Abdulhadi Kanakeri Nur Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulhadi Kanakeri – Nur Suresi

Nur suresi
1. suratün enzelnaha ve feradnaha
Ve enzelna fıha ayatim beyyinatil
Lealleküm tezekkerun
2. ezzaniyeü vez zanı feclidu
Külle vahıdim minhüma miete
Celdetiv ve la te’huzküm bi hima
Ra’fetün fı dınillahi in küntüm
Tü’minune billahi vel yevmil ahır
Velyeşhed azabehüma taifetüm
Minel mü’minın
3. ezzanı la yenkihu illa zaniyeten
Ev müşriketev vezzaniyetü la
Yenkilhuha illa zanin ev müşrik ve
Hurrime zalike alel mü’minın
4. vellezıne yermunel muhsanati
Sümme lem ye’tu bi erbeati
Şühedae fecliduhüm semanıne
Celdetev ve la takbelu lehüm
Şehadeten ebeda ve ülaike hümül
Fasikun
5. illellezıne tabu mim ba’di zalike ve
Aslehu fe innellahe ğafurur rahıym
6. vellezıne yermune ezvacehüm ve
Lem yekül lehüm şühedaü illa
Enfüsühüm fe şehadetü ehadihim
Erbeu şehadatim billahi innehu le
Mines sadikıyn
7. vel hamisetü enne la’netellahi
Aleyhi in kane minel kazibın
8. ve yedraü anhel azabe en
Teşhede erbea şehadatim billahi
İnnehu le minel kazibın
9. vel hamisete enne ğadabellahi
Aleyha in kane mines sadikıyn
10. ve lev la fadlüllahi aleyküm ve
Rahmetühu ve ennellahe tevvabün hakım
11. innellezıne cau bil ifki
Usbetüm minküm la tahsebuhü
Şerral leküm bel hüve hayrul
Leküm li küllimriim minhüm
Mektesebe minel ism vellezı tevella
Kibrahu minhüm lehu azabün azıym
12. lev la iz semı’tümuhü zannel
Mü’minine vel mü’minatü bi
Eğfüsihim hayrav ve kalu haza
İfküm mübın
13. lev la cau aleyhi bi erbeati
Şüheda’ fe iz lem ye’tu biş
Şühedai fe ülaike ındellahi
Hümül kazıbun
14. ve lev fadlüllahi aleyküm ve
Rahmetühu fid dünya vel ahırati
Ve messeküm fı ma efadtüm fıhi
Azabün azıym
15. iz telekkavnehu bi elsinetiküm
Ve tekulune bi efvahiküm ma leyse
Leküm bihı ılmüv ve tahsebunehu
Heyyinev ve hüve ındellahi azıym
16. ve lev la iz semı’tümuhü
Kultüm ma yekunü lena en
Netekelleme bi haza sübhaneke haza
Bühtanün azıym
17. yeızukümullahü en teudu li
Mislihı ebeden in küntüm mü’minın
18. ve yübeyyinüllahü lekümül
Ayat vallahü alımün hakım
19. innellezıne yühıbbune en
Teşıal fahışetü fillezıne
Amenu lehüm azabün elımün fıd
Dünyü vel ahırah vallahü
Ya’lemü ve entüm la ta’lemun
20. ve lev la fadlüllühi aleyküm ve
Rahmetühu ve ennellahe raufür rahıym
21. ya eyyühellezıne amenu la
Tettebiu hutuvatiş şeytan ve mey
Yettebı’ hutuvatiş şeytani fe
İnnehu ye’müru bil fahşai vel
Münker ve lev la fadlüllahi
Aleyküm ve rahmetühu ma zeka
Minküm min ehadin ebedev ve
Laninnellahe yüzekkı mey yeşa’
Vallahü semıu alım
22. ve la ye’teli ülül fadli
Minküm ves seati ey yü’tu ulil
Kurba vel mesakıne vel mühacirıne
Fı sebılillahi vel ya’fu
Velyasfehu e la tühıbbune ey
Yağfirallahü leküm vellahü
Ğafurur rahıym
23. innellezıne yermunel
Muhsanatil ğafilatil mü’minati
Lüınu fid dünya vel ahırati ve
Lehüm azabün azıym
24. yevme teşhedü aleyhim
Elsinetühüm ve eydıhim ve
Erculühüm bima kanu ya’melun
25. yevmeiziy yüveffıhimüllahü
Dınehümül hakka ve ya’lemune
Ennellahe hüvel hakkul mübın
26. elhabisatü lil habısıne vel
Habısune lil habisat vet tayyibatü
Lit tayyibıne vet tayyibune lit
Tayyibat ülaike müberraune mimma
Yekulun lehim mağfiratüv ve rizkun
Kerım
27. ya eyyühellezıne amenu la
Teodhulu büyuten ğayru büyutiküm
Hatta teste’nisu ve tüsellimu ala
Ehliha zaliküm hayrul leküm
Lealleküm tezekkerun
28. fe il lem tecidu fıha ehaden fe
La tedhuluha hatta yü’zene leküm
Ve in kıyle lekümurciu ferciu
Hüve ezka lemüm ve in kıyle
Lekümurciu ferciu hüve ezka leküm
Vlalahü bima ta’melune alım
29. leyse aleyküm cünahun en
Tedhulu büyuten ğayra meskunetin
Fıha metaul leküm vallahü
Ya’lemü ma tübdune ve ma tektümun
30. kul lil mü’minıne yeğuddu min
Ebsarihim ve yahfezu fürucehüm
Zalike ezka lehüm innellahe
Habırum bima yasneun
31. ve kul lil mü’minati yağdudne
Min ebsarihinne ve yahfazne
Fürucehünne ve la yübdıne
Zınetehünne illa ma zahera minha
Vle yadribne bi humurihinne ala
Cüyubihinne ve la yübdıne
Zınetehünne illa li büuletihinne
Ev abaihinne ev abai büuletihinne
Ev ebaihinne ev ebnai büuletihnne
Ev ıhvanihinne ev benı
Ihvanihinne ev benı ehavatihınne
Ev nisaihinne ev ma meleket
Eymanühünne evit tabiıyne ğayri
Ülil irbeti miner ricali evit
Tıflillezıne lem yazheru ala
Avratin nisai ve la yadribne bi
Ercülihunne li yu’leme ma yuhfıne
Min zınetihinn ve tubu ilellahi
Cemıan eyyühel mü’minune
Lealleküm tüflihun
32. ve enkihül eyama minküm ves
Salihıyne min ıbadiküm ve
İmaiküm iy yekun fükarae
Yuğnihimüllahü min fadlih
Vallahü vasiun alim
33. vel yesta’fifillezıne la
Yecidune nikahan hatta
Yuğniyehümüllahü min fadlih
Vellezıne yebteğunel kitabe memma
Meleket eymanüküm fe katibuhüm in
Alimtüm fıhim hayrav ve atuhüm
Mim malillahillezı ataküm ve la
Tükrihu fetaytiküm alel biğai in
Eradne tehassunel li tebteğu aradal
Hayatid dünya ve mey yükrihhünne
Fe innellahe mim ba’di ikrahihinne
Ğafurur rahıym
34. ve le kad enzelna ileyküm
Ayatim mübeyyinativ ve meselem
Minellezıne halev min kabliküm ve
Mev’ızatel lil tüttekıyn
35. allahü nurus semavati vel ard
Meselü nurihı ke mişkatin fıha
Mısbah elmisbahu fı zücaceh
Ezzücacetü ke enneha kevkebün
Dürriyyüy yukadü min şeceratim
Mübaraketin zeytunetil la
Şerkıyyetiv ve la ğarbiyyetiy
Yekadü zeytüha yüdıy’ü ve lev
Lem temseshü nar nurun ala nur
Yehdillahü li nurihı mey yeşa’ ve
Yadribüllahül emsale lin nas
Vallahü bi külli şey’in alım
36. fı büyutin ezinellahü en
Türfea ve yüzkera fıhesmühu
Yüsebbihu lehu fıha bil ğudüvvi
Vel asal
37. ricalül la tülhıhim
Ticaratüv ve la bey’un an
Zikrillahi ve ikamis salit ve ıtaiz
Zekati yehafune yevmen tetekallebü
Fıhil kulubü vel ebsar
38. li yecziyehümüllahü ahsene ma
Amilu ve yezıdehüm min fadlih
Vallahü yerzüku mey yeşaü bi
Ğayri hısab
39. vellezıne keferu a’malühüm
Keserabim bi kıy’atiy yahsebulhüz
Zam’anü maa hatta iza caehu lem
Yecidhü şey’ev ve vecedellahe
Indehu feveffahü hısabeh vallahü
Serıul hısab
40. ev ke zulümatin fı bahril
Lücciyyiy yağşahü mevcüm min
Fevkıhı mevcüm min fevkıhı
Sehab zulümatüm ba’duha fevka ba’d
İza ahrace yedehu lem yeked yeraha
Ve mel lem yec’alillahü lehu nuran
Fe malehu min nur
41. e lem tera ennellahe yüsebbihu
Lehu men fis semavati vel erdı vet
Tayru saffat küllün kad alime
Salatehu ve tesbıhah vallahü
Alımüm bima yef’alun
42. ve lillahi mülküs semavati
Vel ard ve ilellahil mesıyr
43. e lem tera ennellahe yüzcı
Sehaben sümme yüellifü beynehu
Sümme yec’alühu rukamen fe teral
Vedka yahrucü min hılalihv ve
Yünezzilü mines semai min cibalin
Fıha mim beradin fe yüsıybü
Bihı mey yeşaü ve yasrifühu
Ammey yeşa’ yekadü senaberkıhı
Yezhebü bil ebsar
44. yukallibüllahül leyle ven nehar inne
Fı zalike le ıbratel li ülil ebsar
45. vallahü halekü külle dabbetim
Mim ma’ fe minhüm mey yemşı ala
Batnih ve minhüm mey yemşı ala
Ricleyn ve minhüm mey yemşi ala
Erba’ yahlükullahü ma yeşa’
İnnellahe ala külli şey’in kadır
46. le kad enzelna ayatim
Mübeyyinat vallahü yehdı mey
Yeşaü ila sıratım müstekıym
47. ve yekulune amenna billahi ve
Bir rasuli ve eta’na sümme
Yetevella ferıkum minhüm mim ba’di
Zalik ve ma ülaike bil mü’minın
48. ve iza düu ilellahi ve
Rasulihı li yahküme beynehüm iza
Ferıküm minhüm mu’ridun
49. ve iy yekül lehümül hakku
Ye’tu ileyhi müs’ını
50. e fı kulubihim meradn emrtabu
Em yehafune ey yehıyfellahü
Aleyhim ve rasulüh bel ülaike
Hümüz zalimun
51. innema kane kavlel mü’minıne
İza düu ilellahi ve rasulihı li
Yahküme beynehüm ey yekulu
Semı’na ve eat’na ve ülaike
Hümül müflihun
52. ve mey yütııllahe ve rasulehu
Ve yahşellahe ve yettakhi fe
Ülaike hümül faizun
53. ve aksemu billahi cehde
Eymanihim lein emartehüm le
Yahrucünn kulla tuksimu taatüm
Ma’rufeh innellahe habırum bima
Ta’melun
54. kul etıy’ullahe ve etıy’ur
Rasul fe in tevellev fe innema
Aleyhi ma hummile ve aleyküm ma
Hummiltüm ve in tütıy’uhu tehtedu
Ve ma aler rasuli illel belağul
Mübın
55. veadellahüllezıne amenu
Minküm ve amilus salihüti le
Yestahlifennehüm fil erdı
Kemestahlefellezıne min kablihim ve
Le yümükkinenne lehüm dinehümül
Lezirteda lehüm ve le
Yübeddilennehüm mim ba’di havfihim
Emna ya’büdunenı la yüşrikune ve
Şey’a ve men kefera ba’de zalike fe
Ülaike hümül fasikun
56. ve ekıymus salate ve atüz zekate ve
Etıy’ur rasule lealleküm türhamun
57. la tahsebennellezıne keferu
Mu’cizıne fil ard ve me’vahümün
Nar ve le bi’sel mesıyr
58. ya eyyühellezıne amenu li
Yeste’zinkümüllezıne meleket
Eymaüküm vellezıne lem yeblüğul
Hulüme minküm selase merratv min
Kabli salatil fecri ve hıyne
Tedaune siyabeküm minez zahırati
Ve mim ba’di salatil ışa’i selasü
Avratil leküm leyse aleyküm ve la
Aleyhim cünahum ba’dehünn
Tavvafune aleyküm ba’duküm ala
Ba’d kezalike yübeyyinüllahü
Lekümül ayat vallahü alımün
Hakım
59. ve iza beleğal atfalü
Minkümül hulüme fel yeste’zinu
Kemeste’zenellezıne min kablihim
Kezalike yübeyyinüllahü leküm
Ayatih vallahü alımün hakım
60. vel kavaıdü minen nisaillatı
La yercune nikahan fe leyse
Aleyhinne cünahun ey yeda’ne
Siyabehünne ğayra müteberricatim
Bi zıneh ve ey yesta’fifne hayrul
Lehünn vallahü semıun alım
61. leyse alel a’ma haracüv ve la
Ala enfüsiküm en te’külu mim
Büyutiküm ev büyuti abaiküm ev
Büyuti ümehatiküm ev büyuti
Ihvaniküm ev büyuti ehavatiküm
Ev büyuti a’mamiküm ev büyuti
Ammatiküm ev büyuti ahvaliküm ev
Büyuti halatiküm ev ma melektüm
Mefatihahu ev sadıkıküm leyse
Aleyküm cünahun en te’külu
Cemıan ev eştata fe iza dehaltüm
Büyuten fe sellimu ala enfüsiküm
Tehıyyetem min ındillahi
Mübaraketen tayyibeh kezalike
Yübeyyinüllahü lekümül ayati
Lealleküm ta’kılul
62. innemel mü’minunellezıne
Amenu billahi ve rasulihı ve iza
Kanu meahu ala emrin camiıl lem
Yezhebu hatta yeste’zinuh
İnnellezıne yeste’zinuneke
Ülaikellezıne yü’minune billahi
Ve rasulih fe izeste’zenuke li
Ba’dı şe’nihim fe’zel li men
Şi’te minhüm vestağfir
Lehümüllah innellahe ğafurur
Rahıym
63. la tec’alu düaer rasuli
Beyneküm ke düai ba’dıküm ba’da
Kad ya’lemüllahüllezıne
Yetesellelune minküm livaza fel
Yahzerillezıne yühalifune an
Emrihı en tüsıybehüm fitnetün
Ev yüsıybehüm azabün elım
64. e la inne lillahi ma fis
Semavati vel ard kad ya’lemü ma
Entüm aleyh ve yevme yürceune
İleyhi fe yünebbiühüm bi ma amilu
Vallahü bi külli şey’in alim.
Meali
24 – nur sûresi
64 âyet olup medine devrinde
İndiğinde ittifak vardır. hicretin
6. yılında ve ahzab sûresinden
Birkaç ay sonra nazil olmuştur.
Sûre adını, nur âyeti denilen
35. âyetinden almaktadır. nur
Sûresi, toplum ve özellikle aile
İle ilgili prensipler getirmiştir.
Zinanın haram olup zinakârların
Cezası, iffetli kadın ve erkeklere
Zina isnad etmenin cezası, kendi
Eşine zina isnad etmenin hükmü,
Hz. âişe’nin, kendisine yapılan
İftiradan berî olması, evlere
Girerken izin isteme, kadın erkek
İlişkileri, kadınların
Örtünmeleri, mahremler, evliliğe
Teşvik, allah’ın hidâyeti, bazı
Tevhid delilleri, ev içinde aile
Fertleri ile ilgili âdap, bütün
Toplumu ilgilendiren durumlarda
Müminlerin sorumlulukları ilh. bu
Konuların başlıcalarını
Oluşturur. daha önceki sûreler,
Müslümanlara ümit verirken bu
Sûre islâm nûrunun ne şarka, ne
Garba mensup olmayan evrensel bir
Nûr olup dünyanın her tarafına
Yayılacağını (âyet: 55)
Müjdelemektedir.
Bismillâhirrahmânirrahîm
1 – bu, indirdiğimiz ve
Uygulanmasını gerekli
Kıldığımız bir sûredir. iyice
Belleyip dersinizi alırsınız diye
Onun içinde açık seçik âyetler
İndirdik.
2 – imdi, zina eden kadın ve
Erkeğin her birine yüz değnek
Vurun. eğer allah’a ve âhirete
İman ediyorsanız, allah’ın
Hükmünü uygulama işinde sakın
Acıma hissi sizi etkisi altına
Alıp da uygulamayı engellemesin.
Hem onların bu
Cezalandırılmalarında
Müminlerden bir cemaat da bulunup
Şahid olsun.
İslâm hukukuna göre, bu ceza,
Bekârlara ait olup, evli
Zinakârlara recim uygulanır.
Değnek diye çevirilen celde, cild
Kökünden gelip cilde tesir eden,
Ete geçmeyecek şekilde vurmadır.
Ceza uygulanırken kürk, palto gibi
Kaba elbiseler çıkarılır, fakat
Gömlek gibi giyecekler
Çıkarılmaz.
Cezanın uygulanması, esnasında en
Az dört kişi bulunmalıdır.
3 – zinakâr, ancak bir fâhişe
Veya putperest bir kadınla evlenmek
İster. fâhişeyi de ancak bir
Zinakâr veya putperest nikâhlamak
İster. böyle bir evlilik müminlere
Haram kılınmıştır. [24,26-32;
2,221; 4,25; 5,5]
Burada: müşrikler, zinayı mübah
Sayıp hafife alanlar ve bir de
Böyle olmayanlar diye üç kısım
Vardır. birinci kısımla evlenmek
Haramdır. haramlığı kesin
Zinayı helâl sayıp hafife
Alanların yaptıkları bu iş
Küfür olduğundan onlar da
Müşrik sayılırlar, kendileri ile
Evlenme caiz olmaz. zinası sabit
Olan fakat bunu mübah saymayan bir
Kadını, bir mümin nikâhlarsa,
Nikâh geçerli olur. fakat tahrimen
Mekruhtur. bu üçüncü kısımda,
Farklı içtihadlar vardır.
Bazılarına göre âyet,
Yasaklamayıp sadece toplumdaki bir
Durumu bildirmektedir. bazılarına
Göre ise, nikâhlanma yasaktır.
4 – iffetli kadınlara zina isnad
Edip de buna dair dört şahid
Getiremeyen herkese seksen değnek
Vurun ve bundan böyle, onların
Şahitliklerini artık ebediyyen
Kabul etmeyin. çünkü bunlar
Gerçekten fâsıkların ta
Kendileridir. [4,24]
İslâm hukukunda ‘kazf” denilen
Bu iftirayı yasaklamanın hikmeti
İnsanları, başkalarının cinsel
İlişkileri ile ilgili
Dedikodulardan engellemek, toplumun
Ve fertlerin haysiyet ve şerefini
Korumaktır. bu dedikodulardan en
Fazla zarar gören kadınları
Böylesine koruyan, başka hiç bir
Sistem mevcut değildir. böylesi
Gerçek veya gerçek olmayan, ama
İlgi çeken haberlerle bir yandan
İnsanlar karalanmakta, öbür yandan
İnsanlar cinsel yönden tahrik
Edilmekte, fuhuş ve ahlâksızlık
Yayılmaktadır. islâm
Hidâyetinden uzak bir kısım
Medyanın maalesef en fazla yer
Ayırdığı bu konuların ıslahı,
Bütün toplumlarda büyük bir
Gayret ve ihtimam beklemektedir.
5 – ama bu iftira suçundan sonra
Tövbe edip halini düzeltenler bu
Fâsıklık damgasından
Kurtulurlar. çünkü allah
Gafurdur, rahîmdir.
6-7 – kendi eşlerini zina etmekle
Suçlayıp da buna dair kendileri
Dışında şahit bulamayan kocalar
İse, kendilerinin doğru
Söylediklerine dair ayrı ayrı
Dört kere allah adına yemin eder,
Şahitlik eder, beşinci kere ise,
Yalancı olması halinde, allah’ın
Lânetinin kendi üzerine gelmesini
İsterler.
8-9 – hanımının ise,
Kocasının bu suçlamasında
Yalancı olduğuna dair ayrı ayrı
Dört kere allah adına yemin ve
Şahitlik etmesi, beşincide ise
Kocasının doğru söylemesi
Halinde, allah’ın gazabının kendi
Üzerine çökmesini dilemesi,
Kendisinden cezayı kaldırır.
10 – allah’ın sizin hakkınızda
Lütuf ve merhameti olmasaydı,
Eğer o allah, tövbeleri kabul
Buyuran, yaptığı her iş,
Verdiği her hüküm hikmetli olan
Bir zat olmasaydı, müstahak
Olduğunuz bütün cezaları hemen
Verir, sizi perişan ederdi.
11 – o iftirayı çıkaranlar,
İçinizden küçük bir gruptur.
Siz o iftirayı kendi hakkınızda
Fena bir şey sanmayın, bilakis o
Sizin için hayırlıdır.
O iftiracılara gelince, onlardan
Her birinin, kazandığı günah
Nisbetinde cezası vardır.
Bu yaygaranın elebaşılığını
Yapan şahsa ise cezanın en
Büyüğü vardır.
Benî mustalık gazvesinde hz.
Peygambere (a.s.) hz. âişe refakat
Etti. dönüşte medine yakınında
Ordu konakladı. hareket edileceği
Sırada hz. âişe (r.a) tabiî
İhtiyaç için kafileden geride
Kalmıştı. deve üzerindeki
Hevdeç içinde taşınıp kendisi
De zayıf olduğundan, farkına
Varılmayıp kafile hareket etmiş,
Hz. âişe ihtiyaçtan sonra
Kolyesini düşürdüğünü
Farkedince onu ararken kafileyi
Kaçırmış, geldiğinde, sadece
Hareket sonrası kontrolü ile
Görevli safvan (r.a.) kalmıştı.
Devesine hz. âişe’yi bindirip
Kendisi yaya medineye döndüler.
Münafıkların başı ibn übey
Yaygara çıkarıp namus iftirası
Attı. dedikodu yayıldı.
Herkesten sonra dedikoduyu işiten
Hz. âişe iftiranın dehşetinden
Donup kaldı. hz. peygamberden izin
İsteyip babasının evine döndü.
Hastalandı, dünya başına zindan
Oldu. tam bir ay kadar sonra bu
Âyetler vahyedilip allah
Tarafından masumluğu, kıyamete
Kadar her gün ve her saat okunacak
Şekilde ebediyyen tescil edildi.
12 – siz ey müminler, bu
Dedikoduyu daha işitir işitmez,
Mümin erkekler ve mümin kadınlar
Olarak birbiriniz hakkında iyi zan
Besleyip: ‘hâşâ, bu besbelli bir
İftiradan başka bir şey
Değildir ” demeniz gerekmez
Miydi?
Kur’ân, böylesi durumlarda
Müminlerin, birbirlerine sahip
Çıkmalarını, hüsnüzannın esas
Olduğunu etkili bir üslupla
İstemektedir. asr-ı saadette bunun
Bol ve güzel örnekleri bulunmakla
Beraber, maalesef çok az da olsa
Yaygaraya kapılanlar olmuştu.
13 – o iftiracılar dört
Şahit getirselerdi ya
Şahitlerini getirmediklerine göre,
Onlar allah katında yalancıların
Ta kendileri olarak tescil
Edileceklerdir.
14 – hem dünyada, hem de
Âhirette allah’ın lütuf ve
Merhameti sizinle olmasaydı,
Daldığınız bu yaygaradan dolayı
Mutlaka başınıza müthiş bir
Ceza gelirdi.
15 – o sırada siz o iftirayı
Dilden dile birbirinize aktarıyor,
İşin aslına dair hiç bilginiz
Olmayan sözleri ağızlarınızda
Geveleyip duruyordunuz ve bunu
Basit, önemsiz bir şey
Sanıyordunuz.
Halbuki o, allah’ın nazarında
Pek büyük bir vebaldi
16 – nasıl oldu da onu işitir
İşitmez: ‘böylesi iftiraları
Ağzımıza alamayız, böyle
Şeyler bize yakışmaz. hâşa bu
Pek büyük, pek çirkin bir
Bühtandır” demediniz
17 – eğer mümin iseniz, allah
Böylesi bir şeyi tekrarlamaktan
Sizi kesinlikle sakındırıp
Yasaklıyor.
18 – ve allah âyetleri size
Açık açık bildiriyor. allah
Alîm ve hakîmdir (her şeyi bilir,
Tam hüküm ve hikmet sahibidir).
19 – müminler arasında
Çirkinliklerin yayılmasını arzu
Eden kimseler için, dünyada da
Âhirette de gayet acı bir azap
Vardır. allah bilir, siz
Bilemezsiniz.
20 – eğer allah’ın sizin
Üzerinizdeki lütfu ve inayeti
Olmasaydı
Ve eğer allah pek şefkatli ve
Merhametli olmasaydı, başınıza
Müthiş bir azap gelirdi.
21 – ey iman edenler sakın
Şeytanın izinden gitmeyin.
Her kim şeytanın peşinden giderse
Bilsin ki o kendisinden hep fena,
Çirkin ve meşrû olmayan şeyleri
Yapmasını ister.
Eğer allah’ın lütuf ve merhameti
Olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla
Temize çıkamazdı.
Ancak allah dilediğini
Temizleyip arındırır.
Çünkü allah her şeyi hakkıyla
İşitir ve her şeyi kemaliyle
Bilir. [4,79; 2,208]
22 – içinizden fazilet ve imkân
Sahibi olanlar, akrabalara,
Fakirlere, allah yolunda hicret
Etmiş olanlara sadaka vermeme
Hususunda yemin etmesinler.
Affedip müsamaha göstersinler.
Siz de allah’ın sizi affedip müsamaha
Göstermesini arzu etmez misiniz?
Allah gerçekten gafurdur, rahîmdir
(çok affedicidir, merhamet ve
İhsanı boldur).
23 – şu kesin ki,
Hayâsızlıktan habersiz, iffetli
Mümin hanımlara, zina iftirası
Atanlar dünyada da âhirette de
Lânete uğrarlar.
Onlara müthiş bir azap
Vardır. [33,57]
24 – gün gelecek, dilleri, elleri
Ve ayakları yapmış oldukları
Bütün kötülükleri tek tek
Bildirerek aleyhlerinde şahitlik
Edecektir. [32,20; 17,36; 36,65]
25 – o gün allah onlara hak ettikleri
Karşılığı tam tamına verecek
Ve onlar da allah’ın, gerçeği
Açıklayan, hakkın ta kendisi
Olduğunu anlayacaklardır. [50,22]
26 – kötü kadınlar ve kötü
Sözler, kötü erkeklere;
Kötü erkekler, kötü
Kadınlara ve kötü sözlere;
Temiz kadınlar ve temiz
Kelimeler ise temiz erkeklere;
Temiz erkekler de temiz kadınlara ve
Temiz sözlere yakışır.
Bu temiz insanlar, o iftiracıların
Dedikodularından berîdirler,
Onlara mağfiret, değerli ve
Büyük bir nasip vardır.
27 – ey iman edenler kendi
Evleriniz dışındaki evlere,
Sahiplerinden izin isteyip onlara
Selam vermeden girmeyiniz.
Böyle yapmanız sizin için
Daha münasiptir.
Olur ki düşünür,
Hikmetini anlarsınız.
Cahiliyede arapları selam ve haber
Vermeden evlere dalarlardı. bu
Âyet, mesken dokunulmazlığını,
Evlere giriş kuralını belirledi.
Hz. peygamberin tatbikatı ve
Hadisleri bu konuyu da yeterli
Derecede açıklamıştır.
Hadislerden biri, girmek isteyenin
Önce selam verip sonra ‘girebilir
Miyim” diye izin istemesini,
Üçüncü tekrardan sonra izin
Verilmezse geri dönmesini bildirir.
28 – şayet orada hiçbir kimse
Bulamazsanız size izin verilmeden
Oraya girmeyiniz.
Eğer size: ‘müsait değiliz, geri
Dönün” denirse dönün.
Bu sizin için daha nezih,
Daha münasiptir.
Allah yaptığınız her
Şeyi tamamen bilir.
29 – içinde oturulmayan fakat
Sizin faydalanma hakkınız bulunan
Evlere girmenizde mahzur yoktur.
Ama hiç unutmayın ki allah
Açığa vurduğunuz ve
Gizlediğiniz her şeyi bilir.
30 – mümin erkeklere
Bakışlarını kısmalarını ve
Edep yerlerini açmaktan ve zinadan
Korumalarını söyle.
Bu, onlar için en uygun
Olan davranıştır.
Allah yaptıkları her şeyden
Hakkıyla haberdardır.
Âyette kısma anlamına gelen
‘gadd” kelimesi, kısmilik ifade
Eden ‘min” edatı ile
Kullanılmıştır. kısıtlanan
Şey erkeklerin kadınlara
Bakmaları, insanların
Birbirlerinin edep yerlerine
Bakmaları veya müstehcen
Görüntülere bakmalarıdır.
Bir hadis meali: ‘namahreme ilk
Bakış sana ait olup, sorumluluğu
Yoktur. ama ikincisi yani bakışı
Devam ettirmen senin
Aleyhindedir.” bakmanın caiz
Olduğu yerlerden biri: evlenme
Niyetiyle birbirini görme
Sırasında olur. erkeğin örtmesi
Farz olan yeri, göbeği ile diz
Kapağı arasıdır. kadınınki
İse, elleri ve yüzü hariç,
Baştan aşağı bütün vücududur.
Şafîî gibi birçok müçtehide
Göre yüzü de örtünme yerine
Dahildir.
31 – mümin kadınlara da
Bakışlarını kısmalarını ve
Edep yerlerini günahtan
Korumalarını söyle.
Yine söyle ki mecburen görünen
Kısımları müstesna olmak üzere,
Zinetlerini teşhir etmesinler.
Başörtülerini yakalarının üzerini
Kapatacak şekilde örtsünler.
Zinet takılan yerlerini kocaları,
Babaları, kocalarının babaları,
Oğulları, üvey oğulları, erkek
Kardeşleri, erkek kardeşlerinin
Oğulları, kız kardeşlerinin
Oğulları, mümin kadınlar,
Ellerinin altında bulunanlar
(köleler), erkeklikten kesilip
Kadınlara ihtiyaç duymayan
Hizmetçiler veya henüz
Kadınların mahrem yerlerini
Anlamayan çocukları dışında
Kimseye göstermesinler.
Saklı zinetlerine dikkat çekmek için,
Ayaklarını da vurmasınlar.
Ey müminler hepiniz toptan allah’a tövbe
Ediniz ki felaha eresiniz. [35,59]
Zinetlerden maksat, ya kolye, küpe,
Bilezik gibi zinetlerin yerleri
Yahut bizzat zinet eşyalarıdır.
Birinci görüş daha ağır basar.
Örtülecek yerlerden istisna el,
Yüz ve ayaklardır. yüz ile
Ayakların örtülmesinin farz
Olduğunu söyleyen âlimler de
Vardır.
32 – içinizden evli
Olmayanları, köle ve
Cariyelerinizden evlenmeye müsait
Olanları evlendirin. eğer fakir
İseler, allah lütfu ile onların
İhtiyaçlarını giderir. çünkü
Allah’ın lütfu geniştir. her
Şeyi hakkıyla bilir (ihtiyaçları
Ve lütfa lâyık olanları da
Bilir).
Âyetteki emir kipinin farziyet
İfade etmediğine karineler vardır.
Kesin olan, evlenmenin şahsî bir
Tasarruf olduğudur. ancak burada
Emir, akrabalar, yakını olmayanlar
İçin düşünülür ise
Yöneticilerin evlendirme konusunda
Yardımcı olmasının mendup
Olduğunu gösterir.
33 – evlenme imkânı bulamayanlar
İse, allah lütfu ile onların
İhtiyaçlarını giderinceye kadar
İffetli kalmaya çalışsınlar.
Eliniz altındaki köle ve
Cariyelerinizden mükâtebe yapmak
İsteyenler olursa ve siz de onlarda
Liyakat görürseniz mükâtebe
Yapınız. allah’ın size ihsan
Ettiği maldan siz de onlara
Veriniz. mecburî hizmet bedellerini
Ödemelerine yardım ediniz.
Dünya hayatının geçici
Metâını elde etmek için, sakın
Cariyelerinizi -hele iffetli olmak
İsterlerse- fuhşa zorlamayın. her
Kim onları fuhşa zorlarsa,
Bilinmelidir ki zorlanmalarından
Sonra, allah kendileri hakkında
Gafurdur, rahîmdir (çok
Affedicidir, merhamet ve ihsanı
Boldur). [9, 60; 4,25]
Köle veya cariye efendisine
Başvurup hürriyetini satın almak
İstediğini söylerse, efendisi ona
Ödemesi gereken meblağı bildirip
Bunu ödemesi halinde hür
Olacağına dair onunla bir akit
İmzalar. bu akde, ‘mükâtebe”
Denilir. bu durumda çalışıp para
Kazanma imkânı bulması için
Efendisi ona vakit imkânı da
Verir. zekât fonunun sarfedileceği
Sekiz bölümden biri de ‘rikab”
Adı ile bu bölüm olduğundan
Mükâtibler bu yardımdan da
Yararlanırlar.
Öte yandan bu âyet, cahiliye
Dönemine ait fuhuş evleri
İşletmesini de kesinlikle ilga
Etmiştir.
34 – muhakkak ki size dinin
Hükümlerini açıklayan âyetler,
Aynen sizden önce gelip geçenlerin
Hallerinden misaller ve allah’a
Karşı gelmekten sakınacaklar
İçin birtakım öğütler indirdik.
35 – allah göklerin ve yerin
Nûrudur. o’nun nûrunun misali,
Tıpkı içinde lamba bulunan bir
Kandillik gibidir. lamba bir sırça
(cam) içinde, o sırça da sanki
Parlayan incimsi bir yıldız
Bu lamba, ne yalnız doğuya, ne de
Yalnız batıya mensup olmayan
Kutlu, pek bereketli bir zeytin
Ağacından tutuşturulur. bu öyle
Bereketli bir ağaç ki, nerdeyse
Ateş değmeden de yağ ışık
Verir. ışığı pırıl
Pırıldır. allah dilediği kimseyi
Nûruna iletir. gerçeği
Anlamaları için insanlara böyle
Temsiller getirir. allah her şeyi
Bilir. [4,174; 39,22; 57,28; 6,122;
57,19]
Nur: ‘görmeye vesile olan
Işık” veya ‘ışık kaynağı”
Anlamına gelir. bu anlamı ile nur
Yaratılmış olduğundan, âyetin
İlk cümlesi: ‘allah, güneş vb.
Işık saçan cisimleri yaratmak
Sûretiyle gökleri ve yeri
Aydınlatan” veya ‘göklerde ve
Yerde olanları sapıklıktan
Kurtaran, hidâyete erdiren,
Aydınlığa çıkaran” diye
Tefsir edilir. başka geniş
Tefsirler de vardır. hülasa nûr
İsmi, allah teâla hakkında bazı
Alimlerce mecazî, bazılarınca da
Hakikî mânada değerlendirilir.
Birçok çağdaş müfessir, bu
Âyetin devamında, başka bazı
Gerçekler arasında, bir de
Elektrik ampülüne işaret
Edildiği kanaatindedirler.
36-37 – o nûra, allah’ın
Yükseltilmesine ve içlerinde kutlu
İsminin zikredilmesine izin verdiği
Evlerde (mescidlerde) kavuşulur.
Oralarda, sabah akşam o’nun
Şanını yücelterek tenzih eden
Öyle yiğitler vardır ki, ne
Ticaretler, ne alım ve satımlar
Onları allah’ı zikretmekten,
Namazı hakkıyla ifa etmekten,
Zekâtı vermekten alıkoymaz. onlar
Kalplerin ve gözlerin dehşetten
Halden hale döneceği, alt üst
Olacağı bir günden endişe
Ederler. [39,47; 73,40; 18,14,42;
76,10; 62,9; 63, 9; 72,18]
Âyetteki ‘evler” mescitler olarak
Tefsir edilmekle beraber aynı
Zamanda ‘müminlerin evleri” diye
De tefsir edilir. hatta bazı
Müfessirler bu ikinci izahın
Ağır bastığı kanaatini
Taşırlar (tefhimu’l-kur’ân). zira
İslâmda ibadet mâbedlerle ve
Ruhban sınıfı ile sınırlı
Değildir.
38 – allah teâla onlara
Yaptıklarına karşılık en güzel
Mükâfatı verecek, onların
Mükâfatlarını kendi lütfundan
Artıracaktır.
Allah dilediği kimseyi hesapsız
Rızıklandırır. [39,34; 25,16;
16,31; 6,160]
39 – dini inkâr edenlere gelince:
Onların işleri düz, ıssız bir
Çöldeki serap gibidir ki susayan
Onu su zanneder.
Nihayet onun yanına varınca su
Namına hiçbir şey bulamaz…
Fakat allah’ı bulur.
O da onun hesabını tam tamına
Görür. zira allah hesabı pek
Çabuk görür. [25,23]
40 – yahut o kâfirlerin duygu,
Düşünce ve davranışları derin
Bir denizdeki yoğun karanlıklara
Benzer.
Öyle bir deniz ki onu, dalga
Üstüne dalga kaplıyor…
Üstünde de koyu bulut.
Üst üste binmiş karanlıklar…
İçinde bulunan insan, elini uzatsa
Nerdeyse kendi elini bile göremiyor.
Öyle ya, allah birine nûr vermezse
Artık onun hiçbir nûru olamaz.
[2,257; 6,122]
41 – baksana göklerde olan, yerde
Olan herkes, kanatlarını çarparak
Uçan dizi dizi kuşlar, hep
Allah’ı tesbih ederler.
Onlardan her biri kendi duasını ve
Tesbihini pek iyi bellemiştir.
Allah onların yaptıklarını
Hakkıyla bilir. [17,44; 22,18]
42 – göklerin ve yerin
Hâkimiyeti allah’ındır.
Bütün işler o’na götürülür,
Hüküm o’nun kapısından çıkar.
43 – baksana, allah bulutları
Sevkediyor, sonra onları bir araya
Getirip üst üste yığıyor.
İşte görüyorsun ki bunların
Arasından yağmur çıkıyor.
O gökten, oradaki dağlar
Büyüklüğünde bulutlardan dolu
İndirir de onunla dilediğini vurur,
Dilediğini de ondan korur.
Bu bulutların şimşeğinin parıltısı
Nerdeyse gözleri alıverecek
44 – allah gece ile gündüzü
Birbirine çeviriyor, geceyi
Gündüze, gündüzü geceye
Dönüştürüyor, sürelerini
Uzatıp kısaltıyor. elbette bunda
Görebilenler için alınacak bir
Ders vardır. [3,190]
45 – allah her canlıyı sudan
Yarattı. kimi karnı üstünde
Sürünür, kimi iki ayağı
Üstünde yürür, kimi dört
Ayağı üstünde yürür.
Allah dilediğini yaratır. çünkü
Allah her şeye kadirdir.
46 – gerçekten biz hükümlerimizi
Açıklayan âyetler indirdik.
Allah dilediği kimseyi doğru
Yola hidâyet eder.
47 – çünkü niceleri: ‘biz
Allah’a ve resulüne inandık ve
İtaat ettik” derler de sonra
Onlardan bir kısmı, buna rağmen
Geri dönerler. işte bunlar mümin
Değildirler. [4,150]
48 – aralarında hükmetmesi için
Allah’ın ve resulünün hükmüne
Dâvet edildiklerinde, bir de
Bakarsın onlardan bir kısmı yüz
Çeviriyor [4,60-61; 105]
49 – ama hüküm kendilerinden
Yana gözükmeye görsün, tam bir
İtaat içinde koşa koşa gelirler.
50 – sahi, kalplerinde bir inkâr
Hastalığı mı var bunların?
Yoksa imanda şüpheye mi
Düştüler yahut allah’ın ve
Resulünün kendilerine zulüm ve
Haksızlık yapacağından mı
Endişe ediyorlar?
Doğrusu, asıl zalimler hem de
Kendi kendilerine haksızlık
Edenler, onların ta kendileridir
51 – haklarında hüküm verilmek
Üzere allah’a ve resulüne dâvet
Edilen müminlerin söyledikleri tek
Söz:
‘hay hay başüstüne ” demek
Olmuştur. işte felaha erenler
Onlar olacaklardır.
Gerçek müminin başlıca
Özelliği, karşı karşıya
Kaldığı her durumda allah’ın
Rızasını gözetmek,
Allah ve resulünün kur’ân ve
Hadislerde varid olan hükümlerine
Gönül rızası ile uymaktır.
Aksine davranış
Münafıkların vasfıdır.
52 – kim allah’a ve resulüne
İtaat eder, allah’ı tazim edip o’na
Karşı gelmekten sakınırsa,
İşte ebedî başarı ve mutluluğa
Erenler onlar olacaklardır.
53 – senin kendilerine emretmen
Halinde hicret etmeye veya savaşa
Çıkacaklarına dair
Vargüçleriyle yemin billâh
Ettiler.
‘yemine ne hacet ” de, ‘yemin etmeyin,
Sizden istenen makul bir itaattır.
Elbette allah yaptığınız ve
Yapacağınız her şeyi bilir”
54 – de ki: ‘allah’a itaat
Edin, peygambere itaat edin.
Eğer sırtınızı dönerseniz bilin
Ki peygamber kendi görevinden,
Siz de kendi
Yükümlülüğünüzden sorumlu
Olursunuz.
Ama ona itaat ederseniz, doğru
Yolu bulmuş olursunuz.
Yoksa, peygamberin görevi,
Açıkça tebliğ etmekten başka
Bir şey değildir.” [13,40;
88,21-22]
55 – allah içinizden iman edip
Makbul ve güzel işler işleyenlere
Kesin olarak vaad buyurur ki:
Daha önce müminleri dünyada hakim
Kıldığı gibi kendilerini de
Hakim kılacak, kendileri için
Beğenip seçtiği islâm dinini
Tatbik etme gücü verecek ve
Yaşadıkları korkulu dönemin
Arkasından, kendilerini tam bir
Güvene erdirecektir.
Çünkü onlar, yalnız bana ibadet edip
Hiçbir şeyi bana şerik yapmazlar.
Artık bundan sonra kim küfrana
Saparsa, işte onlar yoldan çıkıp
Allah’a karşı gelmiş olurlar.
[2,30; 38,26; 27,16; 21,105; 14,14;
28,6; 6,165; 7,69; 8,26; 7,129]
56 – öyleyse ey müminler, siz
Namazı hakkıyla ifa etmeye devam
Edin, zekâtı verin,
Peygambere itaat edin ki
Merhamete mazhar olasınız.
57 – inkâr edenlerin dünyada
Allah’ın hükmünden kaçıp
Kurtulacaklarını sakın zannetme
Onların varacakları yer ateştir.
Gerçekten ne kötü bir sondur bu
58 – ey iman edenler ellerinizin
Altında bulunan köle ve
Hizmetçileriniz ile
İçinizden henüz bülûğa
Ermemiş çocuklarınız,
Odanıza girmek için şu üç
Vakitte sizden izin istesinler:
Sabah namazından önce, öğle
Vakti istirahat için elbiselerinizi
Çıkardığınız zaman ve bir de
Yatsı namazından sonra.
İşte bu üç vakit,
Mahremiyet vakitlerinizdir.
Ama bunların dışında izinsiz
Girmelerinde ne sizin için ne de
Onlar için bir mahzur yoktur.
Çünkü sizin birbirinizin yanına girip
Çıkmanız kaçınılmazdır.
İşte allah size âyetlerini
Böylece açıklar.
Gerçekten allah, alim ve hakîmdir
(her şeyi kemaliyle bilir, tam
Hüküm ve hikmet sahibidir).
59 – çocuklarınız büluğa
Erdiklerinde ise, kendilerinden
Büyük olanları nasıl izin
İstiyorlardı ise,
Odanıza girmek için her
Vakitte izin istesinler.
İşte allah size âyetlerini
Böylece açıklar.
Çünkü allah her şeyi kemaliyle bilir,
Her hükmü yerinde açıklar.
60 – evlenme arzu ve ümidi
Kalmamış olan ihtiyar
Kadınların, zinet yerlerini
Teşhir etmeksizin, dış
Giysilerini çıkarmaları, günah
Değildir.
Bununla beraber sakınmaları,
Kendileri yönünden daha iyidir.
Allah her şeyi işitir, gizli
Âşikâr her şeyi mükemmelen bilir.
61 – görme özürlü, topal veya
Hasta gibi özürlülerin
Sizin evlerinizden yemek
Yemelerinde mahzur olmadığı
Gibi,
Sizin de eşlerinize yahut
Çocuklarınıza ait evlerinizden,
Babalarınızın evlerinden,
Annelerinizin evlerinden,
Erkek kardeşlerinizin, kız
Kardeşlerinizin evlerinden,
Amcalarınızın evlerinden,
Halalarınızın evlerinden,
Dayılarınızın evlerinden,
Teyzelerinizin evlerinden
Yahut anahtarları size bırakılmış
Sahip çıkmanız istenen yerlerden
Veya arkadaşlarınızın evlerinden
Yemek yemenizde mahzur yoktur.
İster toplu, ister ayrı ayrı
Yemenizde de sakınca yoktur.
Evlerinize girdiğiniz zaman allah
Katından kutlu, feyizli ve
Bereketli bir iyi dilek temennisi
Olarak birbirinize selam verin.
İşte allah size âyetlerini
Böylece açıklıyor.
Umulur ki düşünüp hikmetini
Anlarsınız. [58,8]
Sefere çıkanlar, savaş
Gazilerine, yaralılara ve özürlü
Fakir kimselere evlerine sahip
Çıkmaları için evlerini teslim
Ederlerdi. bunlar da
Çekindiklerinden dolayı, o
Evlerden yiyip içmezlerdi. bunun
Mübahlığı böylece
Kesinleştirilmiş olmaktadır.
62 – gerçek müminler ancak
Öyle kimselerdir ki
Allah’a ve resulüne bütün
Kalpleriyle iman etmiş olup,
Bütün toplumu ilgilendiren
Meseleleri görüşmek üzere onun
Yanında bulundukları vakit ondan
İzin almadıkça ayrılıp
Gitmezler.
Senden izin isteyenler hakikaten
Allah’a ve resulüne gerçekten iman
Edenlerdir. öyle ise bazı işler
İçin senden izin istedikleri zaman,
Sen de onlardan dilediğin kimselere
İzin ver ve onlar için allah’tan af
Dile. muhakkak ki allah gafurdur,
Rahîmdir.
İslâm toplumunu ilgilendiren
Önemli meselelerin
Görüşüldüğü yere gitmek ve
Oradaki yetkilinin izni olmadıkça
Ayrılmamak bir vecibedir. hayatî
Bir mazeret olmadıkça izin taleb
Etmek caiz görülmediği gibi
Mazereti kabul edip etmemek de hz.
Paygamber (a.s.) ile islâm
Toplumunun yöneticilerinin
Takdirindedir.
63 – resulullahın sizi
Çağırmasını, sizin birbirinizi
Dâvet etmenizle bir tutmayın.
Allah elbette sizden birbirini siper
Edinerek sıvışıp gidenleri bilir.
Öyleyse peygamberin emrine aykırı
Hareket edenler başlarına dünyada
Bir bela gelmesinden yahut âhirette
Gayet acı bir azap gelmesinden
Korkup çekinsinler.
Resulullahın çağrısına uymak
Farzdır. onun duasına allah teâla
İcabet buyurur. dolayısıyla
İhtimamla itaat gerekir. âyet aynı
Zamanda şunu da ifade eder:
Müminler, hz. peygambere hitab eder
Veya ondan bahsederken sadece ismini
Zikretmekle kalmayıp onun
Nübüvvet makamını ifade eden
‘resulullah”, ‘resul-i ekrem”,
‘peygamber efendimiz” gibi bir
Vasfını söylemelidirler. ayrıca
Ona salat-ü selam getirmelidirler.
[35,56]
64 – dikkat edin göklerde ve
Yerde ne varsa allah’ındır. o şu
Anda içinde bulunduğunuz durumu da
Pek iyi biliyor. insanların kendi
Huzuruna götürülecekleri büyük
Duruşma günü, yapmış oldukları
Şeyleri tek tek kendilerine
Bildirip karşılığını
Verecektir. allah her şeyi pek iyi
Bilir. [2,144; 26,218-220; 10,61;
11,5; 18,49; 75,13]