Abdulbasit Abdussamed Zümer Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulbasit Abdussamed – Zümer Suresi

Zümer suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. tenzılül kitabi
Minellahil azızil hakım
2. inna enzelna ileykel kitabe bil hakkı
Fa’büdillahe muhlisal lehüd dın
3. ela lillahid dınül halıs
Vellezınettehazu min dunihı
Evliya’ ma na’büdühüm illa li
Yükarribuna ilellahi zülfa
İnnellahe yahkümü beynehüm fı ma
Hüm fıhi yahtelifun innellahe la
Yehdı men hüve kazıbün keffar
4. lev eradellahü ey yettehıze
Veledel lastafa mimma yahlüku ma
Yeşaü sübhaneh hüvellahül
Vahıdül kahhar
5. halekas semavati vel erda bil
Hakk yükevvirul leyle alen nehari
Ve yükevvirun nehara alel leyli ve
Sehharaş şemse vel kamer küllüy
Yecrı li ecelim müsemma e la
Hüvel azızül ğaffar
6. halekaküm min nefsiv vahıdetin
Sümme ceale minha zevceha ve enzele
Leküm minel en’ami zemaniyete ezvac
Yahlükuküm fı bütuni
Ümmehatiküm halkam mim ba’di
Halkın fı zulümatin selas
Zalikümüllahü rabbüküm lehül
Mülk la ilahe illa hu fe enna
Tusrafun
7. in tekfüru fe innellahe
Ğaniyyün anküm ve la yerda li
Ibadihil küfr ve in teşküru
Yerdahü leküm ve la teziru
Vaziratüv vizra uhra sümme ila
Rabbiküm merciuküm fe
Yünebbiüküm bima küntüm
Tü’melun innehu alımüm bizatis
Sudur
8. ve iza messel insane durrun dea
Rabbehu münıben ileyhi sümme iza
Havvelehu nı’metem minhü nesiye ma
Kane yed’u ileyhi min kabül ve
Ceale lillahi endadel li yüdılle
An sebılih kul temetta’ bi küfrike
Kalılen inneke min ashabin nar
9. emmen hüve kanitün anael leyli
Sacidev ve kaimey yahzerul ahırate
Ve yercu rahmete rabbih kul hel
Yestevillezıne ya’lemune vellezıne
La ya’lemun innema yetezekkeru
Ülül elbab
10. kul ya ıbadillezıne
Amenütteku rabbeküm lillezıne
Ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve
Erdullahi vasiah innema yüveffes
Sabirune ecrahüm bi ğayri hısab
11. kul innı ümirtü en
A’büdellahe muhlisal lehüd dın
12. ve ümirtü li en ekune
Evvelel müslimın
13. kul innı ehafü in asaytü
Rabbı azabe yevmin azıym
14. kulillahe a’büdü
Muhlisal lehu dını
15. f’büdu ma şi’tüm min dunih
Kul innel hasirınellezıne hasiru
Enfüsehüm ve ehlihim yevmel
Kıyameh e la zalike hüvel
Husranül mübın
16. lehüm min fevkıhim zulelüm
Minen nari ve imn tahtihim zulel
Zalike yühavvifüllahü bihı
Ibadeh ya ıbadi fettekun
17. vellezınectenebüt tağute ey
Ya’büduha ve enabu ilillahi
Lehümül büşra fe beşşir ıbad
18. ellezıne yestemiünel kavle
Feyettebiune ahseneh ülaikellezıne
Hedahümüllahü ve ülaike hüm
Ülül elbab
19. e fe men hakka aleyhi kelimetül azab
E fe ente tünkızü men fin nar
20. lakinillezınettekav rabbehüm
Lehüm ğurafüm min fevkıha
Ğurafüm mebniyyetün tecrı min
Tahtihel enhar va’dellah la
Yuhlifüllahül mıad
21. e lem tera ennellahe enzele
Mines semai maen fe selekehu
Yenabıa fil erdı sümme yuhricü
Bihı zer’am muhtelifen elvanühu
Sümme yehıcü fe terahü musferran
Sümme yec’alühu hutama inne fı
Zalike le zikra li ülil elbab
22. e fe men şerahallahü sadrahu
Lil islami fe hüve ala murim mir
Rabbih fe veylül lil kasıyeti
Kulubühüm min zikrillah ülaike
Fı dalalim mübın
23. allahü nezzele ahsenel hadısi
Kitabem müteşebihem mesaniye
Takşeırru minhü ccüludüllezıne
Yahşevne rabbehüm sümme telınü
Cüludühüm ve kulubühüm ila
Zikrillah zalike hüdellahi yehdı
Bihı mey yeşa’ ve mey
Yudlilillahü fe ma lehu min had
24. e fe mey yettekıy bi vechihı
Suel azabi yevmel kıyameh ve kıyle
Liz zalimıne zuku ma küntüm
Teksibun
25. kezzebellezıne min kablihim fe
Etehümül azabü min hayüs la yeş’urun
26. fe ezakahümüllahül hızye fil
Hayatid dünya ve leazabül ahırati
Ekber lev kanu ya’lemun
27. ve le kad darabna lin nasi fı
Hazel kur’ani min külli meselil
Leallehüm yetesekkerun
28. kur’anen arabiyyen ğayra zı
Ivecil leallehüm yettekun
29. darabellahü meseler racülen
Fıhi şürakaü müteşakisune ve
Racülen selemel li racül hel
Yesteviyani mesela elhamdü lillah
Bel ekseruhüm la ya’lemun
30. inneke meyyitüv ve
İnnehüm meyyitun
31. sümme inneküm yevmel kıyameti
Inde rabbiküm tahtesımun
32. fe men azlemü mimmen kezebe
Alellahi ve kezzebe bis sıdkı iz
Caeh e leyse fı cehenneme mesvel
Lil kafirın
33. vellezı cae bis sıdkı ve saddeka
Bihı ülaike hümül müttekun
34. lehüm ma yeşaune ınde
Rabbihim zalike cezalü muhsinın
35. li yükeffirallahü anhüm
Esveellezı amilu ve yecziyehüm
Ecrahüm bi ahsenillezı kanu
Ya’melun
36. e leysellahü bi kafin abdeh ve
Yühavvifuneke billezıne min dunih
Ve mey yudlilillahü fema lehu min
Had
37. ve mey yehdillahü fema lehu mim
Müdıll e leysellahü bi azızin zintikam
38. ve lein seeltehüm men halekas
Semavati vel erda le yekulünnellah
Kul eferaeytüm ma ted’une min
Dunillahi in eradeniyellahü bi
Durrin hel hünne kaşifatü
Durrihı ev eradenı bi rahmetin hel
Hünne mümsikatü rahmetih kul
Hasbiyellah aleyhi yetevekkelül
Mütevekkilun
39. kul ya kavmı’melu ala mekanetiküm
İnnı amil fe sevfe ta’lemun
40. mey ye’tıhi azabüy yuhzıhi ve
Yehıllü aleyhi azabüm mükıym
41. inna enzelna aleykel kitabe lin
Nasi bil hakk fe menihteda fe li
Nefsih ve men dalle fe innema
Yedıllü aleyha ve ma ente aleyhim
Bi vekıl
42. allahü yeteveffel enfüse
Hıyne mevtiha velletı lem temüt
Fı menamiha fe yümsikülletı kada
Aleyhel mevte ve yürsilül uhra ila
Ecelim müsemma inne fı zalike le
Ayatil li kavmiy yetefekkerun
43. emittehazu min dunillahi
Şüfea’ kul e ve lev kanu la
Yemlikune şey’ev ve la ya’kılun
44. kul lillahiş şefaatü cemıa
Lehu mülküs semavati vel ard
Sümme ileyhi türceun
45. ve iza zükirallahü
Vahdehüşmeezzet kulubüllezıne la
Yü’minune bil ahırah ve iza
Zükirallezıne min dunihı izahüm
Yestebşirun
46. külillahümme fatıras semavati
Vel erdı alimel ğaybi veş
Şehadeti ente tahkümü beyne
Ibadike fıma kanu fıhi yahtelifun
47. ve lev enne lillezıne zalemu ma
Fil erdı cemıav ve mislehu meahu
Leftedev bihı min suil azabi yevmel
Kıyameh ve beda lehüm minellahi ma
Lem yekunu yahtesibun
48. ve beda lehüm seyyiatü ma kesebu ve
Haka bihim ma kanu bihı yestehziun
49. fe iza messel insane durrun
Deana sümme iza havvelnahü
Nı’metem minna kale innema
Utıtühu ala ılm bel hiye
Fitnetüv ve lakinne ekserahüm la
Ya’lemun
50. kad kalehellezıne min kablihim fe
Ma ağna anhüm ma kanu yeksibun
51. fe esabehüm seyyiatü ma kesebu
Vellezıne zalemu min haülai
Seyüsıybühüm seyyiatü ma kesebu
Ve mahüm bi mu’cizın
52. e ve lem ya’lemu ennellahe
Yebsütur rizka li mey yeşaü ve
Yakdir önne fı zalike le ayatil li
Kavmiy yü’minun
53. kul ya ıbadiyellezıne esrafu
Ala enfüsihim la taknetu mir
Rahmetillah innellahe yağfiruz
Zünube cemıa innehu hüvel
Ğafurur rahıym
54. ve enıbu ila rabbiküm ve
Eslimu lehu min kabli ey
Yetiyekümül azabü sümme la
Tünsarun
55. vettebiu ahsene ma ünzile
İleyküm mir rabbiküm min kabli ey
Ye’tiyekümül azabü bağtetev ve
Entüm la teş’urun
56. en tekule nefsüy ya hasrata ala
Ma ferrattü fı cembillahi ve in
Küntü le mines sahırın
57. ev tekule lev ennellahe hedani
Leküntü minel müttekıyn
58. ev tekule hıyne teral azabe lev enne
Lı kerraten fe ekune minel muhsinın
59. bela kad caetke ayatı fe kezzebte biha
Vestekberte ve künte minel kafirın
60. ve yevmel kıyameti terallezıne
Kezebu alellahi vücuhühüm
Müsveddeh e leyse fı cehenneme
Mesvel lil mütekebbirın
61. ve yüneccillahüllezınettekav
Bi mefazetihim la yemessühümüs
Suü ve la hüm yahzenun
62. allahü haliku külli şey’iv ve
Hüve ala külli şey’iv vekıl
63. lehu mekalıdüs semavati vel
Ard vellezıne keferu bi ayatillahi
Ülaike hümül hasirun
64. kul e fe ğayrallahi
Te’mürunnı a’büdü eyyühel
Cahilun
65. ve le kad uhıye ileyke ve
İlellezıne min kablik lein eşrakte
Le yahbetanne amelüke ve le
Tekunenne minel hasirın
66. belillahe fa’büd ve
Küm mineş şakirın
67. ve ma kaderullahe hakka kadrihı
Vel erdu cemıan kabdatühu yevmel
Kıyameti ves semavatü matviyyatüm
Bi yemınih sübhünehu ve teala
Amma yüşrikun
68. ve nüfiha fis suri fe saıka
Men fis semavati ve men fil erdı
İlla men şaellah sümme nüfiha
Fıhi uhra fe izahüm kıyamüy
Yenzurun
69. ve eşrakatil erdu bi nuri
Rabbiha ve vüdıal kitabü ve cıe
Bin nebiyyıne veş şühedai ve
Kudiye beynehüm bil hakkı ve hüm
La yuzlemun
70. ve vüffiyet küllü nefsim ma amilet
Ve hüve a’lemü bima yef’alun
71. vesıkallezıne keferu ila
Cehenneme zümera hatta iza cauha
Fütihat ebvabüha ve kale lehüm
Hazenetüha e lem ye’tiküm
Rusülüm minküm yetlune aleyküm
Ayati rabbiküm ve yünziruneküm
Likae yemiküm haza kalu bela
Velakin hakkat kelimetül azabi alel
Kafirın
72. kıyledhulu ebvabe cehenneme halidıne
Fıha fe bi’se mesvel mütekebbirın
73. vesıkallezınet tekav rabbehüm
İlel cenneti zümera hatta iza cauha
Ve fütihat ebvabüha ve kale lehüm
Hazenetüha selamün aleyküm
Tıbtüm fedhuluha halidın
74. ve kalül hamdü lillahillezı
Sadekana va’dehu ve evrasenel erda
Netebevveü minel cenneti hayüs
Neşa’ fe nı’me ecrul amilın
75. ve teral melaikete haffıne min
Havlil arşi yüsebbihune bi hamdi
Rabbihim ve kudıye beynehüm bil
Hakkı ve kıylel hamdü lillahi
Rabbil alemın
Meali
39 – zümer sûresi
Mekke’de nâzil olmuş olup 75
Âyettir. sûre adını 71. ve 73.
Âyetlerinde geçen ve
‘bölükler” anlamına gelen
Kelimeden almıştır.
Bu sûre mekke müşriklerinin,
Müminlere şiddetli bir baskı ve
Düşmanlık uyguladıkları bir
Dönemde indirilmiştir. tevhid
İnancının gerekliliği, şirkin
Batıllığı, saçmalığı ve
Kötü sonuçları bu sûrede
Vurgulanan temel fikirlerdir. iyice
Zorlanan müminlere hicret
Kapısını da açar (âyet: 10).
İman davasından geri adım
Bekleyen müşriklere hz. peygamber
(a.s.)’ın kararlılık bildiren
İfadeler kullanması emredilerek,
Kâfirlerin bu konuda ümitleri
Kesilir (âyet: 39). kıyamet,
Dirilişten sonra mahşerde hesap
Verme, cennet ve cehenneme yapılan
Sevkiyat bildirilerek insanlar
Uyarılır.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – bu kitabın vahyolunup parça
Parça indirilmesi, azîz ve hakîm
(mutlak galip, tam hüküm ve hikmet
Sahibi) allah tarafındandır.
[26,192-195; 41,42]
2 – biz sana kitabı gerçeğin ta
Kendisi olarak indirdik. o halde sen
De yalnız allah’a ibadet et
3 – iyi bilin ki halis din, yani
Bütün gönlüyle candan itaat,
Yalnız allah’a yapılır. allah’tan
Başka birtakım hâmiler edinerek:
‘biz onlara sırf bizi allah’a
Yaklaştırsınlar diye ibadet
Ediyoruz” diyenlere gelince,
Elbette allah, onların hakkında
İhtilaf ettikleri hususlarda
Aralarında hükmünü verecektir.
Allah yalancılığı, nankörlük
Ve kâfirliği huy edinenleri
Hidâyet etmez, emellerine
Kavuşturmaz. [16,36; 21,25; 18,110;
34,40-41]
Buradaki son cümle ile allah
Teâla, ezelî ilminde kâfirliği
Tercih edeceklerini bildiği
Kimseleri kasdetmektedir.
4 – eğer allah evlat edinmek
İsteseydi yarattıklarından
Dilediğini seçerdi. ama o bunu
Dilememiş, evlat edinmemiştir. o
Bundan münezzehtir, yücedir. tek
Hâkimdir. [21,17; 43,81; 19,90]
Evladı olmak, eşi olmayı da
Gerektirir. o, eşten münezzehtir.
Evlat ihtiyacı noksanlığın,
Âcizliğin de alâmetidir. fani
Varlıklar, öldükten sonra
İsimlerini ve nesillerini devam
Ettirmek ihtiyacı ile evlat
İsterler. allah bütün bunlardan
Münezzehtir. faraza evlat edinmek
İsteseydi bile, yeryüzündeki
İnsanlar ve diğer mahlûklara
Gelinceye kadar, semadakilerden,
Melaikelerden edinirdi. ama böyle
Bir şey varit değildir.
5 – o, gökleri ve yeri hikmetle
Ve ciddî bir maksatla yarattı.
Devamlı sûrette geceyi gündüze
Dolar, gündüzü geceye dolar.
Güneş ve ay’ı da sizin
Hizmetinize veren o’dur. onlardan
Her biri belirli bir süreye kadar
Akarcasına hareket eder. iyi bilin
Ki o, azîz ve gafurdur (üstün
Kudret sahibi olup, aynı zamanda
Çok affedicidir). [7,54; 3,190]
Bu âyette geçen tekvir: ‘baş gibi
Yuvarlak bir cismin etrafında bir
Şeyi, mesela sarığı
Dolaştırıp sarmak” demektir. s.
Kutub der ki: ‘bu tekvir tabiri,
Arzda görünen müşahhas bir
Durumu tasvir etmektedir. yerküre,
Güneşin karşısında kendi
Mihveri etrafında dönmektedir.
Arzın yuvarlak olan sathından,
Güneşe karşı olan kısmını
Aydınlık kaplar ve gündüz olur.
Fakat bu aydınlık kısım devam
Etmez; çünkü arz dönmektedir.
Yer hareket ettikçe gece başlar ve
Üzerinde gündüz bulunmayan
Kısım karanlığa bürünür.
Arzın sathı yuvarlak olduğu
İçin, üstünde gündüz olan
Yerler de yuvarlaktır.
Tabiatıyla onu takib eden gece olan
Yerler de yuvarlak olacaktır. bir
Süre sonra öbür taraftan gündüz
Başlar ve gecenin üzerine
Dolanır. ve bu hareket böylece
Devam eder: ‘geceyi gündüze,
Gündüzü geceye dolar.”
Kullanılan kelime, şekli
Çizmektedir (…) yer’in küre
Şeklinde oluşu ve dönmesi, tekvir
Tabirini son derece dakik bir tarzda
Tefsir etmektedir.”
6 – o, sizi bir tek candan yarattı.
Ayrıca ondan da eşini meydana getirdi.
Size etlerini yemeniz için deve,
Sığır, koyun ve keçiden erkekli
Ve dişili olmak üzere sekiz çift
Hayvanın helâl olduğunu vahiyle
Bildirdi.
O sizi analarınızın karnında
Üç karanlık içinde, peş peşe
Yaratır. işte gerçek ilah olan
Allah, bunları yapan rabbinizdir.
Bütün mülk ve hakimiyet o’nundur.
O’ndan başka tanrı yoktur. hâlâ
Nasıl oluyor da hak yoldan
Vazgeçiriliyorsunuz? [41.6.143-144]
Bu âyette sümme (sonra) edatı
Zamanda olmayıp, beyanda, bir
Sıralama ifade eder. dolayısıyla
Hz. havvanın diğer insanlardan
Sonra yaratıldığı gibi bir
Düşünceye yer yoktur.
‘üç karanlık perde” ana karnı,
Ana rahmi ve cenini saran zar
(plâsentâ) olabilir. maksat
Şudur: bütün bu işleri çekip
Çevirenin allah olduğunu bilince,
Nasıl olur da başkalarını
Tanrılaştırabilirsiniz?”
Âyetin sonunda batıla
Çağıranlara değil, onların
Çağrısına uyanlara hitap
Edilerek onlar uyarılıyor. onlar
Kesin tercihlerini yapmış,
Sapıklıkları ile çıkarları
Artık birleşmiştir. gerçeği
Görseler bile, sırf çıkarları
Yüzünden dalâleti bırakmazlar.
Ancak öbür insanların, bu menfaat
Şebekesinin etkilerinden
Kurtulmaları mümkündür. çünkü
Onlar kandırılmışlardır. zaten
Şirkten elde edecekleri menfaat da
Yoktur.
7 – eğer inkâr edecek olursanız
Bilin ki allah sizden müstağnidir,
Hiç kimseye ve hiçbir şeye
İhtiyacı yoktur, ama kullarının
İnkâra sapmalarına razı olmaz.
Eğer şükrederseniz, bundan
Hoşnut olur. hiçbir kimse
Başkasının günah yükünü
Taşımaz. sonunda hepinizin
Dönüşü rabbinize olacak ve o da
Yaptıklarınızı size tek tek
Bildirecek ve dilerse bunların
Karşılığını verecektir.
Gerçekten o, kalplerin en derin
Yerinde olan şeyleri dahi bilir.
Allah teâla’nın rızası ile
İradesi ayrı ayrı şeylerdir.
Allah’ın iradesi dışında hiçbir
Şey vuku bulamaz. fakat o’nun razı
Olmadığı bazı şeyler cereyan
Edebilir. allah böylelerine mühlet
Verir. mesela haram yoldan
Rızkını arayana allah fırsat
Verir. fakat allah, buna razı
Olmadığını açıkça
Bildirmiştir.
8 – insanın başı derde
Girince, gönülden o’na yönelerek
Rabbine yalvarır. ama sonra allah
Kendi tarafından ona nimet ve imkan
Verince, daha önce bütün acziyle
Gönülden o’na yalvardığını
Unutur ve allah yolundan kendisini
Saptırması için o’na birtakım
Şerikler uydurur. de ki:
‘inkârınla biraz oyalan, biraz
Zevk al bakalım nasılsa sen kesin
Olarak cehennemliklerdensin ”
[17,67,10,12; 14,30; 31,24]
9 – şimdi iyi düşünün: böyle
Olanın durumu mu iyi, yoksa gece
Saatlerinde, âhiretten endişe edip
Rabbinin rahmetini umarak gâh
Secdede, gâh kıyamda ibadet edenin
Durumu mu iyi? de ki: ‘hiç
Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?
Ancak akl-ı selim sahipleri,
Sağduyulu olanlar düşünüp ibret
Alır. [3,113]
10 – benden naklen onlara de ki:
‘ey iman eden kullarım rabbinize
Karşı gelmekten sakının. bu
Dünyada iyi işler yapanlar,
Mutlaka iyilik bulurlar. allah’ın
Dünyası geniştir. sadece hak
Yolunda sabredenleredir ki
Ücretleri hesapsız bir tarzda
Ödenir.”
11 – ‘bana, din ve ibadetimi
Yalnız allah’a has kılarak
Gönülden o’na kulluk etmem
Emredildi.
12 – ve yine bana allah’a teslim
Olan müslümanların ilki olmam
Emredildi.”
13 – de ki: ‘rabbime isyan
Ettiğim takdirde müthiş bir
Günün azabından endişe
Ederim.”
14 – de ki: ‘ben ibadetimi yalnız
O’na has kılarak yalnız allah’a
Kulluk ederim.”
15 – siz o’ndan başka
Dilediğinize kulluk edin asıl
Ziyan edenler, asıl hüsrana
Uğrayanlar, büyük duruşma günü
Olan kıyamette hem kendilerini hem
De ailelerini hüsrana
Uğratanlardır. unutmayın ki
Besbelli hüsran budur
16 – onların hem üstlerinde, hem
Altlarında ateşten kat kat
Örtüler vardır. işte allah
Böyle bir azabın varlığını
Bildirerek, kullarını korkutur.
Ey kullarım bana karşı
Çıkmanızdan ötürü azabıma
Uğramaktan sakının. [7,41; 29,55]
17-18 – tağuta ibadet etmekten
Kaçınıp gönülden allah’a
Yönelenlere müjdeler var
O halde sözü dinleyip sonra da en
Güzelini tatbik eden kullarımı
Müjdele işte onlardır allah’ın
Hidâyetine mazhar olanlar ve işte
Onlardır akl-ı selim sahibi
Olanlar. [7,145]
Tağut: azgınlık mânasına gelen
Bir masdardır. belagatta sıfat
Yerine masdar kullanmak, o sıfatla
Nitelendirmenin pek ileri bir
Derecede olduğuna delalet eder.
Biri hakkında ‘güzel” demekle,
Bir başkası hakkında
‘güzelliğin ta kendisi” demek
Arasındaki fark pek bârizdir.
Allah’tan başkasına ibadet eden
Tağî (âsi, azgın) ise, kendisini
Tanrılaştırıp başkalarını
Kendisine kul edinen tağut olur.
‘en güzeli tatbik” ten maksat
Şudur: dini meselelerden: vacib ile
Mendub arasında kaldıklarında
Vacibi, mübah ile mendub arasında
Kaldıklarında mendubu seçerler.
Hasılı, allah nezdinde
Ağırlığı en fazla olanı tercih
Ederler.
Yahut çeşitli sözleri dinleyip en
Güzel olan kur’ân’a uyarlar.
Yahut kavl’den maksat allah’ın emri
Olup ‘allah’ın emrine kulak verip,
En güzeline uyarlar” yani mesela,
Kısas ile af karşısında, af
Tarafını tercih ederler.
Yahut hem iyi hem kötü taraf olan
Sözün, iyi tarafını söyleyip,
Kötü tarafını terkederler,
Şeklinde yorumlanmıştır.
19 – hakkında azap hükmü
Kesinleşmiş kimseyi, ateşte olan
Kimseyi sen mi kurtaracaksın?
20 – lâkin rab’lerini sayıp
Kötülüklerden sakınanlar için,
İçinden ırmaklar akan, üstüste
Odalar ihtiva eden yüksek köşkler
Vardır. bu allah’ın bir vaadidir.
Allah ise vaadinden asla caymaz.
21 – görmüyor musun ki allah
Gökten bir su indirir de onu
Yerdeki birtakım kaynaklara
Sevkedip depolar.
Sonra da onunla rengârenk çeşit
Çeşit ekinler çıkarır. daha
Sonra onlar kurur, sen onu
Sararmış vaziyette görürsün.
Sonra da onu kuru bir kırıntı
Yapar. elbette bunda akl-ı selim
Sahibi olanların alacağı ibretler
Vardır. [25,48; 18,45]
Bu âyet yer altında kaynakların
Oluşumuna, yağmur sularının
Depolanışına, oradan
Çeşmelerden çıkışına işaret
Etmektedir.
22 – hiç allah’ın, göğsünü
İslâm’a açması sebebiyle, rabbi
Tarafından nûra kavuşan kimse,
Kötü tercihinden ötürü
Fıtratını değiştiren, kalbi
Katılaşan, göğsü daralan kimse
Gibi olur mu? yazıklar olsun,
Kalpleri allah’ı anmak hususunda
Katılaşmış olanlara işte
Onlar besbelli bir sapıklık
İçindedirler. [6,122-125]
Bu nûr ilahî bir lütuftur ki
Tekvinî (kâinat kitabındaki) ve
Tenzilî (kur’ân kitabındaki)
Âyetlerin müşahede edilmesi ile
İnsana feyizler verir; onu hakk’a
Sevkeder, cenab-ı hak da kendisine
Tevfik ihsan eder.
23 – allah sözlerin en güzelini
İndirmiştir. allah’ın vahiy yolu
İle gönderdiği bu söz, her
Tarafı birbirini tutan,
Gerçekleri, farklı üsluplarla
Tekrar tekrar beyan eden bir
Kitaptır. rab’lerini tazim
Edenlerin derileri onu okuyup
Dinlerken ürperti duyar. sonra
Derileri ve kalpleri allah’ı
Anmakla ısınıp yumuşar,
Sükûnet bulur. işte bu,
Allah’ın hidâyetidir ki onunla
Dilediğine yol gösterir. ama
Allah’ın şaşırttığı kimseyi
İse hiç kimse doğru yola koyamaz.
[8,2-4; 25,73]
Âyette geçen ‘kitaben
Müteşabihen” şunu ifade eder:
Kur’ân-ı kerîm’in âyetleri
Gerçeklikte, muhkemlikte, hakka ve
Sıdka istinad etmede, insanlara
Gerek dünya gerek âhiret
Mutluluğunu temin etmede, fesahat
Bakımından lafızlarının
Birbirine uyum sağlamasında,
Mûciz üslubunda birbirine benzer.
Yani bu hususlarda âyetler
Müşterektir. kur’ân 23 senelik
Risalet boyunca çok farklı
Zamanlarda, farklı mekânlarda,
Farklışartlarda nâzil olduğundan
Âyetleri arasında irtibatsızlık,
Uyumsuzluk olması için her türlü
Sebep mevcut sayılırdı. beşer
Eseri olsaydı bunlar kaçınılmaz
Olurdu. fakat âyetler hep birbirini
Tasdik ve te’yid eder. nüzul
Sebepleri, vakitleri, sorular çok
Fazla olduğu halde kur’ân adeta
Tek soruya verilen ve bir defada
İndirilen tutarlı bir cevap
Durumundadır. ayrıca mesanî
Özelliği vardır: yani kur’ân,
Önemli konuları farklı
Üsluplarla tekrar tekrar anlatır.
24 – büyük duruşmanın
Olacağı kıyamet gününde elleri
Kelepçeli olduğundan, kendisini en
Şerefli uzvu olan yüzü ile
Azaptan korumak için çabalayan
Kimsenin hali ile güven içinde
Olan müminin durumu hiç bir olur
Mu? zalimlere: ‘kazandığınız
Şeylerin meyvesini tadın
Bakalım ” denilir. [67,22; 54;48;
41,40]
Son derece âcizliğe işaret eder.
Az çok gücü yeten insanlar, eli,
Kolu gibi diğer organlarını siper
Ederek yüzlerini korumaya
Çalışırlar. ancak çaresiz olan
İnsanlar yüzlerine darbe alırlar.
25 – kendilerinden önce geçmiş
Bazı halklar da peygamberleri
Yalancı saydılar da hak ettikleri
Azap onlara hiç farkına
Varmadıkları, hiç ummadıkları
Bir yerden geliverdi.
26 – allah onlara dünya zilletini
Tattırdı. âhiret azabı elbette
Daha müthiştir. bunu bir
Bilselerdi
27 – gerçekten biz, insanlar
Düşünüp akıllarını
Başlarına alsınlar diye bu
Kur’ân’da, her türlüsünden
Temsiller getirdik. [30,28; 29,43;
18,54]
28 – fenalıkların bütün
Nevilerinden sakınmaları ümidiyle
Her türlü tenakuz ve çelişkiden
Uzak, dosdoğru ve arapça bir
Kur’ân olarak indirdik.
29 – işte şimdi allah bir
Temsil daha getiriyor: iki adam
Var, bunlardan birincisi, birbirine
Rakip, birbiriyle hep çekişen
Ortakların emrinde, diğeri ise
Sadece bir kişinin emrinde
Çalışıyor. bu ikisinin durumu
Hiç bir olur mu? olmaz
Elhamdülillah fakat çokları bu
Gerçeği bilmezler.
Bu âyette tevhidin gerekliliği
Şirkin ise imkânsızlığı pek
Sade bir şekilde tasvir ediliyor.
Fakat burada putları sadece cansız
Varlıklar, birtakım timsaller
Olarak düşünmemelidir. allah’ın
Razı olmadığı zıt yönlere
Çekilen, şahsiyetlerini
Parçalamaları istenen insanların
Şirk ortamında çektikleri
Zorluklar ve şirk düzenindeki
Mantıksızlıklar belirtilmektedir.
Âyetin son kısmında ‘el-hamdu
Lillah ” şu anlamı ifade eder:
‘red ve inkâr üslubu ile soruya
Muhatap olan müşrik o kadar zor
Durumdadır ki ağzını açma
Cesareti bile gösterememiştir. bu
Durum karşısında mümin; ‘hamd-u
Senalar olsun allah’a ki bütün
Gerçek o’nundur ” bu gerçek
Karşısında şirk kaçacak delik
Aramaktadır” deyip coşku ve
Sevincini haykırmaktadır.
30-31 – hiç şüphe yok ki sen de
Öleceksin, onlar da ölecekler.
Sonra da büyük duruşmanın
Olacağı kıyamet gününde
Rabbinizin huzurunda birbirinizle
Dâvalaşacaksınız.
32 – uydurduğu yalanı
Allah’a mâl eden,
Yahut yanına kadar gelen
Gerçeği yalan sayan kimseden
Daha zalim biri olabilir mi?
Kâfirler için cehennemde yer mi yok?
33 – ama, hak ve gerçeği getiren
Ve onu tasdik edenler var ya,
İşte her türlü fenalıktan
Korunanlar onlardır.
34 – âhirette rab’leri nezdinde
Onlara istedikleri her şey vardır.
İşte iyiliği huy
Edinenlerin mükâfatı budur.
35 – böylece allah onların
Yaptıkları en kötü işi bile affeder
Ve yaptıkları makbul işlerin
Karşılığını en güzel şekilde
Verir. [46,16]
36 – allah kuluna kafi değil midir?
Kalkmışlar da seni o’nun altında
Birtakım başka şeylerle
Korkutmaya çalışıyorlar.
Allah kimi şaşırtırsa artık
Onu yola getiren olamaz.
Müşrikler müminleri
‘tanrılarımıza ilişmeyin, yoksa
Onlar sizi çarpar” diye
Korkutmaya çalışıyorlardı. hz.
Peygamber halid b. velid’i, uzza
Putunu kırmak için gönderdiğinde
Putun bekçileri: ‘o öfkeli
Biridir, sakın başına bir iş
Gelmesin” demişlerdi. halid hiç
Tereddüt etmeden onun burnunu
Kırmış, hiç bir şey
Yapamayacaklarını ona tapanlara da
Göstermişti.
37 – ama kime de allah yol
Göstermişse onu saptıran olamaz.
Allah, (mutlak galip ve istediği
Anda hakkını alan, dilediğinin
Hakkından gelen) ‘azizün
Zü’ntikam” değil midir?
38 – eğer onlara: ‘gökleri ve
Yeri yaratan kimdir?” diye
Sorarsan ‘allah yarattı” derler.
De ki: ‘peki öyleyse, şimdi
Baksanıza allahtan başka ibadet
Ettiğiniz şu nesnelere:
Şayet allah bana bir musîbet verirse
Bunlar o musîbeti giderebilirler mi?
Yahut bana rahmet ve nimet vermek isterse
O rahmeti engelleyebilirler mi?
Şu halde sen şöyle de:
‘allah bana kâfidir.
Güvenecek yer arayanlar da, yalnız
O’na dayanıp güvensinler.
[11,54-56; 67,29; 65,3]
39-40 – hem de ki: ‘ey halkım
Siz elinizden gelen fenalığı
Yapın, ama ben de işime devam
Edeceğim.
Zelil ve rezil eden azabın dünyada
Kime geleceğini, âhirette ise
Devamlı azabın kimin başına
İneceğini yakında öğrenirsiniz.
41 – biz bu kitabı, insanların
Faydası için sana hak ve gerçek
Olarak indirdik.
Artık kim doğru yola girerse kendi
Yararına olarak girer, kim de
Yoldan saparsa kendi aleyhine olarak
Sapar.
Sen onlar üzerinde bekçi
Değilsin. [11,12; 13,40]
42 – ama gerçek koruyucu allah,
İnsanların ruhlarını ölümleri
Sırasında,
Ölmeyenlerin ruhlarını ise
Uykuları sırasında alır.
Hakkında ölüm hükmü verdiği
Rûhu tutar, vermediği rûhu ise
Belirli bir süreye kadar
Salıverir.
Muhakkak ki bunda, düşünen kimseler için
Alacak ibretler vardır. [6,60-61]
43 – bilakis onlar kalkmış,
Allah’tan başka birtakım
Sözümona şefaatçiler bulmuşlar
De ki: ‘onların hiçbir yetkileri
Olmasa, akıl ve şuurdan mahrum
Olsalar da mı onlara ibadet
Edeceksiniz?” [2,255]
44 – de ki: ‘şefaatin tamamı
Allah’a aittir. çünkü göklerin
Ve yerin mülk ve hâkimiyeti de
O’nundur.
Sonunda da o’nun huzuruna
Götürülecek, o’na hesap
Vereceksiniz.”
45 – böyle iken allah bir olarak
Anılınca âhirete iman
Etmeyenlerin yürekleri burkulur da,
O’nun altında başka birtakım
Ortaklar da anıldığında, derhal
Yüzleri güler. [37,35]
46 – sen şöyle dua et:
‘allah’ım ey gökleri ve yeri yaratan
Ey görünen görünmeyen
Ne varsa bilen.
Hakkında ihtilaf ettikleri her
Meselede kulların arasında sen
Elbette hükmedeceksin.
Ben bu güven içinde bekliyor
Ve sabrediyorum.”
Hz. peygamber (a.s.) gece uykudan
Kalkıp teheccüd namazını
Kıldığında, duasının başında
Bu ilâhi vasıflara yer verirdi.
47 – o zalim kâfirler, dünyanın
Bütün malları ve imkânları
Kendilerinin olsa, hatta onların
Bir misli daha bulunsaydı, kıyamet
Gününde azabın kötülüğünden
Kurtulmak için, derhal fidye olarak
Verirlerdi.
O gün onların hiç hesaba
Katmadıkları öyle şeyler allah
Tarafından ortaya dökülür ki
Tariflere sığmaz
Hiç hesaba katmadıkları şeyler,
Cenab-ı hakkın gazap ve azabıdır
Ki insanlar bunu hatırlarına bile
Getirmiyorlardı. baz âlimler de
İyi ve sevaplı zannıyla
Yapıldığı halde, gerçekte
Günah olduğu anlaşılan şeyler
Olduğunu söylerler.
48 – işledikleri pis işler
Ortaya çıkar ve allah’ın dini ve
Peygamberleriyle yaptıkları
Alayların cezası kendilerini her
Taraftan sarıverir.
49 – insanın başı derde girdi
Mi biz’e yalvarır, ama sonra ona
Tarafımızdan nimet verince: ‘ben
Bilgi ve becerim sayesinde bu
Serveti elde ettim” der.
Hayır bu bir imtihandır, ama çokları
Bunu anlamazlar. [28,76-78; 34,35]
Dünya nimetleri bakımından zengin
Veya yoksul olma, allah’ın kulunu
Sevip sevmediğinin ölçüsü
Değildir. zira herkes bilir ki
Allah’ın nice makbul kulları
Yoksulluk çekerken, nice azgın
Kimseler nimetler içinde
Yüzmektedirler.
50 – kendilerinden önce gelip
Geçenler de böyle dediler,
Ama kazandıkları servet, mukadder
Âkıbetlerini önlemede kendilerine
Hiç fayda etmedi.
51 – işledikleri fenalıkların
Cezası başlarına geçti.
Aynen onun gibi, senin
Çağdaşlarından olan zalimler de
Yaptıkları fenalıkların
Cezasına çarptırılacaklar ve
Elimizden kaçıp
Kurtulamayacaklardır.
52 – hâlâ şunu anlamadılar mı
Ki allah dilediği kulunun nasibini
Bollaştırır, dilediğinin
Nasibini ise daraltır.
Elbette bunda inanacak kimseler
İçin alacak ibretler vardır.
53 – de ki: ‘ey çok günah
İşleyerek kendi öz canlarına
Kötülük etmede ileri giden
Kullarım
Allah’ın rahmetinden
Ümidinizi kesmeyiniz.
Allah dilerse bütün günahları
Mağfiret eder. çünkü o, gafur ve
Rahîmdir (çok affedicidir,
Merhamet ve ihsanı fazladır).”
[5,73-74; 85,10; 19,60; 9,104;
4,110; 145-146]
Bu âyet, kur’ân-ı kerîm’deki en
Ümit verici âyet sayılabilir.
Bununla beraber, yine de tövbeyi
Kabul etme, allah’ın dilemesine
Bağlıdır. bu âyeti günah
İşlemeye teşvik sebebi saymak,
Kur’ânı maksadı dışına
Çekmektir. maksat tövbeye
Teşviktir. müteakip âyet,
Günahların affını tövbenin
Yanında, allah’ın gönderdiği
Hidâyeti kabul etmenin de lüzumu
İle birlikte düşünmemizi telkin
Etmektedir.
Hz. peygamber (a.s.)’dan şöyle
Dediği nakledilir: ‘bu âyeti,
Dünyaya ve dünyada bulunan bütün
Şeylere değişmem”
54 – size azap gelip çatmadan
Önce, rabbinize dönün ve o’na
Teslim olun, o’na itaat edin.
Yoksa yardım göremezsiniz.
55 – size azap farkına
Varmadığınız yerden ansızın
Gelip çatmadan önce,
Rabbiniz tarafından size gönderilen
Hükümlerin en güzeline tâbi olun.
‘indirilenin en güzeli”
‘kur’ân-ı kerîm” olarak tefsir
Edilir. ayrıca: 1. nehyedilen,
Yasaklanan şeyler değil, emredilen
Şeyler. 2. ruhsatlar değil de
Azimetler. 3. mensuh değil de
Nâsih hükümler diye de tefsir
Edilir.
56 – ta ki kişi şöyle
Demeye mecbur kalmasın:
‘rabbime karşı yaptığım bunca
Kusurdan dolayı yazıklar olsun bana
Yazıklar olsun bana ki ben o’nun
Diniyle, kitabıyla alay edenler
Arasında yer aldım ”
57 – yahut: ‘allah bana hidâyet
Verseydi, ben de allah’a karşı
Gelmekten sakınanlardan olurdum.”
58 – yahut azabı göreceği
Sıra: ‘ah elime bir fırsat geçse
De iyilerden olsam ”
59 – yüce allah şöyle buyurur:
‘hayır âyetlerim sana geldi de
Sen onları yalan saydın,
Onları kabul etmeyi
Kibirine yediremedin,
Büyüklük tasladın ve kâfirler
Zümresine dahil oldun ”
60 – uydurduğu şeyleri
Allah’a mal edip
O’nun adına yalan söyleyen
Kimselerin kıyamet günü
Yüzlerinin kapkara kesildiğini
Görürsün.
Allah’a karşı böyle kibirli
Davrananlar, büyüklük taslayanlar
İçin cehennemde yer mi yok?
61 – allah, kendisine karşı
Gelmekten sakınan takvâ ehlini
İse, iman ve takvâları sayesinde,
O cehennemden kurtarıp muratlarına
Kavuşturur.
Onlara hiçbir fenalık dokunmaz.
Onlar asla üzülmezler de.
62 – her şeyi yaratan allah’tır.
Her şey o’nun tasarruf ve
Yönetimindedir.
63 – göklerin ve yerin hazinelerinin
Anahtarları o’nun nezdindedir.
Allah’ın âyetlerini inkâr edenler
Var ya, işte asıl hüsrana, en
Büyük kayba uğrayanlar onlardır.
64 – sen de ki: ‘ey cahil
Topluluk böyle iken, siz ne
Cesaretle benden allah’tan
Başkasına ibadet etmemi
İstiyorsunuz?
65 – halbuki sana da, senden
Önceki peygamberlere de şu gerçek
Vahyolunmuştur ki:
‘iyi dikkat et şirke düşersen
Yaptığın bütün makbul işler
Boşa gider ve sen âhirette
Kaybedenlerden olursun ”
66 – ‘bilakis, sen yalnız allah’a kulluk
Et ve o’na şükredenlerden ol ”
67 – ama onlar, allah’ın kudret ve
Azametini hakkıyla takdir edemediler,
O’na lâyık tazimi göstermediler.
Halbuki bütün bir dünya kıyamet
Günü o’nun avucunda, gökler
Âlemi de bükülmüş olarak elinin
İçindedir.
Böyle bir azamet ve hâkimiyet
Sahibi olan allah, onların
Uydurdukları şeriklerden yücedir,
Münezzehtir.
Hz. peygamber (a.s.) bir gün hutbe
Verirken bu âyeti okuyup şöyle
Buyurdu: ‘allah, o gün gökleri ve
Yıldızları, bir çocuğun elinde
Topu çevirdiği gibi, çevirir ve
Şöyle buyurur:” ilah ben’im
Hükümdar ben’im cebbar ben’im
Büyüklük ben’imdir nerede dünya
Hükümdarları? nerede dünyadaki
Zorbalar, mütekebbirler ”
68 – sûra üflenir; allah’ın
Diledikleri dışında, göklerde ve
Yerde kim varsa çarpılıp cansız
Yere düşer.
Sonra ona bir daha üflenir: bir de
Bakarsın bütün insanlar,
Kabirlerinden ayağa kalkmış,
Etrafa bakınıp duruyorlar
[79,13-14; 17,52; 30,25]
Bu âyette sûra iki kere
Üfleneceği bildirilmiştir. neml,
87. âyetinde bu ikisinden önce bir
Kere daha üfleneceğinden söz
Edilmiştir. onun için hz.
Peygamber (a.s.) sûra üç üfleme
Bildirmiştir. 1.nefhatü’l feza’
(dehşetli bir ses) 2.nefhatu’s-sa’k
(öldüren ses) 3.nefhatu’l kıyame
(diriliş üflemesi)
İstisna edilenler: en büyük dört
Melektir. bazı müfessirler
Ayrıca, hamele-i arş, yahut
Rıdvan melekleri, huriler, malik
(cehennem sorumlusu) ve zebanileri
De sayarlar.
69 – mahşer yeri rabbinin nûru
İle ışıl ışıl aydınlanır.
Amel defterleri, hesap kitap ortaya
Konur, derken… peygamberler ve
Şahitler getirilir.
Haklarında tam adaletle hükmedilir
Ve onlara asla haksızlık
Yapılmaz. [21,47; 4,40]
Şahitler: ilk hatıra gelenler:
Allah’ın buyruklarını getiren
Peygamberlerdir. hafaza melekleri,
Veya diğer salih insanlar da
Olabilirler.
70 – herkese, yaptığının
Karşılığı tam tamına ödenir.
Zaten allah, onların
Yaptıklarını pek iyi bilmektedir.
71 – kâfirler bölük bölük
Cehenneme sürülür.
Nihayet oraya varıp da kapılar
Açılınca cehennem bekçileri
Onlara şöyle sorar:
‘size rabbinizin âyetlerini okuyan
Ve allah’ın huzuruna
Çıkacağınız bu günü
Bildirerek
Sizi uyaran
Peygamberleriniz gelmedi
Mi?”
‘evet geldiler” derler, fakat
Kâfirler hakkında azap hükmü
Kesinleşti, şimdi ne desek boş
[52,13; 19,85-86; 17,97; 67,8-10]
Buradan, yükümlülüğün vahiy
İle başladığı anlaşılır. zira
Meleklerin azarlamasına esas olan
Şey, peygamber ve kitapların
Gelmesi olmuştur.
72 – ‘cehennemin kapılarından orada
Ebedi kalmak üzere, girin ”
Allah’a karşı büyüklük
Taslayanların barınakları ne fena
Bir yer ” denilir.
73 – rab’lerine karşı gelmekten
Sakınanlar ise bölük bölük
Cennete sevkolunurlar.
Nihayet oraya varıp da kapıları
Açılınca cennet bekçileri ‘selam
Olsun sizlere, ne mutlu size haydi,
Ebediyyen kalmak üzere, giriniz
Oraya ” derler.
Takvâ din dilinde: kişinin,
Âhirette kendisine zarar verecek
Şeylerden sakınmasıdır. başta
Şirk ve küfürden, haram ve
Günahlardan, hatta tenzihen mekruh
Şeylerden sakınma, buna dahildir.
74 – onlar şöyle karşılık verirler:
‘hamd-ü senalar olsun o allah’a ki
Sözünde durdu ve dilediğimiz
Yerinde oturacağımız şekilde
Bizi cennete yerleştirdi.
Çalışanların mükafatları ne
Güzelmiş [3, 194; 7,43; 35,34-35; 21,105]
75 – sen o gün melekleri de
Arş’ın etrafını çevrelemiş
Rablerine zikir, tenzih ve hamd
Eden vaziyette görürsün.
Derken, aralarında adaletle
Hükmolunur ve ‘hamd-ü senalar
Rabbülâlemin olan allah’a
Mahsustur.” diye bitirilir. [40,7]