Abdulbasit Abdussamed Yunus Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Yunus Suresi

Yunus suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. elif lam ra tilke
Ayatül kitabil hakım
2. e kane linnasi aceben en evhayna
İla racülim minhüm en enzirin nase
Ve beşşirillezıne amenu enne
Lehüm kademe sıdkın ınde
Rabbihim kalel kafirune inne haza le
Sahırum mübın
3. inne rabbe kümüllahüllezı
Halekas semavati vel erda fı
Sitteti eyyamin sümmesteva alel
Arşi yüdebbirul emr ma min
Şefıın illa mim ba’di iznih
Zalikümüllahü rabbüküm
Fa’büduh efela tezekkerun
4. ileyhi merciuküm cemıa
Va’dellahi hakka innehu yebdeül
Halka sümme yüıydühu li
Yecziyellezıne amenu ve amilus
Salihati bil kıst vellezıne keferu
Lehüm şerabüm min hamımiv ve
Azabün elımüm bima kanu yekfürun
5. hüvellezı cealeş şemse
Dıyaev vel kamera nurav ve
Kadderahu menazile li ta’lemu adedes
Sinıne vel hısab ma halekallahü
Zalike illa bil hakk yüfassılül
Ayati li kavmiy ya’lemun
6. inne fıhtilafil leyli ven
Nehari ve ma halekallahü fis
Semavati vel erdı le ayatil li
Kavmiy yettekun
7. innellezıne la yercune likaena
Ve radu bil hayatid dünya vatmeennu
Biha vellezıne hüm an ayatina
Ğafilun
8. ülaike me’vahümün naru
Bima kanu yeksibun
9. innellezıne amenu ve amilus
Salihati yehdıhim rabbühüm bi
Imanihim tecrı min tahtihimül
Enharu fı cennatin neıym
10. da’vahüm fıha
Sübhanekellahümme ve
Tehıyyetühüm fıha selam ve
Ahıru da’vahüm enil hamdü lillahi
Rabbil alemın
11. ve lev yüaccilüllahü lin
Nasiş şerratı’calehüm bil hayri
Le kudiye ileyhim ecelühüm fe
Nezerullezıne la yercune likaena
Fı tuğyanihim ya’mehun
12. ve iza messel insaned durru
Deanna li cembihı ev kaıden ev
Kaima felemma keşefna anhü durrahu
Merra keel lem yed’una ila durrim
Messeh kezalike züyyine lil
Müsrifıne ma kanu ya’melun
13. ve le kad ehleknel kurune min
Kabilküm lemma zalemu ve caethüm
Rusülühüm bil beyyinati ve ma
Kanu li yü’minu kezalike neczil
Kavmel mücrimın
14. sümme cealnaküm halaife fil erdı mim
Ba’dihim li nenzura keyfe ta’melun
15. ve iza tütla aleyhim ayatüna
Beyyinatin kalellezıne la yercune
Likaene’ti bi kur’anin ğayri haza
Ev beddilh kul ma yekunü lı en
Übeddilehu min tilkai nefsı in
Ettebiu illa ma yuha ileyy innı
Ehafü in asaytü rabbı azabe
Yevmin azıym
16. kul lev şaellahü ma televtühu
Aleyküm ve la edraküm bihı fe kad
Lebistü fıküm umüram min kablih
E fela ta’kılun
17. fe men azlemü mimmeniftera
Alellahi keziben ev kezzebe vi
Ayatih innehu la yüflihul mücrimun
18. ve ya’büdune min dunillahi ma
La yedurruhüm ve la yenfeuhüm ve
Yekulune haülai şüfeaüna
Indellah kul etünebbiunellahe bima
La ya’lemü fis semavati ve la fil
Ard sübhanehu ve teala amma
Yaşrikun
19. ve ma kanen nasü illa ümmetev
Vahıdeten fahtelefu ve lev la
Kelimetün sebekat mir rabbike le
Kudiye beynehüm fıma fıhi
Yahtelifun
20. ve yekulune lev la ünzile
Aleyhi ayetüm mir rabbih fe kul
İnnemel ğaybü lillahi fentezıru
İnnı meaküm minel müntezırın
21. ve iza ezaknen nase rahmetem mim
Ba’di darrae messethüm iza lehüm
Merun fı ayatina kulillahü esrau
Mekra inne rusülena yektübune ma
Temkürun
22. hüvellezı yüseyyiruküm fil
Berri vel bahr hatta iza küntüm
Fil fülk ve cerayne bihim bi
Rıyhın tayyibetiv ve ferihu biha
Caetha rıhun asıfüv ve caehümül
Mevcü min külli mekaniv ve zannu
Ennehüm ühıyta bihim deavüllahe
Muhlisıyne lehüd dın lein
Enceytena min hazihı le nekunenne
Mineş şakirın
23. felemma encahüm izahüm
Yebğune fil erdı bi ğayril hakk
Ya eyyühennasü innema bağyüküm
Ala enfüsiküm metaal hayatid
Dünya sümme ileyna merciuküm fe
Nünebbiüküm bima küntüm
Ta’melun
24. innema meselül hayatid dünya
Ke main enzelnahü mines semai
Fahteleta bihı nebatül erdı mimma
Ye’külün nasü vel en’am hatta iza
Ehazetil erdu zuhrufeha vezzeyyenet
Ve zanne ehlüha ennehüm kadirune
Aleyha etaha emruna leylen ev
Neharan fe cealnaha hasıyden ke el
Lem tağne bil ems kezalike
Nüfessılül ayati li kavmiy
Yetefekkerun
25. vallahü yed’u ila daris selam
Ve yehdı mey yeşaü ila sıratım
Müstekıym
26. lillezıne ahsenül husna ve
Ziyadeh ve la yerheku vücuhehüm
Kateruv ve la zilleh ülaike
Ashabül cenneh hüm fıha halidun
27. vellezıne kesebüs seyyiati
Cezaü seyyietim bi misliha ve
Terhekuhüm zilleh ma lehüm
Minellahi min asım keennema
Uğşiyet vücuhühüm kıtaam minel
Leyli muslima ülaike ashabün nar
Hüm fıha halidun
28. ve yevme nahşüruhüm cemıan
Sümme nekulü lillezıne eşraku
Mekaneküm entüm ve şürakaüküm
Fe zeyyelna beynehüm ve kale
Şürakaühüm ma küntüm iyyana
Ta’büdun
29. fe kefa billahi şehıdem
Beynena ve beyneküm in künna an
Ibadetiküm leğafilın
30. hünalike teblu küllü nefsim
Ma eslefet ve ruddu ilellahi
Mevlahümül hakkı ve dalle anhüm
Ma kanu yefterun
31. kul mey yerzükuküm mines semai
Vel erdı emmey yemliküs sem’a vel
Ebsara ve mey yuhricül hayye minle
Miyyiti ve yuhricül meyyite minel
Hayyi ve mey yüdebbirul emr fe
Seyekulunellah fe kul efela tettekun
32. fe zalikümüllahü
Rabbükümülhakk fe maza ba7del
Hakkı illed dalal fe enna tusrafun
33. kezalike hakkat kelimetü rabbike
Alellezıne feseku ennehüm la yü’minun
34. kul hel min şürakaiküm mey
Yebdeül halka sümme yüıydüh
Kulillahü yebdeül halkü sümme
Yüıydühu fe enna tü’fekun
35. kul hel min şürakaiküm mey
Yehdı ilel hakk kulillahü yehdı
Lil hakk e fe mey yehdı ilel hakkı
Ehakku ey yüttebea emmel la
Yehiddı illa ey yühda fe ma leküm
Keyfe tahkümun
36. ve ma yettebiu ekseruhüm illa
Zanna innez zanne la yuğnı minel
Hakkı şey’a innellahe alımüm
Bima yef’alun
37. ve ma kane hazel kur’anü ey
Yüftera min dunillahi ve lakin
Tasdıkallezı beyne yedeyhi ve
Tefsıylel kitabi la raybe fıhi mir
Rabbil alemın
38. em yekulunefterah kul fe’tu bi
Suratim mislihı ved’u
Menisteta’tüm min dunillahi in
Küntüm sadikıyn
39. bel kezzebu bima lem yühıytu
Bi ılmihı ve lemma ye’tihim
Te’vılüh kezalike kezzebellezıne
Min kablihim fenzur keyfe kane
Akıbetüz zalimın
40. ve minhüm mey yü’minü bihı
Ve minhüm mel la yü’minü bih ve
Rübbüke a’lemü bil müfsidın
41. ve in kezzebuke fe kul lı
Amelı ve leküm amelüküm entüm
Berıune mimma a’melü ve ene
Berıüm mimma ta’melun
42. ve minhüm mey yestemiune ileyk
E fe ente tüsmius summe ve lev kanu
La ya’kılun
43. ve minhüm mey yenzuru ileyk e fe ente
Tehdil umye ve lev kanu la yübsırun
44. innellahe la yazlimün nase şey’ev ve
Lakinnen nase enfüsehüm yazlimun
45. ve yevme yahşüruhüm keel lem
Yelbesu illa saatem minen nehar
İyetearafune beynehüm kad
Hasirallezıne kezzebu bi likaillahi
Ve ma kanu mühtedın
46. ve imma nüriyenneke ba’dallezı
Neıdühüm ev neteveffeyenneke fe
İleyna merciuhüm sümmellahü
Şehıdün ala ma yef’alun
47. ve likülli ümmetir rasul fe
İza cae rasulühüm kudiye beynehüm
Bil kıstı ve hüm la yuzlemun
48. ve yekulune meta hazel
Va’dü in küntüm sadikıyn
49. kul la emlikü li nefsı darrav
Ve la nef’an illa ma şaellah
Likülli ümmetinecel iza cae
Ecelühüm fe la yeste’hırune
Saatev ve la yestakdimun
50. kul eraeytüm in etaküm
Azabühu beyaten ev neharam maza
Yesta’cilü minhül mücrimun
51. e sümme iza ma vekaa amentüm bih al
Ane ve kad küntüm bihı testa’cilun
52. sümme kıyle lillezıne zalemu
Zuku azabel huld hel tüczevne illa
Bima küntüm teksibun
53. ve yestembiuneke ehakkun hu kul
I ve rabbı innehu lehakkuv ve ma
Entüm bi mu’cizın
54. ve lev enne li külli nefsin
Zalemet ma fil erdı leftedet bih ve
Eserrun nedamete lemma raevül azab
Ve kudiye beynehüm bil kıstı ve
Hüm la yuzlemun
55. e la inne lillahi ma fis
Semavati vel ard e la inne
Va’dellahi hakkuv ve lakinne
Ekserahüm la ya’lemun
56. hüve yuhyı ve yümıtü
Ve ileyhi türceun
57. ya eyyühen nasü kad caetküm
Mev’ızatüm mir rabbiküm ve
Şifaül lima fis suduri ve hüdev
Ve rahmetül lil mü’minın
58. kul bi fadlillahi ve bi
Rahmetihı fe bi zalike felyefrahu
Hüve hayrum mimma yecmeun
59. kul e raeytüm ma enzelellahü
Leküm mir rizkın fe cealtüm
Minhü haramev ve halala kul allahü
Ezine leküm em alellahi tefterun
60. ve ma zannüllezıne yefterune
Alellahil kezibe yevmel kıyameh
İnnellahe lezu fadlin alen nasi ve
Lakinne ekserahüm la yeşkürun
61. ve ma tekunü fı şe’niv ve ma
Tetlu minhü min kur’aniv ve la
Ta’melune min amelin illa künna
Aleyküm şühuden iz tüfıdune
Fıh ve ma ya’zübü ar rabbike mim
Miskali zirratin fil erdı ve la fis
Semai ve la asğara min zalike ve la
Ekbera illa fı kitabim mubın
62. e la inne evliyaellahi la havfün
Aleyhim ve la hüm yahzenun
63. ellezıne amenu ve kanu yettekun
64. lehümül büşra fil hayated
Dünya ve fil ahırah la tebdıle li
Kelimatillah zalike hüvel fevzül
Azıym
65. ve la yahzünke kavlühüm innel ızzete
Lillahi cemıa hüves semıul alım
66. e la inne lillahi men fis
Semavati ve men fil ard ve ma
Yettebiullezıne yed’une min
Dunillahi şüraka’ iy yettebiune
İllez zanne ve in hüm illa yahrusun
67. hüvellezı ceale lekümül leyle li
Zalike le ayatil li kavmiy yesmeun
68. kalüttehazellahü veleden
Sübhaneh hüvel ğaniyy lehu ma fis
Semavati ve ma fil ard in ındeküm
Min sültanim bi haza e tekulune
Alellahi ma la ta’lemun
69. kul innillezıne yefterune
Alellahil kezibe la yüflihun
70. metaun fid dünya sümme ileyna
Merciuhum sümme nüzıkuhümül
Azabeş şedıde bima kanu yekfürun
71. vetlü aleyhim nebee nuh iz kale
Li kavmihı ya kavmi in kane kebüra
Aleyküm mekamı ve tezkırıı bi
Ayatillahi fe alellahi tevekkeltü
Fe ecmiu emraküm ve şürakaeküm
Sümme la yekün emruküm ve
Şürakaeküm sümme la yekün
Emruküm aleyküm ğummeten
Sümmakdu ileyye ve la tünzırun
72. fe in tevelleytüm fe ma
Seeltüküm mir ecrv in ecriye illa
Alellahi ve ümirtü en ekune minel
Müslimın
73. fe kezzebuhü fe necceynahü ve
Min meahu fil fülki ve cealnahüm
Halaife ve ağraknellezıne kezzebu
Bi ayatina fenzur keyfe kane
Akıbetül münzerın
74. sümme beasna mim ba’dihı
Rusülen ila kavmihim fe cauhüm bil
Beyyinati fe ma kanu li yü’minu
Bima kezzebu bihı min kabl kezalike
Natbeu ala kulubil mu’tedın
75. sümme beasna mim ba’dihim musa
Ve harune ila fir’avne ve meleihı
Bi ayatina festekberu ve kanu kavmem
Mücrimın
76. fe lemma caehümül hakku min ındina
Kalu inne haza le sıhrum mübın
77. kale musa e tekulune lil hakkı
Lemma caeküm e sıhrun haza ve la
Yüflihus sahırun
78. kalu e ci’tena li telfitena amma
Vecedna aleyhi abaena ve tekune
Lekümel kibriyaü fil ard ve ma
Nahnü leküma bi mü’minın
79. ve kale fir’avnü’tunı bi
Külli sahırin alım
80. felemma caes seharatü kale lehüm
Musa elku ma entüm mülkun
81. fe lemma elkav kale musa ma
Ci’tüm bihis sıhr innellahe
Seyübtılüh innellahe la yuslihu
Amelel müfsidın
82. ve yühıkkullahül hakka bi
Kelimatihı ve lev kerihel mücrimun
83. fe ma amene li musa illa
Zürriyyetüm min kavmihı ala
Havfim min fir’avne ve meleihim ey
Yeftinehüm ve inne fir’avne lealin
Fil ard ve innehu le minel
Müsrifın
84. ve kale musa ya kavmi in
Küntüm amentüm billahi fealleyhi
Tevekkelu in küntüm müslimın
85. fe kalu alellahi tevekkelna rabbena la
Tec’alna fitnetel lil kavmiz zalimın
86. ve neccina bi rahmetike
Minel kavmil kafirun
87. ve evhayna ila musa ve ehıyhi
En tebevvea likavmiküma bi mısra
Büyutev vec’alu büyuteküm
Kıbletev ve ekıymus salah ve
Beşşiril mü’minın
88. ve kale musa rabbena inneke
Ateyte fir’avne ve melehu zınetev
Ve emvalen fil hayetid dünya
Rabbena li yüdıllu an sebılik
Rabbenatmis ala emvalihim veşdüd
Ala kulubihim fe la yü’minu hatta
Yeravül azabel elım
89. kale kad ücıbet da’vetüküma
Festekıyma ve la tettebianni
Sebılellezıne la ya’lemun
90. ve cavezna bi benı israilil
Bahra fe etbeahüm fir’avnü ve
Cünudühu bağyev ve adva hatta iza
Edrakehül ğaraku kale amentü
Ennehu la ilahe illezı amenet bihı
Benu israile ve ene minel müslimın
91. al ane ve kad asayte kablü ve
Künte minel müfsidın
92. fel yevme nüneccıke bi
Bedenike li tekune limen halfeke
Ayeh ve inne kesıram minen nasi an
Ayatina le ğafilun
93. ve le kad bevve’na benı
İsraıle mübevvee sıdkıv ve
Razaknahüm minet tayyibat
Femahtelefu hatta caehümül ılm
İnne rabbeke yakdıy beynehüm
Yevmel kıyameti fıma kanu fıhi
Yahtelifun
94. fe in künte fı şekkim mimma
Enzelna ileyke fes’elillezıne
Yakraunel kitab min kablike le kad
Caekel hakku mir rabbike fe la
Tekununne minel mümterın
95. ve la tekunenne minellezıne kezzebu bi
Ayatillahi fe tekune minel hasirın
96. innellezıne hakkat aleyhim
Kelimetü rabbike la yü’minun
97. ve lev caethüm küllü ayetin
Hatta yeravül azabel elım
98. fe lev la kanet karyetün amenet
Fe nefealna ımanüha illa kavme
Yunüs lemma amenu keşefna anhüm
Azabel hızyi fil hayatid dünya ve
Metta’nahüm ila hıyn
99. ve lev şae rabbüke le amene
Men fil erdı küllühüm cemıa e
Fe ente tükrihün nase hatta yekunu
Mü’minın
100. ve ma kane li nefsin en
Tü’mine illa bi iznillah ve
Yec’alür ricse alellezıne la
Ya’kılun
101. kulinzuru maza fis semavati vel
Ard ve ma tuğnil ayatü ven
Nüzüru an kavmil la yü’minun
102. fe hel yentezırune illa misle
Eyyamillezıne halev min kablihim
Kul fentezuru innı meaküm minel
Müntezırın
103. sümme nüneccı rusülena
Vellezıne amenü kezalik hakkan
Aleyna nüncil mü’minın
104. kul ya eyyühen nasü in
Küntüm fı şekkim min dını fe
La a’büdüllezıne ta’büdune min
Dunillahi ve lakin
A’büdüllahellezı yeteveffaküm ve
Ümirtü en ekune minel mü’minun
105. ve en ekım vecheke lid dıni hanıfa
Ve la tekunenne minel müşrikın
106. ve la ted’u min dunillahi ma la
Yenfeuke ve la yedurruk fe in fealte
Fe inneke izem minez zalimın
107. ve iy yemseskellahü bi durrin
Fe la kaşife lehu illa hu ve iy
Yüridke bi hayrin fe la radde li
Fadlih yüsıybü bihı mey yeşaü
Min ıbadih ve hüvel ğafurur
Rahıym
108. kul ya eyyühen nasü kad
Caekümül hakku mir rabbiküm fe
Menihteda fe innema yehtedı li
Nefsih ve men dalle fe innema
Yehtedı li nefsih ve men dalle fe
İnnema yedıllü aleyha ve ma ene
Aleyküm bi vekıl
109. vettebı’ma yuha ileyke vasbir hatta
Yahkümellah ve hüve hayrul hakimın
Meali
10 – yûnus sûresi
Mekkede nâzil olmuş olup, 109
Âyetten ibarettir. sûrenin 98.
Âyetinde yûnus (a.s.) dan ve
Kavminden bahsedilmesi vesilesi ile
Bu ad verilmiştir. oysa hz. nûh
(a.s.) ile hz. mûsâ (a.s.) daha
Tafsilatlı bir şekilde
Anlatılır. bu sûre-i şerife iman
Esasları üzerinde fazlaca
Durmaktadır. özellikle,
Kur’ân’ın allah teâlanın kitabı
Olduğunu ispata yönelir. bunu
Yaparken;
1. kâfirlerin kur’ân hakkındaki
Şüphelerini iptal eder. 2.
Kur’ân’la onlara meydan okuyup,
Güçleri yeterse benzer bir eser
Ortaya koymalarını ister. 3.
Özendirme ve korkutma (tergib ve
Terhib) metoduyla kur’ân’ı tasdik
Etmeye çağırır. allah teâlanın
Tarihteki âdetine işaret ve
Müminleri teselli için nuh, mûsâ
Ve yûnus (aleyhimu’s-selam)
Kıssalarına yer verilir ve
Onların sabır ve sebatla,
Allah’ın hükmünü beklemeleri
Emredilir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – elif, lâm, râ. işte bunlar o
Hikmetli kitabın âyetleridir.
2 – ‘insanları uyar müminlere,
Rab’lerinin üstün sadakat makamı
Vereceğini müjdele ” diye
İçlerinden bir insana vahyetmemiz
İnsanların çok mu tuhafına gitti?
Onun için mi kâfirler: ‘besbelli
Ki bu, sihirbazın teki ” dediler.
[38,4; 64,6; 7,69; 18,2 – 3]
3 – sizin rabbiniz gökleri ve
Yeri altı günde yaratan,
Sonra da arşı üzerinde
Hükümrân olan, her işi yerli
Yerince çekip çeviren allah’tır.
Kendisinden izin çıkmadıkça,
O’nun katında hiçbir şefaatçi
İş bitiremez.
İşte rabbiniz, bu vasıflara sahib
Olan allah’tır. öyleyse o’nu bir
Tanıyarak, yalnız o’na ibadet
Ediniz. hâlâ gerçekleri
Düşünmeyecek misiniz? [34,3;
11,6; 6,59; 2,255; 53,26; 34,23;
43,87]
4 – hepinizin dönüşü o’nadır.
Bu, allah’ın gerçek olarak
Verdiği sözdür.
Mahlûkları ilkin o yaratır.
Yoktan yaratan yaratıcı, öldükten
Sonra onları haydi haydi diriltir.
Diriltir ki iman edip makbul ve
Güzel işler yapanları, adaletleri
Sebebiyle ödüllendirsin.
Kâfirlere ise, dini inkâr
Ettikleri için, içecek olarak
Kaynar su ve gayet acı bir azap
Vardır. [30,27; 38,56-58; 56,42-43;
55,43-44]
5 – o dur ki güneşi bir ışık
Yaptı. ay’ı da bir nûr kılıp,
Ona birtakım konaklar tayin etti ki
Yılların sayısını ve vakitlerin
Hesabını bilesiniz.
Allah, bunları boş yere değil,
Ancak hikmet uyarınca, sabit bir
Gerçek olarak yaratmıştır.
Bilip anlayacak kimselere allah
Âyetleri böylece açıklar.
[2,189; 36,40; 6,96; 38,27;
23,115-116]
6 – gece ve gündüzün sürelerinin
Değişerek peşpeşe gelmesinde,
Allah’ın göklerde ve yerde
Yarattığı bunca varlıklarda,
Elbette allah’ı sayıp
Kötülüklerden sakınacak kimseler
İçin nice deliller vardır. [3,190;
10, 101; 11,6]
7-8 – onlar ki âhirette
Bize kavuşmayı ummaz
Ve sadece dünya hayatına razı
Olup onunla tatmin bulur
Ve onlar ki bizim tek ilah
Olduğumuzun delillerinden
Ve gönderdiğimiz kur’ân
Âyetlerinden gaflet etmeyi
Sürdürür
İşte bunların, irtikâb ettikleri
Şirk ve isyan sebebiyle
Varacakları yer cehennemdir.
9 – iman edip makbul ve güzel
İşler yapanları ise onların
Rabbi, imanları sebebiyle
Kendilerini,
İçlerinden ırmaklar akan, o nimet dolu
Cennetlerdeki mutluluklara erdirir.
10 – onların orada duaları,
‘sübhansın allah’ım her türlü
Noksandan münezzeh ve yücesin ”
Demek, birbirlerine iyi dilek ve
Temennileri ise hep ‘selam ” dır.
Duaları ‘el-hamdülillahi
Rabbi’l-âlemin” ‘hamd âlemlerin
Rabbi allah’a mahsustur.” diye
Sona erer. [33,44; 56,25 – 26;
36,58; 13,23-24; 18,1; 6,1]
11 – eğer allah insanların
Faydalarına olan şeyleri çabucak
Elde etmek istemelerinde verdiği
Gibi, müstehak oldukları şerri de
Çarçabuk verseydi derhal sonları
Gelir, helâk edilirlerdi.
Fakat biz, huzurumuza çıkmayı
Arzu edip ummayanları, kendi
Hallerine bırakırız,
Azgınlıkları içinde bocalar,
Dururlar. [17,11]
12 – insan bir sıkıntıya
Mâruz kalınca gerek yan yatarken,
Gerek otururken veya ayakta iken,
Bize yalvarıp yakarır.
Fakat biz sıkıntısını giderdik mi,
Sanki uğradığı dertten dolayı bize
Yalvaran kendisi değilmiş gibi
Eski haline geçip gider.
İşte (hayat sermayelerini boşuna
Harcayıp) haddini aşanlara,
Yaptıkları işler, kendilerine
Böyle süslenmiş, hoşlarına
Gitmiştir. [41,51; 11, 10, 11]
13 – sizden önceki devirlerde
Geçen nice ümmetleri,
Peygamberleri kendilerine açık deliller
(mûcizeler) getirdikleri halde,
Onları yalancı sayıp hakka
Karşı çıkarak zulmettikleri ve
İman etmeyecekleri sabit olduğu
İçin imha ettik.
İşte suçlular güruhunu biz
Böyle cezalandırırız.
14 – sonra onların peşinden, nasıl
Davranacağınızı görmek için,
Bu dünyada onların
Yerine sizi geçirdik.
15 – böyle iken, âyetlerimiz
Kendilerine, açık deliller halinde
Okunduğunda, âhirette huzurumuza
Varacaklarını ummayanlar,
‘bize bundan başka bir kur’ân getir
Veya bunu değiştir” derler.
De ki: ‘onu kendiliğimden
Değiştirmem asla olacak bir şey
Değil.
Çünkü ben sadece bana
Vahyedilene tâbi olurum
Ve eğer sizin arzunuza uyar da
Rabbime isyan edersem, o müthiş
Günün azabından korkarım.”
16 – de ki: ‘eğer allah dileseydi ben
Kur’ân’ı size okuyamazdım,
Hiç bir suretle de size
Onu bildirmezdi.
Bilirsiniz ki, daha önce, bir
Ömür boyu aranızda yaşadım,
Böylesi bir iddiada bulunmadım.
Aklınızı kullanıp bunu
Anlamaz mısınız?
17 – hem yalandan bir söz
Uydurup onu allah’a mal eden
Veya allah’ın âyetlerini yalan
Sayandan daha zalim kim olabilir?
Gerçek şu ki mücrimler
İflah olmazlar.
18 – onlar, allah’tan başka
Kendilerine ne zarar ne de fayda
Veremeyen birtakım nesnelere ibadet
Ediyor ve ‘onlar allah katında
Bizim şefaatçilerimizdir”
Diyorlar.
De ki: böyle bir şey olacak
Da allah bilmeyecek ha
Ne o, yoksa siz allah’a göklerde ve
Yerde olup da bilmediği şeylerin
Varlığını mı haber
Vereceğinizi iddia ediyorsunuz?
Hâşâ o, onların iddia ettikleri
Her türlü ortaktan münezzehtir,
Yücedir. [13,33]
Gerek bu âyette, gerekse başka bir
Çok âyette yer alan min dûnillah
İbaresi bazı meallerde ‘allah’ı
Bırakıp…” diye tercüme
Edilmiş. ebussuud burada der ki:
‘onlar allah’ın dışında
Birtakım nesnelere de ibadet
Ederler” demektir. yoksa onlar
Allah’a ibadeti büsbütün
Terketmiş değildirler. bilakis
Maksat, o ibadetle yetinmediklerini
İfade etmek ve nazm-ı kerimin
Siyakının ortaya koyduğu üzere,
O ibadeti putlara ibadete makrun
Kılmak, yani o ibadeti putlara
İbadetle birlikte yaptıklarını
Bildirmektir.”
19 – insanlar aslında tek ümmet
İdi. başlangıçta hepsi tevhid
İnancına sahip iken sonra
Aralarında ihtilaf çıktı.
Şayet allah’tan nihaî hükmü
Kıyamete bırakma şeklinde
Önceden yapılmış bir
Vaad olmasaydı,
İhtilaf ettikleri konudaki hüküm
Çoktan verilmiş, azap tepelerine
İnmiş olurdu. [2,213; 11, 110;
20,129]
20 – bir de kalkmış: ‘o
Peygambere rabbi tarafından
Bambaşka bir mûcize indirilse
Ya ” diyorlar.
Sen de ki: ‘gayb âlemi ancak
Allah’ındır. gaybı bilmek o’na
Mahsustur.
O halde bekleyin bakalım, ben de
Sizinle beraber bekliyorum. [6,37;
17,59; 10,96-97; 15,14-15]
21 – insanlara uğradıkları bir
Dertten sonra bir nimet ve âfiyet
Tattıracak olursak, bir de
Bakarsın ki âyetlerimiz hakkında
Yine birtakım kötü düşüncelere
Sapmışlar
De ki: ‘allah’ın o tuzakların
Hakkından gelmesi, daha da çabuk
Gerçekleşir.
Haberiniz olsun: meleklerimiz
Bütün o kötü düşüncelerinizi
Kaydedip duruyorlar.”
22 – sizi karada olsun, denizde olsun
Gezdirip dolaştıran o’dur.
Gemide olduğunuz zamanı düşünün:
Gemiler, tatlı bir rüzgarla içindeki
Yolcuları alıp götürdüğü
Ve yolcular da bundan ötürü
Keyiflendikleri bir sırada,
Birden gemiye şiddetli bir fırtına gelir,
Dalgalar her taraftan onları sarar
Ve artık kendilerinin tamamen
Kuşatılıp bir daha
Kurtulamayacaklarını zannedince,
Bütün niyaz ve ibadetlerini
Yalnız allah’a tahsis edip
Gönülden o’na yalvarırlar:
‘ahdimiz olsun ki, eğer bizi bu
Felaketten kurtarırsan, mutlaka
Şükreden kullarından
Olacağız ” derler. [2,139]
23 – fakat allah onları
Kurtarınca bir de bakarsın ki yine
Yeryüzünde haksız yere
Taşkınlıklar ve türlü
Yolsuzluklarda bulunuyorlar.
Ey insanlar iyi biliniz ki
Taşkınlığınız sadece kendi
Aleyhinizedir.
Elde edeceğiniz en fazla şey, bu fani
Hayatın geçici menfaatidir.
Sonunda dönüp bizim huzurumuza
Geleceksiniz ve biz de
Yaptıklarınızı size bir bir
Göstereceğiz. [17,67; 29,65;
31,32]
24 – bu fani dünya hayatı
Bilir misiniz neye benzer?
Tıpkı şuna benzer: gökten
Yağmur indiririz, derken o yağmur
Sebebiyle, insanların ve
Hayvanların yiyerek beslendikleri
Bitkiler bol bol yetişir, ağ gibi
Etrafı sarar.
Yeryüzü renk renk, çeşit çeşit
Meyve ve mahsullerle süslenir,
Bahçe sahipleri de tam, bütün o
Ürünleri devşirmeye giriştikleri
Sırada,
Geceleyin veya gündüzün birden
Emir çıkarırız, bir afet gelir,
Söküp biçer.
Sanki daha dün, o şen manzara, orada
Hiç olmamış gibi olur…
İşte biz düşünüp ibret alacak
Kimseler için âyetleri, delilleri
Böyle ayrıntılı olarak
Açıklarız.
25 – allah insanları esenlik ve
Mutluluk ülkesine dâvet eder ve
Dilediği kimseleri doğru yola
İletir. [6,127]
26 – iyi ve güzel davranışlarda
Bulunanlara en güzel mükâfat
Yani cennet ile daha da fazlası olarak
Allah’ın cemalini görmek var.
Onların yüzlerine ne bir leke
Bulaşır, ne de bir zillet işte
Onlar cennetliktir.
Onlar orada ebedi
Kalacaklardır. [9,72; 55, 60;
76,11]
27 – kötülük işleyenler ise,
Yaptıkları kötülük kadar ceza
Görürler. kendilerini bir
Zillettir kaplayacak…
Onları allah’ın bu cezasından
Koruyup kurtaracak bir kimse yoktur.
Yüzleri sanki kapkaranlık gece
Parçalarıyla kaplanmıştır.
İşte onlar cehennemliktir.
Hem de orada ebedi kalacaklardır.
[42,45; 14,42-44; 75,10-12; 3,106-107]
28-29 – gün gelir, onların
Hepsini bir araya toplayıp sonra
Allah’a şirk koşanlara:
‘siz de, taptığınız
Şerikleriniz de yerlerinize ”
Deriz. artık onları putlarından
Tamamen ayırmışızdır.
Şerikleri: ‘siz dünyada bize
Tapmıyordunuz. bizimle sizin
Aranızda şahit olarak allah yeter.
Doğrusu, sizin bize
Taptığınızdan hiç mi hiç
Haberimiz yoktu” derler. [18,47;
30,14-43; 19, 82; 46,5-6]
30 – işte orada her kişi önce
Göndermiş olduğu işlerin tadını anlar:
Hepsi, gerçek sahipleri ve efendileri olan
Allah’ın huzuruna götürülür
Ve uydurdukları bütün şerikler
Onlardan ayrılıp ortalıkta
Görünmez olur. [86,9; 75,13;
17,13-14]
31 – de ki: kimdir sizi gökten
Ve yerden rızıklandıran?
Kimdir kulaklarınızı ve
Gözlerinizi yaratan?
Kimdir ölüden diriyi,
Diriden ölüyü çıkaran.
Kimdir bütün işleri çekip
Çeviren, kâinatı yöneten.
‘allah ” diyecekler, duraksamadan:
De ki: ‘o halde sakınmaz mısınız
O’nun cezasından?” [3,27;
80,27-31; 67,21]
32 – işte bunları yapan
Allah’tır sizin gerçek rabbiniz.
Gerçeğin ötesinde,
Dalâletten başka ne kalır?
Nasıl olur da haktan vazgeçersiniz?
33 – öyle büsbütün doğru
Yoldan çıkmış, isyanda ısrar
Eden o fâsıklara,
İmana gelmedikleri için, rabbinin azap
Kararı kesinleşmiştir. [39,71]
34 – de ki: ‘sizin allah’a ortak
Saydığınız şeriklerden
Mahlûkatı yaratıp onları
Ölümlerinden sonra da diriltebilen
Var mıdır?”
De ki: ‘ancak allah ilkin yaratıp
Sonra diriltmeye kadirdir.
Öyleyse nasıl oluyor da bu
Hakikatten vazgeçiriliyorsunuz?”
35 – de ki: ‘o şeriklerinizden
Hakikate götürecek var mı?
De ki: ‘gerçeğe ancak
Allah hidâyet eder.”
Şimdi söyleyin bakalım; gerçeğe
Ulaştıran mı tâbi olunmaya lâyıktır,
Yoksa elinden tutulup doğru yola
Götürülmedikçe kendisi yol
Bulamayan kimseler mi?
Ne oluyor size nasıl böyle
Yanlış hükmediyorsunuz?”
Mahlûkların ortak özelliği,
Yaratılmış ve âciz olmaktır.
Aciz, âciz olanın derdine çare
Olamaz, mutlak hakikate
Ulaştıramaz, kalbine hidâyet
Veremez. şuursuz putlar bunu zaten
Yapamadığı gibi, bu hususta
Şuurlu varlıklar bile fayda
Sağlayamazlar.
Akıl bile allah hidâyet etmedikçe
Kendiliğinden bir ilim keşfedemez,
Kendi başına doğruyu bulamazken,
Mabudluk, mutlak hâdi (hidâyet
Veren, doğruya ulaştıran) olan
Allah teâla’dan başka kimin hakkı
Olabilir?
Burada hidâyetten maksat, bizzat ve
Bilfiil olan hidâyettir,
Vasıtalı, mecazî hidâyet
Değildir. peygamberler ve doğru
Yolu bildiren âlimlerin vesile olma
Şeklindeki rehberliklerine illa en
Yuhda istisnası ile işaret
Edilmiştir. yani allah onları
Hidâyet ettiği için, onlar da
Vesile olabilirler. fakat bu da
Hidâyeti kalpte yaratma şeklinde
Bizzat ve bilfiil olan hidâyet
Değildir.
36 – onların çoğu
Sadece zanna uyarlar.
Halbuki zan asla
Gerçeğin yerini tutamaz.
Allah onların bütün
Yaptıklarını hakkıyla bilir.
37 – bu kur’ân’ın allah’tan
Başkası tarafından uydurulması
Asla mümkün değildir.
Lâkin daha önce indirilen
Kitapları tasdik eder
Ve farzedilen hüküm ve
Hakikatleri açıklar.
Onda şüphe edilecek
Hiçbir taraf yoktur.
Rabbülâlemin tarafından
Gönderilmiştir. [3,7; 2,41]
38 – yoksa ‘onu kendisi
Uydurmuş” mu diyorlar?
De ki: ‘öyleyse, iddianızda
Tutarlı iseniz haydi onunkine
Benzer bir sûre ortaya koyun ve
Allah’tan başka
Çağırabileceğiniz kim varsa
Hepsini de yardımınıza
Çağırın.” [17,88; 2,24; 11,13]
39 – hayır onlar, hakkında
Etraflı bir bilgi edinmeden ve
Henüz yorumuna tam vakıf olmadan,
Bu kur’ân’ı, çarçabuk
Yalanladılar.
Kendilerinden öncekiler de
Böyle yalan saymışlardı.
Bak ve zalimlerin sonunun
Nasıl olduğunu anla
40 – onlardan kur’ân’a iman edenler
De var, iman etmeyenler de.
Rabbin hakkı yalanlayıp halk
İçinde fitne ve fesat
Çıkaranları pek iyi bilir.
41 – eğer seni yalancı
Saymakta ısrar ederlerse de ki:
‘benim yaptığım bana ait, sizin
Yaptığınız da size. benim
Yaptıklarımla sizin, sizin
Yaptıklarınızla da benim
İlişiğim yoktur.” [109,1-6;
60,4]
42 – onların içinde senin
Söylediklerini dinlemeye gelenler de
Var.
Fakat sen sağırlara nasıl
Duyurabilirsin ki? hele
Akıllarını da kullanmıyorlarsa
43 – onların arasında
Sana bakanlar da var.
Fakat gözleri görmeyenlere sen
Nasıl doğru yolu gösterebilirsin,
Hele basiretleri de yoksa
[25,41-42]
Baş gözü ile beraber kalb gözü
De görmezse, böyle bir âmaya
Birşey anlatmak mümkün olmaz.
Görmekten gaye, ibret almaktır.
Dolayısıyla, asıl önemli olan
Basirettir. bundan ötürü kalb
Gözü açıksa âma, birşeyler
Sezer. hatta böyle olan bir âma,
Ahmak olan göz sahibinin
Anlayamadığını anlar.
44 – allah insanlara asla
Zulmetmez. lâkin insanlar kendi
Kendilerine zulmederler.
45 – kıyamet günü allah
Hepsini bir araya toplayacak.
Dünyada, gündüzün ancak bir
Saati kadar zaman yaşamış gibi
Gelecek kendilerine. o şekilde ki
Sadece tanışacak ve birbirlerini
Görünce tanıyacakları kadar
Yaşadıklarını sanacaklar.
Allah’a kavuşmayı yalan sayıp da
Doğru yolu tutmamış olanlar, en
Büyük kayba uğramışlardır.
[79,46; 20,104; 70,11-15; 23,101;
77-15]
46 – onlara vaad ettiğimiz
Şeylerin bir kısmını sana
Göstersek yahut seni vefat
Ettirsek, nasıl olsa sonunda onlar
Bize döneceklerdir.
Elbette allah, kendilerinin ne
Yapacaklarına şahittir.
47 – her ümmetin bir
Peygamberi vardır.
Peygamberleri kendilerine gelince,
Aralarında adaletle hükmedilir,
Hiç birine zulmedilmez. [39,69]
48 – onlar: ‘eğer dediğiniz
Doğru ise, peki bu vaadin ne zaman
Gerçekleşeceğini söyleyin ”
Derler. [42,18]
49 – de ki: ‘ben kendi kendime
Bile, allah’ın dilediğinden başka
Ne bir zararı savma, ne de bir
Fayda sağlama imkânına sahip
Değilim.
Her ümmetin belirlenmiş bir
Ömür süresi vardır.
Artık o vaadeleri gelince, onu ne
Bir saat ileri, ne de bir saat geri
Alamazlar.” [7,34.188; 63,11]
50 – de ki: ‘ne dersiniz, şayet
O’nun azabı size yatarken veya
Gündüzün gelirse ne yaparsınız?
Mücrimler bunlardan hangisini
Acele ile istiyorlar?”
51 – olan olduktan sonra mı
Ona iman edeceksiniz?
Ya şimdi ha hani siz bunu çarçabuk
İstiyordunuz? [32,12; 40,84-85]
52 – sonra o zalimlere: ‘ebedî
Azabı tadın bakalım siz dünya
Hayatında neyi hak ettiyseniz,
Sadece onun karşılığını
Göreceksiniz.” denir. [32,14]
53 – ‘sahi doğru mu bu?”
Diye senden haber sorarlar.
De ki: ‘evet rabbime yemin ederim
Ki o elbette gerçektir ve siz
Bundan yakayı kurtaramazsınız.”
[6,134; 36,82; 34,3; 64,7]
54 – kendi nefsine zulmeden her
Kişi, dünyadaki bütün şeylere
Malik olsaydı bile, kendisini
Cezadan kurtarmak için hepsini
Fidye olarak verirdi.
Onlar cezaları olan azabı
Görünce içten içe duydukları
Pişmanlığı açığa vururlar.
Ne çare ki, kendilerine asla
Haksızlık edilmeksizin,
Aralarında adaletle hüküm
Verilmiştir.
Eserre: hem açığa vurmak, hem de,
Acının şiddeti sebebiyle kişinin
Nutku tutulduğundan söyleyememesi
Yani içinde gizlemek hakkında
Kullanılır. yani bu kelime bu iki
Zıt mânaya gelmesi itibariyle
Ezdaddandır.
55 – iyi bilin ki göklerde ne var,
Yerde ne varsa allah’ındır.
İyi bilin ki allah’ın vaadi
Gerçektir, fakat insanların çoğu
Bunu bilmezler.
56 – hayatı veren de, öldürüp
Geri alan da o’dur. ve sonunda
Hepiniz o’nun huzuruna
Götürüleceksiniz.
57 – ey insanlar işte size,
Rabbinizden bir öğüt,
Gönüllerdeki dertlere bir şifa,
Müminlere doğru yolu gösteren bir
Hidâyet ve rahmet geldi. [17,82;
41,44]
58 – de ki: ‘allah’ın lütfuyla,
Rahmetiyle, evet sadece bununla ferahlanın
Çünkü bu, onların dünya malı
Olarak topladıkları bütün
Şeylerden daha hayırlıdır.”
59 – de ki: ‘peki, allah’ın size
İhsan ettiği rızıklardan, bir
Kısmını helâl, bir kısmını
Haram yapmanıza ne dersiniz?”
De: ‘allah mı sizin böyle
Yapmanıza izin verdi, yoksa siz
Allah’a iftira mı ediyorsunuz?”
60 – uydurdukları yalanı allah’a
Mâl edenler kıyamet gününü ne
Zannediyorlar?
Gerçekten allah insanlara karşı
Büyük lütuf sahibidir.
Fakat insanların çoğu bu
Nimete şükretmezler.
61 – herhangi bir işte bulunsan,
Onun hakkında kur’ân’dan herhangi
Bir şey okusan,
Sen ve ümmetinin fertleri her ne
İş yapsanız, siz o işe dalıp
Coştuğunuzda, mutlaka biz her
Yaptığınızı görürüz.
Yerde olsun, gökte olsun, zerre
Ağırlığınca bir varlık bile
Rabbinin ilminden kaçamaz.
Ne bundan küçük, ne bundan
Büyük hiçbir şey yoktur ki,
Hepsi apaçık bir kitapta olmasın.
[2,44; 6,59; 11,6; 26,217-218]
62 – iyi bilesiniz ki allah’ın
Velîlerine korku yoktur, onlar
Üzüntüye de uğramazlar.
63 – velîler o kimselerdir ki
O’na iman edip, emirlerine aykırı
Hareketlerden sakınırlar.
64 – dünya hayatında da
Âhirette de müjde vardır onlara.
Allah’ın hükümlerinde olsun,
Verdiği sözlerde olsun, asla
Değişiklik olmaz.
İşte bu müjdeler en büyük
Mutluluktur. [41,30-32; 21,103; 57,12]
65 – o inkârcıların sözleri
Seni üzmesin. çünkü bütün
İzzet ve üstünlük allah’ındır.
O her şeyi hakkıyla işitir ve
Bilir.
66 – iyi bilesiniz ki göklerde ve yerde
Kim varsa hepsi allah’ın kuludur,
Onun hükmü altındadır.
Allah’tan başka birtakım
Şeriklere ibadet edenler de
Gerçekte o putlarına tâbi
Olmazlar.
Onlar sadece birtakım zanlara uymakta
Ve sırf kafadan atmaktadırlar.
67 – dinlenip sükûnet bulmanız
İçin geceyi karanlık, çalışıp
İş yapmanız için de gündüzü
Aydınlık kılan o’dur.
Elbette bunda, işitip dinlemesini
Bilen kimseler için nice deliller
Ve ibretler vardır.
68 – müşrikler ‘allah
Evlat edindi” dediler.
Haşâ o bundan münezzehtir. o her
Şeyden olduğu gibi evladı
Olmaktan da müstağnidir.
Göklerde ne var, yerde ne
Varsa hepsi o’nundur.
Buna dair, ey müşrikler,
Hiçbir deliliniz yoktur.
Ne o, allah hakkında kesin bilgi
Sahibi olmadan konuşuyor,
Rastgele şeyleri mi o’na isnad
Ediyorsunuz? [19,88-95]
69 – de ki: ‘allah hakkında
Böyle yalan uydurup o’na mal
Edenler asla iflah olmazlar.”
70 – olsa olsa dünyada az bir
Zevk alır, ama sonunda bizim
Huzurumuza dönerler.
Sonra biz de inkâr ve
Nankörlüklerinden ötürü o çok
Şiddetli azabı onlara
Tattırırız.
71 – onlara nuh hakkındaki
Haberi oku: o halkına:
‘ey benim halkım, dedi, eğer benim
Aranızda bulunmam ve allah’ın
Âyetlerini hatırlatmam size ağır
Geldiyse, şunu bilin ki ben yalnız
Allah’a dayanıp güvendim.
Siz de şerik koştuklarınızla
Beraber toplanıp işinizi
Kararlaştırın ki tasasını
Çektiğiniz bir dert olup
Kalmasın.
Sonra da bana hiç mühlet vermeden
Hakkımdaki hükmünüzü
Uygulayın. [3,128; 11,55-57]
72 – eğer bu tebliğimden yüz
Çevirirseniz benim kaybedeceğim
Bir şey yok
Çünkü ben sizden ücret
Beklemiyorum ki
Benim ücretimi siz veremezsiniz.
Benim mükâfatım ancak allah’a
Aittir ve bana, o’na teslim
Olanlardan olmam emredilmiştir.
[11,29; 34,47]
73 – yine de halkı kendisini
Dinlemeyip onu yalancı saydılar.
Biz de hem onu, hem de gemide
Beraberinde olanları kurtardık
Ve bunları o ülkede
Onların yerine geçirdik.
Âyetlerimizi yalan
Sayanları ise suda boğduk.
İşte bak, uyarıldığı halde
Doğru yolu tutmayanların
Akıbetlerinin nasıl olduğunu
Gör [2,30; 39,40; 7,64]
74 – nuh’tan sonra, kendi
Halklarına resul olarak daha nice
Peygamberler gönderdik.
Onlar kavimlerine âyetler,
Mûcizeler getirdiler; ama
Berikiler, önce yalan saydıkları
Şeye, bir türlü inanmadılar.
İşte haddi aşanların
Kalplerini böyle mühürleriz
75 – onlardan sonra da, firavun
İle ileri gelen yöneticilerine
Mûsâ ile harun’u delillerimiz,
Mûcizelerimizle gönderdik.
Ama onlar büyüklük taslayıp
Kabul etmeyi kibirlerine
Yediremediler ve suçlu bir halk
Oldular. [7,60]
76 – onlara tarafımızdan gerçek
Ulaşınca: ‘bu besbelli bir
Sihirdir.” dediler. [27,14]
77 – mûsâ dedi ki: ‘size gelen
Gerçeği böyle mi nitelendiriyorsunuz?
İnsaf edin, sihir midir bu?
Şu bir gerçektir ki
Büyücüler iflah olmazlar.”
78 – ‘sen”, dediler, ‘bizi
Atalarımızı üzerinde bulduğumuz
Dinden döndüresin de
Ülkede önderlik ikinize kalsın
Diye mi geldin? biz, mümkün
Değil, size inanmayız.” [7,70]
Dine inanmayanların bütün
Düşündükleri dünya menfaatı
Olduğundan, peygamberlere bile
Bakışları o açıdan oluyor.
Âyet dine hizmet edenlerin bu
Hususa dikkat etmelerini, en ufak
Bir açık verilmemesi yani
Müminlerin şahsî ve dünyevî
Menfaatlere yönelmemeleri
Gerektiğini ima ediyor.
79 – firavun: ‘ne kadar usta
Sihirbaz varsa, hepsini toplayıp
Getirin ” emrini verdi.
80 – büyücüler gelince mûsâ
Onlara: ‘ortaya atacağınız ne
Varsa atın, hünerinizi
Gösterin” dedi.
81-82 – onlar iplerini ve
Değneklerini atınca mûsâ şöyle
Dedi:
‘yaptığınız şey, sihirdir. allah
Onu boşa çıkaracaktır.
Çünkü allah bozguncuların
İşini düzeltmez.
Mücrimler hoşlanmasa da, allah
Sözleriyle gerçeği ortaya
Çıkaracaktır.” [8,8]
83 – hâsılı, başlangıçta
Mûsâ’ya, kendi kavminden, genç
Bir kuşaktan başka iman eden
Olmadı.
Kavmi, firavun’un ve yöneticilerin,
Kendilerine işkence edeceklerinden
Korkuyorlardı.
Çünkü firavun o ülkede son derece
Despot ve çok aşırı gidenlerdendi.
84 – mûsâ: ‘ey kavmim, dedi, siz
Allah’a iman ettiniz, o’na tam bir
Teslimiyetle bağlandınızsa,
Öyleyse yalnız o’na dayanıp
Güvenin ” [67,29; 73,9; 11,123]
85-86 – onlar da şöyle cevap verdiler:
‘biz de allah’a dayanıp güvendik.
Ey rabbimiz bizi o zalim kimselerin
İşkenceleri ile imtihan etme ve
Rahmetinle kurtar bizi o kâfirler
Güruhundan ”
87 – mûsâ’ya ve kardeşine: ‘kavminiz
İçin mısır’da evler hazırlayın,
Evlerinizi namazgâh yapın, namazı
Hakkıyle ifa edin ve ey mûsâ
Müminleri müjdele ” diye
Vahyettik. [12,21]
İsrailoğullarında aslolan,
İbadetin mâbedde yapılmasıdır.
Fakat işkence döneminde, ruhsat
Kabilinden, evleri namazgâh
Edinmelerine izin verilmişti.
88 – mûsâ: ‘ey bizim
Rabbimiz ” dedi. ‘sen firavun ile
Onun ileri gelen adamlarına dünya
Hayatında muazzam zinet, haşmet ve
Servet verdin.
Ey bizim rabbimiz insanları
Neticede senin yolundan
Saptırsınlar diye mi onlara bu
İmkanı verdin?
Ey bizim büyük rabbimiz, mahvet,
Sil süpür onların servetlerini ve
Kalblerini şiddetle sık;
Belli ki o acı azaba girmedikçe
Onlar imana gelmeyecekler.”
89 – allah buyurdu ki:
‘dualarınız kabul edildi. dürüst
Olmaya devam edin, müstakim olun ve
Sakın hakikati bilmeyenlerin yoluna
Tâbi olmayın.”
90 – derken, israiloğullarını
Denizden geçirdik. hemen firavun,
Askerleriyle beraber zulmederek ve
Saldırarak peşlerine düştü.
Nihayet boğulmak üzere iken:
‘iman ettim. israiloğullarının
İnandığı ilahtan başka tanrı
Yokmuş. ben de
Müslümanlardanım” dedi. [2,50;
40,84-85; 20,78; 26,66]
91-92 – ‘şimdi mi? halbuki bundan
Önce isyan etmiştin,
Bozgunculardan olmuştun
Biz de bugün senin bedenini
Denizden kurtarıp karada bir yere
Çıkaracağız ki
Senden sonra gelecek
Nesillere ibret olasın.”
Doğrusu insanların birçoğu bizim
Âyetlerimizden, ibret alınacak
Delillerimizden gafildirler.
[28,39-41]
Mevcut tevrat metni, mısır’dan
Çıkış konusunda küçük
Ayrıntılara bile yer verecek kadar
Tafsilat ihtiva etmesine rağmen,
Firavunun bedeninin mahfuz
Kalacağına dair bu önemli
Hadiseye hiç temas etmez.
Kur’ân’ın mûcizevî bir tarzda
Haber verdiği bu hâdise, son
Asırda keşfedilmiştir. hz.
Mûsâ’yı takip edip boğulan
Firavun’un cesedi zamanımıza kadar
Mısır’da kalmış, oradan
Londra’ya götürülmüş olup
İnsanlar tarafından ibretle
Seyredilmektedir.
93 – biz israiloğullarını
Güzel bir yerde yerleştirdik,
Onlara helâl hoş rızıklar
Verdik.
Kendilerine ilim gelinceye kadar
İhtilafa düşmediler, fakat ondan
Sonra ihtilafa başladılar.
Elbette rabbin, aralarında ihtilaf
Ettikleri hususlarda kıyamet günü
Hükmünü verecektir. [7,137;
26,59-60]
94-95 – eğer, faraza, sana
İndirdiğimiz hususlardan herhangi
Birinde şüphe edersen, senden
Önce kitap okuyanlara sor.
Celalim hakkı için, sana rabbin
Tarafından gerçek gelmiştir,
Bundan en ufak bir tereddüdün
Olmasın sakın allah’ın
Âyetlerini yalan sayanlardan olma,
Yoksa hüsrana uğrayanlardan
Olursun. [7,157]
Kur’ân, resulullahın tevrat ve
İncîl’de müjdelendiğini
Bildirir. ehl-i kitabın, kendi
Çocuklarını tanıdıkları gibi
Onu tanıdıklarını söyler. bu
Âyetten maksat, kur’ân’ın ve hz.
Peygamberin nübüvvetinin
Doğruluğuna dair bilgiyi te’kit
Etmektir. yani:
‘olmaz ya, faraza onlarda bu
Bilginin olduğuna dair içine bir
Şüphe gelecek olursa şüpheye
Düşenin yapacağı iş, hemen
Deliller aramak ve ilim adamlarıyla
Görüşmektir. sen de öyle yap,
Ehl-i kitap bilginlerine sor, zira
Onlar bu konuda yeterli bilgi
Sahibidirler.” şu halde bu
Âyetten maksat: ‘yahudi
Bilginlerinin resulullahın
Nübüvvetini ne derece kuvvetle
Bildiklerini anlatmaktır, yoksa hz.
Peygamberin şüpheye
Düştüğünü bildirmek
Değildir.”
96-97 – (kâfir olarak ölüp
Cehenneme gideceklerine dair)
Haklarında rabbinin hükmü
Kesinleşmiş olanlar,
Her türlü mûcize de önlerine
Gelse, gayet acı azabı
Görmedikçe iman etmezler. [10,88]
98 – azap gelip çattığı zaman
İmana gelip de bu imanı kendilerine
Fayda vermiş olan bir tek memleket
Halkı olsun, bulunsaydı ya
Asla böyle bir şey vaki olmamıştır.
Ancak yunus’un halkı
Müstesnadır ki bunlar iman
Edince,
Kendilerinden dünya hayatındaki
Rüsvaylık azabını
Uzaklaştırıp giderdik ve onları
Bir süre daha yaşattık.
[21,87-88; 36,30; 37,139-148; 51,52]
99 – eğer senin rabbin dileseydi,
Dünyada ne kadar insan varsa hepsi
İmana gelirdi.
Ama bunu irade etmedi.
Şimdi sen mi, imana gelsinler diye
İnsanları zorlayacaksın?
100 – allah’ın izni olmadıkça
Hiç bir kimsenin iman etmesi
Mümkün değildir.
(o, akıl ve iradelerini iman tarafına
Kullananlara iman nasib eder).
Fakat akıllarını
Çalıştırmayanlara ise şeytanı
Musallat eder, o pislikte bırakır.
[11,118-119; 13,31; 88,21-22; 28,56]
101 – de ki: ‘göklerde ve yerde neler
Ve neler var, bir baksanıza ”
Fakat bunca işaretler ve uyarılar iman
Etmeyecek kimselere ne fayda verir ki?
102 – onlar, sadece kendilerinden
Önce gelip geçmiş milletlerin
Unutulmaz azap günleri gibi bir
Gün gözlüyorlar değil mi?
De ki: ‘gözleyin, ben de sizinle
Beraber bekliyorum.”
103 – sonra biz, resûllerimizi ve
İman edenleri kurtarırız.
Böylece müminleri kurtarmak
Üzerimize düşen bir borçtur.
104-106 – de ki: ‘ey insanlar eğer
Benim dinimden şüphede iseniz,
İyi bilin ki, ben sizin allah’tan
Başka ibadet ettiğiniz şeylere
Asla ibadet etmem; lâkin sadece ve
Sadece, sizin ruhunuzu teslim alacak
Olan allah’a ibadet ederim.
Bana müminlerden olmam emredildi ve
‘yüzünü, özünü allah’ı bir
Tanıyarak dine ver ve sakın
Müşriklerden olma.”
‘sakın allah’tan başka, sana ne
Fayda ne zarar vermeyecek olan
Putlara yalvarma,
Şayet böyle yaparsan, o takdirde
Kesinlikle zalimlerden olursun”
Diye talimat verildi.
107 – eğer allah sana bir
Sıkıntı, bir zarar dokundurursa,
Onu yine o’ndan başka giderecek
Yoktur.
Şayet sana hayır dilerse, o
Durumda o’nun bu lütfunu
Engelleyebilecek de yoktur.
O lütfunu ihsanını kullarından
Dilediğine eriştirir. o, öyle
Gafur, öyle rahîmdir (aff,
Merhamet ve ihsanı boldur).
108 – de ki: ‘ey insanlar işte
Rabbiniz tarafından, hakikat size
Gelmiş bulunuyor.
Artık kim o gerçeği kabul eder de
Doğru yolu tutarsa, bunun faydası
Sadece kendisinedir.
Her kim de o yoldan saparsa, o da
Kendi aleyhine olarak sapar.
Bilin ki, ben işlerinizi yönetmeyi
Üstüne almış biri değilim.
109 – sana rabbinden ne
Vahyolunursa ona tâbi ol ve ‘allah
Hükmünü izhar edinceye kadar
Sabret. çünkü hâkimlerin en
Hayırlısı, en güzel hüküm
Vereni ancak o’dur.