Abdulbasit Abdussamed Kamer Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Kamer Suresi

Kamer suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. ıkterabetis saatu venşakkal kamer
2. ve iyyerav ayetey yu’ridu ve
Yekulu sıhrun mustemir.
3. ve kezzebu vettebeu ehvaehum
Ve kullu emrin mustekirr
4. ve le kad caehum minel
Embai ma fihi muzdecer
5. hıkmetum baliğatun
Fema tuğnin nuzur
6. fe tevelle anhum yevme yed’ud
Daı ila şey’in nukur
7. huşşean ebsarıhum yahrucune minel
Ecdasi keennehum ceradum munteşir
8. muhtıyne iled a’ yekulul
Kafirune haza yevmun azir
9. kezzebet kablehum kavmu nuhın fekezzebu
Abdena ve kalu mecnunuv vezducir
10. fe dea rabbehu enni
Mağlubun fentesır
11. fe fetahna ebvabes
Semai bimaim munhemir
12. ve feccernel erda uyunen
Feltekal mau ala emrin kad kudir
13. ve hamelnahu ala zati
Elvahıv ve dusur
14. tecri bi a’yunina cezael
Li men kane kufir
15. ve le kad teraknaha ayeten
Fe hel mim muddekir
16. fe keyfe kane azabi ve nuzur
17. ve le kad yessernal kur’ane liz
Zikri fe hel mim muddekir
18. kezzebet adun fe keyfe
Kane azabi ve nuzur
19. inna erselna aleyhim rihan
Sarsaran fi yevmi nahsim mustemir
20. zenziun nase ke ennehum
A’cazu nahlim munkaır
21. fe keyfe kane azabi ve nuzur
22. ve le kad yessernel kur’ane liz
Zikri fe hel mim muddekir
23. kezzebet semudu bin nuzur
24. fe kalu ebeşeram minna vahıden
Nettebiuhu inna izel lefi dalaliv ve suur
25. eulkıyez zikru aleyhi mim
Beynina bel huve kezzabun eşir
26. seya’lemune ğadem
Menil kezzabul eşir
27. inna murslun nakati fitnetel
Lehum fertekıbhum vastabir
28. ve nebbi’hum ennel mae kısmetun
Beynehum kullu şirbim muhtedar
29. fe nadev sahıbehum fe teata fe akar
30. fe keyfe kane azabi ve nuzur
31. inna erselna aleyhim sayhatev
Vahıdeten fe kanu ke heşimil muhtezir
32. ve le kad yessernel kur’ane liz
Zikri fe hel min muddekir
33. kezzebet kavmu lutım bin nuzur
34. inna erselna aleyhim hasıben
İlla ale lutnecceynahum bi sehar
35. nı’metem min ındina
Kezalike neczi men şeker
36. ve le kad enzerahum
Batşetena fe temarav bin nuzur
37. ve le kad raveduhu an dayfihi fe
Tamesna a’yunehum fe zuku azabi ve nuzur
38. ve le kad sabbehahum
Bukraten azabum mustekirr
39. fe zuku azabi ve nuzur
40. ve le kad yessernel kur’ane liz
Zikri fe hel mim muddekir
41. ve le kad cae ale fir’avnen nuzur
42. kezzebu bi ayatina kulliha fe
Ehaznahum ahze azizim muktedir
43. e kuffarukum hayrun min ulaikum
Em lekum beraetun fiz zubur
44. em yekulune nahnu cemium muntesır
45. seyuhzemul cem’u ve yuvelluned dubur
46. belis saatu mev’ıduhum
Ves saatu edha ve emerr
47. innel mucrimine fi dalaliv ve suur
48. yevme yushabune fin nari ala
Vucuhihim zuku messe sekar
49. inna kulle şey’in
Halaknahu bi kader
50. ve ma emruna illa
Vahıdetun ke lemhım bil besar
51. ve le kad ehlekna
Eşyaakum fe hel mim muddekir
52. ve kullu şey’in fealuhu fiz zubur
53. ve kullu sağıyriv ve
Kebirim mustetar
54. innel muttekıyne fi
Cennativ ve neher
55. fi mak’adi sıdkın
Inde melikim muktedir
Meali
54 – kamer sûresi
55 âyet olup mekke’de inmiştir.
Sûreye, ilk âyetinde geçip
‘dolunay” anlamına gelen
‘kamer” adı verilmiştir.
Âhireti ve hz. peygamber (a.s.)’ın
Nübüvvetini inkâr eden mekke
Müşrikleri uyarıldıktan sonra,
Hz. peygamberi ve müminleri teselli
İçin, daha önceki peygamberlerin
Tebliğ hayatları özetlenir ve
Sonunda, kur’ân’ın dâvetinin,
Putperestleri yeneceği bildirilir.
Ay’ın bölünmesi hem
Peygamberimizin mûcizesine, hem
Onun tebliğinin şirkin
Hakimiyetine son vereceğine, hem de
Kıyamet sırasında ayın
Bölüneceğine, aynı anda işaret
Etmektedir.
Bismillâhirrahmânirrahîm
1 – kıyamet saati
Yaklaştı, ay bölündü.
Ayın yarılması hicretten 5 yıl
Önce, hz. peygamber mekke’nin çok
Yakınında mina’da olduğu sırada
Vaki olmuştur.
2 – ama o müşrikler her ne zaman
Bir mûcize görseler sırtlarını
Döner: ‘bu, kuvvetli ve devamlı
Bir büyüdür” derler.
3 – onlar hakkı yalan saydılar,
Heva ve heveslerine uydular. halbuki
Her iş gibi bu nübüvvetin de
Kararlaştırılmış bir sonu
Elbette vardır.
Maksat, peygamberimizin dâvasını
Geçici bir hevese, yahut yanılmaya
Vermek isteyen, yahut insanların
Kabûlüne mazhar olmayacağı için
Kaybolup gitmeye mahkûm zanneden
Kâfirlerin temennilerini
Kursaklarında bırakmaktır.
4 – oysa onlara kendilerini
İnkârdan vazgeçirecek ibretler
İhtiva eden nice olaylar
Bildirilmişti
5 – bunlar son derece üstün
Hikmettir. ama ne fayda, uyarmalar
Kâr etmiyor. [6,149; 10,101]
6 – sen de şimdi onları kendi
Hallerine terket. gün gelir bir
Münâdî, hiç de hoşa gitmeyen,
İnsanın görür görmez kaçacağı
Bir yere çağırır.
7 – gözleri korkudan önlerine
Eğildikçe eğilmiş, dehşet
İçinde mezarlarından çıkar,
Yayılmış çekirgeler gibi her
Tarafı dalga dalga kaplarlar.
8 – boyunlarını, çağıran
Münâdîye doğru uzatmış
Vaziyette, kâfirler: ‘bugün çok
Zorlu bir gün, işimiz bitik”
Derler.
9 – kendilerinden önce nûh kavmi
De peygamberi yalancı saydı ve:
‘bu delinin teki ” dediler. onu
İncittiler, tebliğini engellediler.
10 – o da: ‘ya rabbî, ben mağlubum,
Artık sen bana yardım et ” dedi.
11 – biz de derhal, boşalan bir su ile
Göğün kapılarını açtık.
12 – yeri pınar pınar
Fışkırttık. öyle ki her iki su
Kütlesi, takdir edilen o işin
Olması için birleşti.
13 – biz nuh’u, levha halindeki
Tahtalar ve çivilerle yapılmış
Gemiye bindirdik. [7,64]
14 – o kadri bilinmemiş değerli
İnsana, bir mükâfat olarak gemi,
Bizim inayetimiz altında akıp
Gidiyordu.
15 – biz bir ibret olsun diye, o
Gemiyi geriye bıraktık. haydi, var
Mı ibret alan? [36,41-42]
16 – nasılmış benim cezalandırmam ve
Tehdidim görsünler bakalım
17 – yemin olsun: biz, ders
Alınsın diye kur’ân’ın
Anlaşılmasını kolaylaştırdık.
Haydi, var mı düşünen ve ibret
Alan? [38,29; 19,97]
Bu âyeti yanlış anlayanlar,
Kur’ân’ın bütün mânalarını
Herkesin kolaylıkla anlayacağını
İddia ederler. sathî bir şekilde
Okumakla anlaşılır, diye onu
Anlamak için öğrenime gerek
Olmadığını ve tefsir, hadis,
Fıkıh ilimlerini dikkate
Almaksızın açıklanabileceğini
İleri sürerler. halbuki bu âyetin
Yerleştiği muhtevaya bakacak
Olursak şu mâna anlaşılır:
‘insanlara gerçeği anlatmanın
Bir yolu da, inkârda direten
Geçmiş ümmetlerin başlarına
Gelen kötü âkıbetleri
Bildirmektir. bir diğer vasıta ise
Kur’ân’ın doğru yolu gösteren
Delilleri, öğüt ve telkinleridir.
Biz o kötü akıbet tehlikesiyle
Karşı karşıya gelmenizi
İstemiyoruz. onun için, size kolay
Olan tarafı gösteriyoruz.
Kur’ân’ın dâvetine uyar,
Âyetlerini düşünürseniz kolayca
Doğru yolu bulursunuz.”
Öte yandan bu âyet, kur’ân’ın
Hafızlarının çok olacağını
Bildirir. 600 sayfalık çok uzun
Bir kitabın her nesilde milyonlarca
Hafızının bulunması, bu âyetin
Müjdelediği mûcizeyi, kıyamete
Kadar imzalamaya devam etmektedir.
Başka hiçbir kitap için
Bulunmayan bu özellik şunu
İspatlar: insanı kim yaratmışsa
Kur’ân’ı gönderen de o’dur. o da
Kitabını korumak için,
İnsanların onu ezberlemesini
Kolaylaştırmıştır.
18 – âd halkı da peygamberlerini
Yalancı saydı. nasılmış benim
Cezalandırmam ve tehdidim
Görsünler bakalım
19 – biz onların üstüne o
Talihsiz mi talihsiz günde, her
Şeyi söküp atan bir kasırga
Gönderdik.
20 – öyle ki insanları, kökü
Sökülmüş, içi boş hurma
Kütükleri gibi fırlatıp
Atıyordu.
21 – nasılmış benim cezalandırmam
Ve tehdidim görsünler bakalım
22 – yemin olsun: biz ders
Alınsın diye kur’ân’ın
Anlaşılmasını kolaylaştırdık.
Haydi var mı düşünen ve ibret
Alan?
23-25 – semûd halkı da
Peygamberlerini yalancı saydılar
Ve: ‘yani biz, dediler, içimizden
Bir adamın peşinden mi gideceğiz?
Böyle yaparsak doğrusu sapıtmış
Ve çıldırmış oluruz ne o, yani
Bu kitap, içimizden bula bula onu
Mu buldu, o mu buna lâyık
Görülmüş? hiç de öyle değil,
Bilakis o, yalancının, küstahın
Tekidir ”
26 – biz de peygamberleri salih’e
Dedik ki: ‘sen hiç üzülme asıl
Kimin yalancı ve küstah olduğunu
Yarın öğrenirler ”
27 – ‘biz imtihan etmek için
Onlara bir deve göndereceğiz.
Şimdi sen onların ne yapacağını
Bekle ve eziyetlerine sabret.”
28 – ‘hem onlara bildir ki su,
Aralarında nöbetleşe olacak, her
Su nöbetinde, sahibi hazır
Bulunacaktır.” [26,155]
29 – onlar en yakın
Arkadaşlarını çağırdılar, o
Da bıçağı çıkarıp deveyi
Kesti.
30 – nasılmış benim cezalandırmam ve
Tehdidim görsünler bakalım
31 – biz onlara bir sayha,
Müthiş bir ses gönderdik, davar
Ağılındaki kuru ot ve çırpı
Gibi oldular.
32 – yemin olsun, biz, ders
Alınsın diye kur’ân’ın
Anlaşılmasını kolaylaştırdık.
Haydi, var mı düşünen ve ibret
Alan?
33 – lût halkı da
Peygamberlerini yalancı
Saydılar.
34-35 – biz de lût’un ailesi
Dışında, hepsinin üzerine taş
Savuran bir fırtına gönderdik.
Onları ise, tarafımızdan bir
Nimet olarak seher vakti kurtardık.
İşte şükredenleri biz böyle
Ödüllendiririz.
36 – lût onları bizim
Yakalarından tutup azaba
Çarpacağımızı söyleyerek
Tehdit etmişti. ama onlar
Uyarmalara karşı şüpheye
Düştüler.
37 – onlar lût’un misafirlerine
Karşı niyetlerini bozdular,
Onlarla yalnız kalmak için gidip
Gidip geldiler. biz de gözlerini
Silme kör ettik. haydi tadın benim
Cezalandırmamı ve tehditlerimi
[11,77-83; 15,61-74]
Bu kıssa tevrat’ın tekvin
Babında, 9,1-22 kur’ân’dakinden
Biraz daha ayrıntılı anlatılır.
Kur’ân’da nisbeten uzun
Anlatıldığı yer şu
Bölümlerdir. [11,77-83; 15,61-74]
38 – bir sabah kendilerini, sürüp
Gidecek bir azap bastırıverdi.
39 – haydi tadın benim
Cezalandırmamı ve tehditlerimi
40 – yemin olsun: biz, ders
Alınsın diye kur’ân’ın
Anlaşılmasını kolaylaştırdık.
Haydi, var mı düşünen ve ibret
Alan?
41 – firavun hanedanına da
Uyaran peygamberler geldi.
42 – onlar âyet ve delillerimizin
Hepsini yalan saydılar. biz de
Onları mutlak galip, tam muktedir
Olan allah’ın şanına yaraşır
Tarzda cezalandırdık.
43 – şimdi söyleyin (ey
Mekkeliler ) sizin kâfirleriniz
Onlardan daha mı güçlüdür
Yoksa ilahî kitaplarda sizin ebedî
Olan âhirette kurtulacağınıza
Dair berat senedi mi var?
44 – ne o, ‘biz tam dayanışma
Halinde olan, muzaffer bir
Topluluğuz” mu diyorlar?
45 – iyi bilsinler: onların
Toplu kuvvetleri bozguna uğrayacak
Ve arkalarını dönüp
Kaçacaklardır.
Bu âyet hicretten 5 yıl önce
Kureyş’in ve diğer islâm
Düşmanlarının hezimete
Uğrayacaklarını mûcizevî olarak
Bildiriyor. o dönemde müslümanlar
O kadar güçsüz idiler ki bir
Kısmı habeşistan’a hicret
Etmişlerdi. mekke’de kalanlar ise
Şi’b-i ebî talib’de kuşatma
Altında idiler. üç yıl sürecek
Olan bu kuşatma sırasında
Açlıktan nerdeyse
Kırılacaklardı.
46 – daha doğrusu, onların asıl
Buluşma zamanları, kıyamet saatidir.
Kıyamet saatinin dehşeti ise tarif
Edilemeyecek kadar müthiş ve acıdır
47 – mücrimler tam bir şaşkınlık
Ve çılgınlık içindedirler.
48 – o gün cehennemde yüzleri
Üstü süründürülürler ve
Kendilerine: ‘tadın” ‘cehennemin
Temâsını ” denilir.
49 – muhakkak ki biz her şeyi bir
Kaderle, bir ölçü ile yarattık.
[25,2; 87,1-3]
50 – bizim emrimiz sadece bir
Kere, hem de göz açıp kapama gibi
Pek hızlıdır.
51 – gerçekten biz sizin nice
Benzerlerinizi imha ettik haydi var
Mı düşünen ve ibret alan?
52-53 – onların yaptıkları her
Şey, defterlerde kayıtlıdır.
Küçük, büyük her şey, satır
Satır yazılıdır. [82,10-11]
Her şahsın yanında bulunan kayıt
Melekleri (kiramen kâtibin) amel,
Yani hesap defterine, yaptığı her
İşi kaydetmektedirler.
54 – ama müttakiler ise cennetlerde,
Bahçelerde ve ırmak kenarındadırlar.
55 – son derece kuvvetli o
Hükümdarın, hak ve dürüstlük
Meclisinde yerlerini alırlar.