Kategoriler
Abdullah Özdoğan

Tıkandı Baba

Abdullah Özdoğan Tıkandı Baba Şarkı Sözleri, Sözü ile Dinle

 

Abdullah Özdoğan – Tıkandı Baba

Sultan mahmut kılık kıyafetini
Değiştirip dolaşmaya başlamış.
Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş
Oturmuş. herkes bir şeyler
İstiyor. tıkandı baba, çay getir
Tıkandı baba, oralet getir.
Bu durum sultan mahmut’un dikkatini
Çekmiş. hele baba anlat bakalım,
Nedir bu tıkandı baba meselesi?
Uzun mesele evlat, demiş tıkandı
Baba anlat baba anlat merak ettim
Deyip çekmiş sandalyeyi. tıkandı
Baba da peki deyip başlamış
Anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan
Gördüm ve her birinin bir
Çeşmesi vardı ve hepsi de
Akıyordu. benimki de akıyordu ama
Az akıyordu. ‘benimki de onlarınki
Kadar aksın” diye içimden
Geçirdim. bir çomak aldım ve
Oluğu açmaya çalıştım. ben
Uğraşırken çomak kırıldı ve
Akan su damlamaya başladı. bu
Sefer içimden ” onlarınki kadar
Akmasa da olur, yeter ki eskisi
Kadar aksın” dedim ve
Uğraşırken oluk tamamen tıkandı
Ve hiç akmamaya başladı. ben yine
Açmak için uğraşırken cebrail
Göründü ve tıkandı baba,
Tıkandı. uğraşma artık, dedi. o
Gün bu gün adım ‘tıkandı
Baba” ya çıktı ve hangi işe
Elimi attıysam olmadı. şimdide
Burada çaycılık yapıp geçinmeye
Çalışıyoruz. tıkandı baba’nın
Anlattıkları sultan mahmut’un
Dikkatini çekmiş. çayını
İçtikten sonra dışarı çıkmış
Ve adamlarına ;
Hergün bu adama bir tepsi baklava
Getireceksiniz. her dilimin altında
Bir altın koyacaksınız ve bir ay
Boyunca buna devam edeceksiniz.
Sultan mahmut’un adamları peki
Demişler ve ertesi akşam bir tepsi
Baklavayı getirmişler. tıkandı
Baba’ya baklavaları vermişler.
Tıkandı baba baklavayı almış,
Bakmış baklava nefis. ” uzun
Zamandır tatlı da yiyememiştik.
Şöyle ağız tadıyla bir güzel
Yiyelim” diye içinden geçirmiş.
Baklava tepsisini almış evin
Yolunu tutmuş.
Yolda giderken ‘ben en iyisi bu
Baklavayı satayım evin
İhtiyaçlarını gidereyim” demiş
Ve işlek bir yol kenarına geçip
Başlamış bağırmaya taze
Baklava, güzel baklava bu esnada
Oradan geçen bir esnaf baklavaları
Beğenmiş. üç aşağı beş
Yukarı anlaşmışlar ve tıkandı
Baba baklavayı satıp elde ettiği
Para ile evin ihtiyaçlarının bir
Kısmını karşılamış. esnaf
Baklavayı alıp evine gitmiş. bir
Dilim baklava almış yerken
Ağzına bir şey gelmiş.
Bir bakmış ki altın.
Şaşırmış, diğer dilim diğer
Dilim derken bir bakmış her
Dilimin altında altın. ertesi
Akşam esnaf acaba yine gelir mi
Diye aynı yere geçip başlamış
Beklemeye. sultanın adamları
Ertesi akşam yine bir tepsi
Baklavayı getirmişler. tıkandı
Baba yine baklavayı satıp evin
Diğer ihtiyaçlarını karşılamak
İçin aynı yere gitmiş. esnaf
Hiçbir şey olmamış gibi=
Baba baklavan güzeldi. biraz
İndirim yaparsan her akşam senden
Alırım, demiş. tıkandı baba da
Peki, demiş ve anlaşmışlar.
Tıkandı babaya her akşam
Baklavalar gelmiş ve esnaf da her
Akşam tıkandı baba’dan
Baklavaları satın almış. aradan
Bir ay geçince sultan mahmut ;
Bizim tıkandı baba’ya bir
Bakalım, deyip tıkandı baba’nın
Yanına gitmiş. bu sefer padişah
Kıyafetleri ile içeri girmiş.
Girmiş girmesine ama birde ne
Görsün bizim tıkandı baba eskisi
Gibi darmadağın. sultan; tıkandı
Baba sana baklavalar gelmedi? mi,
Demiş geldi sultanım peki ne
Yaptın sen o kadar baklavayı?
Efendim satıp evin ihtiyaçlarını
Giderdim, sağolasınız,
Duacınızım. sultan şöyle bir
Tebessüm etmiş. anlaşıldı
Tıkandı baba anlaşıldı, hadi
Benle gel, deyip almış ve devletin
Hazine odasına götürmüş. baba
Şuradan küreği al ve hazinenin
İçine daldır küreğine ne kadar
Gelirse hepsi senindir, demiş.
Tıkandı baba o heyecanla küreği
Tersten hazinenin içine bir
Daldırıp çıkarmış ama bir tane
Altın küreğin ucunda düştü
Düşecek. sultan demiş; baba senin
Buradan da nasibin yok. sen bizim
Şu askerlerle beraber git onlar
Sana ne yapacağını anlatırlar
Demiş ve askerlerden birini
Çağırmış
Alın bu adamı üsküdar’ın en
Güzel yerine götürün ve bir tane
Taş beğensin. o taşı ne kadar
Uzağa atarsa o mesafe arasını ona
Verin demiş. padişahın adamları
‘peki” deyip adamı alıp
Üsküdar’a götürmüşler. baba
Hele şuradan bir taş beğen
Bakalım, demişler. baba, niçin,
Demiş.
Askerler hele sen bir beğen
Bakalım demişler. baba şu yamuk,
Bu küçük, derken kocaman bir
Kayayı beğenip almış eline ne
Olacak şimdi, demiş baba sen bu
Taşı atacaksın ne kadar uzağa
Giderse o mesafe arasını
Padişahımız sana
Bağışladı.demiş. adam taşı
Kaldırmış tam atacakken taş
Elinden kayıp başına düşmüş.
Adamcağız oracıkta ölmüş.
Askerler bu durumu padişaha haber
Vermişler. işte o zaman sultan
Mahmut o meşhur sözünü
Söylemiş;
‘vermeyince mabud,
Neylesin sultan mahmut”