Abdulhadi Kanakeri Saff Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulhadi Kanakeri – Saff Suresi

Saff suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. sebbeha lillahi ma fiyssemavati ve ma
Fiyl’ardı ve huvel’aziyzulhakiymu.
2. ya eyyuhelleziyne amenu lime
Tekulune ma la tef’alune.
3. kebure makten ‘ındallahi en
Tekulu ma la tef’alune.
4. innallahe yuhıbbulleziyne
Yukatilune fiy sebiylihi saffen
Keennehum bunyanun mersusun.
5. ve iz kale musa likavmihi ya
Kavmi lime tu’zuneniy ve kad
Ta’lemune enniy resulullahi ileykum
Felemma zağu ezağallahu kulubehum
Vallahu la yehdiylkavmelfasikıyne.
6. ve iz kale ‘ıysebnu meryeme ya
Beniy israiyle inniy resulullahi
İleykum musaddikan lima beyne
Yedeyye minettevrati ve mubeşşiren
Biresulin ye’tiy min ba’diy-ismuhu
Ahmedu felemma caehum bilbeyyinati
Kalu haza sıhrun mubiynun.
7. ve men azlenu mimmeniftera
‘alellahilkezibe ve huve yud’a
İlel’islami vallahu la
Yehdiylkavmezzalimiyne.
8. yuriydune liyutfiu nurallahi
Biefvahihim vallahu mutimmu nurihi
Velev kerihelkafirune.
9. huvelleziy ersele resulehu
Bilhuda ve diynilhakkı liyuzhirehu
‘aleddiyni kullihi velev
Kerihelmuşrikune.
10. ya eyyuhelleziyne amenu hel
Edullukum ‘ala ticaretin tunciykum
Min ‘azabin eliymin.
11. tu’minune billahi ve resulihi ve
Tucahidune fiy sebiylillahi
Biemvalikum ve enfusikum zalikum
Hayrun lekum in kuntum ta’lemune.
12. yağfir lekum zunubekum ve
Yudhılkum cennatin tecriy min
Tahtihel’enharu ve mesakine
Tayyibeten fiy cennati ‘adnin
Zalikelfevzul’azıymu.
13. ve uhra tuhıbbuneha nasrun
Minallahi ve fethun kariybun ve
Beşşirilmu’miniyne.
14. ya eyyuhelleziyne amenu kunu
Ensarallahi kema kale ‘ıysebnu
Meryeme lilhavariyyiyne men ensariy
İlellahi kalelhavariyyune nahnu
Ensarullahi feamenet taifetun min
Benuy israiyle ve keferet taifetun
Feeyyednelleziyne amenu ‘ala
‘aduvyihim feasbehu zahiriyne.
Meali
61 – saf sûresi
Medine’de inmiş olup 14 âyettir.
Adını 4. âyetten almıştır.
Sûrenin asıl konusu gerçeğe iman
Edip o uğurda mücahedeyi
Teşviktir. insanlığın üç
Büyük peygamberi olan hz. mûsâ,
Hz. îsâ ve hz. muhammed
Aleyhimüsselamın risalet ve
Tebliğlerine işaret edilmiştir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – göklerde ne var, yerde ne
Varsa allah’ı tesbih ve tenzih
Eder. o azîzdir, hakîmdir (üstün
Kudret, tam hüküm ve hikmet
Sahibidir).
Allah’ın eksiklerden münezzeh,
Hiçbir şeye ve kimseye muhtaç
Olmadığı hatırlatılıyor.
Böylece bu sûre boyunca emredilen
Cihad ve tebliğin faydasının
İnsanlara raci olup allah’a bir
Fayda vermesinin sözkonusu
Olmadığı vurgulanıyor.
2 – ey iman edenler niçin
Yapmayacağınız şeyleri
Söylüyorsunuz?
3 – yapmayacağınız şeyleri
Söylemek, allah’ın en çok nefret
Ettiği şeylerdendir.
4 – allah, taşları birbirine
Kenetlenmiş bir bina gibi saflar
Halinde, kendi yolunda savaşanları
Sever.
5 – hani bir vakit mûsa kendi
Milletine ‘ey benim milletim
Demişti, benim allah’ın resulü
Olduğumu bildiğiniz halde niçin
Bana böyle eziyet ediyorsunuz?”
Onlar batıla meyledince, allah da
Onların kalplerini hakkı kabul
Etmekten, hakka meyletmekten
Uzaklaştırdı. öyle ya, allah
Yoldan çıkmakta direten bir
Güruha hidâyet etmez, onları,
Emellerine ulaştırmaz.
6 – vakti geldi, meryem’in oğlu
Îsâ da: ‘ey israil oğulları
Dedi, ‘ben size allah’ın
Resûlüyüm. benden önceki
Tevrat’ı tasdik etmek, benden sonra
Gelip ismi ‘ahmed” olacak bir
Resulü müjdelemek üzere
Gönderildim.
Ne zaman ki o peygamber, açık
Açık delillerle kendilerine
Geldi:”bu, kesin bir büyüden
İbarettir” dediler.
Hz. peygamber (a.s.) bir hadisinde:
‘benim adım yerde muhammed,
Göklerde ise ahmed’dir” buyurur.
Bu iki isim de çok övülen
Mânasında olup mânaları
Birbirine yakındır. yuhanna
İncîli 14,16 cümlesi, hz.
Îsâ’nın: ‘ben de baba’dan
Dileyeceğim ve o size başka bir
Parakletos verecek” sözünü
Nakleder. bu kelimeyi hıristiyanlar
‘teselli edici” diye çevirirler.
Bu kelime, hz. îsâ’nın
Yaşadığı çevrenin dili olan
Aramice’de mawhamana’nın tam
Yunanca karşılığı olan
Periklitos (çok övülen) isminin
Bozulmuş şeklidir. (hz. îsâ
Zamanında yahudiler ibranîce
Değil, aramîce konuşurlardı).
Periklitos ile parakletos fonetik
Olarak birbirine yakın olduğundan
Bazı çevirmenlerin veya sonraki
Dönemlerdeki kâtiplerin bu iki
Kelimeyi birbirine
Karıştırdıkları anlaşılıyor.
Müslümanlar burada, hz. muhammed
(a.s.)’ın müjdelendiğini
Görürler. 8. asır
Tarihçilerinden ibn ishak mezkûr
İncîl cümlesini naklederken
‘biriklitus” diye yazmış ve
Bunun rumcada ‘muhammed”
Mânasına geldiğini söylemiştir.
Kim bilir, muhtemelen onun
Devrindeki incîllerde parakletos
Yerine periklitos yazılı idi.
7 – allah’a itaate dâvet
Edildiğinde, bunu kabul etmediği
Gibi, üstelik uydurduğu yalanı
Allah’a mal eden, allah adına yalan
Söyleyenden daha zalim kim
Olabilir? allah böyle zalimleri
Hidâyet etmez, emellerine
Ulaştırmaz.
8 – onlar allah’ın nûrunu
Ağızlarıyla üfleyerek
Söndürmek isterler. fakat
Kâfirlerin hoşuna gitmese de,
Allah nûrunu tamamlayacak
(dünyanın her tarafına
Ulaştıracaktır).
Bu âyetin indirildiği sırada,
Müslümanların medine ile
Sınırlı olup sayılarının
Sadece birkaç bin kişi olduğu
Düşünülmelidir. zahirî şartlar
İslâmın dünya çapında
Yayılmasına müsait görünmediği
Halde, gaybleri bilen ve her şeye
Kadir olan allah, kesin bir tarzda
Bunu müjdelemiştir.
9 – o resulünü, diğer bütün
Dinlere üstün kılmak için,
Hidâyet ve hak dini ile
Göndermiştir. isterse müşrikler
Bundan hoşlanmasın. [48,28; 9,33]
10-11 – ey iman edenler sizi
Gayet acı bir azaptan kurtaracak,
Üstelik size çok kârlı bir
Ticaret sağlayacak bir iş
Bildireyim mi? allah’a ve resulüne
İnanır, allah yolunda
Mallarınızla ve canlarınızla
Mücahede edersiniz. eğer
Bilirseniz bunu yapmak sizin için
Çok hayırlıdır.
12 – böyle yaparsanız sizin
Günahlarınızı aff eder ve
İçinden ırmaklar akan cennetlere
Ve özellikle adn cennetlerinde çok
Güzel saraylara yerleştirir.
İşte en büyük başarı, en
Büyük mutluluk budur.
13 – memnun olacağınız bir şey
Daha var: allah’tan bir yardım ve
Yakında gerçekleşecek bir zafer
Müminlere bunları müjdele
14 – ey iman edenler siz
Allah’ın tarafında olunuz. o’nun
Dinine yardım ediniz. nasıl ki
Meryem’in oğlu îsâ vaktiyle,
Havarilere: ‘allah’ın yolunda
Giderken kim bana yardımcı olmak
İster?” diye sorunca, havariler:
‘allah’ın dinine biz yardımcı
Oluruz” diye cevap vermişlerdi.
Neticede israiloğullarından bir
Kısmı îsâ’nın peygamberliğine
İman etti, bir kısmı da inkâr
Etti. biz de iman edenleri
Düşmanlarına karşı destekledik
De onlar ötekilere üstün
Geldiler.
Fakat maalesef hz. îsâ’nın
Peygamberliğine iman, daha sonraki
Asırlarda gittikçe değişikliğe
Uğradı. ilk üç veya dört asır
Boyunca yapılmış teolojik
Tartışmalardan bu durum açıkça
Anlaşılmaktadır. piskopos arius
(ö. 326) müminlerin çoğu gibi
Hz. îsâ’yı peygamber, allah’ı da
Bütün yaratılmışlardan ayrı,
Yüce ve tek kabul ediyordu. fakat
Bu inanç iznik (325) ve istanbul
(381) konsilleri tarafından redd
Edildi.
Mesih’e inanmayanlardan yahudiler;
İnananlardan ise hristiyan ve
Müslümanlar kasdedilmektedir.