Abdulhadi Kanakeri Yasin Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulhadi Kanakeri – Yasin Suresi

Yasin
Bismillahirrahmanirrahim
1. yasın 2. vel kur’anil hakiym 3.
İnneke le minel murseliyn 4. ala
Sıratım müstekıym 5. tenziylel
Aziyzir rahıym 6. li tünzira
Kavmem ma ünzira abaühüm fehüm
Ğafilun 7. le kad hakkal kavlü ala
Ekserihim fehüm la yü’minun 8.
İnna cealna fı a’nakıhim ağlalen
Fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun
9. ve cealna mim beyni eydihim
Seddev ve min halfihim sedden fe
Ağşeynahüm fehüm la yübsırun
10. ve sevaün aleyhim e enzertehüm
Em lem tünzirhüm la yü’minun 11.
İnnema tünziru menittebeaz zikra
Ve haşiyer rahmane bil ğayb* fe
Beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin
Kerım 12. inna nahnü nuhyil mevta
Ve nektübü ma kaddemu ve
Asarahüm* ve külle şey’in
Ahsaynahü fı imamim mübiyn 13.
Vadrib lehüm meselen ashabel
Karyeh* iz caehel murselun 14. iz
Erselna ileyhimüsneyni fe
Kezzebuhüma fe azzezna bi salisin
Fe kalu inna ileyküm murselun 15.
Kalu ma entüm illa beşerum
Mislüna ve ma enzeler rahmanü min
Şey’in in entüm illa tekzibun 16.
Kalu rabbüna ya’lemü inna ileyküm
Le murselun 17. ve ma aleyna illel
Belağul mübın 18. kalu inna
Tetayyarna biküm* leil lem tentehu
Le nercümenneküm ve le
Yemessenneküm minna azabün eliym
19. kalu tairuküm meaküm* ein
Zükkirtüm* bel entüm kavmüm
Müsrifun 20. ve cae min aksal
Medıneti racülüy yes’a kale ya
Kavmittebiul murseliyn 21. ittebiu
Mel la yes’elüküm ecrav vehüm
Mühtedun 22. ve ma liye la
A’büdüllezı fetaranı ve ileyhi
Türceun 23. e ettehızü min
Dunihı aliheten iy yüridnir
Rahmanü bi durril la tuğni annı
Şefaatühüm şey’ev ve la
Yünkızun 24. innı izel le fı
Dalalim mübın 25. innı amentü
Bi rabbiküm fesmeun 26.
Kıyledhulil cenneh* kale ya leyte
Kavmı ya’lemun 27. bima ğafera lı
Rabbı ve cealenı minel mükramiyn
28. ve ma enzelna ala kavmihı mim
Ba’dihı min cündim mines semai ve
Ma künna münziliyn 29. in kanet
İlla sayhatev vahıdeten fe iza hüm
Hamidun 30. ya hasraten alel ıbad*
Ma yetiyhim mir rasulin illa kanu
Bihı yestehziun 31. elem yerav kem
Ehlekna kablehüm minel kuruni
Ennehüm ileyhim hla yarciun 32. ve
İn küllül lemma cemiy’ul ledeyna
Muhdarun 33. ve ayetül lehümül
Erdul meyteh* ahyeynaha ve ahracna
Minha habben feminhü ye’külun 34.
Ve cealna fiyha cennatim min
Nahıyliv ve a’nabiv ve feccerna
Fiyha minel uyun 35. li ye’külu min
Semerihı ve ma amilethü eydiyhim*
Efela yeşkürun 36. sübhanellezı
Halekal ezvace külleha mimma
Tümbitül erdu ve min enfüsihim ve
Mimma la ya’lemun 37. ve ayetül
Lehümül leyl* neslehu minhün
Nehara fe iza hüm muslimun 38. veş
Şemsü tecrı li müstekarril leha*
Zalike katdiyrul aziyzil aliym 39.
Vel kamera kaddernahü menazile
Hatta ade kel urcunil kadiym 40.
Leşşemsü yembeğıy leha en
Tüdrikel kamera velel leylü
Sabirun nehar* ve küllün fı
Felekiy yesbehun 41. ve ayetül
Lehüm enna hamelna zürriyyetehüm
Fil fülkil meşhun 42. ve halakna
Lehüm mim mislihı ma yarkebun 43.
Ve in neşe’ nuğrıkküm fela
Sariyha lehüm velahüm yünkazun
44. illa rahmetem minna ve metaan
İla hıyn 45. ve iza kıyle
Lehümütteku ma beyne eydıküm ve
Ma halfeküm lealleküm türhamun
46. ve ma te’tiyhim min ayetim min
Ayati rabbihim illa kanu anha
Mu’ridıyn 47. ve iza kıyle lehüm
Enfiku mimma razekakümüllahü
Kalelleziyne keferu lilleziyne amenu
E nut’ımü mel lev yeşaüllahü
At’amehu in entüm illa fı dalalim
Mübın 48. ve yekulune meta hazel
Va’dü in küntüm sadikıyn 49. ma
Yenzurune illa sayhatev vahıdeten
Te’huzühüm vehüm yehıssımun 50.
Fela yestetıy’une tevsıyetev ve la
İla ehlihim yarciun 51. ve nüfiha
Fis suri fe iza hüm minel ecdasi
İla rabbihim yensilun 52. kalu ya
Veylena mem beasena mim merkadina*
Haza ma veader rahmanü ve sadekal
Mursilun 53. in kanet illa sayhatev
Vahıdeten feiza hüm cemiy’ul
Ledeyna muhdarun 54. fel yevme la
Tuzlemü nefsün şey’ev vela
Tüczevne illa ma küntüm ta’melun
55. inne ashabel cennetil yevme fı
Şüğulin fakihun 56. hüm ve
Ezvacühüm fı zılalın alel
Eraiki müttekiun 57. lehüm fiyha
Fakihetüv ve lehüm ma yeddeun 58.
Selamün kavlem mir rabbir rahıym
59. vemtazül yevme eyyühel
Mücrimun 60. elem a’hed ileyküm ya
Benı ademe el la ta’büdüş
Şeytan* innehu leküm adüvvüm
Mübiyn 61. ve enı’büduni* haza
Sıratum müstekıym 62. ve lekad
Edalle minküm cibillen kesiyra*
Efelem tekunu ta’kılun 63. hazihı
Cehennemülletı küntüm tuadun 64.
Islevhel yevme bima küntüm
Tekfürun 65. el yevme nahtimü ala
Efvahihim ve tükellimüna eydıhim
Ve teşhedü ercülühüm bima kanu
Yeksibun 66. velev neşaü letamesna
Ala a’yünihim festebekus sırata fe
Enna yübsırun 67. velev neşaü le
Mesahnahüm ala mekanetihim
Femestetau mudiyyev ve la yarciun
68. ve men nüammirhü nünekkishü
Fil halk* efela ya’kılun 69. ve ma
Alemnahüş şı’ra ve ma yembeğıy
Leh* in hüve illa zikruv ve
Kur’anüm mübiyn 70. li yünzira
Men kane hayyve ve yehıkkal kavlü
Alel kafirın 71. e ve lem yerav
Enna halakna lehüm mimma amilet
Eydına en’amen fehüm leha malikun
72. ve zellelnaha lehüm fe minha
Rakubühüm ve minha ye’külun 73.
Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib*
Efela yeşkürun 74. vettehazu min
Dunillahi alihetel leallehüm
Yünsarun 75. la yestetıy’une
Nasrahüm vehüm lehüm cündüm
Muhdarun 76. fela yahzünke
Kalühüm* inna na’lemü ma
Yüsirrune ve ma yu’linun 77. evelem
Yeral insanü enna halaknahü min
Nutfetin fe iza hüve hasıymün
Mübın 78. ve darabe lena meselev
Ve nesiye halkah* kale mey yuhyil
Izame ve hiye ramım 79. kul
Yuhyıhellezı enşeeha evvele
Merrah* ve hüve bi külli halkın
Alım 80. ellezı ceale leküm
Mineş şeceril ahdari naran fe iza
Entüm minhü tukıdun 81.
Eveleysellezı halekas semavati vel
Erda bi kadirin ala ey yahlüka
Mislehüm* bela ve hüvel hallakul
Alım 82. innema emruhu iza erade
Şey’en ey yekule lehu kün fe yekun
83. fe sübhanellezı bi yedihı
Melekutü külli şey’iv ve ileyhi
Türceun

Meali
36 – yâsîn sûresi
Mekke devrinin ortalarında inmiş
Olup 83 âyettir. ismini kur’ân-ı
Kerimin en kısa âyeti olan ilk
Âyetinden almıştır. sûre,
Kur’ân’ın dört esas maksatından
Üçü olan tevhid, âhiret ve
Risaleti ayrıntılı denecek
Derecede ele alır. şöyle ki:
1.allah teâlanın gökyüzünde
Tezahür eden kudreti, güneş ve
Ayın hikmetleri, gece ve
Gündüzün oluşumu, bitkiler ve
Hayvanlar âleminde, insanın
Yaratılışında tezahür eden
Deliller hatırlatılarak bütün
Bunların tek olan yüce
Yaratıcıyı gösterdiği zihinlere
Yerleştirilir. 2.ölmüş
Yeryüzünün her sene bahar
Mevsiminde diriltilmesi, insanın
Bir damla sudan yaratılması,
Ölülerin diriltilmesinin delili
Olarak anlatılır. 3.insanlık
Tarihinde risaletin öteden beri
Mevcut olup hz. muhammed (a.s.) ile
Devam ettiği, mahiyet olarak
Beşerden başka bir şey olmayan
Elçilerin sadece ilahî mesajı
Tebliğ ile görevli oldukları,
Onların bu ağır vazifeden
Ötürü insanlardan hiçbir
Karşılık beklemedikleri
Bildirilir.
Sûre bu gerçekleri çok özlü,
Etkili ve düşündürücü bir
Üslupla anlatır. hz. peygamber
(a.s.): ‘yâsîn kur’ân’ın
Kalbidir” buyurmuştur. gerçekten
Bu sûre, kirlenen ruhlara ve
Canlara, temizlenmiş kanla sürekli
Olarak hayat bahşeden, çarpıp
Duran manevî bir kalp
Durumundadır. hz. peygamber:
‘ölmek üzere olanların yanında
Yasin sûresini okuyunuz”
Buyurmakla, onun ölümcül durumda
Olanlara bile hayatiyet vereceğini
Bildirmiştir. gerçekten âhirete
Doğru yolculuğun sonunda bu
Hakikat dersini dinlemek pek
Önemlidir. bazı alimler ise
Ölülerin bile ondan
Faydalanacaklarını, kabrin
Başında okunmasının hadiste yeri
Olduğunu kabul etmişlerdir.
Bismillâhirrahmânirrahîm
1 – yâ sîn,
2 – hikmetli kur’ân’a andolsun:
3 – sen elbette
Gönderilen resullerdensin.
4 – dosdoğru yol üzerindesin.
5-6 – o, azîz ve rahîmden
İndirilen bir tenzil olup, ataları
Uyarılmamış, hâliyle, kendileri
De gaflette giden, bir topluluğu
Uyarmak için gönderilmişsin.
7 – onların çoğunun hakkında
İlahî hüküm hak olarak
Kesinleşti. artık imân etmezler
Onlar…
8 – boyunlarına öyle
Boyunduruklar koyduk ki onlar
Çenelerine dayanmaktadır.
Boyunları yukarı, çeneleri
Kalkık, gözleri havada bir
Durumdadırlar.
Kâfirler, gidişatlarına uygun bir
Şekilde cezalandırılmışlardır.
Mağrur, burunları havada olmaları
Sebebiyle, o şekilde
Kelepçelenmişlerdir. sağ ve sol
El, sağ ve sol çene altlarından
Birer dikme gibi tutturulduktan
Sonra, üstünden çeneye kadar
Varan kelepçe dolanır. bu durumda
Olan şahıs, önünü göremez,
Gözleri havada olduğundan boynu
Şiddetli şekilde ağrır.
9 – hem önlerinden hem
Arkalarından bir set yaparak,
Öylesine çepeçevre sardık ki,
Artık hiç göremezler onlar…
10 – kendilerine müsavidir (ha
Uyardın onları, ha uyarmadın,
Artık iman etmezler onlar…
11 – sen ey resulüm,
Şu kimseyi uyar:
İrşâda can kulağıyla tâbi olur,
Görmediği rahman’a saygı duyup
O’ndan çekinir. müjdele onu:
Mağfiret onun, şerefli
Mükâfat onun…
12 – ölüleri diriltecek biz’iz.
Yaptıkları her şeyi ve bütün
İzlerini bir bir kaydeden biz’iz.
Velhasıl her bir şeyi, apaçık bir
Kitap’ta sayıp döken biz’iz.
13 – sen şimdi onlara
Bir misâl getir:
Malum şehir halkını, hani
Onlara da elçiler gelmişti.
Buradaki elçiler, hz. îsâ’nın
Havarîleri, muhataplar roma
İmparatorluğunun hâkimiyeti
Altında yaşayanlar, şehir ise
Antakya veya o civarda bir başka
Şehirdir. hz. îsâ’nın dâveti
Karşısında müşrik romalılar
Nasıl söndüyse, kur’ân’ın
Dâveti ile de şirkin hakimiyetinin
Yıkılacağına îma edilir.
14 – evet, iki resul
Gönderdik onlara,
‘yalancı ” dediler onlara.
Bunun üzerine, güçlendirdik
Onları bir üçüncü resulle,
Dediler hep birden: ‘biz
Allah’ın elçileriyiz size ”
15 – ahali dedi ki: ‘doğrusu
Rahmanın indirdiği bir şey yok
Siz de bizim gibi bir beşersiniz, evet
Evet… siz sadece yalancısınız ”
16 – resûller dediler:
‘elbette biliyor rabbimiz,
Size gönderilen elçileriz biz;
17 – açıkça tebliğden başka bir
Şeyle yükümlü değiliz biz.”
18 – ahâli dedi ki:
‘uğursuzsunuz siz, şayet
Vazgeçmezseniz, sizi taşlarız,
Acı mı acı bir azap size
Dokundururuz.”
19 – resûller cevap verdiler:
‘uğursuzluğunuz sizinle beraber,
Çünkü siz imânsızsınız,
İrşâd edildiniz diye mi
Böyle söylüyorsunuz?
Haddi aşan toplumun tekisiniz siz ”
20 – derken… şehrin öte
Başından, koşarak bir adam geldi
Ve onlara dedi ki:
‘n’olur ey kavmim gelin siz
Bu resullere uyun ”
Bu zat, habib-i neccar diye bilinir.
21 – ‘sizden bir ücret istemeyen,
Sizden hiç menfaat beklemeyen,
Dosdoğru yolda yürüyen bu
Kimselere uyun.”
22 – ‘hem ne o olmuş ki bana?
Neden tapmayayım beni yaratana?
Hem sizlerin de dönüşü
Olacak o’na ”
23 – ‘hiç o’ndan başka
Tanrı edinir miyim?
Zirâ rahman bana zarar vermek dilerse,
Onların şefaati fayda etmez,
Hem kurtaramazlar da…”
24 – ‘o durumda ben, besbelli
Bir sapıklıkta olurum.
25 – amma bakın:
Ben rabbinize inanıyorum, sizler
De bunu işitmiş olun ”
26 – ona ‘buyur cennete
Gir ” denildi.
O ise halkını hatırlayarak: ‘ah
Halkım bir bilseydi ” dedi.
27 – ‘ah bir bilseler: rabbimin
Beni affettiğini, beni ikramlara
Garkettiğini ”
28 – onun vefatından sonra,
Kavminin üzerine, gökten bir ordu
İndirmedik, zaten bu âdetimizden de
Değildi.
29 – (orduya ne lüzum?), bir tek
Ses yeter bir de bakmışsınız:
Sönüp kalmışlar…
30 – yazıklar olsun o kullara ki,
Kendilerine gelen her resul ile
Mutlaka alay ederlerdi.
31 – kendilerinden önce nice
Nesilleri imhâ ettiğimizi ve
Onların da kendilerine
Dönmediğini görmezler miydi?
32 – hiç kimse hariç kalmamak üzere,
Hepsi huzurumuza toplanacaklar
33 – delil mi isterler?
İşte ölmüş arz
Hayatı ona biz veriyoruz.
Oradan onların yiyecekleri
Habbeleri çıkarıyoruz.
Kendileri de ondan yiyip dururlar.
34 – orada üzüm bağları ve
Hurmalıklar yaptık, orada
Pınarlar fışkırttık.
35 – ta ki onun
Meyvelerinden yesinler,
O meyveleri onlar yapmadılar,
Hâlâ şükretmez mi onlar?
Burada mâ edatı mevsule
Olabileceği gibi nâfiye de
Olabilir. meâlde tek mânayı
Tercih etme mecburiyetinden
Ötürü, daha kuvvetli görünen
Nefy anlamını tercih ettik.
36 – münezzehtir o allah,
Her noksandan münezzeh
Yerin bitirdiği her şeyi,
Ve kendilerini,
Ve daha nice bilmedikleri şeyleri
Çift yaratan, münezzehtir, yücedir
Zevc: çift mânasına geldiği gibi
Çeşit ve kısım mânasına da
Gelir. allah’ın bütün çeşit ve
Sınıflarıyla âlemi
Yarattığını ifade eder. bu
Âyet, çift kavramının insanlar
Gibi bitkilerde de erkek ve dişi
Unsurlar ile câri olduğunu, hatta
İnsanların çeşitli dönemlerde
Bilmedikleri birçok şeylerde de
Çift unsurun bulunduğunu ifade
Eder: elektrikte artı ve eksi yük,
Cisimler arasında itme ve çekme
Kuvveti, maddenin temeli olan
Atomlarda pozitif ve negatif
Elektronlar, bu âyetin mûcizevî
Olarak haber verdiği şeyler
Arasındadır. bütün bunlardan
Maksat da, her şeyi çift yaratan,
Bunca çeşitliliği ile kâinatı
Yaratan allah’ın tek olup eş ve
Ortaktan münezzeh olduğunu
Vurgulamaktır.
37 – onlara bir delil de gecedir:
Ki biz ondan gündüzü sıyırıp soyarız,
Birden karanlığa gömülürler…
38 – güneş de bir delildir onlara,
Akar gider yörüngesinde…
O azîz ve alîmin, (o üstün
Kudret sahibinin ve her şeyi
Bilenin), yaratması böyle olur
İşte
Kur’ân’ın muhataplarına vermek
İstediği ders şudur: çok
Mükemmel ve en ufak aksaklık
Göstermeyen bir nizam vardır. her
Tarafı birbiriyle tam irtibatlı bu
Nizam, bu sistem de, nizamın
Sahibinin tek olduğunu gösterir.
Bunun misallerinden biri güneşin
Hareketidir. güneşin hareketi
Kendi etrafında olabilir.
Dünyanın etrafında olabilir,
Güneş sistemi olarak olabilir,
İçinde bulunduğu samanyolu
Galaksisi olarak saniyede 10 mil
Veya daha fazla hızlı bir
Hareketle olabilir. âyetin aslında
Öyle bir cümle yapısı vardır ki
Bütün bunları ifade etmesi
Mümkündür. fakat önemli olan
Şudur ki, nizam fikri, bütün
İhtimallerde mevcuttur. allah’ın bu
Mûcizeli, çevik, muazzam, pek
Marifetli ve maharetli hizmetkârı
Olan güneş, herbiri ayrı ayrı
Yörüngede, muazzam faaliyetlerine
Rağmen hiçbir uyumsuzluğa yol
Açmamakta, en ufak bir aksaklık
Göstermemektedir.
39 – ay için de birtakım
Safhalar, duraklar tâyin ettik;
Dolaşa dolaşa, nihayet eski hurma
Salkımının çöpü gibi kuru,
Sarı, kavisli bir hâle gelir.
40 – ne güneş aya kavuşabilir, ne
Gece gündüzün önüne geçebilir.
O gök cisimlerinden her biri, birer
Yörüngede akar, durur….
41 – bir delil daha onlara:
Nesillerini dopdolu
Gemilerde taşımamızdır.
Eski tefsirlerimizin çoğu burada
Hz. nuh (a.s.)’ın gemisini
Düşünürler. merhum elmalı’lı
M. h. yazır ise, nesillerin ana
Rahimlerinde boğulmaksızın,
Emniyetle taşınmasını
Düşünür. bu mânâ -tek tek
Bütün insanlarla ilgili olup,
Hepsinin devamlı görüp durduğu
Bir hâdise olması itibariyle- daha
Münasip sayılabilir.
42 – biz, onlar için, gemiye benzer,
Daha nice binekler yaratırız…
Birçok çağdaş tefsirde
Belirtildiği gibi burada, ulaşım
Aracı olmak bakımından gemiye
Benzeyen yolcu nakil
Vasıtalarından tren, otobüs,
Uçak gibi binekler, açıkça haber
Verilmektedir.
43 – şayet dileseydik
Onları boğardık
Ne feryatlarına koşan bir kimse
Bulabilir, ne de başka türlü
Kurtarılırlardı.
44 – sadece biz’den ulaşacak bu
Rahmet ve onları bir vâdeye kadar
Yaşatma irademizle hayatta
Kalabilirler.
45 – onlara ne zaman: ‘önünüzde
Ardınızda bulunan hâllerden sakının,
Böylelikle merhamet edilmeye
Müstehak olun ”
Denilse, yüz çevirirler…
Bu haller hakkında şu
İhtimaller düşünülmüştür:
‘dünya azabı ve âhiret azabı”;
‘şimdiki zaman veya istikbaldeki
Tehlikeler”, ‘görünen veya
Görünmeyen kaza ve belalar”
46 – ne zaman rab’lerinin âyetlerinden
Bir âyet, gelse, yüz çevirirler…
47 – onlara ne zaman: ‘allah’ın
Size lütfettiğinden, siz de
Muhtaçlar için harcayın”
Denilse,
Kâfirler müminlere şöyle derler:
‘size kalsa allah’ın dilediği
Takdirde bol bol
Rızıklandıracağı kimseyi
Doyurmak bizim mi işimiz?
Siz, böyle ne sapık
Düşünürsünüz ”
48 – ve yine derler ki: ‘eğer
Doğru söylüyorsanız, bizi tehdid
Ettiğiniz bu mezarlardan kalkma ne
Zaman?
49 – onların beklediği:
Sadece bir ses…
Çekişip dururlarken
Kendilerini çarpacak bir ses…
50 – işte o zaman…
Ne vasiyette bulunabilir, ne de
Evlerine dönebilirler…
51 – sura üflendi,
‘kalk ” borusu çaldı…
İşte mezarlarından kalkıp, rab’lerinin
Huzurunda duruşmaya koşuyorlar…
52 – ‘eyvah bize kim kaldırdı bizi
Yatağımızdan?” diyorlar…
‘işte rahmân’ın vâdi:
Resuller doğru söylerler ”
53 – bütün olay, bir
Çağrıdan ibâret
İşte hepsi duruşma için
Toplanmışlar…
54 – artık bugün, kimseye
Zulmedilmez, hakkınızdan başka
Size bir karşılık verilmez.
55 – amma bugün cennetlikler, zevk
Ve eğlence içindedirler…
56 – hem kendileri, hem eşleri
Gölgeliklerde, tahtlarına kurulurlar.
57 – orada turfanda yemişler onlara,
Hâsılı istedikleri her şey onlara…
58 – rabb-i rahim’den sözle olan
Bir selâm yine onlara…
59 – ‘fakat bugün sizler,
Şöyle bir tarafa çekilin
Ey mücrimler”
60 – ‘ey âdem’in evlatları
Size emretmemiş miydim: ?
‘şeytana tapmayın sakın ”
61 – ‘çünkü o size âşikar
Düşman… lâkin bana tapın
İşte sırat-ı müstakim ”
62 – o, içinizden nice
Nesilleri saptırdı.
Bunu düşünmeli değil miydiniz?
63 – işte tehdid
Edildiğiniz cehennem
64 – inkârınız sebebiyle
Bugün oraya girin.
65 – bugün mühür
Vuracağız ağızlarına,
Elleri bize söyler, ayakları
Şahitlik eder, kendi yaptıklarına.
66 – eğer dileseydik gözlerini
Dümdüz, silme kör ederdik,
O zaman yola dökülüp dururlardı.
Fakat nasıl göreceklerdi?
‘imana gelmeleri için, ille de
Kendilerini böyle sakat, çarpık
Çurpuk etmemizi mi bekliyorlar?
Dileseydik böyle yapardık, ama o
Zaman da imâna koşmak için
Yarışmak isterlerdi. fakat bu
Vaziyette nasıl görebileceklerdi
Ki?” demektir.
67 – eğer dileseydik, oldukları
Yerde, hemen başüstü,
Mâhiyetlerini değiştirir, çirkin
Mi çirkin, tersyüz ederdik…
Artık ne ileriye devam edebilir, ne de
Geriye dönüş yapabilirlerdi.
68 – onlardan hayatta
Bıraktığımız kimsenin ise,
Hilkatini tersyüz ederiz.
Hâlâ akıllanmazlar mı?
Tefsirlerin çoğunluğunda
Bulunmayan bu anlam ve irtibat
Tefsiru’t-tahrir ve’t-tenvir’den
Alınmıştır.
69 – biz resûl’e kur’ân
Öğrettik, şiir öğretmedik, o
Zaten ona yaraşmaz.
O sırf bir irşâd ve
Parlak bir kur’ân’dır.
70 – yaşayan her
Kişiyi uyarsın diye,
Böylece ilahî hüküm kâfirler
Hakkında kesinleşsin diye,
Gönderilmiştir.
71 – şunu da görmediler mi:
Ellerimizle yaptığımız
Eserlerden kendileri için uysal,
Evcil hayvanlar yarattık da onlara
Mâlik bulunuyorlar.
72 – onları emirlerine âmade
Kıldık. onlardan hem binek edinir,
Hem de yerler,
73 – onlardan içecekler elde ederler,
Daha nice menfaatlerinden
Yararlanırlar.
Hâlâ mı şükretmezler?
74 – tuttular, allah’tan başka
Tanrılar peşine düştüler,
Güyâ ki yardıma nâil olacaklar
75 – o putlar kendilerine
Yardım edemezler, nasıl olur?
Zaten bunlar, onlar için
Hazırlanmış askerler
Şirkin asıl çelişkisi
Şuradadır: müşrik, putundan
Yardım bekler; amma aslında
Müşriğin yardımı olmasa put
Varlığını devam ettiremez.
Hazır kuvvet halinde nöbettarlık,
Bekçilik eden putperesttir ki,
Şirki devam ettirir. yani o ona
Asker, öbürü buna asker âyet-i
Kerime bu iki anlamı mükemmel bir
Tarzda toplamaktadır.
76 – o halde ey resulüm, üzülme
Sen onların laflarına, onların
Gizlediklerini de iyi biliriz,
Açıkladıklarını da, sen hiç
Tasalanma…
77 – insan şunu hiç
Görüp düşünmedi mi: ?
Biz kendisini bir nutfeden yaratmışken,
Yaman bir hasım kesildi bize.
78 – nasıl yaratıldığını
Unutarak, bir de misâl fırlattı bize:
‘çürümüş vaziyetteki o
Kemikleri kim diriltecek ” diye.
79 – de ki: ‘onları ilk defa
Yaratan diriltir, hem o, yaratmanın
Her türlüsünü bilir.”
Burada ‘halk”, türkçedeki mef’ul
Mânâsında olmayıp, masdar
Mânâsınadır. yani ‘allah,
Yaratmanın her türlüsünü,
Hayale bile gelmez şekillerini,
Mekanizmalarını bilir” demektir.
80 – o’dur ki sizin için yeşil
Ağaçtan bir ateş yaratır, siz de
Onu tutuşturup durursunuz.
Tefsirlerin çoğu bundan, yaş iken
Birbirine sürtülmekle ateş
Çıkaran çöl ağacı merh ve
Afâr’ın kasdedildiğini
Bildirirler. çağdaş
Müelliflerden, petrolü oluşturan
Ağaçları düşünenler de
Vardır.
81 – gökleri ve yeri yaratan, onlar
Gibisini yaratmaya olmaz mı kadir
Elbette kadir
Hallâk o’dur, alîm odur
(her şeyi yaratan, her
Şeyi bilen o’dur).
82 – bir şeyi dilediğinde o’nun
Buyruğu, sadece ‘ol ” demektir,
Hemen oluverir…
83 – sübhandır, münezzehdir o
Zât ki, her şey üzerinde
Hâkimiyet elindedir.
Ve… hepinizin de
Dönüşü, o’na olacaktır