Abdulbasit Abdussamed Fussilet Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Fussilet Suresi

Fussilet suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. ha mım
2. tenzılüm miner rahmanir rahıym
3. kitabün fussılet ayatühu kur’anen
Arabiyyel li kavmiy ya’lemun
4. beşırav ve nezıra fe a’rada
Ekseruhüm fe hüm la yesmeun
5. ve kalu kulubüna fı ekinnetim
Mimma ted’una ileyhi ve fı azanina
Vakruv ve mim beynina ve beynike
Hıcabün fa’mel innena amilun
6. kul innema ene beşerum
Mislüküm yuha ileyye ennema
İlahüküm ilahüv vahıdün
Festekıymu ileyhi vestağfiruh ve
Veylül lil müşrikın
7. ellezıne la yü’tunez zekate ve
Hüm bil ahırati hüm kafirun
8. innellezıne amenu ve amilus
Salihati lehüm ecrun ğayru memnun
9. kul e inneküm le tekfürune
Billezı halekal erda fı yevmeyni
Ve tec’alune lehu endada zalike
Rabbül alemın
10. ve ceale fıha ravasiye min
Fevkıha ve barake fıha ve kaddera
Fıha akvateha fı erbeati eyyam
Sevael lis sailın
11. sümmesteva iles semai ve hiye
Dühanün fe kale leha ve lil
Erdı’tiya tav’an ev kerha kaleta
Eteyna taiıyn
12. fe kadahünne seb’a semavatin
Fı yevmeyni ve evha fı külli
Semain emraha ve zeyyennes semaed
Dünya bi mesabıha ve hıfza zalike
Takdırul azızil alım
13. fe in a’radu fe kul enzertüküm
Saıkatem misle saıkati adiv ve semud
14. iz caethümür rusülü mim
Beyni iydıhim ve min halfihim ella
Ta’büdu illellah kalu lev şae
Rabbüna le enzele melaiketen fe
İnna bima ürsiltüm bihı kafirun
15. fe emma adün festekberu fil
Erdı bi ğayril hakkı ve kalu men
Eşeddü minna kuvveh e ve lem yerav
Ennellahellezı halekahüm hüve
Eşeddü minhüm kuvveh kanu bi
Ayatina yechadun
16. fe erselna aleyhim rıhan
Sarsaran fı eyyamin nehısatil li
Nüzıkahüm azabel hızyi fil
Hayatid dünya ve leazabül ahırati
Ahza ve hüm la yünsarun
17. ve emma semudü fe hedeynahüm
Saıkatül azabil huni bima kanu yeksibun
18. ve necceynellezıne
Amenu ve kanu yettekun
19. ve yevme yuhşeru a’daüllahi
İlen nari fe hüm yuzeun
20. hatta iza ma cauha şehide
Aleyhim sem’uhüm ve ebsaruhüm ve
Cüludühüm bima kanu ya’melun
21. ve kalu li cühudihim lime
Şehidtüm aleyna kalu
Entaknellahüllezı entaka külle
Şey’iv ve hüve halekaküm evvele
Merrativ ve ileyhi türceun
22. ve ma küntüm testetirune ey
Yeşhede aleyküm sem’uküm ve la
Ebsaruküm ve la cüludüküm ve
Lakin zanentüm ennellahe la
Ya’lemü kesıram mimma ta’melun
23. ve zaliküm zannükümüllezı
Zanentüm bi rabbiküm erdaküm fe
Asbahtüm minel hasirın
24. fe iy yasbiru fen naru mesvel
Lehüm ve iy yesta’tibu femahüm
Minel mu’tebın
25. ve kayyadna lehüm kuranae
Fezeyyenu lehüm ma beyne eydıhim
Ve ma halfehüm ve hakka aleyhimül
Kavlü fı ümemin kad halet min
Kablihim minel cinni vel ins
İnnehüm kanu hasirın
26. ve kalellezıne keferu la tesmeu
Li hazel kur’ani velğav fıhi
Lealleküm tağlibun
27. fe lenüzıkannellezıne keferu
Azaben şedıdev ve lenecziyennehüm
Esveellezı kanu ya’melun
28. zalike cezaü a’daillahin nar
Lehüm fıha darul huld cezaem bima
Kanu bi ayatina yechadun
29. ve kalellezıne keferu rabbena
Erinellezeyni edallana minel cinni
Vel insi nec’alhüma tahte akdamina
Li yekuna minel esfelın
30. innellezıne kalu
Rabbünellahü sümmestekamu
Tetenezzelü aleyhimül melaiketü
Ella tehafu ve la tehzenu ve ebşiru
Bil cennetilletı küntüm tuadun
31. nahnü evliyaüküm fil hayatid
Dünya ve fil ahırah ve leküm
Fıha ma teştehı enfüsüküm ve
Leküm fıha ma teddeun
32. nüzülem min ğafurir rahıym
33. ve men ahsenü kavlem mimmen dea
İlellahi ve amile salihav ve kale
İnnenı minel müslimın
34. ve la testevil hasenetü ve les
Seyyieh idfa’ billetı hiye ahsenü
Fe izellezı beyneke ve beynehu
Adavetün keennehu veliyyün hamım
35. ve ma yülekkaha illellezıne saberu ve
Ma yülekkaha illa zu hazzın azıym
36. ve imma yenzeğanneke mineş
Şeytani nezğun festeız billah
İnnehu hüves semıul alım
37. ve min ayatihil leylü ven
Neharu veş şemsü vel kamer la
Tescüdu liş şemsi ve la lil
Kameri vescüdu lillahillezı
Halekahünne in küntüm iyyahü
Ta’büdun
38. fe inistekberu fellezıne ınde
Rabbike yüsebbihune lehu bil leyli
Ven nehari ve hüm la yes’emun (37.
Ayet secde ayetidir.)
39. ve min ayatihı enneke teral
Erda haşiaten fe iza enzelna
Aleyhel maehtezzet ve rabet
İnnellezı ahyaha le muhyil mevta
İnnehu ala külli şey’in kadır
40. innellezıne yülhıdune fı
Ayatina la yahfevne aleyna e fe mey
Yülka fin nari hayrun em mey ye’ti
Aminey yevmel kıyameh ı’melu ma
Şi’tüm innehu bima ta’melune
Basıyr
41. innellezıne keferu biz zikri lemma
Caehüm ve innehu le kitabün azız
42. la ye’tıhil batılü mim beyni
Yedeyhi ve la min halfih tenzılüm
Min hakımin hamıd
43. ma yükalü leke illa ma kad
Kıyle lir rusüli min kablik inne
Rabbeke lezu mağfirativ ve zu
Ikabin elim
44. ve lev cealnahü kur’anen
A’cemiyyüv ve arabiyy kul hüve
Lillezıne amenu hüdev ve şifa’
Vellezıne la yü’minune fı
Azanihim vakruv ve hüve aleyhim ama
Ülaike yünadevne mim mekanim
Beıyd
45. ve le kad ateyna musel kitabe
Fahtülife fıh ve lev la kelimetün
Sebekat mir rabbike le kudıye
Beynehüm ve innehüm lefı şekkim
Minhü mürıb
46. men amile salihan fe li nefsihı
Ve men esae fe aleyha ve ma rabbüke
Bi zallamil lil abıd
47. ileyhi yüraddü ılmüs saah
Ve ma tahrucü min semeratüm min
Ekmamiha ve ma tahmilü min ünsa ve
La tedau illa biılmih ve yevme
Yünadıhim eyne şürakaı kalu
Azennake ma minna min şehıd
48. ve dalle anhüm ma kanu yed’une min
Kablü ve zannu ma lehüm mim mehıys
49. la yes’emül insanü min düail
Hayri ve im messehüş şerru fe
Yeusün kanut
50. ve lein ezaknahü rahmetem minna
Mim ba’di darrae messethü le
Yekulenne haza lı ve ma ezunnüs
Saate kaimetev ve heir rucı’tü ila
Rabbi inne lı ındehu lel husna fe
Le münebbiennellezıne keferu bima
Amilu ve le nüzıkannehüm min
Azibn ğalıyz
51. ve iza en’amna alel insani
A’rada ve nea bicanibih ve iza
Messehüş şerru fe zu düain
Arıyd
52. kul eraeytüm in kane min
Indillahi sümme kefertüm bihı
Men edallü mimmen hüve fı
Şikakım beıyd
53. senürıhim ayatina fil afakı
Ve fı enfüsihüm hatta yetebeyyene
Lehüm ennehül hakk e ve lem yekfi
Bi rabbike ennehu ala külli şey’in
Şehıd
54. e la innehüm fı miryetim mil
Likai rabbihim e la innehu bi külli
Şey’im mühıyt
Meali
41 – fussılet sûresi
Mekkî olup 54 âyettir. sûre,
Adını üçüncü âyetinde geçen
İkinci kelimeden almıştır. bu
İsim, kur’ân’ın tam anlamıyla
Tafsil edilip açıklandığını
İfade eder. kur’ân-ı kerimin
İndiriliş maksatlarını bildirerek
Başlar, vahiyden ve nübüvvetten
Bahseder. kâinatın ilk
Yaratılışı, tevhit delilleri,
Hakkı yalan sayanların
Âkıbetleri, ayrıca müminler ve
Onların mükâfatları bildirilir.
Sûrenin son kısmında ise,
Allah’ın, kâinat sırlarının
Bazılarını insanlara
Açacağını ifade eder.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – hâ, mîm
2 – bu kitap rahman ve rahîm
(olan allah) tarafından
İndirilmiştir. [1,3; 26,192-194;
36,5]
Sûrenin başındaki iki satırlık
Kısımda, başka bazı gerçeklerle
Birlikte kur’ân’ın başlıca şu
On vasfı da bildirilir:
1-hâ, mîm: i’caz ve tehaddî
Özelliğine işaret eder. 2-tenzil
(kısım kısım indirilen) 3-rahmet
Eseri 4-kitab (yazılan) 5-âyetleri
Açıklanmıştır. 6-kur’ân yani
Okunandır. zımnî (üstü kapalı)
Olarak ‘devamlı okuyunuz” emri
Verilmiş sayılır. 7-arapçadır.
8-akıl sahiplerine, öğrenmek
İsteyenlere hitap eder.
9-müjdeleyici. 10-tehlikeyi haber
Verip uyarıcıdır.
3 – bu kitap; bilen, anlayan
Kimseler için âyetleri
Açıklanmış bir kitap olup, arap
Diliyle olan bir kur’ân’dır,
Okunan bir derstir. [11,1; 41,42]
4 – bu kitap, allah’ın rahmeti
İle müjdelemek, cezasını haber
Vererek uyarmak için gönderildi.
Buna rağmen insanların çoğu
Ondan yüz çevirdiler. onlar artık
Dinlemezler.
5 – ve derler ki: ‘senin bizi
Dâvet ettiğin inançlara karşı
Kalplerimiz kapalıdır, örtüler
İçindedir; kulaklarımızda da
Ağırlık bulunmaktadır.
Hem bizimle senin aramızda bir
Perde çekilmiştir.
Artık bu durumda yapacağın bir
Şey varsa yap, biz de bildiğimiz
Gibi yapmaya devam edeceğiz ”
6 – de ki: ‘ben de sizin gibi bir
İnsanım. yalnız, bana şu vahyolunuyor:
‘sizin ilahınız, sadece
Bir tek ilahtır.
O halde o’na yönelerek
Doğru yolda yürüyün,
O’ndan af dileyin. o’na eş, ortak
Uyduranların vay haline
7 – onlar ki zekât vermezler,
Âhireti de inkâr ederler.
[91,9-10; 87,14-15; 79,18]
8 – iman edip makbul ve güzel
İşler işleyenlere ise, kesintiye
Uğramayan bir mükâfat vardır.”
[18,3; 11,108]
9 – de ki: siz dünyayı iki
Günde yaratan allah’ın tek ilah
Olduğunu inkâr edip o’na birtakım
Eşler, ortaklar mı uyduruyorsunuz?
Halbuki bütün bunları yapan,
Rabbulâlemindir. [2,29; 7,54; 79,27-33]
Müşriklerin bariz vasıfı
Allah’ı rububiyette bir kabul
Etmekle birlikte, uluhiyette o’nun
Şerikleri olduğunu iddia
Etmeleridir.
10 – o, yerin üstünde yüce
Dağlar yarattı, orayı bereketli
Kıldı ve orada arayıp soranlar
İçin gıdalarını, bitkilerini ve
Ağaçlarını tam dört günde
Takdir etti, düzenledi.
Yerde yaratılan bereketlerden
Maksat, yüz binlerce yıldan beri
En küçük canlıdan, yüz binlerce
Canlı türüne mensup hadde hesaba
Gelmeyen yaratıkların
Faydalandığı hava, su, madenler,
Bitkiler ve hayvanlar gibi
Kaynaklardır.
11 – sonra iradesi bir gaz halinde
Olan göğe yöneldi. ona ve yere
Şöyle buyurdu:
‘isteyerek de olsa, istemeyerek de
Olsa emrime gelin ” onlar da:
‘gönüllü olarak geldik.”
Dediler.
12 – derken, iki gün içinde,
Gökleri yedi kat olarak
Şekillendirdi ve her bir göğe
Kendisine ait işi vahyetti.
Biz dünya semasını kandillerle,
Yıldızlarla süsledik, bozulup
Yıkılmaktan koruduk. işte bu,
Azîz ve alîm (üstün kudret
Sahibi, her şeyi en mükemmel
Tarzda bilen) allah’ın takdiridir.
Cenab-ı hak kâinatı yaratmayı
Dileyince sonsuz kudretini izhar
Ederek, ölçüsü belirsiz bir
Enerji meydana getirdi ve o enerji
Zamanla yoğunlaşıp gaz halini
Aldı ve sonra da yoğunlaşıp
Bugünkü katı durumuna geçti.
Yerküre iki jeolojik devirde
Oluşmuş ve sonra da oradaki
Kaynaklar belirlenerek, plan
Uyarınca dört jeolojik devirde
Oluşup bugünkü duruma gelmiştir.
Zira âyetteki yevm kelimesi,
Başlangıç ve sonu kesin
Bilinmeyen uzun bir devir anlamına
Gelmektedir (…) gökler, yerküre
İle birlikte iki uzun devirde yedi
Tabaka haline getirilmiştir.
Çünkü hepsi gaz halinde idi.
Yoğunlaşıp katılaşması hep
Birlikte, iki devirde olmuştur. bu
Âyetler müteşabih olduğundan
Başka yorumlar da mümkündür.
Âyette sümme bağlacı zaman
Tertibi değil, beyan tertibini
İfade eder, onun için ‘derken”
Diye çevirdik.
79, 30 âyeti önce gök, sonra yer;
41, 12 âyeti önce yer sonra gök;
21,30 âyeti ise beraber
Yaratıldıklarını ifade eder
Gibidir. bu durumda ortaya çıkan
Sorunun cevabı şöyledir:
Yaratmanın başlangıcında gökler
Ve yer beraber iken, yerküre diğer
Cisimler arasında hepsinden önce
Yoğunlaşıp katılaşmış, derken
Allah’ın iradesi göğe yönelerek
Orayı yedi sema halinde
Düzenlemiş, daha sonra yerkürenin
Düzenlenmesini
Gerçekleştirmiştir.
13 – eğer yüz çevirirlerse sen
Şöyle de: ‘ben, sizi âd ve semûd
Halklarını çarpan kasırga gibi
Bir kasırganın geleceğini
Bildirerek uyarıyorum.”
14 – kendilerine önlerinden,
Arkalarından resullerimiz:
‘allah’tan başkasına sakın ibadet
Etmeyiniz” dediklerinde onlar:
‘rabbimiz olan allah dileseydi,
Üstümüze melekler indirirdi,
Böyle olunca biz sizinle
Gönderilen şeylerin hepsini inkâr
Ettik” dediler.
15 – âd halkına gelince: onlar
Dünyada haksız ve sebepsiz yere
Büyüklük taslayıp,
‘kuvvet yönünden var mı bize
Galip gelecek?” dediler.
Halbuki kendilerini yaratan
Allah’ın, o mahlûklardan daha
Kuvvetli olduğunu görüp
Anlamadılar mı?
Onlar bizim âyetlerimizi bile
Bile inkâr ediyorlardı.
16 – biz de onların üzerine, o uğursuz
Günlerde bir kasırga gönderdik.
Bunu onlara dünya hayatında bir
Rezillik ve rüsvaylık tattırmak
İçin yaptık.
Âhiret azabı ise daha çok rüsvay
Eder. hem orada hiç kimse
Kendilerine yardım edemez. [69,7;
54,19]
Burada âd halkının felakete
Uğradığı günler, onlar için
Uğursuz olarak nitelendirilmiştir.
Aksi halde bu günlerde bir
Uğursuzluk olsaydı, başka
Zamanlarda, başka kimselere de
Uğursuzluk meydana gelirdi.
17 – semûd halkına gelince biz
Onlara da doğru yolu gösterdik;
Fakat onlar körlüğü hidâyete
Tercih ettiler.
Derken işledikleri işler sebebiyle
Alçaltıcı bir azap yıldırımı
Onları alıverdi.
18 – iman edip de allah’a karşı
Gelmekten sakınanları da kurtardık.
19 – gün gelir, allah’ın
Düşmanları toplanıp cehenneme
Sevk olunmak üzere, baştan sona
Tutuklanırlar.
20 – nihayet oraya
Ulaştıklarında kulakları,
Gözleri ve derileri yaptıkları
İşleri söyleyip kendi aleyhlerinde
Şahitlik ederler.
21 – derilerine: ‘niçin aleyhimizde
Şahitlik ettiniz?” deyince onlar:
‘bizi söyleten, her şeyi
Konuşturan allah’tır.
Zaten sizi ilkin yaratan ve sonunda
Da huzuruna götürüleceğiniz
Rabbiniz de o’dur.”
22 – siz, kulaklarınızın,
Gözlerinizin, derilerinizin,
Aleyhinizde şahitlik edecekleri bir
Günün geleceğine inanmıyor ve
Ondan sakınmıyordunuz,
Ayrıca siz, yaptıklarınızın çoğunu,
Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.
23 – işte rabbiniz hakkında
Beslediğiniz bu kötü zandır ki
Sizi mahvetti de, o yüzden hüsrana
Uğrayanlardan oldunuz.
Bir hadis-i kudside allah teâla
Şöyle buyuruyor: ‘kulum beni
Nasıl bilirse, ben ona öyle
Muamele ederim”
24 – eğer sabredip
Dayanabilirlerse, cehennem zaten
Kendi yerleşme yerleridir.
Şayet özür dileyip rab’lerini
Razı etmek için tekrar dünyaya
Dönmek isterlerse, onlara bu imkân
Verilmez.
25 – biz onların yanına
Birtakım arkadaşlar katarız.
Bunlar, onların önlerinde ve
Arkalarında ne varsa yaptıkları
Her türlü işi süsler, cazip
Gösterirler.
Böylece cinlerden ve insanlardan
Gelmiş geçmiş toplumlar hakkında
Yürürlükte olan cezalandırma
Hükmü, onlar hakkında da gerekli
Olur.
Çünkü onların hepsi kendilerini
Hüsrana atmışlardı. [43,36-37]
26 – bir de kâfirler dediler ki:
‘şu kur’ân okunduğunda ona kulak
Vermediğiniz gibi, ona karşı
Yaygara koparıp onun, başkaları
Tarafından anlaşılmasını da
Engelleyin.
Ancak böyle yaparak üstünlük
Sağlayıp onu bastırmayı
Umabilirsiniz.” [7,204]
27 – işte biz de onun için o
Kâfirlere dünyada şiddetli bir
Azap tattıracağız ve âhirette de
Yaptıkları o pek kötü işlere
Göre hak ettikleri karşılığı
Vereceğiz.
‘yakınları ziyaret, onlara sahip
Çıkma, muhtaçlara yardım,
İnsanlara faydalı olma gibi güzel
Davranışlarını değil de, dünya
Ve âhiret mutluluğunun esası
Olarak insanlığa hediye edilen bu
Kur’ân hidâyetine düşmanlık
Etme ile ortaya çıkan bu en
Büyük suçu göz önüne alarak
Müstahaklarını vereceğiz”
Anlamına gelir.
28 – işte allah
Düşmanlarının: cezası da: o
Ateş
Âyetlerimizi bile bile red ve
İnkâr ettiklerinden ötürü onlara
Orada ebedî kalmak vardır.
29 – kâfirler cehennemde: ‘ey
Ulu rabbimiz ” derler,
‘gerek cinlerden, gerek insanlardan
Bizi saptıran o şeytanları bize
Bir gösteriver de onları
Ayaklarımızla çiğneyelim,
Aşağıların aşağısı
Olsunlar” [7,38; 16,88]
30 – ‘rabbimiz allah’tır” deyip
Sonra da istikamet üzere, doğru
Yolda yürüyenler yok mu, ?
İşte onların üzerine melekler
İnip: ‘hiç endişe etmeyin, hiç
Üzülmeyin ve size vaad edilen
Cennetle sevinin ” derler.
31-32 – dünya hayatında da,
Âhirette de biz sizin dostunuzuz.
Orada sizin canınızın çektiği
Her şey gafur ve rahîm’den (affı,
Merhamet ve ihsanı bol olan allah
Tarafından) bir ikram olarak
Sizindir.
Hem orada siz bütün
İstediklerinize
Kavuşacaksınız.
Meleklerin inmesi sırasında
Müminlerin onları görmeleri
Gerekmez. melekler onları
Cesaretlendirmek, teselli etmek
İçin gelir ve kalplerine kuvvet
Verirler.
33 – allah yoluna çağıran,
Makbul ve güzel işler işleyen ve
‘ben müslümanlardanım” diyen
Kimseden daha güzel söz söyleyen
Kim olabilir?”
Bu âyetlerin indirildiği sırada
İmanını açıklamak, hayatını
Tehlikeye atmak demekti. hele
İslâm’ı yaymağa çalışmak,
Kana susamışları dâvet etmek
Mânasına geliyordu. âyet başta
Hz. peygamber (a.s.) olarak
Müezzinler ve allah’ın dinine
Hizmet eden herkesi kapsamına
Alır.
34 – iyilikle kötülük bir
Olmaz. o halde sen kötülüğü en
Güzel tarzda uzaklaştırmaya bak.
Bir de bakarsın ki seninle kendisi
Arasında düşmanlık olan kişi
Candan, sıcak bir dost oluvermiş
Şer, galip göründüğü durumlarda
Bile, aslında zayıftır.
Zira mahiyeti icabı
Çökmeye mahkûmdur.
Hayır ve dürüstlük ise
Gönüller fetheden, bizatihi bir
Kuvvettir. iyilik ve kötülük
Açık bir tarzda karşı karşıya
Geldiklerinde iyiliği takdir,
Kötülükten nefret etmeyen az
İnsan bulunur. şu halde ‘iyilikle
Kötülük bir olmaz.”
Kötü davranışı affetme bir
İyiliktir. fakat afla beraber iyilik
Etmekle, karşıdakinin gönlü
Fethedilir. bunun pek az istisnası
Olabilir ki nadir, yok
Hükmündedir. ama bu, öyle kolay
Bir iş değildir.
35 – ama kötülüğe karşı
İyilik hasleti, ancak sabredenlerin
Kârıdır, faziletten yana nasibi
Bol olanların kârıdır.
36 – eğer şeytandan gelen bir
Vesvese seni dürterse hemen allah’a
Sığın. çünkü o, herşeyi
İşitir, her şeyi mükemmel tarzda
Bilir. [7,199-200; 23,97-98]
Hak ile batıl mücadelesinde
Müminler kötülüğe karşı
İyilikle cevap verdiğinde, şeytan
Üzüntüsünden kahrolur. az da
Olsa bir yanlış davranışta
Bulunmalarını ister ki müminlerin
Lehinde düşünenleri
Kandırabilsin. hatta müminler,
Kendilerine yapılan zulme
Karşılık verirken azıcık
Ölçüsüz davranırlarsa,
‘şeytanın vesvesesinin etkisinde
Kalmış” sayılırlar. müminler
Bu sebeple, büyük kuvvetlerini
Kaybederler. çünkü yüzde yüz
Haklılıklarına ufak bir gölge
Düşürmüş, aleyhtekilere
Küçük bir bahane vermiş olurlar.
Bu âyetin pek güzel bir tefsiri
Şu hadis-i şerifte yer alır:
Bir gün bir adam gelip hz. ebû
Bekire (r.a) sürekli hakaret etti.
Hz. peygamber (a.s.) da, orada
Bulunuyordu. adam hakaret ettikçe
Hz. ebû bekir dinliyor, cevap
Vermiyordu. hz. peygamber (a.s.) ise
Tebessüm ediyordu. nihayet ebû
Bekir dayanamayıp sert bir
Karşılık verince hz. peygamberin
Çehresi değişti ve oradan
Ayrıldı. ebû bekir peşinden
Kalkıp sebebini sorunca buyurdu ki:
‘sen sükût ettiğin sürece, bir
Melek senin yerine cevap veriyordu.
Fakat sen ağzını açınca yanına
Şeytan geldi. ben şeytanın
Olduğu yerde bulunmam” (imam
Ahmed, müsned)
37 – gece gündüz, güneş, ay,
Hepsi o’nun âyetlerindendir.
O halde güneşe ve aya değil,
Onları öylece yaratana secde edin,
Eğer o’na ibadet ediyorsanız
38 – eğer kibirlenecek olurlarsa,
Şunu bilsinler ki rabbinin nezdinde
Olan melekler, gece gündüz o’nu
Tenzih, tesbih ederler ve asla
Usanmazlar.
Bu âyet, secde âyetlerindendir.
39 – o’nun kudretinin ve hikmetinin
Delillerinden biri de şudur ki:
Sen yeri boynu bükük,
Kupkuru görürsün.
Fakat biz üzerine su indirince yer
Harekete geçip kabarır.
İşte bu yere kim hayat veriyorsa
Ölüleri de o diriltecektir.
Çünkü o her şeye kadirdir.
40 – âyetlerimiz konusunda, haktan
Sapanlar bize gizli kalmazlar.
Şimdi söyleyin bakalım: cehenneme
Atılmak mı iyidir, yoksa kıyamet
Günü büyük duruşmaya tam bir
Güven içinde gelmek mi?
İstediğinizi yapın, çünkü o, bütün
Yaptıklarınızı görmektedir.
İlhad: istikametten uzaklaşmak,
Asıl maksattan sapmak, dinden
Uzaklaşmak anlamlarına gelir.
41-42 – kendilerine gelen bu
Şanı yüce dersi inkâr edenler
Elbette cezadan kurtulamazlar.
Hâlbuki o eşsiz ve pek
Kıymetli bir kitaptır.
Öyle bir kitaptır ki batıl ona ne
Önünden, ne ardından, hiç bir
Taraftan yol bulamaz.
(tam hüküm ve hikmet sahibi,
Bütün hamdlerin ve övgülerin
Sahibi) o hakîm ve hamîd
Tarafından indirilmiştir.
43 – sana söylenenler, senden
Önceki peygamberlere söylenen
Sözlerden başka bir şey
Değildir.
Senin rabbin hem mağfiret, hem de
Gayet acı bir azap sahibidir.
44 – eğer biz kur’ân’ı yabancı bir
Dille gönderseydik derlerdi ki:
‘neden, onun âyetleri açıkça
Beyan edilmedi? dil yabancı,
Muhatap arap olur mu böyle
Şey?”
De ki: ‘o, iman edenler için
Hidâyet ve şifadır.”
Ama iman etmeyenlerin kulaklarında
Ağırlıklar vardır. kur’ân
Onlara kapalı ve karanlık gelir.
Onların, çok uzak bir yerden
Sesleniliyor da söyleneni hiç
Anlamıyorlar gibi bir halleri
Vardır. [26,198-199; 17,82]
Bu, kâfirlerin inatlarının
Tezahürlerinden biridir. hz.
Peygambere: ‘senin anadilin olan
Arapça ile bir şeyler söylemeni
Vahiy kabul etmemizi bekleme ama
Sen durup dururken ‘farsça, rumca
Gibi bir dille kusursuz bir beyanda
Bulunursan işte o zaman ‘bu bir
Mûcizedir ” diye kabul
Edebiliriz” demek istiyorlar.
Onlara verilen cevapta: ‘biz onlar
Anlasınlar diye kendi dilleriyle
İndirdik. eğer yabancı dilden
Olsaydı bu sefer de: ‘ne tuhaf
Arap olana yabancı dille hitap
Ediliyor ” yani şöyle demek
İsteyeceklerdi: ‘gelin de görün:
Araplara gönderilen peygamber
Yabancı dil konuşuyor. ne
Kendisinin, ne de halkının
Bilmediği dille onlara hitap etmesi
Hiç akıl kârı mıdır?
45 – gerçekten biz mûsâ’ya da
Kitap vermiştik de kur’ân
Hakkında bunlar ihtilaf ettiği
Gibi, onun hakkında da ihtilaf
Edilmişti.
Eğer rabbinden haklarındaki azabı
Erteleme ve hükmü kıyamete
Bırakma şeklinde daha önce bir
Hüküm verilmiş olmasaydı,
Onların işleri bitmişti bile.
Bu gerçeğe rağmen onlar hâla bundan
Derin bir şüphe içindedirler.
46 – kim makbul güzel işler
Yaparsa kendi lehine, kim kötülük
Yaparsa kendi aleyhinedir.
Rabbin kullarına asla zulmetmez.
47 – kıyamet vaktini
Bilmek o’na aittir.
O’nun bilgisi ve izni olmaksızın,
Ne bir meyve tomurcuğundan
Çıkabilir, ne her hangi bir dişi
Hamile kalabilir, ne hâmile olan
Biri yavrusunu doğurabilir.
Gün gelir: ‘neredeymiş bana ortak
Saydığınız putlar?” diye nida
Eder de, müşrikler: ‘içimizden
Buna şahitlik edecek bir tek kişi
Bile olmadığını sana
Arzederiz ” derler. [7,187; 79,44;
6,59; 13,8; 35,11]
İnsanların çoğunu etkisi altına
Alan bir yanlışlık da kendisi
İçin en önemli işi bırakıp daha
Tâli işlerle meşgul olmasıdır.
47-48. âyetler, kıyametin
Zamanını soranların dikkatlerini,
Kendilerinin verecekleri hesaba
Çekmektedir. bir gün peygamber
Efendimize (a.s.) yolda rastlayan
Biri: ‘kıyamet ne zaman?” diye
Sorunca: ‘ey allah’ın kulu sen
Kıyamet için ne hazırladın?”
Diye cevap vererek aynı noktaya
Dikkat çekmiştir.
48 – böylece daha önce ibadet
Ettikleri putlar kendilerini terk
Eder, müşrikler de kaçacak yer
Kalmadığını anlarlar.
49 – insan mal mülk istemekten
Usanmaz, ama kendisine maddî
Sıkıntı dokununca hemen ye’se
Düşer, ümitsiz olur. [96,6-7;
10,12]
50 – kendisine uğrayan bir
Sıkıntıdan sonra, tarafımızdan
Ona nimet tattırırsak:
‘bu benim hakkımdı zaten,
Kıyametin geleceğini de pek zannetmem.
Ama olur da, müminlerin dediği
Gibi, rabbimin huzuruna
Götürülecek olsam bile,
O’nun yanında en güzel ne varsa o
Da benim olur, hiç tereddüdünüz
Olmasın ” der.
Biz elbette o kâfirlere, dünyada
Yapmış oldukları her şeyi tek
Tek bildireceğiz ve onlara
Şiddetli bir azap
Tattıracağız.”
51 – biz insana nimet
Verdiğimizde o, şükürden yüz
Çevirir, başını alır
Uzaklaşır.
Fakat kendisine sıkıntı
Dokununca, bir de bakarsın uzun
Uzun yalvarır durur. [17,83; 11,9]
52 – artık söyleyin bakalım:
Eğer bu kur’ân allah tarafından
Gönderilmiş de, siz bunu red ve
İnkâr etmişseniz,
O takdirde haktan iyice uzaklaşmış olan
Sizlerden daha sapık kim olabilir?
53 – evet, biz ileride onlara
Delillerimizi gerek dış dünyada,
Gerek kendi öz varlıklarında
Göstereceğiz; ta ki kur’ân’ın,
Allah tarafından gelen gerçeğin
Ta kendisi olduğu onlar tarafından
Da iyice anlaşılacak.
Rabbinin her şeye şahid
Olması yetmez mi? [4,166]
Âyetlerin gösterilmesi başlıca
Şu iki şekilde açıklanır:
1-kur’ân’ın dâvetinin kısa
Zamanda dünyada yayılması.
2-allah’ın insanlara yeryüzünde
Ve gökte, kendi varlığına ve
Birliğine dair delilleri
Göstermesi. kur’ân’da bildirdiği
Birçok hakikatin insanların
Yaptıkları bilimsel keşiflerle
İyice anlaşılarak, kur’ân’ın
Allah katından geldiğini
Anlamaları.
54 – ama dikkat edin ki onlar
Rab’lerine kavuşma hususunda
Şüphe içindedirler.
İyi bilin ki o, her şeyi ilmi ve
Kudreti ile kuşatmıştır.