Abdulbasit Abdussamed Lokman Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Lokman Suresi

Lokman suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. elif lam mın
2. tilke ayatül kitabil hakım
3. hüdev ve rahmetel lil muhsinın
4. ellezıne yükıymunes salate ve
Yü’tunez zekate ve hüm bil
Ahırati hüm yukınun
5. ülaike ala hüdem mir rabbihim
Ve ülaike hümül müflihun
6. ve minen nasi mey yeşterı
Lehvel hadısi li yüdılle an
Sebılillahi bi ğayri ılmiv ve
Yettehızeha hüzüva ülaike lehüm
Azabüm mühın
7. ve iza tütla aleyhi ayatüna
Vella müstekbiran ke el lem
Yesma’ha keenne fı üzüneyhi vakra
Fe beşşirhü bi azabin elım
8. innellezıne amenu ve amilus
Salihati lehüm cennatün neıym
9. halidıne fıha va’dellahi hakka
Ve hüvel azızül hakım
10. halekas semavati bi ğayri
Amedin teravneha ve elka fil erdı
Ravasiye en temıde biküm ve besse
Fıha min külli dabbeh ve enzelna
Mines semai maen fe embetna fıha
Min külli zevcin kerım
11. haza halkullahi fe erunı maza
Halekallezıne min dunih beliz
Zalimune fı dalalim mübın
12. ve le kad ateyna lukmanel
Hıkmete enişkür lillah ve mey
Yeşkür fe innema yeşküru li
Nefsih ve men kefera fe innellahe
Ğayniyyün hamıd
13. ve iz kale lukmanü libnihı ve
Hüve yeızuhu ya büneyye la
Tüşrik billah inneş şirke le
Zulmün azıym
14. ve vessaynel insane bi valideyh
Hamelethü ümmühu vehnen ala
Vehniv ve fisalühu fı ameyni
Enişkür lı ve li valideyk ileyyel
Mesıyr
15. ve in cahedake ala en tüşrike
Bı ma leyse leke bihı ilmün fe la
Tütı’hüma ve sahıbhüma fid
Dünya ma’rufev vettebı’ sebıle
Men enabe ileyy sümme ileyye
Merciuküm fe ünebbiüküm bima
Küntüm ta’melun
16. ya büneyye inneha in tekü
Miskale habbetim min hardelin fe
Tekün fı sahratin ev fis semavati
Ev fil erdı ye’ti bihellah
İnnellahe latıyfün habır
17. ya büneyye ekımıs salate
Ve’mur bil ma’rufi venhe anil
Münkeri vasbir ala ma esabek inne
Zalike min azmil ümur
18. ve la tüsa’ır haddeke lin nasi
Ve la temşi fil erdı meraha
İnnellahe la yühıbbü külle
Muhtalin fehur
19. vaksıd fı meşyike vağdud min
Savtik inne emreral asvati le
Savtül hamır
20. e lem terav ennellahe sehhara
Leküm ma fis semavati ve ma fil
Erdı ve esbeğa aleyküm niamehu
Zahiratev ve batıneh ve minen nasi
Mey yücadilü fillahi bi ğayri
Ilmiv ve la hüdev ve la kitabim
Münır
21. ve iza kıyle lehümüt tebiu ma
Enzellellahü kalu bel nettebiu ma
Vecedna aleyhi abaena e ve lev
Kaneş şeytanü yed’uhüm ila
Azabis seıyr
22. ve mey yüslim vechehu ilellahi
Ve hüve muhsinün fe kadistemseke
Bil urvetil vüska ve ilellahi
Akıbetül ümur
23. ve men kefera fe la yahzünke
Küfruh ileyna merciuhüm fe
Nünebbiühüm bima amilu innellahe
Alımüm bizatis sudur
24. nümettiuhüm kalılen sümme
Nadtarruhüm ila azabin ğalıyz
25. ve lein seeltehüm men halekas
Semavati vel erda le yekulünnellah
Kulil hamdü lillah bel ekseruhüm
La ya’lemun
26. lillahi ma fis semavati vel ard
İnnellahe hüvel ğaniyyül hamıd
27. ve lev enne ma fil erdı min
Şeceratin aklamüv vel bahru
Yemüddühu min ba’dihı seb’atü
Ebhurim ma nefidet kelematüllah
İnnellahe azızün hakım
28. ma halkuküm ve la ba’süküm
İlla ke nefsiv vahıdeh innellahe
Semıum basıyr
29. e lem tera ennellahe yulicül
Leyle fin nehari ve yulicün nehara
Fil leyli ve sehhareş şemsi vel
Kamera küllüy yecrı ila ecelim
Müssemmev ve ennellahe ve ma
Ta’melune habır
30. zalike bi ennellahe hüvel hakku
Ve enne ma yed’ une min dunihil
Batılü ve ennellahe hüvel
Aliyyül kebır
31. e lem tera ennel fülke tecrı
Fil bahri bi nı’metillahi li
Yüriyeküm min ayatih inne fı
Zalike le ayatil li külli sabbarin
Şekur
32. ve iza ğaşiyehüm mevcün kez
Zuleli deavüllahe muhlisıyne
Lehüd dın felemma neccahüm ilel
Berri fe minhüm muktesıd ve ma
Yechadü bi ayatina illa küllü
Hattarin kefur
33. ya eyyühen nasütteku rabbeküm
Vahşev yevmel la yezı validün av
Veledihı ve la meludün hüve cazin
Av validihı şey’a inne va’dellahi
Hakkun fe la teğurranekümül
Hayatüd dünya ve la yeğurraneküm
Billahül ğarur
34. innellahe ındehu ılmüs
Saahve yünezzilül ğays ve
Ya’lemü ma fil erham ve ma tedrı
Nefsüm maza teksibü ğada ve ma
Tedrı nefsüm bi eyyi erdın temut
İnnellahe alimün habır.
Meali
31 – lokman suresi
Mekke’de nâzil olup 34 âyettir.
Sure-i şerifenin konuları
Arasında en dikkate değer bölüm
Hz. lokman’ın oğluna yaptığı
Nasihatları nakleden kısım
Olduğundan, bu hakikatlerin
Önemini göstermek üzere sûreye
Lokman adı verilmiştir. lokman,
Kur’ân’da adı geçen tek hekim
Olmaktadır.
Önce kur’ân’ın hikmet dolu olan
Bir kitap olduğu vurgulanır. sonra
Allah’ın kâinattaki kudret, hikmet
Ve birliğine dair bazı deliller
Zikredilir. peşinden lokman’ın
Hikmetin ta kendisi olan tavsiyeleri
Bildirilir. böylece akıl ve
Tefekkürün gayesi olan hikmet,
Beşeriyet için bir ideal olarak
Gösterilir. daha sonra bazı
Vahdaniyet delilleri, insanın
Rabbine ve o’nun dinine olan
İhtiyacı bildirilip, bilgisi ne
Kadar ilerlerse ilerlesin, insan
İçin gayp olarak kalacak bir
Alanın hep mevcud olacağı
Hatırlatılır.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – elif, lâm, mîm.
2 – şunlar hikmet dolu
Kitabın âyetleridir.
3 – iyi davrananlar için
Hidâyet rehberidir, rahmettir.
4 – onlar namazı hakkıyla ifa
Ederler, zekâtı verirler, âhirete
De tam olarak iman ederler.
5 – işte onlardır rab’lerinden
Bir hidâyet üzere olanlar ve işte
Onlardır felah bulanlar.
6 – öyle insanlar vardır ki
Hiçbir delile dayanmaksızın,
Halkı allah yolundan saptırmak ve
Onunla alay etmek için laf
Eğlencesi satın alırlar.
İşte onları zelil ve perişan
Eden bir azap vardır. [39,23]
Nadr ibn haris adında mekkeli bir
Müşrik, iran’la yaptığı
Ticaret esnasında acem masalları
İhtiva eden kitaplar satın almış
Ve mekkeli hemşehrilerine getirerek
Şöyle demişti: ‘muhammed size âd
Ve semûd halklarının
Masallarını anlatıyor. ben de
Size rum ve acem masallarını
Söyleyeceğim.” bunları
Okuyarak, aklı sıra halkı,
Kur’ân’dan uzak tutmaya
Çalışırdı.
Bazı müfessirler lehv’i, ‘allah
Yolundan alıkoyan şarkı” olarak
Tefsir ederler. nüzul sebebi olarak
Zikredilen bu olaylarla beraber,
Âyetin beyanının genel olup
Kur’ân’la alay edenlerin hepsini
Kapsadığı meydandadır.
7 – kendisine âyetlerimiz
Okunduğunda, sanki onları işiten
Kendisi değilmiş gibi, sanki
Kulaklarında ağırlıklar varmış
Gibi,
Son derece kibirli olarak sırtını
Dönüp uzaklaşır. onlara gayet
Acı bir azap verileceğini
Müjdele
8 – iman edip, güzel ve makbul işler
Yapanlara naim cennetleri vardır.
9 – ebedî kalmak üzere
Oralara girerler;
Allah’ın vaadi haktır, gerçektir.
O, azîz ve hakîmdir (mutlak
Galiptir, tam hüküm ve hikmet
Sahibidir).
10 – o gökleri, gördüğünüz
Gibi, direksiz yarattı.
Yere de, sizi sarsmaması için,
Ağır baskılar, yani ulu dağlar
Koydu ve orada her türlü canlıyı
Üretip yaydı.
Gökten de bir su indirdik de orada her
Güzel çifti yetiştirdik. [51,49]
Diğer muhtemel mâna: ‘o, gökleri,
Görebileceğiniz direkler
Olmaksızın yarattı.”
11 – işte bunlar allah’ın
Yarattıklarıdır. peki, gösterin
Bakalım o’ndan başkası ne
Yaratmış doğrusu, o zalimler
Besbelli bir sapıklık
İçindedirler.
12 – biz lokmana ‘allah’a
Şükret” diye hikmet verdik.
Kim şükrederse kendisi
İçin şükreder.
Kim nankörlük ederse bilsin ki
Allah müstağnidir, hiçbir şeye
Muhtaç değildir, her türlü
Övgüye lâyıktır. [17,7]
13 – lokman oğluna nasihat
Ederken: ‘evladım dedi, sakın
Allah’a eş, ortak uydurma. çünkü
Şirk pek büyük bir zulümdür.”
[17,23]
14 – biz insana, annesine babasına
İyi davranmasını emrettik.
Zira annesi onu nice zahmetlerle
Karnında taşımıştır.
Sütten kesilmesi de iki
Yıl kadar sürer.
İnsana buyurduk ki: ‘hem bana, hem
De annene babana şükret,
Unutma ki sonunda bana
Döneceksiniz.” [2, 233; 46,15;
17,24]
15 – ‘eğer onlar seni, şerik
Olduğuna dair hiçbir bilgin
Olmadığı şeyleri,
Bana ortak saymaya zorlarlarsa
Sakın onlara itaat etme.
Ama o durumda da kendileriyle iyi geçin,
Makul bir tarzda onlara sahip çık.
Bana yönelen olgun
İnsanların yolunu tut.
Sonunda hepinizin dönüşü bana olacak
Ve ben işlediklerinizi tek tek size
Bildirip karşılığını
Vereceğim. [29,8]
‘kendileriyle iyi geçin, mâkul bir
Tarzda onlara sahip çık” demek
Günaha iştirak etmeksizin
İslâm’ın razı olacağı iyilik
Ve insanlığın gerektireceği
Şekilde beraberlerinde bulun.
Mesela yemek, içmek, giymek gibi
İhtiyaçlarını düzene koymak,
Eziyet etmemek, ağır söylememek,
Hastalıklarını tedavi ettirmek,
Vefatlarında defnetmek gibi
Dünyaya ait yardımlarda bulunmak
Demektir.
16 – ‘evladım, yapılan iş; bir
Hardal tanesi kadar küçük de
Olsa, bir kayanın içinde saklı da
Olsa, yahut göklerin veya yerin
Herhangi bir noktasında bile
Bulunsa, mutlaka allah onu meydana
Çıkarır.
Allah öyle latîf, öyle habîrdir
(ilmi gizliliklere pek kolay bir
Tarzda nüfuz eder). [21,47; 99,7-8]
17 – evladım, namazı hakkıyla
İfa et, iyiliği yay, kötülüğü
De önlemeye çalış, ve başına
Gelen sıkıntılara sabret.
Çünkü bunlar azim ve
Kararlılık gerektiren
İşlerdendir.
18 – kibirli davranarak insanlara
Yüzünü dönme, yerde çalımlı
Çalımlı yürüme
Çünkü allah kibirle kasılan,
Kendini beğenmiş, övünüp duran
Kimseleri asla sevmez. [17,37]
19 – yürürken
Ölçülü, mûtedil yürü.
Konuşurken sesini ayarla,
Bağırarak konuşma.
Unutma ki seslerin en çirkini,
Avazı çıktığınca bağıran
Eşeklerin sesidir.
20 – görmüyormusunuz ki allah
Göklerde ve yerde olan şeyleri
Sizin hizmetinize vermiş.
Görünen görünmeyen bunca
Nimete sizi garketmiş?
Yine de, öyle insanlar var ki
Hiçbir bilgiye, yol gösterici bir
Rehbere veya aydınlatıcı bir
Kitaba dayanmaksızın allah
Hakkında tartışıp durur.
21 – kendilerine: ‘gelin, allah’ın
İndirdiği buyruklara uyun” denilince:
‘hayır, biz babalarımızdan ne
Görmüşsek onu uygularız, sadece
Onlara uyarız” derler.
Peki şeytan atalarını o harlı
Ateş azabına çağırmış olsa da
Mı onların peşinden gidecekler?
[2,170; 43,22]
22 – kim etrafına hep iyi
Davranarak yüzünü ve özünü
Allah’a teslim ederse o kimse en
Sağlam tutamağa sarılmıştır.
Bütün işlerin sonu allah’a raci olur.
Kararlar onun divanından çıkar.
23 – her kim de dini inkâr ederse,
Onun küfrü seni üzmesin.
Sonunda bize dönecekler ve biz de
Onlara yaptıkları her şeyi bir
Bir bildirip karşılığını
Vereceğiz.
Allah kalplerden geçen
Düşünceleri dahi bilir. [10,70]
‘bildireceğiz” demekten maksat,
Yaptıkları bütün kötülükleri
Bildirip onların ikrarlarını
Almaktır.
24 – biz onlara kısa bir süre
Ömür sürme imkânı veririz,
Ondan sonra da şiddetli bir azaba
Mahkûm ederiz.
25 – şayet onlara: ‘gökleri ve
Yeri yaratan kimdir?” diye soracak
Olursan, elbette ‘allah’tır” diye
Cevap vereceklerdir.
De ki: ‘el-hamdü lillah ki müşrikler
Bile o’nu inkâr edememektedirler.
Fakat onların ekserisi bunun
Anlamını bilmezler (yani o
Müşrikler bu itiraflarıyla,
Çelişki içine girdiklerini fark
Etmezler).”
26 – göklerde ve yerde ne varsa
Allah’ındır. muhakkak ki allah
Müstağnîdir, hamîddir (hiçbir
Şeye ihtiyacı yoktur, her türlü
Övgüye lâyıktır).
27 – eğer allah’ın kelimelerini
Yazmak üzere, dünyadaki bütün
Ağaçlar, kalem olsaydı ve
Denizlere de yedi deniz daha
Katılıp bütün onlar da mürekkep
Olsaydı, bunlar tükenir yine de
Allah’ın sözleri tükenmezdi.
Allah, öyle azîz, öyle hakîmdir
(üstün kudret, tam hüküm ve
Hikmet sahibidir). [3,39-45; 4, 171;
18,109; 54,50; 79,12-13]
28 – ey insanlar sizin hepinizi
Yaratmak veya hepinizi öldükten
Sonra diriltmek bir tek kişiyi
Diriltmek gibidir. allah semîdir,
Basîrdir (her şeyi hakkıyla
İşitir ve görür). [36,82; 54,50]
29 – bilmiyor musun ki allah
Geceyi gündüze katıyor,
Gündüzü geceye katıyor, böylece
Sürelerini uzatıp kısaltıyor.
Güneşi ve ayı, hizmete koşmuş,
Her biri belirlenen bir vaadeye
Kadar akıp gidiyor. gerçekten
Allah bütün yaptıklarınızdan
Haberdardır. [22,61.70; 65,12]
30 – bu, böyledir. çünkü allah
Gerçeğin, hakkın ta kendisidir.
Müşriklerin o’ndan başka
Yalvardıkları tanrılar ise
Batıldır. gerçekten allah çok
Yücedir, çok büyüktür.
31 – görmezmisiniz ki gemiler
Allah’ın lütfu ile denizde
Yüzüyor. bu, allah’ın
Varlığının ve kudretinin bazı
Delillerini göstermek içindir.
Elbette bunda pek sabırlı, çok
Şükürlü olanlar için ibretler
Vardır.
32 – denizde iken onları dağlar
Gibi dalgalar kapladığında,
Bütün kalpleriyle yalnız allah’a
Yalvarırlar.
Fakat o, onları kurtarıp karaya
Çıkarınca bir kısmı işi
Gevşetir, imanla inkâr arasında
Ortada kalır.
Bizim âyetlerimizi gaddar ve
Nankör olandan başkası inkâr
Etmez. [17,67; 29,65; 35,32]
33 – ey insanlar, rabbinize
Karşı gelmekten sakının.
Öyle bir günden çekinin ki o gün
Hiçbir baba evladına asla fayda
Veremez, evlad da babasına fayda
Sağlayamaz.
Allah’ın vaadi elbette gerçektir.
O halde sizi dünya aldatmasın ve
Çok hilekâr şeytan da sizi allah
İle aldatmasın, allah’ın affına
Güvendirmesin. [4,120; 14,22]
34 – kıyamet saatinin ne zaman
Geleceğini yalnız allah bilir.
Yağmuru da o indirir, rahimlerde
Olanı o bilir. hiç kimse yarın ne
Kazanacağını bilemez. hiç kimse
Nerede öleceğini de bilemez.
Herşeyi mükemmel tarzda bilen ve
Her şeyden haberdar olan
Allah’tır. [6,59]
Bazı alimlerimiz bu âyetteki beş
Bilinmeyen konuya mugayyebat-ı
Hamse derler. bir hadis-i şerifte
De bunu teyid etmek üzere ‘beş
Şey vardır ki onları allah’tan
Başkası bilemez” buyurulduktan
Sonra bu âyet zikredilmiştir.
Münavi’nin dediği gibi, hadisin
Mânası: ‘bu beş şeyi allah’tan
Başkası, bütün özellik ve
İncelikleriyle. bilemez.” şu
Halde bu hadis allah teâlnın bazı
Makbul kullarına, hatta bu beşten
Bazı gaybî şeyleri bildirmesine
Mani değildir. çünkü o,
Sınırlı gayblardandır.
Mu’tezilenin bunu inkâr etmesi de
Mânasızdır.
Bir de şuna dikkat etmek gerekir.
Gayb, mutlak gayb ve izafî gayb
Diye iki çeşittir. âyet, mutlak
Gaybın, başkası tarafından
Bilinmesini reddediyor. izafî
Gayb, bazı şartlara, bazı
Durumlara, bazı şahıslara göre
Gayb iken bazılarına göre gayb
Olmayan hususlara denir. mesela
İstanbul’daki insan, tokyo’da
Cereyan eden hadiseyi bilemez. ama
Vasıtalara sahip olan kimse,
Televizyon teknolojisi sayesinde
Görebilir. bir sene sonra yağmurun
Ne zaman, ne kadar yağacağı
Mutlak gaybdır. ama allah, dünya
Atmosferinde yağmurun sebeplerini
Varettikten sonra, diğer insanlar
İçin yağmur zamanını bilmek gayb
Olduğu halde, meteoroloji
Uzmanları tahmin raporu verebilir.
Diğer bir konu ana karnındaki
Ceninin cinsiyetini bilme işidir.
Son dönemde ultrason gibi
Cihazlarla bunu tesbit mümkündür.
Âyet-i kerime ‘rahimlerde olanı
Yalnız allah bilir” buyuruyor.
‘mâ” arapçada en umumi bir
Lafızdır. kapsamı son derece
Geniştir. doğacak çocuğun her
Türlü maddî özelliklerine,
Genetik özelliklerine şamil
Olduğu gibi bütün istidatları,
Kabiliyetleri, hayat mukadderatı,
Ta cennete veya cehenneme girinceye
Kadar bütün özellik ve
Ayrıntıları dahildir ki bu
Gaypların yanında, kız mı erkek
Mi olacağı meselesi zikre bile
Değmez. geçen asırlardaki
Müfessirler için, cinsiyeti bilmek
Mutlak gayb durumunda olduğundan,
Bazıları bilinmeyecek şeylere
Misal verme kabilinden bunu söz
Konusu etmişlerdir.