Abdulbasit Abdussamed Saffat Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Saffat Suresi

Saffat suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. vessaffati saffa
2. fezzacirati zecra
3. fettaliyati zikra
4. inne ilaheküm le vahıd
5. rabbüs semavati vel erdı ve ma
Beynehüma ve rabbül meşarık
6. inna zeyyennes semaed dünya
Bi zınetinil kevakib
7. ve hıfzam min külli şeytanim marid
8. la yessemmeune ilel meleil a’la ve
Yukzefune min külli canib
9. dühurav ve lehüm azabüv vasıb
10. illa men hatfel hatfete fe
Etbeahu şihabün sakıb
11. festeftihim ehüm eşddü halkan
Em men halakna inna halaknahüm min
Tıynil lazib
12. bel acibte ve yesharun
13. ve iza zükkiru la yezkürun
14. ve iza raev ayetey yesteshırun
15. ve kalu in haza illa sıhrum mübın
16. e iza mitna ve künna türabev ve
Izamen e inna le meb’usun
17. e ve abaünel evvelun
18. kul neam ve entüm dahırun
19. fe innema hiye zecratüv
Vahıdetün fe izahüm yenzurun
20. ve kalu ya veylena haza yevmüd dın
21. haza yevmül faslillezı
Küntüm bihı tükezzibun
22. uhşürullezıne zalemu ve
Ezvacehüm ve ma kanu ya’büdun
23. min dunillahi fehduhüm
İla sıratıl cehıym
24. ve kıfuhüm innehüm mes’ulun
25. me leküm la tenasarun
26. bel hümül yevme müsteslimun
27. ve akbele ba’duhüm ala
Ba’dıy yetesaelun
28. kalu inneküm küntüm
Te’tunena anil yemın
29. kalu bel lem tekunu mü’minın
30. ve ma kane lena aleyküm min sultan
Bel küntüm kavmen tağıyn
31. fe hakka aleyna kavlü
Rabbina inna le zaikun
32. fe ağveynaküm inna künna ğavın
33. fe innehüm yevmeizin fil
Azabi müşterikun
34. inna kezalike
Nef’alü bil mücrimın
35. innehüm kanu iza kıyle lehüm la
İlahe illellahü yestekbirun
36. ve yekulune e inna letariku
Alihetina li şaırim mecnun
37. bel cae bil hakkı ve
Saddekal murselın
38. inneküm lezaikul azabil elım
39. ve ma tüczevne illa ma
Küntüm ta’melun
40. illa ıbadellahil muhlesıyn
41. ülaike lehüm rizkum ma’lum
42. fevakih ve hüm mükramun
43. fı cennatin neıym
44. ala sürurim mütekabilın
45. yütafü alyhim bi ke’sim mim meıyn
46. beydae lezzetil lişşaribın
47. la fıha ğavlüv ve la
Hüm anha yünzefun
48. ve ındehüm kasıratüt tarfi ıyn
49. ke ennehünne beydum meknun
50. fe akbele ba’duhüm ala
Ba’dıy yetesaelun
51. kle kailüm minhüm
İnnı kane lı karın
52. yekulü e inneke le
Minel müsaddikıyn
53. e iza mitna ve künna türabev ve
Izamen e inna le medınun
54. kale hel entüm müttaliun
55. fattalea fe raahü
Fı sevail cehıym
56. kale tellahi in kidte le türdın
57. ve lev la nı’metü rabbı
Leküntü minel muhdarın
58. e fe ma nahnü bi meyyitın
59. illa mevtetenel ula ve ma
Nahnü bi müazzebın
60. inne haza le hüvel fevzül azıym
61. li misli haza felya’melil amilun
62. e zalike hayrun nüzülen
Em şeceratüzç zekkum
63. inna cealnaha fitnetel liz zalimın
64. inneha şeceratün
Tahrucü fı aslil cehıym
65. tal’uha ke ennehu
Ruusüş şeyatıyn
66. fe innehüm le akilune minha
Fe maliune minhel butün
67. sümme inne lehüm aleyha
Le şevbem min hamum
68. şümme inne
Merciahüm le ilel cehıym
69. innehüm elfev abaehüm dallın
70. fe hüm ala asarihim yühraun
71. ve le kad dalhle
Kablehüm ekserul evvelın
72. ve le kad erselna fıhim münzirın
73. fenzur keyfe kane
Akıbetül münzerın
74. illa ıbadellahil muhlesıyn
75. ve le kad nadana nuhun fe
Le nı’mel müccıbun
76. ve necceynahü ve ehlehu
Minel kerbil azıym
77. ve cealna
Zürriyyetehu hümül
Bakıyn
78. ve terakna aleyhi fil ahırın
79. selamün ala nuhın fil alemın
80. inna kezalike neczil muhsinın
81. innehu min ıbadinel mü’minın
82. sümme ağraknel aharın
83. ve inne min şıatihı le ibrahım
84. iz cae rabbehu bi kalbin selım
85. iz kale li ebıhi ve
Kavmihı maza ta’büdun
86. e ifken aliheten dunellahi türıdun
87. fe ma zannüküm bi rabbil alemın
88. fe nezara nazraten fin nücum
89. fe kale innı sekıym
90. fe tevellev anhü müdbirın
91. ferağa ila alihetihim fe
Kale e ela te’külun
92. ma leküm la tentıkun
93. ferağa aleyhim darbem bil yemın
94. fe akbelu ileyhi yeziffun
95. kale e ta’büdune ma tenhıtun
96. vallahü halekkkaküm ve ma ta’melun
97. kalübnu lehu bünyanen fe
Elkuhü fil cehıym
98. fe eradü bihı keyden fe
Cealnahümül esfelın
99. ve kale innı zahibün
İla rabbı seyehdın
100. rabbi heb lı mines salihıyn
101. fe beşşernahü bi ğulamin halım
102. felemma beleğa meahüs sa’ye
Kale ya büneyye innı era fil
Menami ennı ezbehuke fenzur maza
Tera kale ya ebetif’al ma tü’meru
Setecidünı in şaellahü mines
Sabirın
103. felemma eslema ve
Tellehu lil cebın
104. ve nadeynahü ey ya ibrahım
105. kad saddakter rü’ya inna
Kezalike neczil muhsinın
106. inne haza le hüvel
Belaül mübın
107. ve fedeynahü bi zibhın azıym
108. ve terakna aleyhi fil ahırın
109. selamün ala ibrahım
110. kezalike neczil muhsinın
111. innehu min ıbadinel mü’minın
112. ve beşşernahü bi ishaka
Nebiyyem mines salihıyn
113. ve barakna aleyhi ve ala ishak
Ve min zürriyyetihima muhsinüv ve
Zalimül li nefsihı mübın
114. ve le kad menenna ala musa ve haun
115. ve necceynahüma va
Kavmehüma minel kerbil azıym
116. ve nasarnahüm fe kanu
Hümül ğalibın
117. ve ateynahümel kitabel müstebın
118. ve hedeynahümes
Sıratal müstekıym
119. ve terakna aleyhima fil ahırın
120. selamün ala musa ve harun
121. inna kezalik enczil muhsinın
122. innehüma min ıbadinel mü’minın
123. ve inne ilyase le minel murselın
124. iz kale li kavmihı ela tettekun
125. e ted’une ba’lev ve
Tezerune ahsenel halikıyn
126. allahe rabbeküm ve rabbe
Abaikümül evvelın
127. fe kezzebuhü fe
İnnehüm le muhdarun
128. illa ıbadellahil muhlesıyn
129. ve terakna aleyhi fil ahırın
130. selamün ala ilyasın
131. inna kezalike neczil muhsinın
132. innehu min ıbadinel mü’minın
133. ve inne lutal le minel mürselın
134. iz necceynahü ve ehlehu ecmeıyn
135. illa acuzen fil ğabirın
136. sümme demmernel aharın
137. ve inneküm le
Temürrune aleyhim musbihıyn
138. ve bil leyl e fe la ta’kılun
139. ve inne yunüse le minel murselın
140. iz ebeka ilel fülkil meşhun
141. fe saheme fe kane minel müdhadıyn
142. feltekamehül hutü
Ve hüve mülım
143. fe lev la ennehu kane
Minel müsebbihıyn
144. le lebise fı batnihı
İla yevmi yüb’asun
145. fe nebeznahü bil arai
Ve hüve sekıym
146. ve embenta aleyhi
Şeceratem miy yaktıyn
147. ve erselnahü ila mieti
Elfin ev yezıdün
148. fe amenu fe metta’nahüm ila hıyn
149. festeftihim e li rabbikel
Benatü ve lehümül benun
150. em halaknel melaiket
İnasev ve hüm şahidun
151. e la innehüm min
İfkihim le yekulun
152. veledellahü ve innehüm le kazibun
153. astafel benati alel benın
154. ma leküm keyfe tahkümun
155. e fe la tezekkerun
156. em leküm sültanüm mübın
157. fe’tu bi kitabiküm in
Küntüm sadikıyn
158. ve cealu beynehu ve beynel
Cinneti neseba ve le kad alimetil
Cinnetü innehüm le muhdarun
159. sübhanellahi amma yesıun
160. illa ıbadellahil muhlesıyn
161. fe inneküm ve ma ta’büdun
162. ma entüm aleyhi bi fatinın
163. illa men hüve salil cehıym
164. ve ma minna illa
Lehü mekamüm ma’lum
165. ve inna le nahnüs saffun
166. ve inna le nahnül müsebbihün
167. ve in kanu le yekulun
168. lev enne ındena
Zikram minel evvelin
169. lekünna ıbadellahil muhlesıyn
170. fe keferu bih fe sevfe ya’lemun
171. ve le kad sebekat
Kelimetüna li ıbadinel
Murselın
172. innehüm le hümül mensurun
173. ve inne cündena lehümül ğalibun
174. fe tevelle anhüm hatta hıyn
175. ve ebsırhüm fe sevfe yübsırun
176. e fe biazabina yesta’cilun
177. fe iza nezele bi sahatihim
Fe sae sabahul münzerın
178. ve tevelle anhüm hatta hıyn
179. ve ebsır fe sevfe yübsırun
180. sübhane rabbike rabbil
Izzeti amma yesfun
181. ve selamün alel murselın
182. vel hamdü lillahi rabbil alemın
Meali
37 – sâffât sûresi
Mekke’de indirilmiş olup 182
Âyettir. ismini ilk ayetinde
Geçen kelimeden almıştır. bu
Sûrede önce melaikeden, daha sonra
Cinlerden bahsedilir. cahiliye
Arapları arasında yaygın olup,
Cinleri allah’ın kızları sayan
Şirk inancı iptal edilir.
Müteakiben, insanların ölümden
Sonra dirilip hesap verecekleri
Vurgulanır. hz. ibrâhim, hz.
İsmâil, hz. mûsâ, hz. harun, hz.
İlyas, hz. lut (aleyhimu’s-selam)
Gibi peygamberlerin tebliğleri
Hatırlatılır, müminlere kesin
Bir zafer vaad edilir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – yemin ederim o saf
Saf dizilenlere,
Müfessirlerin çoğuna göre ilk
Üç âyette bildirilen işleri
Yapanlar melaike topluluklarıdır.
Birinci âyette emirleri yerine
Getirmek için hazır kıta
Bekleyen; ikinci âyette yağmurun
Yağmasını düzenleyen, üçüncü
Âyette ise peygamberlere vahiyleri,
Salih kullara ise ilhamları getiren
Melaike toplulukları
Kasdedilmiştir.
2 – sevk-u idare edip menedenlere,
3 – kitap okuyanlara ki [77,5-6]
4 – sizin ilahınız
Bir tek ilahtır.
5 – o, hem göklerin, yerin ve
İkisi arasında olan bütün
Varlıkların, hem de güneş’in
Bütün doğuş yerlerinin rabbidir.
[70,40; 55,17]
Güneş ufukta her gün farklı
Yerlerden doğar, böylece birçok
Doğuş sözkonusu olur. bu sayede
Güneşin, dünyanın bütün
Bölgelerinde muhtelif zamanlarda
Görülmesi mümkün olur.
6 – biz dünyaya en yakın semayı
Yıldızlarla süsledik. [67,5; 15,16-18]
Gökler sınırsız olmayıp
Birtakım sınırları vardır.
Hiçbir âsi şeytan o hudutları
Aşamaz. hiçbir gök cismi kendi
Ekseni dışına çıkamaz. onların
Yollarına da başka cisim giremez.
Uzay boş sanılır, ama oradaki
Sınırlar çok kesin hatlarla
Çizilmiştir. insanın ay’a
Gitmesinin ne kadar zorluklardan
Sonra gerçekleştiği pek iyi
Bilinmektedir. oysa dünyanın
Uydusu olan ay, bize en yakın gök
Cismidir.
7 – ve orayı her türlü
Şeytandan koruduk.
8 – onlar mele-i âla’ya yükselip
Dinleyemezler ve her taraftan
Bombardımana tutulurlar.
9 – dinlemeye kalksalar kovulup
Atılırlar. hem onlar için
Devamlı bir azap vardır.
10 – ne var ki içlerinden birisi
Bir söz kırıntısı kapmayı
Başarırsa, derhal yakıcı ve
Delici bir ışın onu kovalar.
[15,8-12]
Cahiliye arapları arasında kehanet
Pek yaygın idi. kâhinlerin
Cinlerle irtibatlı olarak gaybî
Haberler getirdiklerine
İnanırlardı. hz. peygamberi de
(a.s.) öyle nitelendirdiler. allah
Şeytanların mele-i âlaya
Yaklaşır yaklaşmaz delici bir
Işının onları kovaladığını
Bildirir.
11 – onlara bir sor bakalım:
Kendileri mi yaratılışça daha
Güçlü kuvvetli, yoksa bizim
Diğer yarattıklarımız mı?
Doğrusu biz onları, yapışkan bir
Çamurdan yarattık. [40,57]
Bunlar: melaike-i kiram, gökler
Âlemi, yer ve ikisi arasındakiler,
Şihablar ve diğer mahlûklardır.
‘men” ism-i mevsûlü akıllı
Varlıkları tağlib için olup,
Onlarla beraber şuursuz ve
Cansızlar da dahildirler.
12 – ne var ki sen onların haşri
İnkâr etmelerine şaşırıyorsun,
Onlar ise seninle alay ederler.
13 – kendilerine nasihat edildiğinde
Uyarmaları dikkate almazlar.
14-17 – gerçeği gösteren bir
Delil veya bir mûcize görseler,
Başkalarını da onunla alay etmeye
Çağırır ve ‘bu, derler, besbelli
Bir sihir demek biz öldükten, hem
De çürümüş kemik ve toz toprak
Haline geldikten sonra, biz mi
Dirilecek mişiz gelmiş geçmiş
Babalarımız ve dedelerimiz de mi
Dirilecekler ”
18 – de ki: ‘evet, diriltilecek,
Hem de zelil ve perişan bir
Vaziyette diriltileceksiniz
19 – bu iş için sadece bir tek
Emir yeter bir de bakarsınız ki
Hepsi dirilmiş, etraflarına
Bakınıyorlar.
20 – ‘eyvah, bize ” derler, ‘işte
Bize bahsedilen hesap günü ”
21 – melekler de: ‘evet, evet bu,
Sizin yalan saydığınız hüküm
Günüdür ” derler.
22-24 – yüce allah meleklere
Şöyle emreder: ‘o zalim
Müşrikleri, yoldaşlarını ve
Allah’tan başka
Putlaştırdıkları nesneleri
Toplayın ve hepsini doğru cehennem
Yoluna dizin. hem tutuklayın
Onları, çünkü sorguya
Çekilecekler ” [17,97]
25 – ne oldu size, neden
Birbirinize yardım etmiyorsunuz?
26 – doğrusu bugün onlar
Birbirini yardımdan mahrum
Bırakıp azaba teslim etmişler,
Acz içinde kıvranmaktadırlar.
27 – birbirlerine dönüp itham
Ederek karşılıklı soru
Yöneltirler. [40,47-48; 34,31-33]
28 – tâbi olanlar önderlerine:
‘siz, derler, bize (en çok önem
Verdiğimiz taraftan), sağ cihetten
Gelir, ısrarla size tâbi
Olmamızı isterdiniz?”
29-32 – ‘hayır, bilakis derler
Öbürleri, siz zaten iman eden
Kimseler değildiniz.
Hem bizim, sizi zorlayacak bir
Gücümüz yoktu ki bilakis, siz
Azgın bir gürûh idiniz ”
‘ne dersek boş artık rabbimizin
Azap hükmü hakkımızda
Kesinleşti. biz hakettiğimiz
Cezayı mutlaka tadacağız. evet,
Sizi biz kışkırttık, çünkü
Biz de azmış durumdaydık.”
33 – o halde o gün hepsi azap
Çekmekte müşterektirler.
34 – işte biz suçlulara
Böyle davranırız.
35-36 – çünkü onlara ‘allah’tan
Başka ilah yok ” denildiğinde,
Kibirlenip kafa tutarlar ve: ‘deli
Bir şairin sözüne bakarak hiç
Biz ilahlarımızı bırakır
Mıyız, olacak iş mi bu?”
Derlerdi.
37 – hayır o deli değildir. o
Size gerçeğin ta kendisini getiren
Ve bütün peygamberleri tasdik eden
Bir resuldür. [41,433; 21,92]
38-39 – siz yarın âhirette elbette
O acı azabı tadacaksınız.
Ama aslında siz sadece
Yaptıklarınızın
Karşılığını göreceksiniz
(yoksa size bundan fazla bir azap
Verilmeyecek).
40 – (lâkin allah’ın) ihlasa
Erdirdiği kulları,
Yaptıklarının mükâfatını, kat
Kat fazlasıyla alacaklar. [103;1-3;
95,4-6; 19,71-72; 74,38]
İstisna burada munkatı olup
‘lâkin” mânasına gelir.
41-42 – onların, tarife hacet
Olmayan, her yönden mükemmel bir
Nasipleri vardır, onlara meyveler
Vardır. ve onlar hep izzet ve
İkramla ağırlanırlar.
Cennette meyveler, sadece lezzet
İçin yenir. cennette acıkma
Duygusu olmayacaktır.
43-47 – naim cennetlerinde,
Karşılıklı tahtlar üzerinde
Otururlar.
Kaynağından taze doldurulmuş, berrak mı
Berrak, içenlere pek hoş gelen,
İçinde zararlı ve sersemletici şey
Olmayan, sarhoş da etmeyen içecekler,
Dolu dolu kadehlerle etraflarında
Fır dönen hizmetçiler tarafından
İkram edilir. [56,17-19; 78,34]
Başka yerlerden, cennette hizmet
Edenlerin, çocuklar olduğu
Anlaşılmaktadır (52,24; 76,19).
Bâliğ olmamış müşrik
Çocukları cennetlik olup, annesi
Babası cehenneme gitmiş bu
Çocuklar, mutlu olsunlar diye,
Cennetliklere hizmet etmek üzere
Vazifelendirilirler.
Dünya içkilerinin kokusu ve tadı
Pis olup mideyi olumsuz yönde
Etkiler. daha sonra beyne tesir edip
Baş döndürür, karaciğerin
Çalışmasını aksatarak bünyeyi
Harap eder.
48-49 – yanlarında, kocalarından
Başkasının yüzüne bakmayan,
Yumuşak bakışlı, güzel gözlü,
Gün yüzü görmemiş yumurtanın
Pembe beyaz renginde eşleri de
Olacak.
50 – birbirleriyle sohbete girerler.
51-53 – derken biri der ki: ‘sahi, benim
De yakın bir arkadaşım vardı.
Yanıma gelir, iğneli iğneli ‘sen
De mi, derdi, bu masala inananlar
Arasında yer alıyorsun? yani biz
Ölüp çürümüş kemik, toz
Toprak haline geldikten sonra, biz
Mi dirilip hesap vereceğiz, buna da
İnanılır mı?”
54-57 – ‘şimdi ister misiniz onu
Size göstereyim?” onlar da arzu
Edince, derhal bir tarama yapıp onu
Cehennemin tam ortasında bulur.
‘vallahi, nerdeyse beni de
Düştüğün o helâke
Sürükleyecektin
Rabbimin hidâyet nimeti
Yetişmeseydi, eli kolu kelepçeli
Getirilip o azaba atılanlardan
Olacaktım ” [7,43]
58-61 – sonra cennetteki
Arkadaşlarına dönerek: ‘o ilk
Ölümümüzden sonra artık bize
Burada ölüm olmayacak değil mi, o
Azap bize hiç ulaşmayacak değil
Mi?
Ne güzel şükürler olsun işte
Kurtuluş, işte büyük başarı
Diye buna derler.
Çalışanlar, asıl, böyle bir başarı
Elde etmek için çalışsınlar ”
62-65 – ‘şimdi iyi
Düşünün.” buyurur yüce
Allah,
‘sonuç olarak böylesi bir mutluluk mu
İyidir, yoksa zakkum ağacı mı?
Biz onu zalimler için bir
Dert ve azap yaptık.
O öyle bir ağaçtır ki cehennemin
Ta dibinden çıkar. meyveleri:
Sanki şeytanların başları ”
[23,20; 56,51-52; 17,60]
Zakkum: tadı çok acı, pek fena
Kokan bir bitki olup ondan çıkan
Sıvı, bedene bulaşması halinde
Deriyi tahriş eder.
İnsanlar şeytanları
Görmediklerinden bu benzetmeyi
Anlayamayanlar bulunabilir. fakat bu
Kabil teşbihler dile
Yerleşmiştir. nasıl ki temiz ve
Nuranî bir insan meleğe, güzel
Bir kadın periye, çirkin bir
Kadın cadıya benzetilir.
66 – işte o zalimler bunları yer ve
Karınlarını tıka basa doldururlar.
67 – zakkum yemeğinin üstüne,
Barsakları parçalayan irin
Karışık kaynar su içerler.
Hamîm (kaynar su) cehennemin
Dışındadır; zira ‘onlar,
Cehennemle hamîm arasında gider
Gelirler.” [55,44] âyetinden bu
Anlaşılmaktadır.
68 – sonra dönüşleri,
Şüphesiz ateşe olacaktır.
Yedikleri zakkum boğazlarına
Durunca ve acıtınca bu acıyı
Dindirmek için su veya meşrubat
Ararlar. ama irinli kaynar sudan
Başka bir şey bulamazlar.
69 – onlar atalarını haktan
Sapmış durumda buldular.
70 – bunlar da onların izlerinde
Koşmaya can atıyorlar.
71-72 – daha önce yaşayan insanların
Ekserisi de yoldan sapmışlardı.
Biz de onları uyarıp gerçeği
Gösteren peygamberler göndermiştik.
73 – işte bak ve düşün: o
Uyarılanların âkıbeti nice oldu?
74 – ancak, içlerinden allah’ın imana ve
İhlasa muvaffak kıldığı kullar,
Elçileri dinleyip o kötü
Âkıbetten kurtuldular.
75 – nitekim nûh bize yalvardı
Da, biz onun duasını ne de güzel
Kabul buyurduk
76 – onu, ailesini ve yanındaki
Müminleri o müthiş felaketten kurtardık.
77 – hayatta kalıp payidar olmayı
Da onun soyuna has kıldık.
78 – sonraki nesiller içinde de
Ona iyi bir nam bıraktık:
79 – ‘bütün milletler
İçinden selam var nûh’a ”
80 – biz iyileri işte
Böyle ödüllendiririz
81 – gerçekten o, bizim tam
İnanmış has kullarımızdandı.
82 – sonra da öbürlerini, o
Zalim kâfirleri suda boğduk.
83 – ibrâhim de, şüphesiz onun
Taraftarlarından biriydi.
84 – o, rabbine tertemiz
Bir kalb ile yöneldi.
85-87 – babasına ve halkına
Şöyle dedi: ‘nedir bu
Tapındığınız nesneler? ille de
Bir iftira, bir yalan olsun diye mi
Allah’tan başka mâbud
Arıyorsunuz
Siz rabbülâlemini ne zannediyorsunuz?
Onun sıfatlarını iyice
Biliyormusunuz?
88-89 – bir bayram günü,
İbrâhim halkın içinde iken
Yıldızlara bir göz atıp: ‘ben,
Galiba hastayım ” dedi.
‘yıldızlara bakma” düşünmeyi
İfade eden bir deyimdir. nitekim bir
Şey düşünen kimse gayr-ı
İhtiyarî bakışlarını
Gökyüzüne çevirir.
Halk hastalıktan korktuğu için,
Kendilerine de bulaşmasın diye,
Derhal onun yanından
Uzaklaştılar.
90 – derhal onun
Yanından uzaklaştılar.
91-92 – o da çaktırmadan
Putların yanına sokuldu. onlara
Takdim edilmiş öylece duran
Yemekleri görünce: ‘buyursanıza,
Neden yemiyorsunuz?” neyiniz var,
Neden konuşmuyorsunuz?” dedi.
93 – hiddetini tutamıyarak iyice
Yaklaşıp putlara kuvvetli bir
Darbe indirdi.
94 – bunu haber alan halk telaşla ve
Sür’atle onun yanına gittiler.
95-96 – o da: ‘â siz ellerinizle
Yonttuğunuz bu heykellere mi
Tapıyorsunuz? hâlbuki sizi de
Yaptığınız şeyleri de yaratan
Yüce allah’tır.” dedi.
97 – sonunda: ‘haydin, dediler,
Onun için bir odun yığını
Hazırlayın da onu ateşin içine
Atın .”
98 – ona tuzak hazırlamak
İstediler, ama biz heveslerini
Kursaklarında bıraktık. asıl
Kendilerini perişan ettik.
99 – ibrâhim dedi ki: ‘ben,
Rabbimin gitmemi emrettiği yere
Doğru gidiyorum, o elbet bana yol
Gösterecektir.”
100 – ‘ya rabbî, salih
Evlatlar lütfet bana ”
101 – biz de ona aklı
Başında bir oğul müjdeledik.
Bu duadan hz. ibrâhim (a.s.)’ın o
Zaman çocuğu olmadığı sonucu
Çıkarılabilir. hz. ismâil ile
Hz. ishak’ın iyice yaşlandığı
Sırada verildiği (14,39)
Bilinince, duasına uzun yıllar
Sonra icabet edildiği anlaşılır.
102 – çocuk büyüyüp yanında
Koşacak çağa erişince bir gün
Ona: ‘evladım, dedi, ben rüyamda
Seni boğazlamaya giriştiğimi
Görüyorum, nasıl yaparız bu
İşi, sen ne dersin bu işe ”
Oğlu: ‘babacığım dedi, hiç
Düşünüp çekinme, sana allah
Tarafından ne emrediliyorsa onu
Yap. allah’ın izniyle benim de
Sabırlı, dayanıklı biri
Olduğumu göreceksin ”.
[19,54-55]
Hz. ibrâhim oğlunu kurban
Ettiğini değil, kurban etmeye
Giriştiğini görmüştü.
103-105 – her ikisi de allah’ın
Emrine teslim olup, ibrâhim
Oğlunu şakağı üzere yere
Yatırıp, biz de ona: ‘ibrâhim
Rüyanın gereğini yerine getirdin
(onu kurban etmekten seni muaf
Tuttuk)” deyince (onları büyük
Bir sevinç kapladı). biz iyileri
İşte böyle ödüllendiririz
Bu âyetlerden, peygamberlerin
Rüyasının vahiy şekillerinden
Biri olduğu anlaşılıyor. aksi
Takdirde allah onu uyarır ve
Kur’ân’da böylesine bir yanlış
Anlaşılmaya engel olurdu.
Kurbanlık çocuğun adı kur’ân’da
Açıklanmaz. müfessirlerden
İsmâil diyenlerin yanında ishak
Olduğunu söyleyenler de vardır.
Ekseriyet birinci görüştedir.
Yahudi – hıristiyan geleneği ise
İshak olduğunu söyler.
106 – bu, gerçekten pek büyük
Bir imtihandı. [53,37]
107 – oğluna bedel ona büyük
Bir kurbanlık verdik.
108 – sonraki nesiller içinde ona
Da iyi bir nam bıraktık: ki o da,
Bütün milletler tarafından
Şöyle denilmesidir:
109 – ‘selam olsun ibrâhim’e ”
110 – biz iyileri işte
Böyle ödüllendiririz
111 – gerçekten o bizim tam
İnanmış has kullarımızdandı.
112 – biz de ona, salih
Kişilerden, üstelik peygamber
Olacak bir evladı, ishak’ı
Müjdeledik.
113 – kendisine de ishak’a da
Feyiz ve bereketler verdik. onların
Neslinden gelenler arasında iyi
Davranan da var, kendi nefsine
Açıkça zulmeden de
Bu âyetle kurban kıssasının
Anlatılış hikmetine işaret
Ediliyor. hz. ibrâhim (a.s.)’ın
İki oğlu hz. ishak (a.s.)’dan
Yahudi ve hıristiyanların mensub
Olduğu israiloğulları, hz.
İsmâil (a.s.)’dan ise araplar ve
Diğer müslümanlar dünyaya
Yayılmışlardır. dünyadan nice
Soy ve sülale geçip gitmiş,
Onların isimleri bile kalmadığı
Halde allah hz. ibrâhim’in nesline
Bu bereket ve şerefi vermiştir.
Allah teâla bu kıssayı anlatmakla
Onlara şöyle demek istiyor: ‘sizin
Ecdadınız ibrâhim, ismâil ve
İshâk (aleyhimu’s-selam),
İhlasları ile bu şerefe
Yükseldiler. siz de onlar gibi
Olmak isterseniz bu ihlası
Kazanmaya çalışın. yoksa,
Önderlik soydan ileri gelmez.
Nitekim onların soylarından iyiler
Gibi, zalimler de bulunmaktadır.”
Yirminci asrın son çeyreğinde
Batı hıristiyanlık dünyası
Başta olarak birçok yerde ‘hz.
İbrâhim’de birleşme”
Temennileri dile getirilmeye
Başlamıştır. bu üç ümmet hz.
İbrâhim’e lâyık nesiller
Oldukları nisbette dünyada hayır
Ve faziletin ağır basacağı
Rahatlıkla söylenebilir.
114 – biz mûsa ile harun’a da nübüvvet
Vererek ihsanda bulunduk. [21,48]
115 – onları da, milletlerini de
Müthiş bir gaileden kurtardık.
116 – hem onlara yardım ettik de,
Galip gelenler onlar oldular.
117 – kendilerine gerçekleri
Apaçık gösteren o kitabı verdik.
118 – onları doğru yola ilettik
119 – sonraki nesiller içinde
Onlara da iyi bir nam bıraktık.
120 – ‘selam olsun
Mûsâ ile harun’a”
121 – biz iyileri işte
Böyle ödüllendiririz
122 – gerçekten onlar, bizim tam
İnanmış has kullarımızdandı.
123 – ilyas da
Şüphesiz resullerdendi.
Hz. ilyas israiloğullarından
Olup, m.ö. 9. asırda filistin
Bölgesinde yaşamıştır. dinler
Tarihi araştırmalarının
Bulgularına göre, babil’den
Mısır’a kadar geniş bölgede ba’l
Adı ile allah’a ibadet edilmiştir.
Bu kelime: efendi, sahip, lider
Bazan da koca anlamına gelir. onlar
Başlangıçta hak tanrıya bu isim
İle ibadet ederken, sonraları
Şirke bulaştıkları
Anlaşılıyor.
124-126 – hani o halkına şöyle
Demişti: siz hâlâ şirkten ve
Fenalıklardan sakınmayacak
Mısınız? sizin de, gelip geçmiş
Atalarınızın da rabbi olan
Allah’ı, o en güzel yaradanı
Bırakıp hâlâ ba’l’e tapmaya mı
Devam edeceksiniz?
127 – fakat bunlar onu yalancı
Saydılar. bundan ötürü de, onlar
Tutuklanıp hesap günü mutlaka
Yargılanacak ve cehenneme
Götürüleceklerdir.
128 – ancak allah’ın ihlasa
Erdirdiği kulları böyle olmaz.
129-130 – sonraki nesiller içinde
Ona da iyi bir nam bıraktık.
‘selam olsun ilyas’a ”
Hayatında çok kötü
Davranışlara mâruz
Bıraktıkları hz. ilyas (a.s.)’a
İsrailoğulları vefatından sonra
Hz. mûsâ’dan sonra, en büyük
Saygıyı beslemişlerdir. onun
Göğe kaldırılıp dünyaya
Yeniden doğacağı inancı
İsrailoğullarında yaygındı
(tevrat, ıı. tarihler 21,12-15; ı.
Krallar 17, 18; 19,21; ıı. krallar
1,2).
131 – biz iyileri işte
Böyle ödüllendiririz
132 – gerçekten o bizim tam
İnanmış has kullarımızdandı.
133 – lût da
Şüphesiz, resullerdendi.
134-135 – onun suçlu kentini
Cezalandırırken, geride kalanlar
Arasında yer alan yaşlı eşi
Hariç, kendisini ve ailesini
Kurtardık.
136 – sonra da ötekileri imha ettik.
137-138 – siz de sabah akşam
Onların diyarlarına uğrarsınız.
Hâlâ aklınızı kullanmayacak
Mısınız?
139 – yûnus da
Şüphesiz resullerdendi.
140 – hani o, rabbinden izinsiz
Kaçıp yolcusunu doldurmuş gemiye
Kendini atmıştı.
141 – kur’a çekmiş, kur’ada
Kaybedenlerden olunca denize
Atılmıştı.
142 – o yaptığından ötürü
Pişman bir vaziyette iken balık
Onu yutuverdi.
143-144 – şayet allah’ı çok
Zikreden, ibadetli kimselerden
Olmasaydı, tâ mahşere kadar onun
Karnında kalırdı.
Hz. yunus (a.s.) ın
Kıssası için bkz. 21,87.
Yunus (a.s.)’ın halkı onu
Yalanlamada ısrar ettiler. sonunda;
‘üç gün mühletiniz kaldı, iman
Etmezseniz azap gelecek” diye
Tebliğ etti. üçüncü gün
Gelmeden gece yarısı şehri terk
Etti. fakat halk sabahleyin azap
Alâmetleri başlayınca, korkarak
Dönüş yapmak istediler, onu
Bulamayınca çoluk çocuklarını
Davarlarını alarak şehir
Dışında çöle çıkıp tövbe
Ettiler. allah tövbelerini kabul
Etti. hz. yunus peygamberlik
Sünnetine aykırı olarak emir
Gelmeden hicret etme hatasını
İtiraf ile rabbine yalvardı. o da
Ona icabet etti.
Bazı rasyonalistler, balığın onu
Yutmasını tevil etmek isterler. bu
Olay bir mûcize olarak pekâla
Gerçekleşmiştir. kaldı ki
Mûcize olmaksızın bile normal
Şekilde şöyle bir olay cereyan
Etmişti. 1891’de ingilterede
Balina avında bir balıkçı denize
Düşer ve balina da onu yutar. bir
İki gün sonra o balık ölü olarak
Bulununca, yutmasından 60 saat
Sonra, karnından canlı olarak
Çıkartılmıştır (urdu digest,
Şubat, 1964’den mevdudi, tefhim, bu
Âyetlerin tefsirinde.).
145 – derken biz onu ağaçsız
Çıplak bir sahile attık, o bitkin
Bir halde idi.
146 – üzerine gölge yapması
İçin, orada asma kabak cinsinden
Bir ağaç bitirdik.
147 – biz onu yüz bin nüfuslu
Bir şehre göndermiştik, hatta
Gittikçe nüfusları artıyordu da.
‘bu âyette: ‘biz onu, yüz bin veya
Daha çok kişiye peygamber olarak
Gönderdik.” diye de mâna
Verilebilir. allah teâla dileseydi,
Elbette o halkın sayısını tam
Olarak bildirirdi. maksat: bir kişi
Oraya girdiğinde yüz bin veya daha
Fazla olduğunu tahmin ederdi.”
Demektir.
148 – yûnus onları tekrar hakka
Çağırınca, bu sefer iman
Ettiler. biz de belirli bir süreye
Kadar onları hayattan istifade
Ettirdik.
149 – resulüm şimdi sor o
Mekkelilere (hâlâ şirklerine
Devam edip) kız evlatları senin
Rabbine, erkek evlatları da
Kendilerine mi isnad edecekler?
[16,58; 53,21-22; 43,19; 17,40]
150 – yoksa biz melekleri dişi
Yaratmışız da onlar buna şahit
Mi olmuşlar?
151-152 – haberiniz olsun ki onlar
Sırf iftira ederek ‘allah
Doğurdu” derler. onlar
Yalancıların ta kendileridirler.
153 – allah kızları
Oğullara tercih mi etmiş?
154 – ne olmuş size, aklınızı
Mı kaybettiniz? ne biçim hüküm
Veriyorsunuz öyle
155 – hâlâ düşünüp allah’ın
Bundan münezzeh olduğunu
Anlamayacak mısınız?
156 – ne o, yoksa sizin açık
Bir deliliniz mi var?
157 – eğer iddianızda tutarlı
İseniz getirin o kitabınızı
158 – bir de tutup allah ile melekler
Arasında bir soy bağı uydurdular
Ama o melekler, bunu iddia eden
Müşriklerin yargılanıp cehenneme
Tıkılacaklarını pekiyi bilirler.
159 – ve şöyle derler: ‘allah
Onların iddia ettikleri şeylerden
Münezzehtir, çok yücedir.”
160 – ancak allah’ın ihlâsa
Erdirdiği kulları böyle olmaz,
Cehenneme götürülmezler.
161-163 – ‘ey müşrikler ne siz,
Ne de sizin allah’tan başka ibadet
Ettikleriniz,
-ille de cehenneme girmek
İsteyen kimseler hariç-
Allah’a yönelmek isteyen herhangi
Bir kulu yoldan çıkaracak bir
Kuvvete sahip değilsiniz.”
164 – ‘bizim her birimizin belli
Bir makamı ve yeri vardır.
165 – saf saf dizilenler biziz.
166 – allah’ı zikredip o’nu tenzih
Edenler biziz.” [21,26-29]
167–169 – müşrikler önceleri:
‘eğer, derlerdi, daha önceki
Ümmetlere verilen kitap gibi bir
Kitap bizde de olsaydı, biz de
Allah’ın halis, muvahhid kulları
Olurduk.” [35,42; 6,156-157]
170 – ama şimdi onu red
Ve inkâr ettiler;
Fakat yakında öğrenirler
171-173 – şu kesindir ki, biz
Resul olarak gönderdiğimiz
Kullarımıza söz verdik ki onlar
Yardımımıza mazhar olacaklar ve
Bizim ordumuz mutlaka galip
Gelecektir. [58,21; 40,5]
Âyette geçen ‘ordumuz”, yani
Allah’ın ordusundan maksat
Resûlullah (a.s.) ile birlikte
Mücahede eden ve onun tebliğ ve
Cihadını devam ettiren
Müminlerdir. ayrıca allah
Tarafından müminleri desteklemekle
Görevlendirilen gaybî ordular da
Olabilir. ancak bu, müminlerin her
Zaman siyasî sahada galibiyet
Sağlayacakları mânasına gelmez.
Esasen galip gelinecek sahalar
Çoktur ve siyaset bunlardan sadece
Biridir. nitekim peygamberler siyasi
Yönden galip gelmedikleri yerlerde,
Ahlâk ve faziletle başarı
Sağlamışlardır. ancak, cahiliyye
Düşünceleri bir süre üstün
Çıksa bile, kısa bir zaman sonra
Silinip gitmişlerdir. fakat
Peygamberlerin getirdikleri
Gerçekler, binlerce yıldan beri
Hakikat olarak devam etmektedir.
Demek ki hüccet yönünden her
Zaman üstündürler (mevdûdi,
Tefhim).
174 – artık bir süre sen
Onlardan uzak dur.
175 – onları gözetle. zaten
Kendileri de başlarına geleceği
Yakında göreceklerdir.
176 – şimdi onlar azabımızın
Çarçabuk başlarına gelmesini
Gerçekten istiyorlar mı?
177 – eğer öyleyse, şunu bilsinler ki,
Azap onların yurtlarına inerse,
O uyarılıp da yola gelmeyenlerin
Varacakları sabah çok fena bir
Sabah olacaktır
178 – artık sen bir süre
Onlardan uzak dur.
179 – başlarına inecek azabı.
Gözetle zaten kendileri de yakında
Gerçeği göreceklerdir.
180-182 – izzet ve kudret rabbi
Olan senin rabbin onların bütün
Batıl iddialarından münezzehtir,
Yücedir.
Selam bütün peygamberleredir.
Bütün hamdler âlemlerin
Rabbi allah’adır