Abdulbasit Abdussamed Şuara Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Şuara Suresi

Şuara suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. ta sım mım
2. tilke ayatül kitabil mübın
3. lealleke banıun nefseke
Ella yekunu mü’minın
4. in neşe’ nünezzil aleyhim
Mines semai ayeten fe zallet
A’nakuhüm leha hadııyn
5. ve ma ye’tıhim min zikrim miner rahmani
Muhdesin illa kanu anhü mu’ridıyn
6. fe kad kezzebu fe seye’tıhim
Embaü ma kanu bihı yestehziun
7. e ve lem yerav ilel erdı kem embetna
Fıha min külli zevcin kerım
8. inne fı zalike le ayeh ve ma
Kane ekseruhüm mü’minın
9. ve inne rabbeke le
Hüvel azızür rahıym
10. ve iz nada rabbüke musa
Eni’til kavmez zalimın
11. kavme fir’avn e la yettekun
12. kale rabbi innı
Ehafü ey yükezzibun
13. ve yedıyku sadrı ve la
Yentaliku lisanı fe ersil ila harun
14. ve le hüm aleyye zembün
Fe ehafü ey yaktülun
15. kale kella fezheba bi ayatina
İnna meaküm müstemiun
16. fe’tiya fir’avne fe kula inna
Rasulü rabbil alemın
17. en ersil meana benı israiyl
18. kale e lem nürabbike fına velıdev ve
Lebiste fına min umürike sinın
19. ve fealte fa’letekelletı
Fealte ve ente minel kafirın
20. kale fealtüha izev ve
Ene mined dallın
21. fe ferartü minküm lemma
Hıftüküm fe vehebe lı rabbı
Hukmev ve cealenı minel murselın
22. ve tilke nı’metün temünnüha
Aleyye en abbedte benı israıl
23. kale fir’avnü ve ma rabbül alemın
24. kale rabbüs semavati vel erdı ve ma
Beynehüma inküntüm mukının
25. kale li men havlehu ela testemiun
26. kale rabbüküm ve rabbü
Abaikümül evvelın
27. kale inne rasulekümüllezı
Ürsile ileyküm le mecnun
28. kale rabbül mesrikı vel mağribi ve
Ma beynehüma in küntüm ta’kılun
29. kale leinittehazte ilahen ğayrı
Le ec’alenneke minel mescunın
30. kale e ve lev ci’tüke
Bi şey’im mübın
31. kale fe’ti bihı in
Künte mines sadikıyn
32. fe elka asahü fe iza
Hiye sü’banüm mübın
33. ve nezea yedehu fe iza hiye
Beydaü lin nazırın
34. kale lil melei havlehu inne
Haza lesahırun alım
35. yürıdü ey yuhriceküm min
Erdıküm bi sıhrihı fe maza te’mürun
36. kalu ercih ve ehahü veb’as
Fil medaini haşirın
37. ye’tuke bi külli sehharin alım
38. fe cümias seharatü li
Mıkati yevmim ma’lun
39. ve kıyle lin nasi hel
Entüm müctemiun
40. leallena nettebius seharate
İn kanuhümül ğalibın
41. fe lemma caes seharatü kalu li
Fir’avne einne lena le ecran in
Künna nahnül ğalibın
42. kale neam ve inneküm izel
Le minel mükarrabın
43. kale lehüm musa elku
Ma entüm mülkun
44. fe elkav hıbalehüm ve
Isıyyehüm ve kalu bi ızzeti
Fir’avne inna le nahnül ğalibun
45. fe elka musa asahü fe iza
Hiye telkafü ma ye’fikun
46. fe ülkıyes seharatü sacidın
47. kalu amenna bi rabbil alemın
48. rabbi musa ve harun
49. kale amentüm lehu kable en
Azene leküm innehu le
Kebirukümüllezı allemekümüs
Sıhr fe le sevfe ta’lemun le
Ükattıanne eydiyeküm ve
Ercüleküm min hılafiv ve la
Üzallibenneküm ecmeıyn
50. kalu la dayra inna ila
Rabbina münkalibun
51. inna natmeu ey yağfira lena rabbüna
Hatayana en künna evvelel mü’minın
52. ve evhayna ila musa en esri bi
Ibadı inneküm müttebeun
53. fe ersele fir’avnü fil
Medaini haşirın
54. inne haülai le
Şirzimetün kalılun
55. ve innehüm lena le ğaizun
56. ve inna le cemıun hazirun
57. fe ahracnahüm min cennativ ve uyun
58. ve künuziv ve mekamin kerım
59. kezalik ve evrasnaha benı israıl
60. fe etbeuhüm müşrikıyn
61. felemma terael cem’ani kale
Ashabü musa inna le müdrakun
62. kale kella inne meıye
Rabbı seyehdın
63. fe evhayna ila masa enıdrib bi
Asakel bahr fenfeleka fe kane
Küllü firkın ket tavdil azıym
64. ve ezlefna semmel aharın
65. ve enceyna musa ve
Mem meahu ecmeıyn
66. sümme ağraknel aharın
67. inne fı zalike le ayeh ve ma
Kane ekseruhüm mü’minın
68. ve inne rabbeke le
Hüvel azızür rahıym
69. vetlü aleyhim nebee ibrahım
70. iz kale li ebıhi ve
Kavmihı ma ta’büdun
71. kalu na’büdü asnamen fe
Nezallü leha akifın
72. kale hel yesmeuneküm iz ted’un
73. ev yenfeuneküm ev yedurrun
74. kalu bel vecedna abaena
Kezalike yef’alun
75. kale e feraeytüm ma
Küntüm ta’büdun
76. entüm ve abaükümül akdemun
77. fe innehüm adüvvül lı
İlla rabbel alemın
78. ellezı halekanı fe hüve yehdın
79. vellezı hüve
Yut’ımünı ve yeskıyn
80. ve iza merıdtü fe hüve yeşfın
81. vellezı yümıtünı sümme yuhyın
82. vellezı at’meu ey yağfira
Lı hatıy’etı yevmeddın
83. rabbi heb lı hukmev ve
Elhıknı bis salihıyn
84. vec’al lı lisane
Sıdkın fil ahırın
85. vec’alnı miv veraseti
Cennetin neıym
86. vağfir li ebı innehu
Kane mined dallın
87. ve la tuhzinı yevme yüb’asun
88. yevme la yenfeu malüv ve la benun
89. illa men etellahe bi kalbin selim
90. ve üzlifetil cennetü
Lil müttekıyn
91. ve bürrizetil cehıymü li ğavın
92. ve kıyle lehüm eyne ma
Küntüm ta’büdun
93. min dunillah hel
Yensuruneküm ev yentesırun
94. fe kübkibu fıhahüm vel ğavun
95. ve cünudü iblıse ecmeun
96. kalu ve hüm fıha yahtesımun
97. tellahi in künna le
Fı dalalim mübın
98. iz nüsevvıküm bi rabbil alemın
99. ve ma edalleha illel mücrimun
100. fe ma lena min şafiıyn
101. ve la sadıkın hamım
102. fe lev enne lena kerraten fe
Nekune minel mü’minın
103. inne fı zalike le ayeh ve ma
Kane ekseruhüm mü’minın
104. ve inne rabbeke le
Hüvel azızür rahıym
105. kezzebet kavmü nuhınil murselın
106. iz kale lehüm ehuhüm
Nuhun ela tettekun
107. inni leküm rasulün emın
108. fettekullahe ve etıy’un
109. ve ma es’elüküm aleyhi min ecr in
Ecriye illa ala rabbil alemın
110. fettekullahe ve etıy’un
111. kalu enü’minü leke
Vettebeakel erzelun
112. kale vema ılmı bima kanu ya’melun
113. in hısabühüm illa ala
Rabbı lev teş’urun
114. ve ma ene bi taridil mü’minın
115. in ene illa nezırum mübın
116. kalu le il lem tentehi ya nuhu
Le tekunenne minel mercumın
117. kale rabbi inne kavmı kezzebun
118. fettah beynı ve beynehüm
Fethav ve neccinı ve mem meıye
Minel mü’minın
119. fe enceynahü ve mem
Meahu fil fülkil meşhun
120. sümme ağrakna ba’dül bakıyn
121. inne fı zalik le ayeh ve ma
Kane ekseruhüm mü’minın
122. ve inne rabbeke le
Hüvel azızür rahıym
123. kezzebet adünil murselın
124. iz kale lehüm ehuhüm
Hudün ela tettekun
125. innı leküm rasulün emın
126. fettekullahe ve etıy’un
127. ve ma es’elüküm aleyhi min ecr in
Ecriye illa ala rabbil alemın
128. e tebnune bi külli
Riy’ın ayeten ta’besun
129. ve tettehızune mesanıa
Lealleküm tahlüdun
130. ve iza betaştüm
Betaştüm cebbarın
131. fettekullahe ve etıy’un
132. vettekullezı
Emeddeküm bima ta’lemun
133. emeddeküm bi en’amiv ve benın
134. ve cennativ ve uyun
135. innı ehafü aleyküm
Azabe yevmin azıym
136. kalu sevaün aleyna e veazte em
Lem teküm minel vaızıyn
137. in haza illa hulükul evvelın
138. ve ma nahnü bi müazzebın
139. fe kezzebuhü fe ehleknahüm
İnne fı zalike le ayeh ve ma kane
Ekseruhüm mü’minın
140. ve inne rabbeke le
Hüvel azızür rahıym
141. kezzebet semudül murselın
142. iz kale lehüm ehuhüm
Salihun ela tettekun
143. innı leküm rasulün emın
144. fettekullahe ve etıy’un
145. ve ma es’elüküm aleyhi men ecr in
Ecriye illa ala rabbil alemın
146. e tütrakune fı ma hahüna aminın
147. fı cennativ ve uyun
148. ve züruıv ve nahlin
Tal’uha hedıym
149. ve tenhıtune minel
Cibali büyuten farihın
150. fettekullahe ve etıy’un
151. ve la tütıy’u emral müsrifın
152. ellezıne yüfsidune fil
Erdı ve la yuslihun
153. kalu innema ente minel müsahharın
154. ma ente illa beşerum mislüna fe’ti
Bi ayetin in künte mines sadikıyn
155. kale hazihı nakatül leha şirbüv
Ve leküm şirbü yevmim ma’lum
156. ve la temessuha bi suin fe
Ye’huzeküm azabü yevmin azıym
157. fe akaruha fe asbehu nadimın
158. fe ehazehümül azab inne fı
Zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm
Mü’minın
159. ve inne rabbeke le
Hüvel azızür rahıym
160. kezzebet kavmü lutınil murselun
161. iz kale lehüm ehuhüm
Lutun ela tettekun
162. innı leküm rasulün emın
163. fettekullahe ve etıy’un
164. ve es’elüküm aleyhi min ecr in
Ecriye illa ala rabbil alemın
165. e te’tunez zükrane minel alemın
166. ve tezerune ma haleka leküm
Rabbüküm min ezvaciküm bel entüm
Kavmün adun
167. kalu leil lem tentehi ya lutu
Le tekunenne minel muhracın
168. kale innı li
Ameliküm minel kalın
169. rabbi neccinı ve
Ehlı mimma ya’melun
170. fe necceynahü ve ehlehu ecmeıyn
171. illa acuzen fil ğabirın
172. sümme demmernel aharın
173. ve emtarna aleyhim metara fe
Sae metarul münzerın
174. inne fı zalike le ayeh ve ma
Kane ekseruhüm mü’minın
175. ve inne rabbeke le
Hüvel azızür rahıym
176. kezzebe ashabül eyketil murselın
177. iz kale lehüm
Şüaybün ela tettekun
178. innı leküm rasulün emın
179. fettekullahe ve etıy’un
180. ve ma es’elüküm aleyhi min ecr in
Ecriye illa ala rabbil alemın
181. evfül keyle ve la
Tekunu minel muhsirın
182. vezinu bil kıstasil müstekıym
183. ve la tebhasün nase eşyaehüm ve
La ta’sev fil erdı müsidın
184. vettekullezı halekaküm
Vel cibilletel evvelın
185. kalu innema ente minel müsahharın
186. ve ma ente illa beşerum mislüna ve
İn nezunnüke le minel kazibın
187. fe eskıt aleyna kisefem mines
Semai in künte mines sadikıyn
188. kale rabbı a’lemü bi ma ta’melun
189. fe kezzebuhü fe ehazehüm
Azabü yevmiz zulleh innehu kane
Azabe yevmin azıym
190. inne fı zalike le ayeh ve ma
Kane ekseruhüm mü’minın
191. ve inne rabbeke le
Hüvel azızür rahıym
192. ve innehu le
Tenzılü rabbil alemın
193. nezele bihir ruhul emın
194. ala kalbike li tekune
Minel münzirın
195. bi lisanin arabiyyim mübın
196. ve innehu lefı zübüril evvelın
197. e ve lem yekül lehüm ayeten ey
Ya’lemehu ulemaü benı israıl
198. ve lev nezzelnahü ala
Ba’dıl a’cemın
199. fe karaehu aleyhim ma
Kanu bihı mü’minın
200. kezalike seleknahü fı
Kulubil mücrimın
201. la yü’minune bihı hatta
Yeravül azabel elım
202. fe ye’tiyehüm bağtetev
Ve hüm la yeş’urun
203. fe yekul hel nahnü münzarun
204. e fe bi azabina yesta’cilun
205. e feraeyte im metta’nahüm sinın
206. sümme caehüm ma kun yuadun
207. ma ağna anhüm ma kanu yümetteun
208. ve ma ehlekna min
Karyetin illa leha münzirun
209. zikra ve ma künna zalimın
210. ve ma tenezzelet bihiş şeyatıyn
211. ve ma yembeğıy lehüm
Ve ma yestetıy’un
212. innehüm anis sem’ı le ma’zulun
213. fe la ted’u meallahi ilahen ahara
Fe tekune minel müazzebın
214. ve enzir aşiratekel akrabın
215. vahfıd cenahake li menit
Tebeake minel mü’minın
216. fe in asavke fe kul innı
Berıüm mimma ta’melun
217. ve tevekkel alel azızir rahıym
218. ellezı yerake hıyne tekum
219. ve tekallübeke fis sacidın
220. innehu hüves semıul alım
221. hel ünebbiüküm ala men
Tenezzelüş şeyatıyn
222. tenezzelü ala külli effakin esım
223. yülkunes sem’a ve
Ekseruhüm kazibun
224. veş şüaraü
Yettebiuhümül ğavun
225. e lem tera ennehüm fı
Külli vadiy yehımun
226. ve ennehüm yekulune ma la yef’alun
227. illellezıne amenu ve amilus
Salihati ve zekerullahe kesırav
Ventesaru mim ba’di ma zulimu ve
Seya’lemüllezıne zalemu eyye
Münkalebiy yenkalibun
Meali
26 – şuarâ sûresi
227 âyettir. mekkî olup son dört
Âyeti medine’de inmiştir. 224.
Âyette şairlerden bahsolunup
Kur’ân’ın bir şair eseri
Olduğunu iddia eden muhalifler
Reddolunup, bununla beraber
Şairlerin makbul kısmının da
Bulunduğu kabul edilir. bu yön
Üzerinde durularak sûreye şuâra
Adı verilmiştir. hz. peygamberi
Takviye için hz. mûsa, hz.
İbrahim, hz. nûh, hz. hûd, hz.
Salih, hz. lût, hz. şuayb
(aleyhimü’s-selam) gibi
Peygamberlerin tebliğleri
Nakledilir. bunlar a’raf sûresinde
Daha tafsilatlı geçen
Kıssalardır. yalnız orada tarihî
Sıraya göre anılırlarken burada
Hikmet ve ibret icabı sıra
Değiştirilir. böylece
Kur’ân’ın, bazan kasden tarihî
Gaye değil, dinî gaye
Gözettiğine dikkat çekilmiş
Olur.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – tâ sîn mîm
2 – şunlar gerçekleri
Açıklayan kitabın âyetleridir.
Mübin: açık, gerçekleri
Açıklayan, allah’tan geldiği
Âşikâr ve kesin, hak ile batılı
Kesin olarak birbirinden ayıran
Anlamına gelir.
3 – onlar iman etmiyor diye
Üzüntüden nerdeyse kendini yiyip
Tüketeceksin. [35,8; 18,6]
4 – eğer dileseydik onlara
Gökten öyle bir mûcize indirirdik
Ki, onun karşısında ister istemez
Boyun bükerlerdi.
Allah dileseydi inkâr edenlerin,
İmana girmelerini gerektirecek
Mûcizeler gösterirdi. fakat onun
Hikmeti, insana verdiği akıl,
İrade gibi kabiliyetlere göre
İnsanlık şahsiyetine yaraşan bir
Hürriyet vermeyi dilemiştir. allah
İnsanın, gerek tekvinî kainat
Kitabına, gerek tenzilî kitabına
Yerleştirdiği âyetleri
İnceleyerek hidâyeti kabul etmesini
Beklemektedir. insan bu imtihan
Dünyasında gerçeğe yönelmekle
Gelişme ve yükselme imkânı
Bulmaktadır.
5 – (fakat biz bunu istemedik.) o
Sebeple, ne zaman onlara rahman’dan
Yeni bir mesaj gelse, mutlaka ona
Arkalarını dönüp uzaklaşırlar.
[12,103; 36,30; 23,44]
6 – nitekim işte bu mesajı da
Yalan saydılar, ama alay edip
Durdukları kur’ân’ın bildirdiği
Olaylar, yakında başlarına
Gelince, alay etmenin ne demek
Olduğunu anlayacaklardır.
7 – peki bunlar yeryüzüne, orada
Her güzel çiftten nice nebatlar
Yetiştirdiğimize hiç bakmıyorlar
Mı?
Aynı su ile sulanan, aynı toprakta
Binlerce çeşit ürünün
Yetişmesine dikkat edip, tesadüfe
En ufak bir yer olmadığını
Bilmek gerekir.
8 – elbette bunda alınacak ibret
Vardır; fakat onların ekserisi
İbret alıp da iman etmezler.
9 – ama senin rabbin azîz ve
Rahîmdir (mutlak galiptir, geniş
Merhamet sahibidir). [10,74]
10, 11 – bir vakit de rabbin
Mûsâ’ya: ‘haydi o zulme batmış
Olan topluma, yani firavunun
Halkına git. onlar küfür ve
İsyandan hâlâ mı
Sakınmayacaklar?” diye nida etti.
[20,47]
Hz. mûsâ (a.s.)’ın durumu hz.
Muhammed (a.s.)’ın durumundan daha
Çetin idi. zira o firavunun
Köleleştirdiği bir millete mensup
İdi. hz. mûsâ firavunun sarayında
Büyütülmüştü. dünyanın en
Güçlü bir hükümdarını hakka
Dâvet etmekle görevli idi. hz.
Peygamber ise muhataplarına göre
Eşit konumda olup, kureyş’in
Dünyevi güçleri, firavun
Sultanlığı ile kıyas bile
Edilemezdi. işte bu kıssa ile
Kur’ân kureyş’e ve herkese şu
Dersi vermek istiyor: ‘o zor
Şartlarda bile hak din galip geldi.
Mekke kâfirlerinin bu dâveti
Engellemesi mümkün değildir.”
12-13 – ‘ya rabbi” dedi,
‘korkarım ki beni yalancı
Sayarlar, benim de göğsüm
Daralır, dilim tutulur. onun için
Harun’a da risalet ver.” [28,34;
20,29]
14 – ‘hem sonra onların benim
Üstümde bir hakları da var.
Bundan ötürü beni
Öldürmelerinden endişe
Ediyorum.” [28,15]
15 – ‘hayır ” buyurdu, ‘benim
Âyetlerimle gidin, biz de sizinle
Beraberiz, olup bitenleri
İşitiriz.” [28,35; 20,46]
16-17 – gidin o firavun’a: ‘biz
Rabbülâlemin tarafından sana
Gönderilen elçiyiz, o’ndan sana
Mesaj getirdik: israiloğullarını
Serbest bırakacaksın, bizimle
Gelecekler ” deyin. [20,46]
Hz. mûsâ ile harun’un başlıca
İki görevleri vardı. 1.firavun’u
Ve halkını bir allah’a kulluğa
Çağırmak. 2.israiloğullarını,
Firavun’un esaretinden kurtarmak.
Kur’ân bazan her ikisinden (naziat
Sûresinde), bazen birinden
Bahseder.
18 – ‘a ” dedi, ‘sen şu
Bebekken alıp yanımızda
Büyüttüğümüz çocuk değil
Misin? sonra da bizim sarayımızda
Senelerce kalmış, ömrünün bir
Kısmını bizimle geçirmiştin?”
19 – ‘sonunda da bildiğin o işi
Yapmıştın. sen doğrusu
Nankörün tekisin ”
20 – ‘ben” dedi,
‘yanlışlıkla, sonunda ne
Olacağını bilmeksizin, şaşkın
Bir vaziyette o işi
Yapmıştım.”
21 – ‘sizden korktuğum için de
Kaçmıştım. ama rabbim bana
Hüküm ve hikmet verdi ve beni
Peygamberler arasına dahil etti.”
[28,21; 6,89; 45,16]
22 – ‘o başıma kaktığın
İyilik ise, israiloğullarını
Köleleştirmenin bir sonucu değil
Miydi?”
23 – firavun: ‘sahi, şu
Bahsettiğin rabbulâlemin de ne?”
Dedi. [28,38; 43,51-52]
Firavun, rabbülâlemin’in
Mahiyetini soruyor. bir şeyin
Mahiyeti ise, benzerleri ile ortak
Olduğu genel gerçektir. ‘onun
Türü veya cinsi nedir?” diye
Sormuş oluyor. allah teâlanın
Benzeri olmadığından hz. mûsâ
(a.s.) cevabında üslub-i hakîm
Tarzını seçip, yalnız,
Rabbülâlemin’in ismini kavram
Mânasıyla düşündürmek üzere,
Alemini tefsir ederek ‘göklerin ve
Yerin rabbi” diyor.
24 – ‘eğer işin gerçeğini
Bilmek isterseniz söyleyeyim: o,
Göklerin, yerin ve ikisi arasında
Olan her şeyin rabbidir.”
25 – firavun alaycı bir şekilde
Çevresindekilere: ‘bu adamın
Dediklerini işittiniz değil mi?
(aklısıra cevap veriyor).
26 – mûsâ onu hiç duymamış
Gibi sözüne devam ederek: ‘o sizin
De, sizden önceki babalarınızın
Da rabbidir.”
27 – firavun: ‘dikkat edin size
Gönderilen bu elçi kesinlikle bir deli ”
28 – mûsâ: ‘o doğunun da,
Batının da, doğu ile batı
Arasındaki her şeyin de rabbidir.
Aklınız varsa bunu
Anlarsınız.” [2,258]
29 – firavun, mûsâ’ya cevaben:
‘eğer benden başka tanrı kabul
Edersen mutlaka seni zindanlık
Ederim ” dedi. [7,127; 79,24;
28,38]
30 – ‘ya” dedi, ‘sana
Doğruluğumu ispatlayan âşikâr
Bir delil getirmiş olsam da mı?”
31 – ‘haydi, dedi, doğru söylüyorsan,
Göster o belgeni de görelim ”
32 – bunun üzerine mûsa
Asâsını yere attı. bir de ne
Görsünler: değnek her haliyle tam
Bir ejderha oluvermiş [27,12;
28,32]
33 – bir de elini koynundan
Çıkardı ki bakanların gözlerini
Kamaştıracak kadar parlak mı
Parlak [27,12; 28,32]
34 – firavun etrafındakilere: ‘bu adam,
Dedi, galiba usta bir sihirbaz ”
35 – ‘büyü gücü ile sizi
Yerinizden yurdunuzdan çıkarmak
İstiyor, ne buyurursunuz,
Görüşünüzü bildirin ”
[7,110]
36-37 – ‘bunu ve kardeşini biraz
Burada beklet, bütün şehirlere
Haber gönder, sonra ne kadar mahir
Sihirbaz varsa alıp gelsinler ”
Dediler.
38 – böylece belirlenen günde
Bütün usta sihirbazlar toplandı.
39-40 – halka da: ‘haydi ne
Duruyorsunuz, siz de toplansanıza ”
‘umarız büyücüler galip gelirler
De biz de onların dinlerine tâbi
Oluruz ” denildi.
Bu büyücüler, büyünün önemli
Bir rol oynadığı amon
Kültürünün resmî
Rahipleriydiler. dolayısıyla,
Onların hz. mûsâ’ya galebe
Çalmaları devlet dininin halkın
Gözünde önemini pekiştirecekti.
Onların ana gayeleri mûsâ’ya
Tâbi olmama idi. yoksa gerçekte
Sihirbazların dinlerine de tâbi
Olma gayeleri yoktu. büyücülere
Moral vermek için ve onları tam
Gayrete getirmek için: ‘haydi
Görelim sizi galip gelin de biz de
Sizin dininize girelim” diye
Teşcî ediyorlardı. bu sözü
Kinaye kabilinden söylemişlerdi.
41 – büyücüler firavunun
Huzuruna varınca ona:
‘biz galip gelirsek, elbet bize büyük bir
Ödül verilir herhalde ” dediler.
42 – ‘evet, evet dedi, üstelik,
Sizi yakın çevreme alacağım,
Benim gözdelerimden
Olacaksınız.”
43 – yarışma başlayınca mûsa:
‘önce siz marifetinizi ortaya
Koyun, ne atacaksanız atın ”
Dedi.
44 – iplerini ve
Değneklerini yere attılar
Ve:
‘firavun’un izzetine yemin ederiz ki galip
Gelen biz olacağız” dediler.
45 – derken mûsâ da
Değneğini yere attı;
Bir de ne görsünler:
O, büyücülerin göz boyayarak
Uydurup ortaya koydukları şeyleri
Yutuveriyor
46 – bunu gören sihirbazlar
Derhal secdeye kapandılar.
47-48 – ‘rabbülâlemine, mûsâ
İle harun’un rabbine biz de iman
Ettik” dediler. [17,81; 21, 18;
20,65-66; 7,116-122]
49 – firavun: ‘demek ben size izin
Vermeden ona inandınız ha
Anlaşıldı: size büyüyü
Öğretmiş olan ustanız oymuş
Size yapacağımı da
Yakında öğreneceksiniz.
Farklı yönlerden olmak üzere el
Ve ayaklarınızı kesecek ve
Hepinizi asacağım ”
50 – ‘hiç önemi yok” dediler, ‘biz
Zaten rabbimize döneceğiz ”
51 – ‘iman edenlerin öncüleri
Olduğumuzdan ötürü umarız ki
Rabbimiz günahlarımızı
Affeder.”
52 – mûsâ’ya da: ‘mümin
Kullarımı geceden yola çıkar;
Zira siz mutlaka takip
Edileceksiniz ” diye vahyettik.
53 – firavun ise onları takip
Etmek gayesiyle, bütün şehirlere
Asker toplamak üzere görevliler
Çıkardı.
54 – ‘esasen bunlar çok
Küçük, sefil bir gruptur.”
55 – ‘fakat bize karşı kızgın
Olup diş bilemektedirler.
56 – ‘biz de elbette uyanık,
Tedbirli bir topluluğuz” diyordu.
57-58 – ama neticede biz onları
Bahçelerinden ve pınarlarından,
Hazinelerinden, servetlerinden
Ve kendilerince çok değerli makam
Ve mevkilerinden çıkardık.
59 – bu olay böylece tamamlandı.
Bahsedilen bütün o nimetlere
İsrailoğullarını mirasçı
Yaptık. [7,137; 28,5]
Bu ara cümle [7,137] de atıfta
Bulunulan, israiloğullarının
Mısır’daki sefalet günlerinden
Sonra filistin’de kavuşacakları
Bolluk ve ikbal günlerine işaret
Etmektedir.
60 – (takip kıssasına dönelim)
Güneş doğup ortalığı
Aydınlatırken firavun’un ordusu
Onları takibe koyuldu. [44,24]
61 – iki topluluk birbirini
Görecek kadar yaklaşınca
Mûsâ’nın arkadaşları: ‘eyvah
Bize yetiştiler ” dediler.
62 – ‘hayır, asla ” dedi,
‘rabbim benimledir ve o muhakkak ki
Bana kurtuluş yolunu
Gösterecektir.”
63 – biz mûsâ’ya: ‘asânı
Denize vur ” diye vahyettik.
Vurur vurmaz deniz yarıldı, öyle
Ki birer koridor gibi açılan her
Yolun iki yanında sular büyük
Dağlar gibi yükseldi. [20,77]
64-66 – ötekileri (firavun’un
Ordusunu da) oraya yaklaştırdık.
Mûsâ’yı ve beraberinde olan
Herkesi kurtardık. öbürlerini ise
Suda boğduk.
67 – elbette bunda alınacak ibret
Vardır, fakat onların ekserisi
İbret alıp da iman etmezler.
68 – ama senin rabbin aziz ve
Rahimdir (mutlak galiptir, geniş
Merhamet sahibidir).
69 – onlara ibrahim’in
Başından geçenleri de anlat.
70 – günün birinde o babasına
Ve halkına hitaben: ‘söyler
Misiniz siz neye ibadet
Ediyorsunuz?” dedi.
71 – onlar da: ‘kendi
Putlarımıza ibadet ediyoruz.”
Dediler ve ilave ettiler: ‘onlara
Tapmaya da devam edeceğiz ”
72-73 – ‘peki onlar” dedi, ‘siz
Kendilerine dua ettiğinizde sizi
İşitiyorlar mı?
Yahut taptığınızda size fayda
Veya tapmadığınızda size zarar
Verebiliyorlar mı?
74 – ‘yook dediler, ama
Atalarımızı böyle bir uygulama
İçinde bulduk, biz de onu
Benimsedik.”
75-76 – ibrahim: ‘peki, gerek
Sizin, taptığınız gerek, gelip
Geçmiş babalarınızın taptığı
Şeyler hakkında biraz olsun
Düşünmediniz mi?
77 – bilin ki bütün o ibadet
Ettiğiniz tanrılar, rabbülalemin
Hariç, hepsi benim
Düşmanlarımdır. [10,71;
11,54-56; 6,81; 43,26]
Kur’ân’ın, hz. ibrâhim (a.s.)
In tevhid inancına fazla yer
Vermesinin hikmeti şudur: araplar,
Hz. ibrâhim’in dinine mensup
Olmakla öğünüyorlardı. öte
Yandan yahudi ve hıristiyanlar da
Onun, dinlerinin öncüsü olduğunu
İleri sürüyorlardı. kur’ân
Bütün onlara şunu vurgulamak
İstiyordu ki: hz. ibrâhim’in dini,
Şimdi hz. muhammed (a.s.)’ın size
Bildirdiği islâm dinidir. o bu
İnanç içindir ki ailesini,
Vatanını ve milletini terkedip
Gâh filistinde, gâh hicazda gâh
Mısırda sürgün hayatı yaşamak
Zorunda kalmıştı.
78 – o’dur beni yaratan ve hayat
İmkânlarını veren, maddeten ve
Mânen yol gösteren.
79 – o’dur beni doyuran,
O’dur beni içiren.
80 – hastalandığımda
O’dur bana şifa veren.
81 – o’dur beni öldürecek ve
Sonra da diriltecek olan.
Allah insanı yaratıp kendi haline
Bırakmamıştır. onun vücudunu
Devamlı surette geliştirme, her
Türlü ihtiyaçlarını
Karşılama, ona zarar verecek
Binlerce tehlikeden koruma işlerini
De uhdesine almıştır. yüce
Yaratıcı bunu öyle bir sisteme
Bağlamıştır ki insanın bu kadar
İlerleyen bilgi ve tecrübeleri, bu
Sistemi güzelce farketmekle beraber
Lâyıkıyla kavrayamamaktadır.
82 – büyük hesap günü
Günahlarımı bağışlayacağını
Umduğum ulu rabbim de yine o’dur.
[4,48]
83 – ya rabbî bana hikmet ver ve
Beni salihler arasına dâhil eyle
[26,21; 2,130]
84 – gelecek nesiller içinde iyi
Nam bırakmayı, hayırla anılmayı
Nasib eyle bana. [37,108; 2,129]
85 – naim cennetlerine vâris
Olanlardan eyle beni ya rabbî. [23,10]
86 – babamı da affet, ona tövbe
Ve iman nasib et, zira o yolunu
Şaşıranlar arasında. [19,47;
9,114; 60,4]
87 – insanların diriltilip bir
Araya toplandığı mahşer günü
Rüsvay eyleme beni ya rabbî.
88 – o gün ki ne mal, ne mülk,
Ne evlat insana fayda eder. [6,94;
23,101; 18,46]
89 – o gün insana fayda sağlayan
Tek şey, allah’a teslim ettiği
Selim bir gönül olur.
90 – o gün cennet müttakilere
Yaklaştırılır. [15,45]
91 – o gün cehennem
Azgınlara gösterilir. [21,98]
92-93 – ve onlara: ‘nerede o,
Allah’tan başka taptıklarınız?
Size yardım edebiliyorlar mı,
Kendilerini olsun kurtarabiliyorlar
Mı?” denilir.
94-95 – arkasından onlar da, o
Azgınlar da ve topyekün iblis
Ordusu da cehenneme fırlatılır.
96-102 – orada putlarıyla
Çekişirken şöyle derler ‘vallahi
De, tallahi de biz besbelli bir
Sapıklık içinde imişiz ”
‘çünkü biz sizi rabbülâlemin
İle bir tutuyorduk. ama bizi
Saptıranlar da, o mücrimler oldu.
‘şimdi artık ne şefaatçimiz var
Bizim, ne candan bir dostumuz ”
‘ah ne olurdu, imkân olsa da
Dünyaya bir dönsek ve müminlerden
Olsaydık ” [36,56; 40,47; 7,53;
38,64]
Siyaktan iyice anlaşıldığı
Üzere âyet, kâfirler lehindeki
Şefaati reddetmektedir. yoksa
Müminler hakkındaki şefaati
İnkâr edenlerin bu âyeti ileri
Sürmeleri geçersizdir.
103 – elbette bunda alınacak
İbret vardır; fakat onların
Ekserisi ibret alıp da iman
Etmezler.
104 – ama senin rabbin aziz ve
Rahîmdir (mutlak galiptir, geniş
Merhamet sahibidir).
105 – nûh’un halkı da
Gönderilen resûlleri yalancı
Saydı. [36,14; 7,59-84]
106 – kardeşleri nûh onlara
Şöyle demişti: ‘hâla inkâr ve
İsyandan sakınmayacak mısınız?
107 – bilin ki ben size
Gönderilmiş güvenilir bir
Elçiyim.
108 – öyleyse allah’a karşı
Gelmekten sakının da bana itaat edin.
109 – bu hizmetten ötürü sizden
Hiçbir ücret istemiyorum. benim
Ücretimi verecek olan, ancak
Rabbülalemîn’dir.
110 – haydi öyleyse allah’a
Karşı gelmekten sakının da bana
İtaat edin.”
111 – ‘a ” dediler, ‘seni
İzleyenlerin, toplumun en aşağı
Tabakasından olduklarını göre
Göre sana inanmamızı nasıl
Beklersin?” [6,52-53; 80,5-12]
112-113 – nûh: ‘onların daha önce ne
Yaptıkları hakkında bilgim yoktur.
Sizin azıcık bir şuurunuz
Olsaydı bilirdiniz ki onların
Hesabı ancak rabbime aittir.
114-115 – ben iman edenleri asla
Kovamam. ben sadece açıkça uyaran
Bir elçiyim.”
116 – ‘nûh bizi dinle ”
Dediler, ‘eğer bu dâvadan
Vazgeçmezsen, mutlaka taşa
Tutulacaksın
Mercûm’un iki anlamı olabilir:
1.taşlanmış, recm edilmiş. 2.her
Taraftan azarlanmış, lanetlenmiş.
Burada her iki mâna da geçerlidir.
117-118 – ‘ya rabbî, dedi,
Halkım beni yalancı saydı.
Artık benimle onlar arasındaki
Hükmünü sen ver, beni ve
Beraberimdeki müminleri sen halas
Eyle ya rabbî ” [54,10-14]
119 – hülasa biz de onu ve
Yanındakileri o yükle dolu gemi
İçinde kurtardık.
120 – arkasınden geride
Kalanları da suda boğduk.
121 – elbette bunda
Alınacak ibret var,
Fakat onların ekserisi ders
Alıp da iman etmezler.
122 – ama senin rabbin aziz ve
Rahîmdir (mutlak galiptir, geniş
Merhamet sahibidir).
123 – âd halkı da
Resûlleri yalancı saydılar.
124-127 – kardeşleri hûd onlara
Şöyle dedi: ‘hâlâ inkâr ve
İsyandan sakınmayacak mısınız?
Bilin ki ben size gönderilmiş
Güvenilir bir elçiyim.
Öyleyse alaha karşı gelmekten
Sakının da bana itaat edin. bu
Hizmetten ötürü sizden hiç bir
Ücret istemiyorum.
Benim ücretimi verecek olan ancak
Rabbülâlemindir. [25,4-5; 16,24]
128-130 – siz her yol üzerinde,
Gelip geçenleri şaşırtmak için
Bir alamet yapıp
Saçma sapan şeylerle mi
Uğraşırsınız?
O muazzam yapıları dünyada ebedi kalmak
Gayesiyle mi inşa ediyorsunuz?
Başkalarının hukukuna karşı
Hiç sınır tanımadan hep böyle
Zorbalık mı yapacaksınız?
[89,6-7; 53,50; 41,15; 46,25; 69,7]
Hz. hud o binaların sadece plan,
Sayı ve ihtişamlarına değil,
Aynı zamanda bu israflı
Yapıların o milletin ahlâk,
Kültür ve medeniyeti üzerindeki
Yakın etkilerine de itiraz etmiş
Oluyordu.
131-135 – allah’a karşı gelmekten
Sakının da bana itaat edin.
Size bildiğiniz bunca nimetleri veren,
Size evcil havyanlar ve
Evlatlar ihsan eden,
Bağ ve bahçeler, pınarlar lütfeden o
Rabbinize karşı gelmekten sakının.
Müthiş bir günün azabının
Tepenize ineceğinden, gerçekten
Endişe ediyorum ”
136-138 – ‘sen” dediler, ‘ha
Böyle nasihat etmiş, ha
Etmemişsin, bize göre hepsi bir.
Bizim tuttuğumuz yol, önceki
Atalarımızın sürüp gelen
Adetlerinden başka birşey
Değildir.
Biz bundan ötürü de
Cezalandırılacak değiliz ”
[11,53]
139 – neticede onu yalancı
Saydılar, biz de onları imha ettik.
Elbette bunda, alınacak ibret var,
Fakat onların ekserisi ibret
Ders da iman etmezler.
140 – ama senin rabbin aziz ve
Rahimdir (mutlak galiptir, geniş
Merhamet sahibidir). [7, 73;
11,61-68; 15,80; 27,45]
141 – semud halkı da
Resûlleri yalancı saydı.
142-145 – kardeşleri salih onlara
Şöyle dedi: ‘hâla inkâr ve
İsyandan sakınmayacak mısınız?
Bilin ki ben size gönderilmiş
Güvenilir bir elçiyim.
Öyleyse allah’a karşı gelmekten
Sakının da bana itaat edin.
Bu hizmetten dolayı sizden
Hiçbir ücret istemiyorum.
Benim ücretimi verecek olan
Ancak rabbülâlemindir.
146 – siz burada, konfor ve güven
İçinde kendi rahatınıza
Bırakılacağınızı mı
Sanıyorsunuz?
147-148 – bağlarda, bahçelerde,
Pınarların başında, ekinler,
Bostanlar, dalları kırılacak
Derecede yüklü salkımları sarkan
Hurmalıklar içinde
Devamlı kalacağınızı
Mı sanıyorsunuz?
149 – böyle düşündüğünüz
İçin mi dağlarda ince bir sanat
Eseri lüks villalar yontuyorsunuz?
Hicazın kuzeyinde medine ile tebük
Civarında hicr dağının batı
Yamaçlarında semudluların
Kayalara oydukları mesken ve
Mezarlara dikkat çekilmektedir. bu
Yapılar, yüksek bir uygarlık ve
Dünyevi kudrete işaret eden ince
Bir zevk ve büyük emek
Ürünüdürler. kalıntıları bu
Gün de görülebilir durumda olan
Bir takım hayvan figürleri ve
Kitabelerle süslü bu yapılar,
Popüler arap dilinde medayin salih
Diye adlandırılır.
150-152 – artık allah’a karşı
Gelmekten sakının da bana itaat edin.
Sakın işi gücü dünyada fesat
Çıkarıp nizamı bozmak olan,
Düzeltme için ise hiç bir
Gayretleri bulunmayan o haddi
Aşanların isteklerine uymayın.
153-154 – ‘sen” dediler, ‘bir sihirin
Etkisine kapılmışlardan birisin.
Hem bize hiçbir üstünlüğün
Yok, bizim gibi bir insansın.
Yok eğer böyle değilsen, iddianda
Doğru isen mûcize göster bize ”
155-156 – salih: ‘işte
Mûcize, şu dişi deve
Nöbetleşe olarak, kuyudan bir onun
İçme sırası, belirli günde de
Sizin içme sıranız olsun.
Sakın ona fenalık dokundurayım
Demeyin, yoksa sizi müthiş bir
Günün azabı bastırıverir.”
Dedi.
157 – derken, deveyi
Boğazladılar, ama çok geçmeden
Yaptıklarına pişman oldular.
158 – çünkü bildirilen o
Azap onlar bastırıverdi.
Elbette bunda alınacak ibret
Vardı. ama onların ekserisi ders
Alıp da iman etmezler.
Semud halkından günümüze ulaşan
Tarihî kalıntılar vardır. hicr
Denilen bölgede (medine ile tebük
Arasında) yer alan bu kalıntılar
Arasında bir de kuyu vardır. bu
Kuyu osmanlı devletinden kalan bir
Askeri karakol içinde olup, hz.
Salih’in mûcizevî devesinin su
İçtiği kuyu olduğu
Bildirilmektedir. harabelerden,
Müthiş zelzelenin 500 x 200 km.
Çapında bir kısmı etkilediği
Anlaşılmaktadır (tefhim).
Hicr’deki kalıntıların benzerleri
Ürdünde petra bölgesinde de
Vardır. bazı şarkiyatçılar
Kur’ân hakkında şüphe
Uyandırmak için hicr’deki
Binaların semud’a değil,
Nabatlılara ait olduğunu iddia
Ederler. halbuki nabatlılar, semud
Halkından öğrenip bu san’atı
Mükemmel duruma ulaştırmış
Olabilirler.
159 – ama senin rabbin aziz ve
Rahîmdir (mutlak galiptir, geniş
Merhamet sahibidir).
160 – lût halkı da
Elçi yalancı saydı.
161-164 – kardeşleri lût onlara
Şöyle dedi: ‘hâla inkâr ve
İsyandan sakınmayacak mısınız?
Bilin ki ben size gönderilmiş
Güvenilir bir elçiyim.
Öyleyse allah’a karşı gelmekten
Sakının da bana itaat edin.
Bu hizmetten ötürü sizden hiç
Bir ücret istemiyorum.
Benim ücretimi verecek olan ancak
Rabbülalemindir. [7,80-84;
11,74-83; 15,57-77; 29,28-35]
165,166 – neden siz bütün
İnsanlardan sadece erkeklere
Şehvetle varıyorsunuz?
Neden rabbinizin sizin için
Yarattığı eşlerinizi bırakıp
Da bu işi yapıyorsunuz?
Siz hakikaten iyice azmış
Bir toplumsunuz.”
167 – ‘bizi dinle lût ”
Dediler, ‘bu söylediklerine son
Vermezsen mutlaka yurt dışına
Sürüleceksin. [7,82]
168-169 – ‘ben” dedi, ‘sizin
Yaptığınız bu işten nefret ediyorum.
‘beni ve bana tâbi olanları, onların
Yaptıkları kötülüğün cezasından
Ve onların her türlü şerrinden
Sen kurtar ya rabbi ”
170 – biz de onu ve ona
Uyanları tamamen kurtardık.
171 – yalnız bir koca karı geride
Kalıp helâk edilenler arasında oldu.
172 – sonra geridekileri
Hep imhâ ettik.
Lut halkının başına inen azap
Tevrat’ta ve antik dönemden kalan
Eserlerde de yer alır. ayrıca,
Bazı tarihî ve arkeolojik
Araştırmalar da olayı tesbit
Etmektedir. olay lût gölü (ölü
Deniz) civarında, m. ö. yaklaşık
1900 sıralarında vaki olmuştur.
Bu vadide lut kavminin yaşadığı
Sodom şehrinin yanısıra gomore,
Adma, zebuyem kentleri de vardı.
173 – üzerlerine öyle helâk eden bir
Yağmur yağdırdık ki sorma
Uyarılanların başına yağan
Musîbet ne fena idi
174 – elbette bunda alınacak
İbret vardır. fakat onların
Ekserisi ders alıp da iman
Etmezler.
175 – ama senin rabbin aziz ve
Rahîmdir (mutlak galiptir, geniş
Merhamet sahibidir).
176 – eyke halkı da
Resulleri yalancı saydı.
Eyke ile medyen bazı müfessirlere
Göre aynı, bazılarına göre ise
İki ayrı kavim idi. muhtemelen
Bunlar aynı ırkın iki kolu
İdiler. hz. ibrâhim’in oğlu
Medyen’e nisbet edilen bu halk,
Hicaz’ın kuzeyinden itibaren
Filistin’in güneyine kadar
Çeşitli yerleşim merkezleri
Kurmuşlardı.
177-180 – şuayb onlara şöyle
Dedi: ‘hâlâ inkâr ve isyandan
Sakınmayacak mısınız?
Ben size gönderilmiş
Güvenilir bir elçiyim.
Öyleyse allah’a karşı gelmekten
Sakının da bana itaat edin.
Bu hizmetten ötürü sizden
Hiçbir ücret istemiyorum.
Benim ücretimi verecek olan,
Ancak rabbülâlemindir.”
181 – ölçeği, tam ölçün de eksik
Ölçüp hak yiyenlerden olmayın.
182-183 – doğru terazi ile tartın,
Halkın hakkından bir şey kısmayın.
Ülkede bozgunculuk yaparak
Nizamı bozmayın.
184 – ‘sizi de sizden önceki
Nesilleri de yaratan rabbinize
Karşı gelmekten sakının.”
185 – ‘sen” dediler, ‘bir
Sihirin etkisine kapılmışsın.
186 – bize hiç bir üstünlüğün yok,
Sen de bizim gibi bir insansın.
Doğrusu, biz seni
Yalancılardan sanıyoruz.
187 – eğer peygamberlik
İddiasında doğru isen haydi
Gökten üstümüze bir parça
Düşür, üstümüze azap indir.”
[17,92; 8,32]
188 – şuayb: ‘rabbim sizin
Yaptıklarınızı çok iyi
Biliyor.” dedi. [7,88; 11,87]
189 – yine de onu yalancı
Saydılar. bunun üzerine o gölge
Gününün azabı onları
Bastırıverdi. gerçekten o
Müthiş bir günün azabı idi.
Rivayete göre allah onlara yedi
Gün ve sekiz gece süren şiddetli
Bir sıcak verdi. evlere
Sığınıp, sonra ovaya çıkmaya
Mecbur kaldılar. gölgeleyen bir
Bulutun altında toplandılar. o
Gölgelik bir ateş halinde
Üzerlerine düşüp hepsini yiyip
Bitirdi.
190 – elbette bunda
Alınacak ibret vardır.
Fakat onların ekserisi ders
Alıp da iman etmezler.
191 – ama senin rabbin aziz ve
Rahîmdir (mutlak galiptir, geniş
Rahmet sahibidir).
192 – elbette bu kur’ân
Rabbülâleminin indirdiği bir
Kitaptır.
193-195 – onu rûhu’l-emin, uyaran
Nebîlerden olman için, senin
Kalbine açık ve vazıh bir arapça
İle indirmiştir. [2,97]
196 – bu kur’ân’a, elbette
Öncekilerin kitaplarında da
İşaret edilmişti. [7,157]
Maksat şudur: ‘bu zikir, bu vahiy
Ve bu ilahî emirler, daha önce
Gönderilmiş ilahî kitaplarda da
Vardır. bunların hiçbiri ilk
Olarak kur’ân’da yer almış
Değildir.
197 – israiloğullarından
Bilginlerin onu bilmeleri, onlar
İçin bir delil değil midir?
198-199 – eğer biz kur’ân’ı
Arap olmayanlardan birine
İndirseydik de o’nu kendilerine
Okusaydı, yine de ona iman
Etmezlerdi. [15,14-15; 10,96-97]
Hz. peygamberin karşılaştığı
İnatçı inkârın bir şekli de şu
İdi: ‘o’nun getirdiği mesaj
Arapçadır. kendisi de arap olduğu
İçin bunu kendisinin
Hazırladığı söylenebilir.
Şayet kendisinin de, bizim de
Bilmediğimiz bir dilden olsaydı
Ona inanabilirdik.” oysa allah
Onların dediği gibi yapsaydı, bu
Sefer şöyle diyeceklerdi. ‘bu
Yabancıyı cin tutmuş başka
İzahı yok ” allah teâla onlara
Cevaben kolaylıkla anlamaları
İçin kendi dillerinde
Gönderildiğini bildirmiştir
[44,58]. fakat onlar bunu
Anlamazlıktan gelmişlerdir.
Aslında arapça dışında bir dil
İle gönderilseydi, yine onlar: ‘şu
Tuhaflığa bakın: arap milletinden
Bir resul gönderilmiş, ama ona
Öyle bir mesaj verilmiş ki ne
Kendisi anlıyor, ne de halkı ”
(krş. 41,44). allah onların
Çaresizlik içindeki son
Bahanelerini, daha doğrusu
Sayıklamalarını da
Cevaplandırmıştır: ‘vahyi
Gökten kağıtlar halinde indirsek,
Onlar da elleriyle tutsalar dahi bu
Sefer de: ‘bu bir büyüden ibaret,
Gerçek olamaz ” derlerdi [6,7].
200-201 – işte aynen bunun gibi,
Biz o yalanlamayı o mücrimlerin
Kalplerine öyle bir soktuk ki, o
Can yakıcı azaba girmedikçe ona
İman etmezler.
202 – işte bu azap, kendilerine
Ansızın gelir ki, onlar hiç
Farkında olmazlar.
203 – işte o zaman: ‘acaba,
Bize, azıcık olsun, bir mühlet
Verilir mi” derler. [14,44;
40,84-85]
204 – hâla, onlar bizim
Azabımızın çarçabuk gelmesini
Mi istiyorlar. [29,29-53]
205-207 – ne dersin: onları
Yıllarca yaşatsak da, sonra tehdit
Edildikleri o azap başlarına
Gelse, onca seneler yaşayıp
Zevklenmeleri kendilerini
Kurtarabilir mi? [2,96; 92,11]
208 – biz hiç bir ülkeyi,
Uyarıcıları gelmeden imha
Etmedik. [17,15; 28,59]
209 – öğüt ve hatırlatmada
Bulunulmuştur. biz hiçbir zaman
Zalim olmadık.
210 – kur’ân’ı asla
Şeytanlar indirmiş değildir.
211 – bu, onların yapacağı iş
Değildir hem isteseler de buna
Güçleri yetmez
212 – çünkü onlar vahyi işitmekten
Kesinlikle menedilmişlerdir. [72,8-10]
213 – öyleyse sakın, allah ile
Beraber başka tanrıya yalvarma,
Sonra azaba mâruz kalanlardan
Olursun. [36,6; 6,92; 51,19,97;
11,17]
214 – önce en yakın
Akrabalarını uyar.
Bu emir, islâm’ın bir prensibini
Ortaya koymaktadır: peygamber ve
Ailesi için hiç bir ayrıcalık
Yoktur. hatta yükümlülükler
Önce onlardan başlamaktadır:
Zekat diğer müslümanlara
Düşerken, peygamber ailesine
Haramdır. ilk kaldırılan faiz,
Hz. peygamberin amcası abbas (r.a)
Inki olmuştur. faraza suç
İşlemeleri halinde peygamber
Hanımlarının cezası iki misli
Olarak belirlenmiştir. [33,30]
215 – sana tâbi olan
Müminlere kol kanat ger.
216 – bununla beraber
Akrabalarından sana isyan edenlere
‘ben sizin yaptıklarınızdan
Beriyim” de.
217 – sen o aziz-u rahîme (o
Mutlak galip ve geniş rahmet
Sahibine) güvenip dayan.
218-220 – sen yolunda kaim
Olurken, namaza dururken de, o seni
Elbette görüyor. secde edenler,
İbadet edenler arasında
Dolaşmalarını da görüyor.
Çünkü her şeyi hakkıyla
İşiten, hakkıyla bilen o’dur.
[5,67; 52,48]
221 – (şeytanlardan
Bahsediyorlar) şeytanların asıl
Kime indiğini bildireyim mi?
222 – onlar yalan ve iftiraya,
Günaha düşkün kimselere inerler.
223 – çünkü o iftiracılar
Şeytanlara kulak verirler, esasen
Onların çoğu yalancıdırlar.
Yalancı, iftiracı kâhinler,
Bilgileri noksan olduğundan,
Onlardan birtakım vehimler,
Emareler öğrenirler, sonra
Hayalhanelerinden gerçeğe uymayan
Hürafeler çıkarırlar,
Uydurdukları yalanları söylerler.
Hadis-i şerifte: ‘cinnî, gayb
Aleminden bir kelime kapar, sonra
Onu insanlardan olan dostunun
Kulağına koyar, o da yüz yalan
İlave ederek onu söyler.”
Bildirilmiştir. ‘yulkûne” nin
Faili, yani ‘dinleme işini
Yapanlar” şeytanlar da olabilir.
Yani onlar mele-i a’lâya kulak
Vermeye çalışırlar.
224 – şairler var ya, bunların peşine
De sapkınlarla çapkınlar düşer
225-226 – görmez misin onlar her
Vadide sözcüklerin, hayallerin
Peşinde dolaşır ve
Yapmayacakları şeyleri söylerler.
[36,69; 69,41]
227 – ancak iman edip, güzel ve
Makbul işler yapanlar, allah’ı
Çok zikredip ananlar ve zulme
Mâruz kaldıktan sonra haklarını
Savunanlar müstesna.
Zalimler de nasıl bir ınkılab ile
Devrileceklerini, yakında
Öğrenirler. [40,52]
Cahiliye dönemi arap şiirinde
Şehvet, intikam, ırkçılık gibi
Duygular hakim olup fazilet
Temaları az yer alırdı. onun
İçin hz. peygamber, genellikle
Şiir karşısında olumsuz bir
Tavır takınmıştır. fakat bu
Arada bazan şiir dinlemiş, bir
Keresinde: ‘bazı şiirler hikmet
Doludur” buyurmuştur. ümeyye b.
Ebi’s-salt hakkında: ‘şiiri iman
Etti, ama kendisi kâfirdir”
Demiştir. bu olumlu tavır 227.
Ayetin istisnasının tefsiri
Kabilindedir. bu ayet: 1. iman, 2.
Makbul işler işleme, 3. allah’ı
Sık sık hatırlama, 4 – şahsi
Hislerle hareket etmeyip kamunun
Haklarını savunma şartları ile
Şiiri mübah kılmıştır. bu
İtibarla hz. peygamber (a.s.) kâb
B. mâlik, hassan b. sâbit gibi
Şairleri övmüştür.