Abdulbasit Abdussamed Hadid Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Hadid Suresi

Hadid suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. sebbeha lillahi ma fiyssemavati
Velardı ve huvel’aziyzulhakiymu.
2. lehu mulkussemavati vel’ardı
Yuhyiy ve yumiytu ve huve ‘ala
Kulli şey’in kadiyrun.
3. huvel’evvelu vel’ahıru vezzahiru
Velbatınu ve huve bikulli şey’in
‘aliymun.
4. huvelleziy halekassemavati
Vel’arda fiy sitteti eyyamin
Summesteva ‘alel’arşi ya’lemu ma
Yelicu fiylardı ve ma yahrucu minha
Ve ma yenzilu minessemai ve ma
Ya’rucu fiyha ve huve me’akum eyne
Ma kuntum vallahu bima ta’melune
Besıyrun.
5. lehu mulkussemavati vel’ardı ve
İlellahi turce’ul’umuru.
6. yuliculleyle fiynnehari ve
Yulicunnehare fiylleyli ve huve
‘aleymun bizatissuduri.
7. aminu billahi ve resulihi ve
Enfiku mimma ce’alekum mustahlefiyne
Fiyhi felleziyne amenu minkum ve
Enfeku lehum ecrun kebiyrun.
8. ve ma lekum la tu’minune billahi
Verresulu yed’ukum litu’minu
Birabbikum ve kad ehaze miysakakum
İn kuntum mu’miniyne.
9. huvelleziy yunezzilu ‘ala
‘abdihi ayiten beyyinatin
Liyuhricekum minezzilimati ilennuri
Ve innallahe bikum lereufun
Rahıymun.
10. ve malekum ella tunfiku fiy
Sebiylellahi ve lillahi
Miyrasussemavati vel’ardı la
Yesteviy minkum men enfeka min
Kablilfethı ve katele ulaike a’zamu
Dereceten minelleziyne enfeku min
Ba’du ve katelu ve kullen
Ve’adallahulhusna vallahu bima
Ta’melune habiyrun.
11. men zelleziy yukridullahe kardan
Hasenen feyuda’ıfehu lehu ve lehu
Ecrun keriymun.
12. yevme terelmu’miniyne
Velmu’minati yes’a nuruhum beyne
Eydiyhim ve bieymanihim
Buşrakumulyevme cennatun tecriy min
Tahtihel’enharu haliduyne fiyha
Zalike huvelfevzul’azıymu.
13. yevme yekululmunafikune
Velmunafikatu lilleziyne amenunzurna
Naktebis min nurikum kıylerci’u
Veraekum feltemisu nuren feduribe
Beynehum bisurin lehu babun
Batınuhu fiyhirrahmetu ve zahiruhu
Min kıbelihul’azabu.
14. yunadunehum elem nekun me’akum
Kalu bela ve lakinnekum fetentum
Enfusekum ve terabbastum vertebtum
Ve ğarretkumul’emaniyyu hatta cae
Emrullahi ve ğarrekum
Billahilğaruru.
15. felyevme la yu’hazu minkum
Fidyetun ve la minelleziyne keferu
Me’vakumunnaru hiye mevlakum ve
Bi’selmesıyru.
16. elem ye’ni lilleziyne amenu en
Tahşe’a kulubuhum lizikrillahi ve
Ma nezele minelhakkı vela yekunu
Kelleziyne utulkitabe min kablu
Fetale ‘aleyhimul’emedu fekaset
Kulubuhum ve kesiyrun minhum
Fasikune.
17. i’lemu ennallahe yuhyiyl’arda
Ba’de mevtiha kado beyyenna
Lekumul’ayati le’allekum ta’kılune.
18. innelmusaddikıyne
Velmusaddikati ve akredullahe kardan
Hasenen yuda’afu lehum ve lehum
Ecrun keruymun.
19. velleziyne amenu billahi ve
Rusulihi ulaik humussıddiykune
Veşşuhedau’ınde rabbihim lehum
Ecruhum ve nuruhum velleziyne keferu
Ve kezzebu biayatina ulaik
Ashabulcahıymi.
20. ı’lemu ennemelhayatuddnuya
Le’ıbun ve lehvun ve ziynetun ve
Tefahurun beynekum ve ziynetun ve
Tefahurun biynekum ve tekasurun
Fiyl’emvali vel’evladi kemeseli
Ğaysin a’cebelkuffare nebatuhu
Summe yekunu hutamen ve
Fiyl’ahıreti ‘azabun şeduydun ve
Mağfiretun minallahi ve rıdvanun
Ve melhayatuddunya illa
Meta’ulğururi.
21. sabiku ila mağfiretin min
Rabbikum ve cennetin ‘arduha
Ke’ardissemai vel’ardı u’ıddet
Lilleziyne amenu billahi ve rusulihi
Zalike fadlullahi yu’tiyhi men
Yeşa’u vallahu zulfadlil’azıymi.
22. ma esabe min musıybetin
Fiyl’ardı ve la fiy enfusikum illa
Fiy kitabin min kabli en nebreeha
İnne zalike ‘alellahi yesiyrun.
23. likeyla te’sev ‘ala ma fatekum
Ve la tefrahu bima atakum vallahu la
Yuhıbbu kulle muhtalin fehurin.
24. elleziyne yebhalune ve
Ye’murunennase bilbuhli ve men
Yetevelle feinnallahe
Huvelğaniyyulhamiydu.
25. lekad erselna rusulena
Bilbeyyinati ve enzelna
Me’ahumulkitabe velmiyzane
Liyekumennasu bilkıstı ve
Enzelnelhadiyde fiyhi be’sun
Şediydun ve menafi’u linnasi ve
Liya’lemallahu men yensuruhu ve
Rusulehu bilğaybi innallahe
Kaviyyun ‘aziyzun.
26. ve lekad erselna nuhan ve
İbrahiyme ve ce’alna fiy
Zurriyyetihimennubuvvete velkitabe
Feminhum muhtedin ve kesiyrun minhum
Fasikune.
27. summe kaffeyna ‘ala asarihim
Birusulina ve kaffeyna bi’ıysebni
Meryeme ve ateynahul’inciyle ve
Ce’alna fiy kulubilleziynettebe’uhu
Re’feten ve ramheten ve
Rehbaniyyetenibtede’uha ma ketebnaha
‘aleyhim illebtiğae rıdvanillahi
Fema re’avha hakka ri’ayetiha
Feateynelleziyne amenu minhum
Ecrehum ve kesiyrun minhum fasikune.
28. ya eyyuhelleziyne
Amenuttekullahe ve aminu biresulihi
Yu’tikum kifleyni min rahmetihi ve
Yec’al lekum nuren temşune bihi ve
Yağfir lekum vallahu ğafurun
Rahıymun.
29. liella ya’leme ehlulkitabi ella
Yakdirune ‘ala şey’in min
Fadlillahi ve ennelfadle biyedillahi
Yu’t’yhi men yeşa’u’vallahu
Zulfadlil’azıymi.
Meali
57 – hadîd sûresi
Medine’de inmiştir. 29 âyettir.
25. âyette geçen ve ‘demir”
Anlamına gelen kelime, sûrenin
Adı olmuştur. sûre allah’ın
Büyüklüğünü, hak ve hakikat
Uğrunda fedakârlığın lüzumunu,
Dünyanın geçici zevklerinin
İnsanı aldatmaması gerektiğini,
İslâm’a karşı kılıç
Çekenlerin yenileceklerini,
Allah’ın müslümanlara vaad
Buyurduğu lütufları ve nihayet,
Önceki peygamberlere inanmanın,
Onların dâvetini son ve mükemmel
Tarzda yenileyen hz. muhammed’e iman
Etmeyi de gerektirdiğini bildirir.
Bismillâhirrahmânirrahîm
1 – göklerde ne var, yerde ne
Varsa allah’ı tenzih ve tesbih
Eder. o azîz ve hakîmdir (üstün
Kudret, tam hüküm ve hikmet
Sahibidir). [17,44]
2 – göklerin ve yerin hâkimiyeti
O’nundur. hayatı veren ve hayatı
Alıp öldüren o’dur. o her şeye
Kadirdir.
3 – evvel o’dur, âhir o. zahir o’dur,
Batın o o her şeyi hakkıyla bilir.
4 – o’dur ki gökleri ve yeri altı
Günde yaratıp sonra arşına kuruldu.
Yere gireni, yerden çıkanı, gökten
İneni ve göğe yükseleni bilir.
Hasılı siz nerede olursanız olun
O, ilmi ve kudreti ile sizinle
Beraberdir. allah bütün
Yaptıklarınızı görür. [6,59;
11,5; 13,10]
5 – göklerin ve yerin
Hâkimiyeti o’nundur.
Bütün işler o’na götürülür, bütün
Kararlar o’nun kapısından çıkar.
6 – geceyi gündüze katar,
Böylece gündüz uzar. gündüzü
Geceye katar, böylece gece uzar.
Kalplerin künhünü o bilir.
7 – allah’a ve resulüne iman edin
Ve o’nun (sizi emanetçi yaptığı)
Yönetimini size bıraktığı
Mallardan harcayın.
İçinizden iman edip
Harcayanlara büyük ecir
Vardır.
8 – size ne oluyor ki, resulullah
Da sizi rabbinize iman etmeye
Çağırdığı halde, allah’a
İnanmıyorsunuz.
Oysa allah sizden bu hususta kesin
Söz almıştı, eğer imana
Gelecekseniz bu yeter. [5,7]
9 – sizi karanlıklardan
Aydınlığa çıkarmak için, o has
Kuluna açık açık âyetler
İndiren o’dur. muhakkak ki allah
Size karşı raûfdur, rahîmdir
(son derece şefkatlidir, merhamet
Ve ihsanı boldur).
10 – göklerin ve yerin yegâne
Vârisi allah olup, bütün
Mallarınız zaten o’na ait olduğu
Halde niçin allah yolunda
Harcamıyorsunuz?
Sizden, fetihden önce infak eden ve
Savaşan kimse ile bunları yapmayan
Elbette bir olmaz.
İşte onlar, bundan sonra infak
Edip savaşanlardan derece
Bakımından daha yüksektirler.
Bununla beraber allah, her birine de
Cennet vaad eder. allah
Yaptığınız her şeyden
Haberdardır. [34,39; 16,96; 4,95]
Mekke’nin fethinden önce, müminler
Her taraftan düşmanlarla
Çevrilmişti. islâm’a girmek, onu
Müdafaa etmek büyük fedakârlık
İsterdi. fetihden sonra cihad,
Eskisine göre oldukça
Kolaylaşmıştı.
11 – kim allah’a güzel bir
Ödünç verirse malını allah
Yolunda harcarsa allah bunu kat kat
Artırır. ona değerli bir
Mükâfat da vardır.
12 – gün gelir, mümin erkekleri
Ve mümin kadınları, önlerinde ve
Sağ taraflarındaki nurlarıyla,
Koşarcasına cennete doğru
İlerlediklerini görürsün.
Kendilerine: ‘bugün size müjdeler
Olsun buyurun, içinden ırmaklar
Akan cennetlere, ebedî kalmak
Üzere girin.” denilir. işte en
Büyük başarı ve mutluluk budur.
Hz. peygamber (a.s.) kıyamet
Günü, kendi ümmetinin
Mensuplarını abdest izinden
Ötürü alınları, elleri ve
Ayaklarındaki nurla tanıyıp
Ayırd edeceğini bildirmiştir.
İbn ebî hatim, ebû ümame’den
Şöyle bir hadis nakletmiştir:
‘kıyamet günü bir karanlık
Salınır, öyle ki ne mümin ne de
Kâfir avucunu dahi göremez. ta ki
Allah teâla müminlere amelleri
Kadar nur gönderinceye kadar.”
Taberî ve beyhakî ibn abbas’ın
Şöyle dediğini naklederler:
‘insanlar karanlıklar içinde
İken, allah teâla bir nur
Gönderir. müminler o nuru
Görünce o tarafa doğru
Yönelirler. işte bu nur, onların
Cennete girmeleri için allah
Tarafından gönderilen bir kılavuz
Olur.”
13 – o gün münafık erkek ve
Kadınlar, müminlere: ‘n’olur,
Derler, yüzümüze bir bakın da
Nûrunuzdan biz de yararlanalım.”
Bunun üzerine onlara şöyle denilir:
‘arkanıza dönün de bir nur arayın ”
Derken, aralarına bir duvar
Çekilir. bu duvarın bir kapısı
Olup bu kapının iç tarafında
Rahmet, dış tarafında ise azap
Vardır. [42,17]
14 – münafıklar şöyle
Seslenirler: ‘biz de sizinle beraber
Değil miydik?” müminler cevap
Verirler: ‘evet, beraberdiniz, fakat
Siz kendi canınızı yaktınız,
Müminlere hep felaket gelmesini
Gözleyip durdunuz, şüphelere
Düştünüz, sizi birtakım
Kuruntular oyaladı.
Bir de baktınız ki emr-i hak
Gelmiş. böylece o dessas, çok
Aldatıcı şeytan sizi allah’ın
Affı ve keremi ile aldattı.”
15 – ‘bugün artık ne sizden, ne
De kâfirlerden kurtuluş fidyesi
Kabul edilmez. varacağınız yer
Ateştir. sizin lâyığınız odur.
Varılacak ne kötü yerdir
Orası ”
16 – iman edenlerin kalplerinin
Allah’ı anma ve cenab-ı hak
Tarafından inen hakikatleri
Hatırlayarak yumuşayıp saygı ile
Dirilme vakti gelmedi mi? sakın
Onlar daha önce kitap verilen
Ümmetler gibi olmasınlar. zira
Kitabı tanımalarının üzerinden
Kendilerince uzun zaman geçmesi
Sebebiyle, onlarda ülfet ve
Kanıksama meydana gelmiş, neticede
Kalpleri katılaşmıştı. hatta
Onların çoğu büsbütün yoldan
Çıkmışlardır. [5,13]
Âyette bir azarlama vardır, fakat
Bu azarlama, âyetin inişine sebep
Olan sahabîler için dinî neş’ede
Bir tahkir azarlaması değil,
İmanda kemal izlerini göstermek
Sûretiyle, islâm’ın faaliyete
Geçmesi için aşk ve heyecan
Yükselişini uyandırmak,
İstikbalde neş’enin sönmemesi
İçin şart olan ruhî bir kanuna
İşaret etmekle, heyecan ifade eden
Bir teşvik azarlamasıdır. burada
Siyakta bir tahkir olmayıp ‘henüz
Vakti gelmedi mi?” diye hitap
Edilerek bir olgunlaşmanın meydana
Gelmesine sevk ve teşvik etme
Bulunmaktadır.
17 – iyi düşünün ki allah,
Bütün yeryüzünü bile
Ölümünden sonra diriltiyor;
(gevşeyen ve uyuklayan gönülleri
De böylece diriltebilir). zaten
Aklını çalıştıran, zihnini
İşleten kimseler için bu
Canlanmayı gerçekleştirecek
Âyetlerimizi iyice açıklamış
Bulunuyoruz.
Bir önceki âyette işaret edilen
Gevşemenin nasıl izale
Edileceğini gösteriyor. kur’ân
Âyetleri, iyice dinleyenleri
Harekete geçirmeye, âdeta yeniden
Doğuş gerçekleştirmeye kefildir.
Böyle yapılırsa kur’ân’ın
Feyziyle, âleme yeni yeni hayatlar
Yayılabilir. bunun başlıca
Yollarından biri allah yolunda
Harcama olduğundan, müteakip
Âyet, bu işi yapanları teşvik
Edip sena ediyor ve
Mükâfatlarını müjdeliyor.
18 – dini tasdiklerinin ifadesi
Olarak, hayır işlerinde mal
Harcayan erkekler, mal harcayan
Hanımlar ve allah’a güzel bir
Ödünç verenlerin ödülleri kat
Kat artırılacak, ayrıca onlara
Değerli bir mükâfat da
Verilecektir.
19 – allah’a ve resullerine iman
Edenler, evet işte onlardır
Rabbinin nezdinde sıddikler ve
Hakka şahitlik edenler
Kendilerine mükemmel ecirler
Ve nurlar vardır.
Ama kâfir olup
Âyetlerimizi yalan
Sayanlar.
İşte onlar da
Cehennemliktirler. [4,69]
20 – iyi bilin ki (âhirete yer
Vermeyen) dünya hayatı, bir
Oyundur, bir oyalanmadır, bir
Süstür.
Kendi aranızda karşılıklı övünme, mal
Ve nesli çoğaltma yarışıdır.
Tıpkı o yağmura benzer ki bitirdiği
Ürün, çiftçilerin hoşuna gider.
Ama sonra kurur, sen onu sapsarı
Kurumuş görürsün. sonra da
Çerçöp haline gelir. işte
Dünya hayatı da böyledir.
Âhirette ise kâfirler için
Şiddetli bir ceza,
Müminler için ise rab’leri
Tarafından bir mağfiret ve rıza
Evet, dünya hayatı bir aldanma
Metâından başka bir şey
Değildir. [3,14; 30,54]
21 – rabbiniz tarafından
Verilecek bir mağfirete ve cennete
Girmek için yarışın.
Öyle bir cennet ki eni göklerle
Yerin eni gibi olup allah’a ve
Resullerine iman edenler için
Hazırlanmıştır.
İşte bu, allah’ın dilediği
Kimselere olan bir ihsanıdır.
Allah büyük lütuf sahibidir.
22 – gerek (kıtlık, kuraklık,
Zelzele gibi) yerde, gerek
(hastalık, mala gelen musîbet
Gibi) kendinizde vuku bulan hiçbir
Musîbet yoktur ki bizim onu
Yaratmamızdan önce bir kitapta
Yazılı olmasın. bu, allah’a göre
Elbette pek kolaydır.
Bu sûrenin indirildiği dönemde
Müminler kâfirlerin tehditleri
Altında yaşıyorlardı. onlar
Medine şehrine sıkışmış olup,
Bütün arap yarımadası aleyhte
İdi. kâfirler müslümanların
Azlığını, akılları sıra
Onların yanlış yolda olduklarına
Delil sayıyorlardı. medine
Münafıkları ise bu durumu fırsat
Bilerek müminlerin morallerini
Bozuyor, kalplerinde şüphe
Uyandırmaya çalışıyor, böylece
Kendi şüphelerinin yerinde
Olduğunu ispatlamaya
Çalışıyorlardı. müminlerin
Birçoğu ise, bu ağır şartlara
Tahammül ediyordu. fakat bu
Musîbetlere devamlı sûrette
Sabretmek kendilerine ağır
Geliyordu. işte allah teâla bu
Hallerine vâkıf olduğunu, fakat
Hikmeti icabı müminleri irşad
Etmek, eğitmek ve büyük görevi
Yüklenmeye hazırlamak istiyordu.
Allah teâla, müminlerin
Dikkatlerini bu ilahî kanuna
Çekerek onları teselli ediyor.
23 – bu da, elinizden çıkan
Şeylerden dolayı gam yememeniz,
Allah’ın size nasib ettiği nimetlerle
De şımarmamanız içindir.
Allah övünüp duran, kibirli, kendini
Beğenmiş kimseleri sevmez.
24 – böyleleri hayır işlerinde
Hem kendileri cimri davranır, hem
De başkalarına cimriliği
Öğütlerler.
Ama bunlar bilsinler ki kim malını
Allah yolunda harcamaktan yüz
Çevirirse allah ganîdir, hamîddir
(hiçbir şeye ihtiyacı olmayan
Müstağnîdir, her türlü hamd ve
Övgüye lâyıktır).
25 – şu kesindir ki biz
Resullerimizi açık delillerle
Gönderdik ve insanların adaleti
Gerçekleştirmeleri için,
Resullerle beraber kitap ve adalet
Terazisi indirdik.
Mahiyetinde büyük bir kuvvet ve
İnsanlara bir çok fayda bulunan
Demiri de, kullanmaları ve allah’ı
Görmedikleri halde o’nun dinini ve
Peygamberlerini, kimlerin bu kuvvet
İle destekleyeceğini bilip ortaya
Çıkarmak için, büyük bir nimet
Olarak indirdik.
Unutmayın ki allah çok
Kuvvetlidir, mutlak galiptir
(kimsenin desteğine ihtiyacı
Yoktur). [11, 17; 30,30; 55,7;
6,115; 7,43]
Medeniyetin ve sanayinin en temel
Madeni demirdir. barış ve savaş
Durumunda kuvvetin esası ve
Sembolüdür. hem buna, hem de
Hakikati yayıp onu savunmanın
Maddî kuvveti gerektirdiğine
Dikkat çekilmektedir. allah teâla
Beyyinatı (hak dinin delillerini),
Kitap ve mizanı (hakla batıl
Arasındaki ölçüyü, adalet
Terazisini) göndererek insanları
Mutlu kılmak istemiştir. allah’ın
Hak dini üstün kılmak için,
Elbette insanların kudretlerine
İhtiyacı yoktur. fakat müminler,
Dünya ve âhiret mutluluğunun
Vesilesi olan islâm’ı anlatmak
İçin çalışıp emek sarf
Etmezlerse, mükâfatı nasıl hak
Edeceklerdir? onları
Münafıklardan ayırdetmek nasıl
Mümkün olacaktır? oysa biraz
Rahatlayan, veya fırsat kollayıp
Tehlike zamanları ortada görünmez
Olan veya malını allah rızasında
Harcamaktan geri duran
Münafıkların elenmeleri
Neticesinde, sahâbe orduları
Samimi ve birbirleriyle kenetlenmiş
Bir kuvvet teşkil ederek,
İslâm’ı hindistan’dan ispanya’ya
Kadar yaymışlardı.
26 – biz nuh’u, ibrâhim’i
Peygamber olarak gönderdiğimiz
Gibi, zürriyetlerine de kitap ve
Nübüvvet verdik. onlardan kimisi
Doğru yolu bulsa da, çoğu
Büsbütün yoldan
Çıkmışlardır.
27 – sonra bunların ardından
Peş peşe peygamberlerimizi
Gönderdik. özellikle meryem’in
Oğlu îsâ’yı arkalarından
Gönderdik, kendisine incîl’i
Verdik ve ona uyanların kalplerine
Bir şefkat, bir merhamet
Yerleştirdik.
Uydurdukları ruhbanlığı ise biz
Kendilerine farz kılmadık, lâkin
Allah’ın rızasına nail olmak
İçin kendileri icad ettiler. kaldı
Ki ona gereği gibi de riâyet
Etmediler. biz de onlardan iman
Edenlere mükâfatlarını verdik,
Onların çoğu ise büsbütün
Yoldan çıkmışlardır.
Hz. peygamber (a.s.m) ‘islâm’da
Ruhbanlık yoktur” der.
(ruhbanlık) meşrû dünya
Zevklerini de terkedip, aile
Kurmaksızın bütün ömrünü
Manastırda geçirmektir. bu âyet,
Aslında hz. îsâ’nın dininde de
Bunun şart olmadığını
Bildirmektedir. fakat bunu haram
Saymamakla birlikte islâm’ın
Evrensel idealinin, allah’ın
İnsanın fıtratına yerleştirdiği
Maddî ve manevî bütün
Kabiliyetlerinin geliştirilmesi
Olduğunu vurgular.
Hıristiyanlık zuhur ettiğinde
Dünya hırsı, şehvet ve kötü
Ahlâk yaygın olduğundan
Hıristiyanlık aşırı bir tepki
Göstererek, özellikle 3. asra
Girerken bekâr kalmayı,
Yoksulluğu ve zühdü ideal haline
Getirdi. dini yayarken, bu dönem
Hıristiyanları bazı şirk
Motiflerinin sızmasına sebep
Oldular. ölçüler kaybolunca,
Helaller haram hale getirilince,
Fıtrat onlardan intikam aldı,
Maddeye, şehvet ve ihtirasa en
Fazla gömülenler, onların
Soyundan gelenler oldular.
28 – ey önceki resullere iman
Edenler allah’a karşı gelmekten
Sakının ve allah’ın bu resulüne
De iman edin ki rahmet hazinesinden
Size iki hisse versin ve size,
Sayesinde karanlığı dağıtıp
Yürümenizi sağlayan bir nûr
Versin ve sizi affetsin. çünkü
Allah gafûr ve rahîmdir (affı,
Merhamet ve ihsanı boldur). [65,2;
8,29; 2,282]
29 – ehl-i kitap şunu bilsinler
Ki: allah’ın lütfundan mâlik
Oldukları hiçbir şey, hiçbir
Kısım mevcut değildir. bütün
Lütuf ve inayet allah’ın
Elindedir, onu dilediğine verir.
Allah büyük lütuf sahibidir.
Müfessirlerin çoğuna göre,
Burada hitap ehl-i kitaba olup:
‘üç kısım insan için iki kat
Ecir verilecektir. birincisi: önce
Kendi peygamberlerine, daha sonra da
Hz. muhammed’e iman eden ehl-i
Kitap’dan bazı insanlardır…”