Abdulbasit Abdussamed Muhammed Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Muhammed Suresi

Muhammed suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. ellezıne keferu ve saddu an
Sebılillahi edalle a’malehüm
2. vellezıne amenu ve amilüs
Salihati ve amenu bima nüzzile ala
Muhammediv ve hüvel hakku mir
Rabbihim keffera anhüm seyyiatihim
Ve asleha balehüm
3. zalike bi ennellezıne
Keferuttebeul batıle ve
Ennellezıne amenüttebeul hakka mir
Rabbihim kezalike yadribüllahü lin
Nasi emsalehüm
4. fe iza lekıytümüllezıne
Keferu fe darber rikab hatta iza
Eshantümuhüm fe şüddül vesaka
Fe imma mennem ba’dü ve imma fidaen
Hatta tedaal harbü evzaraha zalik
Ve lev yeşaüllahü lentesara
Minhüm ve lakil li yeblüve
Ba’daküm bi ba’d vellezıne kutilu
Fı sebılillahi fe ley yüdılle
A’malehüm
5. se yehdıhim ve yuslihu balehüm
6. ve yüdhılühümül
Cennete arrafeha lehüm
7. ya eyyühellezıne amenu in tensurullahe
Yensurküm ve yüsebbit akdameküm
8. vellezıne keferu fe ta’sel
Lehüm ve edalle a’malehüm
9. zalike bi ennehüm kerihu ma
Enzelellahü fe ahbeta a’malehüm
10. e fe lem yesıru fil erdı fe
Yenzuru keyfe kane akıbetüllezıne
Min kablihim demmerallahü aleyhim
Ve lil kafirıne emsalüha
11. zalike bi ennellahe mevlellezıne amenu
Ve ennel kafirıne la mevla lehüm
12. innellahe yüdhılüllezıne
Amenu ve amilus salihati cennatin
Tecrı min tahtihel enhar vellezıne
Keferu yetemetteune ve ye’külune
Kema te’külül en’amü ven naru
Mesvel lehüm
13. ve keeyyüm min karyetin hiye
Eşeddü kuvvetem min
Karyetikelletı ahracetk ehleknahüm
Fe la nasıra lehüm
14. e fe men kane ala beyyinetim mir
Rabbihı ke men züyyine lehu suü
Amelihı vettebeu ehvaehüm
15. meselül cennetilletı vüıdel
Müttekun fıha enharum mim main
Ğayri asin ve enharum mil lebenil
Lem yeteğayyer ta’müh ve enharum
Min hamril lezetil liş şaribın ve
Enharum min aselim musaffa ve lehüm
Fıha min küllis semerati ve
Mağfiratüm mir rabbihim ke men
Hüve halidün fin nari ve süku
Maen hamımen fe kattaa em’aehüm
16. ve minhüm mey yestemiu ileyk
Hatta iza harecu min ındike kalu
Lillezıne utül ılme maza kale
Anifen ülaikellezıne tabeallahü
Ala kulubihim vettebeu ehvaehüm
17. vellezınehtedev zadehüm
Hüdev ve atahüm takvahüm
18. fe hel yenzurune illes saate en
Te’tiyehüm bağteh fe kad cae
Eşratuha fe enna lehüm iza
Caethüm zikrahüm
19. fa’lem ennehu la ilahe
İllellahü vestağfir li zembike ve
Lil mü’minıne vel mü’minat
Vallahü ya’lemü mütekallebeküm
Ve mesvaküm
20. ve yekulüllezıne amenu lev la
Nüzzilet surah fe iza ünzilet
Suratüm muhkemetüv ve zükira
Fıhel kıtalü raeytellezıne fı
Kulubihim meraduy yenzurune ileyke
Nazaral mağşiyyi aleyhi minel
Mevti fe evla lehüm
21. taatüv ve kavlüm ma’rufün fe
İza azemel emru fe lev sadekullahe
Le kane hayral lehüm
22. fe hel aseytüm in tevelletüm
En tüfsidu fil erdı ve tükattıu
Erhameküm
23. ülaikellezıne leanehümüllahü fe
Esammehüm ve a’ma ebsarahüm
24. e fe la yetedebberunel kur’ane
Em ala kulubin akfalüha
25. innellezıner teddu ala
Edbarihim min ba’di ma tebeyyene
Lehümül hüdeş şeytanü sevvele
Lehüm ve emla lehüm
26. zalike bi ennehüm kalu
Lillezıne kerihu ma nezzelellahü
Senütıy’uküm fı ba’dıl emr
Vallahü ya’lemü israrahüm
27. fe keyfe iza teveffethümül melaiketü
Yadribune vücuhehüm ve edbarahüm
28. zalike bi ennehümüttebeu ma
Eshatallahe ve kerihu rıdvanehu fe
Ahbeta a’malehüm
29. em hasibellezıne fı kulubihim meradun
El ley yuhricellahü adğanehüm
30. ve lev neşaü le eraynakehüm
Fe learaftehüm bisımahüm ve le
Ta’rifennehüm fı lahnil kavl
Vallahü ya’lemü a’maleküm
31. ve le neblüvenneküm hatta
Na’lemel mücahidıne minküm
Vessabirıne ve neblüve ahbaraküm
32. innellezıne keferu ve saddu an
Sebılillahi ve şakkur rasule mim
Ba’di ma tebeyyene lehümül hüda
Ley yedurrullahe şey’a ve seyuhbitu
A’malehüm
33. ya eyyühellezıne amenu
Etıy’ullahe ve etıy’ur rasule ve
La tübtılu a’maleküm
34. innellezıne keferu ve saddu an
Sebılallahi sümme matu ve hüm
Küffarun fe ley yağfirallahü
Lehüm
35. fe la tehinu ve ted’u ilis selmi
Ve entümül a’levne vallahü
Meaküm ve ley yetiraküm a’maleküm
36. innemel hayatüd dünya
Leıbüv ve lehv ve in tü’minu ve
Tetteku yü’tiküm ücuraküm ve la
Yes’elküm emvaleküm
37. iy yes’elkümuha fe yuhfiküm
Tebhalu ve yuhric adğaneküm
38. ha entüm haülai tüd’avne li
Tünfiku fı sebılillah fe minküm
Mey yebhal fe innema yebhalu an
Nefsih vallahül ğaniyyü ve
Entümül fükara’ ve in tetevellev
Yestebdil kavmen ğayraküm sümme
La yekunu emsaleküm
Meali
47 – muhammed sûresi
Medine’de nâzil olmuştur. 38
Âyettir. sûrenin adı 2.
Âyetinden gelmektedir. bu sûre,
İslâma düşmanlık eden
Kâfirlere karşı cihad, savaş,
Esirler, ganimet ve münâfıkların
Davranışlarından bahseder.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – inkâr edip insanları
Allah’ın yolundan engelleyenlerin
Bütün yaptıklarını allah boşa
Çıkaracaktır. [25,23]
Allah yolundan çevirmenin çeşitli
Şekilleri vardır. a-iman etmekten
Zorla menetmek, b-müminlere baskı
Uygulayarak dini anlatmalarını ve
Dinlerini yaşamalarını
Engellemek, c-din ve dindarlar
Aleyhinde propaganda yaparak onlara
Karşı güvensizlik telkin etmek,
D-kâfirlerin, çocuklarını
Küfür üzere yetiştirmek
Sûretiyle allah’ın dininden uzak
Tutmaları.
2 – iman edip güzel ve makbul
İşler yapanlar ve rab’leri
Tarafından gerçeğin ta kendisi
Olarak muhammede indirilen vahye
İman edenlerin ise günahlarını
Örtüp, hallerini düzeltir.
Gerçi ‘iman etme” vasfından
Sonra ayrıca ‘muhammed’e indirilene
İman edenler” demeye ihtiyaç
Yoktur. zira iman, onun tebliğ
Ettiği şeylere inanmayı zaten
Kapsamaktadır. bundan maksat şunu
Vurgulamaktır: hz. muhammed
(a.s.)’ın risaletinden sonra,
Herhangi bir kimsenin, onun
Getirdiği dinin hükümlerine iman
Etmeden inançları geçerli
Değildir. onun peygamberliğine ve
Getirdiklerine inanmak şarttır.
3 – bu böyledir. çünkü
Kâfirler batıla uydular. iman
Edenler ise rab’leri tarafından
Gönderilen hakka uydular. işte
Allah insanlara kendi durumlarını
Böylece beyan eder.
Allah iki tarafın da durumlarını
Açıkça ortaya koyuyor. bir taraf
Batıl üzerinde ısrar ettiğinden
İşleri geçersiz kılınmıştır.
Öbür taraf ise hak yolda sebat
Ettiğinden, allah onları
Kötülüklerden arındırmış,
Hayat tarzlarını düzeltmiştir.
4 – imdi kâfirlerle savaşta
Karşılaştığınız zaman hemen
Boyunlarını vurun. nihayet onları
İyice mağlub edince, bağı sıkı
Tutun, onları esir alın. savaş
Bitince onları ister lütfen
Karşılıksız salıverir, ister
Fidye alarak bırakırsınız.
Durum şu ki: allah dileseydi,
Onlardan intikamlarınızı alır,
Onları cezalandırırdı. fakat o,
Sizi birbirinizle denemek için
Savaşı emrediyor.
Allah yolunda öldürülenler var
Ya, allah onların yaptıklarını
Asla zayi etmeyecek, boşa
Çıkarmayacaktır. [8,67-68; 3,142;
9,14-15]
5 – allah onları doğru yola iletir ve
Onların hallerini düzeltir. [10,9]
6 – onları, kendilerine
Tanıtmış olduğu cennetine alır.
7 – ey iman edenler eğer siz
Allah’ın dinine destek olursanız,
O da size yardım eder ve savaşta
Ayaklarınızı kaydırmaz.
8 – o inkârcılara gelince,
Onların hakkı yıkımdır. allah
Onların yaptıklarını boşa
Çıkarır.
9 – bu böyledir, zira onlar
Allah’ın indirdiği buyruklarını
Beğenmediler.
Allah da onların bütün iyi ve
Güzel işlerini boşa çıkardı.
10 – peki onlar dünyada hiç
Dolaşmadılar mı ki, daha önce
Yaşamış nesillerin
Âkıbetlerinin nasıl olduğuna
Baksınlar: allah onları yerle bir
Etti.
Benzeri iş yapan kâfirleri de,
Benzeri âkıbetler beklemektedir.
11 – bu böyledir, çünkü iman
Edenlerin yardımcısı allah’tır,
Kâfirlerin ise mevlâları,
Dostları yoktur.
12 – muhakkak ki allah iman edip,
Makbul ve güzel işler yapanları,
İçinden ırmaklar akan cennetlere
Yerleştirecektir.
Kâfirler ise dünyada zevklerini
Yaşamak ister, davarlar gibi
Yerler. işte onların barınağı
Ateştir.
Hayvanlar rızkın kim tarafından
Yaratıldığını, bu nimetler
Karşılğında kendisinden ne
Beklendiğini düşünmezler.
Çünkü bunlar yükümlü
Değildirler.
13 – nice şehirler vardı ki,
Halkı, seni süren mekke şehri’nin
Halkından daha kuvvetli idiler.
İşte biz, onları imha ettik ve
Kendilerine yardım edecek kimse çıkmadı.
Müşrikler, hz. peygamberi hicrete
Mecbur etmekle rahata
Kavuştuklarını sanmışlardı.
Oysa bu hareketleri ile kendilerinin
Felâketlerini hazırlamışlardı.
14 – rabbi tarafından apaçık
Bir delile tâbi olan kimse hiç,
Yaptığı işler kendisine
Süslenen ve hevâ ve heveslerinin
Peşinden giden kimse gibi olur mu?
[13,19; 59,20]
15 – allah’a karşı gelmekten
Sakınanlara vaad edilen cennetin
Durumu ise şudur:
Orada bozulmayan su ırmakları,
Tadı değişmeyen süt ırmakları,
İçerken lezzet veren şarap
Irmakları ve süzme bal
Irmakları vardır.
Onlara orada her türlü meyve ile
Bir de rableri tarafından bir
Mağfiret vardır.
Bu nimetlere erişenler hiç,
Ateşte devamlı kalıp, kaynar
Sulardan içirilip bununla
Bağırsakları lime lime olan
Kimseler gibi olur mu? [55,52; 2,25;
56,20]
16 – onlardan seni
Dinlemeye gelen de vardır.
Ama ne zaman ki senin yanından
Çıkarlar, o vakit sana kulak verip
Meseleleri öğrenenlere:
‘sahi, az önce o, neler
Söylüyordu?” diye sorarlar.
Bir kısım münafıklar müminler
Arasında bulunduklarından hz.
Peygamber’e muhatap olup, onlarla
Beraber onun sözlerini
Dinliyorlardı. fakat kalpleri onun
Mübarek dilinde ifadesini bulan
Gerçeklerden uzak olduğundan
Cankulağıyla dinlemiyorlar,
Dışarı çıkınca ‘sahi demin ne
Demişti?” diye sorma ihtiyacını
Duyuyorlardı. onların hâlet-i
Rûhiyelerini açığa çıkaran ne
Mükemmel bir ifade
İşte allah onların kalplerini
Mühürlemiş ve onlar da
Hevalarına uymuşlardır.
17 – hidâyeti kabul edenlerin ise
Allah hidâyette yakînlerini
Artırır ve kendilerine haramlardan
Ve cehennemden korunmayı nasib
Eder.
18 – yoksa onlar, kıyametin kendilerine
Ansızın gelmesini mi gözlüyorlar?
Zaten alâmetleri geldi bile
Ama kıyamet gelip çattıktan
Sonra, ibret almaları neye yarar
Ki [53,56-57; 54,1; 16,1; 21,1;
89,23; 34,52]
Kur’ân’ın mûcizeli beyanı, hz.
Peygamberin tertemiz hayatı ve
Eğittiği ashabı ile
Sürdürdükleri yaşama tarzı
Ortada iken, hâla iman etmeyen
Kimsenin beklediği tek şey
Kıyamettir. kıyametin başlıca
Alâmeti, âhir zaman peygamberinin
Gelmesidir. nitekim o, şehadet ve
Orta parmağını göstererek:
‘benimle kıyametin durumu,
Bunların yakınlığı gibidir”
Buyurmuştur. maksat, kendisinden
Sonra kıyamete kadar başka bir
Peygamber gelmeyeceğini
Bildirmektir.
19 – o halde şu
Gerçeği hiç unutma ki:
Allah’tan başka ilah yoktur.
Sen hem kendi günahından, hem
Mümin erkeklerin ve mümin
Kadınların günahlarından
Ötürü allah’tan af dile.
Allah, (dünyada) dönüp
Dolaştığınız yeri de,
(âhirette) varıp duracağınız
Yeri de pek iyi bilir. [6,59-60;
11,6]
İslâm’ın insana kazandırdığı
Ahlâki faziletlerden biri de
Şudur: mümin, ibadet ve cihad
Görevini yerine getirecek, hizmete
Devam edecek, fakat asla
Yaptıklarını gözünde
Büyütmeyecek, ‘üzerime düşeni
Yaptım” diye durumunu yeterli
Görmeyecektir. aksine: ‘rabbimin
Benden istediklerini hakkıyla
Yerine getiremedim. bilerek veya
Bilmeyerek hangi ihmallerim oldu?”
Diye bir şuur kontrolü, bir tevazu
Ve istiğfar halet-i ruhiyesi
Taşıyacaktır. âyet hz. peygamber
(a.s.)’a bile böyle buyurarak,
Aslında müminlere ders
Vermektedir. bundan ötürüdür ki
Hz. peygamber: ‘ben her gün
Allah’tan yüz kere mağfiret
Dilerim” buyurmuştur.
20 – iman edenler: ‘keşke savaş
Hakkında bir sûre indirilseydi?”
Diyorlar.
Fakat net ve kesin bir sûre indirilip de
İçinde savaşma emri zikredilince,
Kalplerinde hastalık bulunanların,
Ölüm sekeratına giren kimsenin
Bakışı gibi boş gözlerle
Baktıklarını görürsün.
Korktukları başlarına gelsin [4,77]
21 – onlara düşen: itaat etmek
Ve tatlı söz söylemektir. iş
Ciddiye bindiğinde,
Allah’a verdikleri sözde
Dursalardı, kendileri için elbette
Daha hayırlı olurdu.
22 – demek ki ey münafıklar siz
İşbaşına geçecek olursanız,
Ülkede fesat çıkaracak, nizamı
Bozacak, akrabalık bağlarını
Parçalayacaksınız (allah’a
Verdiği söze bile sadık kalmayan
Kimsenin, böylesi hakları
Gözetmesi de beklenemez).
23 – işte bunlar, allah’ın
Lânet edip kulaklarını
Sağırlaştırdığı, gözlerini
Kör ettiği kimselerdir.
24 – öyle olmasa, kur’ân’ı
Düşünmezler mi? yoksa kalplerinin
Üzerinde üst üste kilitler mi
Var?
25 – kendilerine doğru yol iyice
Belli olduktan sonra, gerisin geri
Dinden çıkanlara muhakkak ki
Şeytan önce fit vermiş; onları
Uzun emellere, umutlara
Düşürmüştür.
26 – bu böyledir; çünkü onlar
Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayanlara:
‘biz, bazı hususlarda size itaat
Edeceğiz” demişlerdi.
Hâlbuki allah onların gizledikleri
Şeyleri hep bilmektedir.
27 – haydi dünyada birtakım hile
Ve dolaplar çeviriyorlar, peki
Melekler, onların yüzlerine,
Sırtlarına vura vura canlarını
Aldıkları zaman halleri ne olacak?
[8,50; 6,93; 4,97; 40,46]
Bu âyet kabir azabına işaret
Etmektedir. zira, burada bildirilen
Azap, kıyamet günü hesaptan sonra
Kâfirlerin görecekleri cezadan
Başka bir cezadır.
28 – bu böyledir: çünkü onlar
Allah’ın gazabına sebeb olan
Şeylerin peşine düştüler, o’nu
Razı edecek şeyleri ise
Beğenmediler.
Bu yüzden allah da onların bütün
İşlerini boşa çıkardı.
29 – yoksa kalplerinde hastalık
(nifak) bulunan münâfıklar
Allah’ın, kalplerinde müminlere
Karşı duydukları kinleri açığa
Çıkarmayacağını mı
Zannediyorlar?
30 – eğer dileseydik onları sana
Tek tek gösterirdik, sen de onları
Simalarından tanırdın.
Hatta sen onları ifadelerinden, ses
Tonlarından kesinlikle tanırsın.
Allah bütün işlerinizi bilir.
31 – sizi mutlaka imtihan
Edeceğiz, ta ki içinizden
Mücahede edenleri, sabır ve sebat
Gösterenleri tanıyacak ve
Gösterdiğiniz yararlılıkları
İmtihan meydanlarında örnek
Göstereceğiz.
Allah’ın tanıması: işlere
Karşılık verilmesine, ceza veya
Mükâfat verilmesine esas teşkil
Edecek şekilde, fiilî olarak
Tanıyıp bilmesi demektir. yoksa
Ezelî ilmiyle allah istikbali
Bilmektedir.
32 – kendileri inkâr edip
İnsanları allah yolundan
Çevirenler ve doğru yol
Kendilerine iyice belli olduktan
Sonra bile, peygamberin karşısına
Çıkanlar, allah’a yani allah’ın
Peygamberine, dinine asla zarar
Veremezler. allah onların işlerini
Heder edecektir.
İşlerinin heder edilmesi iki
Türlüdür: 1.iyi iş bilerek
İşledikleri şeylerin
Karşılığını âhirette
Göremeyeceklerdir. 2.islâmı
Engellemek için sarfettikleri
Gayretler sonuçsuz kalacaktır.
33 – ey iman edenler allah’a ve
Resulüne itaat edin de emeklerinizi
Boşa çıkarmayın.
Küfür, şirk, nifak, ucub, riya gibi
Hallerle emeklerinizi iptal ettirmeyin.
34 – kendileri inkâr edip
İnsanları da allah yolundan
Çeviren, sonunda da kâfir olarak
Ölenler var ya, allah onları asla
Affetmeyecektir. [4,48]
35 – o halde gevşemeyin de,
Sizler daha üstün durumda iken,
Zillet gösterip sulha yalvarmayın.
Allah sizinle beraberdir. o, asla
Sizin gayretinizi kuvvetten
Düşürmez, emeklerinizi zayi
Etmez.
Âyet müslümanların barış
İstemelerini menetmiyor. maksat:
Müslümanların zayıf,
Düşmanlarının kuvvetli olduğu
Anlamına gelen bir barışa
Yalvarmalarının doğru olmadığı
Fikrini vermektir.
Müslümanlar her şeyden önce
Kuvvetlerini ortaya koymalıdırlar.
Bundan sonra barış görüşmeleri
Yapmalarında sakınca yoktur.
36 – dünya hayatı sadece bir
Oyun ve eğlenceden ibarettir.
Eğer siz iman eder ve haramlardan
Sakınırsanız, hem size
Mükâfatlarınızı verir, hem de
Mallarınızın tamamını istemez.
37 – eğer onların hepsini
İsteyip de sizi iyice
Sıkıştırsaydı cimrilik eder,
Dayatırdınız. o zaman da, allah,
Bütün kinlerinizi ortaya
Çıkarırdı.
38 – işte sizler allah yolunda
Harcamaya dâvet ediliyorsunuz.
İçinizden bazıları cimrilik
Ediyor. her kim cimri davranırsa,
Ancak kendine cimrilik eder.
Müstağnî, (hiçbir şeye
İhtiyacı olmayan) allah’tır;
Muhtaç olan ise sizlersiniz.
Şayet imandan ve takvâdan yüz
Çevirirseniz, o yerinize başka bir
Millet getirir de, onlar sizin gibi
Hayırsız, itaatsiz olmazlar.