Abdulhadi Kanakeri İbrahim Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulhadi Kanakeri – İbrahim Suresi

İbrahim suresi
1. elif lam ra kitabün enzelnahü
İleyke li tuhricen nase minez
Zulümati ilen nuri bi izni rabbihim
İla sıratıl azızil hamıd
2. allahillezı lehu ma fis semavati
Ve ma fil ard ve veylül lil
Kafirıne min azabin şedıd
3. ellezıne yestehıbbunel hayated
Dünya alel ahırati ve yesuddune an
Sebılillahi ve yebğuneha ıveca’
Ülaike fı dalalim beıyd
4. ve ma erselna mir rasulin illa bi
Lisani kavmihı li yübeyyine lehüm
Fe yüdıllüllahü mey yeşaü ve
Yehdı mey yeşa’ ve hüvel azızül
Hakım
5. ve le kad erselna musa bi ayatina
En ahric kavmeke minez zulümati
İlen nuri ve zekkirhüm bi
Eyyamillah inne fı zalike le ayatil
Li külli sabbarin şekur
6. ve iz kale musa li kavmihizkuru
Nı’metellahi aleyküm iz encaküm
Min ali fir’avne yesumuneküm suel
Azabi ve yüzebbihune ebnaeküm ve
Yestahyune nisaeküm ve fı zaliküm
Belaüm mir rabbiküm azıym
7. ve iz teezzene rabbüküm le in
Şekertüm le ezıdenneküm ve le in
Kefertüm inne azabı leşedıd
8. ve kale musa in tekfüru entüm
Ve men fil erdı cemıan fe
İnnellahe le ğaniyyün hamıd
9. e lem ye’tiküm nebeüllezıne
Min kabliküm kavmi nuhıv ve adiv
Ve semude vellezıne mim ba’dihim la
Ya’lemühüm ilellah caethüm
Rusülühüm bil beyyinati fe raddu
Eydiyehüm fı efvahihim ve kalu
İnna kefarna bima ürsiltüm bihı
Ve inna le fı şekkim mimma
Ted’unena ileyhi mürıb
10. kalet rusülühüm e fillahi
Şekkün fatıris semavati vel ard
Yed’uküm li yağfira leküm min
Zünubiküm ve yüehhıraküm ila
Ecelim müsemma kalu in entüm illa
Beşerum mislüna türıdune en
Tesudduna amma kane ya’büdü
Abaüna fe’tuna bi sültanim mübın
11. kalet lehüm rusülühüm in
Nahnü illa beşerum mislüküm ve
Lakinnellahe yemünnü ala mey
Yeşaü min ıbadih ve ma kane lena
En ne’tiyeküm bi sültanin illa bi
İznillah ve alellahi fel
Yetevekkelil mü’minun
12. ve ma lena ella netevekkele
Alellahi ve kad hedana sübülena ve
Lenasbiranne ala ma azeytümuna ve
Alellahi fel yetevekkelil
Müteveklkilun
13. ve kalellezıne keferu li
Rusülihim le nuhricenneküm min
Erdına ev leteudünne fı milletina
Fe evha ileyhim rabbühüm le
Nühlikennez zalimın
14. ve le nüskinennekümül erda
Mim ba’dihim zalike li men hafe
Mekamı ve hafe veıyd
15. vesteftehu ve habe
Küllü cebbarin anıd
16. miv veraihı cehennemü ve
Yüska mim main sadıd
17. yetecerrauhu ve la yekadü
Yüsığuhu ve ye’tıhil mevtü min
Külli mekaniv ve ma hüve bi meyyit
Ve miv veraihı azabün ğalıyz
18. meselüllezıne keferu bi
Rabbihim a’malühüm
Keramadinişteddet bihir rıhu fı
Yevmin asıf le yakdirune mimma
Kesebu ala şey’ zalike hüved
Dalalül beıyd
19. e lem tera ennellahe halekas
Semavati vel erda bil hakk iy yeşe’
Yüzhibküm ve ye’ti bi halkın
Cedıd
20. ve ma zalike alellahi bi azız
21. ve berazu lillahi cemıan fe
Kaled duafaü lillezınestekberu
İnna künna leküm tebean fe hel
Entüm muğnune anna min azabillahi
Min şey’ kalu lev hedanellahü le
Hedeynaküm sevaün aleyna ecezı’na
Em saberna ma lena mim mehıys
22. ve kaleş şeytanü lemma
Kudıyel emru innellahe veadeküm
Va’del hakkı ve veadtüküm fe
Ahleftüküm ve ma kane liye
Aleyküm min sültanin illa en
Deavtüküm festecebtüm lı fe la
Telumunı ve lumu enfüseküm ma ene
Bi musrihıküm ve ma entüm ib
Musrihıyy innı kefertü bima
Eşraktümuni min kabl innez
Zalimıne lehüm azabün elım
23. ve üdhılellezıne amenu ve
Amilus salihati cennatin tecrı min
Tahtihel enharu halidıne fıha bi
İzni rabbihim tehıyyetühüm fıha
Selam
24. e lem tera keyfe darabellahü
Meselen kelimeten ttttayyibeten ke
Şeceratin tayyibetin aslüha
Sabitüv ve fer’uha fis sema25.
Tü’tı üküleha külle hıynim bi
İzni rabbiha ve yadribüllahül
Emsale lin nasi leallehüm
Yetezekkerun
26. ve meselü kelimetin habısetin
Ke şeceratin habısetinictüsset
Min fevkıl erdı ma leha min karar
27. yüsebbitüllahüllezıne amenu
Bil kavlis sabiti fil hayatid dünya
Ve fil ahırah ve yüdılüllahüz
Zalimıne ve yef’alüllahü ma
Yeşa28. e lem tera ilellezıne
Beddelu nı’metellahi küfrav ve
Ehallu kavmehüm daral bevar
29. cehennem yaslevneha ve bi’sel karar
30. ve cealu lillahi endadel li
Yüdıllu an sebılih kul temetteu
Fe inne mesıyraküm ilen nar
31. kul li ıbadiyellezıne amenu
Yükıymus salate ve yünfiku mimma
Razaknahüm sirrav ve alaniyetem min
Kabli ey ye’tiye yevmül la bey’un
Fıhi ve la hılal
32. allahüllezı halekas semavati
Vel erda ve enzele mines semai maen
Fe ahrace bihı mines semerati
Rizkal leküm ve sehhara lekümül
Fülke li tecriye fil bahri bi emrih
Ve sehhara lekümül enha
33. ve sehha lekümüş şemse vel
Kamera daibeyn ve sehhara lekümül
Leyle ven nehar
34. ve ataküm min külli ma
Seeltümuh ve in teudu nı’metellahi
La tuhsuha innel insane le zalumün
Keffar
35. ve iz kale ibrahımü rabbic’al
Hazel belede aminev vecnübnı ve
Beniyye en na’büdel asnam
36. rabbi innehünne adlelne
Kesıram minen nas fe men tebianı
Fe innehu minnı ve men asanı fe
İnneke ğafurur rahıym
37. rabbena innı eskentü min
Zürriyyetı bi vadin ğayri zı
Zer’ın ınde beytikel muharrami
Rabbena li yükıymus salate fec’al
Ef’idetem minen nasi tehvı ileyhim
Verzukhüm mines semerati leallehüm
Yeşkürun
38. rabbena inneke ta’lemü ma
Nuhfı ve ma nı’lin ve ma yahfa
Alellahi min şey’in fil erdı ve la
Fis sema39. elhamdü lillahillezı
Vehebe lı alel kiberi ismaıyle ve
İshak inne rabbı le semıud düa40.
Rabbic’alnı mükıymes salati ve
İmn zürriyyetı rabbena ve tekabbel
Düa41. rabbenağfir lı ve li
Valideyye ve lil mü’minıne yevme
Yekumül hısab
42. ve la tahsebennellahe ğafilen
Amma ya’melüz zalimun innema
Yüehhıruhüm li yevmin teşhasu
Fıhil ebsar
43. mühtııyne mükniıy ruusihim
La yerteddü ileyhim tarfühüm ve
Ef’idetühüm heva44. ve enzirin
Nase yevme ye’tıhimül azabü fe
Yekulüllezıne zalemu rabbena
Ahhırna ila ecelin karıbin nücib
Da’veteke ve nettebiır rusül e ve
Lem tekunu aksemtüm min kablü ma
Leküm min zeval
45. ve sekentüm fı
Mesakinillezıne zalemu enfüsehüm
Ve tebeyyene leküm keyfe fealna
Bihim ve darabna lekümül emsal
46. ve kad mekeru mekrahüm ve
Indellahi mekruhüm ve in kane
Mekruhüm li tezule minhül cibal
47. fe la tahsebennellahe muhlife va’dihı
Rusüleh innellahe azızün züntikam
48. yevme tübeddelül erdu ğayral
Erdı ve semavatü ve berazu
Lillahil vahıdil kahhar
49. ve teral mücrimıne yevmeizim
Mükarranıne fil asfad
50. serabilühüm min katıraniv ve
Tağşa vücuhehümün nar
51. li yecziyellahü külle nefsim ma
Kesebet innellahe serıul hısab
52. haza belağul lin nasi ve li
Yünzeru bihı ve liya’lemu ennema
Hüve ilahüv vahıdüv ve
Liyezzekkera ülül elbab
Meali
14 – ibrâhim sûresi
Mekke’de nâzil olmuş olup 52
Âyettir. sûre, kur’ân-ı kerimin
Gerçekliğine dair bir girişten
Sonra hz. mûsâ (a.s.)’ın
Tebliğine yer verir. daha sonra
Hûd, âd, semûd halklarını,
Genel olarak inkârcıların
Tutumlarını ve onlara verilen
Dünyevî ve uhrevî cezaları
Bildirir.
Âhirette şeytan’ın kâfirlere
Karşı yapacağı hitabeyi
Nakleder. sonra hz. ibrâhim
(a.s.)’ın mekke’de geçen
Kıssasına genişçe yer verir.
Başlangıçta olduğu gibi
Kur’ân’ın, allah’ın insanlara
Yönelttiği bir bildiri olduğu
Hatırlatılarak, sûre sona erer.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1-3 – elif, lâm, râ. bu,
Rab’lerinin izniyle insanları
Karanlıklardan aydınlığa, azîz
Ve hamîd (üstün kudret sahibi ve
Her işi övgüye lâyık olan)
Allah’ın yoluna, göklerde ve
Yerdeki her şeyin sahibinin yoluna
İnsanları çıkarman için sana
İndirdiğimiz bir kitaptır.
Kendilerini bekleyen o çetin azaptan
Ötürü vay o inkârcıların hallerine
Vay onlara ki, âhirete
İnanmalarına rağmen, bile bile
Dünyayı âhirete tercih ederler.
İnsanları allah yolundan çevirir
De o yolu eğri büğrü göstermek
İsterler.
İşte onlar haktan, doğru yoldan
Çok uzak bir sapıklık
İçindedirler. [2,257; 57,9]
Kâfirler, allah’ın rızasına
Tâbi olmayıp, allah’ın dininin
Kendilerine tâbi olmasını
İsterler. bu din, bütün örf,
Âdet, gelenek ve
Alışkanlıklarını doğrulasın,
Ama hoşlanmadıkları bir tek
İnanç ve ibadeti bile şart
Koşmasın. ancak bu hale
Getirdikten sonra dini kabul
Ederlermiş
4 – biz her peygamberi, kendi
Milletinin lisanı ile gönderdik,
Ta ki onlara hakikatleri iyice
Açıklasın.
Artık allah dilediğini saptırır,
Dilediğini doğru yola iletir. o
Azîzdir, hakîmdir (mutlak
Galiptir, tam hüküm ve hikmet
Sahibidir). [7,158]
Allah hangi millete peygamber
Gönderirse, mesajını o milletin
Dili ile gönderir. maksat, onların
İyice anlamalarıdır. bu sebeple bu
Âyet, kitabın mânalarının
Diğer dillere çevrilmesini de
Gerektirir. fakat mesajı anlamak,
Kabulü gerektirmez. bu, insanın
Tercihinden sonra allah’ın
Takdirine bağlıdır.
5 – bu cümleden olarak,
Mûsâ’yı da ‘halkını
Karanlıklardan aydınlığa çıkar
Ve onlara allah’ın önemli
Günlerini hatırlat” diye
Mûsâ’yı âyetlerimizle
Gönderdik. elbette bunda çok
Sabreden ve çok şükreden herkes
İçin nice ibretler vardır.
6 – bir vakit mûsâ, kavmine:
‘allah’ın, sizin üzerinizdeki
Nimetlerini hatırlayın:
Çünkü o sizi, size en kötü
Bir işkence uygulayan,
Doğan erkek çocuklarınızı
Öldürüp kızlarınızı perişan
Bir hayata zorlayan
Firavun’un hâkimiyetinden
Kurtarmıştı.
Gerçekten bunda, rabbinizden size
Büyük bir imtihan vardı.
Mûsâ (a.s.)’ın bu kabil
Tavsiyeleri geniş olarak tevrat,
Tesniye, 4,6,8,10,11 ve 28.
Bölümlerinde yer almaktadır.
7 – ve düşünün ki: rabbiniz
Şöyle ilan buyurdu: ‘eğer
Şükrederseniz, ben nimetlerimi
Daha da artırırım,
Ama nankörlük ederseniz haberiniz olsun
Ki azabım pek şiddetlidir ”
8 – sözüne devam ederek: ‘eğer
Dedi mûsâ, siz ve dünyada bulunan
Herkes kâfir olsa,
Bilesiniz ki, allah’ın hiç kimseye
Ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur,
Her türlü övgüye lâyıktır.”
[39, 7; 64,6]
9 – sizden önce gelip geçmiş
Ümmetlerin, nuh, âd ve semûd
Halklarının
Ve onlardan sonra gelip de allah’tan
Başkasının tamtamına
Bilemeyeceği halkların
Başlarından geçen olaylardan
Haberdar olmadınız mı?
Elçileri kendilerine delil ve
Mûcizeler getirdiler de onlar
Ellerini ağızlarına götürüp:
‘biz, dediler, sizinle gönderilen
Talimatları kabul etmiyoruz.
Çünkü biz, bize yaptığınız
Dâvetin mahiyetinden derin bir
Kuşku içindeyiz” [7,65]
‘eli ağzına götürmek” hayret,
Red veya tahkir ifadesi olmalıdır.
Red ve alaylarını göstermek
Amacıyla ıslık çalmak için
Olabileceği gibi, susmaya dâvet
İçin de yapmış olabilirler.
10 – peygamberleri onlara: ‘hiç
Gökleri ve yeri yaratan yüce
Yaratıcı hakkında şüphe
Edilebilir mi?
O günahlarınızı affetmeye
Çağırıyor ve muayyen bir süreye
Kadar size müsaade ediyor, mühlet
Veriyor” dediler.
Onlarsa ‘siz, dediler, bizim gibi bir
Beşerden başka bir şey değilsiniz.
Siz bizi atalarımızın ibadet
Ettiği tanrılardan vazgeçirmek
İstiyorsunuz. o halde bize açık
Delil getirin.” [11,3]
11 – resulleri onlara: ‘evet,
Dediler, biz sizin gibi beşerden
Başka bir şey değiliz.
Fakat allah peygamberlik nimetini
Kullarından dilediğine ihsan eder.
Allah’ın izni olmadıkça size mûcize
Göstermemiz mümkün değildir.
O halde müminler yalnız allah’a
Dayanıp güvenmelidirler.”
12 – ‘biz neden allah’a tevekkül
Etmeyelim ki gireceğimiz yolları
Bize o gösterdi.
Bize verdiğiniz her türlü eza ve
Sıkıntıya sabredeceğiz.
Tevekkül edenler yalnız allah’a
Dayanıp güvenmelidirler.”
13-14 – kâfirler resûllerine
Dediler ki: ‘ya sizi yurdumuzdan
Kovarız yahut bizim dinimize
Dönersiniz.”
Rab’leri de onlara vahyetti ki: ‘elbette
Biz o zalimleri imha edeceğiz
Ve onlardan sonra o ülkeye
Sizi yerleştireceğiz.
İşte bu, huzuruma çıkmaktan ve
Uyardığım azaptan çekinenler
İçindir.” [7,88; 27,56; 17,76;
8,30]
Bu âyet, hz. peygamber (a.s.)’ın
Vatanından hicret edeceğine, fakat
Daha sonra kendisini çıkaranların
Yerine hakim olacağına işaret
Etmektedir.
15-17 – resuller allah’tan yardım
Ve zafer istediler. neticede her
İnatçı, zorba zalim hüsrana
Uğradı.
İş bununla bitmeyecek,
Ardından cehenneme girecek.
Orada kendisine kanlı irinli su
İçirilecek, yutmaya çalışacak
Ama boğazından geçiremeyecek.
Ölüm her yandan ona geldiği
Halde yine de ölmeyecek.
Bunun arkasından da pek şiddetli
Bir azap daha vardır. [37,171-173;
58,21; 21,105; 50,24-26; 22,21;
35,36; 55,43-44; 37,64-68]
18 – rab’lerini inkâr edenlerin
Durumu şudur: onların iyi işleri,
Bir kül yığınına benzer.
Fırtınalı bir günde rüzgar onu
Şiddetle savurmaktadır…
Kazandıklarından hiç bir şeyi
Ellerinde tutamıyorlar. işte
Asıl kayıp, asıl sapıklık
Budur [25,23; 3,117]
19-20 – görüp anlamadın mı ki
Allah gökleri ve yeri, hikmetle ve
Ciddî bir maksat için
Yaratmıştır.
Eğer dilerse sizi ortadan
Kaldırıp yepyeni bir halk getirir.
Allah’a göre bu, sözü edilecek
Bir şey değildir. [36,77-83;
47,38]
Hitap görünüşte hz. peygamber (a.s.)’a,
Gerçekte ise bütün insanlaradır.
21 – bir de bakarsın kıyamet
Gününde hepsi toplanarak allah’ın
Huzuruna çıkmışlar.
Zayıflar büyüklük taslayanlara:
‘biz, diyecekler, sizlere tâbi
İdik. şimdi siz, bize fayda
Sağlayıp da allah’ın azabından
Zerrece bir şey
Uzaklaştırabiliyor musunuz?”
Büyüklük taslayanlar: ‘ne
Yapalım? diyecekler, allah bize yol
Gösterseydi biz de size
Gösterirdik.
Şimdi bizler sabretsek de,
Sızlansak da sonuç değişmez.
Anlaşıldı: bizim için kaçıp
Sığınacağımız bir yer yok ”
[34,31-33; 40,47-48; 7,38-39;
33,66-68]
22 – hesaplar görülüp iş
Tamamlanınca şeytan onlara şöyle
Diyecek: ‘allah size doğru vaadde
Bulundu. ben de size bir şeyler
Vaad ettim, ama sözümden caydım.
Doğrusu, benim size istediğimi
Yaptıracak bir gücüm yoktu.
Sadece ben sizi dâvet ettim, siz de
Çağrımı kabul ettiniz. o halde
Beni ayıplamayın, kendi kendinizi
Kınayın.
Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de
Siz beni kurtarabilirsiniz.
Ben, sizin daha önce beni allah’a şerik
Yapmanızı da reddetmiştim.”
Elbette, böyle zalimlerin hakkı gayet
Acı bir azaptır. [4,120; 59,16]
Allah’ın hükmü herkes hakkında
Kesinleşip, cennetlikler cennete,
Cehennemlikler de cehenneme girmeye
Hazırlandığı zaman şeytan bu
Nutkunu irad edecektir.
23 – iman edip makbul ve güzel
İşler yapanlar, içlerinden
Irmaklar akan cennetlere
Yerleştirilecekler, rablerinin
İzniyle orada devamlı
Kalacaklardır.
Orada karşılaştıklarında iyi
Dilek temennileri ‘selam”
Olacaktır. [39,73; 13,23-24; 10,10]
Selam: güvenlik, esenlik, her
Türlü zarardan kurtulma, barış
Anlamlarına gelip en kapsamlı bir
Temenni olduğundan, kaynağını da
Allah’ın es-selam ism-i şerifinden
Aldığından dünyada müminlere
Bahşedilen bir islâm nimeti
Olarak cennette de devam edecektir.
24-25 – görmedin mi allah
Nasıl bir benzetme yaptı:
Güzel söz, kökü yerin
Derinliklerinde sabit, dalları ise
Göğe doğru yükselmiş bir ağaç
Gibidir ki
Rabbinin izniyle her zaman
Meyvesini verir.
Düşünüp ders çıkarsınlar diye
Allah insanlara böyle temsiller
Getirir. [13,17]
Burada iman, güzel ağaca
Benzetilmiştir. bir ağacın
Damarları, gövdesi, dalları,
Meyveleri vardır. iman ağacının
Damarları ilim, marifet ve
Yakindir. gövdesi ihlastır.
Dalları iyi işler ve
Davranışlar, meyveleri ise güzel
İşlerin gerektirdiği temiz huylar,
Güzel hasletlerdir. bir ağacın
Canlılığını sürdürmesi için
Sulanıp bakılması gerektiği gibi
İman ağacı da ilim, iyi işler,
Tefekkür ile gözetilmezse, o da
Kuruma tehlikesine mâruz kalır.
Bir hadiste hz. peygamber (a.s.):
‘elbise nasıl yıpranırsa,
Kalpteki iman da öylece yıpranıp
Eskir. o halde, imanınızı daima
Tazeleyin” buyurmuştur.
İbadetlere vakti vaktine devam, bu
Bakımı sağlar.
26 – kötü söz ise, gövdesi
Toprağın üstünden kolayca
Çıkarılabilen, kökleşip
Yerleşmeyen değersiz bir ağaca
Benzer.
Kötü söz de köksüz bir bitkiye
Benzetilmiştir. ne sağlam kökü,
Ne yükselen dalları, ne güzel
Meyveleri, ne gölgesi vardır.
İşte kâfir böyledir.
27 – allah iman edenleri hem
Dünyada hem âhirette o sabit söz
Üzerinde sağlam bir şekilde
Tutar. zalimleri ise şaşırtır.
Allah elbette dilediğini yapar.
28-29 – allah’ın nimetine bedel,
İnkâr ve nankörlüğü tercih
Edenleri, ayrıca kendi halklarını
Da helâk yurduna, cehenneme
Sürükleyenleri görmedin mi?
Onların hepsi oraya girecekler. ne kötü
Bir yerleşim yeridir cehennem
30 – insanları allah’ın
Yolundan saptırmak için birtakım
Ortaklar uydurdular.
De ki: ‘azıcık yararlanın
Bakalım nasılsa sonunda
Gideceğiniz yer ateştir ”
[10,70]
31 – söyle o iman etmiş kullarıma:
Namazı tam gerektiği şekilde
Kılsınlar ve ne alışverişin, ne
De dostluğun olmadığı gün
Gelmeden önce, gizli ve açık
Şekilde, kendilerine ihsan
Ettiğimiz rızıklardan,
Nimetlerden bağışta bulunsunlar.
[2,254; 57,15]
32 – allah gökleri ve
Yeri yaratandır.
Gökten yağmur indirip size rızık
Olsun diye, onunla türlü türlü
Meyveler, ürünler çıkarandır.
İzni ile denizde dolaşmak üzere
Gemileri size râm eden,
Akan suları da, ırmakları da
Sizin hizmetinize verendir.
33 – mûtad seyirlerini yapan
Güneş ile ay’ı size âmade
Kılan, geceyi ve gündüzü
İstifadenize veren de o’dur.
[36,37-40; 7,54; 39,5]
34 – hâsılı o, kendisinden
Dilediğiniz her şeyi verdi. öyle
Ki allah’ın size verdiği nimetleri
Birer birer saymaya kalkarsanız,
Mümkün değil, onları toptan
Olarak bile sayamazsınız.
Gerçekten insan zalim ve
Nankördür.
35 – bir de, ibrâhim, bir
Vakitler şöyle demişti: ‘ya
Rabbî burayı emin bir belde kıl,
Beni de evlatlarımı da putlara
Tapmaktan uzak tut.” [2,126;
29,67; 3,96-97]
36 – ‘ya rabbî doğrusu onlar
(putlar) insanların birçoğunu
Saptırdılar. artık bundan sonra
Kim bana tâbi olursa, o bendendir.
Kim de bana karşı gelirse o da
Senin merhametine kalmıştır,
Şüphesiz sen gafursun,
Rahîmsin.”
Putlar birçok insanın sapmasına
Sebep olduğundan mecazi olarak
Saptırma işi onlara
Maledilmiştir. hz. ibrâhim (a.s.)
Doğru yolda gidenler için dua edip
Nimet ve bereket istiyor. fakat
İsyan edenler için ceza istemeyip,
Allah’ın mağfiret ve merhametine
Havale ediyor. bu onun meşhur
Şefkatinin tezahürlerinden
Biridir. benzeri bir davranışı
Hz. îsâ (a.s.) da yapmıştır.
[5,118]
37 – ‘ey bizim rabbimiz ben
Zürriyetimden bir kısmını senin
Kutsal mâbedinin yanında, ekin
Bitmez bir vâdide yerleştirdim.
Ey bizim rabbimiz namazı gereğince
Kılsınlar diye böyle yaptım.
Ya rabbi artık insanların bir
Kısmının gönüllerini onlara
Doğru yönelt, onları her türlü
Ürünlerden rızıklandır ki sana
Şükretsinler.” [2,125-127; 5,97;
28,57]
Bu duanın bereketiyledir ki hz.
Muhammed (a.s.)’dan önce bütün
Arabistan, ondan sonra ise bütün
Dünya oraya akın ediyorlar.
Senenin her mevsiminde her çeşit
Sebze, meyve ve ürünler, hem de
Uygun fiatlarla orada bulunuyor.
38 – ‘ey bizim rabbimiz biz ister
Gizleyelim, ister açığa vuralım,
Yaptığımız herşeyi bilirsin.
Zaten göklerde ve yerde allah’a
Gizli kalan hiçbir şey yoktur.”
39 – ‘hamd olsun allah’a ki,
Hayli yaşlı olmama rağmen,
Bu ihtiyarlık halimde ismâil ve
İshak’ı bana ihsan etti.
Şüphesiz ki rabbim duayı kabul
Buyurur.”
40 – ‘ya rabbi beni de, neslimden
Çoğunu da namazı devamlı olarak
Ve gereğince kılan kullarından
Eyle duamı, lütfen kabul buyur ya
Rabbi ”
41 – ‘ey rabbimiz beni, annemi,
Babamı ve bütün müminleri
Kıyamet günü affeyle.”
Hz. ibrâhim (a.s.) vatanından
Ayrılırken babası için allah’a
Dua edip af dileme sözü vermişti
[19,47]. onu yerine getirmek üzere
Böyle dua ediyor. fakat daha sonra
Onun din düşmanı olduğunu kesin
Anlayınca, onunla manevî
İlişkilerini de kesti [9, 114]
42 – sen, o zalimlerin
İşlediklerinden, sakın rabbinin
Habersiz olduğunu zannetme
O, sadece onların, dehşetinden
Gözlerinin donup kalacağı bir
Güne ertelemektedir.
43 – o gün onlar başlarını
Dikmiş, gözleri donup kalmış,
Kalpleri bomboş koşup dururlar.
[54,8; 20,108-111; 70,44]
44 – hem, azabın geleceği günü
Hatırlatarak insanları uyar
O gün zalimler: ‘ey bizim rabbimiz
Diyecekler, ne olur, bize kısa bir
Süre ver de senin çağrına uyma
İmkânı bulalım ve peygamberlerin
İzince gidelim.”
Peki, önceleri hiç zeval bulmayıp
Sürekli yaşayacağınıza dair
Yemin eden siz değil miydiniz?
[23,99-100; 6,27-28]
45 – sizden önce, kendilerine
Zulmetmiş olanların diyarlarına
Yerleştiniz.
Onlara neler yaptıklarımız da
Size iyice belli oldu ve size
Meseller getirerek gerçekleri
Anlattık.
46 – onlar tuzaklar kurdular, ama
Allah nezdinde de onlara tuzak var,
İsterse onların tuzakları
Dağları yerinden oynatacak olsun
47 – sakın allah’ın,
Peygamberlerine yaptığı vaadden
Cayacağını zannetme allah
Elbette mutlak galiptir, intikam
Sahibidir.
48 – gün gelir, yer başka bir yere,
Gökler de başka göklere çevrilir.
Bütün insanlar kabirlerinden
Kalkıp tek hâkim olan allah’ın
Huzuruna çıkarlar.
Tebdil ya özde olan bir
Değişiklik [4,56] veya vasıfta
Olan bir değişiklik [25,70]
Anlamlarına gelebilir. bundan
Ötürü gerek eski, gerek yakın
Dönemde yaşamış müfessirler ve
Kelam alimleri her iki mânaya göre
De tefsir etmişlerdir.
49-50 – o gün mücrimlerin
Birbirine yaklaştırılarak
Kelepçelendiğini görürsün.
Gömlekleri katrandandır,
Yüzlerini ise ateş kaplar. [37,22;
25,3; 38,37-38; 23,104]
51 – allah her insana
Kazandığının karşılığını
Vermek için (diriltir). allah,
Hesabı çok çabuk görür. [53,31;
21,1]
52 – işte bu kur’ân
İnsanlara beliğ bir tebliğdir,
Ta ki onunla uyarılsınlar,
Ta ki allah’ın tek ilah
Olduğunu bilsinler.
Ve ta ki aklı ve
Vicdanı temiz olanlar,
Düşünüp ders alsınlar… [6,19]