müminlerle kâfirler bir olmaz.)
Allah, dilediği kimseye hakkı
İşittirir, sen kabirde olanlara
Sesini elbette işittiremezsin.
[11,24]
23 – sen sadece uyarıcı
Bir peygambersin.
24 – evet, biz seni gerçeğin ta
Kendisine malik olarak, rahmetle
Müjdeleyen ve kâfirleri azapla
Uyaran bir peygamber olarak
Gönderdik.
Zaten uyaran bir peygamber gelmiş olmayan
Hiçbir ümmet yoktur. [16,36; 13,7]
25 – eğer seni yalancı sayarlarsa,
Üzülme. bu yeni bir şey değil.
Onlardan öncekiler de gerçeği
Yalan saymışlardı. resulleri
Onlara parlak deliller, kitaplar ve
Özellikle aydınlatıcı bir
Kitapla gelmişlerdi. (amma nafile )
26 – sonra da beni inkâr edenleri
Tutup cezaya çarptırdım. benim
Reddedişim nasıl olurmuş,
Görsünler bakalım
27 – görmezmisin ki allah gökten
Bir su indirir. onunla rengârenk,
Çeşitli meyveler yetiştiririz.
Dağlardan da beyaz, kızıl, siyah
Ve türlü türlü renklerde yollar
Varetmişizdir.
28 – insanlardan, hayvanlardan ve
Davarlardan yine böyle türlü
Renklerde olanlar vardır.
Kulları içinde ancak âlimler,
Allah’ı lâzım geldiği tarzda
Tazim ederler. muhakkak ki allah,
Azîz ve gafurdur (mutlak galiptir,
Çok affedicidir).
Kur’ân, allah’ı tanıtırken kalbe
Hitab ettiği gibi birçok defa da
Akla hitab eder. içinde
Yaşadığımız âlemin fizik
Yapısının iyice incelenmesini
İster. böylece allah’ın rahmet,
Kudret, hikmet ve san’atının
Oradaki görünümlerini de dikkat
Nazarlarına sunar.
Bu iki âyette muhataplar, bitkiler
Âleminde, yer küresinin
Kabuğunda, dağlarda ve
Topraklarda, insanlar ve hayvanlar
Âleminde tezahür eden muazzam ve
Muhteşem çeşitliliği incelemeye
Dâvet edilmektedirler. aynı su ile
Sulanan, aynı toprakta yetişen,
Aynı güneşten yararlanan bitkiler
Âleminde birbirinden güzel
Desenler, renkler, şekiller,
Tatlar, kokular, özellikler ve
Faydalar…
Madenlerin depoları olan damar
Damar dağlardaki farklı toprak
Yapıları, renkler, çeşitler,
Özellikler, faydalar… sadece bir
Petrolün milyonlarca yıllarla
İfade edilen oluşumunu, mermer
Damarlarında nakkaş-ı ezelinin
Tecellilerini düşünelim: o harika
Renkler, şekiller, sağlam, muhkem
Özellikler.
İnsanların ihtiyaçları için
Hazırlanmış demir, bakır,
Altın, gümüş, krom, çinko,
Kurşun, fosfat, kalay, uranyum,
Volfram, kömür, boraks…
Filizleri ve yatakları…
Trilyonlarca yaratıkların
Yüzbinlerce yıl boyunca muhtaç
Oldukları ne varsa hazırlanmış.
Tesadüfe en ufak bir yer
Bulunabilir mi? azıcık bilenin
Buna ihtimal vermesi mümkün
Değil. o sadece bu âyette
Bildirildiği gibi yüce yaradanın
Azametine hayranlık duymaktan
Başka bir şey yapamaz. böylece
Kur’ân fizik, kimya, jeoloji,
Botanik, zooloji gibi tabiat
Bilimlerini bu ve başka birçok
Âyetle teşvik eder, ta ki kâinat
Kitabının okunmasına kapılar
Aralasın.
29 – allah’ın kitabını okuyup
Ona uyanlar, namazı hakkıyla ifa
Edenler ve kendilerine nasib
Ettiğimiz imkânlardan, gizli ve
Aşikâr olarak hayır yolunda
Harcayanlar, ziyan ihtimali olmayan
Bir ticaret umarlar.
30 – çünkü allah onlara
Mükâfatlarını tam tamına
Verecek, üstelik lütfundan onlara
Fazlasını da ihsan edecektir. zira
O gafurdur, şekûr’dur (kusurları
Bağışlar, kulların amellerini ve
Şükürlerini kabul edip
Fazlasıyla karşılık verir).
31 – ilahi kitaplar içinde sana
Vahyettiğimiz bu kitap da, daha
Önceki kitapları tasdik eden ve
Gerçeğin ta kendisi olan bir
Kitaptır.
Allah kullarının bütün yaptıklarından
Haberdar olup onları görmektedir.
32 – sonra biz, kitabı seçtiğimiz
Kullarımıza miras verdik.
Onlardan kimi nefsine zulmeder. kimi
Mûtedildir, orta yolu tutar. kimi
De allah’ın izniyle hayırlarda
Öne geçer. işte büyük lütuf
Budur.
33 – (onların mükâfatları) adn
Cennetleridir. oraya girerler, orada
Altın bilezikler, incilerle
Süslenirler, elbiseleri de
İpektendir.
34 – şöyle derler: hamdolsun
Bizden her türlü endişeyi gideren
Allah’a. gerçekten rabbimiz
Gafurdur, şekûrdur (çok
Affedicidir, kullarının
Mükâfatlarını fazlasıyla
Verir).
35 – çünkü o, lütfu ile bizi
Devamlı kalınacak olan yerde
Yerleştirdi. burada artık bize ne
Yorgunluk olacak, ne de usanç
Gelecek.
36 – kâfirlere ise cehennem
Ateşi var. ne ölüm hükmü
Verilir ki ölsünler, ne de ateşin
Azabı hafifletilir.
Biz işte allah’ı ve nimetlerini
İnkâr eden her nankörü böyle
Cezalandırırız. [20,74; 43,74-77;
17,97; 78,30]
37 – onlar orada imdad istemek
İçin şöyle feryad ederler:
‘ey ulu rabbimiz ne olur, çıkar
Bizi buradan, dünyaya geri gönder
De, daha önce yaptıklarımızdan
Başka, güzel ve makbul işler
Yapalım ”
Allah onlara şöyle buyurur: ‘biz,
Size, düşünüp ibret alacak,
Gerçeği görecek kimsenin
Düşüneceği kadar bir ömür
Vermedik mi?
Hem size peygamber de gelip uyardı.
Öyleyse tadın azabı zalimlerin
Hiç bir yardımcısı yoktur ”
[40,11-12] [43,77-78; 17,15; 67,8-9]
Tecrübe ve imtihan zamanı olan bu
Süreyi yaşayan kimse için,
Yaratanını bilmemekte bir özür
Kalmamıştır. bu süre hakkında
Çeşitli rivayetler vardır. bir
Hadis-i şerif bunu altmış yaş
Olarak belirler: ‘kıyamet günü
‘altmış yaş yaşayanlar
Nerede?” diye nida edilir. zira
Allah teâlanın bu âyetindeki
‘ömür” den kasdedilen müddet
Budur”
Bir hadiste de: ‘allah bir insana
Altmış sene ömür verince, artık
Bu hususta o kulunun mazeret ileri
Sürmesine imkân
Bırakmamıştır” buyurulur.
Bu hadis çokça vaki bir durumu
Bildirmek içindir. daha az
Görülen başka durumlar da
Vardır. başka yaş bildiren
Rivayetler var ise de, allah’u
Âlem: ‘büluğdan sonra her ölen
Hakkında, bu süre gerçekleşmiş
Demektir.” altmış, hz.
Peygamberden rivayet edildiği
Üzere en üst sınır demektir.
Yani bundan sonra kâfirliğe hiç
Mazeret kalmıyor demektir.
38 – allah göklerin ve yerin
Gayblarını bilir. o insanların
Kalplerinde olanları da tamamen
Bilir.
39 – sizi dünyada halifeler, yani
Yöneticiler yapan o’dur.
Kim inkâr ederse onun
Küfrü kendi aleyhinedir.
Kâfirlerin inkârı, rab’leri
Nezdinde kendilerine gazaptan başka
Bir şey artırmaz.
Kâfirlerin inkârı onların sadece
Zararlarını fazlalaştırır.
[35,39; 6,165]
Mekke’de bu sûrenin nazil olduğu
Zaman düşünülürse âyetin bir
Mûcize ihtiva ettiği anlaşılır.
Zira âyet ümmet-i muhammedin
Dünyevi hakimiyetini
Bildirmektedir.
40 – de ki: baksanıza, allah’tan başka
Yalvardığınız şu şeriklerinize
Gösterin bakalım bana: dünyanın
Nerelerini yaratmışlar?
Yoksa göklerin yaratılmasında mı
Allah’a ortaklıkları var?
Yoksa biz onlara bir kitap verdik de
Onlar onun aydınlığında mı
Bulunuyorlar?
Sözün doğrusu şu ki: zalimler
Birbirlerine sadece yalan, dolan ve
Aldanma vaad ederler.
41 – gerçek şu ki: gökleri ve yeri yok
Olmaktan koruyan, yüce allah’tır.
Şayet onlar yıkılacak olursa onları
Allah’tan başka kimse tutamaz.
Doğrusu o halîmdir, gafûrdur
(müsamahalıdır, cezalandırmada
Aceleci değildir, çok
Affedicidir). [22,65; 30,25; 35,1]
42 – kendilerini uyaracak bir
Peygamber geldiği takdirde,
Ümmetler içinde, hidâyette en
İleri derecede yer alacaklarına
Dair var güçleri ile yemin
Ettiler.
Ama kendilerine bir peygamber gelip
Uyarınca bu onların sadece
Nefretlerini artırdı. [6,156]
43 – sebebi ise: dünyada sırf
Böbürlenip büyüklük taslamak
Ve bir de kötü bir tuzak
Kurmak istekleriydi.
Halbuki kötü tuzak, sadece
Hazırlayanın ayağına dolanır,
Sadece onu perişan eder.
Onlar daha öncekilerin
Uğradıkları fecî âkıbetten
Başka bir şey mi bekliyorlar?
Sen allah’ın nizamında hiçbir
Tebdil, hiçbir değişiklik
Bulamazsın [13,11; 17,77; 48,23]
44 – dünyada hiç dolaşıp da,
Kendilerinden önce yaşamış
Ümmetlerin âkıbetlerinin nasıl
Olduğuna bakmadılar mı?
Onlar, bunlardan daha güçlü idiler.
Ne göklerde ve ne de yerde allah’ı
Engelleyecek bir şey yoktur.
Çünkü o alîmdir, kadirdir (her
Şeyi hakkıyla bilir ve her şeye
Gücü yeter).
45 – eğer allah insanları
İşledikleri günahlar yüzünden
Cezalandıracak olsaydı, dünyada
Tek bir insan bile bırakmazdı; ama
Allah onların cezasını
Belirlenmiş bir vaadeye kadar
Erteler.
O vaadeleri geldiği vakit
Hükmünü yerine getirip onları
Cezalandırır. çünkü allah
Kullarını tamamen görmektedir.
Bazı tefsirler, ‘insanın
Günahlarının uğursuzluğu
Yüzünden bir tek hayvan bile
Kalmazdı” demişlerse de,
‘deprenir bir insan bırakmazdı”
Mânasına olması daha mâkuldür.
Çünkü âyetteki ‘onlar”
Zamirinin akıllı varlıklar
Hakkında kullanılması, akla daha
Yatkındır.