Abdulhadi Kanakeri Yusuf Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulhadi Kanakeri – Yusuf Suresi

Yusuf suresi
1. elif lam ra tilke
Ayatül kitabil mübın
2. inna enzelnahü kur’anen
Arabiyyel lealleküm ta’kılun
3. nahnü nekussu aleyke ahsenel
Kasası bima evhayna ileyke hazel
Kur’ane ve in künte min kablihı le
Minel ğafilın
4. iz kale yusüfü li ebıhi ya
Ebeti innı raeytü ehade aşera
Kevkebev veş şemse vel kamera
Raeytühüm li sacidın
5. kale ya büneyye la taksus
Rü’yake ala ıhvetike fe yekıdu
Leke keyda inneş şeytane lil
İnsani adüvvüm mübın
6. ve kezalike yectebıke rabbüke
Ve yüallimüke min te’vilil
Ehadısi ve yütimmü nı’metehu
Aleyke ve ala ali ya’kube kema
Etemmeha ala ebeveyke min kablü
İbrahıme ishak inne rabbeke
Alımün hakım
7. le kad kane fı yusüfe
Ihvetihı ayatül lis sailın
8. iz kalu le yusüfü ve ehuhü
Ehabbü ila ebına minna ve nahnü
Usbeh inne ebana le fı dalalim
Mübın
9. uktülu yusüfe evitrahuhü erday
Yahlü leküm vechü ebıküm ve
Tekunu mim ba’dihı kavmen salihıyn
10. kale kailüm minhüm la taktülu
Yusüfe ve elkuhü fı ğayabetil
Cübbi yeltekıthü ba’düs
Seyyarati in küntüm faılın
11. kalu ya ebana ma leke la te’menna
Ala yusüfe inna lehu lenasihun
12. ersilhü meana ğadey yerta’ ve
Yel’ab ve inna lehu lehafizun
13. kale innı le yahzününı en
Tezhebu bihı ve ehafü ey
Ye’külehüz zi’bü ve entüm anhü
Ğafilun
14. kalu le in ekelehüz zi’bü ve
Nahnü usbetün inna izel le hasirun
15. fe lemma zehebu bihı ve ecmeu
Ey yec’aluhü fı ğayabetil cübb
Ve evhayna ileyhi le
Tünebbiennehüm bi emrihim haza ve
Hüm la yeş’urun
16. ve cau ebahüm ışaey yebkun
17. kalu ya ebana inna zehebna
Nestebiku ve terakna yusüfe ınde
Metaına fe ekelehüz zi’b ve ma
Ente bi mü’minil lena ve lev künna
Sadikıyn
18. ve cau ala kamısıhı bi demin
Kezib kale bel sevvelet leküm
Enfüsüküm emra fe sabrun cemıl
Vallahül müsteanü ala ma tesıfun
19. ve caet seyyaratün fe erselu
Varidehüm fe edla delveh kale ya
Büşra haza ğulam ve eserruhü
Bidaah vallahü alımün bi ma
Ya’melun
20. ve şeravhü bi semenim bahsin
Derahime ma’dudeh ve kanu fıhi
Minez zahidın
21. ve kalellezişterahü mim mısra
Limraetihı ekrimı mesvahü asa ey
Yenfeana ev nettehızehu veleda ve
Kezalike mekkenna li yusüfe fil
Erdı ve li nuallimehu min te’vılil
Ehdıs vallahü ğalibün ala
Emrihı ve lakinne ekseran nasi la
Ya’lemun
22. ve lemma beleğa eşüddehu
Ateynahü hukmev ve ılma ve
Kezalike neczil muhsinın
23. ve ravedethülletı hüve fı
Beytiha an nefsihı ve ğallekatil
Ebvabe ve kalet heyte lek kale
Meazellahi innehu rabbı ahsene
Mesvay innehu la yüflihuz zalimun
24. ve le kad hemmet bihı ve hemme
Biha lev la er raa bürhane rabbih
Kezalike li nasrife anhüs sue vel
Fahşa’ innehu min ıbadinel
Muhlesıyn
25. vestebekal babe ve kaddet
Kamısahu min dübüriv ve elfeya
Seyyideha ledel bab kalet ma ceazü
Men erade bi ehlike suen illa ey
Yüscene ev azabün elım
26. kale hiye ravedetnı an nefsı
Ve şehide şahidüm min ehliha in
Kane kamısuhu kudde min kubulin fe
Sadekat ve hüve minel kazibın
27. ve in kane kamısuhu kudde min dübürin
Fe kezebet ve hüve mines sadikıyn
28. felemma raaa kamısahu kudde min
Dübürin kale innehu min keydikünn
İnne keydekünne azıym
29. yusüfü a’rıd an haza vestağfirı li
Zembik inneki künti minel hatıın
30. ve kale nisvetün fil
Medınetimraetül azızi türavidü
Fetaha an nefsih kad şeğafeha
Hubba inna leneraha fı dalalim
Mübın
31. felemma semiat bi mekrihinne
Erselet ileyhinne ve a’tedet
Lehünne müttekeev ve atet külla
Vahıdetim minhünne sikkınev ve
Kaletıhruc aleyhinn felemma
Raeynehu ekbernehu ve katta’ne
Eydiyehünne ve kulne haşe lillahi
Ma haza beşera in haza illa
Melekün kerım
32. kalet fe zalikünnellezı
Lümtünnenı fıh ve le kad
Ravedtühu an nefsihı festa’sam ve
Leil lem yef’al ma amürruhu le
Yüscenenne ve leyekunem mines
Sağırın
33. kale rabbis sicnü ehabbü
İleyye mimma yed’unenı ileyh ve
İlla tasrif annı keydehünne asbü
İleyhinne ve eküm minel cahilın
34. festecabe lehu rabbühu fe
Sarafe anhü keydehünn innehu
Hüves semıul alım
35. sümme beda lehüm mim ba’di ma raevül
Ayati le yescününnehu hatta hıyn
36. ve dehale meahüs sicne feteyan
Kale ehadühüma innı eranı
A’sıru hamra ve kalel aharu innı
Eranı ahmilü fevka ra’sı hubzen
Te’külüt tayru minh nebbi’na bi
Te’vılih inna nerake minel
Muhsinın
37. kale la ye’tiküma taamün
Türzekanihı illa nebbe’tüküma bi
Te’vılihı kable ey ye’tiyeküma
Zaliküma mimma alemenı rabbı
İnnı teraktü millete kavmil la
Yü’minune billahi ve hüm bil
Ahırati hüm bil ahırati hüm
Kafirun
38. vetteba’tü millete abai
İbrahıme ve ishaka ve ya’kub ma
Kane lena en nüşrike billahi min
Şey’ zalike min fadlillahi aleyna
Ve alen nasi ve lakinne ekseran nasi
La yeşkürun
39. ya sahıbeyis sicni e erbabüm
Müteferrikune hayrun emillahül
Vahıdül kahhar
40. ma ta’büdune min dunihı illa
Esmaen semmeytümuha entüm ve
Abaüküm ma enzelellahü biha min
Sültan inil hukmü illa lillah
Emera ella ta’büdu illa iyyah
Zaliked dınül kayyimü ve lakinne
Ekseran nasi la ya’lemun
41. ya sahıbeyis sicni emma
Ehadüküma fe yeskıy rabbehu hamra
Ve emmel aharu fe yuslebü fe
Te’külüt tayru mir ra’sih kudıyel
Emrullezı fıhi testeftiyan
42. ve kale lillezı zanne ennehu
Nacim minhümezkürnı ınde rabbike
Fe ensahüş şeytanü zikra
Rabbihı fe lebise fis sicni bid’a
Sinın
43. ve kalel melikü innı era seb’a
Bekaratin simaniy ye’külühünne
Seb’un ıcafüv ve seb’a
Sümbülatin hudriv ve uhara yabisat
Ya eyyühel meleü eftunı fı
Rü’yaye in küntüm lir rü’ya
Ta’bürun
44. kalu adğasü ahlam ve ma nahnü
Bi te’vılil ahlami bi alimın
45. ve kalellezı neca minhüma
Veddekera ba’de ümmetin ene
Ünebbiüküm bi te’vılihı fe
Ersilun
46. yusüfü eyyühes sıddıku
Eftina fı seb’ı bekaratin simaniy
Ye’külününne seb’un ıcafüv ve
Seb’ı sümbülatin hudriv ve ühara
Yabisatil leallı erciu ilen nasi
Leallehüm ya’lemun
47. kale tezraune seb’a sinıne
Deeba fe ma hasadtüm fezeruhü fı
Sümbülihı illa kalılem mimma
Te’külun
48. sümme ye’tı mim ba’di zalike
Seb’un şidadüy ye’külne ma
Kaddemtüm lehünne illa kalılem
Mimma tuhsınun
49. sümme ye’tı mim ba’di zalike
Amün fıhi yüğasün nasü ve
Fıhi ya’sırun
50. ve kalel melikü’tunı bih fe
Lemma caehür rasulü kalercı’ila
Rabbike fes’elhü ma balün
Nisvetillatı katta’ne eydiyehünn
İnne rabbı bi keydihinne alım
51. kale ma hatbükünne iz
Ravedtünne yusüfe an nefsih kulne
Haşe lillahi ma alimna aleyhi min
Su’ kaletimraetül azızil ane
Hashasal hakku ene ravedtühu an
Nefsihı ve innehu le mines
Sadikıyn
52. zalike li ya’leme ennı lem
Ehunhü bil ğaybi ve ennellahe la
Yehdı keydel hainın
53. ve ma überriü nefsı innen
Nefse le emmaratüm bis sui illa ma
Rahıme rabbı inne rabbı ğafurur
Rahıym
54. ve kalel melikü’tunı bihı
Estahlıshü li nefsı fe lemma
Kellemehu kale innekel yevme ledeyna
Mekınün emın
55. kalec’alnı ala hazainil ard
İnnı hafıyzun alım
56. ve kezalike mekkenna li yusüfe
Fil ard yetebevveü minha haysü
Yeşa’ nüsıybü bi rahmetina men
Neşaü ve la nüdıy’u ecral
Muhsinın
57. ve le ecrul ahırati hayrul
Lillezıne amenu ve kanu yettekun
58. ve cae ıhvetü yusüfe fe dehalu aleyhi
Fe arafehüm ve hüm lehu münkirun
59. ve lemma cehhezehüm bi
Cehazihim kale’tunı bi ehıl leküm
Min ebıküm ela teravne ennı ufil
Keyle ve ene hayrul münzilın
60. fe il lem te’tunı bihı fe la
Keyle leküm ındı ve la takrabun
61. kalu senüravidü anhü
Ebahü ve inne le faılun
62. ve kaleli fityanihic’alu
Bidaatehüm fı rihalihim leallehüm
Ya’rifuneha izenkalebu ila ehlihim
Leallehüm yarciun
63. fe lemma raceu ila ebıhim kalu
Ya ebana münia minnel keylü fe
Ersil meana ehana nektel ve inna
Lehu lehafizun
64. kale hel amenüküm aleyhi illa
Kema emintüküm ala ehıyhi min
Kabl fellahü hayrun hafizav ve
Hüve erhamür rahımın
65. ve lemma fetehu metaahüm vecedu
Bidaatehüm ruddet ileyhim kalu ya
Ebana ma nebğıy hazihı bidaatüna
Ruddet ileyna ve nemıru ehlena ve
Nahfezu ehana ve nezdadü keyle
Beıyr zalike keylüy yesır
66. kale len ürsilehu meaküm hatta
Tü’tuni mevsikam minellahi
Lete’tünnenı bihı illa ey yühata
Biküm fe lemma atevhü mevsikahüm
Kalellahü ala ma nekulü vekıl
67. ve kale ya beniyye la tedhulu
Mim babiv vahıdiv vedhulu min
Ebvabim müteferrikah ve ma uğnı
Anküm minellahi min şey’ inil
Hukmü illa lillah aleyhi tevekkelt
Ve aleyhi fel yetevekkelil
Mütevekkilun
68. ve lemma dehalu min haysü
Emerahüm ebuhüm ma kane yuğnı
Anhüm minellahi min şey’in illa
Laceten fı nefsi ya’kube kadaha ve
İnnehu le zu ılmil lima allemnahü
Ve lakinne ekseran nasi la ya’lemun
69. ve lemma dehalu ala yusüfe ave
İleyhi ehahü kale innı ene ehuke
Fe la tebteis bima kanu ya’melun
70. fe lemma cehhezehüm bi
Cehazihim ceales sikayete fı rahli
Ehıyhi sümme ezzene müezzinün
Eyyetühel ıyru inneküm le sarikun
71. kalu ve akbelu
Aleyhim maza tefkıdun
72. kalu nefkıdü suvaal meliki ve
Li men cae bihı hımlü beıyriv ve
Ene bihı zeıym
73. kalu tellahi le kad alimtüm ma
Ci’na li nüfside fil erdı ve ma
Künna sarikıyn
74. kalu fe ma cezaühu in
Küntüm kazibın
75. kalu cezaühu mev vücide fı
Rahlihı fe hüve cezaüh kezalike
Necziz zalimın
76. fe bedee bi ev’ıyetihim kable
Viai ehıyhi sümmestahraceha min
Viai ehıyh kezalike kidna li yusüf
Ma kane li ye’huze ehahü fı dınil
Melikı illa ey yeşaellah nerfeu
Deracatim men neşa’ ve fevka külli
Zı ılmin alım
77. kalu iy yesrık fe kad seraka
Ehul lehu min kabl fe eserraha
Yusüfü fı nefsihı ve lem
Yübdiha lehüm kale entüm şerrum
Mekana vallahü a’lemü bima
Tesıfun
78. kalu ya eyyühel azızü inne
Lehu eben şeyhan kebıran fe huz
Ehadena mekaneh inna nerake minel
Muhsinın
79. kale meazellahi en ne’huze illa
Mev vecedna metaana ındehu inna
İzel le zalimun
80. fe lemmestey’esu minhü halesu
Neciyya kale kebıruhüm e lem
Ta’lemu enne ebaküm kad ehaze
Aleyküm mevsikam minellahi ve min
Kablü ma ferrattüm fı yusüf fe
Len ebrahal erda hatta ye’zene lı
Ebı ev yahkümellahü lı ve hüve
Hayrul hakimın
81. irciu illa ebıküm fe kulu ya
Ebana innebneke serak ve ma şehidna
İlla bima alimna ve ma künna
Lilğaybi hafizıyn
82. ves’elil karyetelletı künna
Fıha vel ıyralletı akbelna fıha
Ve inna lesadikun
83. kale bel sevvelet leküm
Enfüsüküm emra fe sabrun cemıl
Asellahü ey ye’tiyenı bihim cemıa
İnnehu hüvel alımül hakım
84. ve tevella anhüm ve kale ya
Esefa ala yusüfe vebyaddat aynahü
Minel huzni fe hüve kezıym
85. kalu tellahi tefteü tezküru
Yusüfe hatta tekune haradan ev
Teküru yusüfe hatta tekune haradan
Ev tekune minel halikın
86. kale innema eşku bessı ve
Huznı ilellahi ve a’lemü minellahi
Ma la ta’lemun
87. ya beniyyezhebu fe tehassesu miy
Yusüfe ve ehıyhi ve la tey’esu mir
Ravhıllahi illel kavmül kafirun
88. fe lemma dehalu aleyhi kalu ya
Eyyühel azızü messena ve ehlened
Durru ve ci’na bi bidaatim müzcatin
Fe evfi lenel keyle ve tesaddak
Aleynav innellahe yeczil
Mütesaddikıyn
89. kale hel alimtüm ma fealtüm bi
Yusüfe ve ehıyhi iz entüm cahilun
90. kalu einneke le ente yusüf kale
Ene yusüfü ve haza ehıy kad
Mennellahü aleyna innehu mey
Yettekı ve yasbir fe innellahe la
Yüdıy’u ecral muhsinın
91. kalu tellahi le kad aserakellahü
Aleyna ve in künna le hatıın
92. kale la tesrıbe aleykümül
Yevm yağfirullahü leküm ve hüve
Erhamür rahımın
93. izhebu bi kamısıy haza fe
Elkuhü ala vechi ebı ye’ti
Besıyra ve’tunı bi ehliküm
Ecmeıyn
94. ve lemma fesaletil ıyru kale
Ebuhüm innı le ecidü rıha
Yusüfe lev la en tüfennidun
95. kalu tellahi inneke le
Fı dalalikel kadım
96. fe lemma en cael beşıru
Elkahü ala vechihı fertedde
Besıyra kale elem ekul leküm innı
A’lemü minellahi ma la ta’lemun
97. kalu ya ebanestağfir lena
Zünubena inna künna hatıın
98. kale sevfe estağfiru leküm rabbı
İnnehu hüvel ğafurur rahıym
99. fe lemma dehalu ala yusüfe ava
İleyhi ebeveyhi ve kaledhulu mısra
İn şaellahü aminın
100. ve rafea ebeveyhi alel arşi ve
Harru lehu sücceda ve kale ya ebeti
Haza te’vılü rü’yaye min kablü
Kad cealeha ribbı hakka ve kad
Ahsene bı iz ahracenı mines sicni
Ve cae biküm minel bedvi mim ba’di
En nezeğaş şeytanü beynı ve
Beyne ıhvetı inne rabbı
Latıyfül lima yeşa’ innehu hüvel
Alımül hakım
101. rabbi kad ateytenı minel
Mülki ve allemtenı min te’vılil
Ehadıs fatıras semavati vel erdı
Ente veliyyı fid dünya vel ahırah
Teveffenı müslimev ve elhıknı
Bis salihıyn
102. zalike min embail ğaybi
Nuhıyhi ileyk ve ma künte ledeyhim
İz ecmeu emrahüm ve hüm yemkürun
103. ve ma ekserun nasi ve lev
Haraste bi mü’minın
104. ve ma tes’elühüm aleyhi min ecr
İn hüve illa zikrul lil alemın
105. ve keeyyim min ayetin fis
Semavati vel erdı yemürrune aleyha
Ve hüm anhü mu’ridun
106. ve ma yü’minü ekseruhüm
Billahi illa ve hüm müşrikun
107. e fe eminu en te’tiyehüm
Ğaşiyetüm min azabillahi ev
Te’tiyehümüs saatü bağtetev ve
Hüm la yeş’urun
108. kul hazihı sebılı ed’u
İlellahi ala besıyratin ene ve
Menittebeanı ve sübhanellahi ve ma
Ene minel müşrikın
109. ve ma erselna min kablike illa
Ricalen nuhıy ileyhim min ehlil
Kura e fe lem yesıru fil erdı fe
Yenzuru keyfe kane akıbetüllezıne
Min kablihim ve la darul ahırati
Hayrul lillezınettekav e fe la
Ta’kılun
110. hatta izestey’eser rusülü ve
Zannu ennehüm kad küzibu caehüm
Nasruna fe nücciye men neşa’ ve la
Yüraddü be’süna anil kavmil
Mücrimın
111. le kad kane fı kasasıhum
Ibratül li ülil elbab ma kane
Hadısey yüftera ve lakin
Tasdıkallezı beyne yedeyhi ve
Tefsıyle külli şey’iv ve hüdev
Ve rahmetel li kavmiy yü’minun
Meali
12 – yusuf sûresi
Mekke döneminin sonlarında nâzil
Olmuş olup 111 âyettir. adını,
Sûrenin nerdeyse esas konusu olan
Yusuf (a.s.)’ın kıssasından
Alır. aslında hz. yusuf (a.s.)’ın
Kıssası bir çerçeve olup, bu
Vesile ile çok sayıda dini prensip
Zihinlere yerleştirilir. bu
Sûrenin hz. peygamber dünyadaki en
Büyük iki desteğini, yani
Hanımı hz. hatice (r.a) ile
Amcası ebû talib’i kaybedip
Büyük bir üzüntü içine
Girdiği bir dönemde gelmesi, ona
Tam bir teselli olmuştur. diğer
Peygamber kıssaları, siyak
Münasebetiyle, değişik
Üsluplarla, farklı sûrelerde ele
Alındıkları halde, yusuf
Kıssası yalnız bu sûrede, ama
Kur’ân’ın en tafsilatlı kıssası
Olarak zikredilmiştir. kıssa, bizi
Dünyada elimizden tutarak âhiret
Ebedîliğine götürdükten sonra
Hatimesinde tekrar dünyaya
Döndürür, tevhid ve tebliğde
Metod dersi vererek sona erer.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – elif, lâm, râ. bunlar,
Hakkı açıklayan, haktan geldiği
Âşikâr olan kitabın
Âyetleridir.
2 – düşünüp mânasını
Anlamanız için biz, onu arapça
Bir kur’ân olarak indirdik.
Arapça olmasından maksat,
Kur’ân’ın nâzil olduğu çevrenin
Dili olarak, arap toplumunun
Bahanelerini ortadan kaldırmaktı.
Elbette ilahî mesaj insanların
Konuştukları dillerden biri ile
Gelme durumunda idi. evrensel de
Olsa her hareketin mutlaka ilk
Çekirdeğinin bir yerde
Oluşturulması gerekir. bu âyet,
Kur’ân adının ancak arapça olan
Aslî şekline denilip, onun
Tercümelerinin kur’ân olmasına
İmkân ve ihtimal bulunmadığına
Kesin bir delildir.
3 – biz, bu kur’ân’ı sana
Vahyetmekle, geçmiş ümmetlerin
Birtakım haberlerini en güzel
Şekilde beyan ediyoruz. şu bir
Gerçek ki daha önce senin bundan
Hiç haberin yoktu.
4 – bir zaman yusuf babasına,
‘babacığım ” dedi. ‘ben
Rüyamda on bir yıldızın, güneş
Ve ayın bana secde ettiklerini
Gördüm.”
5 – ‘evladım dedi babası, sakın bu
Rüyanı kardeşlerine anlatma.
Sonra seni kıskandıklarından
Sana tuzak kurarlar.
Çünkü şeytan, insanın
Besbelli düşmanıdır.
6 – rabbin seni öylece seçecek,
Sana rüya tabirini öğretecek,
Ve daha önce büyük babaların
İbrâhim ile ishak’a olan nimetini
Tamamına erdirdiği gibi, sana ve
Yâkub ailesine de nimetini kemale
Erdirecektir. çünkü rabbin her
Şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm
Ve hikmet sahibidir.
Bu tabir, rüya tabirinden başka
Sezgi, basiret ve konuların gerçek
Mahiyetini kavramayı da içine
Almaktadır.
7 – gerçekten, yusuf ile
Kardeşlerinin kıssalarında, sorup
İlgilenenlerin alacakları nice
İbretler vardır.
Mevcut tevrat’a göre yusuf’un
Rüyayı anlatması üzerine babası
Yâkub (a.s.) kızıp onu
Azarlamıştır. (tekvin, 37,10)
8-9 – hani onlar ‘yusuf ile öz
Kardeşi, babamıza daha sevimli geliyor.
Oysa biz daha güçlü bir grubuz.
Pek belli ki babamız bu
İşte yanılıyor.
Yusuf’u öldürün yahut onu uzak
Bir yere atın ki babanızın sevgi
Ve teveccühü yalnız size kalsın.
Ondan sonra da tövbe ederek
Salih kimseler olursunuz,
Babanızla münasebetleriniz
Düzelir, işiniz yoluna girer.
Onun ana baba bir kardeşi
Bünyamin’i kasdediyorlardı.
Bünyamin’in dünyaya gelirken
Annesi ölmüş olduğundan,
Babaları onlara daha fazla şefkat
Duyardı. diğerleri ise yusuf’un
Baba cihetinden kardeşleri idi.
10 – içlerinden biri: ‘yusuf’u
Öldürmeyin de bir kuyu dibine bırakın.
Yolcu kafilelerinden biri onu yitik
Olarak alıp götürsün. eğer
Yapacaksanız böyle yapın ”
Dedi.
11-12 – onlar buna karar verdikten
Sonra bir gün babalarına varıp:
‘sevgili babamız dediler, sen
Neden güvenip de yusuf’u bize
Emanet etmiyorsun.
Oysa biz onu çok seviyoruz. ona
Samimiyetle bağlıyız.”
‘yarın onu bizimle gönder, gezsin
Oynasın, biz ona çok iyi sahip
Çıkarız.”
13 – babaları: ‘onu
Götürmeniz beni
Meraklandırır.
Korkarım ki siz farkında olmadan, kurdun
Biri gelip onu yiyebilir” dedi.
14 – onlar ‘vallahi dediler,
‘biz böylesine güçlü bir grup
İken onu kurt kapar da yerse,
Yazıklar olsun bize biz ne güne
Duruyoruz.”
15 – derken kardeşleri onu
Alıp götürünce
Ve onu kuyunun dibine bırakma konusunda
Görüş birliğine varınca,
Biz de yusuf’a şöyle vahyettik:
‘zamanı gelecek, onların hiç
Hatırlarına gelmediği ve seni
Hiç tanımadıkları bir sırada,
Kendilerine yaptıkları bu işi
Hatırlatacaksın.”
16-17 – yatsı vakti, ağlayarak
Babalarının yanına dönüp dediler ki:
‘sevgili babamız, biz yarışmak
Üzere bulunduğumuz yerden
Ayrılırken yusuf’u da
Eşyalarımızın yanında
Bıraktık.
Bir de döndük ki onu kurt yemiş
Şimdi biz doğru da söylesek sen
Bize inanmayacaksın ”
18 – onlar yusuf’un gömleğine sahte
Kan bulaştırarak getirmişlerdi.
Babaları yâkub: ‘hayır dedi,
Nefisleriniz sizi aldatmış, bu
İşe sevketmiş.”
Artık bana düşen, ümitvar
Olarak güzelce sabretmektir.
Ne diyeyim, sizin bu
Anlattıklarınız karşısında,
Allah’tan başka yardım edebilecek
Hiç kimse olamaz ”
Sabrun cemil: feryatsız,
Şikâyetsiz, soğukkanlı ve
Mütevekkil bir şekilde belayı
Karşılamak demektir. mevcut tevrat
Metni, hz. yâkub (a.s.) ın
Tepkisini ve yas tutmasını, bir
Peygamber teslimiyetine
Yaraşmayacak tarzda tasvir eder.
19 – (gelelim yusuf’a) öteden bir
Kafile gelmiş, sucularını kuyuya
Göndermişlerdi.
Saka vardı, kovasını sarkıttı.
‘a müjde müjde işte
Bir civan ” dedi.
Sucu ile yanındakiler, onu ticaret
Malı olarak satmak niyetiyle,
Kafilede olanlara onu bildirmeyip
Gizlediler.
Ama allah teâla, onların ne
Yapacaklarını pek iyi biliyordu
20 – nihayet mısır’a varınca,
Onu düşük bir fiyata, bir kaç
Paraya sattılar.
Zaten ona pek kıymet biçmiyorlardı.
21 – mısır’da yusuf’u satın
Alan vezir hanımına:
‘ona güzel bak ” dedi,
‘belki bize faydası dokunur,
Yahut onu evlat ediniriz ”
Böylece yusuf’un o ülkede yerini
Sağlamlaştırdık, ona imkân verdik
Ve bu cümleden olarak, ona
Rüyaların yorumunu öğrettik.
Allah teâla iradesini yerine
Getirmekte her zaman mutlak
Galiptir, fakat insanların çoğu
Bunu bilmezler.
Tevrat ve talmud’a göre onu
Satınalan kraliyet muhafız alay
Komutanı idi. hanımının adı
Talmud’a göre zeliha idi. ileride
Hz. yusuf ile evlenmesi şeklindeki
Bilginin, ne kur’ân’da, ne israil
Rivayetlerinde esası yoktur ve bir
Peygamberin ahlâksızlık eden biri
İle evlenmesi düşünülemez.
Yusuf’un aileden gelen eğitim ve
Dindarlığı olmakla birlikte
İlahî hikmet, medeniyetin en ileri
Olduğu bir ülkede, en seçkin bir
Ailenin evladı olarak, ona iyi bir
Öğrenim imkânı verdi.
22 – o kemâl çağına
Geldiğinde kendisine hüküm ve
İlim verdik. işte güzel iş
Yapanlara biz böyle karşılık
Veririz.
Kemâl çağı diye çevirdiğimiz
‘bedenin gelişmesinin kemâle
Erdiği ve artık stabl döneme
Girdiği 30 – 40 yaşlarıdır.
‘hikmet” yani ‘uygulanan ilim”
Yahut ‘insanlar arasında hükmetme
Yetkisi”, ‘ilim” ise burada
Nübüvvet demektir.
23 – derken, bulunduğu evin
Hanımı, yusuf’u kendisine
Bağlamak, onun nefsinden murad
Almak istedi
Ve kapıları kapatarak ‘haydi
Yaklaş bana ” dedi.
O: ‘allah’a sığınırım ” dedi.
‘doğrusu, senin kocan olan benim
Efendim, bana çok iyi davranıyor.
Hıyanet ederek zalim olanlar
İflah olmazlar.”
24 – doğrusu, hanım ona sahip
Olmayı iyice aklına koymuş ve
Buna yeltenmişti de.
Eğer rabbinin bürhanını
Görmeseydi o da kadına meyledecekti.
İşte böylece biz fenalığı ve
Fuhşu ondan uzaklaştırmak için
Bürhanımızı gösterdik. çünkü
O, bizim tam ihlasa erdirilmiş
Kullarımızdandı.
25 – neyse, ikisi de kapıya
Doğru koştular. kadın, yusuf’un
Gömleğini arkadan yırttı.
Kapının yanında, birden, hanımın
Efendisi ile karşılaştılar
Kadın hemen ‘senin ailene kötü
Maksatla yaklaşanın cezası,
Zindana atılmaktan
Veya gayet acı bir azaptan
Başka ne olabilir?” dedi.
Yusuf sûresindeki emarelerden
Anlaşılıyor ki o devirde
Mısır’daki medeni hayat, cinsel
Özgürlük, yirminci asır batı
Tipi toplumlarında görülen duruma
Benziyordu. yusuf (a.s.) böyle bir
Toplumda çalışacaktı. allah
Teâla onu daha ilk safhada, çok
Soylu, güzel, zengin, mevki sahibi
Ve kendisine aşık olmuş bir
Kadınla denedi. bütün bu
Cazibeler, onu kadına celbetmeyince
Artık diğer kadınların ondan
Tamamen ümitlerini kesmeleri
Sağlandı.
26-27 – yusuf ise: ‘o beni arzu
Ederek bana yaklaştı” dedi.
Hanımın akrabalarından biri de
Şöyle şahitlik etti: ‘eğer
Gömleği önden yırtılmışsa,
Kadın doğru söylemiş, delikanlı
İse yalancılardandır.
Yok, eğer gömleği arkadan
Yırtılmışsa o yalan
Söylemiştir, delikanlı doğru
Söylemektedir.”
28-29 – gömleğinin arkadan
Yırtıldığını görünce de o
Hanıma hitaben:
‘anlaşıldı ” dedi. ‘bu, siz
Kadınların fendinizden gerçekten
Sizin fendiniz pek müthiştir
Yusuf sakın bunu kimseye söyleme
Hanımefendi sen de günahından
Dolayı af dile, çünkü sen
Günaha girenlerden oldun”
Tekvin, 39. bölüme göre yusuf
(a.s.) elbisesini zeliha’nın
Yanında bırakıp çıplak
Vaziyette kaçmıştır. keza
Talmud’a göre vezir, mahkemede
Dâva açmıştır. gerçeğe
Uymayan bu bilgiler kur’ân’da yer
Almaz. böyle bir çok ayrıntıya
Kur’ân’ın yer vermeyişi şu
Gerçeği ortaya koyması yönünden
Önemlidir: kur’ân daha önceki
Dinî metinler üzerinde bir hakem
Ve düzeltici durumdadır. hâşâ
Kur’ân bunları nakletseydi,
Oradaki bilgilere elbette yer
Verirdi. şu halde birçok
Oryantalistin kur’ân’ın tevrat’tan
Naklettiği şeklindeki iddiaları,
Tamamen batıldır.
30 – şehirde bir takım
Kadınlar: ‘duydunuz mu” dediler:
‘vezirin hanımı uşağına gönlünü
Kaptırmış, ondan kâm almak istemiş
Sevda ateşi bağrını yakmış.
Kadın besbelli çıldırmış
Doğrusu biz bu hali ona
Yakıştıramıyoruz ”
31 – hanım o kadınların kendisi
Aleyhindeki bu dedikodularını
İşitince onları konağına dâvet
Etmek üzere dâvetçi gönderdi.
Onlar için dayalı döşeli bir
Sofra hazırlattı. sofrada, ikram
Edilen meyveleri soyup kesmek
Gayesiyle, her misafir için bir de
Bıçak koydurmuştu.
Onlar meyvelerini soyup kesmekle meşgul
Oldukları sırada, beriden de yusufa:
‘onların içine çık ” dedi. kadınlar
Onu görünce hayran kaldılar,
Onun güzelliğine dalıp
Gittiklerinden, farkında olmadan
Kendi ellerini kestiler
Ve: ‘hâşâ allah için, bu bir
İnsan olamaz, bu pek kıymetli bir
Melek başka bir şey olamaz ”
Dediler.
32 – vezirin hanımı: ‘işte, beni
Kınamanıza sebep olan genç
Yemin ederim ki ben ondan kâm almak
İstedim, ama o iffetli davrandı.
Yine yemin ederim ki kendisine
Emredeceğim işi yapmaması halinde
O mutlaka zindana atılacak, zelil
Ve perişan olacaktır ”
33 – ‘ya rabbî dedi, ‘zindan, bu
Kadınların beni dâvet ettikleri o
İşten daha iyidir.
Eğer sen onların fendini benden
Uzaklaştırmazsan, onlara meyledip
Cahilce davrananlardan
Olabilirim.”
34 – rabbi onun duasını kabul buyurdu ve
Onu kadınların fendinden korudu.
Çünkü o, dua edenlerin
Dualarını işitir, durumlarına
Uygun olan şeyleri bilir.
35 – sonra, vezir ve arkadaşları bunca
Kesin deliller görmelerine rağmen,
Dedikoduları kesmek gayesiyle, bir
Müddet için onu hapse atmayı
Uygun buldular.
36 – hapishaneye onunla beraber iki
Genç de girmişti. onlardan biri:
‘ben rüyamda, kendimi şarap yapmak
İçin üzüm sıkarken gördüm.”
Öbürü de: ‘ben de başımın
Üstünde ekmek taşıdığımı ve
Bu ekmeği kuşların
Gagaladığını gördüm.
Ne olur, bu rüyamızın tabirini
Bildir, doğrusu biz seni iyi
İnsanlardan biri olarak
Görüyoruz” dediler.
Baskılar ve tuzaklarla hakikati
Örtbas etmeye çalışanlar, uzun
Vaade de asla başarılı olamazlar.
Kuyu dibine de atılsa,
Köleleştirilse, zindana da atılsa
Gerçek, güneş gibi kendisini
Gösterir. işte hz. yusuf (a.s.)
Bu sefer hapishaneyi dershane haline
Getirerek, kıyamete kadar gelecek
Tebliğ ve hizmet insanlarına da
Üstad olup, medrese-i yusufiyeleri
Başlatıyor. ‘hapishane müdürü,
Bütün mahkûmları yusuf’un emrine
Verdi, kendisi de bir köşeye
Çekilip rahatına baktı”
(tekvin, 39,22-23).
37-38 – yusuf: ‘yiyeceğiniz yemek
Size henüz gelmeden, herbirinizin
Rüyasının tabirini size
Bildirmiş olurum. bu, rabbimin bana
Öğrettiği ilimlerdendir.
Ama, önce biraz beni dinleyin: ben
Allah’a iman etmeyen, âhireti de
İnkâr eden bir halkın dinini
Terkedip, atalarım ibrâhim,
İshak ve yâkub’un dinine girdim.
Allah’a herhangi bir şeyi şerik
Saymak bizim için asla doğru
Olmaz.
Bu tevhid inancı, allah’ın hem bize,
Hem de insanlara olan ihsanıdır.
Ama ne yazık ki insanların çoğu
Bu nimete şükretmezler.”
39 – ‘ey hapishane arkadaşlarım,
Bir düşünün, sizin için
Müteaddit rablere ibadet etmek mi,
Yoksa tek mutlak hâkim olan allah’a
İbadet etmek mi iyidir?
40 – sizin allah’tan başka ibadet
Ettiğiniz tanrılar, sizin ve
Atalarınızın uydurduğu birtakım
Boş isimlerden ibarettir. allah
Onların tanrı olduklarına dair
Hiçbir delil indirmemiştir.
Hüküm yetkisi yalnız
Allah’ındır. o ise, başkasına
Değil, yalnız kendisine ibadet
Etmemizi emir buyurmuştur.
İşte dosdoğru din fakat
İnsanların çoğu bunu bilmezler.”
Hz. yusuf (a.s.)’ın esas hizmeti
Olan bu nübüvvet tebligatı da ne
Tekvin, ne de talmud’da yer almaz.
Bu hitabe ve hz. yusuf’un güzel
Tutumu, hizmet insanlarına
Örneklerle doludur.
41 – ‘ey hapis arkadaşlarım,
Gelelim rüyalarınızın tabirine:
İlk soran arkadaş, efendisine yine
Şarap sunacak, öbürü ise
Asılacak, kuşlar da başını
Gagalayacak.
İşte yorumunu istediğiniz iş,
Böylece hal edilip
Sonuçlandırılmıştır.”
42 – onlardan kurtulacağını
Zannettiği arkadaşına:
‘efendine benden bahset, suçsuz
Olduğumu hatırlat,” dedi.
Fakat şeytan, efendisine söylemeyi
Ona unutturdu. böylece yusuf bir
Kaç yıl daha hapishanede kaldı.
Hapishanede 8 yıl kaldığı
Anlaşılmaktadır.
43 – günün birinde hükümdar
Gördüğü bir rüyayı anlatıp dedi ki:
‘ben yedi semiz inek gördüm,
Bunları yedi zayıf inek yiyordu.
Bir de yedi yeşil başak ile yedi
Kuru başak gördüm. ey efendiler:
‘siz rüya tabir ediyorsanız, benim
Bu rüyamı da halledin ” [7,60]
Bu hükümdar, sina yarımadasından
Gelip mısırı istila ettikten
Sonra m.ö. 1700 – 1580 arasında
Hüküm süren hiksos krallarından
Biri olup ibrani kavminden olan hz.
Yusuf ile menşe yakınlığı
Olabilir. onun yusuf hanedanına
İmkân vermesi mısırda israil
Milletinin oluşumuna esas teşkil
Etmiş olabilir. hiksos döneminin
Kapanmasından sonra hz. mûsâ’nın
Dünyaya geldiği sırada mısırın
Yerlileri, ibranilerin dışından
Gelecek tehlike ile işbirliği
Yapacağı endişesi ile onların
Erkek çocuklarını
Öldürüyorlardı.
44 – o kâhinler ‘bu
Gördükleriniz karışık
Düşlerdir. biz böyle karışık
Düşlerin yorumunu bilemeyiz”
Dediler.
Âlimlerimiz rüyaları
Üçe ayırırlar.
1. allah tarafından bir melek
Aracılığı ile meydana gelen
Kısım ki doğru, gerçek rüya
Budur. 2. insanın benliğinden
Kaynaklanan bir telkin. 3. şeytani
Bir telkin ile meydan gelen zihinsel
Görüntüdür. son iki grup adgas-u
Ahlam (karışık düşler) dir.
45 – o iki arkadaştan kurtulanı,
Nice zaman sonra, ancak o sırada,
Yusuf’u hatırlayıp dedi ki
‘rüyanın tabirini size ben
Bildireceğim. hele siz beni
Hapishaneye bir gönderiverin.”
46 – hapishaneye gidip: ‘yusuf sözü
Doğru ve isabetli olan aziz dostum
Şu müşkil rüya hakkında bize
Bir çözüm bildir lütfen:
‘yedi semiz ineği yiyen yedi zayıf
İnek ile yedi yeşil başak ile yedi
Kuru başağın anlamı ne olabilir?
Ümid ederim ki isabetli yorumunu
Öğrenip ilgi insanlara aktarırım
Böylece onlar da doğruyu öğrenir
Ve senin kıymetini bilirler.”
47 – yusuf: ‘yedi sene,
Bildiğiniz şekilde ekin ekersiniz.
Ama biçtiğinizi, yiyeceğiniz az
Miktar dışında, başağında
Bırakır, depolarsınız.
48-49 – sonra, bunun peşinden
Yedi kurak yıl gelecek, tohumluk
Olarak saklayacağınız az bir
Miktar dışında, önce
Biriktirdiklerinizi yiyip
Tüketirsiniz.
Sonra onun arkasından bir yıl
Gelecek ki halk bol yağmura
Kavuşacak, sıkıntıdan
Kurtulacak, bol meyve sıkıp
Hayvanları sağacaklar.”
50 – bunu duyan hükümdar:
‘getirin bana onu ” dedi.
Hükümdarın elçisi gelince yusuf:
‘sen önce dönüp efendine de ki:
‘o ellerini kesen kadınların meselesi
Neydi, kendisine soruver.”
Zaten benim efendim, o kadınların
Fendini pek iyi bilir.”
İsrail kaynakları kıssanın bu
Bölümünde de; kur’ân’dan farklı
Ayrıntılar ve hz. yusuf’un
Değerini düşürecek taraflar
Naklederler. oysa kur’ân’ın
Anlatımı, onun bir peygamberden
Beklenen örnek tutumunu özetler.
Onun bu davranışlarıdır ki
Kralı, onu maliye bakanı (hatta
Başbakan) olarak görevlendirmeye
Sevketmiştir.
51 – hükümdar o kadınları
Toplayıp: ‘ne idi sizin yusuf’la
Dâvanız?” siz yusuf’u elde
Etmeye çalıştığınızda durum
Ne idi, yusuf nasıl davrandı? diye
Sordu. onlar da: ‘hâşa allah
İçin söylemek gerekirse, onun
Yaptığı hiç bir kötülük
Bilmiş, görmüş değiliz”
Dediler.
İşte o sırada vezirin eşi:
‘şimdi hak meydana çıktı. ondan
Kâm almak isteyen bendim. o ise tam
Sadık ve dürüst
İnsanlardandır” diye itiraf etti.
52-53 – ve devamla şöyle dedi:
Bunu böylece söylüyorum ki eşim
Vezir de (yusuf’a sahib olmaya
Yeltenmemle beraber) kendisinden
Gizli olarak ona (fiilen) hiyanet
Etmediğimi ve allah’ın hainlerin
Hilesini iflah etmeyeceğini bilsin.
Doğrusu, ben nefsimi temize
Çıkarmam. çünkü rabbimin
Merhamet edip korudukları hariç,
Nefis daima fenalığı ister,
Kötülüğe sevkeder. doğrusu
Rabbim gafurdur, rahimdir (affı ve
Merhameti boldur).”
Bu âyetler için şu tefsir daha
Yaygındır: ‘(yusuf dedi ki:)
Maksadım, vezire hainlik
Etmediğimi, hainlerin hilelerini
Allah’ın iflah etmeyeceğini onun
Da bilmesini sağlamaktı. ben
Nefsimi temize çıkarmam (…)”.
Fakat ilk tefsir, hz. yusuf
(a.s.)’ın makamına ve kur’ân’ın
Siyakına daha uygundur (ibn
Kesir). zira kail, yani sözü
Söyleyen açıkça bildirilmiyor.
Bu da vezirin eşinin sözünün
Devam ettiğini gösterir.
54 – hükümdâr: ‘onu yanıma getirin,
Özel danışman edineyim” dedi.
Onunla konuştuktan sonra da: ‘sen
Artık bundan böyle, nezdimizde
Yüksek bir makam sahibi, tam itimad
Edilen bir müsteşarsın” dedi.
Bu hükümdar, yusuf (a.s.)’ı
Satın alan aziz değildir.
Mısırlıların hiksoslar
Dedikleri, arabistan’dan gelerek
Dört yüz yıl mısır’da hüküm
Süren sülaleden faziletli bir zat
İdi.
55 – yusuf: ‘beni ülkenin hazine
İşlerinden sorumlu bakan olarak
Görevlendir, dedi. çünkü ben
Malları iyi korur, işletme ve
Yönetimi iyi bilirim dedi.”
Hz. yusuf tarıma önem verdi.
Üretimi artırdı. ihtiyaç
Fazlasını stok ettirdi. kıtlık
Yılları gelince stokları yeyip
İhraç etmeye gittiler. civardan
Herkes tayinat almaya geldiler.
56 – böylece biz yusuf’a
Mısır’da iktidar verdik. nerede
İsterse orada makam tutar, dilediği
Şekilde yönetirdi.
Biz lütfumuzu dilediğimiz
Kimselere eriştirir ve güzel
Hareket edenlerin mükâfatlarını
Asla zayi etmeyiz.
57 – âhiretteki ecir ve ödül,
İman edip haramlardan sakınanlar
İçin elbette daha hayırlıdır.
[38,39-40]
58 – gün geldi, yusuf’un
Kardeşleri mısır’a gelip onun
Huzuruna çıktılar. o onları
Tanıdı, ama öbürleri onu
Tanıyamadılar.
58-100 bölümü için bakınız :
Km, tekvin 42-44. bölümler.
59-60 – yusuf onların zahîre
Yüklerini hazırlatınca dedi ki:
‘siz, baba bir kardeşinizi de
Yanıma getirin, gördüğünüz
Gibi ben size tam ölçek veriyorum
Ve ben dışardan gelen misafirleri
Ağırlamaya, başka herkesten fazla
Özen göstermekteyim.
Eğer onu getirmezseniz, iyi bilin
Ki artık bende size verecek bir
Ölçek erzak yoktur, hiç gözüme
Görünmeyin.”
Gelmeyen kardeşlerini istemesi
Şundan idi: kıtlık sebebiyle
Zahire karneye bağlanmıştı,
Almak için şahsın bulunması
Gerekiyordu. diğerleri, baba ve
Kardeşler için birer hisse
İsteyince, hz. yusuf, bu seferlik
Verip, yaşlı babayı mâzur
Sayarak, gelecek defa, o kontenjanı
Almak için, herkes gibi öbür
Kardeşin de gelmesinin şart
Olduğunu bildirmiş olmaktadır.
61 – onlar: ‘bakalım, babasından
Ona izin almanın bir yolunu bulup
Bu işi ayarlamaya çalışacağız
Dediler.”
62 – yusuf, zahîre ölçen
Görevlilerine de dedi ki:
‘onların, zahîre karşılığında
Verdikleri mallarını da
Yüklerinin içine koyun.
Böylece belki ailelerine
Döndüklerinde, bunun farkına
Varıp yine gelirler.”
63 – babalarının yanına
Dönünce: ‘sevgili babamız,
Dediler, ölçeğimiz,
Tahsisatımız kaldırıldı.
Gelecek sefer, öbür kardeşimizi
De bizimle beraber gönder ki onu
Vesile ederek, daha çok tahsisat
Alalım.
Onu gözümüz gibi
Koruyacağımıza kesin söz
Veriyoruz. ”
64 – yâkub dedi ki: ‘daha önce
Onun kardeşini size inanıp
Güvendiğim gibi bunu da size
İnanıp emânet edeyim, öyle mi?
Ben size değil sadece
Allah’a ısmarlarım.
Çünkü en iyi koruyan allah’tır
Ve o, merhametlilerin en
Merhametlisidir.” [11,57]
65 – yüklerini açınca da,
Zahîre bedellerinin yükleri içine
Geri konulduğunu gördüler ve:
‘baba, baba dediler, daha ne
İstiyoruz, işte verdiğimiz zahîre
Bedellerimiz de bize geri verilmiş
Gidelim, yine evimize erzak
Getiririz, kardeşimizi de koruruz,
Hem bir deve yükü de fazla
Alırız.
Çünkü bu sefer aldığımız, az bir
Ölçektir (ihtiyacımıza yetmez)”
66 – yâkub şöyle cevap verdi:
‘siz kendiniz helâk olmadıkça,
Onu bana getireceğinize dair
Allah’ın huzurunda sağlam bir söz
Vermeden ben asla onu sizinle
Göndermem.”
Onlar kendisine kesin söz
Verince de dedi ki:
‘allah teâlâ da bu söylediklerimize
Şahittir, gözeticidir.”
67 – ve ‘evlatlarım ”
Diye ilave etti:
‘şehre aynı kapıdan değil de,
Ayrı ayrı kapılardan girin.
Gerçi ben ne yapsam, allah’tan
Gelecek takdiri önleyemem.
Zira hüküm yetkisi,
Yalnız allah’ındır.
Onun içindir ki ben ancak o’na
Dayanır, o’na güvenirim.
Tevekkül edenler de yalnız o’na
Dayanıp güvenmelidirler.”
O zamanki yönetimin kalabalık
Yabancı gruplara kuşku ile
Bakması sebebiyle böyle bir tedbir
Düşünmüş olabilir.
68 – babalarının kendilerine
Emrettiği şekilde ayrı ayrı
Kapılardan girerek onun emrini
Yerine getirdiler.
Ama bu tedbir, allah’ın kendileri
Hakkındaki takdiri karşısında
Hiç bir fayda sağlamadı.
Sadece yâkub’un içindeki bir dileği
Açığa çıkarmış oldu.
O, kendisine biz öğrettiğimizden
Ötürü ilim sahibi idi. (bunun
İçindir ki ‘allah’tan gelecek
Takdiri önleyemem” demişti.)
Fakat insanların çoğu bu
Gerçeği bilmezler.
69 – onlar yusuf’un huzuruna
Girince, öz kardeşini yanına
Aldı ve: ‘iyi bilesin ki ben senin
Kardeşinim, onların yaptıklarına
Üzülme ” dedi.
70 – onların yüklerini
Hazırlatırken, su kabını, öz
Kardeşinin yükünün içine
Koydurdu.
Kervan hareket edince de yusuf’un
Görevlilerinden biri: ‘ey kafile
Durun, siz hırsızlık
Yapmışsınız ” diye nida etti.
71 – onlar geri dönüp geldiler
Ve: ‘mesele nedir, ne kaybettiniz
Ki, bizi suçluyorsunuz?” dediler.
72 – görevlilerden biri:
‘hükümdarın su kabını
Kaybettik. onu getirene bir deve
Yükü ödül var. buna ben
Kefilim” dedi.
73 – ‘allah’a yemin olsun ki, biz
Ülkede fesat çıkarmak, nizamı
Bozmak için gelmedik, siz de bunu
Biliyorsunuz. hele hırsız, hiç
Değiliz ” dediler.
74 – görevliler: ‘peki, yalancı
Çıkarsanız, cezası ne?” dediler.
75 – ‘cezası, dediler, kimin
Yükünde çıkarsa, işte o onun
Cezasıdır (yani çalması
Sebebiyle kendisi rehin ve mahkûm
Olur).”
Biz zalimleri böyle
Cezalandırırız ”
Hz. ibrâhim (a.s.)’ın şeriatına
Göre suçu sabit olan hırsız,
Eşya veya parasını çaldığı
Adamın kölesi yapılırdı.
76 – yusuf, öz kardeşinin
Yükünden önce, öbürlerinin
Yüklerini aratmaya başladı. sonra
Su kabını kardeşinin yükünden
Çıkarttı.
İşte biz yusuf’a, kardeşini alıkoyması
İçin böyle bir plan öğrettik.
Yoksa, allah dilemedikçe
Hükümdarın kanununa göre,
Kardeşini alması uygun olmazdı.
Biz dilediğimiz kimseleri pek
Üstün derecelere yükseltiriz.
Her ilim sahibinin üstünde daha iyi
Bir bilen bulunur. [58, 11]
77 – onlar: ‘eğer o çalmışsa,
Zaten daha önce onun kardeşi de
Hırsızlık etmişti” dediler.
Yusuf bu sözden duyduğu üzüntüyü
İçine attı ve onlara belli etmedi.
İçinden de dedi ki: ‘asıl kötü
Durumda olan sizsiniz. ileri
Sürdüğünüz iddiaların gerçek
Yönünü allah pek iyi biliyor ya,
O yeter ”
78 – yusuf’un kardeşini alıkoyması
Karşısında, onlar şöyle dediler:
‘aziz vezir onun babası iyice
İhtiyar (bu küçük evladını
Kaybetmeye dayanamaz), onun yerine
Bizden istediğini alıkoy.
Gerçekten seni anlayış gösteren,
İyiliksever insanlardan olarak
Görüyoruz ”
79 – yusuf: ‘biz malımızı kimin
Yanında bulmuşsak onu alıkoyarız.
Başkasını tutmaktan
Allah’a sığınırım.
Çünkü biz öyle yaparsak zalimler
Arasına girmiş oluruz ”
80 – vakta ki yusuf’un onu
Vermesinden ümitlerini kestiler.
Bir yana çekilip aralarında
Fısıldaşarak şöyle konuşmaya
Başladılar. ağabeyleri dedi ki:
‘allah’ı şahit tutarak babanıza
Kesin söz verdiğinizi ve daha
Önce yusuf hakkında da
İşlediğiniz kusuru nasıl olur da
Bilmezlikten gelebilirsiniz? ne
Yüzle döneceksiniz?
Ben katiyyen buradan bir adım
Atmam, ayrılmam; ancak babam bana
İzin verirse yahut hüküm
Verenlerin en hayırlısı olan
Allah hükmünü bildirirse, o
Başka ”
81 – ‘siz dönün, babanıza deyin ki:
‘sevgili babamız, bizler farkına varmadan
Oğlun inan ki hırsızlık etmiş.
(su kabının onun yükünde
Çıktığını gözlerimizle gördük)
Biz ancak bildiğimize şahitlik
Ediyoruz. söz verdiğimiz zaman, bu
Durumun ortaya çıkacağını
Nereden bilebilirdik? gayb bize
Emanet edilmiş değil ki ”
82 – ‘inanmazsan, gittiğimiz
Şehrin ahalisine ve yine içinde
Geldiğimiz kafilede bulunanlara
Sor.
Bütün samimiyetimizle ifade
Ediyoruz ki söylediğimiz doğrunun
Ta kendisidir.”
Dönüp babalarına ağabeylerinin
Bu sözlerini naklettiler.
83 – ama babaları yâkub:
‘hayır, hayır korkarım yine
Nefisleriniz size bir işi cazip
Gösterip ayağınızı
Kaydırmıştır.
Ne yapayım? bu hale karşı
Sükûnet ve ümit içinde
Sabretmekten başka yapacak şey
Yok.
Ümidim var ki allah bütün
Kaybettiklerimi bana lütfedecektir.
Çünkü o alîmdir, hakîmdir
(benim de onların da hallerini
Bilir ve beni elbette hikmetini
Ortaya koymak için, bu imtihana
Tâbi tutmuştur)”
84 – onlardan yüzünü çevirip öte
Tarafa dönerek ufuklara seslendi:
‘ya esafâ alâ yusuf nerdesin
Yusuf nerdesin yusuf ”
Yusuf diye diye, üzüntüsünden
Gözlerine ak düştü.
Yaptıklarından dolayı
Oğullarına duyduğu
Kızgınlığını da belirtmiyor,
Öfkesini yenmeye çalışıyordu.
85 – oğulları şöyle dediler:
‘ömrün geçti gitti, hâla yusuf’u
Dilinden düşürmüyorsun.
Vallahi ‘yusuf ” diye diye
Kederden eriyeceksin veya
Büsbütün ölüp gideceksin”
86 – ‘ben, dedi sıkıntımı, keder ve
Hüznümü sadece allah’a arzediyorum.
Hem sizin bilemediğiniz birçok
Şeyi allah tarafından vahiy yolu
İle biliyorum.”
87 – ‘evlatlarım, haydi gidiniz,
Bütün duyularınızı, hislerinizi
Kullanarak vargücünüzle yusuf ve
Kardeşi hakkında bilgi edinmeye
Çalışınız.
Allah’ın rahmetinden asla
Ümidinizi kesmeyiniz.
Çünkü kâfirler güruhu
Dışında hiç kimse allah’ın
Rahmetinden ümidini kesmez.”
88 – onlar mısır’a varıp
Yusuf’un huzuruna girerek ‘aziz
Vezir dediler, bizi de, çoluk
Çocuğumuzu da kıtlık bastı, biz
Bu sefer pek az bir meblağ
Getirebildik.
Lütfen bize tahsisatımızı tam
Ölçek ver de, parasını
Veremediğimiz kısmı da sadakanız
Olsun.
Şüphesiz ki allah tasadduk edenleri
Fazlasıyla ödüllendirir.”
89 – artık zamanı
Geldiğini düşünerek yusuf:
‘siz, dedi, cahilliğiniz döneminde
Yusuf ile kardeşine yaptığınız
Muameleyi elbette biliyorsunuzdur
Değil mi?”
Cahillikleri, yaptıkları işin
Kötülüğünü bilmeyişleri,
Yahut neticede doğuracağı zararı
Hesap edememeleri anlamına
Gelebilir. yahut yeterli bilgi,
Tecrübe ve olgunluğa
Ulaşmadıkları çağ kasdedilmiş
Olabilir. hz. yusuf (a.s.) bu
Tabiri, onları kınamak, hakaret
Etmek için değil, bilakis mazeret
Telkini konusunda ipucu vermek,
Tövbeye teşvik etmek için
‘bilmeyerek yapmıştık”
Dedirtmek için kullanmıştı. zira
Onların içine düştükleri
Yoksulluk kendisine pek dokunmuştu.
90 – ‘aa sen, yoksa sen
Yusuf musun?” dediler.
O da: ‘evet ben yusuf’um,
Bu da kardeşim
Gerçekten allah bizi
Lütfuna mazhar etti.
Şu kesindir ki kim allah’ı sayıp
Haramlardan sakınır, itaatlara
Devam ve imtihanlara sabrederse,
Allah da böyle güzel hareket edenlerin
Mükâfatını asla zayi etmez.”
91 – kardeşleri de şöyle
Dediler: ‘vallahi de, tallahi de
Allah seni bize üstün
Kılmıştır. doğrusu bizler
Suçlu idik ”
92 – yusuf şöyle cevap verdi:
‘bugün sizi kınayacak, serzenişte
Bulunacak değilim
Ben hakkımı helâl ettim
Allah da sizi affetsin.
Çünkü merhamet edenlerin en
Merhametlisi o’dur.”
93 – şu gömleğimi alın
Babamın yanına varıp onun
Yüzüne sürüverin, o zaman gözü
Açılacaktır.
Sonra da bütün çoluk çocuğunuzla
Buyurun, yanıma gelin.”
Bu âyette bildirilen ‘gömleği
Yüzüne sürmekle hz. yâkub
(a.s.)’ın gözlerinin
Açılması” tevrat’ta yer almaz.
94 – kafile daha mısır’dan ayrılır
Ayrılmaz, öteden babaları:
‘doğrusu, ben yusuf’un kokusunu
Alıyorum, sakın beni bunak yerine
Koymaya kalkışmayın ” dedi.
95 – oradakiler: ‘vallahi,
Dediler, sen hâlâ, o eski
Saflığında devam etmektesin.”
96 – müjdeci gelip de gömleği
Yâkub’un yüzüne sürünce
Gözleri açıldı ve:
‘ben sizin bilmediklerinizi allah
Tarafından vahiy yolu ile bilirim
Dememiş miydim?” dedi.
97 – evlatları ise şöyle
Dediler: ‘ey bizim şefkatli
Babamız bizim günahlarımız
İçin allah’tan mağfiret dile.
Doğrusu biz günahkârız”
98 – o şöyle cevap verdi: ‘sizin
İçin rabbime sonra istiğfar
Edeceğim. gerçekten o gafurdur,
Rahîmdir.”
99 – yâkub ailesi mısır’a gelip
Yusuf’un yanına girdiklerinde yusuf
Annesi ile babasını kucakladı ve:
‘allah’ın dilemesiyle mısır’a
Emin olarak girin” dedi.
100 – annesi ile babasını
Tahtına oturttu. hepsi onun
Önünde saygı ile eğildiler.
Yusuf: ‘babacığım dedi, işte
Küçükken gördüğüm rüyanın
Tabiri rabbim o rüyayı
Gerçekleştirdi.
O, bana nice ihsanlarda bulundu: beni
Zindandan kurtardı ve nihayet,
Şeytan benimle kardeşlerimin
Arasını bozduktan sonra sizi
Çölden getirip bana kavuşturmakla
Da beni ihsanına mazhar etti.
Gerçekten rabbim dilediği kimse
Hakkında latifdir (dilediği
Hususları çok güzel, pek ince bir
Tarzda gerçekleştirir). şüphesiz
O alîmdir, hakîmdir (herşeyi
Hakkıyla bilen, tam hikmet
Sahibidir)” [7,53]
Bu âyetlere dikkat edilirse yusuf
(a.s.)’ın, bütün müminlere
Örnek olacak nice
Davranışlarını ihtiva ettiği
Görülür: kendisini ölüme
Mahkûm eden yakınları üzerinde
Tam yetki sahibi iken gösterdiği
Olgunluk ve müsamaha, kendisinin
Zirveye yükselişini hep allah’ın
Lütfuna bağlayıp nefsine en
Küçük pay çıkarmama, müminler
Tarafından şahsına karşı
Yapılan en kötü bir hareketi bile
Te’vile gayret etme ve şeytanın
Kardeşlerine yaptırdıklarında
‘hikmet-i ilahiyyeye göre benim
İçin bazı faydalar vardı,”
Deme; hep ibadet ve âhiret
İştiyakı ile dolu olma gibi. bu
Çok önemli ders ve hitâbe de
Tekvin ve talmud’da yer
Almamıştır. gereksiz bir yığın
Ayrıntıyı anlatıp, uzun
Kıssanın en önemli dersini
Yazmama çok gariptir.
Kur’ân, tekvin ve talmud birlikte
İncelendiğinde görülür ki
Kur’ân, bazı yerleri ilaveli
Anlatıyor, birçoğunu daha az
Anlatıyor, bazılarını ise
Düzeltiyor ve reddediyor.
Dolayısıyla hz. muhammed’in bu
Kıssaları yahudilerden
Öğrendiğini iddia etmenin hiçbir
Gerekçesi olamaz.
101 – ‘ya rabbî sen bana iktidar
Ve hâkimiyet verdin. kutsal
Metinleri ve rüyaları yorumlama
İlmini öğrettin.
Ey gökleri ve yeri yaratan
Dünyada da, âhirette de mevlam,
Yardımcım sensin.
Müslüman olarak canımı al ve
Beni salihler zümresine dâhil
Eyle ” [6,14.84; 7,126; 40,34]
102 – işte bunlar, ey resulüm,
Sana vahiy yoluyla bildirdiğimiz
Gaybî hadiselerdendir.
Yoksa onlar, tuzak kurmak ve
Planlarını kararlaştırmak için
Toplandıklarında elbette sen
Onların yanında bulunmuyordun.
[3,44; 28,44-46; 38,69-70]
103 – şunu unutma ki: sen,
Büyük bir kuvvetle arzu etsen bile
İnsanların çoğu iman etmezler.
İnsanlardan maksat mekke ahalisidir.
Yahut bütün insanlardır.
104 – halbuki sen bu tebliğ
Karşılığında onlardan herhangi
Bir ücret de istemiyorsun.
Kur’ân, sadece bütün insanlar
İçin bir derstir, evrensel bir
Mesajdır. [3,7]
105 – göklerde ve yerde allah’ın
Varlığını, birliğini, kudretini
Gösteren nice deliller vardır ki,
İnsanlar yanından geçip gittikleri
Halde yüzlerini çevirdiklerinden
Farkına varmazlar.
106 – onların ekserisi, şirk
Koşmaksızın allah’a iman etmezler.
107 – acaba onlar, farkında
Olmadıkları bir sırada allah’ın
Azabına uğrayıp azabın
Kendilerini kaplamasından,
Yahut ansızın kıyametin kopmasından emin
Midirler? [16,45-47; 7,87,1; 97-99]
108 – ey resulüm de ki: ‘işte
Benim yolum budur ben insanları
Allah’ın yoluna, düşünmeksizin,
Taklit yolu ile değil, delile
Dayanarak, idrâklerine hitab ederek
Dâvet ediyorum.
Ben de, bana tâbi olanlar da
Böyleyiz. allah’ı bütün
Eksikliklerden tenzih ederim. ben
Asla müşriklerden değilim.”
109 – senden önce gönderdiğimiz
Peygamberler de başka değil, ancak
Şehirlerde oturanlardan vahye
Mazhar ettiğimiz bir takım
Erkeklerdi.
Onlar dünyayı hiç gezmediler mi
Ki kendilerinden önce
Yaşayanların akıbetlerinin nasıl
Olduğunu görüp anlasınlar?
Âhiret diyarı elbette allah’a
Saygı duyup haramlardan sakınanlar
İçin daha iyidir.
Siz ey müşrikler, hâlâ
Aklınızı kullanmayacak mısınız?
110 – o müşrikler kendilerine
Mühlet verilmesine aldanmasınlar.
Daha öncekilere de böyle
Fırsat verilmişti.
Ne zaman ki peygamberler,
Toplumlarının imana gelmelerinden
Ümitlerini kesecek raddeye gelirler
Ve toplumları da peygamberlerinin
Kendilerini aldattığı zannına
Kapılırlar, işte o zaman onlara
Nusretimiz erişir, inkârcılar
Helâk olur, dilediğimiz kimseler
Kurtulur.
(uzun vaadede), mücrim toplumlardan
Cezamız hiçbir surette geri çevirilmez.
111 – peygamberlerin
Kıssalarında elbette tam akıl
Sahipleri için alacak dersler
Vardır.
İyi bilin ki, bu kur’ân
Uydurulmuş bir söz değildir.
Sadece daha önceki
Kitapları tasdik eden,
Dine ait her şeyi açıklayan,
İman edecek kimseler için
Hidâyet, rehber ve rahmet
Olan kitabullahtır