Abdulhadi Kanakeri Mümin Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulhadi Kanakeri – Mümin Suresi

Mümin suresi
1. ha mım
2. tenzılül ktabi
Minellahil azızil alım
3. ğafiriz zembi ve kabilit tevbi
Şedıdil ıkabi zit tavl la ilahe
İlla hu ileyhil mesıyr
4. ma yücadilü fi ayatillahi
İllellezıne keferu fe la yağrurke
Tekallübühüm fil bilad
5. kezzebet kablehüm kavmü nuhıv
Vel ahzabü mim ba’dihim ve hemmet
Küllü ümmetim bi rasulihim li
Ye’huzuhü ve cadelu bil batılı li
Yüdhüdu bihil hakka fe ehaztühüm
Fe keyfe kane ıkab
6. ve kezalike hakkat kelimetü rabbike
Alellezıne keferu ennehüm ashabün nar
7. ellezıne yahmilunel arşe ve men
Havlehu yüsebbihune bi hamdi
Rabbihim ve yü’minune bihı ve
Yestağfirune lillezıne amenu
Rabbena vesı’te külle şey’ir
Rahmetev ve ılmen fağfir
Lillezıne tabu vettebeu sebıleke
Vekıhim azabel cehıym
8. rabbena ve edhılhüm cennati
Adninilletı veadtehüm ve men
Salehü min abaihim ve ezvacihim ve
Zürriyyatihim inneke entel azızül
Hakım
9. vekıhimüs seyyiat ve men tekıs
Seyyiati yevmeizin fe kad rahımteh
Ve zalike hüvel fevzül azıym
10. innellezıne keferu yünadevne
Le maktüllahi ekberu mim maktiküm
Enfüseküm iz tüd’avne ilel imani
Fe tekfürun
11. kalu rabbena emettenesneteyni ve
Ahyeytenesneteyni fa’terafna bi
Zünubina fe hel ila hurucim min
Sebıl
12. zaliküm bi ennehu iza
Düıyellahü vahdehu kefartüm ve
İy yüşrük bihı tü’minu fel
Hukmü lillahül aliyyil kebır
13. hüvellezı yürıküm ayatihı
Ve yünezzilü leküm mines semai
Rizka ve ma yetezekkeru illa mey
Yünıb
14. fed’ullahe mhlisıyne lehüd
Dıne ve lev kerihel kafirun
15. rafıud deracati zül arş
Yülkır ruha min emrihı ala mey
Yeşaü min ıbadihı li yünzira
Yevmet telak
16. yevme hüm barizun la yahfa
Alellahi minhüm şey’ li menil
Mülkül yevm lillahil vahıdil
Kahhar
17. elyevme tücza küllü mefsim
Bima kesebet la zulmel yevm
İnnellahe serıul hısab
18. ve enzihüm yevmel azifeti izil
Kulubü ledel hanaciri kazımın ma
Liz zalimıne min hamımiv ve la
Şefııy yüta19. ya’lemü hainetel
A’yüni ve ma tuhfis sudur
20. vallahü yakdıy bil hakk
Vellezıne yed’une min dunihı la
Yakdune bi şey’ innellahe hüves
Semıul besıyr
21. e ve lem yesıru fil erdı fe
Yenzuru keyfe kane akıbetüllezıne
Kanu min kablihim kanu hüm eşedde
Minhüm kuvvetev ve asaran fil erdı
Fe ehazehümüllahü bi zünubihim
Ve ma kane lehüm minellahi miv vak
22. zalike bi ennehüm kanet
Te’tıhim rusülühüm bil beyyinati
Fe keferu fe ehazehümüllah innehu
Kaviyyün şedıdül ıkab
23. ve le kad erselna musa bi
Ayatina ve sültanim mübın
24. ila fir’avne ve hamane ve
Karune fe kalu sahırun kezzab
25. fe lemma caehüm bil hakkı min
Indina kaluktülu ebnaellezıne
Amenu meahu vestahyu nisaehüm ve ma
Keydül kafirıne illa fı dalal
26. ve kale fir’avnü zerunı aktül
Musa vel yed’u rabbeh innı ehafü
Ey yübeddile dıneküm ev ey
Yuzhira fil erdıl fesad
27. ve kale musa innı ustü bi
Rabbı ve rabbiküm min külli
Mütekebbiril la yü’minü bi yevmil
Hısab
28. ve kale racülüm mü’minüm min
Ali fir’avne yektümü ımanehu
Etaktülune racülen ey yekule
Rabbiyellahü ve kad caeküm bil
Beyyinati mir rabbiküm ve iy yekü
Sadikay yüsıbküm ba’dullezı
Yeıdüküm innellahe la yehdı men
Hüve müsrifün kezzab
29. ya kavmi lekümül mülkül
Yevme zahirıne fil erdı fe mey
Yensuruna mim be’sillahi in caena
Kale fir’avnü ma ürıküm illa ma
Era ve ma ehdıküm illa sebıler
Raşad
30. ve kalellezı amene ya kavmi innı
Ehafü aleyküm misle yevmil ahzab
31. misle de’bi kavmi nuhıv ve adiv
Ve semude vellezıne mim ba’dihim ve
Mellahü yürıdü zulmel lil ıbad
32. ve ya kavmi innı ehafü
Aleyküm yevmet tenad
33. yevme tüvellune müdbirın ma
Leküm minellahi min asım ve mey
Yudlilillahü fe ma lehu min had
34. ve le kad caeküm yusüfü min
Kablü bil beyyinati fe ma ziltüm
Fı şekkim mimma caeküm bih hatta
İza heleke kultüm ley yeb’asellahü
Mim ba’dihı rasula kezalike
Yüdıllüllahü men hüve
Müsrifüm mürtab
35. ellezıne yücadilune fi
Ayatillahi bi ğayri sültanin
Etahüm kebüra makten ındellahi ve
Indellezıne amenu kezalike
Yatbeullahü ala külli kalbi
Mütekebbirin cebbar
36. ve kale fir’avnü ya hamanübni lı
Sarhal le allı eblüğul esbab
37. esbabes semavati fe attalia ila
İlahi müsa ve innı le ezunnühu
Kaziba ve kezalike züyyine li
Fir’avne suü amelihı ve sudde anis
Sebıl ve ma keydü fir’avne illa
Fı tebab
38. ve kalellezı amene ya kavmit
Tebiuni ehdiküm sebıler raşad
39. ya kavmi innema hazihil hayatüd
Dünya meta’uv ve innel ahırate
Hiye darul karar
40. men amile seyyieten fe la yücza
İlla misleha ve men amile salihüm
Min zekerin ev ünsa ve hüve
Mü’minün fe ülaike yedhulunel
Cennete yürzekune fıha bi ğayri
Hısab
41. ve ya kavmi malı ed’uküm ilen
Necati ve ted’unenı ilen nar
42. ted’unenı li ekfüra billahi ve
Üşrike bihı ma leyse lı bihı
Ilmüv ve ene ed’uküm ilel azızil
Ğaffar
43. la cerame ennema ted’unenı
İleyhi leyse lehu da’vetün fid
Dünya ve la fil ahırati ve enne
Meraddena ilellahi ve ennel
Müsrifıne hüm ashabün nar
44. fe setezkürune ma ekulü leküm
Ve üfevvidu emrı ilellah innellahe
Basıyrum bil ıbad
45. fe vekahüllahü seyyiati ma mekeru ve
Haka bi ali fir’avne suül azab
46. ennaru yu’radune aleyha
Ğudüvvev ve aşiyya ve yevme
Tekumüs saatü edhılu ale fir’avne
Eşeddel azab
47. ve iz yetehaccune fin nari fe
Yekulud duafaü lillezınestekberu
İnna künnü leküm tebean fe hel
Entüm muğnune anna nasıybem minen
Nar
48. kalellezı nestekberu inna küllün
Fıha innellahe kad hakeme beynel ıbad
49. ve kalellezıne fin nari li
Hazeneti cehennemed’u rabbeküm
Yühaffif anna yevmem minel azab
50. kalu eve lem tekü te’tıküm
Rusülüküm bil beyyinat kalu bela
Kalu fed’ ve ma düaül kafirıne
İlla fı dalal
51. inna henensuru rusülena
Vellezıne amenu fil hayatid dünya
Ve yevme yekulül eşhad
52. yevme la yenfeuz zalimıne
Ma’ziratühüm ve lehümül la’netü
Ve hehüm suüd dar
53. ve le kad ateyna musel hüda ve
Evrasna benı israilel kitab
54. hüdev ve zikra li ülil elbab
55. fasbir inne va’dellahi hakkuv
Vestağfir li zembike ve sebbıh bi
Hamdi rabbike bil aşiyyi vel ibkar
56. innellezıne yücadilune fı
Ayatillahi bi ğayri sültanin
Etahüm in fı sudurihim illa kibrum
Ma hüm bi baligıyh festeız billah
İnnehu hüves semıul besıyr
57. le halkus semavati vel erdı
Ekberu min halkın nasi ve lakinne
Ekserannasi la ya’lemun
58. ve ma yestevil a’ma vel besıyru
Vellezıne amenu ve amilus salihati
Ve lel müsi’ kalılem ma
Tetezekkerun
59. innes saate le atiyetül la
Raybe fıha ve lakinne ekseran nasi
La yü’minun
60. ve kale rabbükümüd’unı
Estecib leküm innellezıne
Yestekbirune an ıbatetı
Seyedhulune cehenneme dahırın
61. allahüllezı ceale lekümül
Leyle li teskünu fıhi ven nehara
Mübsıra innellahe le zu fadlin
Alen nasi ve lakinne ekseran nasi la
Yeşkürun
62. zalikümüllahü rabbüküm
Haliku külli şey’ la ilahe illa
Hüve fe enna tü’fekun
63. kezalike yü’feküllezıne
Kanu bi ayatillahi yechadun
64. allahüllezı ceale lekümül
Erda kararav ves semae binaev ve
Savveraküm fe ahsene suveraküm ve
Razekaküm minet tayyibat
Zalikümüllahü rabbükam fe
Tebarakellahü rabbül alemın
65. hüvel hayyü la ilahe illa
Hüve fed’uhü muhlisıyne lehüd
Dın elhamdü lillahi rabbil alemın
66. kul innı nühıtü en
A’büdellezıne ted’une min
Dunillahi lemma caeniyel beyyinatü
Mir rabbı ve ümirtü en üslime li
Rabbil alemın
67. hüvellezı halekaküm min
Türabin sümme min nutfetin sümme
Min alekatin sümme yuhricüküm
Tıflen sümme li teblüğu
Eşüddeküm sümme li tekunu
Şüyuha ve minküm mey yüteveffa
Min kablü ve li teblüğu ecelem
Müsemmev ve lealleküm ta’kılun
68. hüvellezı yuhyi ve yümıt fe
İza kada emran fe innema yekulü
Lehu kün fe yekun
69. e lem tera ilellezıne yücadilune
Fı ayatillah enna yusrafun
70. ellezıne kezzebu bil kitabi ve
Bima erselna bihı rusülena fe
Sevfe ya’lemun
71. izil ağlalü fı
A’nakıhim ves selasil yüshabun
72. fil hamımi sümme
Fin nari yüscerun
73. sümme kıyle lehüm eyne
Ma küntüm tüşrikun
74. min dunillah kalu dallu anna bel
Lem nekün ned’u min kablü şey’a
Kezalike yüdıllüllahül kafirın
75. zaliküm bima küntüm tefrahune
Fil erdı bi ğayril hakkı ve bima
Küntüm temrahun
76. üdhulu ebvabe cehenneme halidıne
Fıha fe bi’se mesvel mütekebbirın
77. fasbir inne va’dellahi hakk fe
İmma nüriyenneke ba’dallezı
Neıdühüm ev neteveffeyenneke fe
İleyna yürceun
78. ve le kad erselna rusülem min
Kablike minhüm men kasasna aleyke
Ve minhüm mel lem naksus aleyk ve
Ma kane li rasulin ey ye’tiye bi
Ayetin illa bi iznillah fe iza cae
Emrallahi kudiye bil hakkı ve
Hasira hünalikel mübtılun
79. allahüllezı ceale lekümül en’ame li
Terkebu minha ve minha te’külun
80. ve leküm fiha menafiu ve li
Teblüğu aleyha haceten fı
Suduriküm ve aleyha ve alel fülki
Tuhmelun
81. ve yürıküm ayatihı fe
Eyye ayatillahi tünkirun
82. e fe lem yesıru fil erdı fe
Yenzuru keyfe kane akıbetüllezıne
Min kablihim kanu eksera minhüm ve
Eşedde kuvvetev ve asaran fil erdı
Fe ma ağna anhüm ma kanu yeksibun
83. felemma caethüm rusülühüm
Bil beyyinati ferihu bima ındehüm
Minel ılmi ve haka biham ma kanu
Bihı yestehziun
84. felemma raev be’sena kalu amenna
Billahi vahdehu ve kefarna bima
Künna bihı müşrikın
85. fe lem yekü yenfeuhüm
Imanühüm lemma raev be’sena
Sünnetellahiletı kad halet fı
Ibadih ve hasira hünalikel kafirun
Meali
40 – mü’min sûresi
Mekke döneminin sonlarında inmiş
Olup 85 âyettir. sûrenin meşhur
Olan iki adı vardır. el-mü’min
İsminin sebebi, 28. âyette geçen
Mümin zattır. gâfir ismi ise
Sûrenin üçüncü âyetinde yer
Alan ilahî sıfattan gelmektedir.
Havâmim diye çoğul şekli
Yapılan 40-46. sûrelerin (7
Hâmim’ler) hepsine birden bu isim
Verilmektedir.
Bu sûre önce allah’ın bazı
Vasıflarını, kâfirlerin o’nun
Yolundan saptıklarını, daha önce
Bazı sapkınların cezaya
Uğratıldıklarını, hz. mûsâ
(a.s.)’ın tebliği, ona olan
İmanını uzun süre gizlemiş olan
Üst düzey devlet yetkilisi
Müminin gerçeği ortaya koyup
Tebliğ ve irşadda bulunması,
Allah’ın kudret ve hikmetini
Gösteren bazı kevnî âyetlerden
Sonra, hakkı yalan sayanların
Fecî âkıbetlerini bildirerek sona
Erer.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1-2 – hâ, mîm. bu kitabın
Vahyolunup bölüm bölüm indirilmesi,
Azîz ve alîm (üstün kudret
Sahibi, her şeyi en mükemmel
Tarzda bilen) allah tarafındandır.
Hâ, mim, ibn abbas (r.a)’dan
Nakledildiğine göre allah
Teâlanın ism-i âzamıdır.
3 – o, aynı zamanda günahları
Bağışlar, tövbeleri kabul
Buyurur, ama cezalandırması da
Çetin olup, lütuf ve ihsanı pek
Geniştir.
Ondan başka tanrı yoktur.
Dönüş yalnız o’na olacaktır.
[15,49-50; 14,34; 13,41]
4 – allah’ın âyetleri konusunda
Kâfirlerden başkası tartışma
Çıkarmaz.
Fakat onların kazanç sağlayarak şehir
Şehir dolaşmaları seni aldatmasın
Şunu iyi bilmelidir ki; kâfirlerin
Girişmek istedikleri kısır
Tartışmanın ötesinde,
Kur’ân’ın hakikatlerini
Açıklamak, müşkillerini
Gidermek, mütaşabihlerini
Aydınlatmak, inkârcıların onun
Aleyhindeki itirazlarını
Cevaplandırmak, mümine yakışır
Tarzda mücadele etmek, taatlerin
Başında gelir.
5 – kendilerinden önce nûh
Halkı, onlardan sonra gelen daha
Birtakım gruplar da dini yalan
Saydılar.
Her toplum tartaklamak için,
Resullerine karşı harekete
Geçtiler ve hakkı yıkmak için
Birtakım batıl şeyleri ileri
Sürdüler, ama ben de onları
Kıskıvrak yakalayıverdim.
İşte düşünün: benim
Cezalandırmam nasılmış, bir
Görün [3,196-197; 31,24]
6 – inkârcıların cehennemlik
Olduklarına dair hüküm böylece
Kesinleşti.
7 – arşı taşıyan, bir de onun
Çevresinde bulunan melekler
Devamlı olarak rab’lerini zikir ve
O’na hamd ederler.
O’na gerçekten iman ederler ve
Müminler için şöyle mağfiret
Diler ve dua ederler:
‘ey ulu rabbimiz, senin rahmetin ve
İlmin her şeyi kuşatmıştır
O halde tövbe edenleri ve senin
Yoluna tâbi olanları, affet ve
Onları o cehennem azabından
Koru ” [69,17]
Hamele-i arş dört olup, 69,17
Âyeti gereği, kıyamet günü
Sekize çıkarılacaklardır. arşı
Yüklenmeleri; onların koruma ve
Organizasyon ile görevli
Olduklarını, mecazî olarak
Bildirmeden ibarettir. yahut arş
Sahibi olan allah’a
Yakınlıklarına da îma olabilir.
8 – ‘ey bizim ulu rabbimiz sen,
Onları ve onlarla birlikte
Babalarından, eşlerinden ve
Nesillerinden iyi kimseleri
Kendilerine vaad ettiğin adn
Cennetlerine yerleştir.
Muhakkak ki sen azîz ve hakîmsin
(üstün kudret, tam hüküm ve
Hikmet sahibisin). [52,21]
9 – hem onları
Kötülüklerden, günahlardan
Koru.
Sen kimi dünyada kötülüklerden
Korursan, muhakkak ki ona (ukbada)
Merhamet edersin.
İşte asıl kurtuluş ve
Büyük mutluluk da budur.
Seyyiat üç anlama gelebilir ki
Burada üçü de kasdolunmuştur:
1.yanlış inanç, kötü ahlâk ve
Kötü işler, 2.dalâlet ve kötü
İşlerin vebali. 3.dünyada,
Berzahta ve kıyamet günündeki
Âfetler ve eziyetler.
10 – kâfirlere şöyle nida
Edilir: ‘allah’ın size gazabı,
Sizin kendinize olan buğzunuzdan
Daha şiddetlidir.
Zira siz imana dâvet edildiğinizde
Red ve inkâr ederdiniz.”
11 – onlar ise: ‘ya rabbenâ,
Derler, sen bizi iki defa
Öldürdün, iki defa dirilttin.
İşte günahlarımızı itiraf ettik.
Şimdi, telafi etme için buradan
Çıkmaya bir yol yok mudur?”
[32,12; 35,37; 23,107-108]
Bu âyet ile 2,28 den çıkan duruma
Göre insan dört safhadan geçer:
1. ölü (yani yokluk) hali. 2.
Hayata mazhar olup dünyaya gelmesi.
3. ölüm 4. ölümden sonra
Diriliş. kâfirler ilk üç
Safhayı mecburen kabul ederken,
Peygambere inanmadıklarından
Sadece son safhayı inkâr
Ediyorlardı.
12 – onlara şöyle cevap verilir:
‘bu hale düşmenizin sebebi şudur
Ki: allah’ın birliğine inanmaya
Çağırıldığınızda
Reddederdiniz, ama o’nun eşinden,
Ortağından bahsedildiğinde
İnanırdınız.
Artık şimdi hakkınızdaki karar o
Çok ulu ve yüce allah’a aittir.”
[6,27-28]
13 – size kudret ve hikmetine dair
Delillerini gösteren, gökten size
Rızık indiren o’dur.
Fakat ancak gönülden allah’a dönen
Kimse düşünüp ibret alır.
14 – o halde kâfirler
Hoşlanmasalar da siz, ibadeti
Gönülden ve yalnız allah’a
Yaparak o’na dua edin.
15 – o, dereceleri yükselten,
Arş sahibi olan allah, o büyük
Buluşma gününün dehşetini haber
Vermek için,
Kullarından dilediğine emrini
Tebliğ için rûhu indirir.
[70,3-4; 16,2; 26,192-194]
Rûh kavramı ile: vahiy ve
Nübüvvet kasdedilmiştir.
16 – o büyük buluşma günü,
Bütün insanların mezarlarından
Kalkıp meydana çıkarıldıkları
Bir gündür.
Öyle ki onların işlerinden ve
Hallerinden bir tek şey bile
Allah’a saklı kalamaz.
Allah onlara şöyle hitab eder:
‘bugün mülk ve hâkimiyet kimin?
Mutlak galip, tek hâkim
Olan allah’ın ”
17 – bugün her kişi, ne işlemişse
Onun karşılığını alır,
Bugün kimseye haksızlık edilmez.
Muhakkak ki allah hesapları pek
Çabuk görür. [31,28; 54,50]
18 – onları, yaklaşan
Müthiş güne karşı uyar
Yürekler ağıza gelir,
Yutkunur da yutkunurlar.
O zalim kâfirlerin ne dostları, ne
De sözüne itibar edilir
Şefaatçileri olmaz. [53,57-58;
54,1; 21,1; 16,1, 67,27; 78,38]
19 – o, gözlerin hain
Bakışını ve kalplerin
Sakladığı bütün şeyleri dahi
Bilir.
20 – allah hakkı ve
Adaleti gerçekleştirir.
Müşriklerin yalvardıkları putlar ise
Hiçbir şeyi yerine getiremezler.
Çünkü allah her şeyi hakkıyla
İşitir ve görür. [53,31]
21 – hiç dünyada dolaşıp da
Kendilerinden önce gelip
Geçenlerin âkıbetlerinin nasıl
Olduğunu görmüyorlar mı?
Onlar gerek kuvvet, gerekse dünyada
Bıraktıkları eserler yönünden
Kendilerinden daha güçlü idiler.
Öyle iken allah onları günahları
Sebebiyle yakalayıp cezalandırdı
Ve allah’a karşı kendilerini koruyan
Da çıkmadı. [46,26; 30,9]
22 – böyle oldu… zira
Peygamberleri kendilerine açık
Açık delillerle geldikleri halde
Bunlar onları red ve inkâr
Ettiler.
Allah da onları yakalayıp
Cezalandırdı. çünkü o pek
Kuvvetlidir, cezası da çetindir.
Beyyinat (açık deliller) şu üç
Anlama gelebilir: 1.allah
Tarafından gönderilen
Peygamberler. 2.peygamberlerin
Getirdikleri mesaj. 3.dünya hayatı
Hakkında vaz edilen kurallar.
Bu kurallar, dürüstlüğü
Öğreten ve hep dürüst yaşayan
Bir insanın, yalancı ve menfaatçi
Olmadığının açık bir
Delilidir.
23-24 – gerçekten biz mûsa’yı
Âyetlerimiz, mûcizelerimiz ve
Apaçık bir yetki ile firavun’a,
Hâman’a ve kârun’a gönderdik de
Onlar:
‘bu yalancı bir
Sihirbazdır” dediler.
[51,52-53]
25 – mûsa onlara bizim
Tarafımızdan gerçeği getirince,
‘onun yanında bulunan müminlerin
Oğullarını öldürün,
Kızlarını ise hayatta
Bırakın” dediler.
Fakat kâfirlerin hile ve tuzakları
Boşa çıkar. [14,6; 2,49]
Hz. mûsâ’nın doğumundan önce de
Firavun böyle bir uygulama
Yaptırmış, bilahere bu uygulamaya
Son vermişti.
Fakat hz. mûsâ peygamber olarak
Gönderilince, öncekinin yerine
Geçen yeni firavun da aynı
Endişelerden hareketle, tekrar
Erkek çocukları öldürtmeye
Başladı.
26 – firavun: ‘bırakın beni, şu
Mûsâ’yı öldüreyim. o da varsın
Rabbine yalvarsın, bakalım o
Kendisini kurtaracak mı? zira bu
Gidişle onun, sizin dininizi
Değiştireceğinden veya ülkede
Anarşi çıkaracağından endişe
Ediyorum.” dedi.
Burada dinden maksat: mısır
Toplumunun tuttuğu yol ve
Medeniyettir. firavun aslında kendi
Saltanatının yıkılacağından
Korktuğu halde, birçok politikacı
Gibi, güya halkı düşündüğü
İçin, onlar namına mûsâ’yı yok
Etmeye giriştiğini ileri
Sürüyordu.
27 – mûsâ da şöyle dedi: ‘ben,
Âhirete, hesap gününe inanmayan
Her kibirli ve zorbadan benim ve
Sizin rabbiniz olan allah’a
Sığınırım.”
28-29 – firavun hanedanından olup
O zamâna kadar iman ettiğini
Saklayan biri çıkıp şöyle hitap
Etti: ‘ne o, siz bir insan ‘rabbim
Allah’tır” dedi diye kalkıp onu
Öldürecek misiniz? hâlbuki o
Rabbiniz tarafından açık belgeler
Ve mûcizeler de getirdi.
Eğer yalan söylüyorsa, yalanı
Zaten kendisinin aleyhinedir. ama
Şayet doğru söylemişse, en
Azından onun sizi tehdit ettiği
Şeylerin bir kısmı başınıza
Gelecektir.
Şu bir gerçektir ki allah haddi aşan,
Yalancı kimseleri iflah etmez.
Ey benim sevgili halkım bugün
Hâkimiyet sizindir, ülkede
Üstünlük sizdedir. ama yarın
Allah’ın azabı başımıza gelir
Çatarsa, söyler misiniz hangi
Kuvvet bizi kurtarabilir?”
Buna karşılık firavun: ‘ben size
Sadece kendimce uygun bulduğum
Görüşü bildiriyor ve size
Tutulması gereken doğru yolu
Gösteriyorum” dedi.
‘firavunun sarayındaki mümin”
Kıssası, tevratta ve talmudda yer
Almayan bir kıssa olup, israil
Tarihi ile ilgili olarak kur’ân’ın
Dünya tarihine bir armağanıdır.
Bu zat hissiyattan uzak, tarafsız
Konuştuğu intibaını vermeğe
İhtimam göstermekte ve münazarada
İnsaf prensibini uygulamaktadır.
Zira önce onun yalancı olma
Faraziyesini, sonra vaad ettiği her
Şey olmasa dahi, bir kısmının
Gelme ihtimalinin bile onları
Nasıl düşündürmesi gerektiğini
Anlatmak istemiştir.
Bu zat imanını belirtmeksizin
Müphem bir ifade ile şöyle demek
İstiyor: ‘sizler mûsâ’nın
Dürüst olduğunu tesbit etmekle
Beraber yalancılıkla itham
Ediyorsunuz. bu iki zıt vasıf bir
Arada bulunamaz. şu halde insanlara
Bile yalan söylemeyen bir kimse,
Allah’ın elçisi olmadığı halde
Hiç allah adına yalan uydurur mu?
‘o, beni size elçi olarak gönderip
Şöyle şöyle dedi” diyerek en
Müthiş, en tehlikeli yalanı
Söyler mi?” yahut muhataplarına
Şunu anlatmak istemektedir: ‘siz
Haddi aşıp mûsâ’yı
Öldürürseniz bilin ki allah
Böyle yapanları asla iflah
Etmez ”
Öyle anlaşılıyor ki firavun,
Kabinesindeki bu zatın iman
Ettiğini farketmemişti. zira ona
Kızdığına dair bir alâmet
Zikredilmiyor. ne var ki sözlerine
İtibar da etmediği anlaşılıyor.
30-31 – o imanlı zat bunun
Üzerine: ‘ey benim halkım” dedi,
‘ben sizin hakkınızda, nuh
Halkının, âd halkının, semûd
Halkının ve ondan sonraki
Milletlerin başına gelen
Âkıbetin sizin de başınıza
Gelmesinden endişe ederim. yoksa
Suçsuzlara azab etmek sûretiyle
Allah kullarına zulmetmek istemez.
32 – ey benim halkım ben sizin
Hakkınızda o feryad-u figan
Gününden, birbirinizden imdad
İsteyeceğiniz günden endişe
Ediyorum.
33 – o gün arkanızı dönüp
Kaçmak istersiniz ama ne çare
Sizi allah’ın azabından koruyacak
Hiç kimse bulunmaz. evet allah kimi
Şaşırtırsa, artık ona yol
Gösteren olmaz.
34 – daha önce yusuf da size
Açık açık delillerle gelmiş,
Siz onun getirdiği gerçek hakkında
Da şüphe edip durmuştunuz.
Nihayet vefat edince: ‘ondan sonra
Allah artık hiçbir peygamber
Göndermez” demiştiniz.
İşte allah haddi aşan, şüpheci
Kimseleri böyle şaşırtır.
Bundan maksat şudur:
‘sizin selefleriniz de vaktiyle
Mûsâ’nın ecdadından yusuf’u
Reddetmişlerdi. fakat sonra onun
Faziletini kabule mecbur kaldılar
Ve onun ülkeye büyük faydasını
Gördüler. ona o derece makam
Verdiniz ki ‘artık onun üzerine
Peygamber olamaz ” diye başka
Peygamberleri reddetmeye bile bahane
Yaptınız. öyleyse dikkat edin, bu
Sefer göz göre göre yanlış bir
İş yapmayın ”
35 – kendilerine ulaşmış
Hiçbir delile dayanmaksızın
Allah’ın âyetleri hakkında ileri geri
Tartışanların bu hareketleri,
Hem allah indinde, hem de iman
Edenler yanında pek büyük bir
Gazaba yol açar.
İşte allah, her kibirli ve zorbanın
Kalbini böylece mühürler.
36-37 – firavun: ‘haman benim
İçin bir kule inşa et, dedi,
Umarım ki böylece yükselebillir,
Göklere yol bulur da mûsâ’nın
Tanrısına ulaşırım.
Gerçi ben onun yalancı olduğunu
Zannediyorum ya, neyse ”
İşte böylece, firavun’un kötü
Gidişatı kendisine cazip
Göründü ve yoldan çıkarıldı.
Sonuç itibariyle firavunun hilesi ve
Düzeni de tamamen boşa çıktı [28,38]
Firavun bir gözetleme kulesi
Yaptırarak teknik bir teşebbüste
Bulunmak ve bu şekilde hz.
Mûsâ’yı güya yalancı çıkarmak
İçin bir şarlatanlık yapmak
İstiyordu. bunda şu iki
Düşünceden biri vardı: ya halka
Diyecekti ki, ‘işte gökleri
Gözetledik, orada mûsâ’nın
Dediği ilahı göremedik, olsaydı
Görünmesi gerekirdi” veya
Diyecekti ki: ‘bakınız biz bu
Kadar malî imkânlarımızla
Göklere çıkmanın yolunu
Bulamadık, o halde mûsâ nereden
Çıktı da bize onların rabbi
Tarafından görevli olduğunu
Söylüyor?”
Müteakip âyet, firavun’un bu
Husustaki aptallığına ve kötü
Tutumuna işaret eder: zira
Allah’ın varlığını gökler, yer
Ve yerdeki bunca varlık
Gösterirken, gökte bir yıldız
Arar gibi o’nu aramak akıl kârı
Değildir.
38 – iman eden zat
Şöyle devam etti:
‘ey benim halkım, gelin bana uyun ki
Size doğru yolu göstereyim.
39 – ‘ey benim halkım bu dünya
Hayatı, basit bir metâ’dan,
Geçici bir eğlenceden ibarettir.
Âhiret ise, işte asıl
Yerleşecek yer orasıdır.”
40 – ‘kim bir kötülük işlerse,
Sadece o kadar cezalandırılır.
Ama mümin olarak, ister erkek ister
Kadın, kim makbul ve güzel bir iş
Yaparsa, işte onlar cennete girer
Ve orada hesapsız nimetlere nail
Olurlar.”
41 – ‘ey benim sevgili halkım,
Nedir bu başıma gelen?
Ben sizi kurtuluşa dâvet ederken, siz tutup
Beni ateşe çağırıyorsunuz ”
42 – ‘çünkü benim, allah’ı
İnkâr etmemi ve o’nun ortağı
Olduğuna dair hiçbir bilgim
Olmayan şeyleri,
Kendisine şerik yapmamı
Teklif ediyorsunuz.
Bense sizi (üstün kudret sahibi ve
Mağfireti pek bol olan) o azîz ve
Gaffâr’ın yoluna dâvet
Ediyorum.”
‘rububiyette değilde, mâbudiyette
Şerik olduğuna dair hakkında
Hiçbir ilmim olmayan şeyler”
Demektir. burada ilmi nefyetmekten
Maksat, mâlumu reddetmektir. ve bir
De şuna işaret vardır: uluhiyyet,
Yani ilah olmak için, mutlaka onun
Hakkında bilgi sahibi olmayı
İcabettirecek delil lâzımdır.
43 – ‘hiç şüphe yok ki sizin beni
Tapmaya dâvet ettiğiniz putların,
Ne dünyada, ne de âhirette, asla
Kendilerine ibadete dâvet yetkileri
Yoktur.”
‘şu kesin ki: hepimizin dönüp
Varacağı yer allah’ın huzurudur
Ve haddi aşanlar cehennemi
Boylayacaklardır.” [46,5-6; 35,14]
44 – ‘size söylediğim şu sözleri
Yakında hatırlayacaksınız.
Artık ben işimi allah’a bırakıyorum.
Çünkü allah kullarını pek
İyi görmektedir.”
45 – allah onu, o kâfirlerin
Tuzaklarının şerrinden korudu.
Firavun hanedanını da kötü
Azap kuşatıverdi.
Öyle anlaşılıyor ki bu zat çok
Muteber bir mevkide olduğundan, bu
Sözlere rağmen firavun ona ilk
Merhalede bir zarar veremedi. fakat
En yakın çevresinin bile mûsâyı
Kabul ettiğini görerek, ondan
Etkilenenleri tasfiye etme
Planlarına girdi. bu arada hz.
Mûsâ’ya hicret emri geldi. peşine
Düşen firavun suda boğuldu.
46 – onlar sabah akşam ateşin
Karşısına getirilirler. kıyamet
Koptuğunda da: ‘haydi, firavun
Hanedanını en şiddetli azaba
Sokun ” denilir.
Âyet kabir azabına işaret eder.
Kabirde azap ruhlaradır. ibn
Mes’ud (r.a)’dan rivayet edildiğine
Göre kâfirlerin ruhları siyah
Kuşların bedenine girip sabah
Akşam cehenneme karşı tutulurlar,
Bu iş kıyamet gününe kadar
Böylece devam eder.
Buharî ve müslim tarafından
Nakledilen bir hadis-i şerifte hz.
Peygamber (a.s.) ister cennetlik,
İster cehennemlik olsun, ölen
Kişiye kabirde, sabah akşam
Gideceği yer gösterilip ‘işte
Dirildikten sonra gideceğin yer ”
Denileceğini bildirmiştir.
47 – ateşin içinde bir
Birleriyle tartışırlarken
Zayıflar, dünyada büyüklük
Taslayanlara:
‘biz bunca zaman size tâbi olduk,
Bari ateş azabının bir kısmını
Olsun kaldırabilir misiniz?”
48 – büyüklük taslayanlar da:
‘bizim hepimiz ateşin içindeyiz.
Allah kulları arasında vereceği
Hükmü verdi, iş bitti ”
49 – ateşte olanlar bu sefer,
Cehennem bekçilerine:
‘ne olur, rabbinize bizim için
Yalvarın. bir gün olsun,
Azabımızı hafifletsin ” derler.
50 – onlar: ‘peygamberleriniz size
Açık açık delillerle gelmediler
Mi?” deyince:
‘evet ” diye cevap verirler.
Bu defa onlar: ‘o halde siz kendiniz
Yalvaracaksanız yalvarın (biz
Sizin durumunuzdaki kimseler için
Dua etmeyiz.)” derler.
Kâfirlerin duaları ise
Neticesiz kalır.
51 – biz resullerimize ve iman
Edenlere, hem dünya hayatında,
Hem de şahitlerin çağırılıp
Dinlendiği günde, elbette yardım ederiz.
52 – o gün zalimlere
Mazeretleri fayda sağlamaz.
Onlara sadece lânet vardır onlara
Sadece kötü bir yurt vardır
53 – biz gerçekten mûsâ’ya
Doğru yolu gösteren rehberi verdik
Ve israil evlatlarını kitaba
Vâris yaptık.
54 – o kitap, akl-ı selim
Sahipleri için bir hidâyet rehberi
Ve öğüt kaynağıdır.
55 – o halde, sen sabret çünkü
Allah’ın vaadi gerçektir.
Hem günahından istiğfar et, sabah
Akşam rabbine hamd ederek zikir ve
İbadete devam et.
Hz. peygamber sallallahu aleyhi ve
Sellem günah işlemekten
Korunmuştur. ümmetine örnek olmak
İçin ve ümmetinin fertlerinin
Günahları için istiğfar etmesi
Sözkonusudur.
Yahut burada hitap, hz. peygamber
(a.s.m)’a olmayıp dolaylı şekilde
Ümmete hitap edilmektedir. ima
Yolu ile, ümmetin af dilemesi
Emredilmektedir.
56 – kendilerine ulaşan
Hiçbir delil olmaksızın
Allah’ın âyetleri hakkında ileri
Geri tartışanların içlerinde
Olan duygu, sırf bir büyüklük
Kompleksinden başka bir şey
Değildir, ama onlar o özendikleri
Dereceye asla ulaşamazlar.
Sen onların şerrinden
Allah’a sığın.
Çünkü o, her şeyi tam
Mânasıyla işitir ve bilir.
57 – gökleri ve yeri yaratmak,
İnsanları yaratmaktan daha büyük
Bir iştir, ama insanların çoğu
Gerçeği bilmezler. [46,33]
58 – görmeyenle gören bir olmaz.
İman edip makbul ve güzel
İşler yapanlarla
Hep kötülük yapanlar da bir olmaz.
Ne de az düşünüyorsunuz
Âyet âhiretin varlığının aklî
Deliline işaret eder. şöyleki:
Âhiret olmazsa mümin ile kâfir,
İyi ile kötü bir olur.
Kötülükler teşvik edilmiş olur.
Ahlâk denilen kavram ortadan
Kalkar.
59 – kıyamet saati
Mutlaka gelecektir.
Bunda hiç şüphe yok.
Fakat insanların ekserisi
Buna inanmazlar.
60 – rabbiniz buyurdu ki: ‘bana dua
Edin ki size karşılık vereyim.
Zira bana ibadet, yani dua etmeyi
Kibirlerine yediremeyenler, zelil ve
Rezil olarak cehenneme
Gireceklerdir.”
Bu âyetten ‘duanın ibadetin
Rûhu” olduğu anlaşılmaktadır.
Dua etmek, allah’a yönelmenin ta
Kendisidir. nitekim hz. peygamber
(a.s.): ‘dua, tam tamına
İbadettir” ve yine: ‘dua, ibadetin
Başıdır,” ‘dua, ibadetin
Özüdür” buyurmuştur.
‘allah, kendisine dua etmeyen kuluna
Azab eder” ‘dua, başınıza
Gelmiş ve gelecek olan
Musîbetlerden sizi korur. ey
Allah’ın kulları dua ediniz”
Buyurmuştur. çünkü allah’ın
Yardımı olmaksızın, bizim
Tedbirimiz fayda sağlamaz.
61 – allah, sükunet bulup
Dinlenmeniz için geceyi yarattı.
Etrafınızı görüp
Çalışabilmeniz için de
Aydınlık olan gündüzü var etti.
Doğrusu allah, insanlara büyük
Lütuf sahibidir, fakat insanların
Ekserisi şükretmezler.
62 – işte rabbiniz, bütün
Bunları yapan, her şeyi yaratan
Allah’tır. o’ndan başka ilah
Yoktur.
Böyle iken nasıl oluyor da bu gerçeği
Kabul etmekten vazgeçiyorsunuz?
63 – gerçek durumu bile bile
Allah’ın âyetlerini inkâr
Edenler, aynı şekilde, haktan yüz
Çevirmişlerdi.
64 – allah o yüce zattır ki
Sizin için yeryüzünü yerleşme
Yeri, göğü de kubbeli bir çatı
Yapmış, size sûret verip
Sûretlerinizi de güzel kılmış
Ve sizi helâl hoş nimetlerle
Rızıklandırmıştır.
İşte sizin rabbiniz olan
Allah bu zattır.
Demek âlemlerin rabbi olan
Allah ne yücedir
Dünyanın etrafını, portakalın
Kabuğunun meyve kısmını
Sarmalaması gibi saran atmosfer
Küresi, kubbeli çatı
Durumundadır. uzaydan gelen
Zararlı ışınlar, meteorlar gibi
Dış tesirleri önlemek suretiyle
Dünyadaki hayatın devamını
Sağlamaktadır.
Bu âyet insanlar için dünyanın
Nasıl elverişli halde
Hazırlandığını, allah’ın
Onlara tam münasip bir
Yaratılış, her türlü organ ve
Sistemler, birçok nimet ve
Gıdalar, bitmek tükenmek bilmez
İmkânlar verdiğini
Düşündürmektedir.
65 – tam mânasıyla diri
Olan yalnız o’dur.
Ondan başka tanrı yoktur.
Öyleyse ibadeti gönülden olarak
Ve yalnız o’na yapın, yalnız o’na
Yalvarın.
Bütün hamd ve övgüler
Âlemlerin rabbi allah’adır.
66 – de ki: rabbimden bana açık
Deliller gelince sizin allah’tan
Başka ibadet ettiklerinize tapmam
Yasaklandı ve bana âlemlerin
Rabbine teslim olmam emredildi.
67 – o’dur ki sizi (atanız
Âdemi) topraktan, sonra tek tek siz
İnsanları da bir menîden, sonra
Alakadan (embriyodan) yarattı.
Sonra sizi analarınızın
Karnından bebek olarak çıkarır,
Derken sizi güçlü kuvvetli bir
Çağa eriştirir,sonra
İhtiyarlığa varacak kadar
Yaşatır.
İçinizden kimi daha da
Önce öldürülür,
Kiminizin ömrü bir vaadeye
Kadar uzatılır.
Olur ki aklınızı kullanıp bunları
Düşünürsünüz diye böyle yapar.
68 – hayatı veren ve hayatı
Alıp öldüren o’dur.
Bir işin olmasına hükmedince, sadece
‘ol ” der, o da hemen oluverir.
69 – baksanıza allah’ın
Âyetleri hakkında tartışanlara,
İleri geri konuşanlara
Nasıl oluyor da haktan vazgeçiyorlar?
70 – kitabı ve resullerimizle
Gönderdiğimiz buyrukları yalan
Sayanlar, suçlarının neticesini
Yakında öğreneceklerdir. [77,15;
55,43-44; 37, 68; 56,41-44;
56-51-44; 43-50]
71-72 – boyunlarında demir
Halkalar, ayaklarında zincirler
Olarak önce kaynar suya
Sürüklenecek, sonra da ateşte
Cayır cayır yakılacaklardır.
73-74 – sonra da kendilerine
Şöyle denilecektir:
‘allah’tan başka o’na şerik
Saydığınız putlar nerede?”
Onlar: ‘bizden uzaklaşıp
Ortadan kayboldular.
Daha doğrusu, biz, taptıklarımızın bir
Hiç olduğunu, şimdi anladık.
Meğerse bizim taptıklarımız,
Bir hiçten ibaretmiş.”
İşte allah, kâfirleri böyle
Şaşırtır. [6,23]
75 – bu şaşırtmanın sebebi,
Dünyada haksız yere şımarıp
Kibirlenmeniz ve taşkınlık
Yapmanızdır.
Haksız yere (bi gayri hakk): ‘şirk ve
Azgınlık yaparak” demektir.
76 – haydin, içinde devamlı kalmak
Üzere cehennem kapılarından girin.
Kibirlilerin yeri, ne kötü bir yerdir
77 – sabret çünkü
Allah’ın vaadi gerçektir.
Biz onlara vaad ettiğimizin bir
Kısmını sana göstersek de,
Yahut senin ruhunu yanımıza alsak
Da, onlar mutlaka sonunda dönüp
Huzurumuza geleceklerdir.
78 – biz senden önce de
Birçok resul gönderdik.
Onlardan bazısını sana anlattık,
Bazısını ise anlatmadık.
Hiçbir peygamber, allah’ın izni
Olmaksızın bir mûcize getiremez.
Allah’ın emri gelince de hak ve
Adaletle hükmolunur ve batıl yolda
Olanlar, (özellikle ısrarla,
Resulün azap getirmesini
İsteyenler) hüsrana uğrarlar.
Bir hadis-i şerife dayanarak
Müfessirler allah teâlanın
Çeşitli devirlerde ve yerlerde
124.000 peygamber gönderdiğini
Söylerler. kur’ân’da isimleri ve
Tebliğleri bildirilen
Peygamberlerin sayısı 28’dir.
Müşrikler, kendilerinin tehdid
Edildikleri azabı pek ciddiye
Almadıklarından, hz. peygamber
(a.s.)’a: ‘haydi, göster
Bakalım ” diye acele
Ediyorlardı. âdeta bir oyun ve
Seyir merakı ile teklifte
Bulunuyorlardı. allah teâla ise
Şunu bildirmek istiyordu: ‘mûcize
Bir oyun değil, bir gösteri
Değil, bir son fırsattır.
Mûcizeden sonra, imana gelmezlerse,
Fecî sonları geldi demektir.”
79 – allah o yüce zattır ki,
Sizin binmeniz için hayvanlar
Yaratmıştır, hem onların
Bazılarının etlerini de yersiniz.
80 – sizin onlarda birtakım
Başka menfaatleriniz de vardır.
Ayrıca içinizden hissettiğiniz
Bir ihtiyacı onlara binerek ve
Yükünüzü yükleyerek
Gerçekleştirirsiniz. karada
Onların, denizde gemilerin
Üzerinde taşınırsınız.
Yerkürenin dörtte üçü su,
Dörtte biri ise topraktır.
Birbirinden denizlerle ayrılan
Kıtalar arasında ticaret ve sair
Gayelerle seferler için, su ve
Rüzgâra ihtiyaç vardır. ayrıca
Geceleyin denizde yol alan gemiler,
Yollarını bulmada gökteki
Yıldızlardan yararlanırlar. bunca
İmkânı, insanın emrine veren
Allah, elbette bir hesap
Soracaktır.
81 – allah böylece size
Kudretinin alâmetlerini gösterir.
Artık allah’ın hangi
Delillerini inkâr edebilirsiniz?
82 – onlar hiç dünyayı gezip
Dolaşmadılar mı ki kendilerinden
Önceki ümmetlerin âkıbetlerinin
Nasıl olduğunu görüp ders
Alsınlar?
Oysa onlar, kendilerinden gerek
Kuvvet, gerek ülkede
Bıraktıkları eserler bakımından
Daha ileri idiler.
Ama onların elde ettikleri bu
Özellikler kendilerine fayda
Vermedi. fecî âkıbetlerini
Önleyemedi. [40,4-5; 21]
Bu âyet, önceki kısmın özeti
Olup 4 – 5 ve 21. âyete bir daha
Göz atılırsa iyi olur.
83 – resulleri onlara açık
Açık delilleri getirdikçe, bunlar
Kendilerinde bulunan bilgi ile
Şımarıp böbürlendiler
(peygamberlerin getirdiği
Hidâyetle alay ettiler).
Sonunda alaya almalarının cezası,
Kendilerini her taraftan kuşatıverdi.
84 – onlar bizim azabımızın
Şiddetini görür görmez
‘allah’ın birliğine iman ettik,
Ona şerik saydığımız putları
Da red ve inkâr ettik” dediler.
85 – fakat şiddetimizi
Gördüklerinde iman etmeleri
Kendilerine fayda sağlamadı.
Allah’ın kulları hakkında carî âdet
Ve tutumu hep böyle olmuştur.
İşte kâfirler burada
Hüsrana uğramışlardır