Abdulbasit Abdussamed Furkan Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Furkan Suresi

Furkan suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. tebarakellezı nezzelel fürkane ala
Abdihı li yekune lil alemıne nezıra
2. ellezı lehu mülküs semavati
Vel erdı ve lem yettehız veledev
Ve lem yekül lehu şerıkün fil
Mülki ve haleka külle şey’in fe
Kadderahu takdira
3. vettehazu min dunihı alihetel la
Yahlükune şey’ev ve hüm yuhlekune
Ve la yemlikune li enfüsihim darrav
Ve la nef’av ve la yemlikune mevtev
Ve la hayatev ve la nüşura
4. ve kalellezıne kefer in haza ila
İfkünifterahü ve eanehu aleyhi
Kavmün aharune fe kad cau zulmev
Vezura
5. ve kalu esatıyrul
Evvelinektetebeha fe hiye tümla
Aleyhi bükratev ve esıyla
6. kul enzelehüllezı ya’lemüs
Sirra fis semavati vel ard innehu
Kane ğafurar rahıyma
7. ve kalu mali hazer rasuli
Ye’külüt taame ve yemşi fil esvak
Lev la ünzile ileyhi melekün fe
Yekune meahu nezıra
8. ev yülka ileyhi kenzün ev
Tekunü lehu cennetüy ye’külü
Minha ve kalez zalimune in
Tettebiune illa racülem meshura
9. ünzur keyfe darabu lekel emsale fe
Dallu fe la yestetıy’une sebıla
10. tebarakellezı in şae ceale
Leke hayram min zalike cennatin
Tecrı min tahtihel enharu ve yec’al
Leke kusura
11. bel kezzebu bis saati ve a’tedna li
Men kezzebe bis saati seıyra
12. iza raethüm mim mekanim beıydin
Semiu leha teğayyuzav ve zefıra
13. ve iza ülku minha mekanen dayyikam
Mükarranıne deav hünalike sübura
14. la ted’ul yevme süburav
Vahıdev ved’u süburan kesıra
15. kul e zalike hayrun em cennetül
Huldilletı vüıdel müttekun kanet
Lehüm cezaev ve mesıyra
16. lehüm fıha ma yeşaune halidın
Kane ala rabbike va’dem mes’ula
17. ve yemve yahşüruhüm ve ma
Ya’büdune min dunillahi fe yekulü
E entüm adleltüm ıbadı haülai
Em hüm dallüs sebıl
18. kalu sübhaneke ma kane
Yembeğıy lena en nettehıze min
Dunike min evliyae ve lakim
Metta’tehüm ve abaehüm hatta
Nesüz zikr ve kanu kavmen bura
19. fe kad kezzebuküm bima tekulune
Fe ma testetıy’une sarfev ve la
Nasra ve mey yazlim minküm
Nüzıkhü azaben kebıra
20. ve ma erselna kableke minel
Murselıne illa innehüm le
Ye’külunet taame ve yemşune fil
Esvak ve cealna ba’daküm li ba’dın
Fitneh e tasbirun ve kane rabbüke
Besıyra
21. ve kalellezıne la yercune
Likaena lev la ünzile aleynel
Melaiketü ev nera rabbena le
Kadistekberu fı enfüsihim ve atev
Utüvven kebıra
22. yevme yeravnel melaikete la
Büşra yevmeizil lil mücrimıne ve
Yekulune hıcram mahcura
23. ve kadimna ila ma amilu min amelin
Fe cealnahü hebaem mensura
24. ashabül cenneti yemeizin hayrum
Müstekarrav ve ahsenü mekıyla
25. ve yevme teşekkakus semaü bil ğamami
Ve nüzzilel melaiketü tenzıla
26. elmülkü yevmeizinil hakku lir rahman
Ve kane yevmen alel kafirıne asıra
27. ve yevme yeadduz zalimü ala
Yedeyhi yekulü ya leytenit tehaztü
Mear rasuli sebıla
28. ya veyleta leytenı lem
Ettehız fülanen halıla
29. le kad edallenı aniz zikri
Ba’de iz caenı ve kaneş şeytanü
Lil insani hazula
30. ve kaler rasulü ya rabbi inne
Kavmit tehazu hazel kur’ane mehcura
31. ve kezalike cealna li külli
Nebiyyin adüvvem minel mücrimın
Ve kefa bi rabbike hadiyev ve
Nesıyra
32. ve kalellezıne keferu lev la
Nüzzile aleyhil kur’anü cümletev
Vahıdeh kezalike li nüsebbite
Bihı füadeke ve rattelnahü
Tertıla
33. ve la ye’tuneke bi meselin illa
Ci’nake bil hakkı ve ahsene tefsıra
34. ellezıne yuhşerune ala
Vücuhihim ila cehenneme ülaike
Şerrum mekanev ve edallü sebıla
35. ve le kad ateyna musel kitabe ve
Cealna meahu ehahü harune vezıra
36. fe kulnezheba ilel kavmillezıne kezzebu
Bi ayatina fe demmernahüm tedmıra
37. ve kavme nuhıl lemma kezzebür
Rusüle ağraknahüm ve cealnahüm
Lin nasi ayeh ve a’tedna liz
Zalimıne azaben elıma
38. ve adev ve semude ve ashaber rassi
Ve kurunem beyne zalike kesıra
39. ve küllen darabna lehül emsale
Ve küllen tebberna tetbıra
40. ve le kad etev alel
Karyetilletı ümtırat metaras se’
E fe lem yekunu yeravneha bel kanu
La yercune nüşura
41. ve iza raevke iy yettehızuneke
İlla hüzüva e hazellezı
Beasellahü rasula
42. in kade le yüdıllüna an
Alihetina lev la en saberna aleyha
Ve sevfe ya’lemune hıyne yeravnel
Azabe men edallü sebıla
43. e raeyte menit tehaze ilahehu hevah e
Fe ente tekunü aleyhi vekıla
44. em tahsebü enne ekserahüm
Yesmeune ev ya’kılun in hüm illa
Kel en’ami bel hüm edallü sebıla
45. e lem tera ila rabbike keyfe
Meddez zıll ve lev şae le cealehu
Sakina sümme cealneş şemse aleyhi
Delıla
46. sümme kabadnahü
İleyna kabday yesıra
47. ve hüvellezı ceale lekümül
Leyle libasev ven nevme sübatev ve
Cealen nehar nüşura
48. ve hüvellezı erseler riyaha
Büşram beyne yedey rahmetih ve
Enzelna menis semai maen tahura
49. li nuhyiye bihı beldetem meytev
Ve nüskıyehu mimma halakna en’amev
Ve enasiyye kesıra
50. ve le kad sarrafnahü beynehüm
Li yezzekkeru fe eba ekserun nasi
İlla küfura
51. ve lev şi’na le beasna fı
Külli karyetin nezıra
52. fe la tütııl kafirıne ve
Cahıdhüm bihı cihaden kebıra
53. ve hüvellezı meracel bahreyni
Haza azbün füratüv ve haza milhun
Ücac ve ceale beynehüma berzehav
Ve hıcram mahcura
54. ve hüvellezı haleka minel mai
Beşeran fe cealehu nesebev ve
Sıhra ve kane rabbüke kadıra
55. ve ya’büdune min dunillahi ma
La yenfeuhüm ve la yedurruhüm ve
Kanel kafiru ala rabbihi zahıra
56. ve ma erselnake illa
Mübeşşirav ve nezıra
57. kul ma es’elüküm aleyhi min
Ecrin illa men şae ey yettehıze
İla rabbihı sebıla
58. ve tevekkel alel hayyillezı la
Yemutü ve sebbıh bi hamdih ve kefa
Bihı bi zünubi ıbadihı habıra
59. ellezı halekas semavati vel
Erda ve ma beynehüma fı sitteti
Eyyamin sümmesteva alel arşir
Rahmanü fes’el bihı habıra
60. ve iza kıyle lehümüscüdu lir
Rahmani kalu ve mer rahmanü e
Nescüdü li ma te’müruna ve
Zadehüm nüfura
61. tebarakellezı ceale fis semai
Bürucev ve ceale fıha siracev ve
Kameram münıra
62. ve hüvellezı cealel leyle ven
Nehara hılfetel li men erade ey
Yezzekkera ev erade şükura
63. ve ıbadür rahmanillezıne
Yemşune alel erdı hevnev ve iza
Hatabehümül cahilune kalu selama
64. vellezıne yebıtune li
Rabbihim süccedev ve kıyama
65. vellezıne yekulune rabbenasrif
Anna azabe cehenneme inne azabeha
Kane ğaram
66. inneha saet müstekarrav ve mükama
67. vellezıne iza enfeku lem
Yüsrifu ve lem yaktüru ve kane
Beyne zalike kavama (60. ayet secde
Ayetidir.)
68. vellezıne la yed’une meallahi
İlahen ahara ve la yaktülunen
Nefselletı harramellahü illa bil
Hakkı ve la yeznun ve mey yef’al
Zalike yelka esama
69. yüdaaf lehül azabü yevmel
Kıyameti ve yahlüd fıhı mühana
70. illa men tabe ve amene ve amile
Amelen salihan fe ülaike
Yübeddilüllahü seyyiatihim
Hasenat ve kanellahü ğafurar
Rahıyma
71. ve men tabe ve amile salihan fe
İnnehu yetubü ilellahi metaba
72. vellezıne la yeşhedunez zura ve
İza merru bil lağvi merru kiram
73. vellezine iza zükkiru bi ayati
Rabbihim lem yehırru aleyha summev
Ve umyana
74. vellezıne yekulune rabbena heb
Lena min ezvacina va zürriyyatina
Kurrate a’yüniv vec’alna lil
Müttekıyne imama
75. ülaike yüczevnel ğurfete bi
Ma saberu ve yülekkavne fıha
Tehıyyetev ve selam
76. halidıne fıha hasünet
Müstekarrav ve mükama
77. kul ma ya’beü bi küm rabbı
Lev la düaüküm fe kad kezzebtüm
Fe sevfe yekunü lizama
Meali
25 – furkan sûresi
77 âyet olup mekke’de nâzil
Olmuştur. bir önceki nûr
Sûresinde işaret edilen
Kur’ân’ın evrenselliği bu surenin
İlk âyetiyle bir serlevha haline
Getirilir. vahiy ve nübüvvet
Konusunda müşriklerin itirazları
Çürütülür. hak ile bâtılı
Ayırdeden bu furkanın, bu dini
Benimseyenleri fikren ve ruhen
Yükselteceğine, hayatlarında
Önemli değişiklik yapacağına
İşaret etmekte, iyiyi de kötüyü
De açıkça ortaya koyup tercihi
Muhataba bırakmaktadır. sûrenin
Son kısmı ise bu dini benimseyen
‘rahman’ın kulları” nın
Faziletli hayat programlarını
Vermektedir.
Bismillâhirrahmânirrahîm
1 – hayır ve bereketi ne
Muazzamdır o zatın ki bütün ins
Ve cinni uyarsın diye o has kuluna
Doğruyu eğriden ayıran furkan’ı
İndirdi. [18, 1-2; 4,136; 25,32;
17,1; 72,19; 41,42; 7,158]
2 – göklerin ve yerin hâkimiyeti
O’nundur. o asla evlat edinmedi,
Hâkimiyette hiç bir ortağı
Olmadı. her şeyi yaratıp nizam
Veren ve her şeyin varlığını
Bir ölçüye göre belirleyen
O’dur.
Âyetin aslında ‘takdir” tabiri
Kullanılmaktadır. bunun anlamı
Şudur: allah kâinattaki bütün
Varlıkları yaratmakla kalmaz,
Onlardan her birine mahsus bir
Yapı, biçim, boy, miktar, her
Aşamadaki gelişme sınırı,
Ömür müddeti gibi bütün
Yönlerini belirler. tevhid
İnancını olanca kapsamıyla
Bildirdiği için bu âyet-i kerime,
Hz. peygamber tarafından,
Konuşmaya başlayıp aklı eren
Çocuklara, kur’ân’dan ilk
Öğretilmesi gereken yerlerden
Olarak tavsiye buyurulmuştur.
3 – böyle iken müşrikler
Allah’tan başka bir takım
Tanrılar edindiler ki,
Hiçbir şey yaratmaya güçleri yetmez,
Üstelik kendileri başkası
Tarafından yaratılırlar.
Başlarına gelen zararı savamaz,
Kendileri için fayda celbedemezler,
Ne öldürmeye, ne diriltmeye ve ne
De ölümden sonra tekrar diriltmeye
Güçleri yetmez. [53,23; 46,4;
16,20; 31,28; 54,50; 36,53; 37,19]
4 – kâfirler: ‘kur’ân onun
Uydurduğu bir yalan olup, bu
Hususta başkaları da kendisine
Yardımcı olmuşlardır” diye
İddia ettiler.
Onlar böylece, kesin bir yalan
Söyleyip zulmettiler.
5 – ayrıca: ‘onun söyledikleri,
Kendisi için yazdırtmış olduğu
Ve sabah akşam kendisine dikte
Ettirilen önceki nesillerin
Efsanelerinden başka bir şey
Değildir” dediler.
Müşrikler hz. peygamber (a.s.) dan
40 yaşından sonra her yönü ile
Mükemmel bir eser görüp onu
Allah’ın kelamı kabul etmeyince
Kaynak aramaya mecbur kaldılar. az
Çok yazı çiziştiren bir iki
Azatlı köleden başkasını
Bulamadılar: addas, yesar ve cebr.
Halbuki bunlar gibi yüzlercesi bir
Araya gelse bile kur’ân’a benzeyen
Bir eser ortaya koyamazlardı.
Diğer taraftan, eski efendilerine
Rağmen onların hz. peygamberin
Safına katılmaları
Düşünülemezdi. onun yanında yer
Almaları, canlarından daha
Değerli gördükleri bir hakikat
Bulduklarını gösterir. hem
Öğretmiş olsalar, çıraklarına
Bağlanıp teslim olabilirler miydi?
İşte daha bunun gibi gerekçeler
Sebebiyledir ki kur’ân onların bu
İddialarını ‘kesin bir yalan
Söyleyip zulmediyorlar” diyerek
Kestirip atmıştır.
6 – de ki: ‘onu, göklerdeki ve
Yerdeki bütün sırları bilen
Yüce allah indirdi. o, gerçekten
Gafurdur, rahîmdir (çok
Affedicidir, merhamet ve ihsanı
Boldur.)”
7 – yine: ‘ne oluyor bu
Peygambere, böyle peygamber mi
Olur:
Yemek yiyor, çarşı
Pazarda dolaşıyor
Bari yanında heybetli bir melek
Olsaydı da etrafındaki insanları
Korkutup uyarıda bulunsaydı ”
[21,8; 23,24; 6,9; 17,9]
Müşriklerin zihniyetine göre,
İnsanlar üzerinde etkili olmak
İçin beşer değil de üstün bir
Varlık, hiç değilse güçlü bir
Lider olmalı, yanında istediği
Her şeyi yaptıracağı heybetli
Bir melek bulunmalıydı.
8 – ‘yahut kendine bir hazine
Verilse yahut kendisinin içinden
Yiyeceği bir bahçesi olsaydı ”
Hâsılı o zalimler: ‘doğrusu siz,
Sadece büyülenmiş bir adamın
Peşine düşmüşsünüz”
Dediler.
9 – işte bak senin hakkında nasıl
Tutarsız misaller getiriyorlar.
Doğrusu onlar saptılar, artık
Asla yol bulamazlar .
10 – hayır ve bereketi ne
Muazzamdır o zatın ki
Dilediği takdirde senin için
Bundan daha iyisini, içinden
Irmaklar akan cennetleri verir.
Senin için orada saraylar
Yaptırır. [17,93]
11 – aksine onlar kıyamet
Saatini yalan saydılar,
Her kim o saati yalan sayarsa, bilsin ki biz
Ona harlı bir ateş hazırlardık.
12 – bu ateş onları, daha
Uzaktan görünce, onun öfkesinden
Gürlediğini ve korkunç
Homurtusunu işitirler.
13 – elleri boyunlarına
Kelepçelenmiş, ayakları
Bukağılı olarak cehennemin
Daracık bir yerine tıkılınca,
Orada yok olmak için can atarlar.
14 – kendilerine ‘bugün bir kere
Değil, defalarca dövünüp durun,
Ölümü isteyin” denilecek.
[52,16; 14,21]
15 – de ki: ‘bu mu iyi, yoksa takvâ
Ehline vaad olunan ebedî cennet mi?”
Orası onlar için bir mükâfat ve
Pek güzel bir âkıbettir. [15,48;
38,53; 41,28]
16 – orada arzu ettikleri her şey
Bulunacak, hem ebedî olarak
Kalacaklardır.
Bu, rabbinin üzerine aldığı ve
Müminlerce hep istenen bir vaadidir.
Müminlerin dualarında bu ebedî
Cennetin kendilerine verilmesini
İstediklerine ve cennetin gerçekten
İstenmeye lâyık bir yer olduğuna
İşarettir. ayrıca müminlere
Cennetin verilmesine dair melaike
Tarafından yapılan: ‘ya rabbenâ,
Onları kendilerine vaad ettiğin
Adn cennetlerine yerleştir”
Duasına da işaret vardır.
17 – gün gelir, allah
Müşriklerle, onların allah’tan
Başka ibadet ettikleri putları
Diriltip bir araya toplar ve:
‘siz mi, der, saptırdınız bu
Kullarımı, yoksa kendileri mi
Yoldan çıktılar?”
18 – ‘sübhansın yüceler
Yücesisin ” derler, ‘senden
Başka dost edinmeyi düşünmek
Bize yaraşan şey değildir.
Ne var ki sen onları ve
Babalarını, nimetlerine mazhar
Edip ömür vererek yaşatınca
Onlar sen’i anmayı unuttular
Ve helâke müstahak bir güruh haline
Geldiler.” [34,40-41; 46,5-6]
19 – ‘işte gördünüz a ”
Denir o müşriklere,
‘taptığınız nesneler
Söylediklerinizde sizi yalancı
Çıkardılar.
Artık ne azabı savmaya, ne yardım temin
Etmeye çare bulamazsınız.”
(işte ey bütün insanlar bilin
Ki:) içinizden kim bu şirk koşma
Zulmünü işlerse,
Ona büyük bir azap tattıracağız.
Bu hitap değişikliğine nesefî
Dikkat çekmiştir. aksi halde,
Müşrik olarak ölüp haşredilmiş
Kimselerin âkıbetleri zaten
Kesinleştiğinden, onların muhatap
Sayılmalarının mânası yoktur.
20 – senden önce gönderdiğimiz
Peygamberler de yemek yer,
Çarşılarda ihtiyaçlarını temin
Ederlerdi.
Böylece sizi birbirinizle imtihan
Ediyoruz: bakalım buna sabredecek
Misiniz, sabredemeyecek misiniz?
Rabbin zaten her şeyi görmektedir.
[46,9; 18,110; 21-8; 12,109]
21 – âhirette huzurumuza gelip
Bizimle karşılaşacaklarını
Düşünmeyenler:
‘bize elçi olarak melekler
Gönderilmeli yahut rabbimizi
Görmeli değil miydik?” dediler.
Gerçekten onlar kendilerini büyük
Görüp azgınlıkta iyice haddi
Aştılar. [6,124; 17,92]
22 – gün gelecek,
Melekleri görecekler;
Fakat o gün o suçluları
Sevindirecek hiçbir haber olmayacak
Ve melekler onlara: ‘sevinmek size
Haram haram ” diyecekler. [15,8;
8,50; 6,93; 41,30-32]
23 – onların yaptıkları her
İşin üzerine varıp, hepsini toz
Duman edeceğiz. [14,18; 2,264;
24,39]
24 – ama o gün, cennetlikler,
Kalınacak yerlerin en iyisinde,
Dinlenme yerlerinin en güzelinde
Bulunacaklardır. [59,20; 25,76]
Cennette uyku olmadığından, makîl,
‘dinlenme yeri” anlamını ifade eder.
25 – gün gelecek gök, beyaz
Bulutlar şeklinde yarılıp
Dağılacak, melekler bölük
Bölük indirilecek. [69,15-17]
26 – işte o gün tam
Hâkimiyetin rahman’a ait olduğu
İyice açığa çıkacaktır.
Kâfirler için o gün, çok çetin
Bir gün olacaktır. [69,17; 2,210;
40,16; 74,9-10; 21,103]
27-29 – o gün zalim,
Parmaklarını ısırır ‘eyvah
Der, keşke o peygamberle birlikte
Bir yol tutaydım.
Eyvah keşke falanı dost
Edinmeyeydim vallahi bana gelen
Öğütten (kur’ândan) beni o
Uzaklaştırdı.
Zaten şeytan, insanı işte böyle
Uçuruma sürükleyip sonra da
Yüzüstü, yalnız bırakır.”
[59,16; 14,22; 33,66-68]
30 – o gün peygamber: ‘ya rabbî,
Halkım bu kur’ân’ı terkedip ondan
Uzaklaştılar ” der.
Bir hadis meali: ‘her kim kur’ân’ı
Öğrenir de (mushafı asar),
İlgilenmez ve bakmazsa, kıyamet
Günü gelir yakasına sarılır:
‘ya rabbî bu kulun beni mehcur
Etti, beni terk edip uzak kaldı,
Benimle amel etmedi, benimle onun
Arasında sen hüküm ver” der
(âlûsî).
31 – işte böylece biz her
Peygamber için suçlulardan bir
Düşman ortaya çıkardık.
Ama tasalanma senin rabbin yol
Gösterici ve yardımcı olarak
Yeter mi yeter [6,112-113]
32 – bir de o kâfirler dediler
Ki: ‘bu kur’ân ona toptan, bir
Defada indirilmeli değil miydi?”
Halbuki biz vahiyle senin kalbini
Pekiştirmek için böyle ara ara
İndirdik ve onu parça parça
Okuduk. [17,106]
33 – onların sana itiraz için
Getirdikleri hiç bir temsil, hiç
Bir soru olmaz ki, ona karşı biz
Sana gerçek durumu bildirmeyelim ve
En güzel açıklamayı yapmayalım.
34 – o halde sen o kâfirlere de ki:
‘yüzleri üstünde sürünen
Sürüler halinde cehenneme
Tıkılacak olanlar yok mu,
İşte onlar yerce en fena, yolca da en
Sapıktırlar.” [17,98; 54,48]
35 – gerçekten biz, mûsâ’ya
Kitabı verdik ve kardeşi harun’u
Da ona yardımcı verdik.
36 – ‘haydi âyetlerimizi yalan
Sayan o halka gidiniz ” dedik.
Sonunda o toplumu yerle bir ettik.
37 – nûh’un halkına gelince,
Onlar peygamberlerini yalancılıkla
Suçladıklarında onları suda
Boğduk
Ve kendilerini insanlar için bir
İbret vesilesi yaptık.
Zalimlere gayet acı bir azap
Hazırladık. [69,11-12]
38 – âd’ı, semûd’u, ress
Halkını, bu arada daha birçok
Nesilleri de inkârda ısrarları
Sebebiyle helâk ettik. [17,17;
23,31]
39 – onların her birine
Uymaları için misaller getirdik.
Ama öğütleri tutmadıkları için
Hepsini kırıp geçirdik.
40 – şu kureyş müşrikleri,
Belâ yağmuruna tutulan,
Üstüne taş yağdırılan
Şehre de vardılar.
Peki, orada olup biteni
Farketmediler mi?
Doğrusu onlar öldükten sonra
Diriltileceklerini hiç
Düşünmezler. [26,174; 37,137-138;
15,76-79]
41 – seni gördüklerinde
Mutlaka seni alaya alır ve:
‘allah’ın, elçi olarak
Gönderdiği bu şahıs mı imiş
Bula bula bunu mu bulmuş?”
Derler. [21,36; 13,32]
42 – ‘eğer biz sebat etmeseydik,
Nerdeyse bizi tanrılarımızdan
Vazgeçirecekti.”
Ama kendilerini bekleyen azabı
Gördükleri vakit, asıl sapanın
Kim olduğunu işte o zaman
Anlayacaklardır.
43 – baksana şu kendi heva ve
Heveslerini tanrı edinen kimseye
Artık sen mi vekil olacaksın ona,
İşlerini sen mi yürüteceksin?
[35,8; 28,56; 45,23]
‘gök kubbesi altında allah’tan
Başka tapılan şeyler içinde
Hevadan daha müthişi yoktur.”
(hadis-i şerif, taberani’den,
Âlûsi)
44 – yoksa sen onlardan çoğunun
Söz dinlediğini, yahut aklını
Çalıştırdığını mı
Sanıyorsun?
Doğrusu onlar davarlar gibidirler,
Hatta onlar yolca daha da
Sapıktırlar. [67,10]
45-46 – bakmaz mısın rabbin
Gölgeyi nasıl uzatır?
Dileseydi onu hareketsiz kılardı. sonra
Nasıl güneşi ona delil kılarız?
Sonra da nasıl tutup onu azar azar kendimize
Doğru dilediğimiz yere alırız.
Âyet-i kerîme ışığa bağlı
Olarak gölgenin görünmesine,
Güneşin yükselmesiyle gittikçe
Gölgenin kısalmasına dikkat
Çekiyor. allah’ın kâinata
Koyduğu kanunlara ve o nizamın
Kurucusuna işaret ediyor.
47 – size geceyi örtü, uykuyu
Bir istirahat, gündüzü de
Dağılıp çalışma vakti kılan
O’dur. [91,4; 78,10; 28,73]
48-49 – rüzgârları rahmetinin önünden
Müjdeci olarak gönderen de o’dur.
Ölü diyarlara hayat vermek ve
Yarattığımız nice hayvanlara ve
İnsanlara su vermek için gökten
Tertemiz suyu da biz indirmekteyiz.
[22, 5; 42,28; 30,50]
50 – bu gerçeği, insanların
İyice düşünmeleri için biz,
Farklı üsluplarla anlatsak da
İnsanların çoğu nankörlükten
Başka bir şey yapmıyorlar.
Âyet-i kerime şu mânaya da
Gelebilir: ‘biz yağmuru insanlar
Yani ülkeler arasında taksim ettik
Ki insanlar düşünüp ibret
Alsınlar.”
51 – eğer isteseydik her şehre
Bir uyarıcı peygamber
Gönderirdik. [6,19-92; 11,17;
7,158]
52 – (fakat evrensel uyarma
Görevini sana verdik) o halde sen
Asla kâfirlere itaat etme
Ve kur’ân’a dayanarak onlarla büyük bir
Mücahede gerçekleştir. [9,73]
53 – biri tatlı, susuzluğu
Giderici, öbürü tuzlu ve acı iki
Denizi salıveren,
Birbirine karışmadan akıtan;
Fakat aralarına bir engel,
Aşılmaz bir sınır koyan o’dur.
[27,61; 55,19-21]
54 – insanı bir parça
Sudan yaratıp da
Soy ve evlilik bağından oluşan bir
Sülale haline getiren de o’dur.
Senin rabbin her şeye kadirdir.
55 – buna rağmen bir kısım
İnsanlar, kendilerine, tapmaları
Halinde fayda, tapmamaları halinde
Zarar veremeyen birtakım şeyleri
Tanrılaştırıp, allah’tan başka
Onlara ibadet ettiler.
Zaten kâfir, rabbine karşı hep
Batıla arka çıkar. [36,74-75]
56 – biz seni sadece müjdeleyici ve
Uyarıcı olarak gönderdik.
57 – de ki: ‘benim bu hizmet için sizden
İstediğim hiç bir ücret yoktur.
Tek isteğim, rabbine doğru bir yol
Tutmak isteyen insanlardır.”
[38,86; 26,89]
58 – öyleyse sen ölmeyen, o
Mutlak hayat sahibi allah’a dayan ve
O’nu hamd ile tesbih et.
Onun kendi kullarının
Günahlarından haberdar olması
Yeter. [57,3; 73,9; 67,29]
59 – gökleri, yeri ve ikisinin arasında
Olan şeyleri altı günde yaratan,
Sonra da arşı üzerine
Hükümran olan o’dur.
O rahmandır, sen o’nu, o her şeyi
Bilen’e sor. [4,59; 42,10; 6,115]
60 – o müşriklere ‘rahman’a
Secde edin ” denildiğinde:
‘rahman da ne imiş bize emrediyorsun
Diye secde mi edeceğiz?” dediler
Ve bu dâvet onları imandan
Büsbütün uzaklaştırdı. [26,23]
Kâfirler, kasden bilmezlikten gelip
Alay etmek için böyle sordular,
Yoksa rahman kelimesini
Bilmediklerinden değil. aksi halde
‘rahman kim?” diye sorarlardı.
Onlar, düşman oldukları islâm’a
Tepkilerini böylece belirtmek
İstiyorlardı. zira islâmın bir
Özeti ve sembolü olan
Bismillâhirrahmânirrahîm’de yer
Alması ve kur’ân’da allah lafza-i
Celalinden sonra uluhiyyetin ikinci
Özel ismi olarak elliden fazla
Âyette zikredilmesi onları
Rahatsız ediyordu.
61 – gökte burçlar yaratan,
Onların içinde bir kandil
(güneş) ve nurlu bir ay
Yerleştiren allah, yüceler
Yücesidir, hayır ve ihsanı
Sınırsızdır. [15,17; 71,16;
67,5; 10,5]
62 – tefekkür ederek ders almak
Veya şükretmek isteyenler için
Gece ile gündüzü peşpeşe
Getiren o’dur. [14,33; 7,57; 36,40;
3,190]
63 – rahman’ın has kulları o
Kimselerdir ki onlar yerde tevazu
İle yürürler.
Cahiller kendilerine laf atarsa
‘selametle ” derler. [17,37]
Zorba, mağrur, saygısız, kaba ve
Haşin değil, sükûnet ve vakar
İle alçak gönüllü bir şekilde,
Terbiyeli ve nazik yürürler.
Etrafa sıkıntı vermezler.
Cahillik edenlere çatmaya tenezzül
Etmezler.
64 – geceyi rab’lerine secde ve
Kıyam ile ibadetle geçirirler.
[15,17-18; 32,16; 39,9]
Yatışları, kalkışları
Hep allah için olur.
65-66 – ‘ey ulu rabbimiz, derler,
Cehennem azabını bizden uzaklaştır.
Zira onun azabı tahammülü zor,
Ömür tüketen bir derttir.
Ne kötü bir varış yeri, ne fena bir
Yerleşim yeridir orası ”
67 – rahman’ın o has kulları,
Harcamalarında ne israf eder, ne de
Eli sıkı davranırlar; bu ikisinin
Arasında bir denge tuttururlar.
Masraf, mutlaka gerekli bir durum
Veya ihtiyaç yahut tamamlayıcı
Güzellik için olur. bu sınırın
Ötesi israftır.
68 – onlar, allah’la beraber başka
Bir tanrıya yalvarmazlar.
Allah’ın muhterem kıldığı bir
Canı haksız yere öldürmezler.
Zina etmezler.
Kim de bunları yaparsa
Günahının cezasını bulur.
69 – kıyamette, o büyük
Duruşma gününde onun cezası
Katmerli olur ve azapta, zillet
İçinde ebedî kalır.
70 – ancak şu var ki dönüş
Yapıp iman edenler güzel ve makbul
İşler işleyenler bundan
Müstesnadır.
Allah onların kötülüklerini iyiliklere,
Günahlarını sevaplara çevirir.
Çünkü allah gafurdur, rahîmdir
(çok affedicidir, merhamet ve
İhsanı boldur). [4,48; 93]
71 – kim tövbe edip, güzel ve
Makbul işler yaparsa, gereğince
Tövbe eden işte odur. [4, 110;
9,104; 39,53]
72 – o kullar, yalan
Şahitlik etmezler.
Boş söz ve işlere rastladıklarında
Vakarla oradan geçip giderler.
73 – kendilerine rab’lerinin
Âyetleri hatırlatıldığında
Onlara karşı sağırlar ve körler
Gibi davranmazlar.
74 – ve şöyle niyaz ederler:
‘ey keremi bol rabbimiz
Bize gözümüzün, gönlümüzün
Süruru olan temiz eşler ve
Nesiller ihsan eyle,
Biz müttakilere önder eyle ”
Yalnız müttaki olmakla yetinmeyip,
Müttakilerin önderi olmak arzusu,
Ne ulvî bir düşüncedir bundan
Yüksek bir fikri ilerleme ve ideal
Düşünülemez.
75-76 – işte onlara, hak yolda
Sabır ve sebat göstermelerine
Karşılık, kendilerine cennetin
Üstün sarayları verilecek.
Oraya selamla, hürmetle
Buyur edileceklerdir.
Hem de devamlı kalmak üzere
Oraya gireceklerdir.
Orası ne güzel varış yeri, ne
Güzel bir yerleşim yeridir
[11,108, 19,58; 39,20]
77 – de ki: ‘duanız olmazsa rabbim
Size ne diye değer versin ki?
Ama siz, ey inkârcılar size
Bildirdiklerimi yalan saydınız,
Artık bu günahtan yakanızı
Kurtaramayacaksınız.”