Abdulbasit Abdussamed Neml Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Neml Suresi

Neml suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. ta sın tilke ayatül
Kur’ani ve kitabim mübın
2. hüdev ve büşra lil mü7minın
3. ellezıne yükıymunes salate ve
Yü’tunez zekate ve hüm bil
Ahırati hüm yukınun
4. innellezıne la yü’minune bil
Ahırati zeyyenna lehüm a’malehüm
Fe hüm ya’mehun
5. ulaikellezıne lehüm suül azabi ve
Hüm fil ahırati hümül ahserun
6. ve inneke le tülekkal kur’ane
Mil ledün hakımin alım
7. iz kale musa li ehlihı innı
Anestü nara seatiküm minha bi
Haberin ev atıküm bi şihabin
Kabeşil lealleküm tastalun
8. felemma caeha nudiye em burike
Men fin nari ve men havleha ve
Sübhanellahi rabbil alemın
9. ya musa innehu
Enellahül azızül hakım
10. ve elkı asak felemma raaha
Tehtezzü ke enneha cannüv vella
Müdbirav ve lem yüakkıb ya musa
La tehaf innı la yehafü ledeyyel
Murselun
11. illa men zaleme sümme beddele husnem
Ba’de suin fe innı ğafurur rahıym
12. ve edhıl yedeke fı ceybike
Tahruc beydae min ğayri suin fı
Tis’ı ayatin ila fir’avne ve kavmih
İnnehüm kanu kavmen fasikıyn
13. felemma caethüm ayatüna
Mübsıraten kalu haza sıhrum mübın
14. ve cehadu biha vesteykanetha
Enfüsühüm zulmev ve ulüvva
Fenzur keyfe kane akıbetül
Müfsidın
15. ve le kad ateyna davede ve
Süleymane ılma ve kalel hamdü
Lillahillezı faddalena ala kesırim
Min ıbadihil mü’minın
16. ve verise süleymanü davude ve
Kale ya eyyühen nasü ullimna
Mentıkat tayri ve utına min külli
Şey’ inne haza le hüvel fadlül
Mübın
17. ve huşira li süleymane
Cünudühu minel cinni vel insi vet
Tayri fe hüm yuzeun
18. hatta iza etev ala vadin nemli
Kalet nemletüy ya eyyühen
Nemlüdhulu mesakineküm la
Yahtımenneküm süleymanü ve
Cünudühu ve hüm la yeş’urun
19. fe tebesseme dahıkem min
Kavliha ve kale rabbi evzı’nı en
Eşküra nı’metekelletı en’amte
Aleyye ve ala valideyye ve en a’mele
Salihan terdahü ve edhılnı bi
Rahmetike fı ıbadikes salihıyn
20. ve tefekkadet tayra fe kale maliye le
Eral hüdhüde em kane minel ğaibın
21. le üazzibennehu azaben
Şedıden ev le ezbehannehu ev le
Ye’tiyennı bi sultanim mübın
22. fe mekese ğayra beıydin fe
Kale ehattü bi ma lem tühıt bihı
Ve ci’tüke min sebeim bi nebiy
Yekıyn
23. innı vecedtümraeten
Temlikühüm ve utiyet min külli
Şey’iv ve leha arşün azıym
24. vecedtüha ve kavmeha yescüdune
Liş şemsi min dunillahi ve zeyyene
Lehümüş şeytanü a’malehüm fe
Saddehüm anis sebıli fehüm la
Yehtedun
25. ella yescüdu lillahillezı
Yuhricül hab’e fis semavati vel
Erdı ve ya’lemü ma tuhfune ve ma
Tu’linun
26. allahü la ilahe illa hüve
Rabbül arşil azıym
27. kale senenzuru e sadakte em
Künte minel kazibın
28. izheb bi kitabı haza fe elkıh
İleyhim sümme tevelle anhüm fenzur
Maza yarciun
29. kalet ya eyyühel meleü innı
Ülkıye ileyye kitabün kerım
30. innehu min süleymane ve innehu
Bismillahirrahmanirrahıym
31. ella ta’lu aleyye
Ve’tunı müslimın
32. kalet ya eyyühel meleü eftunı
Fı emrı ma küntü katıaten emrah
Hatta teşhedun
33. kalu nahnü ülu kuvvetiv ve
Ülu be’sin şedıdiv vel emru
İleyki fenzurı maza te’mürın
34. kalet innel müluke iza dehalu
Karyeten efseduha ve cealu eızzete
Ehliha ezilleh ve kezalike yefalun
35. ve innı mürsiletün ileyhim bi
Hedeyyetin fe nazıratüm bime
Yarciul mürselun(25. ayet secde
Ayetidir.)
36. felemma cae süleymane kale
Etümidduneni bi malin fema
Ataniyellahü hayrum mimma ataküm
Bel entüm bi hediyyetiküm tefrahun
37. ircı’ileyhim fe
Lene’tiyennehüm bi cünudil la
Kıbele lehüm biha ve le
Nuhricennehüm minha ezilletev ve
Hüm sağırun
38. kale ya eyyühel meleü
Eyyüküm ye’tını bi arşiha kable
Ey ye’tunı müslimın
39. kale ıfrıtüm minel cinni ene
Atıke bihı kable en tekume mim
Mekamik ve innı aleyhi le kaviyyün
Emın
40. kalellezı ındehu ılmüm minel
Kitabi ene atıke bihı kable ey
Yertedde ileyke tarfük felmma
Raahü müstekırran ındehu kale
Haza min fadli rabbı li yeblüvenı
E eşküru em ekfür ve men şekera
Fe innema yeşküru li nefsih ve men
Kefera fe inne rabbı ğaniyyün
Kerım
41. kale nekkiru leha arşeha nenzur
E tehtedı em tekunü minellezıne
La yehtedun
42. felemma caet kıyle e hakeza
Arşük kalet keennehu hu ve utınel
Ilme min kabliha ve künna
Müslimın
43. ve saddeha ma kanet ta’büdü min
Dunillah inneha kanet min kavmin kafirın
44. kıyle lehedhulis sarh felemma
Raethü hasibethü lüccetev ve
Keşefet an sakayha kale innehu
Sarhum mümerradüm min kavarır
Kalet rabbi innı zalemtü nefsı ve
Eslemtü mea süleymane lillahi
Rabbil alemın
45. ve le kad erselna ila semude
Ehahüm salihan enı’büdüllahe fe
İzahüm ferıkani yahtesımun
46. kale ya kavmi lime testa’cilune
Bis seyyieti kablel haseneh lev la
Testağfirunellahe lealleküm
Türhamun
47. kalüt tayyerna bike ve bi mem
Meak kale tairuküm ındellahi bel
Entüm kavmün tüftenun
48. ve kane fil medıneti tis’atü rahtıy
Yüfsidune fil erdı ve la yuslihun
49. kalu tekasemu billahi le
Nübeyyitennehu ve ehlehu sümme le
Nekullenne li veliyyihı ma şehidna
Mehlike ehlihı ve inna le sadikın
50. ve mekeru mekrav ve mekerna
Mekrav ve hüm la yeş’urun
51. fenzur keyfe kane akıbetü mekrihim enna
Demmernahüm ve kavmehüm ecmeıyn
52. fe tilke büyutühüm haviyetem
Bima zalemu inne fı zalike le
Ayetel li kavmiy ya’lemun
53. ve enceynellezıne
Amenu ve kanu yettekun
54. ve lutan iz kale li kavmihı ete’tunel
Fahışete ve entüm tübsırun
55. e inneküm le te’tuner ricale
Şehvetem min dunin nisa’ bel entüm
Kavmün techelun
56. fe ma kane cevabe kavmihı illa
En kalu ahricu ale lutım min
Karyetiküm innehüm ünasüy
Yetetahherun
57. fe enceynahü ve ehlehu
İllemraetehu kaddernaha minel
Ğabirın
58. ve emtarna aleyhim metara fe
Sae metarul münzerın
59. kulil hümdü lillahi ve
Selamün ala ıbadihillezınastafa
Allahü hayrun emma yüşrikun
60. emmen halekas semavati vel erda
Ve enzele leküm mines semai maa fe
Embetna bihı hadaika zate behceh ma
Kane leküm en tümbitu şeceraha e
İlahüm meallah bel hüm kavmüy
Ya’dilun
61. emmen ceallel erda kararav ve
Cealle hılaleha enharav ve ceale
Leha ravasiye ve ceale beynel
Bahrayni haciza e ilahüm meallah
Bel ekseruhüm la ya’lemun
62. emmey yücıbül mudtarra iza
Deahü ve yekşifüs sue ve
Yec’alüküm hulefael ard e ilahüm
Meallah kalılem ma tezekkerun
63. emmey yehdıküm fı zulümatil
Berri vel bahri ve mey yursilür
Riyaha büşram beyne yedey rahmetih
E ilahüm meallah tealellahü amma
Yüşrikun
64. emmey yebdeül halka sümme
Yüıydühu ve mey yerzükuküm
Mines semai vel ard e ilahüm
Meallah kul hatu bürhaneküm in
Küntüm sadikıyn
65. kul la ya’lemü men fis semavati
Vel erdıl ğaybe illellah ve ma
Yeş’urune eyyane yüb’asun
66. belid darake ılmühüm fil
Ahırati bel hüm fı şekkim minha
Bel hüm minha amıun
67. ve kalellezıne keferu e iza künna
Türabev ve abaüna einna le muhracun
68. le kad vüıdna haza nahnü ve
Abaüna min kablü in haza illa
Esatıyrul evvelın
69. kul sıru fil erdı fenzuru keyfe
Kane akıbetül mücrimın
70. ve la tahzen aleyhim ve la tekün
Fı daykım mimma yemkürun
71. ve yekulune meta hazel
Va’dü in küntüm sadikıyn
72. kul asa ey yekune radife
Leküm ba’dullezı testa’cilun
73. ve inne rabbeke le zu fadlin alen nasi
Ve lakinne ekserahüm la yeşkürun
74. ve inne rabbeke le ya’lemü ma
Tükinnü suduruhüm ve ma yu’linun
75. ve ma min ğaibetin fis semai vel
Erdı illa fı kitabim mübın
76. inne hazel kur’ane yekussu ala
Benı israıle ekserallezı hüm
Fıhi yahtelifun
77. ve innehu lehüdev ve
Rahmetül lil mü7minın
78. inne rabbeke yakdıy beynehüm bi
Hukmih ve hüvel azızül alım
79. fe tevekkel alellah inneke
Alel hakkıl mübın
80. inneke la tüsmiul mevta ve la tüsmius
Summed düae iza vellev müdbirın
81. ve ma ente bi hadil umyi an
Dalaletihim in tüsmiu illa mey
Yü’minü bi ayatina fe hüm
Müslimun
82. ve iza vekaal kavlü aleyhim
Ahracna lehüm dabbetem minel erdı
Tükellimühüm ennen nase kanu bi
Ayatina la yukınun
83. ve yevme nahşüru min külli
Ümmetin fevcem mimmey yükezzibü
Bi ayatina fehüm yuzeun
84. hatta iza cau kale e kezzebtüm
Bi ayatı ve lem tühıytu biha
İlmen emma za küntüm ta’melun
85. ve vekaal kavlü aleyhim bima
Zalemu fe hüm la yentıkun
86. e lem yerav enna cealnel leyle
Li yeskünu fıhi ven nehara
Mübsıra inne fı zalike le ayatil
Li kavmiy yü’minun
87. ve yevme yünfehu fis suri fe
Fezia men fis semavati ve men fil
Erdı illa men şaellah ve küllün
Etevhü dahırın
88. ve teral cibale tahsebüha
Camidetev ve hiye temürru merras
Sehab sun’allahillezı etkane külle
Şey’ innehu habırum bima tefalun
89. men cae bil haseneti fe lehu
Hayrum minha ve hüm min fezeıy
Yevmeizin aminın
90. ve men cae bis seyyieti fe
Kübbet vücuhühüm fin nar hel
Tüczevne ila ma küntüm ta’melun
91. innema ümirtü en a’büde
Rabbe hazihil beldetillezı
Harrameha ve lehu küllü şey’iv ve
Ümirtü en ekune minel müslimın
92. ve en etlüvel kur’an fe
Menihteda fe innema yehtedı li
Nefsih ve men dalle fe kul innema
Ene minel münzirın
93. ve kulil hamdü lillahi
Seyürıküm ayatihı fe ta’rifuneha
Ve ma rabbüke bi ğafilin amma
Ta’melun
Meali
27 – neml sûresi
93 ayet olup mekke döneminde
İnmiştir. ismini, 18. ayetinde
Geçen ve ‘karıncalar vadisi”
Anlamına gelen neml kelimesinden
Almıştır. kur’ân’ın önemini
Anlatıp şirki çürütür. hz.
Salih, hz. lût gibi nebîlerin
Tebliğlerine yer vermekle bunu
Pekiştirir, özelikle hz.
Süleyman’a fazla yer vermesiyle hz.
Peygamber (a.s.)’ın istikbalinin
Parlak olduğunu işaret eder.
Sûrenin sonuna doğru müminlerin
Felahına, âhiret hayatına ve
İslâm muhaliflerinin
Elebaşılarının helâk
Edileceklerine değinir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – tâ sîn. şunlar kur’ân’ın
Ve gerçekleri açıklayan kitabın
Âyetleridir.
2 – müminler için hidayet,
Rehber ve müjdedir. [41, 44]
3 – o müminler ki namazı
Hakkıyla ifa eder, zekâtı verir
Ve âhirete kesin olarak iman
Ederler.
4 – biz âhirete iman etmeyenlere
Yaptıkları işleri süsledik, o
Yüzden onlar körelmiş bir
Vaziyette bocalar dururlar. [6,110]
İnsanlara yaptıkları işlerin
Süslenmesi fiili, kur’ân’da bazan
Allah teâlaya, bazan da şeytana
İzafe edilir. birinci durumda her
İnsanın kendi tercihi ile
Benimseyip yaptığı iş, allah
Tarafından da güzel gösterilir, o
Bunu yapmaktan memnun olur. ikinci
Durumda ise yine insanın tercihi
İle yaptığı iş şeytan
Tarafından güzel gösterilir.
5 – onlara çetin bir azap
Vardır, âhirette ise en çok
Ziyana uğrayacak olanlar da
Onlardır.
6 – fakat sana gelince, ey
Resulüm hiç şüphe yok ki kur’ân
Sana; her işi hikmet dolu olan, her
Şeyi mükemmel olarak bilen allah
Tarafından verilmektedir. [6,115]
7 – nitekim resullerden olan
Mûsâ da çölde geceleyin yol
Alırken ailesine: ‘durun, demişti,
Uzaktan bir ateş gördüm, oraya
Gideyim belki oradan yol hakkında
Bir bilgi alır, yahut hiç değilse
Bir ateş koru getirir de
Isınmanızı sağlarım.”
Mûsâ (a.s.) medyende 8 – 10 yıl
Kaldıktan sonra, ailesi ile
Mısıra dönüyordu. medyen,
Hicazın kuzey batı tarafında yer
Alır. hz. mûsâ, medyenden
Mısıra doğru geliyordu. sina
Yarımadasının güney tarafında
Bulunup cebel-i mûsâ da denilen
Tûr dağına varmıştı. hz.
Mûsâ’ya risalet verilen yer 1666
M. yükseklikte bir yer olup, orada
365’te konstantin bir kilise, ondan,
İki asır sonra da jüstinyen bir
Mânastır yaptırmış olup halen
Bu yapılar mevcuttur.
8 – oraya varır varmaz birden
Şöyle nida edildi. ‘ateş
Mahallinde ve çevresinde bulunan
Kimselere feyiz ve bereket verildi.
Âlemlerin rabbi olan allah yüceler
Yücesidir, bütün noksanlardan
Münezzehtir.”
Nidanın tamamlanmasından sonra son
‘sübhanallah” cümlesi, olayın
Büyüklüğüne hayret
Uyandırmakla beraber, allah
Hakkında benzetme hatasına
Düşmemek içindir.
9 – ‘dinle mûsâ ben, her şeye
Kadir, mutlak galip, her işi
Hikmetle dolu olan gerçek ilahım.
10 – ‘şimdi asânı yere
Bırak ” bırakıp da onun
Çevikçe hareket eden bir yılana
Dönüştüğünü görünce derhal
Kaçtı, bir kere olsun, dönüp
Arkasına bile bakmadı. ‘korkma,
Mûsâ çünkü benim huzurumda
Resuller korkmazlar.” buyurdu.
11 – ‘benden korkanlar, zulüm ve
Günah işleyenlerdir. fakat onlar
Da o fenalıktan sonra güzel işler
Yaparlarsa, onlara karşı da ben
Çok affedici, geniş merhamet ve
İhsan sahibi olarak muamele
Ederim.” [4,110]
12 – ‘haydi, elini koynuna sok
Şimdi çıkar: işte kusursuz,
Pırıl pırıl ışık saçıyor.
Böylece firavun’a ve onun halkına
Göstereceğin dokuz mûcizeye bu da
Dahil olsun. hakikaten onlar yoldan
Tam çıkmış bir güruhtur.”
[7,133; 17,101]
Bu dokuz mûcize 7,133’de
Sayılmıştır: asâ, parlak el,
Büyücülerin büyülerini bozmak,
Kıtlık, tufan, çekirge
Sürüleri, haşereler, kurbağalar
Ve kan.
13 – mûcize ve belgelerimiz
Bütün aydınlığıyla apaçık
Olarak onlara geldiğinde: ‘bu
Besbelli bir büyü ” dediler.
14 – vicdanları onların
Doğruluğuna şahitlik ettiği halde,
Sırf kibir ve haksızlık
Saikiyle, onları inkâr ettiler.
İşte bak da fesatçıların,
Bozguncuların âkıbetlerinin
Nasıl olduğunu gör
15 – biz davud’a ve süleyman’a
İlim verdik. onlar da: ‘bizi mümin
Kullarının çoğuna üstün kılan
Allah’a hamd olsun” dediler.
16 – süleyman davud’a vâris oldu
Ve ‘ey insanlar, bize kuşların
Dili öğretildi
Ve daha her şeyden bolca nasip
Verildi. gerçekten bunlar âşikâr
Lütuflardır.” dedi.
Bu, veraset, nübüvvet ve
Hakimiyette yerine geçmektir ki bu
Davud (a.s.) ın on dokuz oğlundan
Yalnız süleyman’a (a.s.) nasib
Oldu. süleyman’ın (a.s.) m.ö.
965-926 arasında 40 yıl kadar
Hükümdarlık yaptığı
Söylenmektedir. şimdiki filistin,
Ürdün ve doğu suriyede hüküm
Sürmüştür. süleyman’ın (a.s.)
Kuş dili bildiği tevratta yer
Almasa da israiloğullarının
Geleneklerinde yer almıştır
(jewish encyclopadea xı, 439 ‘dan
Tefhimu’l-kur’ân).
17 – günün birinde,
Süleyman’ın cinlerden, insanlardan
Ve kuşlardan oluşan orduları
Toplanmış olup, hepsi birlikte,
Düzenli olarak kendisi tarafından
Sevkediliyordu.
Eski ahit’te cinlerin hz.
Süleyman’ın (a.s.) ordusunda yer
Aldıklarına dair bilgi bulunmaz.
Fakat talmut’ta ve yahudî
Rabbilerin nakillerinde buna
Rastlanmaktadır (jewish
Encyclopadea, xı, 440). bazı
Çağdaş tefsircilerin cinleri ve
Kuşları, bazı insan grupları
Diye tevil etmeleri kabul edilemez
(tefhim).
18 – derken karınca vadisine
Geldiklerinde, onları gören bir
Karınca: ‘ey karıncalar, haydin
Yuvalarınıza girin.
Süleyman ve orduları, sizi
Farketmeyerek ezip
Çiğnemesinler ” diye seslendi.
Karınca kıssası israil
Metinlerinde de yer almıştır.
Fakat kıssanın devamında
Süleymanın böbürlendiği,
Karıncanın da ona: ‘sen bir
Damladan yaratılmışsın” demesi
Karşısında mahcup olduğu ileri
Sürülür (jewish encyclopadea, xı,
440). burada da görüldüğü gibi
Kur’ân, diğer kutsal metinler
Karşısında hakem konumundadır,
Onlara karıştırılan beşerî
İlaveleri düzeltmektedir. buna
Rağmen bazı oryantalistler
Sıkılmadan, kur’ân’ın bu tür
Kıssaları yahudi rivayetlerinden
Aldığını iddia etmektedirler.
19 – onun sesini işiten
Süleyman tebessüm ederek:
‘ya rabbî, dedi, beni nefsime öyle
Hâkim kıl ki gerek bana, gerek
Ebeveynime ihsan ettiğin nimetlere
Şükredeyim,
Seni razı edecek güzel ve
Makbul işler yapabileyim.
Bir de lütfedip beni salih
Kulların arasına dâhil eyle ”
20 – bir de kuşları teftiş etti
De: ‘hüdhüdü neden göremiyorum,
Yoksa kayıplara mı karıştı?”
Dedi.
21 – ‘kuvvetli ve geçerli bir
Mazeret ortaya koymadığı takdirde
Onu şiddetli bir şekilde
Cezalandıracağım yahut boynunu
Keseceğim.”
22 – derken, çok geçmeden
Hüdhüd geldi: ‘ben, dedi, senin
Bilmediğin bir şeyi öğrendim ve
Sana sebe’den önemli ve kesin bir
Haber getirdim.”
23 – sebe halkını bir kadın
Hükümdarın yönettiğini
Gördüm. kendisine her türlü
İmkân verilmiş.
Onun güçlü bir yönetimi olduğu gibi
Pek büyük bir tahtı da var.
Sebe halkı güney arabistan’da
Ticaretle uğraşan bir millet idi.
Başkentleri, yemen’in san’a
Şehrinin 55 mil kuzey doğusundaki
Marib idi. sebeliler, m.ö. 1100 –
115 arasında bin yıl kadar bütün
Arap yarımadasına hâkim
Olmuşlardı.
24 – ne var ki onun da halkının
Da allah’ı bırakıp güneşe
İbadet ettiklerini gördüm.
Anlaşılan şeytan yaptıkları bu
Kötü işleri kendilerine güzel
Göstermiş ve onları yoldan
Çıkarmış, bu yüzden de hak yolu
Bulamıyorlar.
25 – hâlbuki göklerde ve yerde
Gizli olan her şeyi açığa
Çıkaran, sizin gizlediklerinizi de
Açıkladıklarınızı da bilen
Allah’a secde ve ibadet etmeleri
Gerekmez mi?
26 – hâlbuki o en geniş
Hükümranlığın ve o en büyük
Arşın rabbi olan allah’tan başka
İlah yoktur.
27-28 – ‘bakalım, dedi süleyman,
Doğru mu söyledin, yoksa
Yalancının teki misin, bunu
Anlayacağız.
Sen şimdi şu mektubumu götür,
Bırak onların yanına,
Sonra onlardan biraz uzaklaş ve ne
Yapacaklarını gözle.”
29 – kıraliçe: ‘değerli
Danışmanlarım ‘bana çok önemli
Bir mektup gönderildi.”
30-31 – mektup süleyman’dandır
Ve ‘rahman ve rahîm olan allah’ın
Adıyla” diye başlayıp:
‘bana karşı kibirlenmeyin, itaat
Ve teslimiyet göstererek yanıma
Gelin ” diye devam etmektedir.
Müslimîn kelimesinin itaat ve iman
Etme olarak iki anlamı vardır.
Bazı müfessirlere göre her iki
Anlam birden kasdedilerek ‘itaat ve
İman etmiş olarak yanıma gelin”
Diye açıklamak da mümkündür.
Süleyman’ın (a.s.) bu kıssası
Eski ve yeni ahitte,
Kur’ân’dakinden farklı ve daha
Geniş tarzda bulunur (ı. krallar,
10,1 – 29; ıı. tarihler, 9,1 –
12; matta, 12,43; luka, 11,31).
Yahudi rivayetlerinde maalesef hz.
Süleyman, değil bir peygamber’e,
Hatta iyi bir mümine bile
Yakışmayan gurur, şehvet,
Putperestlik irtikâb etmekle itham
Edilir ve sadece bir kral olarak
Tanıtılır. kur’ân, israil’in
Büyük şahsiyetleri lehindeki
Şahitliği ile yahudilere pek
Büyük bir iyilik etmiştir ama
Onlar bunu takdirden geri
Durmuşlardır.
32 – ‘değerli danışmanlarım,
Bu mesele hakkında görüşlerinizi
İstiyorum. pek iyi bildiğiniz gibi,
Sizi çağırmadan, size
Danışmadan hiç bir meseleyi
Hükme bağlamam.”
33 – onlar: ‘biz güçlü,
Kuvvetliyiz, savaşçı milletiz.
Ama irade size aittir,
Değerlendirip münasip
Gördüğünüz emri verin”
Dediler.
34 – ‘doğrusu” dedi kıraliçe,
Hükümdarlar bir ülkeye girince
Oranın düzenini altüst eder,
Halkının eşrafını da sefil ve
Zelil ederler.
Evet istilacılar hep böyle yaparlar.
35 – bunun içindir ki, ben şimdi
Onlara bir hediye gönderip
Elçilerimin ne gibi bir cevap
Getireceklerini bekleyeceğim.”
36 – elçi süleyman’a gelince o,
Elçiye: ‘siz bana mal ile yardım
Mı etmek istiyorsunuz? oysa
Allah’ın bana verdiği nimetler
Sizin verdiğinizden daha
Hayırlıdır. ama siz hediyenizle
Böbürlenirsiniz” dedi.
Allah’ın verdiği şeyler sadece
Dünyevî servet olmayıp, ona
İlaveten iman, ilim, hikmet gibi
Faziletlerdir.
37 – ‘sen dön ve onlara de ki:
Biz onların üzerine, karşı
Koyamayacakları ordularla
Yürüyeceğiz. onları
Yurtlarından mağlup ve zelil
Olarak çıkaracağız.”
38 – daha sonra süleyman onların
İtaatlerini bildirmek üzere
Huzuruna geleceklerini öğrenince
Yanındaki danışmanlarına:
‘değerli danışmanlarım onların
İtaat içinde huzuruma gelmelerinden
Önce, içinizden kim onun tahtını
Bana getirebilir?” dedi.
39 – cinlerden mağrur ve iddiacı
Bir ifrit: ‘ben, dedi, sen
Makamından kalkmadan, onu sana
Getiririm. benim onu taşımaya
Gücüm yeter, hem de zayi etmeden
Güvenilir tarzda getirecek emin bir
Kimseyim.”
40 – ama nezdinde, kitaptan ilim
Olan bir zat da: ‘ben, sen gözünü
Açıp kapamadan onu
Getirebilirim” derdemez,
Süleyman, kıraliçenin tahtının
Yanıbaşında durduğunu görünce:
‘bu, rabbimin lütuflarındandır.
Bu şükür mü edeceğim, yoksa
Nankörlerden mi olacağım diye
Beni sınamak içindir. şükreden
Sadece kendi lehine olarak
Şükreder.
Nankörlük eden ise bilmelidir ki
Rabbim onun şükründen
Müstağnidir, şükrüne ihtiyacı
Yoktur, ihsan ve keremi boldur.”
[41,46; 30,44; 14,8]
Hz. süleyman’ın oturduğu filistin
İle sebe arasındaki mesafe iki bin
Kilometreden fazladır. allah teâla
Mûcize olarak, o mesafeden
Kıraliçenin tahtını götürme
İmkanı vermiştir. burada
İnsanları, bu işin sırrını
Aramaya, bilim ve teknoloji
Yönünden incelemeye de gizli bir
Teşvik sezebiliriz.
41 – devamla dedi ki: ‘şimdi o
Kıraliçenin tahtını kendisinin
Tanıyamayacağı bir hale getirin,
Bakalım bunu bilecek mi bilemeyecek
Mi?”
42 – süleyman’ın huzuruna
Girince ona: ‘senin tahtın da
Böyle midir?” diye soruldu.
‘sanki o ” dedi, zaten bize daha
Önce ilim nasib edildi; onun için
De biz teslimiyet gösterenlerden
Olduk.”
Kıraliçe zeki ve tecrübeli biri
Olarak süleyman’ı (a.s.) dikkatle
İnceleyip şunları tesbit etti.
1.mektûbunun değişik üslubu,
Allah’ın adı ile başlaması.
2.kıymetli hediyeleri kabul
Etmemesi. 3.elçisinin onun
Hakkındaki iyi intibaları. bunlar
Onu ziyaret etmesine sebep teşkil
Etti. şahsen görüşünce onun şu
Özelliklerine de şahid oldu:
4.tahtının getirilmesi mûcizesi.
5-o dünya padişahının temiz,
Dürüst, mütevazi ve dindar bir
İnsan olması.
43 – öteden beri allah’tan başka
Taptığı putlar, tevhid dinine
Girmesini engellemişti. çünkü o
Kâfir bir millete mensup idi.
44 – kıraliçeye: ‘buyurun,
Saraya girin” denildi. sarayın
Eyvanını görünce, zemininde
Engin ve duru su olduğunu zannedip
Eteğini yukarı çekti. süleyman:
‘bu, sırçadan yapılmış şeffaf
Bir saraydır.” kraliçe:
‘ya rabbî, dedi, ben sen’den başkasına
İbadet etmekle kendime zulmetmişim,
Şimdi ise süleymanla birlikte
Âlemlerin rabbine teslim oluyorum.”
45 – bir vakit biz semud halkına
Da, yalnız allah’a ibadet edin diye
Çağrıda bulunmak için
Kardeşleri salih’i gönderdik.
Çok geçmeden onlar birbiriyle
Çekişen iki bölük oluverdiler.
[7,73-77; 11,61-68; 26,141-159]
46 – ‘ey halkım ” dedi,
‘iyiliği bırakıp da neden
Kötülüğün çarçabuk gelmesini
İstiyorsunuz.
Niçin, merhametine nail olmak ümidiyle
Allah’tan af dilemiyorsunuz?”
47 – ‘biz” dediler, ‘senin ve
Sana bağlı olanların yüzünden
Uğursuzluğa uğradık.”
Salih: ‘uğursuzluk dediğiniz şey
Allah katında takdir edilmiştir.
Doğrusu siz imtihana tutulan bir
Toplumsunuz” diye cevap verdi.
[7,131; 4,78; 36,19]
48 – şehirde dokuz çete vardı ki
Bunlar ülkede hep bozgunculuk yapar,
İyileştirme ve düzeltme adına
Hiç bir şey yapmazlardı.
49 – allah’a yemin ederek
Aralarında şöyle anlaştılar:
‘geceleyin ona ve yakınlarına
Baskın yapıp hepsini öldürür,
Sonra da sahip çıkan akrabalarına
Yakınlarının öldürülmesi
Esnasında hazır
Bulunmadığımızı bildirir ve biz
Gerçekten doğru söylüyoruz
Deriz.”
50 – onlar bir tuzak kurdular, ama
Tuzaklarına karşı biz de tuzak kurduk,
Kendileri farkında olmadan onların
Tuzaklarını bozduk, onların
Planlarını altüst ettik.
51 – bak işte onların
Tuzaklarının âkıbeti nasıl
Oldu
Biz onları da kendilerine uyan
Toplumlarını da imha ettik
52 – işte onların, zulümleri
Sebebiyle ıssız kalmış,
Çökmüş evleri…
Elbette bunda bilen ve anlayan
Kimseler için ibret vardır.
53 – iman edip allah’a karşı
Gelmekten sakınanları ise kurtardık.
54 – lût’u da halkına
Resul olarak gönderdik.
O da onlara dedi ki: ‘siz göz göre
Göre pek çirkin ve hayasız bir
İş yapıyorsunuz ha ” [7,80-84;
11,74-83; 15,57-77]
55 – siz kadınları bırakıp şehvetle
Erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?
Siz gerçekten ne cahil bir
Güruhsunuz öyle ” [26,165-166]
56 – halkının buna karşı
Verdiği cevap sadece: ‘lût’u ve
Etrafındakileri şehrinizden kovun,
Çünkü onlar çok temiz insanlar,
Yanımızda kirlenmesinler( )”
Demekten ibaret oldu.
İbn abbas bu sözü onların alay
Etmek kasdıyla söylediklerini
Belirtmiştir.
57 – biz onu, ailesini ve
Beraberinde olanları kurtardık.
Yalnız eşinin geride kalıp azaba
Uğrayanlardan olmasını takdir etmiştik.
58 – üzerlerine öyle berbat
Bir yağmur indirdik ki
Uyarılıp da aldırmayanların
Mâruz kaldıkları o yağmur ne
Fena bir yağmurdu
59 – de ki: ‘hamd olsun allah’a,
Selam olsun seçtiği kullarına.
Allah mı hayırlı, yoksa ona ortak
Saydıkları şeyler mi?
Burada lût’un (a.s.) ikinci
Hitabesi başlıyor. önce
Müminlere ilahî görgü
Kurallarından biri öğretilmek
Üzere, önemli konuşmalarına
Allah’a hamd ve seçkin kullarına
Selam vererek başlamaları
Öğretiliyor.
Hz. peygamber (a.s.) bu ayetin son
Cümlesini okuduktan sonra cevap
Olmak üzere: ‘hayır, allah
Hayırlıdır, bakidir, yücedir ve
Uludur” derdi.
60 – o nesneler mi üstün, yoksa
Gökleri ve yeri yaratan ve gökten
Sizin için su indiren mi?
Öyle bir su ki biz onun sayesinde
Gözleri gönülleri açan pek
Güzel bahçeler bitirmekteyiz.
Hâlbuki siz onun bir tek
Ağacını bile bitiremezdiniz.
Hiç allah ile beraber
Başka tanrı mı olur?
Elbette olmaz ama onlar haktan
Sapan bir gürûhtur. [43,87; 29,63;
39,9-22; 13,33]
61 – o nesneler mi üstün, yoksa
Yeri oturmaya elverişli kılan,
İçinden yer yer ırmaklar akıtan ve
Oraya sağlam dağlar yerleştiren
Ve iki denizin arasına bir
Engel koyan allah mı?
Hiç allah ile beraber
Başka tanrı mı olur?
Elbette olmaz ama onların çoğu bu
Gerçeği anlamıyorlar. [40,64; 25,53]
62 – o nesneler mi üstün yoksa
Çaresiz kalıp kendisine yalvaran
İnsanın duasını kabul edip
Sıkıntısını gideren ve sizi
Dünyada halifeler yapan allah mı?
Hiç allah ile beraber
Başka tanrı mı olur?
Elbette olmaz ne de az düşünüyorsunuz
[17,67; 16,53; 6,133, 165; 2,30]
63 – o nesneler mi üstün yoksa
Size karanın ve denizin
Karanlıklarında yol gösteren ve
Rahmetinin müjdecisi olarak
Rüzgarları gönderen mi?
Hiç allah ile beraber
Başka tanrı mı olur?
Elbette olmaz allah, müşriklerin
Şirk koşmalarından münezzehtir.
[16,6; 6,97]
64 – o nesneler mi üstün yoksa
Mahlûkları ilkin yaratan, sonra da
Tekrar hayat veren
Ve sizi gerek gökten gerek
Yerden rızıklandıran mı?
Hiç allah ile beraber
Başka tanrı mı olur?
Elbette olmaz de ki: ‘şerik
İddianızda samimi iseniz delilinizi
Gösteriniz.” [85,12-13; 30,27;
86,11-12; 57,4; 20,54; 23,117]
Bu son bölümdeki ayetler sadece
Müşriklerin batıl inançlarını
Çürütmekle kalmıyor. allah’ı
İnkâr edenlerin de iddialarını
Çürütüyor. bulutların teşkil
Edilmesi, yağmurun damla damla
İhtiyaç miktarı gönderilmesi,
Aynı toprak ve su ile beslenen ve
Esas yapıları aynı maddelerden
Oluşan tohum ve çekirdeklerden
Çok değişik binlerce çeşit
Bitkinin çıkarılması, onların
Çiçekleri, renkleri, desenleri,
Meyveleri, kokuları ile
Sergiledikleri ilim, hikmet, kudret
Ve san’at; yaratılışın,
Başlangıcından beri makrokozmoz
Ve mikrokozmoz evrendeki sistemlerde
Devam eden aksaksız nizam, azıcık
Aklı olanlara dahi bu nizamın
Sahibi tek allah’ı tanıtmaktadır.
Ayetler, insanı bu kabil tefekküre
Yöneltmektedir.
65 – de ki: ‘gerek göklerde gerek
Yerde olanlardan hiç kimse gaybı
Bilemez, gaybı yalnız allah
Bilir.”
Dolayısıyla, onlar ne zaman
Diriltileceklerini de bilemezler.
[31,34; 6,59; 7,187]
66 – fakat âhiretin varlığına
Dair bilgiler, kendilerine resulleri
Vasıtasıyla ulaşmaktadır.
Doğrusu onlar bundan şüphe
İçindedirler. hayır, hayır onlar
Âhiretten yana kördürler. [18,48]
67 – bunun içindir ki kâfirler:
‘sahi” dediler, ‘biz de
Babalarımız da ölüp toz toprak
Olduktan sonra, biz mi diriltilip
Kabirden çıkarılacağız?”
68 – ‘bize de, daha önce
Babalarımıza da bu dirilme, vaad
Edilip durdu. bu, önceki
İnsanların masallarından başka
Bir şey değildir ”
69 – de ki: ‘hele dünyayı bir
Dolaşın da mücrimlerin
Âkıbetleri nasıl olmuş
Görün ”
70 – sen onlardan ötürü sakın
Üzülme ve onların kuracakları
Tuzaklardan dolayı asla tasalanma
71 – ‘iddianızda doğru iseniz
Bu vaad ne zaman gerçekleşecek?”
Derler. [17,51; 29,54]
72 – de ki: ‘acele ile
İstediğiniz o azabın bir kısmı
Belki de ensenize binmek
Üzeredir.”
73 – doğrusu senin rabbin, insanlara
Karşı büyük lütuf sahibidir.
Fakat insanların çoğu
O’na şükretmezler.
74 – rabbin, onların gerek
Sinelerinin sakladığı, gerek
Açığa vurdukları her şeyi
Tamamen bilmektedir. [13,10; 207;
11,5; 27,25]
75 – gökte ve yerde gizli hiçbir
Şey yoktur ki apaçık bir kitapta
Yer almasın.
76 – bilesiniz ki bu kur’ân,
(süleyman’ın bu kıssası gibi)
Hakkında ihtilafa düştükleri
Şeylerin pek çoğunu
İsrailoğullarına anlatmaktadır.
[19,34]
77 – hem kur’ân müminler için
Hidayet rehberidir, rahmettir.
78 – senin rabbin onların arasında
Hikmet ve adaletiyle hükmedecektir.
Gerçekten o, aziz ve alîmdir (mutlak
Galiptir, her şeyi hakkıyla bilir).
79 – o halde yalnız allah’a
Güven, çünkü tuttuğun yol
Gerçekliği meydanda olan hak
Yoludur.
80 – şunu bil ki sen, ne
Ölülere sesini duyurabilirsin, ne
De arkasına dönüp uzaklaşan
Sağırlara bu dâveti
İşittirebilirsin.
81 – sen körleri de sapıklıktan
Kurtarıp doğru yola getiremezsin.
Sen ancak ayetlerimize iman etmeye
Yatkın kimselere çağrını
Duyurabilirsin. çünkü onlar hakka
Teslim olurlar.
82 – kıyamet hakkındaki sözün
Gerçekleşme zamanı yaklaşınca
Onlara yerden bir dabbe (canlı)
Çıkarırız.
O da insanların bizim ayetlerimize,
(özellikle kıyamete dair
Ayetlerimize) inanmadıklarını
Söyler.
Kıyamet alâmeti olan dabbe
Müteşabih bir kavramdır. dilde,
Hafifçe de olsa hareket eden her
Şeye hatta tren, otomobil gibi
Cansız şeylere de denebilir. fakat
Esas itibariyle canlılar hakkında
Kullanılır. konuşma sıfatından
Dolayı çıkarılacak dabbenin
İnsan olacağı söylenmiştir. bu
Konudaki hadis-i şeriflerden
Birinin meali: ‘dabbetü’l-arz
Mûsâ’nın asası, süleyman’ın
Mührü yanında olarak çıkacak,
Mühür ile müminin yüzünü
Parlatacak, asâ ile kâfirin
Burnunu kıracak, insanlar sofraya
Toplanacak, mümin ve kâfir
Tanınacak.”
83 – o büyük duruşma günü,
Her ümmetten ayetlerimizi yalan
Sayan birer cemaat toplarız, onlar
Bir araya getirilip allah’ın
Huzuruna sevkolunurlar. [37,21-22;
81,7]
84 – nihayet hesap yerine
Vardıklarında allah teâla: ‘demek
Siz ayetlerimin ne olduğunu iyice
Anlamadan yalan saydınız öyle mi?
Yoksa ne yaptınız?” [75,32;
77,34]
85 – işledikleri zulüm
Yüzünden tehdit olundukları azap
Hükmü onlar hakkında
Gerçekleşti, onların artık
Konuşacak halleri kalmadı.
86 – onlar anlamıyorlar mı ki
Biz, insanların dinlenip sükûnet
Bulmaları için geceyi,
Çalışsınlar diye de gündüz
Aydınlığını yarattık.
Elbette bunda iman edecek kimseler
İçin ibretler vardır.
87 – gün gelecek sûra
Üflenecek, allah’ın dilediği
Dışında, göklerde ve yerde olan
Herkes müthiş bir korkuya
Kapılacak.
Hepsi boynu bükük vaziyette o’nun huzuruna
Varacaklar. [17,52; 30,25; 70,43]
88 – bir de o dağları görür,
Donuk ve hareketsiz sanırsın;
Oysa onlar bulutun yürüdüğü
Gibi yürümektedirler.
İşte bu, her şeyi muhkem ve
Mükemmel yapan allah’ın sanatıdır.
Muhakkak ki o, sizin yaptığınız
Her şeyden haberdardır. [52,9-10;
20,105-107; 18,47; 81,3]
89 – kim onun huzuruna bir
İyilikle gelirse, ona daha hayırlı
Bir mükâfat vardır.
Üstelik onlar o kıyamet gününün
Dehşetinden emin olacaklardır.
[6,160; 21,103; 41,40]
90 – kim de kötü işlerle
Gelirse, onlar da yüzükoyun ateşe
Yuvarlanırlar. siz
İşlediklerinizin karşılığından
Başka bir şey mi bulacaktınız?
91-92 – de ki: bana bu beldeyi
Muhterem ve mukaddes kılan ve her
Şey kendisine ait olan allah’a bir
Olarak ibadet etmem emredildi.
Keza bana allah’a teslim olanların
İlki olmam ve kur’ân okumam da
Emredildi. artık kim doğru yolu
Bulursa sırf kendisi için bulmuş
Olur. kim de yoldan saparsa de ki:
‘ben sadece uyarmakla görevli
Elçilerden biriyim.” [106,3-4;
3,58; 28,3; 13,40]
Bu sûre mekki olup ‘önce en yakın
Akrabalarını uyar” buyruğunun
Bir uygulaması kabilinden, bu ayet
Hz. peygambere mekkelilere şöyle
Demesini emrediyor: ‘allah can
Güvenliğinin olmadığı geniş
Arap ülkesi ortasında mekkeyi
Güvenli bir yer yaptı, bütün
İnsanların kıblesi kıldı. ama
Siz nankörlük edip başka putlara
Yönelseniz de, ben yalnız ona
Kulluk ederim.”
Bu sûre indirildiğinde hz.
Peygamber (a.s.) ın bu derecede
Yalnız iken, müteakip ve son ayet
Olan 93. ayette istikbal hakkında
Kuvvetli bir garanti verilmesi, o
Tarihten itibaren islâmın
Dünyanın her tarafında gittikçe
Güçlenerek yayılması,
Kur’ân’ın her şeyi bilen allah
Tarafından gönderildiğinin kesin
Bir delilidir.
93 – de ki: ‘hamd o allah’a olsun ki size
Er geç alametlerini gösterecek
Siz de onları tanıyacaksınız.
Senin rabbin, sizin
Yaptıklarınızdan habersiz
Değildir.” [41,53]