Abdulkerim Tiryaki Biraz Da Hüzün Düştü Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle


 

Abdulkerim Tiryaki – Biraz Da Hüzün Düştü

Zihnimin dalgınlığı
Adımlarıma aksediyor.
Kül rengi bulutların perdelediği
Güneşin ışıkları vurmuyor
Kaldırımlara.
Kimsesizliğimi ve çaresizliğimi yüzüme
Fısıldıyor soğuk kaldırımlar.
Mevsim sonbahar.
Geceden kalma yorgunlukla,
Kaldırımlara serilmiş yapraklara
Acıyarak baktım.
Tıpkı benim gibiler…
Sağa sola savrulmuş, perişan,
Anlaşılmaz bir haldeler…
Sararmış yaprakların hüznünden daha
Çok hüzün var yüreğimde.
Erzurum tren garında bir akşamüstü
Yalnızım hem de yapayalnız..
Eğri eğri düşen yağmur
Damlalarında teselli arıyorum.
Ruhumu ıslatan bu şehirde belki de
Korkmadığım tek şey, yağmur.
Çocukluk günlerinin ebem
Kuşaklarını hayal ediyorum.
Anneannemin şefkat dolu
Bakışları, gökteki rengârenk
Parıltılardan daha sevecen geliyor
Bana.
Şimdi ne kadar da çok ihtiyacım var
İlgiye, şefkate ve yürekten sevgiye..
Yüreğimin orta yerine hasretin
Düştü bu şark vilayetinin
Dondurucu havasında.
Nedendir bilinmez ama bir garip
Hüzün sardı ruhumu.
Şehrin yakamozlarında kıyılarıma
Medcezir dalgaları vuruyor.
Bu şehir sensiz ağlıyor, ağlamak
İstiyor gökyüzü bu şehirde
Sensiz ağlamak istiyor.
Fakir yüreğimle hayallerimin
Kıyısına uzanıyorum.
Meğer ne kadar da sevmişim seni, silindi
Rüyalarımı süsleyen renkler.
Kar tanelerinde oynamıyor yüreğim.
Üşüyorum, özlüyorum bu mavi
Gökyüzünün yalancı
Sıcaklığında. düşlere daldım,
Heyhat düşlerde bile yalnız
Kalmışım.
Birden çalsan diyorum kapımı,
Ansızın uyandırsan beni,
Kurtarsan bu kâbustan, kurtulsam
Sensizlikten.
Güneşi getirsen bana, yani sen
Gelsen diyorum, gecenin
Karanlığında ellerimi tutsan.
İşte geldim karşındayım desen
Çok şey mi istemiş olurdum.
Ellerime yokluğunun kelepçesi vuruldu,
Yüreğimi ayaklarından astılar.
Sana çiçek veremem can,
Ellerim acıyor.
Ellerim bağlı şimdi, ellerim
Tutsak sensiz şehirde. haykırmak
Geçiyor içimden, gökler dolusu
Haykırmak istiyorum.
Göğün mavisine boyanmış
Gözlerimden, yalnızlığımı
Çağıldayan yaşlar akıtmak
İstiyorum, sevmediğim bu şehrin
Kaldırımlarına seni yazmak
İstiyorum.
Sevgilim,elimde sana
Verilmemiş bir aşk mektubu..
Güven veren çehresiyle istikbalimi
Aydınlatan sevgilinin hayaline
Yürüyorum.
Bu şehrin kaldırımları kadar
İnsanları da soğuk.
Ruhumu üşütüyor bu şehrin
İnsanları. içimde filizlenen
Taptaze duygular sanki vurgun yemiş
Gibi…
Sana şiirler yazmak isterdim bir
Şairin hayata bakışıyla.
Hani şiirler vardır,
Kafiyesi gözyaşı…
Şiirler vardır, damla damla çile
Damıtır, ızdırap akıtır.
Şiirler vardır her kelimesi
Sancılar kuşanmış… şiirler
Vardır yanan bir gönlün
Resmedilmiş sancısı…
Ve şairler vardır,
Sırtlarında sancı sadağı.
Sana hüzün dolu şiirler
Yazıyorum istasyon salonunda.
Ve ben, ürkek ve utangaç
Kelimelerimle seslendiriyorum
Hüznümü.
Şiirlerden yaptığım ızdırap
Buketine seni ekliyorum, kadife
Duygularla, ipekten dokunuşlarla
Yöneliyor yüreğim. ızdırabı
Anlatan şiirlerden kutsal sancılar
Dileniyorum.
Bir umuda tutunur gibi, bir
Sevdaya sarınır gibi…
Dudaklarımdan dökülen titrek
Kelimelerimle; ‘ağlayan, inleyen
İnsan eyle ” duasının
Sıcaklığına sığınıyorum.
Anladım ki, kırılan mızraptan
Yaralı vicdanıma, paslanmış
Yüreğime, yankısı dinmeyen bir
Hitap kalır. ey hüzün anladım ki
Her şey seninle sen hakka giden
Yollarda vuslata vesile.
Münzevi mısralar