Abdulbasit Abdussamed Hicr Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Hicr Suresi

15-hicr suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. elif lam ra tilke ayatül
Kitabi ve kur’anim mübın
2. rubema yeveddüllezıne
Keferu lev kanu müslimın
3. zerhüm ye’külu ve yetemetteu ve
Yülhihimül emelü fe sevfe ya’lemun
4. ve ma ehlekna min karyetin
İlla veleha kitabüm ma’lum
5. ma tesbiku min ümmetin
Eceleha ve ma yeste’hırun
6. ve kalu ya eyyühellezi nüzzile
Aleyhiz zikru inneke le mecnun
7. lev ma te’tına bilmelaiketi
İn künte mines sadikıyn
8. ma nünezzilül melaikete illa bil
Hakkı ve ma kanu izem münzarin
9. inna nahnü nezzelnez zikra
Ve inna lehu le hafizun
10. ve le kad erselna min
Kablike şiyeıl evvelin
11. ve ma ye’tıhim mir rasulin
İlla kanu bihı yestehziun
12. kezalike neslükühu fı
Kulubil mücrimin
13. la yü’minune bihı ve kad
Halet sünnetül evvelin
14. ve lev fetahna aleyhim babem mines
Semai fe zallu fıhi ya’rucun
15. le kalu innema sükkirat ebsaruna
Bel nahnü kavmün meshurun
16. ve le kad cealna fis semai
Bürucev ve zeyyennaha lin nazırın
17. ve hafıznaha min
Külli şeytanir racım
18. illa menisterekas sem’a fe
Etbeahu şihabüm mübın
19. vel erda medednaha ve elkayna
Fıha ravasiye ve embetna fıha min
Külli şey’im mevzun
20. ve cealna leküm fıha meayişe ve
Mel lestüm lehu bi razikıyn
21. ve im min şey’in illa ındena
Hazinühu ve ma nünezzilühu illa
Bi kaderim ma’lum
22. ve erselner riyaha levakıha fe
Enzelna mines semai maen fe
Eskaynakümuh ve ma entüm lehu bi
Hazinın
23. ve inna le nahnü nuhyı ve
Nümıtü ve nahnül varisun
24. ve le kad alimnel müstakdimıne
Minküm ve le kad alimnel müste’hırın
25. ve inne rabbeke hüve
Yahşüruhüm innehu hakımün alım
26. ve le kad halaknel insane min
Salsalim min hameim mesnun
27. vel canne halaknahü min
Kablü min naris semum
28. ve iz kale rabbüke lil
Melaiketi innı haliküm beşeram
Min salsalim min hameim mesnun
29. fe iza sevveytühu ve nefahtü fıhi
Mir ruhıy fekau lehu sacidın
30. fe secedel melaiketü
Küllühüm ecmeun
31. illa iblıs eba ey
Yekune meas sacidın
32. kale ya iblısü ma leke
Ella tekune meas sacidın
33. kale lem ekül li escüde li
Beşerin halaktehu min salsalim min
Hameim mesnun
34. kale fahruc minha fe inneke racım
35. ve inne aleykel
La’nete ila yevmid dın
36. kale rabbi fe enzırnı
İla yevmi yüb’asun
37. kale fe inneke minel münzarın
38. ila yevmil vaktil ma’lum
39. kale rabbi bima ağveytenı le
Üzeyyinenne lehüm fil erdı ve le
Uğviyennehüm ecmeıyn
40. illa ıbadeke minhümül muhlesıyn
41. kale haza sıratun
Aleyye müstekıym
42. inne ıbadı leyse leke aleyhim
Sültanün illa menittebeake minel ğavın
43. ve inne cehenneme le
Mev’ıdühüm ecmeıyn
44. leha seb’atü ebvab likülli
Babim minhüm cüz’üm maksum
45. innel müttekıyne fı
Cennativ ve uyun
46. üdhuluha bi selamin aminın
47. ve neza’na ma fı sudurihim min ğıllin
Ihvanen ala sürurim mütekabilın
48. la yemessühüm fıha nesabüv ve
Ma hüm minha bi muhracın
49. nebbi’ ıbadı ennı
Enel ğafurur rahıym
50. ve enne azabı hüvel azabül elım
51. ve nebbi’hüm an dayfi ibrahım
52. iz dehalu aleyhi fe kalu selama
Kale inna minküm vecilun
53. kalu la tevcel inna
Nübeşşiruke bi ğulamin alım
54. kale e beşşertümunı ala em
Messeniyel kiberu fe bime tübeşşirun
55. kalu beşşernake bil hakkı fe
La teküm minel kanitıyn
56. kale ve mey yaknetu mir
Rahmeti rabbihı illed dallun
57. kale fe ma hatbuküm
Eyyühel murselun
58. kalu inna ürsilna ila
Kavmim mücrimın
59. illa ale lut inna le
Müneccuhüm ecmeıyn
60. illemraetehu kadderna
İnneha le minel ğabirın
61. felemma cae ale lutnil murselun
62. kale inneküm kavmümü münkerun
63. kalu bel ci’nake bima
Kanu fıhi yemterun
64. ve eteynake bil hakkı
Ve inna le sadikun
65. fe esri bi ehlike bi kıt’ım
Minel leyli vettebı’ edbarahüm ve
La yeltefit minküm ehadüv vemdu
Haysü tü’merun
66. ve kadayna ileyhi zalikel emra enne
Dabira haülai maktuum musbihıyn
67. ve cae ehlül medıneti yestebşirun
68. kale inne haülai
Dayfı fe la tefdahun
69. vettekullahe ve la tuhzun
70. kalu e ve lem nenheke anil alemın
71. kale haülai benatı in
Küntüm faılın
72. le amruke innehüm le fı
Sekratihim ya’mehun
73. fe ehazethümüs
Sayhatü müşrikıyn
74. fe cealna aliyeha safileha ve emtarna
Aleyhim hıcaratem min siccıl
75. inne fı zalike le
Ayatil lil mütevessimın
76. ve inneha le bisebılim mükıyn
77. inne fı zalike le
Ayatel lil mü’minın
78. ve in kane ashabül
Eyketi le zalimın
79. fentekamna minhüm ve
İnnehüma le bi imamim mübın
80. ve le kad kezzebe
Ashabül hıcril murselın
81. ve ateynahüm ayatina fe
Kanu anha mu’ridıyn
82. ve kanu yenhıtune minel
Cibali büyuten aminın
83. fe ehazethümüs sayhatü musbihıyn
84. fe ma ağna anhüm ma kanu yeksibun
85. ve ma halaknes semavati vel erda
Ve ma beynehüma illa bil hakk ve
İnnes saate le atiyetün fasfehıs
Safhal cemıl
86. inne rabbeke hüvel hallakul alım
87. ve le kad ateynake seb’am minel
Mesanı vel kur’anel azıym
88. la temüddenne ayneyke ila ma
Metta’na bihı ezvacem minhüm ve la
Tahzen aleyhim vahfıd cenahake lil
Mü’minın
89. ve kul innı enen nezırul mübın
90. kema enzelna alel muktesimın
91. ellezıne cealül kur’ane ıdıyn
92. fe ve rabbike le
Nes’elennehüm ecmeıyn
93. amma kanu ya’melun
94. fasdoa’bima tü’meru ve
A’rıd anil müşrikın
95. inna kefeynakel müstehziın
96. ellezıne yec’alune meallahi
İlahen ahar fe sevfe ya’lemun
97. ve le kad na’lemü enneke
Yedıyku sadruke bima yekulun
98. fe sebbıh bi hamdi rabbike
Ve küm mines sacidın
99. ve’büd rabbeke hatta
Ye’tiyekel yekıyn
Meali
15 – hicr sûresi
Mekke döneminde nâzil olmuştur.
99 âyettir. 80. âyette bahsedilen
Hicr ahalisi, sûreye isim
Olmuştur. hicr halkı, hz. salih
(a.s.) ın kavmi olan semûd
Halkıdır. hicr sûresi,
Kur’ân’ın allah teâlanın sözü
Olduğunu vurgulamaktadır. bu sûre
Peygamberlerin tebliğleri
Karşısında bir grup kâfirin her
Zaman diretmiş olduğunu
Hatırlatır. allah’ın
Varlığının ve birliğinin bazı
Delillerini serdeder. sonra
İnsanlığın en büyük kıssası
Olan hz. adem (a.s.) ile iblis’in
Kıssasını anlatır. büyük
Kur’ân nimetine dikkat çekilerek
Sûre sona erdirilir.
Bismillahirrahmanirrahim.
1 – elif lâm râ. bunlar kitabın ve
Kur’ân-ı mübin’in âyetleridir.
Mübin teriminin anlamı için: (28,2)
2 – bir zaman olur kâfirler,
‘keşke vaktiyle müslüman olmuş
Olsaydık ” diye çok hasret
Çekerler. [6,27]
Bu pişmanlığı allah müminlere
Zafer verdiğinde veya ölecekleri
Sırada yahut kıyamet günü dile
Getirirler.
3 – bırak onları, yesin
İçsinler, zevklerine düşsünler,
Arzu ve emelleri kendilerini oyalaya
Dursun. yakında bilecekler [77,46]
4 – bizim imha ettiğimiz her
Memleket hakkında mutlaka daha
Önce kararlaştırılmış, malum
Bir vaade vardır.
5 – hiç bir ümmet vaadesini ne
Öne alabilir, ne erteleyebilir.
6-7 – o kâfirler, alay ederek:
‘ey o kendisine kitap indirilmiş
Olan dediler, mutlaka sen bir
Delisin
Eğer iddianda tutarlı isen, ne
Diye bize o melekleri getirip
Göstermiyorsun?” [23,70; 43,53;
25,21-22]
8 – biz o melekleri ancak hikmet
Gereğince göndeririz.
Ama o zaman da, kendilerine hiç
Mühlet verilmez, derhal işleri
Bitirilir, mahvolup giderler.
9 – hiç şüphe yok ki o zikri,
Kur’ân’ı biz indirdik, onu
Koruyacak olan da biz’iz. [5,67]
Kur’ân mesajı öyle dikkatli,
Titiz bir şekilde korunmuştur ki
Bugün dünyanın her tarafında en
Yaygın kitap olan bu eser, bir harf
Farkı olmaksızın binlerce yıldan
Beri okunmaktadır. matbaa,
Kaydetme, ulaşım imkânlarına
Rağmen yirminci asırda yaşamış
Ünlü şahısların eserlerinde
Bile farklılıklar bulunması, bu
İşin başlı başına mûcize
Olduğunu gösterir.
10-11 – senden önce gelip geçen
Milletlere de biz peygamberler gönderdik.
Ama onlara hiç bir resul gelmedi ki
Onunla alay etmiş olmasınlar.
12-13 – biz böylece o inkâr ve alayı
Suçluların kalplerine sokarız.
Geçmiş ümmetlerin başlarına
Gelen felaketler ibret teşkil
Ettiği halde yine de onlar iman
Etmezler.
14-15 – hatta o kâfirlere gökten
Bir kapı açsak, onlar da yukarı
Yükselip çıksalar,
Yine de ‘galiba gözlerimiz bağlandı,
Belki de büyüye tutulduk ” derler.
16-18 – gerçekten biz, gökte
Burçlar yarattık ve onları
Seyredenler için yıldızlarla
Süsledik.
Hem onu kovulmuş her şeytandan
Koruduk. ancak kulak hırsızlığı
Edenler olursa, onu da parlak bir
Işık kovalar. [25,61; 85,1;
26,212; 37,8-10]
Burç: kale, hisar, yüksek köşk
Mânalarına gelir. gökyüzünde
Özel bir şekilde toplanmış olan
Birtakım yıldız kümelerine de
Burç denilmiştir. bu kümelerin
Meşhur olanları on iki tane
Olmakla beraber, âyet-i kerimede
‘bürûcen” nekire şeklinde
Zikredildiğine göre, gökte daha
Keşfedilmemiş birçok yıldız
Kümesinin bulunduğuna işaret
Edilmektedir.
Şihab: ‘parlak ışık, alev”
Demektir. göktaşı veya henüz
Keşfedilmemiş bir ışın türü
Olabilir.
Eğer göktaşı olarak
Düşünürsek, bunların dünya
Atmosferine son derecede fazla
Miktarda düştüğü bilinmektedir.
Pek mümkündür ki şeytanların
Uzayda yükselmeleri bu şihablarla
Önleniyordur. fakat bunlar dünyada
İnsanların hayatlarını imha
Etmezler. zira göktaşları dünya
Küresini çevreleyen atmosfer
Küresine girer girmez yanıp kül
Olmakta, son derece nadir olarak,
İbret olsun diye yere düşmektedir.
Hasılı, dünyamız burçlarla
Korunmasaydı bu şihablar
Hayatımızı çoktan imha etmiş
Olurlardı.
19 – yeri de yaydık, genişlettik
Ve oraya ağır baskılar (sağlam
Dağlar) çaktık ve orada hikmetle
Ölçülmüş olarak her türlü
Nebatı yetiştirdik. [37,6]
20 – orada hem siz insanlar için,
Hem rızkını sizin vermediğiniz
Daha nice yaratıklar için
Geçimlikler meydana getirdik.
21 – hiçbir şey yoktur ki onu
Meydana getiren hazinelerin
Anahtarları elimizde olmasın. biz
Onu ancak belirli bir ölçü ile
İndiririz.
22 – aşılayıcı olarak
Rüzgârlar gönderdik. derken
Gökten yağmur indirip onunla sizi
Suladık.
Halbuki o suyu hazinelerde depolayan
Da sizler değilsiniz. [39,21;
56,68-74; 16,10; 67,30]
Rüzgarların bitkilerdeki erkek ve
Dişi unsurlar arasında döllenmeyi
Sağladıklarına işaret ediliyor.
Âyetin son kısmı ise kaynak
Sularını oluşturan ilahî kanuna
İşaret ediyor. yağmurla inen su
Yerde kaybolmaz. yüzeye yakın taş
Havuzlarda depolanır. tuzlardan ve
Kirlerden arıtılmış olarak
Tatlı bir hayat kaynağı halinde
Mahlûklara ikram edilir.
23 – muhakkak ki hayatı veren de
Biz’iz, hayatı geri alıp öldüren
De ve elbette hepsine vâris olacak,
Hepsinden sonraya kalacak olan baki
De biziz.
24 – doğrusu sizden, önden
Gidenleri de, geri kalanları da biz
Pek iyi biliriz.
Doğup ölenleri veya ileride
Dünyaya gelip ölecekleri yahut
İslâm’da, cihadda, taatte öne
Geçip geri kalanları da biliriz.
Sizin hallerinizden hiç biri bize
Gizli kalmaz, demektir.
25 – senin rabbin, elbette onları
Mahşerde toplayacaktır. çünkü o
Hakîmdir, alîmdir (tam hüküm ve
Hikmet sahibidir, her şeyi bilir).
26 – biz insanı kara çamurdan,
Şekillenmiş bir balçıktan
Yarattık. [55,14-15; 6,2]
27 – cinleri de daha önce,
Zehirli ateşten yaratmıştık.
28 – ve hani rabbin meleklere:
‘ben, demişti, kuru çamurdan,
Şekillenmiş bir çamurdan bir
Beşer yaratacağım.”
29 – ‘bu itibarla, ben onu
Düzenlediğim insan şekline
Koyduğum ve içine ruhumdan
Üflediğim zaman, derhal onun için
Secdeye kapanınız.”
Allah’ın isimlerinin insanda böyle
Tecelli etmesidir ki insanı arzda
Halife kılmış ve bütün
Mahlûkat üzerine çıkarmıştır.
30-31 – iblis hariç bütün
Melekler secdeye kapandılar. o ise
Kibirlenip, secde edenler arasında
Yer almadı.
32 – allah iblis’e: ‘sen niye
Secde edenlerle beraber olmadın?”
Diye sordu.
33 – ‘benim, dedi, kuru çamurdan
Şekillenmiş balçıktan
Yarattığın bir beşere secde
Etmem mümkün değildir.” [2,34;
7,12; 17,62] [38,76]
34-35 – ‘o halde, dedi, defol
Buradan çünkü sen kovuldun,
Ve bu lânet, hesap gününe kadar senin
Üzerinde devam edecektir.”
36 – ‘ya rabbi dedi, o halde
İnsanların diriltilecekleri güne
Kadar bana mühlet ver ”
37-38 – ‘haydi, buyurdu, belirli bir
Güne kadar sana müsaade edildi.”
39-40 – iblis: ‘ya rabbi dedi,
Beni azdırmâna karşılık,
Yemin ederim ki ben de dünyada
Onlara günahları süsleyeceğim
Ve ancak senin ihlasa erdirdiğin
Kulların müstesna, onların
Hepsini azdıracağım” [17,62;
38,82-83]
İblis şunu demek istiyor: ‘ya
Rabbî, benden aşağıda olan
Birine boyun eğmemi istedin. benim
Bu emre uymayacağım sence
Mâlumdu. işte böylece azmama
Sebep oldun ve bu da bu insanlar
Sebebiyle başıma geldi. işte ben
De onları azdıracağım.”
41 – allah buyurdu: ‘bu seçkin
Kullarımın tuttuğu yol, işte
Ben’im gözettiğim dosdoğru
Yoldur.” [16,9; 1,6-7]
42 – ‘şüphesiz benim o seçkin
Kullarım üzerinde senin hiçbir
Nüfûzun yoktur, ancak senin
Peşine takılmış şaşkın
Azgınlar başka ”
43-44 – şüphesiz cehennem de o
Azgınların hepsinin varacakları yerdir.
Oranın yedi kapısı vardır ve
Onlardan her kapıdan kimlerin
Gireceği belirlenmiştir. onlar
Kapılara
Bölüştürülmüşlerdir.
İblis kıssasının
Hatırlatılması şu muhtevada
Olmuştur: daha önceki âyetlerde
Kâfirlerin felakete götüren
Yollara tâbi oldukları üzerinde
Durulmuştu. bu sapıklıkların
Gerisinde, en büyük bir
Düşmanın bulunduğunu,
İnsanların buna karşı daima
Uyanık ve tetikte olmalarının
Lüzumunu hatırlatmak için bu
Kıssaya yer verilmiş ve denilmek
İstenmiştir ki: ‘peygamber sizi bu
Tehlikeden kurtarmak istiyor. fakat
Siz dostunuzu düşmanınızı
Ayırd edemiyorsunuz.”
45 – şeytana uymaktan korunan
Müttakiler ise cennetlerde ve
Pınar başlarındadırlar.
46 – ‘esenlikle, emin olarak
Girin oraya” (denir onlara).
47 – onların kalplerindeki kini
Söküp çıkarmışızdır. dost ve
Kardeş olarak, divanlar üzerinde
Karşı karşıya otururlar.
48 – orada kendilerine hiç bir
Zahmet ve meşakkat dokunmaz, oradan
Hiç çıkarılmazlar.
49-50 – kullarıma haber ver ki
(günahları örten) gafur, (ihsanı
Bol olan) rahîm ben’im.
Bununla beraber azabım da
Elîm mi elîm
51 – onlara ibrâhim’in
Misafirlerinden de bahset. [11,69;
51,24]
Hz. ibrâhim (a.s.) ın
Kıssasının münasebeti şudur. bu
Sûrenin başında 7. âyette
Müşriklerin ‘eğer iddianda
Tutarlı isen ne diye bize melekleri
Getirmiyorsun?” sözleri
Nakledilmişti. onlara şu denilmek
İsteniyor: ‘melekler gelirse, kesin
Hükmü icra için gelirler, artık
Size mühlet verilmez.”
52 – onun yanına girdiklerinde
‘selam ” dediler. ibrâhim: ‘biz
Sizden korkuyoruz” dedi.
Misafirlere ikram ettiği yiyecekleri
Yemediklerini görünce böyle dedi.
53 – ‘korkma ” dediler. ‘biz
Sana akıllı, bilgin bir oğlunuzun
Dünyaya geleceğini
Müjdeliyoruz.”
54 – ‘beni mi müjdeliyorsunuz?”
Dedi. ‘bana ihtiyarlık gelip
Çatmışken, artık beni nasıl
Tebşir edersiniz?”
55 – ‘sana gerçeği müjdeledik,
Onun için ümit kesenlerden
Olma ” dediler.
56 – o da: ‘rabbinin rahmetinden,
Hak yoldan sapanlardan başka kim
Ümit keser ki?” dedi.
57 – ve ilave etti: ‘ey elçiler,
Bundan başka işiniz nedir?
Sorabilir miyim?”
58-60 – ‘haberin olsun” dediler,
‘biz suçlu bir topluluğu
Cezalandırmak için gönderildik.
Ancak eşi dışında lut’un
Ailesi müstesna.
Çünkü onların hepsini
Kurtaracağız. eşinin suçlularla
Beraber kalmasını gerekli
Gördük.”
61-62 – elçiler lut’un evine
Gelince o: ‘doğrusu, siz
Ürkülecek kimselersiniz” dedi.
63-65 – ‘yok” dediler, ‘biz
Sana, onların şüphe ettikleri
Cezayı getirdik ve sana emr-i hak
İle geldik, emin ol bizler sadık
Kimseleriz.
Hemen gecenin sonunda aileni yola
Çıkar, sen de arkalarından git,
İçinizden hiç kimse dönüp
Ardına bakmasın, size emredilen
Yere geçin gidin.” [15,8; 11,65]
Bundan maksat: ‘sakın arkana bakma,
Yoksa taş kesilirsin” değildir.
Maksat şudur: ‘arkanıza
Bakarsanız felakette helâk
Olanların müthiş çığlıkları,
Manzaraları ile
Karşılaşırsınız. şimdi ne
Onların lâyık oldukları cezayı
Bulmaları sebebiyle sevinme, ne de
Üzülme zamanı değildir. oradan
Hızla uzaklaşmalısınız ki azap
Yağmurundan etkilenmeyesiniz.”
66 – ona şu kesin emri vahyettik:
‘sabaha çıkarlarken onların
Kökü kesilmiş olacaktır ”
[11,81]
67 – şehir halkı da misafirlerin
Geldiğini duyup eğlenmek için
Gelmişlerdi.
68-69 – ‘bunlar benim
Misafirlerim ” dedi, ‘ne olur beni
Mahcûp etmeyin. allah’tan korkun da
Beni rüsvay etmeyin.”
Bu âyetler onların
Saldırganlıkta adeta gözlerinin
Döndüğünü zarif bir üslûpla
İfade ediyor. halkça sayılan
Birine, kısa süre için uğrayan
Bir misafir bile emin olamıyordu.
Talmudda bu çürümelerin çok
Somut örnekleri rivâyet edilir.
70 – onlarsa: ‘biz seni elalemin
İşine karışmaktan menetmemiş
Miydik (şunu bunu korumak sana mı
Kalmış )” dediler.
71 – lût: ‘eğer evlenmek
İsterseniz, işte kızlarım,
Onlarla evlenebilirsiniz” dedi.
72 – (resulüm ) ‘hayatın hakkı
İçin onlar, kendilerini öylesine
Kaybetmişlerdi ki sarhoşlukları
İçinde sürünüp gitmekte
İdiler.”
Bu hitabı yapan cenab-ı
Allah’tır. bir başka tefsire
Göre, hitab edenler elçi melekler
‘hayatın hakkı için, onlar
Sarhoşlukları içinde sürünüp
Gitmektedirler” demişlerdi.
73 – güneş doğarken o korkunç
Ses bastırıverdi onları
74 – bir anda şehirlerinin
Üstünü altına çevirdik.
Pişirilmiş çamurdan yapılmış
Taş yağmuruna tuttuk onları
75 – elbette bunda işaretten
Anlayanlar için alınacak nice
İbretler vardır.
76 – hem o şehir harabesi
Uğrak bir yol üzerindedir.
Bu şehrin harabeleri hicaz’dan suriye ve
Mısır’a giden yol üzerindedir.
77 – elbette bunda, iman edecekler
İçin çok ibretler vardır.
78 – eyke halkı da zalim mi
Zalim bir halk idi.
Eyke, tebük’ün eski adı olup
Şuayb (a.s) ın halkıdır.
79 – onlara da hakettikleri
Cezayı verdik. bu her iki şehir
Harabesi de uğrak bir yol
Üzerindedir.
80 – hicr halkı da
Peygamberleri yalancı saydı.
Hicr, semud’un başkenti idi.
Kalıntıları medine’nin
Kuzeybatısında el-ula
Kasabasının yanındadır. medine
– tebük karayolu üzerindedir.
Hz. peygamber (a.s.) ın tavsiyesine
Uyarak buradan geçenler orada
Konaklamazlar.
81 – onlara delil ve
Mûcizelerimizi verdik, ama
Yüzçevirdi onlar bu delillerden
[41,17]
82 – dağlarda evler yontarak
Güven içinde bulunuyorlardı.
83 – bir sabah o korkunç ses
Bastırıverdi onları
84 – kazanıp ele geçirdikleri
Mal ve imkânlar hiçbir fayda
Vermedi kendilerine.
Bu âyet hz. peygamberi ve
Müminleri teselli etmektedir.
Hakikatin mutlaka zuhur edeceğini,
Batılın savletinin devamlı
Olmadığını bildirmektedir.
85 – öyle ya, biz gökleri, yeri
Ve bu ikisinin aralarında bulunan
Varlıkları elbette boşuna değil,
Gerçek bir gaye ve hikmetle
Yarattık.
Hiç şüphe yok ki o kıyamet saati
Gelip çatacaktır. öyleyse
Müsamaha ile tatlılıkla davran
Onlara. [23,115-116; 38,27; 53,31;
43,89]
86 – elbette senin rabbin
Mükemmel yaratan ve herşeyi
Hakkıyla bilendir. [36,81-83]
87 – şu kesin ki biz sana seb-i mesânî
İle şu yüce kur’ân’ı verdik.
Seb-i mesânî: fatiha sûresidir.
88 – sakın o kâfirlerden bir
Kısmına geçici bir zevk olarak
Verdiğimiz dünya nimetlerine göz
Atma.
Onların iman etmemelerinden
Ötürü üzülme ve müminlere kol
Kanat ger, şefkatle koru onları.
[20,31; 26,215; 9,128]
89 – ve de ki: ‘sizi, sizleri bekleyen
Felaketten açıkça uyarıyorum.”
90-91 – tıpkı o bölüşenlerin,
O kur’ân’ı parça parça edenlerin
Başlarına indirdiğimiz felaket
Gibi.
Muktesimîn: bölüşenler,
Bölenler veya yemin edenler
Mânalarına gelir. ilk mânaya
Göre: kur’ân’ı kısım kısım
Ayırarak bir kısmını kabul,
Öbür kısmını reddedenler
Mânasına gelir. bunlar, birinci
Derecede, kendileri de kısım
Kısım bölünmüş olan yahudi ve
Hıristiyanlardır. ayrıca,
İnkârlarını var güçleriyle
Yemin ederek pekiştirenler de
Kasdedilmiş olabilir.
92 – rabbin hakkı için sorguya
Çekeceğiz onların hepsini
93 – yaptıkları işlerden
Sorumlu tutacağız onları.
94 – şimdi sen, sana ne
Emredilmişse onu açıkça söyle
Onlara.
Yüzçevir, aldanma o
Müşriklere [54,6; 68,10]
95 – seninle alay edenlerin
Haklarından gelmeye biz yeteriz.
96 – onlar allah’tan başka tanrı
Uyduruyorlar ama yaptıklarının
Sonucunu yakında öğrenecekler
97 – çok iyi biliyoruz, onların
Bu kabil iddialarından ötürü
Senin canının sıkıldığını
98 – ama sen rabbini hamd ile
Tenzih et ve secde edenlerden ol.
99 – sana ölüm gelip çatıncaya kadar
Da rabbine ibadet et. [74, 46-47]
Yakîn: müfessirlerin ekserisi
Tarafından ‘ölüm” diye tefsir
Edilmektedir. süleyman ateş ‘kesin
Bilgi” diye yorumlayarak: ‘rabbine
İbadet et ki sana yakin gelsin,
(kesin bilgiye eresin)”
Demektedir.