Abdulhadi Kanakeri Necm Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulhadi Kanakeri – Necm Suresi

Necm suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. ven necmi iza heva
2. ma dalle sahıbukum ve ma ğava
3. ve ma yentıku anil heva
4. in huve illa vahyuy yuha
5. allemehu şedidul kuva
6. zu mirrah festeva
7. ve huve bil ufukıl a’la
8. summe dena fe tedella
9. fe kane kabe kavseyni ev edna
10. fe evha ila abdihi ma evha
11. ma kezebel fuadu ma raa
12. efe tumarunehu ala ma yera
13. ve le kad raahu nezleten uhra
14. ınde sidratil munteha
15. ındeha cennetul me’va
16. iz yağşes sidrate ma yağşa
17. ma zağal besaru ve ma tağa
18. le kad raa min ayati rabbihil kubra
19. e fe raeytumul late vel uzza
20. ve menates salisetel uhra
21. e lekumuz zekeru ve lehul unsa
22. tilke izen kısmetun dıyza
23. in hiye illa esmaun semmeytumuh
Entum ve abaukum ma enzelellahu biha
Min sultan iy yettebiune illaz zane
Ve ma tehvel enfus ve le kad caehum
Mir rabbihimul huda
24. em lil insani ma temenna
25. fe lillahil ahıratu ve ula
26. ve kem mim melekin fis semavati
La tuğni şefaatuhum şey’en illa
Mim ba’di ey ye’zenellahu li mey
Yeşau ve yerda
27. innellezine la yu’minune bil
Ahırati le yusemmunel melaiket
Tesmiyetel unsa
28. ve ma lehum bihi mim ılm iy
Yettebiune illez zann ve innez zanne
La yuğni minel hakkı şey’a
29. fe a’rıd am men tevella an zikrina
Ve lem yurid illel hayated dunya
30. zalike mebleğuhum minel ılm
İnne rabbeke huve a’lemu bi men alle
An sebilihi ve huve a’lemu bi
Menihteda
31. ve lillahi ma fis semavati ve ma
Fil erdı li yecziyellezine esau
Bima amilu ve yecziyellezine ahsenu
Bil husna
32. ellezine yectenibune kebairal
İsmi vel fevahışe illel lemem inne
Rabbeke vasiul mağfirah huve a’lemu
Bi kum iz enşeekum minel erdı ve
İz entum ecinnetun fi butuni
Ummehatikum fe la tuzekku enfusekum
Huve a’lemu bi menitteka
33. e fe raeytellezi tevella
34. ve a’ta kalilev ve ekda
35. eındehu ılmul ğaybi fe huve yera
36. em lem yunebbe’ bima fi suhufi musa
37. ve ibrahimellezi veffa
38. ella teziru vaziratuv vizra uhra
39. ve el leyse lil insani illa ma sea
40. ve enne sa’yehu sevfe yura
41. summe yuczahul cezael evfa
42. ve enne ila rabbikel munteha
43. ve ennehu huve adhake ve ebka
44. ve ennehu huve emate ve ahya
45. ve ennehu halekaz
Zevceyniz zekara vel unsa
46. min nutfetin iza tumna
47. ve enne aleyhin neş’etel uhra
48. ve ennehu huve ağna ve akna
49. ve ennehu huve rabbuş şı’ra
50. ve ennehu ehleke adenil ula
51. ve semude fema ebka
52. ve kavme nuhım min kabl
İnnehum kanu hum azleme ve atğa
53. vel mu’tefikete ehva
54. fe ğaşşaha ma ğaşşa
55. fe bi eyyi alai rabbike tetemara
56. haza nezirum minen nuzuril ula
57. ezifetil azifeh
58. leyse leha min dunillahi kaşifeh
59. e fe min hazel hadisi ta’cebun
60. ve tadhakune ve la tebkun
61. ve entum samidun
62. fescudu lillahi va’budu
Meali
53 – necm sûresi
62 âyettir. mekke’de takriben
Risaletin 5. yılında inmiştir.
Sûre adını, birinci âyetinde
Geçen ve yıldız anlamına gelen
Necm kelimesinden almıştır.
Kur’ân’ın vahiy eseri olduğuna,
Hz. peygamberin miracına, onun en
Yüce mertebelere yükseldiğine,
Şirkin saçmalığına ve hakikatin
Galip geleceğine işaret eder.
Secde âyeti ihtiva eden sûrelerden
İlk nazil olan sûredir.
Bismillâhirrahmânirrahîm
1 – kayan yıldıza yemin olsun ki.
Âyette geçen ‘hevâ”: düşmek,
Kaymak, inmek, çıkmak mânalarına
Gelebilirse de, burada inmek anlamı
Tercih edilmelidir. çünkü
Yıldız kavramı ile, hz.
Peygambere inen melek veya
Kur’ân-ı kerim arasında güçlü
Bir ilgi kurulmuştur. bu meleğin
Veya kur’ân’ın, yıldız gibi
Parlak ve ışık verici olduğu
Anlatılmak istenmiştir. zira
Necm’in anlamlarından biri,
‘kur’ân vahyinden bir seferde inen
Bölüm” dür.
2 – arkadaşınız muhammed
Yanılmadı, sapmadı, aldanmadı.
3 – o kendi heva ve
Hevesiyle konuşmuyor.
4 – o, kendisine vahyedilen bir
Vahiyden başka bir şey değildir.
‘o” zamirinden maksat, birçok
Müfessire göre kur’ân’dır. hz.
Peygamber (a.s.)’ın islâm
Tebliği, kur’ân’ı açıklama
Niteliği taşıyan sözlerinin
Hepsi vahiy kaynaklıdır.
5 – onu kendisine pek güçlü ve
Kuvvetli, o üstün akıl ve kemal
Sahibi olan melek cebrail öğretti.
[81,19-21]
6-7 – melek kendi aslî sûretine
Girip doğruldu. işte o zaman
Kendisi en yüce ufukta idi.
8-9 – sonra yaklaştı ve iyice
Sarktı. öyle ki araları yayın
İki ucu arası kadar veya daha az
Kaldı.
10 – o da kuluna vahyetmek
İstediği her şeyi vahyetti.
11 – gözlerinin
Gördüğünü kalbi yalan
Saymadı.
12 – şimdi siz kalkmış da onun
Gördükleri hakkında şüphe edip
Kendisiyle münakaşa mı
Ediyorsunuz?
13-14 – onun bir başka inişini
Sidretu’l-müntehanın yanında görmüştü.
Hz. peygamber’in cibril’i ikinci
Defa görmesine işaret. bu
Seferinde onu asli sûretindeki
Azametiyle görmüştü.
Sidretu’l-münteha, hz. peygamber’e
Miraç gecesinde gösterilen,
Hilkatin aldığı son şekli
Gösteren, emir âleminin sonundaki
‘şeceretu’l-kevn” yani
Yaratılış ağacı, kâinat
Ağacıdır. başka izahlar
Arasında, en kuvvetlisi bu
Görünüyor.
15 – me’va cenneti de
Onun yanındadır.
16 – o dem ki sidre’yi bir feyiz
Sarıyor, sardıkça sarıyordu…
17 – peygamberin gözü kaymadı,
Şaşmadı, aşmadı da.
Hz. peygamber (a.s.) rabbine o kadar
Yönelmişti ki gök melekûtunda
Temaşa ettiği sayısız
Güzellikler onu meşgul etmedi.
18 – vallahi gördü, hem de
Rabbinin âyetlerinden en
Büyüğünü gördü [20,23]
19-20 – şimdi baksanıza şu
Lât’a, uzza’ya. ve bir de şu
Geride olan üçüncüleri menat’a.
Lât taif’de; uzza mekke ile taif
Arasında hurad’da bulunup kureyş
Kabilesi, menat ise mekke ile medine
Arasında kudeyd’de bulunup evs,
Hazrec kabileleri tarafından tazim
Edilirdi.
21 – erkek evlatlar size,
Kızlar o’na olsun, öyle mi?
22 – o zaman bu insafsız
Bir taksim olmaz mı?
23 – aslında bu putlar sizin ve
Atalarınızın uydurduğu, kuru
İsimlerden, boş lafızlardan başka
Bir şey değildir. allah onların
Tanrılıklarına delil olabilecek
Hiçbir şey indirmemiştir. onlar
Sadece zanlarına ve nefislerinin
Heva ve heveslerine uyarlar. halbuki
Onlara rab’leri tarafından
Uyacakları mükemmel rehber çoktan
Gelmiş bulunuyor
24 – ne o, insanoğlu kurduğu her
Hülyaya, içinden geçen her şeye
Nail olur mu sanıyor? [4,123]
25 – hayır, öyle değil âhiret
Hayatı da, dünya hayatı da
Allah’ın elindedir. kime ve neyi
Vereceğini, kendisi takdir eder.
26 – nitekim göklerde nice
Melaike var ki, allah’ın dilediği
Ve razı olduğu kimseler hakkında
Geçerli olması için izin
Çıkmadıkça, onların şefaatleri
Asla fayda vermez. [2,255; 34,23]
27 – evet, âhirete
İnanmayanlardır ki melaikeyi
Allah’ın kızları iddia ederek
Onlara kız isimleri takarlar.
[43,19]
28 – onların buna dair
Hiçbir bilgileri yoktur.
Sadece ve sadece zanna tâbi oluyorlar.
Oysa zan, hakikat
Karşısında ne ifade eder
Ki
29 – o halde bizi anmaktan, bu
Yüce kitabımızı dinlemekten uzak
Duran ve dünya zevkinden başka bir
Şey istemeyen kimseleri sen de bir
Tarafa bırak
30 – onların bilgi seviyesi ancak bu
Kadardır; bildikleri bilecekleri budur.
Senin rabbin, kimin yolundan
Saptığını, kimin doğru yolda
Yürüdüğünü pek iyi bilir.
31 – göklerde ne var, yerde ne
Varsa hep allah’ındır.
Böyle olduğu için, sapanı ve
Doğru yolda olanı pek iyi
Bildiği, yaptıklarını
Kaydettiği içindir ki, kötülük
İşleyenleri, yaptıklarının
Karşılığı ile cezalandırarak,
İyi hareket edenlere de en güzel
Mükâfatı verecektir. [53,32; 4,31]
32 – o iyiler, ufak kusur ve
Günahlardan olmasa da, büyük
Günahlardan, aşikâr
Hayâsızlıklardan kaçınırlar.
Senin rabbinin mağfireti boldur.
O sizi topraktan yaratırken ve siz
Annelerinizin karınlarında döl
Halinde iken mayanızın ne
Olduğunu gayet iyi bilir.
Öyleyse kendinizi temize
Çıkarmayın, övünüp durmayın.
Çünkü kimin allah’ı daha çok
Sayıp o’na karşı gelmekten
Sakındığını o pekiyi
Bilmektedir. [39,53; 4,39]
Kur’ân ve sünnette kesin olarak
Haram kılınan, haklarında had
Cezası bildirilen veya âhirette
Azap sebebi sayılan günahlar
Büyük, diğerleri küçük
Günahlardır. küçük günahların
Affedilmesi, onların günah
Sayılmamasından değil, allah’ın
Rahmetinin genişliğindendir.
33 – şimdi iyice dikkat edin şu
Sırtını çevirip uzaklaşana [75,31-32]
34 – azıcık verip de sonra
Cimrilik ederek vermeyene
35 – gaybların bilgisi onun yanındadır
Da onları kendisi mi görüyor?
36-44 – yoksa o mûsâ’nın ve o
Çok vefalı ibrâhim’in
Sahifelerinde bulunan şu kesin
Gerçekler hakkında bilgi edinmedi
Mi ki: hiçbir kimse başkasının
Günah yükünü çekemez. insan,
Emek ve gayretinin neticesinden
Başka şey elde edemez. bu
Gayretinin semeresi de ileride
Ortaya çıkacaktır. emeğinin
Karşılığı kendisine tam tamına
Ödenecektir. elbette son durak,
Rabbinin huzuru olacaktır. o’dur
Güldüren ve ağlatan; o’dur
Öldüren ve yaşatan. [2,124; 16,
123; 35,18; 36,12; 9,105]
Hz. ibrâhim (a.s.)’ın
‘sahifelerin”den, kur’ân
Dışındaki mevcut kutsal
Kitaplarda bahis yoktur.
38. âyetten şu kaide çıkar:
Herkes kendi yaptıklarından
Sorumludur. hiç kimse bir
Başkasının cezasını çekmeyi
Kabullenemez.
39. âyetten çıkan bazı kaideler:
A-her kişi, çalışmasının
Karşılığını görecektir.
B-hiç kimse yapmadığı işin
Karşılığını alamaz. bazıları
Bu âyetleri anlamada aşırılığa
Saparak hata etmişlerdir.
Başkasına bedel hac, sevap
Bağışlama, başkası için dua
Etmenin faydasız olduğunu iddia bu
Kabildendir. ehl-i sünnet başkası
İçin duanın fayda vereceğinde
İttifak etmiş olup, sevap
Bağışlama, vekâletle yapılan
İşin sevabı hususunda da prensipte
Mutabık olup ayrıntılarda
Farklıdırlar. mesela: imam malik
İle şâfii’ye göre mali
İbadetlerin (sadaka gibi) keza
Mali-bedeni ibadetlerin sevabı
Bağışlanabilir, ancak bedeni
İbadetlerin (namaz, kur’ân
Kıraatı) sevabı başkasına
Bağışlanamaz. hanefilere göre
Mezkûr her çeşit amelin sevabı
Başka bir mümine
Bağışlanabilir. buna dair birçok
Hadis vardır. allah, rûhuna
Bağışlanan kişiyi bu amellerden
Faydalandırdığı gibi, bu
Fazileti gösteren, bağışlayana
Da mükafat verir.
45-54 – rahime atılan nutfeden
(spermden) erkek ve dişi çiftini
Yaratma, öldükten sonra diriltme,
Tekrar yaratma o’na aittir. insanı
Zengin, kanaat sahibi ve halinden
Memnun etmek de o’na aittir.
Müşriklerin taptığı şi’râ
Yıldızının rabbi de o’dur.
Önceki âd halkını yok eden de
O’dur. semud milletini yok edip
Geriye hiçbir şey bırakmayan da
O’dur. daha önce nuh halkını yok
Eden de o. çünkü bunlar çok
Zalim, çok azgındılar. altı
Üstüne getirilen lût halkının
Şehirlerini yerle bir etti. onları
Ne azaplar, ne musîbetler, neler
Kapladı neler [86,6-7; 69,6-7;
26,73]
Şi’râ, gökte en parlak görünen
Yıldızdır. güneşten 23 kat daha
Parlak olup ışığı dünyaya 8
Yılda ulaşır. cahiliye döneminde
Bir kısım araplar, yıldızların
İnsanların hayatında etkili
Olduğuna inanır ve şi’râ’ya
Taparlardı. bilhassa huzaa kabilesi
Ona tapmasıyla meşhurdur.
55 – artık, ey insan, şimdi rabbinin
Hangi nimetinde şüphe edersin?
‘yukarıdan beri sıralanan şeyler
Arasında, nimetlerinin yanı sıra
Nikmetler, cezalar da vardır,
Bunlarda şükür ciheti var
Mıdır?” sorusuna şöyle cevap
Verilebilir: ‘bunlar, işkence
Edilen müminlerin hakkını alma
Kabilinden olduğundan, müminler
İçin şükre vesiledir. diğer
Taraftan bu felaketler, insanların
İbret alıp kötülüklerden
Vazgeçmelerine, birtakım
Bozuklukları düzeltmelerine de
Vesile olmaları itibariyle nimet
Sayılırlar.
56-58 – işte bu peygamber de,
Önceki rehberlerden ve uyaranlardan
Biridir. o yaklaşan (kıyamet)
Yaklaştı. o gelmeden, ne zaman
Olacağını bildirecek, geldiğinde
De onu kaldıracak allah’tan başka
Kimse yoktur. [46,9]
59-62 – şimdi siz bu söze mi
Şaşırıyorsunuz? hep
Gülüyorsunuz, ama
Ağlamıyorsunuz. üstelik kafa
Tutuyor, oyalanıyorsunuz. haydi,
Artık allah’a secde ve ibadet
Ediniz
Bu âyeti okuyanın veya dinleyenin
Tilavet secdesi yapması vaciptir.