Abdulhadi Kanakeri Meryem Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulhadi Kanakeri – Meryem Suresi

Meryem suresi
1. kef ha ya ayn sad
2. zikru rahmeti rabbike
Abdehu zekeriyya
3. iz nada rabbehu nidaen hafiyya
4. kale rabbi innı vehenel azmü
Minnı veştealer ra’sü şeybev ve
Lem eküm bi düaike rabbi şekıyya
5. ve innı hıftül mevaliye miv
Veraı ve kanetimraetı akıran
Feheb lı mil ledünke veliyya
6. yerisüni ve yerisü min ali
Ya’kube vec’alhü rabbi radıyya
7. ya zekeriyya inna nübeşşiruke
Bi ğulaminismühu yahya lem nec’al
Lehu min kablü semiyya
8. kale rabbi enna yekunü lı
Ğulamüv ve kanetimraeti akırav ve
Kad belağtü minel kiberi ıtiyya
9. kale kezalik kale rabbüke hüve
Aleyye heyyinüv ve kad halaktüke
Min kablü ve lem tekü şey’a
10. kale rabbic’al lı ayeh kale
Ayetüke ella tükellimen nase
Selase leyalin seviyya
11. fe harace ala kavmihı minel
Mıhrabi fe evha ileyhim en sebbihu
Bükratev ve aşiyya
12. ya yahya huzil kitabe bi kuvveh
Ve ateynahül hukme abiyya
13. ve hananem mil ledünna ve
Zekah ve kane tekıyya
14. ve berram bi valideyhi ve lem
Yekün cebbaran asıyya
15. ve selamün aleyhi yevme vülide ve
Yevme yemutü ve yevme yüb’asü hayya
16. vezkür fil kitabi meryem
İzintebezet min ehliha mekanen
Şerkıyya
17. fettehazet min dunihim hıcaben
Fe erselna ileyha ruhana fe
Temessele leha beşaren seviyya
18. kalet innı euzü bir rahmani
Minke in künte tekıyya
19. kale innema ene rasulü rabbiki li
Ehebe leki ğulamen zekiyya
20. kalet enna yekunü li ğulamüv
Ve lem yemsesnı beşeruv ve lem
Ekü beğıyya
21. kale kezalik kale rabbüki hüve
Aleyye heyyin ve li nec’alehu ayetel
Linnasi ve rahmetem minna ve kane
Emram makdıyya
22. fe hamelethü fentebezet
Bihı mekanen kasıyya
23. fe ecaehel mehadu ila ciz’ın
Nahleh kaletya leytenı mittü kable
Haza ve küntü nesyem mensiyya
24. fe nadaha min tahtiha ella tahzenı
Kad ceale rabbüki tahteki seriyya
25. ve hüzzı ileyki bi ciz’ın nahleti
Tüsakıt aleyki rutaben ceniyya
26. fe külı veşrabı ve karrı
Ayna fe imma terayinne minel beşeri
Ehaden fe kulı innı nezertü lir
Rahmani savmen fe len ükellimel
Yevme insiyya
27. fe etet bihı kavmeha tahmilüh kalu ya
Meryemü le kad ci’ti şey’en feryya
28. ya uhte harune ma kane ebukimrae
Sev’iv ve ma kanet ümmüki beğıyya
29. fe eşarat ileyhi kalu keyfe
Nükelimü men kane fil mehdi sabiyya
30. kale innı abdüllahi ataniyel
Kitabe ve cealenı nebiyya
31. ve cealenı mübaraken eyne ma
Küntü ve evsanı bis salati vez
Zekati ma dümtü hayya
32. ve berram bi validetı ve lem
Yec’alnı cebbaran şekıyya
33. vesselamü aleyye yevme vülidtü ve
Yevme emutü ve yevme üb’asü hayya
34. zalike ıysebnü meryem kavlel
Hakkıllezı fıhi yemterun
35. ma kane lillahi ey yettehıze
Miv veledin sübhaneh iza kada emran
Fe innema yekulü lehu küm fe yekun
36. ve innellahe rabbı ve rabbüküm
Fa’büduh haza sıratum müstekıym
37. fahtelefel ahzabü mim beynihim
Fe veylül lillezıne keferu mim
Meşhedi yevmin azıym
38. esmı’bihim ve ebsır yevme
Ye’tunena lakiniz zalimunel yevme
Fı dalalim mübın
39. ve enzirhüm yevmel hasrati iz
Kudıyel emr ve hüm fı ğafletiv
Ve hüm la yü’minun
40. inna nahnü nerisül erda ve
Men aleyha ve ileyna yürceun
41. vezkür fil kitabi ibrahım
İnnehu kane sıddıkan nebiyya
42. iz kale li ebıhi ya ebeti lime
Ta’büdü ma la yesmeu ve la
Yübsıru ve la yuğnı anke şey’a
43. ya ebeti innı kad caenı minel
Ilmi ma lem ye’tike fettebı’nı
Ehdike sıratan seviyya
44. ya ebeti la ta’büdiş şeytan inneş
Şeytane kane lir rahmani asıyya
45. ya ebeti ninı ehafü ey
Yemesseke azabüm miner rahmani fe
Tekune liş şeytani veliyya
46. kale erağıbün ente an
Alihetı ya ibrahım leil lem
Tentehi le ercümenneke vehcürnı
Meliyya
47. kale selamün aleyk se estağfiru
Leke rabbı innehu kane bı hafiyya
48. ve a’tezilüküm ve ma ted’une
Min dunillahi ve ed’u rabbı asa
Ella ekune bi düai rabbı şekıyya
49. felemma’tezelehüm ve ma
Ya’büdune min dunillahi vehebna
Lehu ishaka ve ya’kub ve küllen
Cealna nebiyya
50. ve vehebna lehüm mir rahmetina ve
Cealna lehüm lisane sıdkın aliyya
51. vezkür fil kitabi musa innehu kane
Muhlesav ve kane rasulen nebiyya
52. ve nadeynahü min canibit turil
Eymeni ve karrabnahü neciyya
53. ve vehebna lehu mir
Rahmetina ehahü harune nebiyya
54. vezkür fil kitabi ismaıyle
İnnehu kane sadikal va’di ve kane
Rasulen nebiyya
55. ve kane ye’müru ehlehu bis
Salati vez zekati ve kane ınde
Rabbihı merdıyya
56. vezkür fil kitabi idrıse
İnnehu kane sıddıkan nebiyya
57. ve rafa’nahü mekanen aliyya
58. ülaikellezıne en’amellahü
Aleyhim minen nebiyyıne min
Zürriyyeti ademe ve mimmen hamelna
Mea nuhıv ve min zürriyyeti
İbrahıme ve israıle ve mimmen
Hedeyna vectebeyna iza tütla
Aleyhim ayatür rahmani harru
Süccedev ve bükiyya
59. fe halefe mim ba’dihim halfün
Edaus salate yettebeuş şehevati fe
Sevfe yelkavne ğayya
60. illa men tabe ve amene ve amile
Salihan fe ülaike yedhulunel
Cennete ve la yuzlemune şey’a
61. cennati adninilletı veader
Rahmanü ıbadehu bil ğayb innehu
Kane va’dühu me’tiyya
62. la yesmeune fıha
Bükratev ve aşiyya
63. tilkel cennetülletı nurisü min
Ibadina men kane tekıyya
64. ve ma netezzelü illa bi emri
Rabbik lehu ma beyne eydına ve ma
Halfena ve ma beyne zalik ve ma kane
Rabbüke nesiyya (58. ayet secde
Ayetidir.)
65. rabbüs semavati vel erdı ve ma
Beynehüma fa’büdhü vastabir li
Ibadetih hel ta’lemü lehu semiyya
66. ve yekulül insanü e iza ma
Mittü le sevfe uhracü hayya
67. e ve la yezkürul insanü enna
Halaknahü min kablü ve lem yekü şey’a
68. fe ve rabbike le
Nahşürannehüm veş şeyatıyne
Sümme le nuhdırannehüm havle
Cehenneme cisiyya
69. sümme lenenzianne min külli
Şıatin eyyühüm eşeddü aler
Rahmani ıtiyya
70. sümme le nahnü a’lemü
Billezıne hüm evla biha sıliyya
71. ve im minküm illa varidüha kane
Ala kabbike hatmem makdıyya
72. sümme nüneccillezınet tekav ve
Nezeruz zalimıne fıha cisiyya
73. ve iza tütla aleyhim ayatüna
Beyyinatin kalellezıne keferu
Lillizıne amenu eyyül ferıkayni
Hayrum mekamev ve ahsenü nediyya
74. ve kem ehlekna kablehüm min karnin
Hüm ahsenü esasev ve ri’ya
75. kul men kane fid dalaleti
Felyemdüd lehür rahmanü medda
Hatta iza raev ma yuadune immel
Azabe ve immes saah fe seya’lemune
Men hüve şerrum mekanev ve ad’afü
Cünda
76. ve yezıdüllahüllezınehtedev
Hüda vel bakıyatüs salihatü
Hayrun ınde rabbike sevabev ve
Hayrum meradda
77. e fe raeytellezı kefera bi ayatina ve
Kale leuteyenne malev ve veleda
78. ettaleal ğaybe emittehaze
Inder rahmani ahda
79. kella senektübü ma yekulü ve
Nemüddü lehu minel azabi medda
80. ve nerisühu ma yekulü
Ve ye’tına ferda
81. vettehazu min dunillahi
Alihetel li yekunu lehüm ızza
82. kella seyekfürune bi ıbadetihim
Ve yekunune aleyhim dıdda
83. e lem tera enna erselneş şeyatıyne
Alel kafirıne teüzzühüm ezza
84. fe la ta’cel aleyhim
İnnema neuddülehüm adda
85. yevme nahşürul
Müttekıyne iler rahmani vefda
86. ve nesukul mücrimıne
İla cehenneme virda
87. la yemlikuneş şefaate illa
Menttehaze ınder rahmani ahda
88. ve kalittehazer rahmanü veleda
89. le kad ci’tüm şey’en idda
90. tekadüs semavatü yetefettarne
Minhü ve tenşekkul erdu ve
Tehırrul cibalü hedda
91. en deav lirrahmani veleda
92. ve ma yembeğıy lir
Rahmani ey yettehıze veleda
93. in küllü men fis semavate vel
Erdı illa atir rahmani abda
94. le kad ahsahüm ve addehüm adda
95. ve küllühüm atıhi
Yevmel kıyameti ferda
96. innellezıne amenu ve amilus salihati
Se yec’alü lehümür rahmanu vüdda
97. fe innema yessernahü bi
Lisanike li tübeşşira bihil
Müttekıyne ve tünzira bihı
Kavmel lüdda
98. ve kem ehlekna kablehüm min
Karn hel tühussü minhüm min
Ehadin ev temeu lehüm rikza
Meali
19 – meryem sûresi
98 âyet olup mekke’de inmiştir.
Hz. meryemin bakire olarak hz.
İsayı dünyaya getirmesini
Tafsilatlı olarak anlatan kıssa
İle başlar. kehf suresindeki bazı
Peygamber kıssalarının peşinden
Zekeriyya, yahya, isa, ibrâhim,
Mûsâ, ismâil, idris
(aleyhimu’s-selam) dan bahseder.
Sonra nebîlerin yolundan sapanlara
Dikkat çeker. şirkin bir çok
Nev’ini çürütür.
Meryem sûresi, hz. isanın adı
Etrafında türeyen çeşitli batıl
İnançları reddeder. bu sûre hz.
İsa hakkında gerçek inancı
Açıkça bildirmekte olup
Habeşistana hicret eden müminler
Bunu orada okumaktan
Çekinmemişlerdir. okumaları
Necaşî ve yakınları üzerinde
Olumlu bir tesir uyandırmıştır.
Hz. ibrâhimden bahsedilmesi
Muhacirler için büyük bir teselli
Vesîlesidir. zira o da hicret
Etmiş ve sonunda iyi bir akıbete
Kavuşmuştur. son bölümünde
Müşriklerin aleyhteki çabalarına
Rağmen müminlerin felaha ereceği
Müjdelenmektedir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – kâf, hâ, yâ, ayn, sâd.
2 – bu, senin rabbinin, kulu
Zekeriyya’ya olan lütuf ve
İhsanının anlatımıdır.
[3,38-41]
3 – o rabbine gizlice seslenip
Şöyle niyaz etmişti:
4 – ‘ya rabbî, iyice yaşlandım,
Kemiklerim zayıfladı, eridi,
Başımdaki saçlarım ağardı,
Beyaz alevler gibi tutuştu.
Ya rabbî, sana her ne için
Yalvardıysam, asla mahrum
Kalmadım, bedbaht olmadım.”
5-6 – doğrusu ben arkamdan yerime
Geçecek akrabamdan ötürü endişeliyim.
Eşim de kısır bana lütf-u
Kereminden öyle bir varis nasib et
Ki bana da, yâkub hanedanına da
Varis olsun.
Onu, razı olacağın bir insan
Eyle ya rabbi ” [3,38-39]
Zekeriyya (a.s.) harun (a.s.)
Neslindendi. israiloğulları
Filistin’i fethettikten sonra
Ülkeyi 12 kabileye miras olarak
Dağıttılar. 13. olan ve harun
(a.s.) dan gelen levililer’e de
Dinî hizmetler düştü. (eski
Ahid, ı. tarihler, 23)
7 – ‘zekeriyya buyurdu allah.
Biz, sana adı yahya olacak bir
Oğul müjdeliyoruz. daha önce,
Kimseyi ona adaş yapmadık (bu adı
Alan olmadı).”
Yahya: ‘o yaşayacak, yaşasın,
Manevî erdemleriyle hep diri
Kalsın, her zaman hatırlansın”
Demektir. (bu kıssa hakkında bkz.
Luka, 1,5 – 22)
8 – ‘ya rabbî, dedi, nasıl olur
Benim çocuğum olabilir ki eşim
Kısır, ben ise bir pîr-i
Faniyim.”
9 – melek dedi: ‘öyledir, fakat
Rabbin buyurdu ki: bunu yapmak bana
Pek kolay nitekim seni yoktan var
Eden de ben değil miyim?” [76,1]
10 – ‘bana bir alamet göster ya
Rabbî ”, dedi. allah buyurdu:
‘senin alametin, sağlığın
Yerinde olmasına rağmen üç gün
İnsanlarla konuşamamandır”
[3,41]
11 – derken, mâbeddeki
Bölmesinden halkının karşısına
Çıkıp ‘sabah akşam rabbinize
Tesbih, ibadet edin” diye
İşarette bulundu. [mihrab için
Bkz. 3,37]
12, 14 – ‘yahya kitaba var
Kuvvetinle sarıl” dedik ve henüz
Çocuk iken ona hikmet verdik.
Tarafımızdan bir merhamet, arı duru
Bir gönül de ihsan ettik.
O haramlardan çok
Sakınan bir insandı.
Anne ve babasına iyi davranan
Hayırlı bir evlattı, asla zorba
Ve isyankâr biri değildi.
15 – doğduğu gün de, vefat
Ettiği gün de, diriltilip kabirden
Kalkacağı gün de selam olsun ona.
Bu hadisenin yeni ahid’de anlatımı
İçin bkz. luka, 1,5 – 22. kur’ân
İle încîl’in anlatımında şu iki
Fark vardır: 1. zekeriya (a.s.)’ın
Konuşmaması bir işaret ve alamet
İken luka inciline göre bir nevi
Cezadır. 2. onun konuşmaması üç
Gün iken încîl’e göre yahya
(a.s.)’ın doğumuna kadar
Sürmüştür.
16 – kitapta meryem’i de an hani
O, ailesinden ayrılıp doğu
Tarafında bir yere çekiliverdi.
Beyt-i mukaddesin veya evinin doğu
Tarafına çekilmişti.
Hıristiyanlar doğu tarafını
Kıble edinmişlerdir.
17 – onlarla kendisi
Arasına bir perde gerdi.
Biz de ona ruhumuzu gönderdik de,
Ona kusursuz, mükemmel bir insan
Şeklinde görünüverdi.
[26,193-194.]
18 – meryem irkildi ve ‘ben” dedi,
‘rahmana sığındım senden.
Eğer allah’tan korkup haramdan sakınan
Bir kimse isen çekil yanımdan ”
19 – ruh: ‘ben” dedi,
‘rabbinden sana gelen bir elçiyim.
Sana tertemiz bir erkek çocuk
Hediye edeyim diye geldim”
20 – meryem: ‘nasıl oğlum
Olabilir ki bana eli değen bir tek
Erkek bile olmamıştır. iffetsiz
Bir kadın da değilim ”
Kur’ân-ı kerim hz. meryem’in
Bakire, yani hiçbir erkek ile
Evlilik ilişkisi olmadığını
Bildirir. mevcut încîllere göre
Yusuf meryem’i eş olarak aldı.
Yalnız hz. isa dünyaya gelinceye
Kadar onunla birleşmedi (matta 1,24
– 25). încîle göre isa’nın
Hz. meryemden doğan yâkub, şem’un
Ve yahuda isimli erkek ve ayrıca
Kızkardeşleri vardı (matta
13,55).
21 – ruh: ‘öyledir, ama rabbin:
‘bu iş bana pek kolaydır. çünkü
Biz onu insanlara kudretimizin bir
Alameti ve tarafımızdan bir rahmet
Kılacağız ve artık bu, hükme
Bağlanmış, olup bitmiş bir
İştir” dedi.” [3,45]
22 – sonra çocuğuna hamile kaldı ve bu
Haliyle uzakça bir yere çekildi.
Uzaklaşması, çocuğuna babasız
Hamile kaldığının güçlü bir
Delilidir. normal tarzda olsaydı
Evini, barkını, her şeyini
Bırakıp uzak bir yere çekilmezdi.
23 – derken doğum sancısı onu bir
Hurma ağacına dayanmaya zorladı.
‘ay ” dedi, ‘n’olaydım, keşke bu
İş başıma gelmeden öleydim, adı
Sanı unutulup gitmiş biri
Olaydım ”
Bu sancılar hz. meryem’in diğer
Anneler gibi doğurduğunu, isa
(a.s.)’ın herhangi bir çocuk gibi
Dünyaya geldiğini gösteriyor. hz.
İsanın insanlardan uzak bir yerde
Doğduğu anlaşılıyor.
24 – derken, ruh, ona aşağıdan
Şöyle seslendi: ‘sakın
Üzülme ” dedi, ‘rabbin senin alt
Yanında bir su arkı meydana
Getirdi.
Bunu söyleyen: melek veya yeni
Doğan çocuk olabilir.
25 – ‘haydi, hurma dalını
Kendine doğru silkele, üzerine
Taze hurmalar dökülsün.”
26 – ‘artık ye, iç,
Gözün aydın olsun
Eğer herhangi bir insana rastlarsan:
‘ben rahman’a oruç adamıştım, de,
O sebeple bugün hiç kimseyle
Konuşmayacağım”
27 – onu kucağına alıp
Akrabalarına getirdi.
‘kız meryem dediler, sen ne tuhaf
Bir şey yapmışsın öyle ”
28 – ‘ey harun’un kardeşi baban
Kötü bir insan değildi. annen de
İffetsiz bir kadın değildi ”
Arapçada eb (baba), eh (kardeş) ve
Uht (kızkardeş) kelimeleri birçok
Durumda geniş mânada kullanılır.
Gerçek bir kardeşlik değil,
Akrabalık ve mensubiyet bildirir.
Hz. peygambere (a.s.) bu, bir
Müşkil olarak sorulmuş, o da:
‘meryem zamanındaki insanlar,
Kendilerinden önce geçen
Peygamberlerinin ve iyi kimselerin
İsimlerini çocuklarına isim
Yaparlardı, yani onlara nisbet
Edilirlerdi.” buyurmuştur.
Nitekim: hz. safiyye, bazı
Kadınların kendisine ‘yahudi
Kızı yahudi ” dediklerini
Şikâyet edince o şöyle
Buyurmuştu: ‘sen niçin onlara: ‘oh
Ya, harun babam, mûsâ amcam,
Muhammed eşim oluyor, daha ne
İsterim ” deseydin ya ”
29 – meryem, (bana değil,
Çocuğa sorun dercesine) çocuğu
Gösterdi: ‘nasıl olur da, dediler,
Beşikteki bebekle konuşuruz?”
[23,50]
30 – derken bebek: ‘ben allah’ın
Kuluyum, dedi, o bana kitap verdi,
Beni peygamber olarak
Görevlendirdi.
31 – ‘nerede olursam olayım beni
Kutlu, mübarek kıldı.
Yaşadığım müddetçe bana
Namazı ve zekâtı farz kıldı.”
32 – ‘anneme saygılı, hayırlı
Evlat kılıp, asla zorba, bedbaht
Ve hayırsız biri yapmadı”
[17,23; 31,14]
33 – doğduğum gün de,
Öleceğim gün de, kabirden kalkıp
Dirileceğim gün de selam üzerime
Olsun ”
34 – işte hakkında şüphe ve
Tartışmalara girdikleri meryem
Oğlu isa konusunda
Gerçeğin ta kendisi olan
Allah’ın sözü budur.
35 – allah’ın evlat edinmesi
Olacak iş değildir.
O bundan münezzehtir bir işi
Yapmak istedi mi, ‘şöyle olsun”
Demesi kâfidir. (36,82)
36 – ‘iyi bilin ki allah benim de
Rabbim, sizlerin de rabbidir.
Öyleyse yalnız ona ibadet ediniz.
Doğru yol budur”
37 – sonra onun hakkında
Birtakım gruplar kendi aralarında
Ayrılığa düştüler.
Artık gerçeğin meydana
Çıkacağı o mühim günün
Duruşmasında vay o kâfirlerin
Başına geleceklere
Bu gruplar yahudilerle
Hıristiyanlardır. yahut
Hıristiyanların nesturîler,
Yâkubîler ve melkânîler
Şeklinde bölünmeleridir. tarihi
Akış içinde hıristiyanlık
Yüzlerce gruba bölünmüştür.
Titiz bir tevhid inancına sahib
Olan unitaire’lerin yanında,
Ekserî hıristiyanların teslisi,
Hatta mormonlar gibi bir grubun
Politeizm’i (çok tanrıcılığı)
Kabul ettiklerini de görürüz.
Hülasa: ‘yeryüzünde başka hiç
Bir dinin mensupları hıristiyanlar
Kadar farklı inançlara ve din
Savaşlarına girmemişlerdir.”
[de glasenapp, les cinq grandes
Religions, paris, payot, 1954, s.
415)
38 – neler işitecek, neler görecekler
Onlar, o huzurumuza gelecekleri gün
Gerçeği pek güzel
Anlayacaklar o gün.
Ama o zalimler bu gün tam bir
Şaşkınlık içindedirler.
39 – sen o hasret ve pişmanlık
Gününü, o hakların da ilahî
Hükmün yerini bulacağı günü
Anlatarak uyar onları ama onlar
Gaflet içindeler, hala iman
Etmiyorlar onlar.
40 – şu kesin bir gerçektir ki
Bütün dünyaya ve dünyada
Yaşayan bütün insanlara biz varis
Olacağız (onlar sona erip baki
Allah kalacak) ve ölümden sonra
Hepsi diriltilip bizim huzurumuza
Getirileceklerdir.
41 – kitapta ibrâhimi de an. o
Gerçekten özü sözü doğru biri
İdi, yani bir peygamberdi.
42 – zamanı geldi, babasına:
‘babacığım, dedi, niçin
İşitmeyen, görmeyen ve sana
Hiçbir fayda sağlamayan bu putlara
Tapıyorsun?” [21,52-67]
43 – ‘babacığım, sana
Ulaşmayan bir ilim, geldi bana, ne
Olur bana tâbi ol da seni dümdüz
Bir yola çıkarayım”
44 – ‘babacığım, sakın
Şeytana ibadet etme çünkü
Şeytan rahmana isyan içindedir.
[36,60; 4,117]
45 – babacığım, bu gidişle o
Rahmandan bile bir azabın gelip
Sana dokunacağından
Ve senin şeytana hemdem
Olacağından ciddî endişe
İçindeyim.
46 – babası: ‘ibrâhim, ne o,
Yoksa sen benim tanrılarıma
Sırtını mı dönüyorsun?
Vazgeçmezsen bu işten mutlaka
Taşa tutarım seni.
Şöyle bir uzun müddet benden uzak dur.
Gözüm görmesin seni buralarda ”
47 – ibrâhim: ‘selamet, esenlik
İçinde kal, dedi. rabbimden senin
İçin af dileyeceğim. o gerçekten
Bana karşı çok lütufkârdır.
[25,63; 28,55; 60,4; 9,113-114;
14,41]
48 – ‘işte sizi de, sizin
Allah’tan başka ibadet ve dua
Ettiğiniz tanrılarınızı da
Terkediyorum.
Rabbime niyaz edip yalvarıyorum.
Rabbime niyaz etmem sayesinde mahrum ve
Perişan olmayacağımı umuyorum.
Yani: ‘olurki o sana tövbe ve iman
Etmeyi nasib eder.” zira kâfir
İçin istiğfar etmenin (af
Dilemenin) mânası budur.
49 – onları ve onların allah’tan
Başka taptıkları putları
Terkedip (şam’a yerleşince) biz
O’na ishak ile yâkubu hediye
Ettik.
Onların her birine peygamberlik
Verdik. [21,72; 11,71; 2,133]
Rivâyete göre: hz. ibrâhim şam
Tarafına hicret ettiğinde önce
Harran’a geldi. orada sâre ile
Evlendi. ondan ishak, ishak’tan da
Bilahere yâkub dünyaya geldi.
50 – onlara rahmetimizden
İhsanlarda bulunduk.
Onlara dillerde ve dinlerde yüksek
Ve güzel bir nam bıraktık.
51 – kitapta mûsâ’yı da an.
Gerçekten o allah tarafından
İhlâsa erdirilen bir kul idi, resul
Ve nebî idi.
Resul ve nebî, kur’ân’da bazan eş
Anlamda kullanılmıştır. fakat
22, 52 de olduğu gibi, bazen
Farklı anlam taşıdıkları da
Anlaşılmaktadır. umum husus
Farkı olduğu söylenebilir. yani
Her resûl nebîdir, ama her nebî
Resul olmayabilir.
52 – hani ona tur’un sağ
Tarafından seslenmiş ve özel
Konuşma için onu huzurumuza
Almıştık. [28,30]
Tur, mısır ile medyen arasında
Bir dağın adıdır. hz. mûsa
(a.s.) mısıra giderken bir ateş
Görmüş, ona yaklaşınca ‘ben
Allah’ım. hak mâbud benim”
Sesini işitmişti. burada tur’un
Doğusu kasdedilmiştir. medyen’den
Mısır’a giderken tur’un güneyine
Düşen yoldan geçtiğinden, güney
Cihetinden ona bakan kişiye göre,
Dağın sağı doğu, solu ise batı
Tarafında olur. yoksa bir dağın
Sağı veya solu olmadığı
Âşikârdır.
53 – ve rahmet ve keremimizden,
Kardeşi harun’u da nebî olarak ona
İhsan ettik. [28,34; 20,31; 26,13]
54 – kitapta ismâil’i de an.
Gerçekten o, verdiği sözü yerine
Getiren biri idi. resul ve nebî
İdi. [17,34; 61,2-3]
Hz. ismâil, hz. ibrâhimin oğlu ve
Hz. peygamberin büyük dedesidir.
55 – halkına namazı ve zekâtı
Tavsiye ederdi. rabbinin râzı
Olduğu biri idi. [20,132; 66,6]
56 – kitapta idris’i de an.
Gerçekten o da doğruluğun timsali
Biri idi, bir nebî idi. [21,85]
İdrisin asıl adı uhnuh (enoch)
Olup, nuh (a.s.) ın 3. batın
Dedesidir. rivâyete göre:
Kendinden önceki insanlar deri
Giyinirken o elbise dikmeye
Başlamış ve giymiştir. ona 30
Sahife indirilmiştir. kalemle ilk
Yazı yazan, yıldızlar ve hesap
İlmi ile ilk meşgul olan odur.
57 – biz onu üstün bir
Makama yücelttik.
Burada hz. idris (a.s.) ın
Miracına işaret edilmektedir.
Krş. enoch peygamberin miracı:
Tevrat, tekvin 5, 24.
58 – işte bunlar allah’ın nimetine
Mazhar olmuş olan bu zatlar,
Âdem neslinden, nuh ile beraber
Gemide taşıdıklarımızın
Evlatlarından, ibrâhim ve
İsrailin nesillerinden ve hidâyete
Erdirip seçtiğimiz kimselerdendir.
Onlar rahman’ın âyetleri
Okunduğunda ağlayarak secdeye
Kapanırlardı. [6,83-90; 40,78]
Bu zatlar hz. zekeriya ile hz.
İdris arasında zikredilen
Peygamberlerdir. bu âyet, tilavet
Secdesini gerektiren âyetlerdendir.
59 – kendilerinden sonra yerlerine
Öyle bir nesil geldi ki namazı
Zâyi ettiler, şehvetlerinin
Peşine düştüler. işte bunlar
Da azgınlıklarının cezasını
Bulacaklardır.
Namaz, mümini rabbi ile irtibata
Koyan bağdır, enerji kaynağı ile
Cihazı birleştiren kablo
Mesabesindedir. kablosuz cihaz
Çalışmadığı gibi, ibadetsiz
İnsan da karanlıkta kalır, rûh
Gıdasını alamaz ve güçsüz
Kalır. âyet, ümmetlerin,
Çöküşlerinin, namazı
Gevşetmekle başladığına işaret
Ediyor.
60 – ancak tövbe eden, iman edip
Makbul ve güzel işler yapanlar
Cennete girecekler ve asla
Haksızlığa uğramayacaklardır.
61 – evet, onlar rahman’ın
Kullarına gıyabî olarak vaad
Ettiği, dünyada iken görmeksizin
İnandıkları adn cennetlerine
Gireceklerdir. allah’ın vaadi
Muhakkak ki yerini bulacaktır.
[73,18]
62 – orada onlar boş ve anlamsız
Söz işitmezler, sadece selam ve
Selamet sözleri duyarlar. orada
Ziyafetleri sabah akşam kendilerine
Sunulacaktır. [56,25-26; 73,35]
Müslim (müslüman) ile selam aynı
Köktendir. selam: selamet, esenlik,
Barış demektir. müslim; hem
Rabbi, hem kendi nefsi, hem de
Başkaları ile barış içinde
Yaşayıp âhirette de adı
Daru’s-selam (selam ülkesi) olan
Cennete girer.
63 – işte bu cennetlere
Kullarımızdan, allah’ı sayıp
Fenalıklardan sakınanları vâris
Kılacağız.
64 – rabbinin emri olmadıkça biz
(meleklerden olan elçiler) inmeyiz.
Önümüzde ve arkamızdaki bütün
Geçmiş ve gelecek şeyler ve
Bunların arasındakiler hep o’na
Aittir. senin rabbin unutkan
Değildir, hiçbir şeyi unutmaz.
Bu âyet, cebrail (a.s.) ın
Sözünü nakleder. o’nun inmesi bir
Süre geciktiğinden hz. peygamber
Üzülmüştü. cenabı allah onu
Teselli buyuruyor. bunlar, hz.
Peygamber (a.s.) a gönderilen
İlahî vahiydir. yani nasıl daha
Önceki peygamberler vahye nail
Oldularsa hz. peygamber de öylece
Nail olmuştur.
65 – göklerin, yerin ve o ikisinin
Arasında olan herşeyin rabbidir o.
Öyleyse yalnız o’na kulluk et. o’na
İbadetinde sabır ve sebat göster.
Ona denk ve adaş olacak hiç
Kimse bilir misin?
66 – böyle iken kâfir insan:
‘sahi, ben öldükten sonra
Diriltilip kabirimden çıkarılacak
Mıyım?” der. [13,5; 36,77-79]
67 – o insan hiç düşünmüyor
Mu ki, o hiçbir şey değilken biz
Onu yaratıp var ettik?
68 – senin rabbine yemin olsun ki
Biz onları da, şeytanları da
Diriltip huzurumuza toplayacağız,
Sonra da cehennemin çevresinde
Dizüstü çökmüş vaziyette oraya
Getireceğiz.
69 – sonra da her topluluktan,
Rahmân’a isyan etmede en ileri
Gidenleri çekip ayıracağız.
70 – sonra o cehennemi boylamaya
Daha çok müstahak olanları
Elbette biz pek iyi biliriz.
71 – sizden hiç kimse yoktur
Ki cehenneme varmasın.
Bu rabbinin katında
Kesinleşmiş bir hükümdür.
Burada vürud: girme, fakat
‘uğrayıp geçme” mânasında bir
Girme ifade eder. bu işkâli, hz.
Peygamber (a.s.) ın şöyle
Giderdiği rivayet olunmuştur.
‘herkes cehenneme girer, fakat
Müminler için hz. ibrâhim’e
Olduğu gibi ateş serin ve selamet
Olur.”
72 – sonra allah’ı sayıp
Fenalıklardan sakınan müttakileri
Kurtararak zalimleri dizüstü
Çökmüş vaziyette orada
Bırakacağız.
73 – âyetlerimiz kendilerine
Açık açık okunduğu zaman o
Kâfirler iman edenlere dediler ki:
(bu uhrevî ve manevî halleri bir
Tarafa bırakalım, dünya
Hayatının realitesine bakalım) bu
İki zümreden, mümin ve
Kâfirlerden hangisinin makamı daha
Üstün, grup ve topluluğu daha
Muteberdir?” [6,53; 46,11; 26,111]
Sırf geçici menfaatlere
Şartlanmalarını âyet pek beliğ
Bir şekilde beyan buyurmaktadır.
Öyle ki onlar o halleri değil
Düşünüp anlamaya çalışmak,
Söz olarak bile işitmek
İstemiyorlar, kendilerine yapılan
Tebliğ, adeta bir ‘sağırlar
Diyaloğuna” dönüşüyor. onlar
Dünyayı kazanmak ve yaşamak için
Dinden uzak kalmak gerektiği
Düşüncesine kapıldılar. fakat
Bu çok kısa ve dar
Görüşlülüktür. zira onların
Beğenmedikleri müminler, kısa
Zamanda dünyada çok ilerlediler,
Zengin ve azgın kâfir önderler
Perişan oldular.
74 – halbuki biz onlardan önce,
Gerek mal ve eşyaları, gerek
Gösterişleri daha güzel durumda
Olan öyle nesiller helâk ettik ki
Saymaya gelmez.
Başlıca ölçülerinin, maddî
Refah olduğu vurgulanıyor.
75 – de ki: dini inkâr edenlere
Rahman biraz mühlet versin, bundan
Ne çıkar?
Ama işin sonunda, onlar kendilerine vaad
Olunan azabı veya kıyameti görünce
İşte o zaman öğrenecekler:
Kimmiş mevkii daha düşük ve
Kimmiş asker ve maiyyeti daha
Zayıf [3,61; 62,6]
76 – allah hidâyeti kabul edip
Doğru yola gelenlerin ise
Feyizlerini artırır.
Baki kalacak dürüst ve yararlı
İşler, rabbinin nazarında hem
Mükâfat bakımından daha üstün,
Hem de âkıbet yönünden daha
İyidir. [9,124-125]
77 – baksana şu âyetlerimizi
İnkâr edip: ‘mutlaka malım
Mülküm de olacak, çoluk çocuğum
Da olacak ” diyen adamın haline
78 – ne o, bu adam gaybı
Öğrenmenin yolunu mu buldu, yoksa
Rahmandan kesin bir söz mü aldı?
79 – asla işte onun bu
Sözünü deftere kaydedeceğiz ve
Azabını da artırdıkça
Artıracağız.
80 – o sözünü ettiği mal ve
Evlada biz vâris olacağız, nesi
Var nesi yoksa bize kalacak
Ve o, huzurumuza tek başına (ilk
Yarattığımız gibi mal ve
Mülkten, makam ve mevkiden hatta
Elbiseden bile soyunmuş olarak
Çırıl çıplak) gelecektir.
81 – kendilerine kalsa izzet ve
Kuvvet vesilesi olsun diye,
Allah’tan başka bir takım
Tanrılar edindiler.
Dünyevî varlığa ve iktidara
Nerdeyse dinî bir vecd ile
‘tapınan” ve dünyevî
Başarının bu tezahürlerine
Tanrısal nitelikler yakıştıran
İnsanlardan bahsediliyor.
82 – hayır, hayır taptıkları
O nesneler onların ibadetlerini
Reddedecekler ve kendilerine
Düşman olacaklardır. [35,14;
46,5]
83 – görmüyor musun ki biz
Kâfirlere şeytanları musallat
Ediyoruz, onları oynatıp
Duruyorlar.
84 – o halde onlar hakkında acele
Etme. biz onların günlerini
Saymaktayız. [14,42; 86,17; 3,178;
31,24]
85 – gün gelecek, allah’ı sayıp
Haramlardan sakınan müttakileri,
Rahman tarafından ağırlanacak konuk
Heyet olarak toplayacağız.
86 – suçluları da susuz olarak o
Yakıcı cehenneme süreceğiz.
87 – rahman’ın huzurunda, söz
Almış olanlar dışında hiç
Kimse şefaat edemez.
Bunun mânası şudur: şefaat ancak
Dünya hayatında allah’a iman eden,
Dine inanan için geçerli
Olacaktır. keza yalnız rahman’ın
İzin verdiği kimse başkaları
İçin şefaat edebilecektir.
88 – ‘rahman evlat edindi” dediler.
89-90 – böyle diyen sizler, öyle
Çirkin bir iddia ileri sürdünüz
Ki nerdeyse gökler çatlayacak, yer
Yarılacak, dağlar yıkılıp
Çökecekti
91 – rahman’a çocuk isnad
Etmelerinden ötürü
92 – halbuki evlat edinmek rahman’ın
Şanına yakışmaz. [2,116; 9,30]
93 – göklerde ve yerde kim varsa,
Rahman’a sadece ve sadece kul olarak
Gelecektir.
94 – o bunların hepsini ilmi ile ihata
Etmiş, tek tek tesbit etmiştir.
95 – ve onların hepsi de kıyamet
Günü o’nun huzuruna tek başına
Gelecektir.
96 – iman edip, makbul ve güzel
İşler yapanlar için, rahman
İnsanların gönüllerinde sevgi
Yaratır.
Bu âyet indirildiğinde mekkede
Müminlere işkence ediliyordu.
Âyet onlara müjde verip
Müminlerin yakında sempati
Göreceklerini bildiriyor. bu âyeti
Açıklayan bir hadis meali: yüce
Allah bir kulunu sevince cebraile:
‘ben falanı sevdim, sen de sev”
Der. bunun üzerine cebrail (a.s.)
Da onu sever ve gökte olan
Melekler: ‘allah falanı sevmiştir,
Siz de seviniz ” diye nida eder.
Artık göklerdekiler de onu sever.
Sonra yeryüzünde de onun için bir
Sevgi yerleşmiş olur.”
97 – bizim, kur’ân’ı senin
Dilinle indirip
Kolaylaştırmamızın başlıca
Sebebi, senin müttakileri
Müjdelemen ve inatçı kimseleri de
Onunla uyarmandır.
98 – hem onlardan önce nice
Nesiller imha ettik biz onlardan
Hissedip gördüğün yahut sesini
İşittiğin bir tek kişi bile var
Mıdır?