Abdulhadi Kanakeri İsra Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulhadi Kanakeri – İsra Suresi

İsra suresi
1. sübhanellezı esra bi abdihı
Leylem minel mescidil harami ilel
Mescidil aksallezı barakna havlehu
Li nüriyehu min ayatina innehu
Hüves semıul besıyr
2. ve ateyna musel kitabe ve
Cealnahü hüdel li beni israiyle
Ella tettehızu min dunı vekıla
3. zürriyyete men hamelna mea nuh
İnnehu kane abden şekura
4. ve kadayna ila benı israiyle fil
Kitabi le tüfsidünne fil erdı
Merrateyni ve le ta’lünne ulüvven
Kebıra
5. fe iza cae va’dü ulahüme beasna
Aleyküm ıbadel lena ülı be’sin
Şedıdin fe casu hılaled diyar ve
Kane va’dem mef’ula
6. sümme radedna lekümül kerrate
Aleyhim ve emdednaküm bi emvaliv ve
Benıne ve cealnaküm eksera nefıra
7. in ahsentüm ahsentüm li
Enfüsiküm ve in ese’tüm feleha fe
İz cae va’dül ahırati li yesuu
Vücuheküm ve li yedhulül mescide
Kema dehaluhü evvele merrativ ve
Liyütebbiru ma alev tetbıra
8. asa rabbüküm ey yerhameküm ve
İn udtüm udna ve cealna cehenneme
Lil kafirıne hasıyra
9. inne hazel kur’ane yehdı
Lilletı hiye akvemü ve
Yübeşşirul mü’minınellezıne
Ya’melunes salihati enne lehüm
Ecran kebıra
10. ve ennellezıne la yü’minune bil
Ahırati a’tedna lehüm azaben elıma
11. ve yed’ul insanü biş şerri düaehu
Bil hayr ve kanel insanü acula
12. ve cealnel leyle ven nehara
Ayeteyni fe mehavna ayetel leyli ve
Cealna ayeten nehari mübsıratel li
Tebteğu fadlem mir rabbiküm ve li
Ta’lemu adedes sinıne vel hısab ve
Külle şey’in fassalnahü tefsıyla
13. ve külle insanin elzemnahü
Tairahu fı unukıh ve nuhricü lehu
Yevmel kıyameti kitabey yelkahü
Menşura
14. ikra’ kitabek kefa bi
Nefsikel yevme aleyke hasıba
15. menihteda fe innema yehtedı li
Nefsih ve men dalle fe innema
Yedıllü aleyha ve la teziru
Vaziratüv vizra uhra ve ma künna
Müazzibıne hatt neb’ase rasula
16. ve iza eradna en nühlike
Karyeten emarna mütrafıha fe fesku
Fıha fe hakka aleyhel kavlü fe
Demmernaha tedmıra
17. ve kem ehlena minel kuruni mim
Ba’di nuh ve kefa bi rabbike bi
Zünubi ıbadihı habıram besıyra
18. men kane yürıdül acilete
Accelna lehu fiha ma neşaü li men
Nürıdü sümme cealna lehu
Cehennem yaslaha mezmumem medhura
19. ve men eradel ahırate ve sea
Leha sa’yeha ve hüve mü’minün fe
Ülaike kane sa’yühüm meşkura
20. küllen nümiddü haülai ve
Haülai min atai rabbik ve ma kane
Ataü rabbike mahzura
21. ünzur keyfe faddalna ba’dahüm
Ala ba’d ve lel ahıratü ekberu
Deracativ ve ekberu tefdıyla
22. la tec’al meallahi ilahen ahara
Fe tak’ude mezmumem mahzula
23. ve kada rabbüke elle ta’büdu
İlla iyyahü ve bil valedeyni
Ihsana imma yeblüğanne ındekel
Kibera ehadühüma ev kilahüma fe
La tekul lehüma üffiv ve la tenher
Hüma ve kul lehüma kavlen kerıma
24. vahfıd lehüma cenahaz zülli
Miner rahmeti ve kur rabbirhamhüma
Kema rabbeyanı sağıyra
25. rabbüküm a’lemü bima fı
Nüfusiküm in tekunu salihıyne fe
İnnehu kane lil evvabıne ğafura
26. ve ati zel kurba hakkahu vel
Miskıne vebnes sebıli ve la
Tübezzir tebzıra
27. innel mübezzirıne kanu
Ihvaneş şeyatıyn ve kaneş
Şeytanü li rabbihı kefura
28. ve imma tu’ridanne
Anhümübtiğae rahmetim mir rabbike
Tercuha fe kul lehüm kavlem meysura
29. ve la tec’al yedek mağluleten
İla unukike ve la tebsutha küllel
Beştı fe tak’ude melumem mahsura
30. inne rabbeke yebsütur riska li
Mey yeşaü ve yakdir innehu kane bi
Ibadihı habıram besıyra
31. ve la taktülu evladeküm
Haşyete imlak nahnü nerzükuhüm
Ve iyyaküm inne katlehüm kane
Hit’en kebıra
32. ve la takrabüz zina innehu
Kane fahışeh ve sae sebıla
33. ve la taktülün nefselletı
Harramellahü illa bil hakk ve men
Kutile mazlumen fe kad cealna li
Veliyyihı sültanen fe la yüsrif
Fil katl innehu kane mensura
34. ve la takrabu malel yetımi illa
Billetı hiye ahsenü hatta
Yeblüğa eşüddehu ve evfu bil ahd
İnnel ahde kane mes’ula
35. ve evfül keyle iza kiltüm
Vesinu bil kıstasil müstekıym
Zalike hayruv ve hasenü te’vıla
36. ve la takfü ma leyse leke bihı
Ilm innes sem’a vel besara vel
Füade küllü ülaike kane anhü
Mes’ula
37. ve la temşi fil erdı merah
İnneka len tahrikal erda ve len
Teblüğal cibale tula
38. küllü zalike kane
Seyyiühu ınde rabbike mekruha
39. zalike mimma evha ileyke
Rabbüke minel hıkmeh ve la tec’al
Meallahi ilahen ahara fe tülka fı
Cehenneme melumem medhura
40. e fe asfaküm rabbüküm bil
Benıne vettehaze minel melaiketi
İnasa innekü le tekulune kavlen
Azıyma
41. ve le kad sarrafna fı hazel
Kur’ani li yezzekkeru ve ma
Yezıdühüm illa nüfura
42. kul lev kane meahu alihetün
Kema yekulune izel lebteğav ila zil
Arşi sebıla
43. sübhanehu ve teala amma
Yekulune ulüvven kebıra
44. tüsebbihu lehüs semavatüs
Seb’u vel erdu ve men fıhinn ve im
Min şey’in illa yüsebbihu bi
Hamdihı ve lakil la tefkahune
Tesbıhahüm innehu kane halimen
Ğafura
45. ve iza kara’tel kur’ane cealna
Beyneke ve beynellezıne la
Yü’minune bil ahırati hıcabem
Mestura
46. ve cealna ala kulubihim
Ekinneten ey yefkahuhü ve fı
Azanihim vakra ve iza zekerte
Rabbeke fil kur’ani vahdehu vellev
Ala edbarihim nüfura
47. nahnü a’lemü bima yestemiune
Bihı iz yestemiune ileyke ve iz
Hüm necva iz yekulüz zalimune in
Tetteiune illa racülem meshura
48. ünzur keyfe darabu lekel emsale fe
Dallu fela yestetfy’une sebıla
49. ve kalu e iza künna ızamev ve rufaten
En inna le meb’usune halkan cedıda
50. kul kunu hıcareten ev hadıda
51. ev halkam mimma yekbüru fı
Suduriküm fe seyekulune mey
Yüıydüna kulillezı fetaraküm
Evvele merrah feseyünğıdune
İleyke ruusehüm ve yekulune meta hu
Kul asa ey yekune karıba
52. yevme yed’uküm fe testecıbune
Bi hamdihı ve tezunnune il
Lebistüm illa kalila
53. ve kul li ıbadı yekulülletı
Hiye ahsen inneş şeytane yenzeğu
Beynehüm inneş şeytane kane lil
İnsani adüvvem mübına
54. rabbüküm a’lemü bilküm iy
Yeşe’ yerhamküm ev iy yeşe’
Yüazzibküm ve ma erselnake aleyhim
Vekıla
55. ve rabbüke a’lemü bi men fis
Semavati vel ard ve le kad faddalna
Ba’dan nebiyyıne ala ba’dıv ve
Ateyna davude zebura
56. kulid’ullezıne zeamtaüm min
Dunihı fe la yemlikune keşfed
Durri anküm ve la tahvıla
57. ülaikellezıne yed’une
Yebteğune illa rabbihimül
Vesılete eyyühüm akrabü ve
Yercune rahmetehu ve yehafune azabeh
İnne azabe rabbike kane mahzura
58. ve im min karyetin illa nahnü
Mühlikuha kable yevmil kıyameti ev
Müazzibuha azaben şedıda kane
Zalike fil kitabi mestura
59. ve ma meneana en nürsile bil
Ayati illa en kezzebe bihel evvelun
Ve ateyna semuden nakate
Mübsıraten fe zalemu biha ve ma
Nürsilü bil ayati illa tahvıfa
60. ve iz kulna leke inne rabbeke
Ehata bin nas ve ma cealner
Ru’yelletı eraynake illa fitnetel
Linnasi veş şeceratel mel’unete
Fil kur’an ve nühavvifühüm fe ma
Yezıdühüm illa tuğyanen kebıra
61. ve iz kulna lil melaiketiscüdu
Li ademe fe secedu illa iblıs kale
E escüdü li men halakte tıyna
62. kale e raeyteke hazellezı
Kerramte aleyye le in ehherteni ila
Yevmil kıyameti le ahtenikenne
Zürriyyetehu illa kalıla
63. kalezheb fe men tebiake minhüm fe inne
Cehenneme ceazüküm cezaem mevfura
64. vestefziz menisteta’te minhüm
Bi savtike ve eclib aleyhim bi
Haylike ve racilike ve şarikhüm
Fil emvali vel evladi veıdhüm ve
Ma yeıdühümüş şeytanü illa
Ğurura
65. inne ıbadı leyse leke aleyhim
Sültan ve kefa bi rabbike vekıla
66. rabbükümüllezı yüzcı
Lekümül fülke fil bahri li
Tebteğu min fadlih innehu kane bi
Küm rahıyma
67. ve iza messekümüd durru fil
Bahri dalle men ted’une illa iyyah
Felemma neccaküm ilel berri
A’radtüm ve kanel insanü kefura
68. e fe emintüm ey yahsife biküm
Canibel berri ev yürsile aleyküm
Hasıben sümme la tecidu leküm
Vekıla
69. em emintüm ey yüıydekim fıhi
Taraten uhra fe yürsile aleyküm
Kasıfem miner rıhı fe
Yuğrikaküm bima kefartüm sümme
La tecidu leküm aleyna bihı tebıa
70. ve le kad kerramna benı ademe
Ve hamelnahüm fil berri vel bahri
Ve razaknahüm minet tayyibati ve
Faddalnahüm ala kesırim mimmen
Halakna tefdıyla
71. yevme ned’u külle ünasim bi
İmamihim fe men utiye kitabehu bi
Yemınihı fe ülaike yakraune
Kitabehüm ve la yuzlemune fetıla
72. ve men kane fı hazihı a’ma fe hüve
Fil ahırati a’ma ve edallü sebıla
73. ve in kadu le yeftinuneke
Anillezı evhayna ileyke li
Tefteriye aleyna ğayrahu ve izel
Lettehazuke halıla
74. ve lev la en sebbetnake le kad kidte
Terkenü ileyhim şey’en kalıla
75. izel le ezaknake dı’fel hayati
Ve dı’fel memati sümme la tecidü
Leke aleyna nesıyra
76. ve in kadu leyestefizzuneke
Minel erdı li yuhricuke minha ve
İzel la yelbesune hılafeke illa
Kalıla
77. sünnete men kad erselna kableke
Mir rusülina ve la tecidü li
Sünnetina tahvıla
78. ekımes salate li düluküş
Şemsi ila ğasekıl leyli ve
Kur’anel fecr inne kur’anel fecri
Kane meşhuda
79. ve minel leyli fe tehecced bihı
Nafiletel leke asa ey yeb’aseke
Rabbüke mekamem mahmuda
80. ve kur rabbi edhılnı müdhale
Sıdkıv ve ahricnı muhrace
Sıdkıv vec’al lı mil ledünke
Sültanen nesıyra
81. ve kul cael hakku ve zehekal
Batıl innel batıle kane zehuka
82. ve nünezzilü minel kur’ani ma
Hüve şifaüv ve rahmetül lil
Mü’minıne ve la yezıdüz
Zalimıne illa hasara
83. ve iza en’amna alel insani
A’rada ve nea bi canibih ve iza
Messehüş şerru kane yeusa
84. kul küllüy ya’melü ala
Şakiletih fe rabbüküm a’lemü bi
Men hüve ehda sebıla
85. ve yes’eluneke anir ruh kulir
Ruhu min emri rabbı ve ma utıtüm
Minel ılmi illa kalıla
86. ve lein şi’na le nezhebenne
Billezı evhayna ileyke sümme la
Tecidü leke bihı aleyna vekıla
87. illa rahmetem mir rabbik inne
Fadlehu kane aleyke kebıra
88. kul leinictemeatil insü vel
Cinnü ala ey ye’tu bi misli hazel
Kur’ani la ye’tune bi mislihı ve
Lev kane ba’duhüm li ba’dın
Zahıra
89. ve le kad sarrafna lin nasi fı
Hazel kur’ani min külli meselin fe
Eba ekserun nasi illa küfura
90. ve kalu len nü’mine leke hatta tef
Cüra lena minel erdı yembua
91. ev tekune leke cennetüm min
Nehıyliv ve ınebin fe tüfecciral
Enhara hılaleha tefcıra
92. ev tüskıtas semae kema zeamte
Aleyna kisefen ev te’tiye billahi
Vel melaiketi kabıla
93. ev yekune leke beytüm min
Zuhrufin ev terka fis sema’ min
Külli meselin fe eba ekserun nasi
İlla küfura ve len nü’mine li
Rukıyyike hatta tünezzile aleyna
Kitaben nakraüh kul sübhane rabbı
Hel küntü illa beşerar rasula
94. ve ma menean nase ey yü’minu iz
Caehümül hüda illa en kalu e
Beasellahü beşerar rasula
95. kul lev kane fil erdı
Melaiketüy yemşune mutmeinnıne le
Nezzelna aleyhim mines semai meleker
Rasula
96. kul kefa billahi şehıdem
Beynı ve beyneküm innehu kane bi
Ibadihı habıram besıyra
97. ve mey yehdillahü fe hüvel
Mühted ve mey yudlil fe len tecide
Lehüm evliyae min dunih ve
Nahşüruhüm yevmel kıyameti ala
Vücuhihim umyev ve bükmev ve summa
Me’vahüm cehennem küllema habet
Zidnahüm seıyra
98. zalike cezaühüm bi ennehüm
Keferu bi ayatina ve kalu e iza
Künna ızamev ve rufaten e inna le
Meb’usune halkan cedıda
99. e ve lem yerav ennellahellezı
Halekas semavati vel erda kadirun
Ala ey yahlüka mislehüm ve ceale
Lehüm ecelel la raybe fıh fe ebez
Zalimune illa küfura
100. kul lev entüm temlikune hazine
Rahmeti rabbı izel le emsektüm
Heşyetel infak ve kanel insanü
Katura
101. ve le kad ateyna musa tis’a
Ayatim beyyinatin fes’el benı
İsraıle iz caehüm fe kale lehu
Fir’avnü innı le ezunnüke ya musa
Meshura
102. kale le kad alimte ma enzele
Haülai illa rabbüs semavati vel
Erdı besair ve innı le ezunnüke
Ya fir’avnü mesbura
103. fe erade ey yestefizzehüm minel erdı
Fe ağraknahü ve mem meahu cemıa
104. ve kulna mim ba’dihı li benı
İsraiyleskünül erda fe iza cae
Va’dül ahırati ci’na biküm
Lefıfa
105. ve bil hakkı enzelnahü ve ibl
Hakkı nezel ve ma erselnake illa
Mübeşşirav ve nezıra
106. ve kur’anen feraknahü li
Takraehu alen nasi ala müksiv ve
Nezzelnahü tenzıla
107. kul aminu bihı ev la tü’minu
İnnellezıne utül ılem min
Kablihı iza yütla aleyhim
Yehırrune lil ezkani sücceda
108. ve yekulune sübhane rabbina in
Kane va’dü rabbina le mef’ula
109. ve yehırrune lil ezkani
Yebkune ve yezıdühüm huşua
110. kulid’ullahe evid’ur rahman
Eyyem ma ted’u fe lehül esmaül
Husna ve la techer bi salatike ve la
Tühafit biha vebteğı beyne zalike
Sebıla
111. ve kulil hamdü lillahillezı
Lem yettehız veledev ve lem yekül
Lehu şerıkün fil mülki ve lem
Yekül lehu veliyyüm minez zülli
Ve kebbirhü tekbıra
Meali
17 – isrâ sûresi
Mekkede nazil olmuş olup 111
Âyettir. ilk âyetinde isra
Olayından bahsettiğinden bu ismi
Almıştır. hicretten takriben bir
– birbuçuk yıl önce
İndirildiği düşünülebilir.
İsra sûresi de diğer mekki
Sûreler gibi tevhid, nübüvvet,
Âhiret inançlarına yer verdiği
Gibi namaz, infak emirlerinin
Yanında anne babaya itaat, zina
Yasağı ve birçok ahlâkî
Prensiplere de yer verir. 60.
Âyetten itibaren birkaç âyette
İsranın (miracın) hikmetleri
Bildirilir. daha sonra hz. adem –
İblis kıssası yeniden ele
Alınır. kur’ân’ın faziletlerine
Dair açıklamalar yapılır.
Kâfirlerin ısrar ve tahakkümle
Mûcize istekleri
Cevaplandırılır. hz. mûsâ
(a.s.) a buna benzer dokuz mûcize
Verildiği halde, muhataplarının
İman etmedikleri bildirilir. tevhidi
İlan eden âyetlerle sûre sona
Erdirilir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – bir gece, kendisine bazı
Delillerimizi gösterelim diye kulu
Muhammedi, mescid-i haramdan,
Çevresini mübarek kıldığımız
Mescid-i aksaya götüren o zatın
Şanı ne yücedir bütün
Eksikliklerden uzaktır o
Gerçekten, herşeyi işiten, her
Şeyi gören odur. [53,18; 17,60]
Mescid-i aksa, kudüs’teki
Beytü’l-makdisdir. nitekim isra
(mirac) hadisinde hz. peygamber
(a.s.) ‘buraka bindim,
Beytü’l-makdis’e vardım”
Buyurmuştur. efendimiz oradan
Göğe yükseltildi, nebîler ve
Meleklerle (aleyhimü’s-selam)
Görüştü. cennet ve cehennemi,
Daha başka işaretleri gördü.
Nihayet beş vakit namaz emri ile
Aynı gece döndü (daha önce sabah
Ve yatsı kılınıyordu).
2 – biz mûsâ’ya kitap verdik ve
Onu, israiloğullarına ‘benden
Başkasını rab edinmeyin, benden
Başkasının himayesine girmeyin”
Diye, doğru yolu gösteren bir
Rehber kıldık.
3 – ey nûh ile birlikte gemide
Taşıdığımız kimselerin nesli
Yalnız bana güvenip, dayanın,
Bana şükredin şunu bilin ki nûh
Çok şükreden bir kul idi.
4 – biz israiloğullarına
Kitapta şu hükmü de bildirdik:
‘siz ülkede iki kere bozgunculuk
Yapacak ve açık zorbalıklar
Edeceksiniz”
5 – onlardan birincisinin vaadesi
Gelince, kuvvet ve şiddet sahibi
Olan kullarımızı sizin üzerinize
Musallat ettik de onlar sizi
Yakalayabilmek için evlerin
Aralarına bile girerek her tarafı
Didik didik edip araştırdılar.
Bu, yerine getirilmesi gereken bir
Vaad idi.
Bozgunculukları neticesinde mâruz
Kaldıkları ilk felaket m.ö.
598’de babil kralı buhtunnasr’ın
İstilasıdır. o kudüs’ü ve beyt-i
Makdis’i yerle bir etti.
İsrailoğullarını filistinden
Sürüp çeşitli ülkelere
Dağıttı. bir kısmını da babile
Götürdü. onlara verilen ilk ceza
Budur. 529’da pers kralı hüsrev
Babil’i alınca israiloğullarına
Kudüse dönme ve mabedi inşa etme
İzni verdi. daha sonra ezra,
Kaybolan tevratı yeniden derledi.
Dini ıslahat yapıldı. m.ö. 4.
Yüzyılda yunan işgalinden sonra,
M.ö. ikinci yüzyıl sonunda dini
Bir canlanma ile makkabiler
Devletini kurdular. tekrar bir
Çürüme ve tefrika, romalıların
M.ö. 63’de filistini işgal
Etmeleriyle sonuçlandı. manevî
Çöküşleri daha da arttı. m.s.
70’de romalı titus kudüs’ü alıp
Yahudileri kılıçtan geçirdi.
Beyt-i makdis’i yaktı yıktı.
Âyette bildirilen felaket bu
Olabilir. unutmamak gerekir ki
Yahudilerin mâruz kaldıkları
Başka musîbetler de olmuştur.
İkinci ceza için bir de şu
İhtimal vardır. siyonizm, batının
Süper güçlerinin desteği ile
Sun’i israil devletini 1948’de
Kurdu. üç milyon kadar filistinli
Müslümanı yurtlarından kovup, 50
Küsür yıldan beri islâm
Dünyasını kana ve ateşe verdi.
Dolayısıyla bu âyet, mazlum
Müslümanların haklarını alıp
Vatanlarına kavuşacaklarına da
İşaret olabilir. buhariden şu
Hadisi nakledelim: ‘müslümanlarla
Yahudiler arasında kanlı bir harp
Olmadıkça kıyamet kopmaz.
Müslümanlar onları kırıp
Mahvedecek. hatta onlardan bir
Yahudi taş arkasına saklansa da
Taş dile gelerek: ‘ey allah’ın
Kulu, şu arkamda yahudi var, onu da
Öldür ” diyecektir.
6 – sonra o istilacılara karşı
Size galibiyet ve zafer verdik,
Servet ve oğullarla
Kuvvetlendirdik, sayınızı daha da
Çoğalttık.
7 – iyilik ederseniz, kendinize
İyilik etmiş olursunuz. kötülük
Ederseniz, onu da kendi aleyhinize
İşlemiş olursunuz. derken sonraki
Taşkınlığınızın vaadesi
Gelince, kederinizden suratlarınız
Asılsın, daha önce girdikleri
Gibi yine mescide girsinler ve
İstila ettikleri yeri mahvedip
Dursunlar diye başınıza yine
Düşmanlarınızı musallat ederiz.
[41,46]
8 – olur ki tövbe edersiniz de
Rabbiniz size merhamet eder.
Eğer tekrar bozgunculuğa
Dönerseniz, biz de size ceza
Vermeye döneriz. zaten cehennemi
Kâfirlere zindan kılmışız.
9 – gerçekten bu kur’ân
İnsanları en doğru yola, en
İsabetli tutuma yöneltir.
Güzel ve makbul işler yapan
Müminlere nail olacakları büyük
Mükâfatı müjdeler.
10 – âhirete inanmayanlara ise
Gayet acı bir azap
Hazırladığımızı bildirir.
11 – insan, bazan şerri, tıpkı
Hayrı istercesine ister. pek
Acelecidir bu insan [10,11]
İnsan, peşin zevk peşindedir.
Âhiret nimetlerini de dünyada
Görmek ister. acelecilikle, vakti
Gelmeyen nimete çarçabuk ulaşmak
İsteyen, ondan mahrum kalmakla
Cezalandırılır. öyleyse
Müminler beddua değil, sabır ve
İhtiyat ile hayra dua edip yararlı
İşler yapmalıdırlar.
12 – biz gece ve gündüzü
Kudretimizi gösteren iki delil
Kıldık.
Gece delili ay’ı sildik, gündüz delili
Güneş’i aydınlatıcı yaptık ki
Hem rabbinizin lütfedeceği
Nimetlerin peşine düşesiniz, hem
De yılların sayısını ve hesabı
Bilesiniz.
Biz her şeyi açık açık bildirdik.
[28,71-73; 25,61-62; 36,37-38]
13 – her insanın vebalini, kendi
Nefsine bağladık, her insan
Yaptıklarına göre muamele
Görür.
Nitekim kıyamet günü hesap
Defterini önünde açılmış
Bulacaktır. [99,7-8; 52,16; 4,123;
75,12-14] [işaya 65,6; daniel
7,10; vahiy 20,12}
Âyet: ‘her insanın kuşunu,
Kendisinin boynuna bağladık”
Buyurmaktadır. cahiliye arapları
Kuşların uçuşlarının kendi
Mukadderatlarını belirlediklerine
İnanırlardı. kur’ân bu batıl
İnancı yıkıp, insanın ancak
Yaptıklarına göre muamele
Göreceğini bildiriyor.
Âyet-i kerime insanın yaptığı
Her hareketle, adeta bir kalem gibi,
Daha doğrusu tuşa dokunmuş gibi
Kendi ekranında hayat boyunca bir
Şeyler yazıp durduğunu, kıyamet
Günü de, âdeta bunun
Çıktısını alacağı izlenimini
Vermektedir. dünya hayatında
Nefsin ihtirasları, gafletli
İnsanın iyi ve kötüyü
Değerlendirmesini önlemektedir.
Ama âhirette her şey gözönüne
Serilecektir.
14 – şöyle deriz ona: ‘defterini
Oku. bugün muhasebeci olarak kendi
İşini görmeye kendin yetersin ”
15 – kim doğru yolu seçerse,
Kendisi için seçmiş olur;
Kim de doğru yoldan saparsa, kendi
Aleyhinde sapmış olur.
Hiçbir kimse başkasının
Günah yükünü taşımaz.
Biz peygamber göndermediğimiz
Hiçbir halkı cezalandırmayız.
[35,18; 29,13; 16,25; 67,8-9;
39,70-71; 35,37]
Bu âyetten anlaşıldığı üzere
Peygamber tebliği, matlup şartlara
Göre ulaşmayan insanlar, islâmı
Öğrenip kabul etmediklerinden
Dolayı âhirette sorumlu olmazlar.
16 – herhangi bir beldeyi
İmha etmek istediğimizde
Oranın lüks içinde yaşayan
Şımarıklarına iyilikleri emrederiz.
Buna rağmen onlar dinlemez,
Fısk-u fücura devam ederler.
Bu sebeple, onun hakkında
Cezalandırma hükmü kesinleşir.
Biz de orayı yerle bir ederiz.
17 – hem nuh’tan sonra öyle nesiller
Helâk ettik ki saymaya gelmez
Kullarının günahlarını senin
Rabbinin görüp bilmesi yeter.
18 – kim acele, şu peşin dünya
Zevkini isterse, biz de dilediğimiz
Kimse hakkında ve dilediğimiz
Miktarda olmak kaydıyla, o dünya
Zevkini ona veririz.
Ama sonra ona cehennemi
Mekân kılarız,
O da yerilmiş ve kovulmuş
Olarak oraya atılır.
19 – kim de âhireti ister ve ona
Lâyık bir biçimde mümin olarak
Gayret gösterirse, işte bunların
Çalışmaları makbul olur.
20 – hepsine, dünyayı
İsteyenlere de, âhireti isteyenlere
De rabbinin ihsanından veririz.
Rabbinin ihsanı
Kısıtlanmış değildir.
21 – bak nasıl dünyada onların
Kimini kimine üstün kıldık
Elbette âhirette erişilecek daha
Büyük mertebeler, kazanılacak
Daha yüksek faziletler vardır.
Servet, sağlık ve diğer imkânlar
Yönünden insanların farklı
Olmaları allah’ın takdiridir. bu
Âyet, dünyadaki işlere göre,
Âhirette de insanların farklı
Durumlarda olacağını
Bildirmektedir. öyleyse insan asıl
Ebedi hayatta yüksek derecelere
Ulaşmak için çalışmalıdır.
22 – sakın allah ile beraber
Başka tanrı edinme, yoksa
Yerilmiş, bir kenara itilmiş
Vaziyette kalırsın.
23 – rabbin şöyle buyurdu:
Allah’tan başkasına ibadet
Etmeyin. anneye ve babaya güzel
Muamele edin.
Şayet onlardan her ikisi veya
Birisi yaşlanmış olarak senin
Yanında bulunursa
Sakın onlara hizmetten yüksünme,
‘öff ” bile deme, onları
Azarlama, onlara tatlı ve gönül
Alıcı sözler söyle. [31,14]
22-39 bölümü, medine döneminin
Başlamak üzere olduğu sırada
Gittikçe güçlenecek olan islâm
Toplumunun hangi temel esaslar
Üzerine kurulacağını ilan
Etmektedir. bkz. 6,151-153
24 – şefkatle, tevazu ile kol kanat
Ger onlara ve şöyle dua et:
‘ya rabbî, onlar küçüklüğümde nasıl
Beni ihtimamla yetiştirdilerse,
Ona mükâfat olarak sen de
Onlara merhamet buyur ”
25 – rabbiniz ruhlarınızdaki
Duyguları pek iyi bilir.
Eğer siz iyi iseniz şunu bilin ki
Allah kötülüklerden, özellikle
Anne ve babasına yaptığı kötü
Muamelelerden, tövbe edenlere
Karşı, günahları çok
Affedicidir.
26-27 – yakınlarına, yoksula,
Yolda kalmışa hakkını ver,
Sakın saçıp savurma.
Çünkü savurganlar şeytanların
Kardeşleri olmuşlardır.
Şeytan ise rabbine karşı pek
Nankördür. [25,67]
28 – eğer elinin dar olması
Sebebiyle rabbinden umduğun bir
Lütfu, bir imkânı, beklerken
O hak sahiplerine şimdilik ilgi
Gösteremiyorsan, hiç değilse
Onlara gönül alıcı bir şeyler
Söyle.
29 – eli sıkı olma,
Büsbütün eli açık da olma ki
Herkes tarafından ayıplanan,
Kaybettiklerine hasret çeken bir
Hale düşmeyesin.
30 – şu kesin ki rabbin dilediği
Kimsenin nasîbini bollaştırır,
Dilediğinin nasîbini daraltır.
Çünkü rabbin kullarının her
Halini bilip görmektedir.
Birçok insan, servet bakımından
İnsanların farklı seviyelerde
Olmasının hikmetini anlayamaz.
Oysa allah insanları zekâ,
Kabiliyet, güç ve enerji
Bakımından farklı yaratmıştır.
Herkesin hukukta eşitliği
Esastır. fakat fazilette ve
Neticede eşit kılmak, allah’ın
Koyduğu fıtrat kanununa
Aykırıdır. onun için uygulanma
Şansı yoktur. uygulama gayretleri
İşi daha da bozmuştur (20.
Asırdaki sovyetler tecrübesinin
Sonucu malumdur). fıtrata ve
İnsanlık şerefine en uygun nizam,
Meşrû yoldan kazanıp meşrû
Şekilde harcama ve toplumun mahrum
Kısmını ihmal etmemeyi esas
Prensip edinen ilahî buyruklara
Uymaktır.
31 – fakirliğe düşme endişesi
İle evlatlarınınızı
Öldürmeyiniz. onların da sizin de
Rızkınızı veren biz’iz,
Şüphesiz ki onları öldürmek
Büyük bir suçtur.
Cahiliye döneminin, kız
Çocukları öldürme âdetinin
Ötesinde, âyet kürtajı
Yasaklıyor. nüfus nüfuzu
Artırır. tarih bize, ülkelerin
Nüfusları ile beslenme
Kaynaklarının aynı, hatta daha
Hızlı bir oranla arttığını
Göstermektedir. mesela; türkiyenin
Nüfusu 20 milyon iken, 65 milyon
Olduğu döneme göre maddî
İmkanların çok daha az olduğu
Kesin bir gerçektir.
32 – sakın zinaya yaklaşmayın;
Çünkü o, çirkinliği meydanda
Olan bir hayâsızlıktır, çok
Kötü bir yoldur.
33 – haklı bir gerekçe
Olmaksızın allah’ın muhterem
Kıldığı cana kıymayın. bir
Kimse zulmen öldürülürse onun
Velisine (mirasçısına) bir yetki
Vermişizdir; artık o da kısas
Hususunda aşırı davranmasın,
Meşrû hakla yetinsin. zaten
Kendisine yetki verilmekle gerekli
Destek sağlanmıştır.
Öldürme yasağına insanın
Kendisi de dahildir. onun için
İntihar da adam öldürme gibi
Haramdır. âyette yetkiden maksat
Kısas, veya diyet olup uygulama
İşi yönetime aittir.
34 – büluğ çağına ermeyen
Yetimin malına, en güzel tarzdan
Başka bir şekilde yaklaşmayın.
Verdiğiniz sözü yerine getirin.
Çünkü verilen söz, sorumluluk
Gerektirir. [4,2-6; 6,152; 81,8]
Büluğ çağının başlamasının
Alameti: erkekte ihtilam, kızda ay
Halidir. bunlar olmazsa ebû yusuf’a
Göre 15, imam ebû hanife’ye göre
Göre erkek için 18, kız için 17
Yaşına girmedir.
35 – ölçtüğünüz zaman
Dürüst olun, tam ölçün. doğru
Terazi ile tartın. bu hem
Ticaretiniz için daha hayırlı,
Hem de âkıbet yönünden daha
Güzeldir.
36 – bilmediğin şeyin peşine
Düşme çünkü kulak, göz, kalb
Gibi azaların hepsi de sorguya
Çekilecektir. [49,12]
37-38 – hem kibirli kibirli yürüme
Zira ne kadar kibirlenirsen
Kibirlen, ne yeri yarabilirsin, ne
De dağların boyuna erişebilirsin
Böylesi davranışların hepsi
Kötü olup, rabbinin nazarında
Hoş görülmeyen şeylerdir.
39 – işte bunlar rabbinin sana
Vahyettiği hikmetlerdendir. sakın
Allah’ın yanı sıra başka bir
Tanrı uydurma,
Yoksa yerilmiş, rahmetten kovulmuş
Olarak cehenneme fırlatılırsın.
40 – ya demek rabbiniz sizi erkek
Evlatlarla onurlandırdı da,
Sizin iddianıza göre, işi
Bilmiyormuş gibi melekleri de
Biçare kız çocukları olarak
Kendine ayırdı öyle mi?
Gerçekten siz pek müthiş, vebali
Çok büyük bir iddia ileri
Sürüyorsunuz. [19,88-95; 37,150]
41 – insanlar düşünüp
Ders alsınlar diye
Biz kur’ân’da bu gerçekleri
Farklı üsluplarla beyan ettik.
Ne var ki bu, onları daha da
Kaçırmaktan başka bir sonuç
Vermedi. [16,101; 7,58]
42 – de ki: faraza müşriklerin
İddia ettikleri gibi allah’tan
Başka tanrılar bulunsaydı,
Elbette onlar arş’ın ve kâinat
Hakimiyetinin sahibi yüce allah’a
Üstün gelmek için çareler
Arayacaklardı (ama besbelli ki
Böyle bir şey asla vaki
Değildir.)
Bu âyet, tevhidin kuvvetli bir
Delilini özetleyerek. kelam ilminin
En önemli prensiplerinden birini
Ortaya koyar. şöyle ki: a) birden
Fazla müstakil ilah olsaydı,
Mutlaka ihtilaf çıkar, kâinatın
Devamı mümkün olmazdı. b) faraza
Biri en üstün ilah, diğeri o’nun
Yetkili kıldığı ilahlar
Olsalardı bunlar arasında rekabet
Çıkar ve kendilerince en iyi
Yönetimi gerçekleştirmek için
Hakimiyeti ele geçirmek isterlerdi.
Âlemde nizam bozulmadığına göre
Tek ilahın nizamı işlemektedir.
Aksi halde bir buğday tanesi bile
Yetişmezdi.
43 – allah onların, iddialarından
Münezzehtir, son derece yücedir, uludur.
44 – yedi kat gök, dünya ve
Onların içinde olan herkes
Allah’ı takdis ve tenzih eder.
Hatta hiçbir şey yoktur ki ona
Hamd ile tenzih etmesin.
Ne var ki siz onların bu tenzih ve
Takdislerini iyi anlayamazsınız.
Bunca azametiyle beraber,
Kullarının gaflet ve cürümlerine
Karşı, o, halimdir, gafurdur (çok
Müsamahalıdır, affedicidir).
45 – sen kur’ân okuduğun zaman,
Seninle âhirete inanmayanlar
Arasına görünmez bir perde
Çekeriz.
İlk bakışta bazılarının
Zannettiği gibi burada bir kısım
İnsanları küfre zorlama yoktur.
Yani allah hiç kimsenin kalbini
Kılıflı, manevî kulaklarını
Sağır yaratıp iman etmelerini
Engellemez. ama kâfirler
Kendilerine yapılan tebliğleri
İşitmemeyi, allah’ın tevhid
Delillerini görüp anlamamayı
Âdet haline getire getire kendi
Kendilerine bu perdeleri çekmiş
Olmaktadırlar. fıtratını bozacak
Derecede iradelerini olumsuz yönde
Kullanma süreci sonucunda bu
Duvarlar çekilmektedir.
Bu da allah’ın koyduğu bir nizam
Gereği olduğundan, mecazî olarak
Allah bu fiili kendisine izafe
Etmektedir. nitekim aynı fiilleri
Fussilet, 5. âyetinde kâfirler
Kendi fiilleri olarak ifade
Etmişlerdir.
46 – ve kalplerinin üzerine onu
İyi anlamalarına mani kılıflar
Geçirir, kulaklarına da
Ağırlıklar koyarız.
Sen kur’ân’da rabbini tek olarak
Andığın zaman, nefretle
Arkalarını dönüp giderler.
[39,45]
47 – onlar senin okuyuşunu
Dinlerken ne maksatla
Dinlediklerini, kulis yaparken
İnsanlara:
‘siz, sadece sihir tesirinde
Kalmış birinin peşinde
Gidiyorsunuz, aklınızı
Kullanın ” diye fısıldaşarak
Vesvese verdiklerini pek iyi
Biliyoruz.
48 – bak resûlüm, seni nelere
Kıyas ettiler (gâh şair, gâh
Büyücü, gâh kâhin, gâh mecnûn
Dediler) de
Nasıl dalâlete düştüler? hem
Öyle sersemleştiler ki artık yol
Bulacak halleri kalmadı.
49 – bir de şöyle dediler:
‘sahi, biz kupkuru kemik yığını
Ve ufalanmış toz haline
Geldiğimiz zaman,
Biz mi yeniden yaratılıp
Dirileceğiz (bu olacak iş
Değil )” [36,78-79; 79,10-12]
50-51 – de ki: ‘ister taş
Olun, ister demir.
İsterse yeniden dirilmesi
Aklınıza imkânsız gibi görünen
Herhangi bir yaratık,
Ne olursanız olun, mutlaka
Diriltilip kaldırılacaksınız.”
‘o halde” diyecekler, ‘kimdir bizi
Diriltecek olan?” de ki: ‘sizi ilk
Defa yoktan yaratan ”
Bu sefer, alay ederek
Başlarını sallayacak da:
‘ne zamanmış o?” diyecekler.
De ki: ‘belki de
Yakındır.” [30,27;
42,18]
52 – allah, sizi kabirlerden
Çağıracağı gün, derhal o’na
Hamd ederek koşarcasına
Çağrısına uyacaksınız.
Kendi kendinize bir düşünüp,
Dünyada pek az kaldığınızı
Sanırsınız. [79,46; 23,112-114]
[30,25; 54,50]
53 – söyle o kullarıma: ‘hep en
Güzel sözleri söylesinler,
Çünkü şeytan aralarını bozmaya
Çalışır. gerçekten şeytan
İnsanın açık düşmanıdır.”
Muhaliflere delil getirirken,
Delilleri en güzel tarzda ifade
Etsinler, hiddet göstermeye,
Sövüp saymaya kalkışmasınlar.
54 – rabbiniz sizi pek iyi bilir.
Dilerse size merhamet eder yahut
Dilerse sizi cezalandırır.
Bunun içindir ki, ey resûlüm,
Seni onlar üzerine yönetici,
Onlardan sorumlu olarak
Göndermedik.
55 – hem senin rabbin, göklerde
Ve yerde olan kim varsa hepsini pek
İyi bilir.
Biz nebîlerden bazısını
Bazısına üstün kıldık, nitekim
Davud’a da zebûr’u verdik. [2,253;
33,7; 42,13]
56 – de ki: ‘ibadetlerde
Allah’ın ortakları olduklarını
Yalan yere iddia ettiğiniz
Tanrılarınızı çağırın
Çağıra bildiğiniz kadar
Onlar ne sizin sıkıntınızı
Giderebilir, ne de onu başka yere
Çevirebilirler ”
57 – onların tanrılaştırıp
Yalvardıkları kimseler,
‘ne yaparsam o’na daha yakın
Olabilirim?” diye rab’lerine vesile
Ararlar.
O’nun rahmetini arar, azabından
Korkarlar. çünkü rabbinin azabı
Gerçekten korkunçtur.
Bunlar, çeşitli şirk
İnançlarına göre gâh melaike;
Gâh îsâ (a.s.) veya uzeyr (a.s.)
Olabilir. veyahut müşrik cahiliye
Araplarından bazılarının ibadet
Ettikleri bazı cinler olabilir ki o
Cinler ihtida edip müslüman
Oldukları halde, onlara tapanlar,
Bundan haberdar olmamışlardı.
58 – hiç bir şehir yoktur ki
Kıyamet gününden önce biz orayı
İmha etmeyelim
Veya şiddetli bir azaba
Uğratmayalım. bu, kitapta (levh-i
Mahfuzda) yazılıdır. [11,101;
65,8-9]
59 – kâfirlerin keyfî olarak
İstedikleri mûcizeleri
Göndermeyişimizin tek sebebi,
Daha önceki kâfirlerin bu gibi
Mûcizeleri yalanlamış olmalarıdır.
Nitekim semud halkına açık bir mûcize
Olarak o dişi deveyi verdik de
Onu öldürdüler ve bu yüzden
Kendilerine zulmettiler.
Biz o âyetleri sadece korkutmak
İçin göndeririz. [5,115; 7,65]
60 – unutma ki vaktiyle sana:
‘rabbin insanları ilim ve
Kudretiyle kuşatmıştır”
Demiştik.
Gerek miraçta sana gösterdiğimiz
Temaşayı, gerek kur’ân’da
Lânetlenen ve cehennemin dibinde
Biten o zakkum ağacını, sırf
İnsanları deneme vesilesi kıldık.
Biz onları tehdit ediyoruz da bu,
Onların azgınlığını
Artırmaktan başka bir işe
Yaramıyor.
Bu âyette rüya ‘düş” anlamına
Olmayıp, dış dünyada görülen
Şey mânasınadır. miraca
İşarettir. sadece düş olsaydı,
İnsanlar için ciddi bir imtihan
Olmazdı.
61-62 – bir zaman meleklere:
‘âdem’e secde edin” dedik, onlar
Da hemen secdeye kapandılar,
Yalnız iblis secde etmeyip:
‘çamurdan yarattığın kimseye
Secde mi ederim ”
‘benden üstün kıldığın adam bu mu?
Eğer kıyamet gününe kadar bana
Bir mühlet versen, gör bak nasıl
Da onun soyunu pek azı dışında
Kumandam altına alacağım ”
Dedi. [7,12; 38,75-76]
63 – ‘defol oradan” buyurdu allah;
‘onlardan kim sana tâbi olursa, iyi
Bilin ki cehennem de sizin
Cezanızdır. ceza ki ne ceza ”
[38,80; 15,37]
64 – allah da şöyle buyurdu:
‘onlardan gücünün yettiğini
Sesinle aldatıp kötülüklere
Kaydır.
Süvari veya piyade olarak bütün
Kuvvetlerini toplayarak onların
Üzerine yürü, mallarına ve
Evlatlarına ortak ol, bol bol
Vaadlerde bulun onlara ”
Şeytan bu onları aldatmadan başka
Ne vaad eder ki [19,38; 14,22]
65 – ‘benim gerçek kullarıma senin asla
Bir hâkimiyetin olamayacaktır.
Rabbinin onları koruyucu
Olması yeter de artar ”
66 – rabbiniz o muazzam kudret
Sahibidir ki lütfundan nasibinizi
Aramanız için denizde gemiler
Yürütür.
Gerçekten o’nun size ihsan ve
Merhameti pek fazladır.
67 – denizde musîbete
Mâruz kaldığınızda
Allah’tan başka yalvardığınız
Bütün putlar ortada görünmez olur.
Ama o sizi kurtarıp selametle
Karaya çıkarınca,
Ona arkanızı dönersiniz. işte
Öyle nankördür bu insanoğlu
68 – karada sizi yerin
Dibine geçirmesinden
Yahut çakıl savuran bir kasırga
Göndermesinden emin mi oldunuz?
Sonra kendinize bir koruyucu da
Bulamazsınız. [67,16-17]
69 – yahut sizi tekrar denize
Gönderip de üzerinize kırıp
Geçiren bir fırtına göndererek,
İnkârınız ve nankörlüğünüz
Sebebiyle sizi boğmayacağından
Emin mi oldunuz?
Sonra bize karşı size arka çıkacak
Hiç bir kuvvet bulamazsınız.
70 – gerçekten biz âdem
Evlatlarını şerefli kıldık,
Karada ve denizde kendilerini
Taşıyacak vasıtalar nasib ettik,
Onlara helâl ve hoş rızıklar
Verdik ve onları yarattığımız
Varlıkların çoğuna üstün
Kıldık.
Bu âyetler, şunu hatırlatmak
İstiyor: ‘canlı ve cansız bütün
Kâinatı, güneşten, aydan,
Yıldızlardan atmosfer küresinden,
Topraktan, sudan madenlerden,
Kuşlardan, balıklardan,
Koyunlardan, ineklerden, meyvelere,
Zerrelere kadar bütün kâinatı
İnsana hizmet ettiren, ne insanın
Kendisi, ne başka insanlar, ne
Cinler, ne başka varlıklar ve ne
De kör tesadüfler olamaz. belli ki
Rahmeti nihayetsiz yaratıcının
Rahmeti ve iradesi bunu dilemiştir.
Şu halde insanı bu derece
Yücelten o iken, nasıl olur da
İnsan o’na değil de, başka
Âcizlere kulluk eder, nihayetsiz
Aptallık edip kendi değerini
Düşürür.”
71 – gün gelecek, her sınıftan
İnsanları, tâbi oldukları
Önderlerine nisbet ederek
Çağıracağız.
Kimin hesap defteri sağından
Verilirse işte onlar defterlerini
Emin olarak okur ve kıl kadar
Olsun, haksızlığa
Uğratılmazlar. [10,47; 36,12;
18,49; 45,28;29]
72 – kim bu dünyada
Gerçekleri görmede kör ise,
Âhirette de kördür, hatta yol bulmadaki
Şaşkınlığı daha da beterdir.
73 – az kalsın, seni bile sana
Vahyettiğimizden başka bir şeyi uydurup,
Bize mal etmen için
Akılları sıra kandıracak
Ve ancak o takdirde seni
Dost edineceklerdi.
Hz. peygamberin ve müminlerin
Kritik imtihanlarını anlayabilmek
İçin mekke döneminde peygamberimiz
(a.s.)’ın yaşadığı halleri
Düşünelim: baskı, tehdid,
Büyük servet teklifleri, kral
Yapma, en güzel kadınları
Sağlama, tuzaklar kurma, kendine ve
Taraflarına yıllarca süren sosyal
Ve ekonomik boykotlar uygulama gibi.
Bunlardan bir tekinin bile nice dava
Adamlarını çekip götürdüğü
Düşünülürse, meselenin kolay
Olmadığı ortaya çıkar. âyet
Peygamberimizin bunlara önem
Verdiği mânasına gelmeyip,
Müminleri çok ciddî imtihanlara
Hazırlama gayesine mâtuftur.
74 – eğer sana sebat vermeseydik
Nerdeyse azıcık da olsa
Onlara meyledecektin.
75 – o takdirde de hem hayatın,
Hem de ölümün acısını sana kat
Kat tattırırdık.
Sonra bize karşı hiçbir
Yardımcı da bulamazdın. [33,30;
7,38; 35,69; 57,28]
Bu kısım iki noktayı
Vurgulamaktadır.
1. batıla meyletmen halinde, hem
Dünyada, hem de âhirette allah’ın
Azabına müstehak olurdun.
2. küfrün düzenlerine karşı
Allah’ın lütfu olmazsa, resulullah
Bile mukavemet edemez.
76 – onlar yurdundan çıkarmak için
Seni tedirgin edip dururlar.
O takdirde kendileri de senden sonra pek az
Kalır, sonra da yok olur giderler.
77 – senden önce gönderdiğimiz
Resuller hakkında cari olan ilahî
Kanun budur.
Sen bizim nizamımızda asla bir
Değişiklik bulamazsın
Peygamberi süren veya öldüren bir
Topluluk hakkında cari olan hüküm
Şudur: ya helâk edilirler, ya
Düşman idaresine girerler, ya da
Peygamberin taraftarlarınca
Hezimete uğratılırlar.
78 – gündüzün güneş dönüp
Gecenin karanlığı bastırıncaya
Kadar belli vakitlerde namaz kıl ve
Özellikle sabah namazını zira
Sabah namazı meşhuddur.
Hem gece hem de gündüz melekleri
Sabah namazında hazır olurlar,
Şahid olurlar. sabahleyin bütün
Kâinat uyanır.
79 – sana mahsus bir namaz olmak
Üzere gecenin bir kısmında
Kalkıp kur’ân oku, teheccüd
Namazı kıl.
Böylece rabbinin seni makam-ı mahmûda
Eriştireceğini umabilirsin. [3,113]
Bu âyette beş vakit namaz mücmel
Olarak yer alır. vakitleri
Ayrıntılı olarak hz. peygamber
(a.s.) bildirmiştir. böylece
Miraç gecesi bildirilen beş namaz,
Miraç ile en çok ilgili isra
Sûresinde peygamberimize
Öğretilmiş, o da ‘benim nasıl
Namaz kıldığımı görüyorsanız
Siz de öyle kılın”
Buyurmuştur. aksi halde namazı
Allah’ın istediği tarzda eda
Etmenin mümkün olmadığına
Böylece dikkat çekmiştir. gece
Uykudan uyanmak suretiyle kılınan
Teheccüd namazı hz. peygambere
Farz, ümmete sünnettir.
Makam-i mahmud: allah’a yakınlık
Ve âhiretteki en büyük şefaat
Makamıdır.
80 – de ki: ‘ya rabbî, gireceğim
Yere dürüst olarak girmemi,
Çıkacağım yerden de dürüst
Olarak çıkmamı nasib et
Ve kendi katından beni destekleyecek
Kuvvetli bir delil ver bana ” [57,25]
81 – de ki: ‘hak geldi, batıl
Yıkılıp gitti. çünkü batıl,
Yok olmaya mahkûmdur.” [21,18]
82 – biz kur’ân’ı müminlere
Şifa ve rahmet olarak indiririz.
Ama o, zalimlerin ise sadece
Ziyanını artırır. [41,44;
9,124-125]
83 – insana her ne zaman nimet
Versek, allah’ı anmaktan yan
Çizer, umursamaz.
Başına bir dert gelince de
Ümitsizliğe düşer. [17,67; 10,12]
84 – de ki: her insan kendi seciye ve
Karakterine göre davranır.
Kimin daha isabetli olduğunu ise asıl
Rabbiniz bilir. [11,121-122]
85 – bir de sana ‘rûh”
Hakkında soru sorarlar. de ki:
‘rûh rabbimin emrindedir, o’nun
Bileceği işlerdendir. size sadece
Az bir ilim verilmiştir.”
Bu âyetteki ruh, genellikle
‘insanın ruhu, canı” olarak
Anlaşılır. kur’ân’da cebrail
(a.s.) hakkında da kullanılır.
Âyetin, kur’ân vahyinden
Bahsedilen bir siyak içinde yer
Alması, cebrail’in de vahyi getiren
Melek olması karineleriyle, bazı
Müfessirler burada ikinci tefsir
Üzerinde dururlar. ‘vahyi cebrail
Getiriyor” cevabını alan
Müşrikler onun hakkında bilgi
İstemiş olabilirler.
86 – eğer dileseydik sana
Vahyettiğimiz kur’ân’ı
Hafızalardan ve sayfalardan
Giderirdik.
Sonra, sen de onu ele geçirmek
İçin karşımızda bir yardımcı
Da bulamazdın.
87 – ama böyle yapmayıp kur’ân
Âyetlerini muhafaza etmesi, sırf
Rabbinin ihsanının sonucudur.
Gerçekten o’nun sana olan lütfu
Pek büyüktür.
88 – de ki: ‘yemin ederim eğer
İnsanlar ve cinler, bu kur’ân’ın
Benzerini yapmak için bir araya
Toplansalar,
Hatta birbirlerine destek olup
Güçlerini birleştirseler bile,
Yine de onun gibi bir kitap
Meydana getiremezler.”
Bu âyet i’caz konusunda meydan
Okumanın en kapsamlı ifade
Edildiği âyettir. kısaca
Şunları ihtiva eder: 1.üslubu,
Delilleri, konuları, öğretileri,
Muhtevasının zenginliği, gaybe
Dair verdiği haberler gibi
Yönlerden mûcizedir. değil bir
İnsan, bütün insanlar ve cinler
Bir araya toplansalar da kur’ân’ın
Benzerini yapamazlar. 2.hz. muhammed
Daha önce içinizde kırk yıl
Yaşadı, bu misyonunun en ufak bir
Emaresi bile onda görülmedi.
3.vahiy hali dışında söylediği
Sözlerle vahiy olduğunu
Bildirdiklerini kıyaslayın.
Arapçaya vakıf olan herkes,
Hadîslerle kur’ân’ın ayrı ayrı
Zatların sözleri olduğunu kabul
Eder.
89 – bu kur’ân’da biz her türlü
Mânayı, çeşitli tarzlarda tekrar
Tekrar açıkladık.
Ama insanların çoğu
İnkârcılıkta ısrar ettiler.
90 – ve ‘biz” dediler; ‘sana
Asla inanmayacağız. ta ki yerden
Bir pınar akıtasın.
91 – yahut senin hurma ve üzüm
Bağların olsun da aralarından
Gürül gürül ırmaklar
Akıtasın.
92 – yahut iddia ettiğin gibi
Gökyüzünü parçalayıp
Üzerimize kısım kısım
Düşüresin, ya da allah’ı ve
Melekleri karşımıza getiresin de
Onlar senin söylediklerine
Şahitlik etsinler.
93 – yok, yok bu da yetmez, senin
Altından bir evin olmalı yahut
Göğe çıkmalısın.
Ama unutma sen bize oradan
Dönerken okuyacağımız bir kitap
İndirmedikçe yine de senin oraya
Çıktığına inanmayız ha ”
De ki: ‘fe sübhanallah ben sadece
Elçi olan bir insandan başka bir
Şey değilim.” [17,59; 25,7-11;
26,187]
Mûcize isteyen kâfirlerin
Dikkatleri, daha önemli, çünkü
Devamlı olan ilmî mûcizeye
Çeviriliyor. kur’ân’ı anlamak
İstemeyenlerin, tuhaf bir psikoloji
İçinde inanıp dikkat etmek için
Değil de, alaya almak veya imtihan
Edip sıkıştırmak için mûcize
İstekleri devam ediyor. allah,
Resulüne: esas görevinin tebliğ
Olduğunu, yoksa öbür harikaları
Göstermenin elçinin görevi
Olmadığını bildirmesini
Emrediyor.
94 – zaten, insanların
Ekserisinin, kendilerine hidâyet
Geldiği halde iman etmemelerinin
Başlıca sebebi:
‘allah bula bula bir insan mı seçip halka
Elçi gönderdi?” demeleridir.
95 – de onlara: ‘eğer
Yeryüzünde uslu uslu yürüyen
Melekler olsaydı, ancak o takdirde
Biz onlara melek elçi
Gönderirdik.” [10,2; 64,6; 14,10;
23,47]
96 – de ki: ‘sizinle benim aramda
Şahit olarak allah yeter
Doğrusu o kullarının bütün
Hallerini bilip görmektedir.”
[6,19; 69,44-46]
97 – allah kimi doğru yola iletirse
İşte odur doğru yolda olan.
Kimi şaşırtırsa, artık
Allah’tan başka ona hâmi ve
Yardımcı bulamazsın.
Kıyamet günü onları kör, sağır ve
Dilsiz olarak yüzü koyun haşrederiz.
Varacakları yer cehennemdir. onun
Ateşi zayıfladıkça onlara
Çılgın alevi artırırız.
[18,17]
98 – işte budur cezaları çünkü onlar
Âyetlerimizi inkâr ediyorlar ve:
‘bir kemik yığını ve ufalanan
Kırıntı haline geldikten sonra
Mı biz diriltilip yeniden
Yaratılacağız ” diye dinle alay
Ediyorlardı.
99 – görüp düşünmüyorlar mı
Ki gökleri ve yeri yaratan allah,
Kendilerinin benzerini yaratmaya
Elbette kadirdir?
O, kendileri için asla, şüphe
Götürmeyecek bir vaade belirlemiştir.
Ama zalimlerin işleri güçleri inkârdan
İbaret [40,57; 36,81-82] [11,104]
100 – de ki: ‘rabbimin rahmet
Hazinelerine siz sahip olsaydınız,
Harcamakla tükenir korkusuyla
Cimrilik ederdiniz. çok cimridir
İnsan ” [4,53; 70,18-19; 64-16]
101 – mûsâ’ya, açık açık dokuz
Mûcize (açık belge) verdik.
İşte israiloğullarına sor: mûsâ
Kendilerine geldiğinde firavun ona:
‘bana bak mûsâ ” dedi, ‘ben senin
Büyülendiğini zannediyorum.”
Bazıları bu âyeti çarpıtarak,
Hadisleri inkâr etmeye sebep
Göstermek isterler. oysa bunu diyen
Kâfirlerin esas maksadı, vahyi
Saçma buldukları için o sözlerin
Ancak bir büyü etkisiyle
Olabileceğini iddia etmekti. imdi
Onlara kanıp kur’ân vahyini de
Reddetmek mi gerekir? kur’ân’da hz.
Mûsâ’nın sihirden etkilendiği de
Yer alır (20,57-66). bu hadis
İnkârcıları buna ne diyecekler?
Gerçek şu ki bir zehirin, bir
Mikrobun, bir yaralamanın hz.
Peygamberi geçici etkisi altına
Alması gibi, sağlığı da büyü
İle etkilenebilir. fakat büyü,
İlahî mesaja tesir etmez.
102 – mûsâ da şöyle cevap
Verdi: ‘pek iyi bilirsin ki bu
Âyetleri, birer belge olmak üzere,
İndiren göklerin ve yerin rabbinden
Başkası değildir.
Ey firavun ben de senin
Mahvolduğunu zannediyorum.”
103 – firavun onları ülkeden
Söküp atmak istedi.
Ama biz onu ve beraberindeki
Bütün ordusunu suda boğduk.
104 – bu olaydan sonra
İsrailoğullarına da dedik ki:
‘haydin, yerleşin size gösterilen
Yere
Ne zaman ki âhiret vâdesi gelir,
İşte o vakit hepinizi bir araya
Toplar hakkınızda gereken hükmü
Veririz ”
101 – 104 bölümü hz. mûsâ –
Firavun kıssasına yer verir. gaye
Firavunun inad, kibir ve
Saltanatına rağmen hz. mûsâ’nın
Tebliğinin başarılı olduğunu,
Mekkeli müşriklere hatırlatmak,
Aynı akıbetin kendilerini de
Beklediğini vurgulamaktır.
105 – biz kur’ân’ı hak
Olarak indirdik.
O da hakkın ve gerçeğin ta
Kendisi olarak indi.
Seni de ey resulüm, sadece rahmetle
Müjdelemen ve inanmayanları ise
Azapla uyarman için gönderdik.
[4,166]
106 – hem o vahyi, insanların
Zihinlerine sindire sindire okuman için
Zaman zaman gelen kur’ân dersleri
Halinde indirdik [16,101-102; 25,32]
107 – de ki: ‘ister inanın
Ona, ister inanmayın.
Şu bir gerçektir ki daha önce
Kendilerine ilim verilenlere kur’ân
Okununca derhal yüzüstü secdeye
Kapanırlar.”
Bu âyeti okuyanın veya dinleyenin
Tilavet secdesi yapması vaciptir.
108 – ‘ulu rabbimizin şanı
Yücedir. ne vaad ederse mutlaka
Gerçekleşir.” derler.
109 – yine yüzüstü
Secdeye kapanırlar.”
İşte kur’ân onların saygısını böyle
Artırır. [47,17; 41,44; 3,113-115]
110 – de ki: ‘dua ederken ister ‘allah”
İster ‘rahman” diye hitab edin.
Hangisini deseniz hep o’nundur o
En güzel isimler ”
Namazında sesini pek yükseltme,
Ama iyice de kısma, ikisinin arası
Bir yol tut. [59,22-24; 25,60]
111 – her türlü hamd o allah’a
Mahsustur ki, asla evlad
Edinmemiştir. ‘hâkimiyetinde hiç
Bir ortağı yoktur.
Acze düşüp de bir desteğe
Muhtaç olmamıştır” de ve
Tekbir getirerek o’nun
Büyüklüğünü ilan et.