Abdulbasit Abdussamed Nahl Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Nahl Suresi

Nahl suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. eta emrullahi fe la testa’ciluh
Sübhanehu ve teala amma yüşrikun
2. yünezzilül melaikete bir ruhı
Min emrihı ala mey yeşaü min
Ibadihı en enziru ennehu la ilahe
İlla ene fettekun
3. halekas semavati vel erda bil
Hakk teala amma yüşrikun
4. halekal insane min nutfetin fe
İza hüve hasıymün mübiyn
5. vel en’ame halekaha lemük fıha
Dif’üv ve menafiu ve minha te’külun
6. ve leküm fıha cemalün hıyne
Türıhune ve hıyne tesrahun
7. ve tahmilü eskaleküm ila
Beledil lem tekunu baliğıyhi illa
Bi şikkıl enfüs inne rabbeküm le
Raufür rahıym
8. vel hayle vel biğale vel hamira
Li terkebuha ve zıneh ve yahlüku
Ma la ta’lemun
9. ve alellahi kasdus sebıli ve minha cair
Ve lev şae le hedaküm ecmeıyn
10. hüvellezı enzele mines semai
Mael leküm minhü şerabüv ve
Minhü şecerun fıhi tüsiymun
11. yümbitü leküm bihiz zer’a vez
Zeytune ven nehıyle ven a’nabe ve
Min küllis semarat inne fı zalike
Le ayetel li kavmiy yetefekkerun
12. ve sehhara lekümül leyle ven
Nehara veş şemse vel kaner ven
Nücumü müsahharatüm bi emrih
İnne fı zalike le ayatil li kavmiy
Ya’kılun
13. ve ma zerae leküm fil erdı
Muhtelifen elvanüh inne fı zalike
Le ayetel li kavmiy yezzekkerun
14. ve hüvellezı sehharal bahra li
Te’külu minhü lahmen tariyyev ve
Testahricu minhü hılyeten
Telbesuneha ve teral fülke
Mevahıra fıhi ve li tebteğu min
Fadlihı ve lealleküm teşkürun
15. ve elka fil erdı ravasiye en
Temıde biküm ve enharav ve
Sübülel lealleküm tehtedun
16. ve alamat ve bin necmi hüm yehtedun
17. e fe mey yahlüku ke mel la
Yahluk e fe la tezekkerun
18. ve in teuddu nı’metellahi la
Tuhsuha innellahe le ğafurur rahıym
19. vallahü ya’lemü ma
Tüsirrune ve ma tu’linun
20. vellezıne yed’une min dunillahi la
Yahlükune şey’ev ve hüm yuhlekun
21. emvatün ğayru ahya’ ve ma
Yeş’urune eyyane yüb’asun
22. ilahüküm ilahüv vahıd
Fellezıne la yü’minune bil
Ahırati kulubühüm münkiratüv ve
Hüm müstekbirun
23. la cerame ennellahe ya’lemü ma
Yüsirrune ve ma yu’linun innehu la
Yühıbbül müstekbirın
24. ve iza kıyle lehüm maza enzele
Rabbüküm kalu esatıyrul evvelın
25. li yahmilu evzarahüm kamiletey
Yevmel kıyameti ve min
Evzarillezıne yüdıllunehüm bi
Ğayri ılm e la sae ma yezirun
26. kad mekarallezıne min kablihim
Fe etellahü bünyanehüm minel
Kavaıdi fe harra aleyhimüs sakfü
Min fevkıhim ve etahümül azabü
Min haysü la yeş’urun
27. sümme yevmel kıyameti
Yuhzıhüm ve yekulü eyne
Şürakaiyellezıne küntüm
Tüşakkune fıhim kalellezıne
Utül ılme innel hızyel yevme ves
Sue lalel kafirın
28. ellezıne teteveffahümül
Melaiketü zalimı enfüsihim fe
Elkavüs seleme ma künna na’melü
Min su’ bela innellahe alımüm bima
Küntüm ta’melun
29. fedhulu ebvabe cehenneme halidıne
Fıha fe lebi’se mesvel mütekebbirın
30. ve kıyle lillezınettekav maza
Enzele rabbüküm kalu hayra
Lillezıne ahsenu fı hazihıd
Dünya haseneh ve le darul ahırati
Hayr ve le nı’me darul müttekıyn
31. cennatü adniy yedhuluneha
Tecrı min tahtihel enharu lehüm
Fıha ma yeşaun kezalike
Yeczillahül müttekıyn
32. ellezıne teteveffahümül
Melaiketü tayyibıne yekulune
Selamün aleykümüdhulül cennete
Bima küntüm ta’melun
33. hel yenzurune illa en
Te’tiyehümül melaiketü ev ye’tiye
Emru rabbik kezalike fealellezıne
Min kablihim ve ma
Zalemehümüllahü ve lakin kanu
Enfüsehüm yazlimun
34. fe esabehüm seyyiatü ma amilu ve
Haka bihim ma kanu bihı yestehziun
35. ve kalellezıne eşraku lev
Şaellahü ma abedna min dunihı min
Şey’in nahnü ve la abaüna ve la
Harramna min dunihı min şey’
Kezalike fealellezıne min kablihim
Fe hel aler rusüli illel belağul
Mübın
36. ve le kad beasna fı külli
Ümmetir rasulen enı’büdüllahe
Vectenibüt tağut fe minhüm men
Hedellahü ve minhüm men hakkat
Aleyhid dalaleh fe sıru fil erdı
Fenzuru keyfe kane akıbetül
Mükezzibın
37. in tahrıs ala hüdahüm fe
İnnellahe la yehdı mey yüdıllü
Ve ma lehüm min nasırın
38. ve aksemu billahi cehde
Eymanihim la yeb’asüllahü mey
Yemut bela va’den aleyhi hakkav ve
Lakinne ekseran nasi la ya’lemun
39. li yübeyyine lehümüllezı
Yahtelifune fıhi ve li
Ya’lemellezıne keferu ennehüm kanu
Kazibın
40. innema kavlüna li şey’in iza
Eradnahü en nekule lehu kün fe yekun
41. vellezıne haceru fillahi mim
Ba’di ma zulimu le nübevviennehüm
Fid dünya haseneh ve le ecrul
Ahırati ekber lev kanu ya’lemun
42. ellezıne saberu ve ala
Rabbihim yetevekkelun
43. ve ma erselna min kablike illa
Ricalen nuhıy ileyhim fes’elu ehlez
Zikri in küntüm la ta’lemun
44. bil beyyinati vez zübür ve
Enzelna ileykez zikra li tübeyyine
Linnasi ma nüzzile ileyhim ve
Leallehüm yetefekkerun
45. e fe eminellezıne mekerus
Seyyiati ey yahsifellahü bihimül
Erda ev ye’tiyehümül azabü min
Haysü la yaş’urun
46. ev ye’huzehüm fı
Tekallübihim fe ma hüm bi
Mu’cizın
47. ev ye’huzehüm ala tehavvüf fe
İnne rabbeküm le raufür rahıym
48. e ve lem yerav ila ma
Halekallahü min şey’iy yetefeyyeü
Zılalühu anil yemıni veş
Şemaili süccedel lillahi ve hüm
Dahırun
49. ve lillahi yescüdü ma fis
Semavati ve ma fil erdı min
Dabbetiv vel melaiketüe hüm la
Yestekbirun
50. yehafune rabbehüm min fevkıhim
Ve yef’alune ma yü’merun
51. ve kalellahü la tettehızu
İlaheynisneyn innema hüve ilahüv
Vahıd fe iyyaye ferhebun
52. ve lehu ma fis semavati vel
Erdı ve lehüd dınü vasıba e fe
Ğayrallahi tettekun
53. ve ma büküm min nı’metin fe
Minellahi sümme iza messekümüd
Durru fe ileyhi tec’erun
54. sümme iza keşefed durra anküm
İza ferıkum minküm bi rabbihim
Yüşrikun (49.ayet secde ayetedir.)
55. li yekfüru bima ateynahüm fe
Temetteu fe sevfe ta’lemun
56. ve yec’alune li ma la ya7lemune
Nasıybem mimma razaknahüm tellahi
Le tüs’elünne amma küntüm
Tefterun
57. ve yec’alune lillahil benati
Sübhanehu ve lehüm ma yeştehun
58. ve iza büşşira ehadühüm bil
Ünsa zalle vechühu müsveddev ve
Hüve kezıym
59. yetevara minel kavmi min sui ma
Büşşira bih e yümsikühu ala
Hunin em yedüssühu fit türab e la
Sae ma yahkümun
60. lillezıne la yü’minine bel
Ahırate meselüs sev’ ve lillahil
Meselül a’la ve hüvel azızül
Hakım
61. ve lev yüahızüllahün nase bi
Zulmihim ma terake aleyha min
Dabbetiv ve lakiy yüehhıruhüm ila
Ecelim müsemma fe iza cae
Ecelühüm la yeste’hırune saatev
Ve la yestakdimun
62. ve yec’alune lillahi ma
Yekrahune ve tesıfü
Elsinetühümül kezibe enne
Lehümül husna la cerame enne
Lehümün nara ve ennehüm müfratun
63. tellahi le kad erselna ila
Ümemim min kablike fe zeyyene
Lehümüş şeytanü a’malehüm fe
Hüve veliyyühümül yevme ve
Lehüm azabün elım
64. ve ma enzelna aleykel kitabe
İlla li tübeyyine
Lehümüllezıhtelefu fıhi ve
Hüdev ve rahmetel li kavmiy
Yü’mininun
65. vallahü enzele mines semai maen
Fe ahya bihil erda ba’de mevtiha
İnne fı zalike le ayatel li kavmiy
Yesmeun
66. ve inne leküm fil en’ami le
Ibrah nüskıyküm mimma fı
Bütunihı mim beyni fersiv ve demil
Lebenen halisan saiğal liş
Şaribın
67. ve min semaratin nehıyli vel
A’nabi tettehızune minhü sekerav
Ve rizkan hasena inne fı zalike le
Ayetel li kavmiy ya’kılun
68. ve evha rabbüke ilen nahli
Enittehızı minel cibali büyutev
Ve mineş şeceri ve mimma ya’rişun
69. sümme külı min külles
Semarati feslükı sübüle rabbiki
Zülüla yahrucü mim butuniha
Şerabüm muhtelifün elvanühu
Fıhi şifaül linnas inne fı
Zalike le ayatel li kavmiy
Yetefekkerun
70. vallahü halekaküm sümme
Yeteveffaküm ve minküm mey
Yüraddü ila erzelil umuri li keyla
Ya’leme ba’de ılmin şey’a
İnnellahe alımün kadır
71. vallahü faddale ba’daküm ala
Ba’dın fir rızk femellezıne
Füddılu bi raddı rizkıhim ala ma
Meleket eymanühüm fe hüm fıhi
Seva’ ife bi nı’metillahi yechadun
72. vallahü ceale leküm min
Enfüsiküm ezvacev ve ceale leküm
Min ezvaciküm benıne ve hafedetev
Ve razekaküm minet tayyibat e fe
Bil batıli yü’minune ve bi
Nı’metillahi hüm yekfurun
73. ve ya’büdune min dunillahi ma
La yemlikü lehüm rizskam mines
Semavati vel erdı şey’ev ve la
Yestetıy’un
74. fe la tadribu lillahil emsal
İnnellahe ya’lemü ve entüm la ta’lemun
75. darabellahü meselen abdem
Memlukel la yakdiru ala şey’iv ve
Mer razaknahü minna zirkan hasenen
Fe hüve yünfiku minhü sirrav ve
Cehra hel yestevun elhamdü lillah
Bel ekseruhüm la ya’lemun
76. ve darabellahü meseler
Racüleyni ehadühüma ebkemü la
Yakdiru ala şey’iv ve hüve kellün
Ala mevlahü eynema yüveccihhü la
Ye’ti bi hayr hel yestevı hüve ve
Mey ye’müru bil adli ve hüve ala
Sıratım müstekıym
77. ve lillahi ğaybüs semavati vel
Ard ve ma emrus saati illa ke
Lemhıl besari ev hüve akrab
İnnellahe ala külli şey’in kadır
78. vallahü ahraceküm mim bütuni
Ümmehatiküm la ta’lemune şey’ev
Ve ceale lekümüs sem’a vel ebsara
Vel ef’idete lealleküm teşkürun
79. e lem yerav ilet tayri
Müsehharatin fı cevvis sema’ ma
Yümsikühünne illellah inne fı
Zalike le ayatil li kavmiy yü’minun
80. vallahü ceale leküm min
Cüludil en’ami büyuten
Testehıffuneha yevme za’niküm ve
Yevme ikametiküm ve min asvafiha ve
Evbariha ve eş’ariha esasev ve
Metaan ila hıyn
81. vallahü ceale leküm mimma
Haleka zılalev ve ceale leküm
Minel cibali eknanev ve ceale leküm
Serabiyle tekıykümül harra ve
Serabiyle tekıyküm be’seküm
Kezalike yütimmü nı’metehu
Aleyküm lealleküm tüslimun
82. fe in tevellev fe innemü
Aleykel belağul mübın
83. ya’rifune nı’metellahi sümme
Yünkiruneha ve ekseruhümül kafirun
84. ve yevme neb’asü min külli
Ümmetin şehıden sümme la
Yü’zenü lillezıne keferu ve la
Hüm yüsta’tebun
85. ve iza raellezıne zalemül
Azabe fe la yühaffefü anhüm ve la
Hüm yünzarun
86. ve iza raellezıne eşraku
Şürakaehüm kalu rabbena haülai
Şürakaünellezıne künna ned’u
Min dunik fe elkav ileyhimül kavle
İnneküm le kazibun
87. ve elkav ilellahi yevmeizinis seleme
Ve dalle anhüm ma kanu yefterun
88. ellezıne keferu ve saddu an
Sebılillahi zidnahüm azaben fevkal
Azabi bima kanu yüfsidun
89. ve yevme neb’azü fı külli
Ümmetin şehıden ala haüla’ ve
Nezzelna aleykel kitabe tibyanel
Likülli şey’iv ve hüdev ve
Rahmetev ve büşra lil müslimın
90. innellahe ye’müru bil adli vel
Ihsani ve ıtai zil kurba ve yenha
Anil fahşai vel münkeri vel bağy
Yeızüküm lealleküm tezekkerun
91. ve evfu bi ahdillahi iza
Ahettüm ve la tenkudul eymane ba’de
Tevkıdiha ve kad cealtümüllahe
Aleyküm kefıla innellahe ya’lemü
Ma tef’alun
92. ve la tekunu kelletı nekadat
Ğazleha mim ba’di kuvvetin enkasa
Tettehızune eymaneküm dehalem
Beyneküm en tekune ümmetün hiye
Erba min ümmeh innema
Yeblukümüllahü bih ve le
Yübeyyinenne leküm yevmel
Kıyameti ma küntüm fıhi
Tahtelifun
93. ve lev şaellahü le cealleküm
Ümmetev vahıdetev ve lakiy
Yüdıllü mey yeşaü ve yehdoı
Mey yeşa’ ve le tüs’elünne amma
Küntüm ta’melun
94. ve la tettehızu eymaneküm
Dehalem beyneküm fe tezille
Kademüm ba’de sübutiha ve tezukus
Sue bima sadedtüm an sebılillah ve
Leküm azabüm azıym
95. ve la teşteru bi ahdillahi
Semenen kalıla innema ındellahi
Hüve hayrul leküm in küntüm
Ta’lemun
96. ma ındeküm yenfedü ve ma
Indellahi bak ve le
Necziyennellezıne saberu ecrahüm
Bi ahseni ma kanu ya’melun
97. men amile saliham min zekerin ev
Ünsa ve hüve mü’minün fe le
Nuhyiyennehu hayaten tayyibeh ve la
Necziyennehüm ecrahüm bi ahseni ma
Kanu ya’melun
98. fe iza kara’tel kur’ane festeız
Billahi mineş şeytanir racım
99. innehu leyse lehu sültanün alellezıne
Amenu ve ala rabbihim yetevekkelun
100. innema sültanühu alellezıne
Yetevellevnehu vellezıne hüm bihı
Müşrikun
101. ve iza beddelna ayetem mekane
Ayetiv vallahü a’lemü bima
Yünezzilü kalu innema ente müfter
Bel ekseruhüm la ya’lemun
102. kul nezzelehu ruhul kudüsi mir
Rabbike bil hakkı li
Yüsebbitellezıne amenu ve hüdev
Ve büşra lil müslimın
103. ve le kad na’lemü ennehüm
Yekulune innema yüallimühu beşar
Lisanüllezı yulhıdune ileyhi
A’cemiyyüv ve haza lisanün
Arabiyyüm mübın
104. innellezıne la yü’minune bi
Ayatillahi la yehdıhimüllahü ve
Lehüm azabün elım
105. innema yefteril kezibellezıne
La yü’minune bi ayatillah ve
Ülaike hümül kazibun
106. men kefera billahi mim ba’di
Imanihı illa men ükrihe ve
Kalbühu mutmeinüm bil ımani ve
Lakim men şeraha bil küfri sadran
Fe aleyhim ğadabüm minellah ve
Lehüm azabün azıym
107. zalike bi ennehümüstehabbül
Hayated dünya alel ahıratü ve
Ennellahe la yehdil kavmel kafirın
108. ülaikellezıne tabeallahü ala
Kulubihim ve sem’ıhim ve ebsarihim
Ve ülaike hümül ğafilun
109. la cerame ennehüm fil
Ahırati hümül hasirun
110. sümme inne rabbeke lillezıne
Haceru mim ba’di ma fütinu sümme
Cahedu ve saberu inne rabbeke mim
Ba’diha le ğafurur rahıym
111. yevme te’tı küllü nefsin
Tücadilü an nefsiha ve tüveffa
Küllü nefsim ma amilet ve hüm la
Yuzlemun
112. ve darabellahü meselen
Karyeten kanet aminetem mutmeinnetey
Ye’tıha rizkuha rağadem min külli
Mekanin fe keferat bi en’umillahi fe
Ezakahallahü libasel cuı vel havfi
Bima kanu yasneun
113. ve le kad caehüm rasulüm
Minhüm fe kezzebuhü fe
Ehazehümül azabü ve hüm zalimun
114. fe külu mimma
Razekakümüllahü halalen tayyibev
Veşküru nı’metellahi in küntüm
İyyahü ta’büdun
115. innema harrama aleykümül
Meytete ved deme ve lahmel hınzıri
Ve ma ühille li ğayrillahi bih fe
Menidturra ğayra bağıv ve la adin
Fe innellahe ğafurur rahıym
116. ve la tekulu lima tesıfü
Elsinetükümül kezibe haza
Halalüv ve haza haramül li tefteru
Alellahil kezib innellezıne
Yefterune alellahil kezibe la
Yüflihun
117. metaun kalılüv ve
Lehüm azabün elım
118. ve alellezıne hadu harramna ma
Kasasna aleyke min kabl ve ma
Zalemnahüm ve lakin kanu
Enfüsehüm yazlimun
119. sümme inne rabbeke lillezıne
Amilüs sue bi cehaletin sümme tabu
Mim ba’di zalike ve aslehu inne
Rabbeke mim ba’diha le ğafurur
Rahıym
120. inne ibrahıme kane ümmeten
Kanitel lillahi hanıfa ve lem yekü
Minel müşrikın
121. şakiral li en’umih ictebahü ve
Hedahü ila sıratım müstekıym
122. ve ateynahü fid dünya haseneh ve
İnnehu fil ahırati le mines salihıyn
123. sümme evhayna ileyke
Enittebı’ millete ibrahıme hanıfa
Ve ma kane minel müşrikın
124. innema cüıles sebtü
Alellezınahtelefu fıh ve inne
Rabbeke le yahkümü beynehüm
Yevmel kıyameti fıma kanu fıhi
Yahtelifun
125. üd’u ila sebıli rabbike bil
Hıkmeti vel mev’ızatil haseneti ve
Cadilhüm billetı hiye ahsen inne
Rabbeke hüve a’lemü bi men dalle
An sebılihı ve hüve a’lemü bil
Mühtedın
126. ve in akabtüm fe akıbu bi
Misli ma ukıbtüm bih ve lein
Sabertüm le hüve hayrul
Lissabirın
127. vasbir ve ma sabruke illa
Billahi ve la tahzen aleyhim ve la
Tekü fı daykım mimma yemkürum
128. innellahe meallezınettekav
Vellezıne hüm muhsinun
Meali
16 – nahl sûresi
Mekkî dönemin sonlarında nazil
Olmuştur. 128 âyettir. bal arısı
Mânasına gelen nahl, 68. âyette
Geçer. allah teâlanın
Yaratıcılığı ve ilhamı bal
Arısının bal yapmasında
Açıkça meydanda olduğundan allah
Teâla bu ilhama dikkatimizi
Çekmektedir. hz. peygamberin
Risaletine, imanın ve küfrün
Neticelerine değinilip sonra
Allah’ın birliğine dair delillere
Geçilir. küfür ve
Nankörlüğün,
Şükürsüzlüğün neticeleri
Bildirilir. sonra esas gaye olan,
İnsanları hak dine münasip usul
İle çağırma üzerinde durularak
Sûre sona erdirilir.
Bismillahirrahmanirrahim.
1 – allah’ın emri ha geldi ha
Gelecek artık onun gelmesini
Çabuklaştırmak istemeyin. allah
Müşriklerin koştuğu ortaklardan
Münezzehtir, yücedir. [21,1; 54,1]
2 – allah melekleri, kendi
Tarafından bir vahiy ile
Kullarından dilediği kimselere,
‘benden başka tanrı yoktur. bana
Karşı gelmekten sakının ” diye
Uyarmak üzere gönderir. [42,52;
6,124; 22,75; 21,25]
3 – o, gökleri ve yeri hikmetle,
Ciddi bir maksatla yarattı.
Yücedir o müşriklerin
Koştukları ortaklardan [53,31]
4 – nitekim o, insanı bir damla
Sudan yarattı, ama gel gör ki o
Yaman bir hasım kesiliverdi.
[36,77-79; 25,54]
5 – davarları da yarattı.
Bunlarda sizi soğuktan koruyan
(deri, yün, kıl gibi) maddeler ve
Birçok faydalar vardır.
Hem onların etlerini ve
Ürünlerini de yersiniz.
6 – onları akşamleyin
Ağıllarına getirir, sabahleyin
Otlaklara götürürken bambaşka
Bir zevk alırsınız [6,142]
7 – bunlar yüklerinizi
Taşırlar; öyle uzak diyarlara
Varıncaya kadar götürürler ki,
Onlar olmaksızın son derece zahmet
Ve meşakkat çekmeden
Varamazdınız oralara.
Gerçekten, bunları size âmade
Kılan rabbiniz pek şefkatlidir.
Rahmet ve ihsanı boldur. [36,71-72;
23,21-22; 40,79-81; 43,12-14]
8 – hem binmeniz, hem de zinet
Olsun diye atlar, katırlar,
Merkepler yarattı.
Hem sizin bilemeyeceğiniz daha
Neler neler yaratacak
Bu hayvanların etlerinin
Yenmemesine, ayrıca her zaman yeni
Binitlerin yaratılacağına işaret
Edilmektedir.
9 – doğru yolu bildirmek allah’a
Aittir. kimi yol ise eğridir.
Şayet o dileseydi, hepinizi toptan
Doğru yola getirirdi. [76,3; 6,153]
[10,99; 11,117-119]
İnsanın maddî hayatını
Sürdürebilmesi için sayısız
Nimetler yaratıp insanın emrine
Veren allah’ın, onun manevî
Hayatını düzenleyen yolu
Göstermemesi imkânsızdır. o bu
Yolu göstermekle beraber, insanı o
Yola girmeye mecbur etmemiş,
İnsanı eğitip kemale erdirmek
Kasdıyla, onun kendi iradesi ile
Doğru yola yönelmesini
İstemiştir.
10 – odur ki gökten yağmur indirir.
Hem içeceğiniz su ondan oluşur,
Hem de hayvanlarınızı içinde
Otlattığınız ot ve ağaçlar
11 – allah o su sayesinde sizin
İçin ekinler, zeytinlikler,
Hurmalıklar, üzüm bağları ve
Envaı çeşit meyveler yetiştirir.
Elbette bunda düşünen kimseler
İçin alınacak bir ders var
[27,60; 7,57; 6,99]
12 – hem geceyi ve gündüzü, güneşi
Ve ay’ı sizin hizmetinize verdi.
Diğer yıldızlar da o’nun emriyle
Size râm edilmiştir. elbette
Aklını çalıştıran kimseler
İçin bunda alınacak nice dersler
Var
13 – yeryüzünde türlü türlü
Renklerle, her çeşitten bitki ve
Hayvan olarak sizin için
Yarattığı daha neler neler var
Elbette bunda düşünen kimseler
İçin alınacak ibret var.
14 – yine o’dur ki denizi
Sizin hizmetinize verdi ki
Oradan taptaze et yiyesiniz ve
Takınıp kuşanacağınız zinet
Eşyası çıkarasınız.
Denizde gemilerin suları yara yara
Akıp gittiklerini görürsün.
Bütün bunlar onun lutfedeceği
Nasibi aramanız ve nimetine
Şükretmeniz içindir.
15 – hem dünya hareketiyle
Sizi sarsmasın diye,
Yeryüzüne ağır baskılar
Çaktı, sabit dağlar koydu.
Amaçlarınıza ermeniz için ırmaklar,
Geçitler yerleştirdi. [79,32; 21,31]
16 – yol bulmada yararlanacağınız daha
Birçok alametler, işaretler koydu.
Yıldızlarla da bir kısım
İnsanlar yol bulurlar.
17 – yaratan hiç yaratamayana
Benzer mi? hâlâ aklınızı
Kullanmayacak mısınız?
18 – halbuki allah’ın nimetini
Saymaya kalksanız, mümkün değil,
Sayamazsınız. gerçekten rabbin
Gafurdur, rahîmdir (çok
Affedicidir, merhamet ve ihsanı
Boldur).
Sûrenin 3. âyetinden buraya kadar
Olan kısmı, keza ileride gelecek
65 – 83 bölümü, kâinat
Kitabının değişik sayfalarını
Ve manzaralarını göstererek
İnsanı bunlar üzerinde
Düşünmeye, bu muazzam nizamı
Kurup yöneten allah’ın kudreti
Önünde eğilmeye, o’nun
Nimetlerinden yararlanıp ona
Şükretmeye teşvik etmektedir.
19 – allah sizin neleri gizleyip neleri
Açığa vurduğunuzu pek iyi bilir.
20-21 – o müşriklerin allah’tan
Başka ibadet edip yalvardıkları
Sahte tanrılar ise,
Hiçbir şey yaratamazlar. zaten
Kendileri yaratılmaktadırlar.
Hep ölüdürler, diri değildirler.
Kendilerine tapanların bile ne zaman
Diriltileceklerini bilemezler. [37,95-96]
22 – sizin ilahınız bir tek
İlahtır. öyle iken âhireti
İnkâr edenlerin kalbleri bu
Gerçeği de inkâr eder. hep
Kibirlenip dururlar. [38,5; 39,45;
40,60]
23 – hiç şüphe yok ki allah,
Onların neleri gizleyip, neleri
Açığa vurduklarını pek iyi
Bilir ve şu kesindir ki
Kibirlenenleri hiç sevmez.
24-25 – onlara: ‘rabbiniz ne
Gönderdi?” denildiğinde
‘öncekilerin masallarını ”
Derler.
Böylece kıyamet günü kendi
Günahlarını tastamam
Yüklenmelerinden başka,
Bilgisizlikleri sebebiyle
Saptırdıkları kimselerin
Günahlarının epey bir kısmını
Da yüklenmeleri için böyle
Derler.
Bak ne fena bir yük
Yükleniyorlar [25,5-9; 74,18-24;
29,13]
26 – kendilerinden önceki
Kâfirler de peygamberler için
Hileler, tuzaklar kurmuşlardı.
Ama neticede allah onların
Binalarını ta temellerinden
Yıktı da üstlerindeki tavan
Tepelerine çöktü.
Hem de bu azap onlara hiç farkedemedikleri
Bir yerden gelmişti. [5,64; 59,2]
27 – sonra kıyamet günü de
Allah onları zelil eder ve:
‘hani” der, ‘nerede sizin o
Uğurlarında müminlere düşman
Kesildiğiniz ortaklarım( )”
Kendilerine ilim nasib edilenler de:
‘gerçekten her türlü zillet ve
Sefalet bugün kâfirlerin
Başınadır ” derler. [86,9-10;
26,93]
28-29 – kendi öz canlarına
Zulmederlerken meleklerin
Canlarını aldıkları kimseler
Azabı görünce:
‘biz, bir kötülük olsun diye
Yapmıyorduk ” diye başlarını
Öne eğerler.
İman ilmine sahip olanlar da:
‘hayır, hayır allah
Yaptığınız işi ne maksatla
Yaptığınızı pekiyi biliyor
O halde girin bakalım içinde
Ebediyyen kalmak üzere cehennemin
Kapılarından
Ne fena bir yerdir o kibirlililerin
Yeri ” derler. [6,23; 58,18]
[35,36; 40,46]
30 – allah’a karşı gelmekten
Sakınanlara ise: ‘rabbiniz ne
İndirdi?” denildiğinde: ‘hayır
İndirdi” derler.
Bu dünyada güzel işler yapanlara
Güzel bir mükâfat var.
Âhiret yurdu cennet, dünyadan ve
İçindeki her şeyden elbette daha
Hayırlıdır.
Ne hoş yurttur o takvâ sahiplerinin
Yurdu ” [16,97; 28,80; 93,4; 3,198]
31 – adn cennetleri,
Oraya girecek onlar…
Zemininden ırmaklar akar.
Onlara orada ne isterlerse var…
İşte allah müttakilere böyle
Mükâfat eder [43,71; 41,30-32]
32 – onlar ki melekler
Canlarını tatlılıkla alırlar:
‘selam size yaptığınız işlerden
Dolayı buyurun cennete ” derler.
33-34 – dini inkâr edenler ille
Kendilerine meleklerin gelmesini
Yahut rabbinin azap emrinin
Gelmesini mi bekliyorlar?
Onlardan öncekiler de böyle yaptılar.
Allah zulmetmedi onlara, kendi
Canlarına zulmediyordu onlar
Kendilerini buldu,
Yaptıkları kötü işler.
Sarıp kuşatıverdi onları alay
Ettikleri şeyler. [52,14]
35 – bir de müşrikler dediler
Ki: ‘eğer allah dileseydi ne biz,
Ne de atalarımız,
Kendisinden başkasına ibadet etmez.
Onun emri olmadan hiçbir şeyi
Haram kılmazdık.”
Bunlardan öncekiler de böyle
Söylemiş, böyle yapmışlardı.
O halde, peygamberlere açık bir
Tebliğden başka bir vazife düşer mi?
36 – biz her millete bir
Peygamber gönderdik.
O da ‘allah’a ibadet edin,
Tağuttan uzak durun ” dedi.
Sonra onlardan bir kısmına allah
Hidâyet nasib etti, bir kısmı
Hakkında da sapacaklarına dair
Hüküm kesinleşti.
İşte gezin dolaşın dünyayı da
Peygamberleri yalancı sayanların
Akıbetlerinin ne olduğunu görün
[21,25; 43,45; 47,10; 67,18]
Bu âyette, küfür ve dalâleti
Tercih edenleri allah’ın dalâlette
Bıraktığı, dünyada da ceza
Olarak allah’ın onları imha edip,
Diyarlarını boşalttığı
Bildiriliyor. müteakip âyette ise
Kureyş’in inadı, resûlullah
(a.s.)ın ise onların yola
Gelmelerine ne derece düşkün
Olduğu hatırlatılıp,
Üzülmemesi, zira onların,
Haklarında dalâlet kararının
Kesinleştiği kısımdan oldukları
Bildiriliyor.
37 – sen onların hidâyete
Gelmelerine ne kadar düşkün olsan da,
Şunu bil ki: allah dalâlette
Bıraktığı kimselere hidâyet vermez.
Onlara yardım eden de bulunmaz.
[5,41, 11,34; 7,186; 10,96-97]
Âyetin mânası şudur: bir insan,
İradesini kötüye kullanıp
Dalâleti tercih eder, hep orada
Kalmakta ısrar ederse allah onun
Kalbinde dalâleti yaratır. böyle
Birini, kendi isteği rağmına,
Zorla hidâyete getirmez (âlûsî).
38 – onlar vargüçleriyle yemin
Ederek: ‘allah, ölen kimseyi
Diriltmez ” dediler.
Hayır, diriltecek
Bu onun verdiği kesin bir sözdür, fakat
İnsanların ekserisi bunu bilmezler.
39 – diriltecek ki hakkında
İhtilaf ettikleri o ba’s, o diriliş
Gerçeğini meydana çıkarsın
Ve bunu inkâr edenler de
Kendilerinin yalancı olduklarını
Bilsinler. [53,31; 52,14-16; 20,15]
40 – biz herhangi bir şeyin
Olmasını istediğimizde,
Sadece ‘ol ” deriz, o da hemen
Oluverir. [54,50; 31,28; 36,82]
41 – zulme mâruz kaldıktan sonra
Allah uğrunda hicret edenleri,
Elbette dünyada güzel bir yere
Yerleştiririz.
Âhiret mükâfatı ise daha
Büyüktür. bunu bir bilselerdi
Hicretten ötürü yapılan bu vaad,
Kısa zamanda gerçekleşmiş,
Medineden itibaren müslümanlar
Teşkil ettikleri sağlam toplum ile
Hakkı yaymışlardır.
42 – o muhacirler hak yolda
Sabreder ve yalnız rablerine
Dayanıp güvenirler.
43 – senden önce de,
Gönderdiğimiz elçiler,
Kendilerine vahyettiğimiz bir
Kısım adamlardan başka bir
Varlık değildiler.
Eğer bu konuları bilmiyorsanız
İlim adamlarına sorunuz.
44 – evet, belgeler, mûcizeler ve
Kitaplarla gönderdik onları.
Sana da ey resulüm bu zikri
İndirdik ki kendilerine indirileni
İnsanlara açıklayasın. umulur ki
Düşünüp anlarlar. [17,93-94;
25,20; 21,8; 18,110]
Bu âyetteki zikir: kur’ân-ı kerim
Veya sünnet-i nebeviye olarak
Tefsir edilir. ikinci tefsir daha
Az yaygın olmakla beraber daha
Tutarlıdır. zira indirilen
Kur’ân’ı hz. peygamberin (a.s.m.)
Açıklaması, yine ona indirilen bu
Zikir sayesinde olmaktadır. bu
Âyet, kur’ân’ın sünnet ile
Açıklanması gerektiğine en
Kuvvetli delillerdendir. ‘dinin tek
Kaynağı kur’ân’dır” diyenler
Şöyle derler: a) peygamberin
Görevi sadece tebliğdir. b) bugün
İçin sadece kitap gereklidir, zira
Peygamberin açıklaması olarak
Rivayet edilen bilgiler
Gerekliliğini yitirmiştir. c)
Peygambere mâl edilen rivayetler
Güvenilir yolla ulaşmamıştır.
Bunların her üçü de batıldır.
Zira, a) allah’ın muradı sırf
Mesajı ulaştırmak olsaydı onu
Melekle veya başka bir tarzda
Gönderirdi. insanlardan bir resul
İle gönderdiğine göre, birçok
Âyette açıkça bildirdiği
Üzere, ona açıklama ve uygulama
Görevi vermiştir. b) hz.
Peygamberin kur’ân’ı tebliğ
Vazifesinden başka tebyin
(açıklama) ve tatbik görevi de
Vardır. c) kur’ân’ın birçok
Hükmünü hatta namaz ve zekât
Gibi en kesin emirlerini sünnetin
Açıklaması olmaksızın uygulamak
Mümkün değildir. d) hz.
Peygamberden sahih surette
Nakledilen çok hadis vardır.
Bunları inkâr edenin tarihi de
İnkâr etmesi gerekir.
45-46 – şer planları
Hazırlayanlar, emin mi oldular:
Allah’ın kendilerini yerin dibine
Geçirmesinden yahut hiç
Ummadıkları bir yerden azabın
Gelmesinden, yahut gezip
Dolaşırlarken allah’ın
Kendilerini kıskıvrak
Yakalamasından? çünkü onlar,
Kaçıp kurtulacak durumda
Değildirler. [67,16-17]
47 – yahut da kendilerini korkuta
Korkuta, eksilte eksilte
Alıvermesinden emin mi oldular?
Demek ki rabbiniz çok şefkatli,
Çok merhametlidir.
48 – görmüyorlar mı ki
Allah’ın yarattığı şeylerin
Gölgeleri bile nasıl sağdan
Soldan sürünüp allah’a secde
Ederek dönmektedir?
49 – hem göklerde ve yerde ne
Varsa hepsi, herhangi bir canlı
Olsun, melaike olsun hepsi allah’a
Secde eder, asla kibirlenmezler.
Bu âyeti okuyanın veya
Dinleyenin secde etmesi vaciptir.
50 – üstlerindeki rab’lerinden
Korkar ve kendilerine ne emredilirse
Onu yaparlar.
51 – allah buyurdu ki: ‘iki
Tanrı edinmeyin. o ancak tek
Tanrıdır. o halde yalnız benden
Korkun ”
52 – göklerde ne var, yerde
Ne varsa hep o’nundur.
İtaat daima o’nadır.
Öyle iken allah’tan
Başkasından mı
Korkuyorsunuz?
53 – hem sizde nimet namına ne
Varsa hepsi allah’tandır.
Kaldı ki size bir sıkıntı
Dokunduğunda da yalnız o’na
Yalvarırsınız. [17,67; 14,34]
54 – ama sonra sizin o
Sıkıntınızı giderince,
İçinizden bir kısmı hemen
Rablerine ortak koşarlar.
55 – işte bunca nimete şükür yerine
Neticede, böyle nankörlük ederler.
Şimdi bir süre eğlenin bakalım,
Yakında başınıza gelecek
Âkıbeti öğrenirsiniz.
56 – bir de kendilerine nasib
Ettiğimiz nimetlerimizden, tutuyor
Gerçek yüzünü kendilerinin de
Bilmedikleri o bilinçsiz putlara
Pay ayırıyorlar.
Allah hakkı için, uydurduğunuz bu
İftiraların mutlaka hesabı
Sorulacaktır. [6,136]
57 – allah’ın kızları olduğunu
İddia ediyorlar. o, çocuğu
Olmaktan münezzehtir.
Hoşlandıkları erkek
Çocuklarını ise kendilerine
Yakıştırırlar. [43,15-18;
53,21-22]
58 – onlardan birine bir
Kızının dünyaya geldiği
Müjdelenince, öfkesinden ve
Üzüntüsünden, yüzü mosmor
Kesilir.
59 – müjdelendiği bu kötü
Haberin etkisiyle utanıp eşinden
Dostundan saklanmaya çalışır.
Şimdi ne yapsın
Hor, hakir, itilip kakılan bir bela
Olarak hayatta mı bıraksın, yoksa
Toprağa mı gömsün, ne yapsın?
Diye kara kara düşünür
Dikkat ediniz, ne fena hükümlerdi
Verdikleri bu hükümler
60 – âhirete inanmayanların
Böylesine kötü sıfatları vardır.
En yüce sıfatlar ise allah’ındır.
Aziz o’dur, hakim o (üstün kudret,
Tam hüküm ve hikmet sahibidir).
61 – eğer allah zulümleri
Yüzünden insanları
Cezalandıracak olsaydı dünyada
Tek canlı bile bırakmazdı.
Fakat onları takdir ettiği bir
Vaadeye kadar bekletir. vaadeleri
Gelince ne bir an öne alabilir, ne
Bir an geriye bırakabilirler.
62 – hem utanmadan, kendilerinin
Beğenmedikleri şeyleri allah’a
Yakıştırıyor,
O’nun dinini, peygamberini hafife
Alıyorlar, hem de en güzel
Akıbetin kendilerini beklediği
Yalanını uyduruyorlar.
Beklesinler bakalım
Onlara olsa olsa ateş vardır
Hem de oraya gireceklerin önünde
Olacaklardır. [41,50; 18,35-36;
11,9-10; 19-77]
63 – allah hakkı için, biz
Senden önce birçok ümmete
Kendilerini irşad etmeleri için
Resuller gönderdik, fakat şeytan
Onların batıl işlerini
Kendilerine güzel gösterdi. bu
Yüzden peygamberlerini yalancı
Saydılar.
İşte şeytan dünyada olduğu
Gibi, bu gün de onların dostudur.
Onlara gayet acı bir azap vardır.
64 – ey resulüm, sana bu kitabı
İndirmemiz, sırf onların,
Hakkında ihtilaf ettikleri
Gerçekleri açıklaman ve sırf
İman edecek kimselere hidâyet ve
Rahmet olması içindir.
65 – allah gökten yağmur indirip
Onunla ölmüş olan yeryüzüne
Hayat verir.
Elbette bunda gerçeğe kulak verecek
Kimseler için ibret ve delil vardır.
66 – doğrusu davarlarda da
Size deliller vardır:
Zira size onların karınlarındaki
İşkembe ile kan arasından,
Halis bir süt içiriyoruz ki içenlerin
Boğazından afiyetle geçer.
67 – hurma ve üzümden hem
Sarhoşluk veren içki, hem de
Güzel gıdalar elde edersiniz.
Şüphesiz bunda aklını çalıştıran
Kimseler için alacak ibret vardır.
Bu âyet, hurma ve üzümden, güzel
Gıdadan farklı olarak sarhoşluk
Veren bir madde de elde edildiğini
Bildirmektedir. böylece sarhoşluk
Veren şeylerin güzel ve makbul
İçecek sayılmadığını tasrih
Etmekle onun ileride
Yasaklanacağına da ima
Edilmektedir. mekke döneminde içki
Hakkında başka âyet yoktur. [bkz,
2,219; 4,43; 5,90-91]
68-69 – rabbin bal arısına
Şöyle vahyetti: ‘dağlardan,
Ağaçlardan ve insanların
Kurdukları çardaklardan kendine
Göz göz ev (kovan) edin.
Sonra da her türlü meyveden ye de
Rabbinin sana yayılman için
Belirlediği yolları tut.”
Onların karınlarından renkleri
Çeşit çeşit bir şerbet çıkar
Ki onda insanlara şifa vardır.
Elbette düşünen kimseler için
Bunda alacak ibret vardır.
Bu âyette vahiy, ilham
Anlamındadır. kuşun uçmayı,
Balığın yüzmeyi, yeni doğan
Bebeğin emmeyi öğrenmesi gibi
Bütün canlıların hayat
Vesilelerini öğrenmeleri de ilham
Eseridir. bütün büyük keşifler,
Önemli edebiyat ve san’at eserleri
De bu kabildendir. bal arısının
Harika kimyagerliğine âyet
Özellikle yer vermektedir.
70 – sizi allah yarattı. sonra
Da sizi o öldürecek.
İçinizden kimi bilgi sahibi
Olmasından sonra çocuk gibi, bir
Şey bilmesin diye-
Ömrün en fena devrine vardırılır.
Allah her şeyi hakkıyla bilir,
Her şeye kadirdir. [30,54]
71 – allah sizi, maişet ve
Rızık hususunda kiminizi kiminize
Üstün kıldı.
Nasipleri bol olanlar kendi nasiplerini,
Kendileriyle eşit seviyeye
İnecek derecede,
Yanlarında çalıştırdıkları
Köle, ve hizmetçilere vermezler.
O halde nasıl olur da allah’ın
Nimetini, allah’ın kendilerinin
Üzerindeki hakkını bile bile
İnkâr ederler? [30,28]
72 – allah kendilerinizden, insan
Kardeşlerinizden size eşler yarattı.
Eşlerinizden size oğullar,
Torunlar verdi ve sizleri hoş,
Güzel gıdalarla besledi.
Böyle iken onlar batıla inanıyor
Da allah’ın bunca nimetlerini
İnkâr mı ediyorlar?
73 – allah’tan başka,
Kendilerine, ne göklerden, ne
Yerden zerre miktar rızık verme
Gücü olmayan ve bunu yapma
İhtimali de bulunmayan birtakım
Nesnelere tapıyorlar.
74 – artık birtakım
Benzetmelerle, temsillerle allah’a
Benzerler icad etmeyin.
Çünkü allah benzeri olmadığını bilir,
Ama siz bu gerçekleri bilmezsiniz.
Allah’ı başka varlıklara kıyas
Etmeyin. o’nu muhafızlar,
Nöbetçiler, sekreterler
Aracılığı ile kendine ulaşılan
Dünya krallarına kıyas etmeyin.
Herkes doğrudan doğruya o’nun
Huzuruna girebilir.
75 – allah size bir temsil getiriyor:
Bir tarafta bir şahsın kölesi
Olup hiçbir güç ve yetkisi
Olmayan aciz bir adam,
Öbür tarafta kendisine
Tarafımızdan bol bol rızık ve
İmkân nasib ettiğimiz bir zat ki
O maldan gizli – açık dilediği
Gibi harcayıp kullanıyor.
Hiç bu ikisi eşit tutulabilir mi?
Bütün hamdler, övgüye vesile
Olan herşey, allah’a aittir.
Ne var ki onların çoğu
Bunu bilmezler.
76 – allah bir de şu
Temsili getiriyor:
İki kişi var. birisi dilsiz,
Hiçbir şey beceremez, efendisine
Sadece bir yük
Ne tarafa gönderse
Hiçbir işe yaramaz
Şimdi hiç bu zavallı ile, hakkı
Hakikati bilen, adaleti dile getirip
Gerçekleştiren, dosdoğru yol
Üzere ilerleyen bir insan eşit
Tutulabilir mi?
77 – bütün göklerin ve yerin
Gaybını bilmek de allah’a mahsus
Kıyametin oluş işi ise, başka
Değil, ancak göz açıp kapama
Yahut daha da kısa bir anda olup
Biter.
Şüphe yok ki allah her şeye
Kadir [54,50; 31,28]
78 – allah sizi analarınızın
Karınlarından öyle bir halde
Çıkardı ki hiçbir şey
Bilmiyordunuz.
Öyle iken size kulaklar, gözler, kalpler
Verdi ki şükredesiniz. [67,23-24]
79 – gökyüzünün genişliğinde
Allah’ın emrine râm olarak uçan
Kuşları görmezler mi?
Bunları orada allah’tan
Başkası tutmuyor.
Elbette bunda iman edecek kimseler
İçin çok deliller, çok işaretler
Vardır. [67,19]
80 – allah evlerinizi sizin için
Bir huzur ocağı yaptı.
Davarların derilerinden de, gerek
Göçtüğünüz, gerek
Konakladığınız günlerde sizin
İçin taşınması kolay evler
(çadırlar, portatif evler) nasib
Etti.
O davarların yünlerinden,
Tüylerinden veya kıllarından bir
Süreye kadar faydalanacağınız
Giyilecek, döşenecek ve
Kullanılacak eşyalar yapma
İmkânı verdi.
81 – allah yarattığı şeylerin
Bir kısmında size gölgelikler,
Dağlarda da sizin için barınaklar
Yaptı.
Sizi sıcaktan ve soğuktan
Koruyacak elbiseler ve savaşta sizi
Koruyacak zırhlar var etti.
Böylece allah üzerinizdeki
Nimetlerini tamamlar ki o’na
Teslimiyetle itaat edesiniz.
82 – eğer bunca nimetlere rağmen yüz
Çevirirlerse sen sorumlu değilsin.
Çünkü senin açık tebliğden
Başka bir görevin yoktur.
83 – müşrikler allah’ın
Nimetini bilmekle beraber, bunları
Kendilerine veren allah’tan
Başkasına ibadet etmekle bu
Nimetleri inkâr ederler.
Onların çoğu işte
Böyle nankördürler
84 – gün gelecek, o gün her
Ümmetten birer şahit getireceğiz.
Artık ne o kâfirlere konuşmaları
İçin izin verilecek, ne de özür
Dileme imkânı bırakılacak.
[77,35-36]
Şahit, o ümmetin peygamberi veya
Onun tebligatını güncelleştiren
Peygamber vârislerinden biridir.
85 – o zalimler cehennem azabını
Görünce yalvarıp yakaracaklar.
Fakat ne azapları hafifletilecek,
Ne de kendilerine mühlet
Verilecektir. [25,12-14; 18,53; 21,
39-40]
86 – müşrikler orada
Şeriklerini görünce:
‘yüce rabbimiz ha işte senden
Başka yalvardığımız, sana ortak
Saydığımız putlarımız.
Onlar yokmu onlar, işte onlar bizi
Şaşırttılar ” diyecek, onlarsa
Bunların suratlarına şu sözü
Çarpacaklardır: ‘yalancının
Tekisiniz siz ” [46,5-6; 19,
81-82; 29,25; 18,52]
87 – ve o gün zalimler allah’ın
Hükmüne teslim olur, uydurdukları
Tanrılar da kendilerini bırakıp
Ortalıkta görünmez olurlar.
[32,12; 20,111]
88 – onlar ki kendileri kâfir
Oldukları gibi başkalarını da
Allah yolundan çevirirler…
İşte başka insanları da ifsad
Ettikleri için, onların
Cezalarını kat kat artırırız.
89 – gün gelir, her ümmetten
Kendilerine birer şahit getiririz.
Seni de ümmetin üzerine bir
Şahit olarak getirip dinleriz.
Ey resulüm, işte sana bu kutlu
Kitabı indirdik ki her şeyi
Açıklasın, doğru yolu
Göstersin,
Allah’a teslimiyetle itaat edecek
Olanlara, rahmetin ve müjdenin ta
Kendisi olsun. [7,6; 5,109; 4,41]
Kur’ân-ı kerim hidâyet ve
Dalâletin, âhiretteki kurtuluş
Veya azabın sebeplerini bildirmiş,
Dinin hükümlerini ayrıntılı
Veya mücmel olarak ihtiva
Etmiştir. mücmel (çok özlü)
Hükümleri ise hz. peygamber
Sallallahu aleyhi ve sellem’in
Sünneti açıklamıştır.
90 – allah başkalarına adaleti,
Hatta adaletten de fazla olarak
İhsanı, en güzel davranışı ve
Muhtaç oldukları şeyleri
Yakınlara vermeyi emreder.
Hayâsızlığı, çirkin işleri,
Zulüm ve tecavüzü yasaklar.
Düşünüp tutasınız diye size
Öğüt verir. [16,126; 5,8; 17,26;
7,33]
Bu âyet, iyiliğin ve fenalığın
Çeşitli derecelerini göstererek
Sağlıklı bir toplumun başlıca
Dayanaklarını zihinlere
Yerleştirmektedir. dolayısıyla
Cuma namazında hutbenin sonunda
Okunup bu esasların
Hatırlatılması pek isabetlidir.
91 – bir de sözleşme
Yaptığınızda allah’ın huzurunda
Verdiğiniz sözü yerine getirin.
Allah’ı kefil ederek
Bağlandığınız yeminleri te’kid
Ettikten sonra bozmayın.
Hiç şüphe yok ki allah yaptığınız
Her şeyi bilir. [2,224; 5,89]
92 – bir topluluk, diğer bir
Topluluktan sayıca, nüfuzca veya
Malca daha çok olduğu için,
Yeminlerinizi aranızda bir aldatma
Ve işi bozma sebebi kılıp da
İpliğini sağlamca büküp
Eğirdikten sonra çözen, böylece
Bütün emeğini boşa çıkaran
Ahmak kadının durumuna düşmeyin.
Gerçekten allah sizi bununla
(sözünüzü yerine getirmekle veya
Nüfuz ve servet çokluğu ile)
İmtihan eder.
Kıyamet günü de hakkında
İhtilafa düşmüş olduğunuz
Şeyleri size açıklayacaktır.
93 – allah dileseydi sizin
Hepinizi bir tek ümmet yapardı.
Lâkin o, dilediğini şaşırtır,
Dilediğini doğru yola iletir.
Şu kesin ki sizler bütün
Yaptıklarınızdan sorguya
Çekileceksiniz. [10,99; 11,118-119]
Diğer dinleri yok etmeyi mübah
Saymak yanlıştır. zira aksi halde
Allah, insanlara seçme hürriyeti
Vermez, hepsini mümin ve itaatli
Yaratırdı. allah kullarını
İmtihan etmektedir.
94 – yeminlerinizi aranızda bir
Aldatma ve fesat aleti yapmayın ki
Sonra ayağınız sapasağlam
Bastıktan sonra kayabilir,
İnsanları allah yolundan
Alıkoymanız sebebiyle
Kötülüğün cezasını
Tadarsınız, âhirette de size pek
Büyük bir azap olur.
95 – allah’a verdiğiniz sözü
Değersiz bir menfaat
Karşılığında satmayın.
Zira âhirette allah nezdinde olan
Nimet, eğer bilirseniz, sizin için
Elbette daha hayırlıdır.
96 – sizin elinizdekiler tükenir, ama
Allah’ın elinde olanlar bakidir.
Biz sabredenleri, işledikleri en
Güzel işleri esas alarak
Ödüllendirecek, kötülüklerini
Bağışlayacağız.
97 – erkek olsun kadın olsun, kim
Mümin olarak güzel işler yaparsa,
Elbette ona güzel bir hayat
Yaşatacak ve onları işledikleri
En güzel işleri esas alarak
Ödüllendirecek, kötülüklerini
Bağışlayacağız.
98 – imdi, kur’ân okuyacağın
Zaman, o kovulmuş şeytandan
Allah’a sığın.
Kur’ân okumaya başlarken
Şeytandan allah’a sığınmak
Yetmeyip tilavet boyunca da onun
Vesveselerinden sığınıp
Korunmaya çalışmak gerekir.
Şeytanın, insanı kur’ân
Hidâyetinden alıkoymak için
Çalıştığını unutmamalıdır.
99 – aslında iman edip rab’lerine
Güvenen ve dayananlar üzerinde
Onun bir nüfuzu yoktur.
100 – onun nüfuzu, ancak onu dost
Edinenler ve onu allah’a, ortak
Sayanlar üzerindedir.
101 – biz bir âyetin yerine onun
Hükmünü neshedecek başka bir
Âyet getirdiğimiz zaman
-ki allah göndereceği
Âyetleri pek iyi bilmektedir-
Onlar: ‘sen iftiracının
Tekisin ” dediler.
Hayır, hiç de öyle değil onların
Çoğu işin gerçeğini bilmiyorlar.
Bu âyeti nesih delili sayanlar
Vardır. fakat bazı alimler neshin
Mekke döneminde sözkonusu
Olmadığını söyleyerek âyeti
Şöyle anlarlar: kur’ân aynı
Konuyu farklı yerlerde yeniden ele
Alır, yeni ayrıntılar ekler.
Yahut aynı konuyu değişik
Yerlerde farklı örneklerle
Açıklar. yahut vahyi safha safha
Gönderir. insanlara açıklamak
İçin değişik üslup, yol ve
Metodlar izler.
102 – söyle onlara: ‘iman
Edenlere tam bir sebat vermek
Ve allah’a teslimiyet gösterecek
Müslümanlara bir hidâyet ve
Müjde olmak üzere kur’ân’ı,
Rabbin tarafından gerçek olarak
Getiren, ruhu’l-kudüstür.
103 – biz onların, peygamber
Hakkında: ‘mutlaka ona öğreten
Bir insan vardır ” dediklerini
Pek iyi biliyoruz.
Hakikatten uzaklaşarak tahminle
Kendisine yöneldikleri şahsın
Dili başkadır, halbuki bu kur’ân,
Açık bir arapça ifadedir.
104 – allah’ın âyetlerine iman
Etmeyenler var ya (onlar inkârı,
Tercih ettikleri müddetçe)
Allah onları hidâyete erdirmez.
Onlara gayet acı bir azap vardır.
105 – allah’ın âyetlerine iman
Etmeyenlerdir ki uydurdukları
Yalanı allah’a mal ederler
İşte yalancıların ta
Kendileri onlardır.
106 – kalbi imanla dolu olarak
Mutmain iken, dini inkâr etmeye
Mecbur bırakılıp da yalnız
Dilleriyle inkâr sözünü
Söyleyenler hariç, kim imanından
Sonra allah’ı inkâr ederek
Gönlünü inkâra açar, göğsüne
Küfrü yerleştirirse, onlara allah
Tarafından bir gazap, hem de
Müthiş bir azap vardır.
Kureyş, yasir ailesini dinden
Dönmeye zorladılar. kabul
Etmeyince yasir ile sümeyye’yi
Develerle parçalattılar. babası
İle annesinin bu durumunu gören
Ammar (r.a.) dili ile onların
İstediğini söyledi. peygamberimiz
(a.s.) onun ruhsatı (izni)
Kullandığını bildirdi. âyet bu
Ruhsatı beyan buyurmak üzere
İndirilmiştir.
107 – bunun sebebi şudur:
Çünkü onlar dünya hayatını
Âhirete üstün tutmuşlar,
Âhiretlerini dünyalarına feda
Etmişlerdir ve çünkü onlar
İnkârı tercih ettikleri müddetçe
Allah kâfirler topluluğunu
Hidâyete erdirmez.
108 – bunlar o kimselerdir ki
Allah onların kalplerini,
Kulaklarını ve gözlerini
Mühürlemiştir.
İşte hakkı göremeyen
Gafiller onlardır.
109 – hiç şüphe yok ki âhirette de
Hüsrana uğrayanlar onlar olacaktır.
110 – bundan sonra şunu bil ki:
Şüphesiz ki senin rabbin,
Mihnet ve işkenceye, zulme ve
Baskıya uğradıktan sonra
Mücahede edip sabreden, ardından da
Hicret edenlerle beraberdir.
Evet rabbin, onların bütün bu
Güzel hareketlerine karşılık
Elbette onları bağışlayıp
İhsanda bulunacaktır. çünkü o
Gafurdur, rahîmdir.
Burada öncelikle habeşistana hicret eden
Müminlere işaret edilmektedir.
111 – gün gelecek, herkes sadece
Kendisini kurtarmaya bakacak, gözü
Başkasını görmeyecek, her
Şahsa, yaptıklarının
Karşılığı tamtamına ödenecek,
Kendilerine asla haksızlık
Edilmeyecektir.
112 – allah şöyle bir
Temsil getirir:
Bir şehir halkı vardı: güvenlik
Ve huzur içinde idi, rızıkları
Her yandan bol bol, rahatça
Geliyordu.
Derken allah’ın nimetlerine
Nankörlük ettiler,
Allah da halkının işlediği
Suçlar sebebiyle o şehre
Açlığı ve korkuyu tattırdı,
Açlık ve korku elbise gibi
Kaplayıverdi bütün
Vücudlarını.
113 – onlara, içlerinden bir peygamber
Geldi, onlar onu yalancı saydılar.
Derken onlar zulümlerine devam
Ederken, çok geçmeden azap
Kendilerini kıskıvrak yakaladı.
[28,58-59; 14,28-29; 3,164; 2,151]
114 – onun için siz allah’ın
Size verdiği rızıklardan helâl
Ve hoş olarak yeyin.
Yalnız allah’a ibadet ediyorsanız
Onun nimetlerine şükredin.
115 – allah size sadece leşi,
Kanı, domuz etini ve allah’tan
Başkası adına kesilen hayvanın
Etini haram kıldı.
Ama kim çaresiz kalırsa zaruret
Miktarını aşmayarak ve
Başkasının hakkına da tecavüz
Etmeyerek, haram kılınan şeyden
Yerse bunda günah yoktur.
Şüphesiz allah çok affedicidir,
Merhamet ve ihsanı boldur.
116 – kendi dillerinizin yalan
Yanlış nitelendirmesiyle
Uydurduğunuz yalanı allah’a mal
Ederek ‘bu helâldir, şu
Haramdır” demeyin.
Çünkü allah adına yalan
Söyleyenler asla iflah olmazlar.
117 – onların bütün bulacakları,
Dünyanın azıcık bir zevkidir.
Onlara gayet acı bir azap
Vardır. [31,24; 10,70]
118 – yahudilere de, daha önce
Sana bildirdiğimiz şeyleri haram
Kılmıştık.
Bununla biz onlara zulmetmedik.
Lâkin onlar kendi kendilerine
Zulmediyorlardı. [4,160; 6,146; 6,119]
Daha önce indirilen, 6,146.
Âyetine işaret ediliyor.
119 – bundan sonra şunu bil ki:
Rabbin, cahillik sebebiyle fenalık
Yapan, peşinden tövbe edip halini
Ve işini düzeltenleri bağışlar.
Rabbin, onların bu hallerinden
Sonra elbette gafur ve rahîm
Olduğunu gösterir.
120 – gerçekten ibrâhim, hak
Dine yönelen, allah’a itaat üzere
Bulunan tek başına bir ümmet,
Bütün hayırlı halleri kendinde
Toplayan bir önder idi. hiçbir
Zaman müşriklerden olmadı o.
Yaşadığı dönemde dünyada
Tevhid sancağını taşıyan tek
Müslüman idi. normalde bir ümmet
Tarafından yürütülen bir görevi
Yaptığı için, bir ümmet
Sayılırdı.
121 – allah’ın nimetlerine
Şükreden bir zat idi. çünkü
Allah onu seçmiş ve doğru yola
İletmişti. [4,125; 21,51; 53,37]
122 – biz ona dünyada iyilik
Verdik. elbette o, âhirette de
Salihlerden olacaktır.
123 – sonra da sana vahyettik ki:
Doğru yola yönelerek ibrâhim’in
Dinine tâbi ol; zira o
Müşriklerden değildi.
124 – sebt (cumartesi) tatili, ancak onda
İhtilaf edenlere farz edilmişti.
Rabbin kıyamet günü ihtilaf
Ettikleri hususlarda onlar hakkında
Elbette hükmünü verecektir.
(krş. tevrat, çıkış 20,8-11;
23,12-13; sayılar 15,32-36)
Aslında kendilerinin cuma gününü
İbadete tahsis etmeleri istenmiş,
Muhalefet etmeleri üzerine, sıkı
Bir tatille cumartesi gününe
Riayet hükmü getirilmişti.
125 – sen insanları allah yoluna
Hikmetle, güzel ve makul
Öğütlerle dâvet et, gerektiği
Zaman da onlarla en güzel tarzda
Mücadele et.
Rabbin, elbette, yolundan sapanları
En iyi bildiği gibi kimlerin doğru
Yola geleceğini de pek iyi bilir.
[29,46; 20,44]
Bu âyet, islâm tebliğinin esas
Metodunu tesbit etmektedir.
İnsanlar başlıca üç
Kısımdır. birinci kısım
Aklını kullanmasını bilenler
Olup bunlara gerçeği anlatmak
Hikmetle, delilleri bildirmekle
Olur. ikinci kısım daha geniş
Kitle olup bunlar akli delillerden
Çok, selim fıtratlarını koruyan
Fayda ve zararını düşünen
Kimselerdir. bu gruba güzel öğüt
Vererek, hakka uymakla
Sağlayacakları faydaları,
Uymamakla mâruz kalacakları
Zararları anlatmak gerekir.
Bu ikisinden anlamayıp muhalif olan
Kâfirlere de, şartlara göre
Tartışmanın en verimli şekli ile
Gerçeği anlatıp savunmak gerekir.
Unutmamalı ki allah firavun’a
Gönderdiği hz. mûsa ile hz.
Harun’a da: ‘ona tatlı, yumuşak
Bir tarzda hitab edin. olur ki
Aklını başına alır, yahut hiç
Değilse biraz çekinir” (20,44)
Talimatını vermişti.
126 – ceza verecek olursanız,
Size yapılan azap ve cezanın
Misliyle cezalandırın.
Ama eğer bu hususta sabrederseniz,
Bilin ki bu, sabredenler için daha
Hayırlıdır. [5,45; 42, 40]
127 – sabret senin sabrın da ancak
Allah’ın yardımı iledir.
Kâfirlerin yüz çevirmesinden
Mahzun olma, yaptıkları hilelerden
Dolayı da telaş edip darlanma.
[9,40]
128 – çünkü allah fenalıktan
Korunanlar ve hep güzel
Davrananlarla beraberdir.