Abdulhadi Kanakeri Zuhruf Suresi Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulhadi Kanakeri – Zuhruf Suresi

Zuhruf suresi
1. ha mım
2. vel kitabil mübın
3. inna cealnahü kur’anen
Arabiyyen lealleküm ta’kılun
4. ve innehu fı ümmil kitabi
Ledeyna le aliyyün hakım
5. e fe nadribü ankümüz zikra safhan
En küntüm kavmem müsrifın
6. ve kem erselna min
Nebiyyin fil evvelın
7. ve ma yet’tıhim min nebiyyin
İlla kanu bihı yestehziun
8. fe ehlekna eşedde minhüm
Batşev ve meda meselül evvelın
9. ve lein seeltehüm men halekas
Semavati vel erda le yekulünne
Halekahünnel azızül alım
10. ellezı ceale lekümül erda
Mehdev ve veale leküm fıha
Sübülel lealleküm tehtedun
11. vellezı nezzele mines semai
Maem bi kader fe enşarna bihı
Beldetem meyta kezalike tuhracun
12. vellezı halekal ezvace külleha
Ve ceale leküm minel fülki vel
En’ami ma terkebun
13. li testevu ala zuhurihı sümme
Tezküru nı’mete rabbiküm
İzesteveytüm aleyhi ve tekulu
Sübhanellezı sehhara lena haza ve
Ma künna lehu mukrinın
14. ve inna ila rabbina le münkalibun
15. ve cealu lehu min ıbadihı cüz’a
İnnel insane le kefurum mübın
16. emittehaze memma yahlüku
Benativ ve asfaküm bil benın
17. ve iza büşşira ehadühüm
Bima darabe lir rahmani meselen
Zalle vechühu müsveddev ve hüze
Kezıym
18. e ve mey yüneşşeü fil hılyeti ve
Hüve fil hısami ğayrumübın
19. ve cealül melaiketellezıne
Hüm ıbadür rahmani inasa e
Şehidu halkahüm setüktebü
Şehadetühüm ve yüs’elun
20. ve kalu lev şaer rahmanü ma
Abednahüm ma lehüm bi zalike min
Ilmin in hüm illa yahrusun
21. em ateynahüm kitabem min
Kablihı fe hüm bihı müstemsikun
22. bel kalu inna vecedna abaena ala
Ümmetiv ve inna ala asarihim mühtedun
23. ve kezalike ma erselna min
Kablike fı karyetim min nezırin
İlla kale mütrafuha inna vecedna
Abaena ala ümmetiv ve inna ala
Asarihim muktedun
24. kale e ve lev ci’tüküm bi ehda
Mimma vecedtüm aleyhi abaeküm kalu
İnna bima ürsiltüm bihı kafirun
25. fentekamna mihüm fenzur keyfe
Kane akıbetül mükezzibın
26. ve iz kale ibrahımü li ebıhi ve
Kavmihı innenı beraüm mimma ta’büdun
27. illellezı fetaranı
Fe innehu seyehdın
28. ve cealeha kelimetem bakıyeten fı
Akıbihı leallehüm yarciun
29. vel metta’tü haülai ve abaehüm hatta
Caehümül hakku ve rasulüm mübın
30. ve lemma caehümül hakku kalu haza
Sıhruv ve inna bihı kafirun
31. ve kalu lev la nüzzile hazel kur’anü
Ala racülim minel karyeteyni azıym
32. e hüm yaksimune rahmete rabbik
Nahnü kasemna beynahüm
Meıyşetehüm fil hayatid dünya ve
Rafa’na ba’dahüm fevka ba’dın
Deracatil li yettehıze ba’duhüm
Ba’dan suhriyya ve rahmetü rabbike
Hayrum mimma yecmeun
33. ve lev la ey yekunen nasü
Ümmetev vahıdetel le cealna li mey
Yekfüru bir rahmani li büyutihim
Şükufem min fiddativ ve mearice
Aleyha yazherun
34. ve li büyutihim ebvabev ve
Süruran aleyha yettekiun
35. ve zuhrufa ve in küllü zalike
Lemma metaul haytiod dünya vel
Ahıratü ınde rabbike lil
Müttekıyn
36. ve mey ya’şü an zikrir rahmani
Nükayyıd lehu şeytanen fe hüve
Lehu karın
37. ve innehüm le yesuddunehüm
Anis sebıli ve yahsebune ennehüm
Anis sebıli ve yahsebune ennehüm
Mühtedun
38. hatta iza caena kale ya leyte
Beynı ve beyneke bu’del meşrikayni
Fe bi’sel karın
39. ve ley yenfeakümül yevme iz
Zalemtüm enneküm fil azabe müşterikun
40. e fe ente tüsmius summe ev tehdil
Umye ve men kane fı dalalim mübın
41. fe imma nezhebenne bike fe
İnna minhüm müntekımun
42. ev nüriyenne kellezı veadnahüm
Fe inna aleyhim muktedoirun
43. festemsik billezı uhıye ileyk
İnneke ala sıratım müstekıym
44. ve innehu lezikrul leke ve li
Kavmik ve sevfe tüs’elun
45. ves’el men erselna min kablike
Mir rusülina e cealna min dunir
Rahmani alihetey yu’bedun
46. ve le kad erselna musa bi
Ayatina ila fir’avne ve meleihı fe
Kale inni rasulü rabbil alemın
47. felemma caehüm bi ayatina
İza hüm minha yadhakun
48. ve ma nürıhim min ayetin illa
Hiye ekberu min uhtiha ve ehaznahüm
Bil azabi leallehüm yarciun
49. ve kalu ya eyyühes sahırud’u
Lena rabbeke bima ahide ındeke
İnnena le mühtedun
50. felemma keşefna anhümül
Azabe izahüm yenküsun
51. ve nada fir’avnü fı kamihı
Kale ya kavmi e leyse lı mülkü
Mısra ve hazihil enharu tecrı min
Tahtı e fe la tübsırün
52. em ene hayrum min hazellezı hüve
Mehınüv ve la yekadü yübın
53. fe lev la ülkıye aleyhi
Esviratüm min zehebin ev cae
Meahül melaiketü mukterinın
54. festehaffe kavmehu fe etauh
İnnehüm kanu kavmen fasikıyn
55. felemma asefununtekamna minhüm
Fe ağraknahüm ecmeıyn
56. fe cealnahüm selefev ve
Meselel lil ahırın
57. ve lemma duribebnü meryeme meselen
İza kavmüke minhü yesıddun
58. ve kalu e alihetüna hayrun em
Hu ma darabuhü leke illa cedela bel
Hüm kavmün hasımun
59. in hüve illa abdün en’amna aleyhi ve
Cealnahü meselel li benı israıl
60. ve lev neşaü le cealna minküm
Melaiketen fil erdı yahlüfun
61. ve innehu le ılmül lissaati fe
La temterunne biha vettebiun haza
Sıratum müstekıym
62. ve la yesudodennekümüş şeytan
İnnehu leküm adüvvün mübın
63. ve lemma cae ıysa bil beyyinati
Kale kad ci’tüküm bil hıkmeti ve
Li übeyyine leküm ba’dallezı
Tahtelifune fıh fettekullahe ve
Etıy’un
64. innellahe hüve rabbı ve rabbüküm
Fa’büduh haza sıratum müstekıym
65. fahtelefel ahzabü mim beynihim
Fe veylül lillezıne zalemu min
Azabi yevmin elım
66. hel yenzurune illes saate en
Te’tiyehüm bağtetev ve hüm la yeş’urun
67. el ehıllaü yevmeizim ba’duhüm li
Ba’dın adüvvün illel müttekıyn
68. ya ıbadi la havfün aleykümül
Yevme ve la entüm tanzenun
69. ellezıne amenu bi
Ayatina ve kanu müslimın
70. üdhulül cennete entüm ve
Ezvacüküm tuhberun
71. yütafü aleyhim bi sıhafim min
Zehebiv ve ekvab ve fıha ma
Teştehıhil enfüsü ve telezzül
A’yün ve entüm fıha halidün
72. ve tilkel cennetülletı
Uristümuha bima küntüm ta’melun
73. leküm fiha fakihetün
Kesıratüm miha te’külun
74. innel mücrimıne fı
Azabi cehenneme halidun
75. la yüfetteru anhüm ve
Hüm fıhi müblisun
76. ve ma zalemnahüm ve lakin
Kanu hümüz zalimın
77. ve nadev ya malikü li yakdı aleyna
Rabbük kale inneküm makisun
78. lekad ci’naküm bil hakkı ve
Lakinne ekseraküm lil hakkı karihun
79. em ebramu emran fe inna mübrimun
80. em yahsebune enna la nesmeu
Sirrahüm ve necvahüm bela ve
Rusülüna ledeyhüm yektübun
81. kul in kane lirrahmani
Veledün fe ene evvelül abidın
82. sübhüne rabbis semavati vel
Erdı rabbil arşi amma yesıfun
83. fezerhüm yahudu ve yel’abu hatta
Yülaku yevmehümüllezı yuadun
84. ve hüvellezı fis semai ilahüv ve fil
Erdı ilah ve hüvel hakımül alım
85. ve tebarakellezı lehu mülküs
Semavati vel erdı ve ma beynehüma
Ve ındehu ılmüs saah ve ileyhi
Türceun
86. ve la yemliküllezıne yed’une
Min dunihiş şefaate illa men
Şehide bil hakkı ve hüm ya’lemun
87. ve lein seeltehüm men halekahüm le
Yekulünnellahü fe enna yü’fekun
88. ve kıylihı ya rabbi inne
Haülai kavmül la yü’minun
89. fasfah anhüm ve kul
Selam fe sevfe ya’lemun
Meali
43 – zuhruf sûresi
Mekkî olup, âyet sayısı 89’dur.
Zuhruf: ‘altın, mücevher”
Demektir. 35. âyette geçtiğinden,
Sûreye bu isim verilmiştir. hedefi
Tevhid, risalet ve ölümden sonra
Dirilip hesap verme gerçeklerini
Hatırlatmaktır. cahiliye
Devrindeki garip inanç ve
Uygulamaları da (meselâ kız evlat
İstememe, meleklerin allah’ın
Kızları olduklarını iddia etme
Gibi) reddeder. cahiliye arapları
Başta olarak şirke düşen
İnsanları şirkten vazgeçirmek
İçin hz. ibrâhim’in dininin
Gerçek yüzünü ortaya koyar.
Sonra hz. mûsâ’nın tebliğ ve
Hizmetine geçilir. sûre
İnananların ve kâfirlerin
Âhiretteki âkıbetlerini anlatarak
Sona erer.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – hâ. mîm
2 – açık olan ve gerçekleri
Açıklayan bu kitaba yemin olsun.
3 – biz düşünüp anlamanız
İçin onu arapça bir kur’ân olarak
İndirdik. [26,195]
4 – o, bizim nezdimizdeki ana
Kitapta saklı olup çok yücedir,
Hikmet doludur. [56,77-80; 80,11-16]
Ümmü’l-kitab: bütün
Peygamberlere gönderilen ilahî
Mesajın, kendisinden alındığı
Asıl, ana kitap demektir. levh-i
Mahfuz olarak tefsir edilir.
5 – siz haddi aşan bir
Topluluksunuz diye bu hakikatli
Mesajla sizi uyarmaktan vaz mı
Geçeceğiz? bu mümkün değil
Burada, hz. peygamber (a.s.)’ın
Risaletinin başlangıcından, bu
Sûrenin indirildiği yaklaşık on
Yıllık bir sürecin sonuna kadarki
Dönemin, bir cümlede
Özetlendiğini görüyoruz.
Toplumlarda yerleşmiş nice
Bozuklukları düzelten,
Hastalıklarını, şefkatle tedavi
Eden, onları daldıkları
Bataklıktan kurtaran; cehalet,
Zulüm ve karanlıktan aydınlığa
Çıkaran peygamberlerini
Öldürmeye teşebbüs edecek kadar
Vahşilikte ileri giden o zalimlere
Böyle hitab ediliyor. allah teâla
Onlara şunu demek istiyor: ‘sizi bu
Halde bırakmak benim rahmet ve
Keremimle bağdaşmaz. ne kadar
Serkeşlik etseniz de ben sizi
Boğulmaya, helâk olmaya terketmem.
Allah insanlardan vazgeçmez.”
6 – daha önce gelip geçmiş
Nesillere nice nebîler gönderdik
7 – onlara hiçbir nebî gelmedi ki
Onunla alay etmiş olmasınlar.
8 – biz bunlardan, senin mekkeli
Muhataplarından daha kuvvetli olan
Toplumlar helâk ettik. nitekim
Öncekilerin kıssaları
Geçmiştir. [40,82; 43,56; 40,85;
33,62]
9 – onlara: ‘gökleri ve yeri kim
Yarattı?” diye sorarsan, mutlaka:
‘onları o azîz ve hakîm (o mutlak
Galip, tam hüküm ve hikmet sahibi)
Yarattı.” derler.
10 – o yaratıcıdır ki
Yeryüzünü sizin için beşik gibi
Yapmış ve yol bulmanız için
Yerden yollar ve geçitler var
Etmiştir.
Başka yerlerde, yer hakkında
Firaş denilirken burada mehd
(beşik) denilmiştir. böylece
Beşiğinde rahat eden bebek gibi,
Yeryüzünün insanlar için
Döşendiği anlatılmıştır. oysa
Gerçekte yerküre, en hızlı bir
Uçaktan daha fazla bir hızla
Uzayda dönmektedir. içindeki
Sıcaklık, madenleri ve taşları
Bile eritecek güçtedir. nitekim
Bazan volkanik püskürmeler de bunu
Hatırlatmaktadır. allah böylesine
Büyük bir varlığı, kapsadığı
Bitmek tükenmek bilmez
İmkânlarıyla, insanlığın emrine
Vermekteki nimetlerini hatırlatmak
İstiyor.
11 – gökten, bir ölçüye
Göre su indiren de o’dur.
Biz onunla ölü bir
Ülkeye hayat veririz.
İşte siz de mezarlarınızdan
Öyle çıkarılacaksınız.
12 – bütün çiftleri yaratan,
Denizde gemilerden, karada
Davarlardan sizin için binekler
Yapan da o’dur.
Âyetteki ezvac kelimesinden sadece
Kadın ve erkekler kasdedilmez.
Allah diğer mahlûkları da çift
Yaratmıştır. mesela elektriğin,
Pozitif ve negatif kutuplarının
Bir araya gelmesiyle sayısız
Cihazlar yapılmıştır.
13-14 – ta ki onların üstüne
Binerken rabbinizin nimetini
Hatırlayasınız ve şöyle
Diyesiniz:
‘bunları bizim hizmetimize veren
Allah yüceler yücesidir, her
Türlü eksiklikten münezzehtir.
O lütfetmeseydi biz buna
Güç yetiremezdik.
Muhakkak ki biz sonunda
Rabbimize döneceğiz.”
Hz. peygamber sefere çıkarken
Bineğine bindiğinde, ‘bismillah”
Deyip atın üzengisine bastıktan
Sonra bu âyeti okuyarak üç defa
El-hamdülillah, sonra üç defa
Allah’u ekber derdi. sonra bu
Âyetlerde bildirilen:
‘sübhanellezî sehhare lena…”
Duasını okurdu.
15 – öyle iken, müşrikler
Tuttular kullarından bir kısmını
O’nun cüz’ü (parçası) saydılar.
Gerçekten insan çok nankördür.
16 – ne o, yoksa o
Yaratıklarından, aklınız sıra
Kızları kendisi evlat edindi de, o
Değerli oğulları size mi ikram
Etti?
Burada müşriklerin şiddetli
Çelişkileri vurgulanır: onlar
Kız evlatlarını, hiç adam yerine
Koymuyor, hatta ‘kızın oldu”
Denilince kaçacak yer
Arıyorlardı. kendileri erkek
Çocuk isterken, hoşlanmayıp hakir
Gördükleri kız çocuklarını
Allah’a mal ediyor. ‘onun
Kızları” olduğunu iddia
Ediyorlardı. kur’ân kız
Çocuklarını hakir gördüğünden
Değil, onların kendi kendileriyle
Çelişkiye düşüklerini ortaya
Koymak için bu ifadeleri
Naklediyor.
17 – o müşriklerden her biri,
Rahman’a yakıştırdığı kız
Evladı dünyaya geldiği haberini
Alınca,
Birden yüzü mosmor kesilir,
Kederinden yutkunur durur.
18 – onlar süs içinde yetişen
Ve tartışmada meramını kuvvetle
Anlatamayan kızları mı allah’a
İsnad ediyorlar?
19 – rahman’ın kulları olan
Melaikeyi de dişi saydılar.
Ne o onların yaratıldıkları
Sırada hazır mı bulundular?
Onların bu iddiaları yazılacak ve
Bundan ötürü onlar sorguya
Çekileceklerdir.
20 – bir de dediler ki: ‘eğer rahman
Dileseydi, biz onlara tapmazdık.”
Aslında onların ciddi bir bilgileri
Yoktur. onlar sırf kafadan atıyorlar.
21 – yoksa bizim onlara daha önce
Verdiğimiz bir kitap varmış da
Onlar buna mı sarılıyorlar?
22 – hayır ne bilgileri var, ne
Kitapları sadece şöyle derler:
‘biz babalarımızı bir dine
Bağlanmış gördük. biz de
Onların izlerinden gidiyoruz.”
23 – işte böylece senden önce,
Uyarıcı bir resul gönderdiğimiz
Hiçbir şehir yoktur ki oraların
Varlıklı kişileri:
‘biz babalarımızı bir dine
Bağlanmış gördük. biz de
Onların izlerine uyduk” demiş
Olmasınlar. [11,38; 17,16]
Varlıklı kişilerin hak dine
Karşı çıkmaları şundandır:
1.bunlar mal mülk ile o derecede
Meşguldürler ki hak – batıl
Mücadelesine fikir yormazlar.
Zihnen ve bedenen
Tembelleşmişlerdir. kurulu düzen
Dışında bir şey düşünmezler.
2.mevcut sistem sayesinde
Zenginleştiklerinden o düzenin
Devamını isterler.
24 – peygamber onlara: ‘peki, size
Babalarınızın bağlandığı
Dinden daha doğrusunu getirmişsem,
Yine de sürüp gidecek misiniz?”
Deyince onlar: ‘şunu bilin ki,
Dediler, biz, sizinle gönderilen
Mesajı reddediyoruz.”
25 – bunun üzerine biz de
Onlardan müminlerin intikamını
Aldık. işte bak peygamberlere
Yalancı diyenlerin sonu nasıl oldu
Gör ”
26-27 – bir vakit ibrâhim
Babasına ve halkına şöyle dedi:
‘bilin ki ben sizin
Taptıklarınızdan her türlü
İlişiği kestim. ben ancak beni
Yaratana ibadet ederim. o bana yol
Gösterecektir.”
28 – o, bu sözü hakka
Dönsünler diye, gelecek nesillere
Devamlı kalacak bir miras olarak
Bıraktı.
Hz. ibrâhim (a.s.)’ın neslinde bu
Miras devam edegelmişti. hz.
Peygamber (a.s.)’ın risaletinden
Önce mekke’de ‘hanifler” diye
Bilinen ve hz. ibrâhim’in
İnancına, bildikleri kadarıyla
Bağlı olan insanlar vardı.
29 – doğrusu, ben bunları da,
Babalarını da kendilerine hakikat
Ve onu açıklayan peygamber
Gelinceye kadar yaşattım.
30-31 – ama bu gerçek kendilerine
Gelince: ‘bu sihirdir, biz bunu
Kabul etmeyiz” dediler ve
Eklediler: ‘bu kur’ân, bu iki
Şehirden büyük bir adama
İndirilseydi ya ”
İki şehir ile: mekke ile
Taifi kasdediyorlardı.
32 – senin rabbinin rahmetini
Onlar mı taksim ediyorlar?
Hâlbuki bu dünya hayatında
Onların maişetlerini aralarında
Taksim eden, bir kısmının diğer
Kısmını çalıştırması için,
Kiminin derecesini kimine üstün
Kılan biziz.
Senin rabbinin rahmeti ise, onların
Topladıkları bütün şeylerden
Daha hayırlıdır.
Dünyada rızıklar, rızık
Vesileleri, içtimai hayatın
Teşkilatlanması, geçimlerin
Takdir edilmesi âciz insanlara
Bırakılsa elbette dünya hayatı
Altüst olurdu. insanlar dünya
Hayatını bile tanzimden âciz
İken, nerede kaldı ki nübüvvet
Meselelerini, nebî olmaya kimin
Lâyık olduğu gibi meseleleri
Bilebilsinler?
33-35 – eğer, bütün insanların
Dinsizliğe imrenecek bir tek ümmet
Haline gelme mahzuru olmasaydı,
Rahman’ı inkâr edenlerin evlerinin
Tavanlarını ve çıkacakları
Merdivenleri, evlerinin
Kapılarını, üzerine
Kurulacakları koltukları hep
Gümüşten yapardık.
Onları altına, mücevhere boğardık.
Fakat bütün bunlar dünya hayatının
Geçici metâından ibarettir.
Âhiret ise rabbinin nezdinde allah’a
Karşı gelmekten sakınanlara mahsustur.
36 – kim rahmanın hikmetlerle
Dolu ders olarak gönderdiği
Kur’ân’ı göz ardı ederse,
Biz de ona bir şeytan
Sardırırız; artık o, ona
Arkadaş olur. [4,115; 61,5; 41,25]
37 – bu şeytanlar onları
Yoldan çıkarırlar,
Ama onlar kendilerinin hâla doğru
Yolda olduklarını sanırlar.
38 – ta ki huzurumuza gelinceye
Kadar böyle devam eder.
Huzurumuza çıktığında arkadaşına:
‘keşke seninle aramız doğu ile
Batı arası kadar uzak olsaydı
Meğer sen ne kötü
Arkadaşmışsın ” der.
39 – allah buyurur: ‘bu temenniniz
Bugün size hiçbir fayda vermez.
Çünkü hayat boyunca,
Birlikte zulmettiniz.
Burada da azabı birlikte
Çekeceksiniz.”
40 – sen sağırlara söz
İşittirebilir, körleri doğru
Yolda yürütebilir, besbelli
Sapıklıkta olanları hidâyete
Erdirebilir misin?
41-42 – ey resulüm biz seni vefat
Ettirip yanımıza alsak da,
Yine onlardan müminlerin
İntikamını alırız.
Yahut onlara vaad ettiğimiz azabı,
Sana sağlığında gösteririz.
Çünkü onlara karşı biz
Her zaman güçlüyüz.
43 – o halde sen sana vahyedilen
Buyruklara sımsıkı sarıl,
Muhakkak ki sen dosdoğru yoldasın.
44 – bu kur’ân hem sana, hem milletine
Güzel bir namdır, şereftir.
İleride ondan dolayı
Sorguya çekileceksiniz.
45 – senden önce
Gönderdiğimiz resullere sor
Bakalım:
Biz, hiç rahman’dan başka tapılacak
Tanrılar kabul etmiş miyiz?
Asla bütün resuller tevhidi
Titizlikle uygulamışlardır.
Resullerden maksat onlara verilen
Kutsal kitaplardır. bu âyet
Bütün peygamberlerin halis tevhidi
Anlattıklarına delildir.
46 – nitekim onlardan mûsâ’yı,
Delillerimiz ve mûcizelerimizle
Firavun’a ve ileri gelen
Yetkililerine gönderdik.
O da onlara: ‘ben rabbülâlemin’in
Size elçisiyim” dedi.
Hz. mûsâ’nın zikredilmesi, mekke
Müşriklerine şunları
Düşündürmek içindir:
1.peygamber tebliğine mazhar olan
Toplum lütfa nail olmuştur. ama
Bunun değerini bilmezse, firavun
Gibi helâk olacaktır. 2.firavun
Hz. mûsâ’yı küçümsediği gibi
Siz de hz. muhammed’i
Küçümsüyorsunuz. fakat asıl
Büyüklük ve küçüklük, allah
Nezdinde olan ölçülere göredir.
47 – o, delillerimizle onlara gidince
Onlar alay edip gülmeye koyuldular.
48 – onlara hep birbirinden
Büyük mûcizeler gösterdik. belki
Dönüş yaparlar diye azaplarla
Sarstık.
Hz. mûsâ (a.s.)’ın gösterdiği
Mûcizelerden burada kasdedilenler:
1.büyücülerin yenilip müslüman
Olmaları. 2.hz. mûsâ’nın duası
Üzerine kıtlık olması ve
Firavun’un bile hz. mûsâ’dan dua
Rica etmesi ve onun da bunu kabul
Etmesi. 3.hz. mûsâ’nın haber
Verdiği sel ve dolu sebebiyle
Görülen zarar sonucunda firavunun
Yine dua rica etmesi. 4.çekirge
Afeti ve hz. mûsâ’nın duası
Üzerine onların dağılmaları
5.ülkeyi kaplayan haşerat ve
Kımılın hz. mûsâ’nın duası
İle kalkması 6.kurbağaların
Hücumu 7.su kaynakları kanla
Dolmuşken hz. mûsâ’nın duası
Bereketiyle bunların zail olması.
(krş. km, çıkış, 7-12)
49 – azabı tadınca mûsâ’ya:
‘haydi büyücü sana verdiği
Sözünün gereği olarak bizim
İçin rabbine dua et, bizi
Bağışlasın, zira artık yola
Geleceğiz” dediler.
50 – fakat biz, onlardan azabı
Giderince, hemen sözlerinden
Caydılar. [7,133-135]
51-53 – firavun halkına duyuru
Yapıp dedi ki: ‘ey benim halkım
Mısır’ın yönetimi benim
Elimde değil mi?
Ayaklarımın altından akan şu
Nehirler, kanallar benim değil mi?
Görmüyor musunuz? yoksa ben, şu
Aşağılık, meramını bile
Neredeyse anlatamayan adamdan daha
Üstün değil miyim?
Eğer o dediği gibi ise, üstüne
Gökten altın bilezikler atılmalı
Yahut beraberinde melaikeler gelmeli
Değil miydi?” [26,29; 28,38]
O devirde mesaj ilan etme yöntemi,
Burada bildirildiği üzere dellal
Çağırtmaktı. bu dellallar
Şehir, köy ve kasabalarda konuyu
Halka duyururlardı. zavallı
Firavun’un elinde dalkavuk bir
Medya, haber ajansları veya devlet
Radyo ve tv’leri yoktu.
Hz. mûsâ (a.s.)’da risaletten
Sonra kekemelik yoktu. zira taha,
27-36 âyetlerinde nakledilen
‘dilimdeki tutukluğu çöz”
Duası, elbette kabul edilmişti.
Firavun’un böyle demesi, ilahî
Mesajı anlamama konusundaki
İnadından ileri geliyordu. kasden
Önemsemiyor veya önemsemez
Görünüyordu.
O dönemde, bir elçi gönderen
Hükümdar, önce onu, üzerinde ve
Çevresinde bütün ihtişam ve
Zenginliğini ispatlayacak
Eşyalarla donatırdı. firavun,
Mûsâ (a.s.)’da bundan bir eser
Göremeyince, onun sadeliğini,
Elçi olmayışının delili saymak
İstemişti.
54 – o halkını küçümsedi,
Onlar da ona itaat ettiler. doğrusu
Onlar yoldan iyice çıkmış bir
Toplum idi.
Bir dikta yönetimi hukuku çiğner,
Çevresindeki menfaatçi
Dalkavuklarla bir oligarşi kurar,
Dürüst ve erdemli insanları
Susturursa, açıkça söylemese
Bile halkını hiçe saymış
Demektir. halk da fâsık ise; hak,
Batıl, erdem onlar için önemsiz
Olduğundan sürü gibi ona uyarlar.
Zulme, şahsiyetsizliğe boyun
Eğer, ses çıkarmazken, hakkı
Tutan bir ses yükselirse, onu
Sustururken sesleri yüksek çıkar.
İşte bunlar zilleti kabul
Ettiklerinden, hiç sayılmaz
Müstehak olmuşlardır.
55 – onlar bizi gazaba dâvet
Edince, biz de onların hepsini suda
Boğarak, onlardan müminlerin
İntikamını aldık.
56 – onları sonraki nesillere,
Geçmiş bir ibret ve misal yaptık.
57-58 – vakta ki meryem’in oğlu
Îsâ misal verildi, derhal halkın
Keyiflenerek haykıra haykıra
Gülmeye koyuldu ve ‘bizim
Tanrılarımız mı üstün,
Dediler, yoksa o mu?”
Bunu, sırf bir münâkaşa olsun
Diye sana misal verdiler. zaten
Onlar kavgacı bir toplumdur.
59-60 – hayır, o bir tanrı
Değil, nimetimize mazhar ettiğimiz
Ve israiloğulları için bir
Örnek yaptığımız bir has
Kulumuzdu. şayet yapmak isteseydik,
Sizin yerinize geçmek üzere
Melekler yaratırdık. ama bu,
Allah’ın hikmetine aykırıdır.
61 – gerçekten o, kıyamet
İçin bir beyandır.
Artık siz, o saatin geleceğinden hiç
Şüphe etmeyin de bana tâbi olun.
Doğru yol budur.
62 – sakın şeytan sizi
Yoldan çevirmesin.
Çünkü o sizin besbelli
Düşmanınızdır.
63-64 – îsâ, açık açık
Delillerle onlara gelince:
‘ben, size hikmet getirdim,
Bir de hakkında ayrılığa
Düştüğünüz bazı şeyleri size
Açıklamak için geldim.
O halde allah’a karşı gelmekten
Sakının ve bana itaat edin.
Allah benim de rabbim, sizin de
Rabbinizdir, yalnız o’na ibadet
Edin. doğru yol budur.” dedi.
65 – ondan sonra kendisine mensup
Birtakım fırkalar aralarında
Ayrılığa düştüler.
Gayet acı olan bir günün
Azabından zalimlerin vay haline
66 – insanlar, sadece, hiç
Farkında değillerken o kıyamet
Saatinin ansızın başlarına
Gelivermesine bakıyorlar.
67 – müttakiler dışında
Dünyadaki bütün dostlar, o gün
Birbirine düşmandır. [29,25]
68 – allah müttakilere şöyle
Buyurur: ‘ey benim kullarım
Bugün size herhangi bir endişe yoktur.
Sizi üzen bir durum da
Olmayacaktır.”
69 – ne mutlu onlara ki onlar,
Âyetlerimize inanmış ve allah’a
İtaat etmişlerdir.
70 – haydi siz de, eşleriniz de
Neş’e dolu olarak buyurun cennete
71 – altın tepsi ve kâselerle
Kendilerine ikram eden hizmetçiler,
Etraflarında fır döner.
Hülasa orada canınız ne isterse,
Gözleriniz hangi manzaralardan
Hoşlanırsa hepsi var
Hem siz burada devamlı kalacaksınız.
72 – işte dünyada
Yaptığınız makbul işlerden
Dolayı vârisi yapıldığınız
Cennet
73 – size orada, istediğiniz şekilde
Yiyeceğiniz her türlü meyve vardır.
74 – suçlular ise cehennem
Azabında ebedî kalacaklar.
75 – azapları hiç gevşetilmeyecek,
Orada bütün ümitlerini
Yitirmiş olarak kalacaklardır.
76 – böyle yapmakla biz onlara
Haksızlık etmedik, ama asıl
Kendileri öz canlarına
Zulmettiler.
77 – cehennem bekçisine
Şöyle feryad ederler:
‘malik ne olur, tükendik artık
Rabbin canımızı alsın,
Bitirsin işimizi ”
O da: ‘ölüp kurtulmak yok, ebedî
Kalacaksınız burada” der. [87,11-13]
78 – allah da şöyle buyurur: ‘biz
Size gerçeği getirmiştik.
Fakat çoğunuz hakikatten
Hoşlanmamıştınız.”
79 – ey resulüm onlar size hile
Kurmakta işi sağlama
Aldıklarını mı düşünüyorlar?
İşte biz de işi sağlam tutuyoruz.
80 – yoksa onlar, bizim
Sırlarını ve gizli
Konuşmalarını işitmediğimizi mi
Sanıyorlar? hayır işitiriz ve
Yanlarındaki elçilerimiz de her
Yaptıklarını yazarlar.
81 – de ki: faraza rahman’ın
Çocuğu olsaydı ona ilk ibadet
Eden ben olurdum [39,4; 19,90-91]
(ben bunu bilmediğime göre demek
Ki böyle bir şey yoktur )
82 – göklerin ve yerin rabbi, o
Arşın, o muazzam saltanatın rabbi,
Kendisine eş, ortak uyduranların
İddialarından münezzehtir,
Yüceler yücesidir.
83 – kendilerine bildirilen o
Hesap gününe kavuşuncaya kadar,
Onları kendi hallerine bırak,
Batıllarına dalsınlar, varsın
Oyalansınlar.
84 – o, allah’tır, gökte de yerde
De tek ve gerçek ilahtır.
O tam hüküm ve hikmet sahibidir, her
Şeyi hakkıyla bilir. [6,3]
85 – göklerin, yerin ve ikisinin
Arasında olan bütün varlıkların
Mülk ve hâkimiyetine sahip olan
Allah’ın şanı çok yücedir,
Hayır ve bereketi sınırsızdır.
Kıyamet saatini bilmek o’na aittir.
Hepiniz sonunda o’nun huzuruna
Götürüleceksiniz.
86 – müşriklerin o’ndan başka
Yalvardıkları sahte tanrıların
Şefaat yetkileri yoktur.
Ancak bilerek hak ve gerçeğe şahitlik
Edenler bunu yapabileceklerdir.
87 – eğer kendilerine: ‘sizi kim
Yarattı?” diye sorarsan ‘allah
Yarattı” derler.
O halde, nasıl oluyor da o’nu tek ilah
Kabul etmekten vazgeçiyorlar?
88 – allah, elbette resulünün:
‘ya rabbî ne yapayım, onlar, bir
Türlü imana gelmeyen bir
Topluluktur” demesini de biliyor.
[25,30]
89 – şimdi sen onlardan yüz
Çevir ve: ‘selam size” de.
Artık yakında mâruz
Kalacakları âkıbeti
Öğrenirler.